Etiket arşivi: Yahudi

Şiddet 25 | Kadına Yönelik Şiddet 2

  • MÖ 3000 yıllarında Sümerler’de Gılgamış Destanı’ndaki kahraman, daha sonra gelecek Prometheus’u hatırlatır ama orada Tanrı, intikam için kadını kullanmaz; kadın, erkek cinsini cezalandırmak için kullanılmaz; Gılgamış, kadınları insanların kaderinden sorumlu tutmaz. Gılgamış Destanı’nda insanların ölmesinin suçu Tanrılarındır.
  • MÖ 2000/1800 – 1200 yıllarına tarihlenen ve kısas hukukundan tazminat hukukuna geçerek bir devrim gerçekleştirmiş olan Hititler, ataerkil bir toplumdu. Tecavüz, ensest ve sodomi aynı krala, kralın memuruna karşı gelmek ve kara büyü gibi ölüm cezasına çarptırılıyordu. Çıplaklık çok ayıp bir şeydi; caydırıcı ceza olarak kullanılıyordu. Nişanlılık dönemi ve evlilik kurumu önemliydi. Kızın babası başlık alıyor, çeyiz veriyordu. Boşanma iki tarafın da hakkıydı. Boşanmada mallar ve çocuklar bölüşülüyordu. Namus kavramı, kadının davranışı ile ilgiliydi. Evlilikte erkeğin aldatması ceza almazken, kadının sadakatsizliği cezalandırılıyordu. Cürmü meşhut halinde koca, eşini ve sevgilisini öldürebilir veya bağışlayabilirdi. Erkek çok eşliydi ama meşru olan ilk karısıydı. Kadın kocasının evinde ölürse çeyizi kocaya, babasının evinde ölürse, çeyizi çocuklara kalıyordu. Köle, özgür kızla evlenebiliyordu. Zorla evlendirme yasal değildi, temyiz için krala başvurulabiliyordu.
  • Eski Mısır’da kadın-erkek eşitliği olmamasına rağmen kadınların miras hakkı vardı. Eski Mısır’da bir kadının, koşullar ne olursa olsun, boşandığı eski kocasından biraz destek görmeye hakkı vardı. Kimi zaman, evlilik gerçekleşirken, bu desteğin neleri kapsayacağı bir sözleşme ile yazıya dökülür ve en fazla, evlilikteki mal varlığının üçte biri kadar olabilirdi.
  • Babil Kralı Hammurabi’nin (MÖ 1811-1750) yürürlüğe koyduğu yasaya göre, karısı tarafından ihanete uğramış kocaya karısını affetme hakkı tanınıyordu. Bir kanun maddesinde “Bir adam bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmetçi verirse ve çocuklarına bakarsa; ancak buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam ikinci bir kadın alamaz” şeklinde bir hüküm vardı. Eski Yunan’a gelindiğinde aldatılan koca yasalarca boşanmaya, karısını evden atmaya zorlanıyor, bunu yapmayan erkeğin vatandaşlık hakları elinden alınıyordu.
İlk kez MÖ 5. yüzyılda Herodot’un söz ettiği Amazonlar, bir erkeğin yanlarına gelmesine sadece çiftleşmek için izin veriyorlar, sadece doğan kız çocukları büyütüyorlar, erkek çocukları terk ediyorlardı. Amazon miti, belki de tarihte ilk ve son kez egemen erkek fantezisini tersine çeviren bir söylemdir. Fotoğraf: Akhepedia

İlk kez MÖ 5. yüzyılda Herodot’un söz ettiği Amazonlar, bir erkeğin yanlarına gelmesine sadece çiftleşmek için izin veriyorlar, sadece doğan kız çocukları büyütüyorlar, erkek çocukları terk ediyorlardı. Amazon miti, belki de tarihte ilk ve son kez egemen erkek fantezisini tersine çeviren bir söylemdir.
Fotoğraf: Akhepedia

