Etiket arşivi: yoksulluk

Çağdaş Sanata Varış 253|Çağdaş Sanat 1

  • Los Angeles Çağdaş Sanat Müzesi 1940 sonrasında yapılan eserleri,
    Londra’daki Tate Modern 1965 yılından sonra yapılan eserleri,
    Çağdaş Sanat tarihi uzmanı Kristine Stiles ve sanat tarihçi Peter Selz ise 1945 yılından itibaren üretilen eserleri “Çağdaş” olarak nitelerler.
  • Ancak Çağdaş Sanat çoğu zaman, 1990’ların başlarında ortaya çıkan bir şey olarak tanımlanır ve postkolonyal tartışmanın yükselişi, Modernizm anlatısı üzerindeki Avrupa-Amerika tekelinin kırılması veya Soğuk Savaş’ın son bulmasıyla ilişkilendirilir. Küreselleşme endüstrisinin 1989’dan sonra hız kazandığı da biliniyor.
  • 1989 yılı, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı yıl, birçok kaynakta güncel/Çağdaş Sanat’ın başlangıç tarihi olarak gösterilir. 1990’ların Postfeminist veya üçüncü feminizm dalgası; Freud psikanalizinden Lacan psikanalizine, Kristeva’ya kayış;  tekno-bedenler; parçalılık; mekan meselesinin sanallığa, siber uzaya doğru genişlemesi; siborglar Çağdaş Sanat’ın dinamikleri arasında yer alan unsurlardan bazılarıdır.
  • Postmodernite tartışmaları yerini küreselleşme arayışlarına bırakırken toplumsal ve sanatsal açılımlar başta kimlik olmak üzere, aidiyet, farklılık, bellek, beden, kent, (eş)cinsellik gibi kavramları yeniden yorumlayıp üretmeye başladı.
  • Jean Baudrillard, kültürün de artık metalar olarak üretildiğini ve kültürün artık bir sınıfın kodlanmış değerlerinin yansıması olmadığını, aksine, bütün toplumsal kurumların katıldığı, her birisinin pay sahibi olduğu bir alan olduğunu söyler. Dolayısıyla kültür olgusu, toplumun geçirdiği değişimlerden etkilenerek gitgide farklılaşacaktır.
1987 İstanbul doğumlu sanatçı Emir Tomaç’a ait bir fotoğraf. Fotoğraf: Sanat Karavanı

1987 İstanbul doğumlu sanatçı Emir Tomaç’a ait bir fotoğraf.
Fotoğraf: Sanat Karavanı

  • Çağdaş sanatçıların hepsi  yapıtlarını üretirken en yeni teknolojiyi kullanmıyorsa da çoğu, teknolojinin yönetsel bir araç olduğunu kabul ediyor.
  • Çağdaş Sanat’ta tekrar gündeme gelen fikirler ve araçlar da söz konusudur. Özellikle din ve siyaset alanındaki tabulaşmış konular sanat alanındaki bazı çalışmaların ana temalarıdır. Sanatçıların aktivist bir gruba üye olmaları sıkça rastlanan bir durumdur.
  • Çağdaş Sanat yapıtının başarılı veya başarısız bulunma kriteri, diğer çağlarda uygulanan kriterlerle aynıdır: Yapıt akla ilginç sorular getiriyor mu? Malzemesi, biçimsel ve kavramsal ögeleri birbiriyle etkin bir ilişki içinde mi? Yapıt, başarması hedeflenen şeyi başarıyor mu? gibi.
  • Estetik yabancılaşmadan uzaklaşırken kültüre daha fazla entegre olan güncel sanatı “Çağdaş” diye tanımlamak genelde kabul görür. Devrimci tasarıların yerini alan deneycilik ile özdeşleştirilir.
  • Çağdaş Sanat, sanat fikrini sorgular. Kavramları araç olarak kullanır. Kavramların fiziki bir obje ile tanımlanması gerekmediğinden, geleneksel araçlar ve obje kullanımı da gereksizdir. Fikirler ve bilgi, yazılı teklifler, raporlar, fotoğraflar, grafikler, dokümanlar, haritalar, film, video ve hepsinin üzerinde dilin kendisi ile ifade edilebilir.
  • Çağdaş Dönem, kültür sektörünün Yapıbozum, postkolonyal eleştiri, post Marksizm, toplumsal aktivizm, Psikanalitik teori gibi trendlerin temellendiği kamusal alan işlevi görür. Çağdaş Sanat ortamları, sol düşüncenin kamusal söylem olarak hala dolaşımda olduğu birkaç alandan biridir, denebilir.
  • Çağdaş Sanat dönemi ile sanatlar arasında yeni bir kesişme ve deney alanı açıldı: Artık müzik yerine ses sanatı, şiir yerine dil sanatı, inşa yerine an-arkitektür, tiyatro yerine Performans Sanatı vardı.
  • Melezleşme sürecinin en önemli aşamalarından birisi Vücut Sanatı’dır. Gövdeyi iktidarın “kullanabileceği” ve bu yetkinin sadece devletin elinde bulunduğu; kurulu sistemin eğitim, sağlık, hapishane, cinsellik, askerlik aşamalarındaki gövdeye dönük her türden yaklaşım siyasaldır. Bu, öznenin nesneye dönüştürülmesi ve özneyi sahiplenenin özneye yabancılaştırılmasını öngören bir anlayıştır. Çağdaş Dönem’de gövdeye dönük her yaklaşım, sistemi eleştirmeyi içerir. Gövdeye dönük bir yorum, bellek, kimlik, aidiyet, mekan gibi alanlara bir gönderme ve bu olguların sorgulanması; ırkçılık, yoksulluk, ayrımcılık gibi siyasallaşma düzlemleri de Vücut Sanatı’nda içerilir.
  • Kamusal alan-özel alan ayrışması da aynı başlık altında değerlendirilir. Kamusal alan iktidarın denetimindedir. Gövde, kamusal ile özel alanın kesiştiği noktada yer alır. Gövdenin iktidarı kendi dışında tutmak istemesi, hegemonyanın egemenlik alanını daraltmak anlamına gelir.

