Etiket arşivi: Zeus

Bafa Gölü ve Çevresi 1

Bafa Gölü’nün çevresi bir açık hava müzesidir. Bölgede, Neolitik döneme ait kaya resimleri vardır; ayrıca Helenistik bir kent olan Herakleia ve Bizans dönemine ait izlerle doludur.

  Bafa Gölü ve çevresinde Beşparmak Dağları. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.


Bafa Gölü ve çevresinde Beşparmak Dağları.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.

  • Bafa Gölü’nün kıyısında yer alan Latmos, Beşparmak Dağları, Anadolu’nun kutsal dağlarından biriydi.
  • Latmos Dağları, tarihöncesi dönemde Ege Denizi’nin kıyısında yer almaktaydı. Dağların kuzeyindeki Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlarla, erozyon sonucu nehir ağzının dolmasıyla, Söke’den şimdiki Bafa Gölü’ne kadar olan eski Latmos Körfezi bir iç deniz halini alarak, denizden 30 km içerideki günümüzdeki Bafa Gölü’ne dönüşmüştür.
  • Gölün suyu için tatlı-tuzlu denebilir.
Sarp gnays kütlelerinde içeriğindeki demirden ötürü aşınma hatları sarı bir renk almıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sarp gnays kütlelerinde içeriğindeki demirden ötürü aşınma hatları sarı bir renk almıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Geçirdiği değişimle meşe ormanlarının yerini de zeytin ağaçları almıştır.
  • Yerleşik hayata geçildiğini ifade eden Neolitik dönemde toprağın bereketi ve yağmur en önemli hususlar olmuştur. Toprak, ana tanrıça olarak kabul edilmiş, yağmur yağdıran gök ise erkek tanrı ile özdeşleştirilmiştir.
  • Dağın 1400 m olan zirvesinde önce Hava ve Yağmur tanrısının tahtı, daha sonra Yunanların gök tanrısı Zeus’a adanmış küçük bir Helenistik dönem tapınağı yer almıştır.
  • Anadolu’da Hava ve Dağ tanrıları genellikle birlikte tapım görürlerdi. Yağmuru getirdiğine inanılan Hava tanrısı Anadolu’nun en yüce tanrısıydı. Hava tanrısı en erken dönemlerde boğa biçiminde, MÖ 3. binyıldan itibaren ise insan biçiminde betimlenmiştir.
  • Neolitik dönemde büyük boyutlu Buzul Çağı sanatının gerçekçi resimlerinin yerini, küçük figürlerin kullanıldığı, soyut ve sembolik bir betimleme tarzı almıştır.
  • Yerleşik düzene geçen insan topluluğu için aile, yaşamın odak noktası olmuştur. Kadın, aile içinde sürekliliğin garantisi olarak görülür.
  • Latmos kaya resimlerindeki aile betimleri, kaya resmi sanatındaki bilinen en erken aile betimleridir.
  • MÖ 6. binyılın ikinci yarısına tarihlendirilen Latmos kaya resimleri, 1994 yılında keşfedilmiştir.
  • 2000 yılında ise Suratkaya adı verilen kayanın üzerinde, Hitit Kralı II. Mursilis’in yeğenine ait bir kayıt, prensin mührü bulunmuştur.  Kayıt, MÖ 14. yüzyıl sonu, 13. yüzyıl başına tarihlendirilmektedir. Böylece, Hititlerin İzmir yakınlarında Karabel ve Akpınar’dan sonra Ege’de bulunan bu yazıt Hitit İmparatorluğu’nun genişleme sınırları hakkında yeni bir kaynak olmuştur. Mühürle yörenin Neolitikten Hitit’e, Karya Satraplığı’ndan Yunan, Roma’dan Bizans’a, Menteşe Beyliği’nden Osmanlılara ve Cumhuriyet’e uzanan tarihsel bağlantısı ortaya çıkmıştır.