  • Romalıların Galli, Yunanların ise Galatlar adını verdiği Keltler’de (MÖ 2000-MS 100) anaerkil bir düzen olduğu biliniyor. Keltlere göre cinsel arzu olumsuz sonuçlar doğurmaz. Keltler, kraliçelerini yaşamla ölümü barıştıran kişi olarak yorumluyorlardı.
    Kadın-erkek arasındaki dengenin Eski Yunan devletleri ve Roma İmparatorluğu ile bozulduğu düşünülüyor.
    Eski Yunan ve Roma yazılı kaynaklarında kadınların Kelt kültüründeki özgürlükleri nefretle yorumlanır.
  • İtalya’nın Tiber ile Arno nehirleri arasında yer alan Etruria bölgesinde yaşamış ve MÖ 6. yüzyıla dek varlığını sürdürmüş bir halk olan Etrüsklerde, kadın-erkek eşitliği olduğu düşünülüyor.
  • Kurumsallaşan kadına düşmanlığın, eski dünyanın üç ana düşünce akımının bir araya gelmesiyle oluştuğu düşünülüyor: Platonculuk, Yahudilik’in ataerkil tek tanrı anlayışı ve Tanrı’nın, oğlu İsa kişiliğinde dünyaya geldiğini savunan Hıristiyanlık öğretisi. Yunan, Yahudi ve Hıristiyan kültürleri, erkeğin özel bir yaratma süreci sonunda yaratılmış olduğuna inanır. Erkeğin ateşe hükmetmesi onu Tanrılara yaklaştırmış; o, bundan duyduğu kibir nedeniyle, kadın cinsiyle cezalandırılmıştır.
  • Ören yerlerindeki fallik unsurların, o toplumun agresyonunu yansıttığı düşünülür.
Amazonlara olan hayranlığın yaygınlığı, onların tapınaklardan amforalara, içki kaplarına motif, rölyeflere ve mozaiklere konu olmalarını sağlamıştır. Fotoğraf: Pinterest

Amazonlara olan hayranlığın yaygınlığı, onların tapınaklardan amforalara, içki kaplarına motif, rölyeflere ve mozaiklere konu olmalarını sağlamıştır.
Fotoğraf: Pinterest

 

 

Libya 9 Kaddafi 2

  • Tüm Araplar Filistin için savaşa katılmalıydı.
  • 1970’de ABD ve İngiliz askeri üsleri kapatıldı.
  • Libyalı gönüllüler Filistin davasına destek için Ürdün’e gitmek istediler, talep reddedildi. Eylül 1970’de Libya, FKÖ (Filistin Kurtuluş Ö ile kötü ilişkiler içine giren Ürdün’e önce mali desteğini, sonra da siyasi bağlantısını kesti.
  • Yahudi ve İtalyan azınlığın mülklerine el kondu, çoğu sınır dışı edildi.
  • Elçilikler ve yabancı şirketler kapatıldı.
  • Komünistlik, Marksizm ve dinsizlik propagandası yapanların sürüleceği veya hapsedileceği; Müslüman Kardeşler veya Hizbuttahrir’ül İslami mensuplarından birinin gizli bir harekette bulunduğu tespit edilecek olursa bunun, ihtilale karşı düşmanca bir davranış olarak kabul edileceği ve sorumluların hapsedileceği duyurulmuştur. Kaddafi, Müslüman Kardeşler’i ve Hizbuttahrir’ül İslami’yi Arap birliğinin ve Arap milliyetçiliğinin düşmanı ve emperyalizmin iş birlikçileri olarak gördüğünü açıkça ifade etmiştir. CIA’in Müslüman Kardeşler’e mali yardımda bulunduğunu söylemiştir.
Fotoğraf:www.internetajans.com

