Etiket arşivi: yün

Ekolojik Ev

Organik pamuk. Fotoğraf: Tekstil Sayfası

Organik pamuk.
Fotoğraf: Tekstil Sayfası

  • Temizlenmesi kolay mobilyalar seçilmeli. Bunun için mobilyalarda kolay toz tutmayan anti-statik cila tercih edilir.
  • Mobilyalarda kaplama malzemesi olarak, yatak örtüsü ve perdeler için keten, yün veya pamuk kumaş kullanılabilir.
  • Doğrudan olmayan/yansıtmalı ve yumuşak aydınlatma yapılır. Ayna ekolojik evlerde aydınlatmayı artırmasından dolayı çok kullanılır.
  • Anti-statik yataklar cep telefonu, televizyon gibi elektromanyetik cisimlerin etkilerini en aza indirir. Ayrıca bu yatakların dört köşesindeki destekler dalgalardan koruyucu etki yaratıyor. Bu etkilerden korunmak, sabah yataktan hafif kalkmayı sağlıyor.
  • Yer döşemesi için doğal kereste kullanımı öneriliyor.
  • Renklendirmeler toksik olmayan boyalarla yapılıyor. Kullanılacak cilalar da toksik madde içermemeli.
  • Doğal boyalar ve organik kumaşlar kullanılıyor.
  • Tezgahlarda granit, mermer gibi doğal malzemeler veya doğal ahşap tercih edilmeli.
  • Ekolojik mobilya tasarımında geri dönüşümlü malzemelerin kullanımına özen gösteriliyor.
  • Nanoteknolojik yataklar bakteri ve mikrop barındırmadığı için astım ve alerji gibi rahatsızlıkları olanlara uykunun yanı sıra sağlık da sunuyor.

 

Bana, bu bilgileri derledin ama sen bunları uyguluyor musun, diye sorarsanız, cevabım hayır olacak. Ama bu yazı zannımca yeni ev kuracak olanlara seçimlerinde, benim gibi eşyaları eski olanlara da ekolojik ev ne demektir bilsinler diye faydalı olabilir.

 

 

 

Süslenmeye Dair 1

  • Japonya’nın Hokkaido Adası, Kuril Adaları ve Sahalin’in yerlisi Ainu kavmi, ağaç kabuğundan kumaş dokurdu. Erkekler körpe ağaçlardan kabuk toplar, bunları suyun içinde yumuşatır, liflerini ayırır ve güneşte kuruturlar, kadınlar da bu liflerden kumaş dokurlardı.
  • Meksika’daki Mayalar, pamuktan dokunmuş ve boyanmış elbiseler giyerlerdi. Başlık gibi süs eşyaları ise ağaç kabuklarının yumuşatılmış liflerinden yapılırdı.
  • Meksikalı kadınlar eski devirlerde de üçgen biçiminde, bazen püsküllerle süslenmiş şallar kullanırlardı.
  • Eski Mısır’da papirüsten yapılma sandaletler yaygındı. Sadece zenginler deri sandalet yaptırabilirlerdi.
  • Kore’deki eski Silla Krallığı’nın (MS 5-6. yüzyıllar) başkentinin yakınında yapılan kazılarda altından yapılma pek çok nesnenin yanında altın ayakkabılar da bulunmuştur.
  • Eski Mısırlı erkek ve kadınlar iç çamaşır olarak peştamal kullanırlardı.
  • Antik Yunanlar daha çok keten ve yünden yapılma giysiler giyerlerdi.
  • 16. yüzyılda bir Llolard’ın (Anglo-Sakson gezici derviş) yazdıklarından, zengin kadınların kol kenarlarına ipek şeritler dikilmiş tunikler ve kırmızı deri ayakkabılar giyip, başlarına uzun örtüler taktıklarını; saçlarını bukle bukle yaptıklarını; el tırnaklarını atmaca pençesi gibi sivrilttiklerini öğreniyoruz.
  • Açılıp kapanan yelpazeler MS 4. yüzyılda Japonya’da icat edilmişti.
    Fibula, iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan bir takı ve modern çengelli iğnelerin atası. MÖ 12.-7. yüzyıllar arasında Orta Anadolu'nun batısında yaşayan Frigler Anadolu'da fibula kullanan ilk halk topluluğu olarak biliniyorlar. Başkentleri Gordion'da yapılan kazılarda çok miktarda fibula bulunmuştur. Fotoğraf: Rezan Has Müzesi

    Fibula, iki parça kumaşı birbirine tutturmaya yarayan bir takı ve modern çengelli iğnelerin atası. MÖ 12.-7. yüzyıllar arasında Orta Anadolu’nun batısında yaşayan Frigler Anadolu’da fibula kullanan ilk halk topluluğu olarak biliniyorlar. Başkentleri Gordion‘da yapılan kazılarda çok miktarda fibula bulunmuştur.
    Fotoğraf: Rezan Has Müzesi