 

Libya 39 Cyrene 1

  • UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki kenti, MÖ 7. yüzyılda Santorini Adası’ndan gelen Yunanlar’ın kurduğuna inanılır.
  • MÖ 331’de Büyük İskender, daha sonra Ptolemy Hanedanı, MÖ 96’da ise Roma’nın eline geçen kent, Roma’nın önemli kentlerinden biri, bölgenin başkenti oldu ve Yunan özelliklerini korumaya devam etti.
  • MS 115’te yaşanan Yahudi ayaklanmasında kent yağmalandı, şehir harap oldu.
  • Roma İmparatoru Hadrianus (76-138) şehri neredeyse yeniden inşa etti. Hadrianus, kentin ikinci kurucusu sayılır. Artık kent mimarisine Roma özellikleri hakimdi.
  • 262 ve 365 yıllarında yaşanan iki depremde şehir yerle bir oldu, başkent Tulmeyse’ye taşındı. Sonra Cyrene yavaş yavaş tarihten silindi.
  • Cyrene’nin yeniden keşfedilmesi 1705’te Fransızlar sayesinde oldu. İlk kazılar yıllar sonra İtalyan ordusu tarafından yapıldı.
  • Cyrene, felsefe okulunun kurucusu, Sokrates’in öğrencisi Aristippos’a (MÖ 435-386); aritmetik, geometri, astronomi bilgini Theodorus’a; matematik, coğrafya, astronomi bilgini Eratosthenes’e (MÖ 276-194) ev sahipliği yapmış bir kentti. Eratosthenes, dünyanın çevresini hesapladığı bilinen ilk insandır, İskenderiye’de ölmüştür. 5. yüzyılda yaşamış olduğu düşünülen, kendi adı ile anılan spirali hesap eden bilgin Theodorus için, Platon’un onunla birlikte çalışmak için Cyrene’ye geldiği rivayet edilir. Bilgin hakkındaki tek ilk elden bilgi Platon’un üç yerinde ondan bahsettiği Diyaloglar’dır.
Cyrene’nin Atina tarzı Agora’sından görüntüler. Dört bir yanı Dorik sütunlarla çevrili meydanın Yunanlar tarafından sivil ve askeri spor alanı olarak yapıldığı; Romalılar tarafından politik tartışmaların ve toplantıların yapıldığı Forum’a dönüştürüldüğü düşünülüyor. Yunanlar tarafından spor amaçlı kullanılan kapalı mekanlar Roma döneminde resmi daireler olarak kullanılmaya başlanmış. Tam ortada bulunan, basamakları kalmış olan yükseltinin Jul Sezar’a adanmış bir tapınak olduğu sanılıyor. Şehrin kurucusu olduğu düşünülen Kral Batus’un mezarı da Agora’daymış. Kentin iki ana caddesi var: Biri Apollon Tapınağı’ndan Agora’ya uzanan Kutsal Yol, diğeri ise Agora’dan Akropolis’e uzanan Kral Batus Yolu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’nin Atina tarzı Agora’sından görüntüler.
Dört bir yanı Dorik sütunlarla çevrili meydanın Yunanlar tarafından sivil ve askeri spor alanı olarak yapıldığı; Romalılar tarafından politik tartışmaların ve toplantıların yapıldığı Forum’a dönüştürüldüğü düşünülüyor. Yunanlar tarafından spor amaçlı kullanılan kapalı mekanlar Roma döneminde resmi daireler olarak kullanılmaya başlanmış. Tam ortada bulunan, basamakları kalmış olan yükseltinin Jul Sezar’a adanmış bir tapınak olduğu sanılıyor.
Şehrin kurucusu olduğu düşünülen Kral Batus’un mezarı da Agora’daymış. Kentin iki ana caddesi var: Biri Apollon Tapınağı’ndan Agora’ya uzanan Kutsal Yol, diğeri ise Agora’dan Akropolis’e uzanan Kral Batus Yolu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Meydana girişler doğu ve güney kapılarından sağlanıyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Meydana girişler doğu ve güney kapılarından sağlanıyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’nin tiyatrosu. Kentin en zengin dönemi olan MÖ 4. yüzyılda Artemis Tapınağı yapıldı ve nekropol kuruldu. MÖ 331 yılında Cyrene Büyük İskender’in idaresine geçti. Sonra gelen Ptolemy Hanedanı döneminde kente tiyatro ve gimnasyum yapıldı, kentin her yanı çeşmelerle süslendi ve kent, 5,5 km uzunluğunda bir sur ile çevrildi. Kentin en eski yapılarından biri olan tiyatronun Yunanlar tarafından yapıldığı düşünülüyor. Buradaki en eski kalıntılar, sahne ve orkestraya çok yakın oturma yerleri Yunanları işaret ediyor. Tiyatro bin kişi alabiliyor. Burası Romalılar