Etiket arşivi: Yerleştirme Sanatı

Çağdaş Sanata Varış 315|Çağdaş Dönemde Müzik 2

  • Çağdaş Dönem’de müzikte de alternatif yaklaşımlar, disiplinler arası çalışmalar, sıra dışı mekanlarda gösterimler, multimedya ögelerinden yararlanma, farklı dönemler ve müzik türleri arasında etkileşim kuran performanslar gerçekleştirilmiştir.
  • York Üniversitesi gibi bazı yükseköğrenim kurumlarında sanat, mimari, matematik, kozmoloji, müzik ve bilim arasındaki disiplinler arası etkileşimleri keşfetmeyi amaçlayan Müzik Araştırmaları Merkezi bulunuyor.
  • Patti Smith’in Land 1975-2002 adlı albümünün metinlerini ünlü yazar Susan Sontag kaleme aldı. 11 Eylül’de ülkesi ABD’yi eleştirmesiyle çirkin saldırılara maruz kalan Sontag’ın Patti Smith’le yaptığı iş birliği iki radikal sanatçının çağdaş bir uğraşı oldu.
  • Konserlere, genelde bir tiyatro sanatçısının da anlatıcı olarak katılması çağımıza ait bir uygulama.
  • Çağdaş, Klasik ve Caz müzikte ustalık gösterebilen; trompetçi, doğaçlama sanatçısı ve besteci Markus Stockhausen (1957-)gibi müzisyenler çağımızı yansıtıyor.
  • Artık, Pierre Boulez, Julia Morrison, Yannis Xenakis gibi bilgisayar kullanarak beste yapan sanatçılar var.
  • Enstalasyon/Yerleştirme Sanatı’na ses yerleştirmeleri de dahil oldu. Kanadalı sanatçı Janet Cardiff (1957-), 2001 yılında gerçekleştirdiği ses yerleştirmesi Kırk Sesli Motet’te, Thomas Tallis’in elden geçirilmiş eserini kullanmış, besteyi bir ses etkinliğine dönüştürmüş, galeri mekanına yerleştirilen kırk hoparlörün her birinden farklı bir şarkıcının sesi yayınlanmıştır. Galeri mekanında gezinenler, yerlerini değiştirdikçe, işittikleri ses karışımı da değişmiştir. Sanatçı, partneri George Bures Miller ile birlikte 1995 yılından bu yana ses yürüyüşleri de düzenlemektedir. Sanatçılar, çok kanallı kayıt teknolojisi kullanılarak üretilen sesi, katılımcılara verdikleri taşınabilir müzik çalardan dinletirken, müziğin dinleyicilerin çevrelerine ilişkin algılarını radikal şekilde değiştirdiği öne sürmektedir.
  • ABD’li sanatçı Jennifer Allora (1974-) ile Küba doğumlu sanatçı Guillermo Calzadilla (1971-) 2008 yılında bir Performans-Heykel-Resital-Dans eseri ürettiler. Önce 20. yüzyıl başında üretilmiş bir Bechstein piyanoyu hazırladılar: Piyanonun kuyruk kapağı üstünde, ayakta duran bir piyanistin sığabileceği büyüklükte bir delik açtılar; iki oktavı kullanım dışı bırakıp geri kalan telleri işlevlerini yerine getirecek şekilde korudular; piyanonun pedallarını ters yöne çevirdiler. İcracı bir yandan piyano çalarken bir yandan da önceden belirlenmiş koreografiye göre piyanoyu mekan içinde sürekli hareket ettirecekti. Çalınacak eser Hitler’in en sevdiği bestelerden biri olan Neşeye Övgü (Beethoven, Dokuzuncu Senfoni’nin bir bölümü, 1824), 1942 yılında Wilhelm Furtwängler yönetiminde Hitler’in doğum gününde bir Bechstein ile çalınmıştı. Neşeye Övgü ayrıca Irkçı politika ile yönetilen Rodezya’nın (Zimbabwe’nin eski adı) ulusal marşı idi; Kültür Devrimi sırasında Çinliler tarafından benimsenmişti ve Avrupa Birliği’nin marşı idi. Sanatçı ikilinin küresel siyasetin alegorisini yaptıkları pek çok eseri bulunuyor.
Çeşitli sanatçılar tarafından icra edilen Dur, Onar, Hazırla: Hazırlanmış Piyano için Neşeye Övgü Çeşitlemeleri’ni MoMA’da Jun Sun çalarken. Fotoğraf:  Ángel Franco/The New York Times