 

 

 

Libya 8 Kaddafi 1

  • Arap-Berberi kökenli Kaddafi Kabilesi’nin üyesi; lisede siyasetle uğraştığı için okuldan kovulan; 1966 yılında İngiltere’de kısa süre ihtisas gören Yüzbaşı Muammer el-Kaddafi (1942-2011) öncülüğündeki Özgür Subaylar Hareketi 1 Eylül 1969’da bir darbe ile yönetimi ele geçirdi, cumhuriyet ilan etti, Senusiye’nin siyasal varlığına kesin biçimde son verdi.
  • 18 Eylül 1969’da Kaddafi, albay rütbesiyle silahlı kuvvetler başkomutanlığını ve Devrim Komuta Konseyi başkanlığını üstlendi.
  • Kasım 1969’da Libya, yabancı bankaları %51 oranında devletleştirdi.
  • Aralık 1969 ve 1970 Temmuz ayında iki karşı ihtilal girişimi oldu ama bastırıldı.
  • 9 Ocak 1970’de Kaddafi yeni kurulan hükumette başbakanlığa getirildi.
Trablus kentinde, Cezayir Meydanı’nda Kaddafi, 2005. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus kentinde, Cezayir Meydanı’nda Kaddafi, 2005.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libya, İsrail ile yapılacak hiçbir antlaşmaya veya Filistin davasını tasfiyeyi amaçlayan hiçbir sözleşmeye imza koymayacağını ilan etti.
  • Halk mahkemesi, 1971 yılında Kral İdris’i gıyabında idama, eşini beş yıl, veliahdı üç yıl, Kralın yakınlarından olan Ömer el-Şelhi’yi ömür boyu hapse mahkum etti.
  • İhtilal Meclisi, yabancı bütün siyasi doktrinleri reddederek Libya’nın kendi gerçeklerinden kaynaklanan ve İslam’ın sosyal adalet prensiplerine dayanan bir Libya kurmaya kararlıydı. Kaddafi, ihtilalin üç temel ilkesini hürriyet, sosyal adalet ve birlik olarak açıkladı. Kastedilen hürriyet, yoksulluk ve sömürüden azade, yabancı güçlerden bağımsız olmaktı. Kast edilen sosyal adalet, İslam’ın emrettiği sosyal adalet prensiplerini uygulamaktı. Birlikten kasıt ise, bütün Arap halklarının ister tek ve büyük bir devlet halinde, isterse küçük bölgesel devletlerden oluşan federatif bir devlet şeklinde birleşmesiydi.
  • Anayasanın birinci maddesinde, Libya halkının Arap milletinin bölünmez bir parçası olduğu ve Arap birliğinin sağlanmasının hedefleneceğini yazıyordu. İkinci madde ise devletin dinin İslam olduğunu belirtiyordu.
  • Her Libyalı Arapça ve Frenkçe yazılı kimlik kartları taşımalıydı.
  • Kaddafi, yurdundan yabancıyı kovmasını bilen ilk Arap lideri olmakla ve Arap dünyasındaki tek ihtilal ve kurtuluş hareketinin sahibi olmakla övdüğü Cemal Abdül Nasır’ı örnek almıştı. Askerliği ihtilal yapmak için seçtiği söylenir.
  • İhtilal öncesi Libya’nın, İngiliz subay ve eğitmenlerinin emir ve kumandasında 6000 kişiden oluşan bir Libya ordusu; eğitimini İngiltere’de almış subay ve çavuşların emrinde küçük bir donanma; Wheels Amerikan Askeri Hava Üssü’nde bulunan sembolik bir hava gücü vardı.
  • İslami ilkelere dayalı, solcu bir yönetim hedeflendi.
  • Her çeşit alkollü içkinin alım satım ve kullanılması yasaklandı, mecburi askerlik esası kabul edildi.