Etiket arşivi: Yeni Roma

Bizans İmparatorluğu 127| Patrikhane 6

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ayios Yeoryios Kilisesi’nin içinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bütün Patrikler, Konstantinopolis Başpiskoposu, Yeni Roma ve Ökümenik Patrik ünvanını kullanırlar. ABD Senatosu, Fener Patriği için bir madalyon bastırmış ve üzerine ökümenik sıfatını yazmıştır.
  • Patrik, makamında yabancı devlet başkanlarını kabul eder ve onlara nişan takar. Bu tutum, nişan takmak devletlere has bir yetkidir, denilerek eleştiriliyor.
  • Patrik, ökümenik unvanı ile bütün Ortodokslar adına Papalık ile temaslarda bulunuyor.
  • Fener Rum Patrikhanesi’nin Eşitler Arasında Birinci sıfatı Ortodoks kiliseleri arasında tartışılmamakta, kabul görmektedir. Ama bu sıfat ökümenik olmakla aynı şey değildir diyenler olduğu gibi, bu sıfat teknik deyimle ökümenik olmakla aynı şeydir diyenler de vardır.
  • Sovyet Devleti’nin din karşıtı tutumu, Fener’in yayılma ve tanınma sürecine olumlu katkıda bulunmuştur. Daha önceleri Moskova Ortodoks Patrikhanesi’nin şemsiyesi altında olan Finlandiya, Litvanya, Letonya, Polonya, Çekoslovakya ve Macaristan Ortodoks Kiliseleri 1940’lı yıllara kadar Fener Patrikhanesi ile yakın ilişkiler kurmuşlar; İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden Rus Ortodoks Patrikhanesi’nin etki alanına girmişlerdir.
  • Soğuk Savaş’ta  ABD Fener’i desteklemiştir.
  • Soğuk Savaş’tan sonra, SSCB’nin dağılmasından sonra Moskova Patrikhanesi yeniden önem kazandı. Bu dönemde Moskova’nın ihtiyaç duyduğu ruhbanlar Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından gönderildi. Rus Ortodoks Kilisesi’nin güçlenmesinden hoşlanmayan Vatikan, Patrikhane’nin ökümenik olma iddiasına destek vermeye başladı.
  • Rusya’yı eski Sovyet coğrafyasından çıkarmak isteyen ABD ve AB ise Fener Patrikhanesi’ne destek verdiler. Fener-Moskova ilişkileri, özellikle Estonya ve Ukrayna nedeniyle kopma noktasına geldi. Fener Patrikhanesi, Ukrayna’da 2004’te gerçekleşen Turuncu Devrim’e destek vermişti. Sonunda Fener Moskova’nın Ukrayna’daki egemenliğini tanırken Moskova Patrikhanesi’nin de, Fener’e destek vaadinde bulunduğu yazıldı. Daha sonra Fener, Ukrayna’daki milliyetçi oluşumları yeniden desteklemeye başladı, deniyor. Moskova Patrikhanesi, 200 milyon Slav-Ortodoks’un başı olduğunu söylerken, Ukrayna, 45 milyon nüfusuyla ve sahip olduğu kalabalık Ortodoks cemaatle önemli bir bölge.
  • Fener Patriği Bartholomeos, Fener’in dünya Ortodoks nüfusunun fiili lideri olabilmesi için, patriğin Türk vatandaşı olma şartının kaldırılmasını savunuyor.
  • 2007 yılında Yargıtay 4. Ceza Dairesinin kararında, Patrikhane’nin ökümenik sıfatının bulunmadığına ilişkin bir belirleme yer almıştır. Bu karar, Yunanistan’ın isteği üzerine, AB Dışişleri Bakanları Konseyi gündemine alındı.
  • Konu, en azından, dini olduğu kadar politik bir meseledir de.