tarafından amfitiyatroya dönüştürülmüş. Amfitiyatro, gladyatör ve vahşi hayvan oyunları için kullanılan, daire ya da elips biçimli, yükselen tribünlerden oluşan bir yapıdır. Tiyatro, yarım daire bir yapı iken, amfitiyatro çift tiyatro, yani dairesel ya da elips şeklindedir. Amfitiyatrolar ahşap malzeme yerine taşla yapılırdı. Cyrene’de de vahşi hayvan oyunları için yapıyı kullanabilmek için, ilave oturma yerleri eklenmiş, sahneye çok yakın olan oturma yerlerinin bulunduğu yere bir duvar yapılmış, sahneye giriş çıkış için bir tünel inşa edilmiş. Cyrene’de bir tiyatro daha olduğu ama 262 yılındaki büyük depremde yıkıldığı düşünülüyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cyrene’nin tiyatrosu.
Kentin en zengin dönemi olan MÖ 4. yüzyılda Artemis Tapınağı yapıldı ve nekropol kuruldu. MÖ 331 yılında Cyrene Büyük İskender’in idaresine geçti. Sonra gelen Ptolemy Hanedanı döneminde kente tiyatro ve gimnasyum yapıldı, kentin her yanı çeşmelerle süslendi ve kent, 5,5 km uzunluğunda bir sur ile çevrildi.
Kentin en eski yapılarından biri olan tiyatronun Yunanlar tarafından yapıldığı düşünülüyor. Buradaki en eski kalıntılar, sahne ve orkestraya çok yakın oturma yerleri Yunanları işaret ediyor. Tiyatro bin kişi alabiliyor. Burası Romalılar tarafından amfitiyatroya dönüştürülmüş. Amfitiyatro, gladyatör ve vahşi hayvan oyunları için kullanılan, daire ya da elips biçimli, yükselen tribünlerden oluşan bir yapıdır. Tiyatro, yarım daire bir yapı iken, amfitiyatro çift tiyatro, yani dairesel ya da elips şeklindedir. Amfitiyatrolar ahşap malzeme yerine taşla yapılırdı.
Cyrene’de de vahşi hayvan oyunları için yapıyı kullanabilmek için, ilave oturma yerleri eklenmiş, sahneye çok yakın olan oturma yerlerinin bulunduğu yere bir duvar yapılmış, sahneye giriş çıkış için bir tünel inşa edilmiş.
Cyrene’de bir tiyatro daha olduğu ama 262 yılındaki büyük depremde yıkıldığı düşünülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kral Batus Yolu’nda muhteşem sivil bir yapı var: 2. yüzyılda Apollon Tapınağı’nın baş rahibi Jason Magnus’un evi. Girişi mermerle süslenmiş. Evin odaları iç avlunun etrafına sıralanmış. Avluyu heykeller süslüyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kral Batus Yolu’nda muhteşem sivil bir yapı var: 2. yüzyılda Apollon Tapınağı’nın baş rahibi Jason Magnus’un evi. Girişi mermerle süslenmiş. Evin odaları iç avlunun etrafına sıralanmış. Avluyu heykeller süslüyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mermer zeminin süslemeleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mermer zeminin süslemeleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Jason Magnus’un evinin mozaik süslemeleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Jason Magnus’un evinin mozaik süslemeleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Kentteki en eski tapınaklardan biri Apollon Tapınağı. Apollon, ışık ve güneş tanrısıdır. Leto ile Zeus’un oğludur. Elinde güneş ışınlarını tutar. Yunan mitolojisindeki güneş tanrısı Helios ile bir tutulur. Apollon, Cyrene’nin koruyucu tanrısıdır. İki yanı altışar, diğer iki kenarı on birer sütunlu tapınak, MÖ 364 yılındaki depremde yıkılmış, yeniden yapılmış. MS 115 yılındaki Yahudi ayaklanmasında tekrar zarar görmüş. 2. yüzyılda Romalılar tarafından yapılan tapınak eskilerinin temeli üzerine kurulmuş. Yıkılan birinci ve ikinci tapınağın izleri barizdi. 1861’de tapınakta bulunan Lir Çalan Apollo heykeli British Museum’da sergileniyor. Tapınağın yanındaki anıtsal çeşme de görülmeye değer.
120-150 yıllarına tarihlendiği düşünülen, Cyrene’nin Apollon Tapınağı’nda 1861 yılında İngiliz arkeologlar tarafından yapılan kazılarda ele geçirilip British Museum’a götürülen mermer heykellerden biri. Fotoğraf:www.britishmuseum.org/collectiononline