Çeşitli sanatçılar tarafından icra edilen Dur, Onar, Hazırla: Hazırlanmış Piyano için Neşeye Övgü Çeşitlemeleri’ni MoMA’da Jun Sun çalarken.
Fotoğraf: Ángel Franco/The New York Times

 

Çağdaş Sanata Varış 281|Çağdaş Enstalasyon 1

  • Eserin görülebilmesinin yanı sıra dokunulabildiği, hatta bazen duyulabildiği, koklanabildiği eserler önce çevre olarak adlandırılıyordu. Daha sonra Çağdaş Sanat terminolojisinde Enstalasyon adı verildi.
  • 1990’lardan itibaren Çağdaş Sanat çalışmaları esere bakan kişiyi doğrudan muhatap alır. Enstalasyon ve Performans Sanatı, izleyicileri daha açık yanıtlara teşvik ettikleri için ilişkisel sanat formlarıdır.
  • Her Yerleştirme aslında bir iktidar kurmadır. Yerleştirmenin temel amacı iktidarın merkezden çevreye kaydırılmasıdır. Nesneler arası ilişkiyi öne çıkaran ve nesneyi uzamın içindeki anlam açılımlarıyla tanımlayan Descartesçı mantık ile nesnenin ben-ötesi anlamlarını tercih eden Kantçı-Hegelci aşkınlaştırma süreci dikkate alındığında Duchamp’ın ready made/hazır nesne mantığının Descartesçı, Yerleştirme Sanatı’nın mantığının ise Kantçı olduğu söylenebilir.
Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun (1958-), 2003 yılında 8. İstanbul Bienali için yaptığı Enstalasyon. Sanatçı, Eminönü’ndeki iki binanın arasına, üç kat yüksekliğinde, 1550 sandalyeyi yığmıştı. Hüzünlü bir görüntüye sahip olan bu gerçeküstü yığın ile Salcedo, sıradan olanın aşırılıkla iç içe geçtiğini göstermek;  günlük yaşamın içine kazınmış bir çatışma alanı topografyası yaratmak istediğini belirtmiştir. Kayboluşu, yok oluşu, terk etmeye zorlanmayı anıştıran böyle koleksiyonların Auschwitz’deki mahkumlardan alınan eşya yığınları ile güçlü bağları olduğu düşünülür. Salcedo, bir yıl önce de benzer bir işi 280 sandalye ile Bogota’da, Adalet Sarayı’nda uygulamıştı. Bogota’daki binanın işgal edilmesi sırasında yaşanan şiddet olaylarının on yedinci yıldönümünde, elli üç saat süren işgal için aynı süre boyunca sanatçı, sembolik bir anma için binanın cephesinden aşağı bir dizi sandalye indirmişti. Amacı, on yedi yıl önce hükümeti devirmek için başarısız bir girişimde bulunup ölenleri anmaktı. İstanbul’daki yerleştirmesinin amacı ise, Global ekonominin çarklarını çeviren kimliksiz göçmen kitleleri anımsatmak idi. Doris Salcedo, sıradan nesnelerle, genelde mobilyalarla çalışan bir sanatçı. Bunlarla yaptığı Enstalasyonlarında yerleştirmenin içinde bulunduğu alanın tarihiyle, belleğiyle, kültürüyle bütünleşmeyi amaçlar. Büyük ölçekli yapıtlarla kamusal ve kurumsal alanlara yaptığı müdahalelerle tarihin yükü konusuna yoğunlaşır. Fotoğraf: www.universes-in-universe.d

Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo’nun (1958-), 2003 yılında 8. İstanbul Bienali için yaptığı Enstalasyon.
Sanatçı, Eminönü’ndeki iki binanın arasına, üç kat yüksekliğinde, 1550 sandalyeyi yığmıştı. Hüzünlü bir görüntüye sahip olan bu gerçeküstü yığın ile Salcedo, sıradan olanın aşırılıkla iç içe geçtiğini göstermek; günlük yaşamın içine kazınmış bir çatışma alanı topografyası yaratmak istediğini belirtmiştir.
Kayboluşu, yok oluşu, terk etmeye zorlanmayı anıştıran böyle koleksiyonların Auschwitz’deki mahkumlardan alınan eşya yığınları ile güçlü bağları olduğu düşünülür.
Salcedo, bir yıl önce de benzer bir işi 280 sandalye ile Bogota’da, Adalet Sarayı’nda uygulamıştı. Bogota’daki binanın işgal edilmesi sırasında yaşanan şiddet olaylarının on yedinci yıldönümünde, elli üç saat süren işgal için aynı süre boyunca sanatçı, sembolik bir anma için binanın cephesinden aşağı bir dizi sandalye indirmişti. Amacı, on yedi yıl önce hükümeti devirmek için başarısız bir girişimde bulunup ölenleri anmaktı. İstanbul’daki yerleştirmesinin amacı ise, Global ekonominin çarklarını çeviren kimliksiz göçmen kitleleri anımsatmak idi.
Doris Salcedo, sıradan nesnelerle, genelde mobilyalarla çalışan bir sanatçı. Bunlarla yaptığı Enstalasyonlarında yerleştirmenin içinde bulunduğu alanın tarihiyle, belleğiyle, kültürüyle bütünleşmeyi amaçlar.
Büyük ölçekli yapıtlarla kamusal ve kurumsal alanlara yaptığı müdahalelerle tarihin yükü konusuna yoğunlaşır.
Fotoğraf: www.universes-in-universe.d