Fotoğraf:www.internetajans.com

  • Aralık 1969’da Libya, Mısır ve Sudan devlet başkanları sıkı bir iş birliği anlaşması yaptılar. Kasım 1970’de Suriye de bu birliğe girdi. Nisan 1971’de, Eylül 1971’de yürürlüğe girmek üzere Libya, Mısır ve Suriye’yi içine alan bir Arap Cumhuriyetleri Birliği’nin kurulduğu ilan edildi. Yapılan bu antlaşmaya göre, üç cumhuriyetten herhangi birinin ülkesinde çıkacak iç karışıklıklara karşı diğer iki devletin doğrudan doğruya ve hiçbir talep olmaksızın sulh ve sükunu temin etmek üzere müdahale etmeleri hem bir hak, hem de bir vazife oluyordu. Sudan’ın da birliğe girmesi istendi ama Sudan çekimser kaldı. Ağustos 1972’de Enver Sedat ve Kaddafi, Mısır ve Libya’nın her iki ülkede yapılacak halk oylamasından sonra ve Eylül 1973’te yürürlüğe girmek üzere tek devlet halinde birleşeceğini ilan ettiler. Mısır ile Libya arasında kurulmasına karar verilip ilan olunan tek devlet projesine de Suriye katılmama kararı aldı. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat da çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle birliğin kurulmasını tümüyle reddetti.
  • Kaddafi’nin Sudan ile ilişkileri inişli çıkışlı oldu. Sudan Devlet Başkanı Numeyri’ye karşı yapılan askeri ayaklanma olaylarında Kaddafi ona yardımcı oldu ve yeniden iktidara gelmesini sağladı. Uganda Devlet Başkanı İdi Amin’e silah götüren iki Libya uçağı, izinsiz olarak Sudan hava sahasını ihlal edince Kaddafi ile Numeyri’nin arası bozuldu.
  • Mısır ile Libya arasında tek devlet projesi görüşülürken Kaddafi’nin, Tunus Devlet Başkanı Habip Burgiba’ya da Libya ile Tunus’un birleşmesi ve Burgiba’nın devlet başkanlığını kabul etmesini teklif ettiği biliniyor. Kaddafi, Libya ile Tunus arasındaki sınırın sömürgecilerin eseri olduğunu, coğrafyanın her iki ülkeyi birbirine fiilen bağladığını öne sürmekteydi.
  • Haziran 1971’de Kaddafi’ye dünya barışı yolundaki çabalarından dolayı Lenin Nişanı verildi. Bu nişan, üstün başarı gösteren, barışı koruyan, anavatanı savunan kişilere, üstün performans gösteren işçilere verilirdi. (Bu nişan, Nazım Hikmet‘e de verilmiştir.)

 