    • Antik dünyada bol dökümlü, gevşek giysileri bağlamak için broşlar kullanılmıştır.
    • Zengin Anglo-Sakson kadınlar çok mücevher kullanırdı. Erkeklerin ise silahları süslü olurdu. Özellikle grena (lal taşı) adı verilen kırmızı taşlardan hoşlanırlardı (MS 6-7. yüzyıllar).
    • Aztekler kulak, burun ve dudak deliklerine altın, seramik ve obsidyenden (siyah volkanik kristal) yapılma takılar takarlardı.
    • Demir Çağı Britanyası’ndaki Keltler madeni telleri bükerek torc adı verilen kolyeler yaparlardı. Snettisham’da 64 altın telden yapılma bir kilodan ağır bir torc bulundu (MÖ 100).
    • Yüzükler tarih boyunca en büyük güç kaynakları olmuşlardır. Daire sonsuzluk ve birliğin simgesidir.
    • Şeytanın insan bedenine bir boşluktan, bir delikten girdiğine inanılmıştır. Bu yüzden, büyülü bir taş ya da madenden yapılmış küpe takarak bedeni şeytana karşı korumak mümkündür. Hindistan’da buruna hızma takılmasının nedeni de aynıdır. Bazı yörelerde ağızlar ve gözler dövmelerle çizilen desenlerle korunur.
    • Elmasların, safirlerin, zümrütlerin sahiplerinin geleceğini olumlu etkilediğine inanılırdı.
Bazı değerli taşların belirli güçler taşıdığına inanıldığından, uğurlu ve uğursuz sayılan taşlar ve mücevherler vardır. Mavi Elmas ya da Umut Elması adı verilen değerli taş, 17. yüzyılda Hindistan’da Tanrı Rama’nın heykelinden çalındı, taşı bir Fransız aldı/satın aldı. Bu adam, yabani hayvanlara yem oldu. Aynı taş, Fransa Kralı XIV. Louis’nin eline geçti, kral frengiden öldü. Daha sonra elmasın sahibi olan XVI. Louis, giyotinde can verdi. Mavi Elmas, bir İngiliz bankerin eline geçti; adam elması oğluna verdi, oğlu tüm servetini kaybetti. Elması elde eden ABD’li elmas tüccarı taşı Smithsonian Enstitüsü’ne bağışladı. Marie Antoinette’e ait bir kolye de, 1960’lı yıllarda düzenlenen bir müzayedede alıcı bulamamıştı. Fotoğraf: si.edu

Bazı değerli taşların belirli güçler taşıdığına inanıldığından, uğurlu ve uğursuz sayılan taşlar ve mücevherler vardır.
Mavi Elmas ya da Umut Elması adı verilen değerli taş, 17. yüzyılda Hindistan’da Tanrı Rama’nın heykelinden çalındı, taşı bir Fransız aldı/satın aldı. Bu adam, yabani hayvanlara yem oldu.
Aynı taş, Fransa Kralı XIV. Louis’nin eline geçti, kral frengiden öldü.
Daha sonra elmasın sahibi olan XVI. Louis, giyotinde can verdi.
Mavi Elmas, bir İngiliz bankerin eline geçti; adam elması oğluna verdi, oğlu tüm servetini kaybetti.
Elması elde eden ABD’li elmas tüccarı taşı Smithsonian Enstitüsü’ne bağışladı.
Marie Antoinette’e ait bir kolye de, 1960’lı yıllarda düzenlenen bir müzayedede alıcı bulamamıştı.
Fotoğraf: si.edu

 

Süslenmeye Dair Yazılarında Yararlanılan Kaynaklar

  • Batıl İnançlar, Peter Lorie, Milliyet Kitapları, 1997.
  • Antik Dünyada Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Ainular Ortaya Çıktı, Hürriyet Gazetesi, 06 Haziran 2008.