2003 Venedik Bienali’nde Almanya pavyonunda sanatçı Martin Kippenberger (1953-1997), zemine yerleştirdiği metro havalandırma ünitesine belirli aralıklarla duyulan metro geçiş sesini de eklemiş. Bu görebildiğimiz, havalandırma ünitesinden gelen esintiyi hissedebildiğimiz ve duyabildiğimiz bir Enstalasyon. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2003 Venedik Bienali’nde Almanya pavyonunda sanatçı Martin Kippenberger (1953-1997), zemine yerleştirdiği metro havalandırma ünitesine belirli aralıklarla duyulan metro geçiş sesini de eklemiş. Bu görebildiğimiz, havalandırma ünitesinden gelen esintiyi hissedebildiğimiz ve duyabildiğimiz bir Enstalasyon.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Modernist ortama özgü sanatın değişimi engellediğini, farklı malzemelerin bir fikri ifade etmek için daha etkili araçlar olabileceğini düşünen çağdaş sanatçılardan Jean-Luc Cornec’in Telephone Sheep, 2013 adlı  Enstalasyonu. Birleşimler, sanatsal olmayan kaynaklardan elde edilen iki ve üç boyutlu elementleri birleştirerek Modernist zevkin kısıtlamalarına karşı oluşturuldu. Çağdaş Sanat, eserin çoklu ortam ve nesneden üretilebileceği fikrini geliştirildi. Çağdaş sanat eserlerinin çok azı ortama özgü olarak sınıflandırılabilir. Modernistler için bu eser, heykel kategorisinin herhangi bir tanımında yer bulamaz. Geleneksel olmayan materyal ve süreçler kullanan çalışmalar estetik etkiyle ya çok az ilgilenir ya da hiç ilgilenmez. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Modernist ortama özgü sanatın değişimi engellediğini, farklı malzemelerin bir fikri ifade etmek için daha etkili araçlar olabileceğini düşünen çağdaş sanatçılardan Jean-Luc Cornec’in Telephone Sheep, 2013 adlı Enstalasyonu.
Birleşimler, sanatsal olmayan kaynaklardan elde edilen iki ve üç boyutlu elementleri birleştirerek Modernist zevkin kısıtlamalarına karşı oluşturuldu. Çağdaş Sanat, eserin çoklu ortam ve nesneden üretilebileceği fikrini geliştirildi. Çağdaş sanat eserlerinin çok azı ortama özgü olarak sınıflandırılabilir.
Modernistler için bu eser, heykel kategorisinin herhangi bir tanımında yer bulamaz.
Geleneksel olmayan materyal ve süreçler kullanan çalışmalar estetik etkiyle ya çok az ilgilenir ya da hiç ilgilenmez.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Çağdaş Sanata Varış 280|Çağdaş Kavramsal Sanat 11 Ai Weiwei

AI WEIWEI
(1957-)

  • 2011 yılında Time dergisinin her yıl yayımladığı dünyanın 100 etkileyici insanı listesine giren, Art Review dergisinin En Güçlü 100 Sanatçı listesinin ilk sırasında yer alan Çinli sanatçı o yıl, ülkesindeki ifade özgürlüğüne ve insan hakları konusundaki uygulamalara yönelik eleştirel tutumundan ötürü ev hapsi ile cezalandırılmıştı.
  • Ai Weiwei mimarlık da yapmış, ayrıca fotoğraf ve video eserleri de üretmiştir. Ortak tasarımcı olduğu Kuş Yuvası adlı stadyum ile adını dünyaya duyurmuştur. Bugüne dek gerçekleştirdiği mimari projelerin sayısı yetmişi aşmıştır. Mimari ofisinin adı Fake Design’dır (Sahte Tasarım).
Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009. Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi. Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti. Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı. Fotoğraf:www.hydramag.com

Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009.
Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi.
Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti.
Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı.
Fotoğraf:www.hydramag.com

 

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için hazırladığı Peri Masalı etkinliği için, masrafını kendisi karşılayarak, 1001 Çinliyi ve 1001 Qing Hanedanı sandalyesini Almanya’ya yollamış, sandalyeler sergi alanına dizilmiş, Çinli “ziyaretçiler”e de cep harçlığı ve yatakhanede kalma imkanı sağlanmıştı. Weiwei’nin tasarladığı elbiseleri giyen “ziyaretçiler” üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin sanat yönü bu üç aylık süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Weiwei’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Weiwei, genç ve/veya çok cahilken yurtdışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır. Fotoğraf: dailyserving.com

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için Peri Masalı etkinliğini hazırlamıştı. Yurt dışına hiç seyahat etmemiş1001 gönüllü katılımcının Kassel’e gelmesini sağlamıştır. Katılımcılar, Ai’nin tasarımına göre hostele dönüştürülen eski bir tekstil fabrikasında kalmışlardır. Büyük iç mekan beyaz çarşafların asılmasıyla küçük yatak odalarına ayrılmış ve yataklar Ai’nin tasarımı olan kumaşlarla örtülmüştü. Ai ayrıca ortak dinlenme ve yemek alanının mobilyalarını ve yemek takımlarını da tasarlamıştı. Grubun şehirdeki varlığı Çin’in büyüyen ekonomik ve sanatsal öneminin simgesiydi. Dönem eşyalarını toplamayı seven Ai, bulduğu ve tamir ettirdiği Qing Hanedanı (1644-1911) döneminden 1001 adet sandalyeyi de şehre getirtmişti. Sandalyeleri ziyaretçilerin dinlenmeleri, sohbet etmeleri için düzenleyerek dünyanın her yerinden gelmiş olan insanlar arasında bağlantı kurulması imkanını sağlamıştı. Ai’nin tasarladığı elbiseleri giyen, cep harçlığı, kameralar ve ses kayıt cihazları verilen katılımcılar üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin kavramsal yönü bu süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Ai’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Ai Weiwei 1981 yılında ABD’ye gitmiş, orada on iki yıl geçirmişti. Ai, genç ve/veya çok cahilken yurt dışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır.
Fotoğraf: dailyserving.com

 

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği. Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar. Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu. Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti. Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü. Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı. Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı. Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular. Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir. Fotoğraf: www.tate.org.uk

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği.
Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar.
Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu.
Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti.
Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü.
Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı.
Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı.
Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular.
Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir.
Fotoğraf: www.tate.org.uk

  • Ai Wei Wei, izleyicinin tarihi ve sosyolojik referanslar bulabileceği bir çok politik eser üretti. Fakat mülteci sorununa dikkat çekmek için boğularak can veren Suriyeli küçük çocuk Aylan Kurdi’ye ithafen onun sahilde bulunduğu pozisyonu tekrar canlandırması izleyiciye sorgulayacak hiçbir alan bırakmadığı için çok eleştirildi.
Up Yours, Ai Wei Wei, 2017. Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Up Yours, Ai Wei Wei, 2017.
Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 92|Neo Dada 3| Jasper Johns, Allan Kaprow

