Etiket arşivi: Zeynep Oral’

Bafa Gölü ve Çevresi 9

Yediler Manastırı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yediler Manastırı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • İsa Mağarası Vadisi adı verilen yere Ortaçağ’da keşişler yerleşmiştir. Sonraki yüzyıllarda da manastırlar kurulmaya devam etmiştir. Bölgede tespit edilmiş 13 manastır vardır. En ünlüsü Stylos Manastırı’dır (Arap Avlu).
  • Bölgede yer alan manastırlardan en büyüğü Yediler Manastırı’dır. Bir büyük, bir de küçük avlusu vardır. Kale, savunma duvarı ve kuleleri ile manastır saldırılara karşı tedbirlidir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ana ayin yeri olarak çevredeki en büyük mağarayı seçtikleri düşünülmektedir. Yediler Mağarası ya da İsa Mağarası, manastıra uzak değildir. Duvarlarında freskler vardır.

Bafa Gölü’nün kıyısında ve adacıklarda kaya mezarları bulunmaktadır. Herakleia Nekropolü olarak adlandırılan alanda, göl kıyısında, adacıklarda, göl sularının altında kalmış pek çok mezar bulunmaktadır. Mezarlar genellikle kayaya oyulmuş sanduka biçiminde ve yan yana, birbirine bitişik şekilde oyulmuştur. Bazı mezarların üzerinde veya yanında yine kayalardan yapılmış kapaklar vardır.  Antikçağda Anadolu’da çok yaygın olarak kullanılmış, Bizans döneminde de bazı bölgelerde tercih edilmiş, doğal kayanın içine oyulmuş ve üzeri ağır bir kapak ile kapatılmış bir tür lahit olan hamasorion. Orta Bizans dönemine tarihlenen, Bafa Gölü’ndeki hamasorion. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, 2010.

Bafa Gölü’nün kıyısında ve adacıklarda kaya mezarları bulunmaktadır. Herakleia Nekropolü olarak adlandırılan alanda, göl kıyısında, adacıklarda, göl sularının altında kalmış pek çok mezar bulunmaktadır. Mezarlar genellikle kayaya oyulmuş sanduka biçiminde ve yan yana, birbirine bitişik şekilde oyulmuştur. Bazı mezarların üzerinde veya yanında yine kayalardan yapılmış kapaklar vardır.
Antikçağda Anadolu’da çok yaygın olarak kullanılmış, Bizans döneminde de bazı bölgelerde tercih edilmiş, doğal kayanın içine oyulmuş ve üzeri ağır bir kapak ile kapatılmış bir tür lahit olan hamasorion.
Orta Bizans dönemine tarihlenen, Bafa Gölü’ndeki hamasorion.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, 2010.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  1. Tarihöncesi İnsan Resimleri, Anneliese Peschlow-Bindokat, Sadberk Hanım Müzesi, 2006.
  2. Önsöz, Prof. Harald Hauptmann.
  3. Aktüel Arkeoloji, 62. Sayı, 27.02.2018.
  4. Üst Paleolitik Kadın Formları: Yeni Yorumlar, Olasılıklar; Okan Sezer, Arkeoloji Gazetesi, 17 Mart 2013.
  5. http://sahriye.blogspot.com.tr/search/label/Bafa
  6. Dünyanın En Eski Düğün Resmi, Özgen Acar, Cumhuriyet Gazetesi, 19 Kasım 2006.
  7. Yüceltilen İnsan ve Barış, Zeynep Oral, Cumhuriyet Gazetesi, 17 Kasım 2006.
  8. Yerleşik Hayatın İlk Figürleri, Deniz İnceoğlu’nun Anneliese Peschlow-Bindokat ile söyleşisi, Hürriyet Gazetesi, 2006.
  9. Anadolu’nun Elleri, Orkun Hamza Kayci, Yaşar Ünlü, Sedat Ateş, Magma, Nisan 2018.

 

 

 

 

 

İki Kültür Adamı

Kültür, bir toplumun tüm bilgileri, moral değerleri, kanunları, gelenekleri, fikirleri, dini inançları, batıl itikatları, sanatı, yaratıcılığı ve yeniliklere açıklığı ile ilgilidir.

Bazı gelenekleri ve değerleri yeri geldikçe reformlarla şekillendiremeyen toplumlarda kültür düzeyi daima sınırlı kalacaktır.

Kültür, eğitim ve disiplin düzeyini, toplumsal tecrübeleri, sosyal değerleri, entelektüel gelişimleri ve yaratıcılığı içeren bir bütündür. Kültür seviyesi, ifade edilen tüm değerlerin gelişimine ve birey ile toplumun sosyal ve ekonomik refahına da bağlıdır. Eğitim sisteminde yaratıcılığı öne alarak kültürü zenginleştirmek mümkündür.

İsveçli yazar Selma Lagerlöf, kültür, insanın öğrendiği her şeyi unuttuktan sonra geriye kalandır, demiştir. Kalanı, durmadan beslemek kültürün ölmezliği ve sürekliliği bakımından önemlidir.

Sartre’a göre kültürlü insan, dünyadaki durumunu anlamasına yarayan bilgi ve yolları edinmiş kişidir. Vedat Günyol’a göre ise, kafasını ve yüreğini dünyaya ve çağına, çağdaşlarına açan insandır.

Çağını yüreğinde yaşayıp özümsemiş insanların yaşam biçimlerinden, dünyaya bakış açılarından, deneyimlerinden kaynaklanan bir üründür uygarlık.

Konfüçyüs, kültürlü ve uygar insanı üstün tutarak, o, önce düşüncelerini eyleme geçiren, sonra da davranışlarına uygun olarak konuşan kimsedir, der.

Cumhuriyet gazetesinin kültür sayfasındaki yazılarını takip ettiğim Oktay Ekinci’nin genç yaştaki vefatı beni çok üzdü. 18 Ekim tarihli Zeynep Oral’ın “..iki gündür sensiz kalan kentler için, sensiz kalan çevre için, sensiz kalan doğa için ağlıyoruz” diye başlayan yazısını okuyunca bu kültür adamı için, kültürü yazmak istedim. Yukarıdaki tüm tanımlamalara uyan Ekinci’nin kaybı, büyük bir kayıp olmuştur.

Başka bir kültür adamını, geçenlerde kaybettiğimiz Tuncel Kurtiz’i de bu vesileyle anmak isterim. Bağdat Caddesi’nde görüp beğendiğim panoyu görüntülemiştim. Paylaşıyorum.