120-150 yıllarına tarihlendiği düşünülen, Cyrene’nin Apollon Tapınağı’nda 1861 yılında İngiliz arkeologlar tarafından yapılan kazılarda ele geçirilip British Museum’a götürülen mermer heykellerden biri.
Fotoğraf:www.britishmuseum.org/collectiononline

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte olan, mermer Artemis heykeli. Cyrene’den ülkemize getirilmiş olan bu heykel, MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik orijinalinin Roma dönemindeki  kopyası. Fotoğraf: İstanbul Archaeological Museums, Alpay Pasinli, A Turizm Yayınları, 2001.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte olan, mermer Artemis heykeli. Cyrene’den ülkemize getirilmiş olan bu heykel, MÖ 2. yüzyılda yapılmış Helenistik orijinalinin Roma dönemindeki kopyası.
Fotoğraf: İstanbul Archaeological Museums, Alpay Pasinli, A Turizm Yayınları, 2001.

 

 

Bizans İmparatorluğu 111| Konstantin Döneminde Konstantinopolis Yapıları 2

AYA İRİNİ VE HAVARİYYUN KİLİSESİ

Fotoğraf: www.oguztopoglu.com

Fotoğraf: www.oguztopoglu.com

  • Aya İrini’nin Zeus, Afrodit veya Artemis Tapınağı üzerine inşa edildiğine dair bir görüş vardır.
  • Aya İrini (Kutsal Barış Kilisesi), yeni başkentin ilk büyük kilisesidir.
  • I. Konstantin’in 4.  yüzyılda yaptırdığı Aya İrini, 532’deki Nika Ayaklanması sırasında yandı ve I. Justinyen (527-565) tarafından yeniden yaptırıldı. Günümüze ulaşan yapı 738 depreminden sonra yapılan onarımın eseridir. Yapının çatı kısmı o dönemde yeni uygulanmaya başlanan kapalı Yunan haçı biçimindedir.
  • İlk yapımından beri üç nefli bazilika planlıdır.
  • Günümüze ulaşmış Atrium bölümü ve iki ana plan olan bazilika ve haçı bir arada barındırması açısından en önemli Bizans yapılarından biri olarak kabul edilir.
  • Ruhban sınıfının oturduğu sintronon (apsisteki oturma basamakları) bölümü ayakta kalan İstanbul’daki tek örnektir.
  • Üstteki silmelere kadar renkli mermer kaplı idi, Osmanlı döneminde sökülüp başka yapılarda kullanıldı.
  • Apsiste yer alan köşeleri gözyaşı damlalı haç İkonaklast dönemin en ünlü haçıdır. İkonaklast dönemden izler taşıyan, dünyadaki tek yapı olduğu söylenir.
  • Günümüzde taban mozaiği yerinde ahşap kaplama var. Sıvaların altının mozaik olduğu düşünülüyor.
  • Etrafında üç sarnıç yer alıyor.
  • Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda yer alan Aya İrini, tahta çıkan her padişahın ziyaret ettiği bir yer olmuş.
  •  Osmanlı bir dönem eski silahları burada sergilemiş. 1887 yılında, sergilenen silahların bulunduğu bölüm kapatılıp, arkeolojik eserlerin sergilendiği ilk müzemiz burada kurulmuş. Akademisyen Wendy Shaw (1970-), bu gelişimi, Osmanlı müzesinin Helen-Bizans mirasına yönelişi olarak yorumlar. Bunun başlıca nedenleri arasında II. Abdülhamit’in tahta çıkışının ardından yürürlüğe konan anayasanın imparatorluğun çeşitli kültürlerinin Osmanlı şemsiyesi altına alınmasına olanak tanıması olarak görür.
  •  Hanımlar mahfiline çıkan ahşap merdiven II. Mahmut döneminden günümüze ulaşmış.
  • Narteksteki cam mozaikler, 1992 yılında burada verilen bir partide çıkan yangında yok olmuş.
  • Havariyyun/Resuller Kilisesi, Büyük Konstantin’in kendisine yaptırdığı mozolenin çevresinde 550 yılında haç biçiminde inşa edilen ve zaman içinde emperyal kabristana dönüşen, başkentin Aya Sofya’dan sonraki en kutsal mekanı sayılıyordu.
  • Büyük Konstantin’le birlikte onun soyundan 19, İmparator Justinyen soyundan da 17 kişinin gömülü olduğu lahitlerin yanı sıra; Kudüs’ten getirilen ve hem İsa’ya, hem de azizlere ait olduğuna inanılan kutsal kalıtlar, iskelet ve kemiklerin (rölikler) defnedildiği anıt mezarlar barındırıyordu. Kutsal Emanetler’in önemli bir bölümü burada korunuyordu.
  • Burası 1204 Dördüncü Haçlı Seferi sırasında talan edildi, ganimetler Avrupa’nın çeşitli yerlerine dağıldı, en büyük pay Venedik’e düştü.
  • Büyük Konstantin’in lahdinin ve na’şının kalıtları hiçbir yerde ortaya çıkmadı.
  • İstanbul’un fethinden sonra kısa bir süre için Rum Ortodoks Patrikhanesi olarak kullanılmış, 1461 yılında yerine Fatih Camii yapılmıştır.