Bizans İmparatorluğu 94| Bizans ve Müslümanlar

  • Konstantinopolis, biri, 674/678, diğeri 717/718’de olmak üzere Emeviler tarafından iki kez kuşatılmıştı.
  • 8.-10. yüzyıl arasında Abbasi-Bizans siyasi sınırı Toros Dağları’ndan geçerdi.
  • 10. yüzyılın ikinci yarısında Abbasiler güçten düşünce, Ermenistan, Kuzey Suriye, Kıbrıs ve Girit Müslümanlardan Bizans’a geçti.
  • 11. yüzyılda Selçukluların Yakındoğu’ya gelişi, Bizanslılarla Müslümanların kurduğu üç yüz yıllık dengenin yıkılmasına yol açtı.
  • Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar başta olmak üzere, Türkçe konuşan hanedanlar, 11.-15. yüzyıllar arasında, oynak sınırlar ve hem Bizans, hem de Türk tarafında çeşitli merkezler ortaya çıkmış; 13. yüzyıl başlarında Anadolu Selçuklularıyla İznik İmparatorluğu arasında denge dönemleri de olmuştur.
  • Yakın Doğulular, özellikle de Araplar, Konstantinopolis’i değişik nedenlerle ziyaret etmişlerdir: Askerler, casuslar, siyasi sürgünler, diplomatlar gibi. Esirler için fidye vermek, kültürel alışverişler, iktisadi ve dini temaslar, yoğun bir tüccar, hacı ve bilim adamı değiş tokuşuyla sonuçlanmıştır.
  • Müslüman elçilerin Konstantinopolis’te hareketleri sıkı bir denetime tabi tutulmuş, bir imparatorluk görevlisi sürekli onlara eşlik etmiş, hareket özgürlüğünü kısıtlamış, şehrin emperyal ve zengin yüzünü göstererek onları etkilemeye çalışmışlardır.
  • Bizans ordusundaki Arap askerler savaşarak hayatlarını kazanmak için gönüllü olarak oradaydılar.
  • 10. yüzyılda Bizans ordusunda Orta Asya’daki Fergana Vadisi’nden gelme askerler de vardı.
  • Müslüman Yakındoğu’nun sınır bölgelerindeki askerler ve sivil nüfus, zaman zaman Bizans ordularının eline düşüyor ve Konstantinopolis’e getirilip köle olarak satılıyor veya ileride fidye karşılığında serbest bırakılmak ya da değiş tokuş edilmek üzere esir olarak tutuluyordu. 10. yüzyıl başında, Konstantinopolis’te ikisi Müslüman esirlerin kaldığı dört zindandan bahsedilir.
Eyüp Sultan’ın bahçesindeki asırlık çınar. Fotoğraf:www.geziresim.com

Eyüp Sultan’ın bahçesindeki asırlık çınar.
Fotoğraf:www.geziresim.com

  • Alt tabakadan gelen Müslüman esirler, tutsaklıkları süresince sarayın bitişiğindeki ipek atölyesinde üretime katılmak zorundaydılar.
  • İslam dünyasından gelen tüccarlar şehrin ayrı bir mahallesinde üç aya kadar kalabilirlerdi. Müslüman tacirler şehrin Durungarios kapısını kullanırlardı.
  • Müslümanlar Konstantinopolis’e ilmi nedenlerle de geliyorlardı. İlmi nedenler, kitap bulmaktan uzmanlığını sunmaya kadar değişebiliyordu. Bizanslı alimlerin öğrencileri arasında Doğu ülkelerinden gelen öğrenciler de olduğu biliniyor.
  • Konstantinopolis’teki Müslümanlar, varlığı hem Bizans hem de Arap kaynaklarınca doğrulanan camide ibadet edebiliyor, 674’teki Emevi kuşatmasında ölen, Hazreti  Muhammed’i Mekke’den Medine’ye göç ettiği zaman evinde misafir eden sahabe, Eyyub el-Ensari’nin türbesini ziyaret edebiliyorlardı. Şehre gelen Müslümanların ibadeti için caminin/camilerin 8. yüzyılda yapıldığı düşünülüyor.
  • Ortaçağın sonları itibariyle, Konstantinopolis hakkında Arapça büyük bir külliyat oluşmuştur. Arap yazarlar Bizans başkentinden zaman zaman Yeni Roma adıyla bahsetmişlerdir. Şehrin refahı ve debdebesini vurgulayan hayranlık eserlerde belirgindir.
  • Şehrin pazarlarında fiyatların ucuz, çeşidin bol olduğu; Müslüman Yakındoğu’nun uzun mesafe ticaretiyle uğraşan Yahudi tüccarlarının Konstantinopolis’e mutlaka uğradıkları yazılmıştır. Konstantinopolis’te Müslüman tüccarlara çok iyi davranıldığı kaydedilmiştir.
  • Konstantinopolis’in Hıristiyan tabiatı 12. yüzyıla kadar yazılmış Arapça eserlerde pek betimlenmemiştir. 12. yüzyılın başlarında Selçuklu sultanı Melik Şah’ın hekimi ve coğrafyacı el-Mervazi, Aya Sofya’da yapılan dini törenleri ayrıntılarıyla nakleden ilk yazar olmuştur.
  • Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Latinlerden bir grup Galata’dan karşıya geçerek şehrin Müslümanların yaşadığı bölgesine girip Aya İrini Kilisesi’nin yanındaki camiyi ateşe vermişler, cami ile birlikte bölgenin tümü yanmıştır.
  • 1449 yılında Uluğ Bey öldürülünce, Ali Kuşçu Semerkand’ı terk ederek Konstantinopolis’e kaçmıştır.