  • ABD’li Jasper Johns (1930) ressam, heykeltraş ve baskı sanatçısıdır. Rauschenberg’in iyi arkadaşı olan sanatçı hem Neo Dadacılar hem de Pop Art’çılar ile anılır. Soyut Dışavurumculuk’un zengin imkanlarından, özellikle de fırçayı kullanış tarzından yararlanmayı da hiç bırakmamıştır. Gündelik nesneler kullanarak yapılan ilk resmin ona ait olduğu söylenir. Bayrak serisi, hedef tahtaları, haritalar gözde konuları olmuştur. Zihnin halihazırda bildiği objeleri kullanmak istediğini belirtmiştir. Malzeme olarak kullandığı gazete ile bayrak, harf, hedef tahtası ve rakamlar yaparak kitle iletişim araçlarının sembollerine saldırmayı sürdürmüştür. İlerleyen yıllarda, 1960’larda, ürettiği eserleri daha pervasız olmaya ve buluntu objeleri (cetvel, fırça vs.) daha fazla barındırmaya, şablon baskı ve vücut baskısı ihtiva etmeye başladı. Balmumu ve alçı sıkça kullandığı malzemeler oldu.
Jasper Johns, Beyaz Bayrak, 1955. Sanatçı sadece 1950’lerde değil, 2000’lerde de bayrak serisini yapmaya devam etmiştir. Beyaz Bayrak, serinin en büyüğü (199x307cm) ve ilk monochrome olanıdır. Bu seri Johns’un erken dönemini en iyi temsil eden işidir. Kullandığı sıcak balmumu sayesinde her fırça darbesini görünür kılmış; yüzey girintili çıkıntılı olmuş; renk şeffaftan opak’a değişiklik göstermiştir. Tablo, üç ayrı tuvalden oluşmaktadır: yıldızların yer aldığı, yıldızların yanındaki yedi şeritli bölüm ve altta uzun şeritli olan. Astar olarak doğal balmumunu sürmüş, yıldızların çevresi ve şeritler için kağıt ve kumaş parçalarını eritilmiş balmumuna batırıp tuvalde yerlerine yerleştirerek kolajını tamamlamış, üç paneli birleştirdikten sonra en üste tekrar balmumu sürmüş, bu defa balmumunun içine renk katmıştır. Bu eser, 1998 yılında Metropolitan Müzesi tarafından 20 milyon dolara satın alınana kadar sanatçının koleksiyonunda kalmıştır. Fotoğraf:www.jasper-johns.org

Jasper Johns, Beyaz Bayrak, 1955.
Sanatçı sadece 1950’lerde değil, 2000’lerde de bayrak serisini yapmaya devam etmiştir.
Beyaz Bayrak, serinin en büyüğü (199x307cm) ve ilk monochrome olanıdır. Bu seri Johns’un erken dönemini en iyi temsil eden işidir.
Kullandığı sıcak balmumu sayesinde her fırça darbesini görünür kılmış; yüzey girintili çıkıntılı olmuş; renk şeffaftan opak’a değişiklik göstermiştir. Tablo, üç ayrı tuvalden oluşmaktadır: yıldızların yer aldığı, yıldızların yanındaki yedi şeritli bölüm ve altta uzun şeritli olan. Astar olarak doğal balmumunu sürmüş, yıldızların çevresi ve şeritler için kağıt ve kumaş parçalarını eritilmiş balmumuna batırıp tuvalde yerlerine yerleştirerek kolajını tamamlamış, üç paneli birleştirdikten sonra en üste tekrar balmumu sürmüş, bu defa balmumunun içine renk katmıştır.
Bu eser, 1998 yılında Metropolitan Müzesi tarafından 20 milyon dolara satın alınana kadar sanatçının koleksiyonunda kalmıştır.
Fotoğraf:www.jasper-johns.org

Jasper Johns, Gri Numaralar, 1958. Aynı sıklıkla yerleştirilmiş rakamlar elde edebilmek için kullanılan ızgara planın sol üst köşesi hariç tüm kutuları doludur. Fotoğraf:www.jasper-johns.org

Jasper Johns, Gri Numaralar, 1958.
Aynı sıklıkla yerleştirilmiş rakamlar elde edebilmek için kullanılan ızgara planın sol üst köşesi hariç tüm kutuları doludur.
Fotoğraf:www.jasper-johns.org

  • ABD’li Allan Kaprow (1927-2006), ressam, asamblaj sanatçısı, eğitmen, sanat teorisyeni, Performans Sanatı kavramının oluşumunda öncü, Happening’in gelişmesine ve teorisine katkıda bulunmuş bir sanatçıdır.
  • Rauschenberg gibi Allan Kaprow da John Cage’den çok etkilenmişti. Aynı zamanda Soyut Dışavurumcuların da hayranıydı. Neo Dadacı sanatçıların çoğu gibi Kaprow da eserlerinde sanat ile hayatı bağdaştırmanın yeni yollarını aradı. Action Painting yapan sanatçıların sanatı tuvalin dışına çıkarma, hayata yayma hedeflerini benimsedi.
  • 1958’de Kaprow “Jackson Pollock’un Mirası” başlıklı makaleyi yayınladı. Bu makalede Kaprow boya, sandalye, yiyecek, neon ışıkları, duman, su, eski çoraplar, bir köpek, filmler gibi  nesnelerden yapılan, kalıcı olmayan bir sanat talep etti. Bu metinde Kaprow Happening  (Etkinlik/Oluşum) terimini ilk defa kullandı.
  • Kaprow’un yapıtları sanat ve yaşamı kaynaştırmaya çalışır. Happening’ler aracılığıyla yaşam, sanat, sanatçı ve seyirci ayrımı bulanık hale gelir. Happening sanatçının beden hareketleriyle, kaydedilen seslerle, yazılı ve sözlü metinlerle ve hatta kokularla denemeler yapmasını mümkün kılar.
Fotoğraf: www.culturela.org