 

Bizans İmparatorluğu 36 | Çift Başlı Kartal

Çift başlı kartal çok eskiden beri kullanılan bir figürdür. MÖ 13. yüzyıla Hititler’e tarihlenen Alacahöyük, Sfenksli Kapı’nın doğusunda yer alan, andezit bloklara işlenmiş çift başlı kartal rölyefi.

Çift başlı kartal çok eskiden beri kullanılan bir figürdür. MÖ 13. yüzyıla Hititler’e tarihlenen Alacahöyük, Sfenksli Kapı’nın doğusunda yer alan, andezit bloklara işlenmiş çift başlı kartal rölyefi.

Kartal kutsallığına inanılan bir kuştur. Çeşitli mitolojilerde doğaüstü güçlerle yüklü olduğuna; güneşin yaratıcısı ya da kendisi olduğuna; ölenlerin ruhlarını öbür dünyaya götürdüğüne; gelecekten haber verdiğine; göğün ve kozmolojik güçlerin simgesi olduğuna; üstün güçlerle insanlar arasında aracılık yaptığına inanılmıştır. Yunan mitolojisinde kartal, tanrılar tanrısı Zeus’un simgesidir. Zeus’un gücünü ve zekasını simgeler. İskandinav mitolojisinde tanrılar tanrısı Votan, zor durumlarda kartal kılığına girer. Fin mitolojik geleneğinde de ilk şaman kartaldan türemiştir. Germen mitolojisinde Odin bazen Kartal diye adlandırılır. Şamanizm’de kuşa dönüşme, sihirli uçuş, göğe çıkış ortak motiflerdir. İlk şamanın annesinin insan, babasının kartal olduğuna, en azından eğitimini kartaldan aldığına, şamanın sırra erişinde önemli rol oynadığına inanılır. Yüce Varlık’ı veya onun temsicisini güneş kuşu Kartal’ın temsil ettiğine, Işığın Yaratıcısı olduğuna inanılır. Çift başlı kartal, ışığın yaratıcısını simgeler ve evren ağacının doruğunda bulunur.  Önce Kartal, 14. yüzyılda da çift başlı kartal Bizans İmparatorluğu’nun simgesi oldu. Bizans’ın çift başlı hükümdarlık kartalı (Imperial Eagle) Roma otoritesinin Doğu ve Batı’daki topraklarını simgeleyen geleneksel amblemi idi. Simgeselliği bu kadar yaygın ve güçlü olan kartal, Roma’dan sonra hem Avusturya-Macaristan hem de Rus imparatorluklarının armaları oldu. Fotoğraftaki sütun başlığındaki kartallar 10. yüzyıl yapımı günümüz Molla Fenari İsa Camii’nde.