 

 

Özbekistan Gezisi 36 Orta Asya Sanatı 2

  • Kırgızistan ve Özbekistan’da bulunan veriler, 7.-8. yüzyıllarda insan biçimli kaplarda oldukça gelişmiş bir plastik sanatın varlığına işaret eder.
  • 8. yüzyılın sonu ve 9. yüzyılın başında yerel hükümdarlar için Abbasi sarayı tek geçerli model idi.
  • 9. yüzyılda gelişmeye başlayan seramik sanatı, 9.-12. yüzyıllarda yaygın olarak halkın yaşamına girmiştir. Seramikçiler kendi mahallelerinde bir arada yaşıyorlardı. Moğol istilasından önce seramik, yüksek nitelikli bir sanat olmuştur. Semerkand, Hiva, Şaş, Merv, Nisa, Harezm şehirlerinde seramik üreten merkezler vardı. Orta Asya’da seramik önceleri yerli silikat hamuru ile Çin porselenini taklit etmeye çalışmıştır. Daha sonra taklit etmekten vazgeçmiş, kendine özgü bir üslup geliştirmiştir.
  • Efrasiyab (Semerkand) kazıları sınai boyutlara varan cam üretimini ortaya çıkarmıştır; 9. yüzyıldan itibaren konutların pencerelerini süslemek için daire biçiminde renkli camlar kullanılmıştır.
  • 10.-11. yüzyıllarda Maveraünnehir, Horasan ve Yakındoğu’da Türkleşme süreci hız kazandı. Çok sayıda Türk etnik grubu Yakındoğu’ya göç etmeye başladı. Maveraünnehir ’de Karahanlılar, İran ve Anadolu’da Selçuklular hanedanlar kurdular.
  • 10. yüzyılın sonunda Afganistan topraklarında, Doğu İran ve Kuzey Hindistan’da Gazne Sultanlığı hakimdi.
  • 10.-12. yüzyılların sanat anlayışı ve üslubu tümüyle İslamiyet faktörüne bağlıdır. İslam’la birlikte bazı eski gelenekler sönmeye yüz tuttu. Önceki yüzyılların anıtsal resimleri, İslamiyet öncesi büyük bir canlılık göstermişken, 8. yüzyıldan başlayarak yavaş yavaş neredeyse ortadan kalktı. İslam ile bezeme ve süsleme sanatları gelişmiş, nakkaş üst düzeyde bir sanatçı olmuştur. Bitkisel ve geometrik bezeme sistemleri ve kufi ağırlıklı hat sanatı gelişmiştir.
Şah-ı Zinde ’deki restorasyon çalışmalarından. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Şah-ı Zinde ’deki restorasyon çalışmalarından.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 12. yüzyılda Orta Asya sanatçıları, seramikte kalıp ve pres kabartma tekniğini bilip uygulamaktaydı. Yapılarda çini kaplama yaygınlaştı. Semerkand seramiğinde kaligrafik bitkisel motifler önemli bir yer tutar. Gelişen matematiğe paralel olarak, geometrik bezemenin mimaride kullanılışı da yoğunlaşmıştır. Resimlerde hayvan motifleri çoğalmıştır. Özellikle kuş motifleri çok kullanılır. Semerkand seramiğinde insana ilişkin bir şey bulunmaz. Moğol dönemi öncesi, genelde belirli bir stilizasyon ifadesi olsa da, natüralizm de reddedilmiş değildir. Epigrafi bezemeye katılır. Sade ve parlak yazılarla süslenmiş kap kacak da yapılır. Yazıların okunmaz hale gelip sadece süs niteliğine dönüşmesi de 12. yüzyılda başlar.
  • Göçer sanat ve zanaat gelenekleri halı ve kilim işlerinde devam eder. Geometrik tasarımların yanı sıra çiçek motifleri de kullanılır.
  • Moğol öncesi dönemde Orta Asya, ünlü kumaşlarını Batı İslam ülkelerine ve Bizans’a ihraç etmiştir. Semerkand, Merv, Buhara gibi merkezlerde yün, pamuk, ipek kumaşlar, karma tekniğe dayalı simli kumaş ve gümüşi kumaş türleri de üretilmiştir. Merv ve Buhara’daki özel dokuma atölyelerinde Bağdat halifelerine gönderilen kumaşlar dokunuyordu. Dokuma sanatında motif olarak Çin ipeklilerindeki ejderler ve bulutlar da kullanılıyordu. Timur, Şam seferinden dönerken dokuma uzman ve işçilerini yanında getirmiş ve Semerkand’ı terk etmelerini yasaklamıştı. Semerkand’ın bir özelliği olan koyu kırmızı kadife Çin’de iyi satılıyordu.
  • 10.-11. yüzyıllarda Maveraünnehir ’den batıya hazır elbiseler, çadır malzemeleri ve boyalar da ihraç edilmiştir. Dokumanın hammaddesi koyun ve deve yünüydü.
  • Bitki özünden mavi bir boya olan indigo ile rengarenk boyanmış, çok yumuşak, kadın ayakkabısı yapımında kullanılan bir cins keçi derisi olan sahtiyan/maroken ihraç ürünleriydi. Semerkand marokeni ünlüydü.
  • Bu dönemin halı bezemesinde göçerlerin aşiret simgeleri ile Sogd sanatına özgü olan çift hayvan kompozisyonları çok kullanılmıştır.