Fotoğraf: www.culturela.org

  • Kaprow’un Happening’leri, ilk olarak kısa senaryolu etkinlikler şeklinde başlamıştır. Kaprow için bir Happening,  bir oyun, bir macera ya da bir dizi etkinlikti. Kaprow Happening’lerin ortaya çıkıveren olaylar olduğunu söylüyordu. Happening’lerde belli bir yapıyı izleyen başlangıç, gelişme ve son olmadığı gibi, sanatçı ve izleyici arasında bir ayrım ya da hiyerarşi de yoktu. Sanat yapıtını belirleyen seyircinin tepkisiydi ve bu da her Happening’i tekrarlanamayan eşsiz bir deneyime dönüştürüyordu. Happening’ler sanatçı ve izleyiciler arasındaki duvarı yıkıyordu, katılımcı ve etkileşimliydi. Böylece izleyiciler yapıtları sadece “okumuyorlar”, aynı zamanda onunla etkileşime geçerek sanatın bir parçası haline geliyorlardı. İzleyiciyi sanata dahil etmek Neo Dadacı hedeflerden biriydi. İzleyicileri buz küpleriyle dolu bir odaya alıp, onların buzlara dokunarak, erimelerini sağlayıp, döngüyü tamamlamaları Kaprow’un bir etkinliği idi.
  • Kaprow’un sayıları 200’ü aşan Happening’leri zaman içinde değişime uğramıştır. En sonunda Kaprow çalışmalarını “Etkinlikler” diye adlandırdığı, gündelik hayatla uyum içindeki normal insan etkinliğinin araştırılmasına adanmış, bir ya da birkaç oyuncu için yazılmış parçalara çevirmiştir.
  • 1961 ve 1962 yıllarında Kaprow izleyicileri yaratıcı tepkiler verme yönünde harekete geçiren teknikler geliştirdi. Kaprow Happening’lerini tek kullanımlık ögelerle yaptı ve çok nadir olarak kaydetti. Sanatı, alınıp satılan bir mal olmaktan çıkartmak, deneyimlenen bir şeye dönüştürmek de Neo Dadacı bir hedefti. Bu da onları tek seferlik Etkinlikler/Oluşumlar yaptı ama bazı yapıtları daha sonraları yeniden gerçekleştirildi.
  • Happening  türünün gelişmekte olduğu 1961’de Kaprow bunları geleneksel olmayan tiyatro eserleri diye de adlandırıyordu. Kaprow Happening’lerin tavan aralarında, depolarda, bodrum katlarında sergilenmesinin seyirci ve oyun arasındaki engeli yıkarak yeni bir tiyatro kavramı geliştirdiğini belirtiyor, sanatın geleneksel sergilenme mekanlarını kullanmayarak da bir Karşı Sanat sergiliyordu.
  • Kaprow ayrıca  sanat-olmayan-sanat kavramıyla da bilinmektedir.
  • Red Grooms, Jim Dine, Robert Whitman, David Tudor ve Yves Klein o dönemin Happening sanatçılarından bazılarıdır.
  •  Happening sanatçısı olan ve adı Pop Art ile de anılan Claes Oldenburg gibi çok sayıda ünlü sanatçı Kaprow’u kendilerini etkileyen kaynaklardan birisi olarak anar. Allan Karpow sırasıyla Fluxus, Performans Sanatı ve Yerleştirme Sanatı’nı (Enstalasyon) etkilemiştir.
  •  Karpow’un Happening’leri Fluxus’u; geç 60’larda ve 70’lerde Performans Sanatını; Çağdaş Sanat’a çok büyük etkisi olan çoklu ortam (multimedia) ve günlük hayatın sanatını önemli ölçüde yönlendirmiştir.
Allan Kaprow Yard 2 adlı sanatçının vefatından sonra, 2009 yılında gerçekleştirilen bir Happening. Fotoğraf:animalnewyork.com

Allan Kaprow Yard 2 adlı sanatçının vefatından sonra, 2009 yılında gerçekleştirilen bir Happening.
Fotoğraf:animalnewyork.com