Kartal kutsallığına inanılan bir kuştur. Çeşitli mitolojilerde doğaüstü güçlerle yüklü olduğuna; güneşin yaratıcısı ya da kendisi olduğuna; ölenlerin ruhlarını öbür dünyaya götürdüğüne; gelecekten haber verdiğine; göğün ve kozmolojik güçlerin simgesi olduğuna; üstün güçlerle insanlar arasında aracılık yaptığına inanılmıştır.
Yunan mitolojisinde kartal, tanrılar tanrısı Zeus’un simgesidir. Zeus’un gücünü ve zekasını simgeler.
İskandinav mitolojisinde tanrılar tanrısı Votan, zor durumlarda kartal kılığına girer.
Fin mitolojik geleneğinde de ilk şaman kartaldan türemiştir.
Germen mitolojisinde Odin bazen Kartal diye adlandırılır.
Şamanizm’de kuşa dönüşme, sihirli uçuş, göğe çıkış ortak motiflerdir. İlk şamanın annesinin insan, babasının kartal olduğuna, en azından eğitimini kartaldan aldığına, şamanın sırra erişinde önemli rol oynadığına inanılır. Yüce Varlık’ı veya onun temsicisini güneş kuşu Kartal’ın temsil ettiğine, Işığın Yaratıcısı olduğuna inanılır.
Çift başlı kartal, ışığın yaratıcısını simgeler ve evren ağacının doruğunda bulunur.
Önce Kartal, 14. yüzyılda da çift başlı kartal Bizans İmparatorluğu’nun simgesi oldu. Bizans’ın çift başlı hükümdarlık kartalı (Imperial Eagle) Roma otoritesinin Doğu ve Batı’daki topraklarını simgeleyen geleneksel amblemi idi.
Simgeselliği bu kadar yaygın ve güçlü olan kartal, Roma’dan sonra hem Avusturya-Macaristan hem de Rus imparatorluklarının armaları oldu.
Fotoğraftaki sütun başlığındaki kartallar 10. yüzyıl yapımı günümüz Molla Fenari İsa Camii’nde.

 

İlk yapımı 6. yüzyıl olan, Silivrikapı’daki Kızlar Manastırı’nın kapısının üzerinde çift başlı kartal.

İlk yapımı 6. yüzyıl olan, Silivrikapı’daki Kızlar Manastırı’nın kapısının üzerinde çift başlı kartal.

 

 

 

 

 

 

 


Belkıs – Zeugma

1976-2011 yılları arasında devam eden bu büyük projeye destek verenler arasında daha pek çok kuruluş vardı. Fransa’dan Nantes Üniversitesi, Tofaş AŞ, Ankara Üniversitesi DTCF, Sanko Holding......

1976-2011 yılları arasında devam eden bu büyük projeye destek verenler arasında daha pek çok kuruluş vardı. Fransa’dan Nantes Üniversitesi, Tofaş AŞ, Ankara Üniversitesi DTCF, Sanko Holding……

 

4 Haziran 2000 tarihinde grup olarak gittiğimiz Gaziantep’te Arkeoloji Müzesi’nde Zeugma’dan getirilmiş mozaik tabloların müzenin bahçesinde üst üste yığılıp üzerlerinin muşamba ile kaplandığını görmüştük. 13 Eylül 2000 tarihinde dört arkadaş günübirliğine Halfeti ve Nizip, Belkıs Köyü’ne gidip İstanbul’a dönmüştük. Gezimizin amacı Birecik Barajı’nda su tutulması tamamlanmadan yöreyi görebilmek, bir ay sonra su altında kalacak olan Roma Villası’nı da gezebilmekti.

4 Haziran 2000 tarihinde grup olarak gittiğimiz Gaziantep’te Arkeoloji Müzesi’nde Zeugma’dan getirilmiş mozaik tabloların müzenin bahçesinde üst üste yığılıp üzerlerinin muşamba ile kaplandığını görmüştük.
13 Eylül 2000 tarihinde dört arkadaş günübirliğine Halfeti ve Nizip, Belkıs Köyü’ne gidip İstanbul’a dönmüştük. Gezimizin amacı Birecik Barajı’nda su tutulması tamamlanmadan yöreyi görebilmek, bir ay sonra su altında kalacak olan Roma Villası’nı da gezebilmekti.

 

Gaziantep’in Nizip İlçesi’nin 10 km. doğusundaki Belkıs Köyü‘nde, Fırat Irmağı kıyısında bulunan Zeugma Antik Kenti  tarih öncesi çağlardan beri kesintisiz iskan edilmiş bir yerleşim yeri olmuştur. Fırat Irmağı’nın en kolay geçit verdiği iki noktadan birisinde yer alır. Zaten “Zeugma” adı da “köprü başı” veya “geçit yeri”  anlamını taşımaktadır. Şehir, Roma İmparatorluğu döneminde Zeugma adıyla anılırken stratejik konumu dolayısıyla özel bir önem verilmiş, bundan dolayı da giderek Romalı karakteri kazanmıştır. Değişik imparatorlardan kalan anıtlar, mezarlar, lahitler, mozaikler ve keramik buluntulardan anlaşıldığına göre Zeugma, İmparator Traianus ile Septimus Severus arasındaki zamanda (MS 98-211) en parlak dönemini geçirmiştir. Sınır ve ülkeler ötesi ticaretle zenginleşmiş Zeugma’daki villa ve mozaik furyası MS 256 yılındaki Sasani saldırısıyla son bulmuştur. Gaziantep Müzesi tarafından 1992 yılında ilk villa bulunmuş, devam eden çalışmalarla hepsi de yamaçlarda yapılmış 13 adet villaya ulaşılmıştır. Roma gelenekleri uyarınca sıvaların boyanmaları ve resimlenmeleri gerekiyordu. Günümüzde yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan bu antik kentin üçte biri  su tutulması Ekim 2000′de tamamlanmış olan Birecik Barajı gölü altında kalmıştır. Buradan kurtarılan freskler, antik parçalar ve mozaik tablolar için çok güzel bir müze yapılmıştır. Villalara, içlerinde bulunan en gösterişli mozaik panoda yer alan mitolojik kişiliğin adı verilmiştir.

Gaziantep’te eski Tekel İçki Fabrikası’nın yerine kurulan ve bulunan 1500 metre karelik mozaik ile dünyanın iddialı, önemli bir mozaik müzesi konumuna gelen binanın yapımına 2008 yılında başlanmış, toplam 50-55 milyon dolarlık yatırım yapılmış, açılış  2011’de olmuştur.

Gaziantep’in Nizip ilçesinde Fırat Nehri kıyısında yer alan Zeugma antik kenti Selevkoslar Devleti’nin kurucusu I. Selevkos Nikator tarafından MÖ 300-299 tarihinde yeniden imar ettirilmiştir.

Gaziantep’teki müzede sergilenmekte olan mozaik tablolar tek bir antik kentte yapılan kazılarda ortaya çıkarıldı. Oysa yakın zamana kadar dünyanın en ünlü mozaik müzesi olan Tunus’taki Bardo Müzesi’nde çeşitli antik kentlerden mozaik tablolar sergilenmektedir.

Zeugma mozaikleri MS 2-6. yüzyıllara tarihleniyor.

Zeugma mozaiklerinde çeşitli mitolojik söylenceler betimleniyor.

Zeugma yapıtlarında insan  ve hayvan anatomileri, kompozisyonları, çok renklilikleri dikkat çekici, renk uyumları çok başarılı.

Okeanos Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Boyutları 1.50 x 3.30 m. Tablonun üç köşesinde yunus balıklarına binen Eros figürleri sağ elleriyle yunus balıklarının yularını, sol elleriyle birer kırbaç tutmaktadırlar. Sol üst köşede bir kaya üzerinde oturan figür balık tutmaktadır. Merkezde kainata hayat veren evrensel ırmağın tanrısı  Okeanos ve denizin verimliliğini simgeleyen eşi Tethys vardır. İkisinin çok sayıdaki çocuklarından birisi de Fırat Nehri’dir. Bu pano, Fırat Nehri’ne adanmış olmalıdır. Okeanos’un şakaklarında ıstakoz kıskaçları, sağ omzunda gemi dümeni yer almaktadır. Aralarında mitolojik deniz canavarı Ketos bulunmaktadır. Bu havuz tabanı MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Okeanos Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Boyutları 1.50 x 3.30 m. Tablonun üç köşesinde yunus balıklarına binen Eros figürleri sağ elleriyle yunus balıklarının yularını, sol elleriyle birer kırbaç tutmaktadırlar. Sol üst köşede bir kaya üzerinde oturan figür balık tutmaktadır. Merkezde kainata hayat veren evrensel ırmağın tanrısı Okeanos ve denizin verimliliğini simgeleyen eşi Tethys vardır. İkisinin çok sayıdaki çocuklarından birisi de Fırat Nehri’dir. Bu pano, Fırat Nehri’ne adanmış olmalıdır. Okeanos’un şakaklarında ıstakoz kıskaçları, sağ omzunda gemi dümeni yer almaktadır. Aralarında mitolojik deniz canavarı Ketos bulunmaktadır.
Bu havuz tabanı MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Akratos mozaiği, Mainad Villası’nın muhtemelen dinlenme odasının taban mozaiği olup 4.00 x 3.50 m. boyutundadır. Mozaiğin üst yarısı figürlü, alt yarısı ise geometrik desenlidir. Figürlü panonun çevresi en dışta üç boyutlu meander ( Menderes Irmağı’nın kıvrımlarından esinlenen, anahtar motifi de denilen, Antik Çağ’da çok yaygın olarak kullanılan şerit ) motifi ve onun içinde ikili saç örgüsü motifi ile çevrilidir. Figürlü panoda üç güzel kız kardeşten biri olan Euphrosine ve Akratos divanlara uzanmışlardır. Güzellik, neşe ve mutluluğun hakim olduğu bir sahnedir. Euphrosine sakinliği, kendine güveni, serinkanlılığı, erdemliliği ve tedbiri simgelerken Akratos zayıf erkek karakterini temsil eder.  Bu mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Akratos mozaiği, Mainad Villası’nın muhtemelen dinlenme odasının taban mozaiği olup 4.00 x 3.50 m. boyutundadır. Mozaiğin üst yarısı figürlü, alt yarısı ise geometrik desenlidir. Figürlü panonun çevresi en dışta üç boyutlu meander ( Menderes Irmağı’nın kıvrımlarından esinlenen, anahtar motifi de denilen, Antik Çağ’da çok yaygın olarak kullanılan şerit ) motifi ve onun içinde ikili saç örgüsü motifi ile çevrilidir. Figürlü panoda üç güzel kız kardeşten biri olan Euphrosine ve Akratos divanlara uzanmışlardır. Güzellik, neşe ve mutluluğun hakim olduğu bir sahnedir. Euphrosine sakinliği, kendine güveni, serinkanlılığı, erdemliliği ve tedbiri simgelerken Akratos zayıf erkek karakterini temsil eder.
Bu mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Euphrates (Fırat) Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Orta panoda nehir tanrısı Euphrates yer almaktadır. Yanındaki testiden akan su Fırat Nehri’ni simgelemekte, sulanan topraktan bitkiler fışkırmaktadır. Fotoğrafın solunda yer alan tabloda mozaiğin yer aldığı villa resmedilmiştir. Orta panonun yanlarında nehir tanrıçası ve su perisi yer almaktadır. Mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Euphrates (Fırat) Villası’nın sığ havuzunun taban mozaiği. Orta panoda nehir tanrısı Euphrates yer almaktadır. Yanındaki testiden akan su Fırat Nehri’ni simgelemekte, sulanan topraktan bitkiler fışkırmaktadır. Fotoğrafın solunda yer alan tabloda mozaiğin yer aldığı villa resmedilmiştir. Orta panonun yanlarında nehir tanrıçası ve su perisi yer almaktadır.
Mozaik taban MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Europa Villası’nın taban mozaiğinde Fenike Kralı’nın kızı Europa’nın boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılışı resmedilmiştir. Boğa, yunus ve kanatlı panter figürleri dinamik, insan figürleri statiktir. Tablo  MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Europa Villası’nın taban mozaiğinde Fenike Kralı’nın kızı Europa’nın boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılışı resmedilmiştir. Boğa, yunus ve kanatlı panter figürleri dinamik, insan figürleri statiktir.
Tablo MS 2. yüzyıl sonları ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

Gaziantep ve Hatay Valiliklerince verilen bilgilere dayanarak bir irdeleme yaparsak:

Zeugma Antik Kenti’nde yapılan kurtarma kazıları sonucunda 1500 metre kare mozaik, 150 metre kare fresk, 100’lerce taşınır kültür varlığı ele geçmiştir.

2011 yılında açılan müzede 35 adet mozaik pano (yaklaşık 550 metre kare), 120 metre kare duvar resmi ve 35 adet heykel ve mezar steli teşhire konulmuştur.

Demek ki, mozaikler açısından bakarsak,  yeni müzeden iki tane daha yapılsa olabilir gibi duruyor. Yeni müzenin kapalı alanı 7075 metre kare.

Hatay’ın merkez ilçesi Antakya’da  inşa edilmekte olan, Temmuz 2013’te açılması planlandığı halde Aralık 2013 itibarıyla açılmamış olan Hatay Arkeoloji Müzesi’nin kapalı alanı 32.754 metre kare olacak.

Aslında müzelerin sıralamasını yapmak çok zor olmalı. Mozaiklerin sergilendiği alan, sergilenen mozaik metre karesi, sergilenen mozaiklerin hangi tarihe ait olduğu, mozaiklerin sanatsal kalitesi, kompozisyonun nadirliği vs…..gibi pek çok faktöre bakmak, bu faktörlere muhtemelen farklı ağırlıklar tayin etmek gibi karmaşık ve tüm dünyada kabul görmüş bir formül geliştirilmiş mi acaba?