Troçki’nin Sürgün Evleri 1

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bolşevik Devrimi’nin Lenin’den sonra en parlak önderi,
  • Usta bir yazar ve konuşmacı,
  • Lenin profesyonel devrimcilerden oluşan disiplinli bir partiyi savunurken, geniş tabanlı, demokratik bir partiyi savunan,
  • 1905 yılında sürekli devrim (önce demokratik devrim, sonra sosyalist devrim) teorisini ortaya atarak Che Guevera’ya da ilham kaynağı olan,
  • Bir çok kez sürgüne gönderilen, iki Sibirya sürgününden kaçan,
  • İlk eşinden iki kızı, ikinci eşinden iki oğlu olan,
  • Yahudi bir ailede doğan,
  • 1917’de Bolşeviklere katılan,
  • Lenin’in en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan,
  • Pravda’yı kuran,
  • Sovyetler Birliği’nin ilk dışişleri bakanı,
  • Kızıl Ordu’yu kuran,
  • Beyaz Rus ordularını yenen,
  • Bolşevikler/Kızıllar ile Menşevikler/Beyazlar arasındaki iç savaşta 60.000 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan,
  • Lenin’in halefi olacağı düşünülen,
  • 1924’te Lenin’in ölümünden sonra Stalin’le görüş ayrılığına düşen ve 1929 yılında sürgün edilen biri Leon Davidoviç. Troçki, sahte hüviyetindeki adı. Çarlık polisi onu Leiba Bronstein adıyla fişlemişti. Türk vizesi ise Leon Sedov Efendi takma adı ile verilmişti.
  2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde. İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde.
İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Troçki ile Stalin’in ihtilafı Lenin’in ölümünden beri devam etmekteydi. Stalin, komünizmin önce Rusya sınırları içinde yerleştirilmesini, Bolşevik İhtilali’nin daha sonra dünyada yayılmasını planlarken; sol muhalefetin lideri Troçki ise Marksist yönde herhangi bir taviz verilmesine şiddetle karşıydı. Özellikle Almanya’nın olgun hale geldiğini söylüyor, hemen dünyada Bolşevik İhtilali’nin teşvik edilmesi gerektiği tezini savunuyor, Stalin’i sağa kaymakla suçluyordu. Troçki’yi daha çok aydın gruplar destekliyordu. Stalin Troçki’yi köylü sınıfını yok edecek, hızlı sanayi programı tasarlamakla suçluyor, Troçki ise sanayiin gelişmesindeki gecikmelerin tarımın gelişmesini geciktirdiğini öne sürüyordu.
  • Stalin tarafından 1927 yılında önce Kazakistan’a Alma Ata’ya sürüldü. Taraftarları büyük gösteriler düzenlemiş, Troçki’nin sürgüne gönderilmesini önlemeye çalışmışlardı. Stalin Troçki’den siyasi faaliyetlerine son vermesini istedi, Troçki reddetti.
  • Stalin, ilk beş yıllık kalkınma planını başarıyla tamamlayabilmek için ülkede muhalefet istemiyordu. Ayrıca Troçki’nin tasfiyesi aşırı solun tasfiyesi olarak görüleceğinden, Batı kendisine yaklaşabilir, itimat havası yaratabilir, ekonomik destek sağlayabilirdi. Troçki’nin elenmesi gerektiğini, devrin İngiliz dışişleri bakanı Sir Austen Chamberlain Stalin’e duyurmuş ve ancak bundan sonra İngiliz-Sovyet ekonomik görüşmeleri bir neticeye ulaştırmanın mümkün olabileceğini açıkça anlatmıştı.

 

Mitos 1

Mitos yazısında Yararlanılan Kaynaklar

  • Ortadoğu Mitolojisi, Samuel Henry Hooke, İmge Kitabevi, 2002.
  • Kızılderili Mitolojisi, Alice Marriott ve Carol K. Rachlin, İmge Kitabevi, 1994.
  • Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar mıydı?, Paul Veyne, Dost Yayınları, 2003.
  • Mitolojinin Kanatlı Atı: Pegasus, Ahsen Erdoğan, Pegasus 62-65.
  • Hepimiz Yamyamız, Claude Lévi-Strauss, Metis Yayınları, 2013.
  • Guatemala Efsaneleri, Miguel Angel Asturias, Okyanus Yayıncılık, 1997.
  • Güzelliğin Tarihi, Umberto Eco, Doğan Kitap, 2006.
  • Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong, Merkez Kitapçılık, 2005.
  • Penelopia, Margaret Atwood, Merkez Kitaplar, 2006.
  • Jung Kilit Fikirler, Ruth Snowden, Optimist Yayınları, 2012.
  • Jung Psikolojisi, Frieda Fordham, Say Yayınları, 1999.

 

MİTOS  1

  • Mitos (efsane), doğaüstü varlıklara ilişkin olaylar ve bunlara karşı çıkan olaylar için kullanılır. Destan (legend), efsanenin karşıtı olarak, insanların yarattığı olaylar için kullanılır: kahramanların yaptıkları işler gibi. Bilgi (lore) ve halkbilimi (folklore) ise gündelik olaylar için kullanılır.
  • Mitoloji, insan soyunun yüzyıllar önce, dünya daha gençken, neler düşündüğünü gösterir.
  • Mitoloji, insanoğlunun çok erken tarihlerden başlayarak günlük deneyimlerinin ötesine geçen fikirler üretme yeteneğine sahip olduğunu kanıtlar.
  • Mitos düşgücünün ürünüdür.
  • Mitos, belli bir durumun yarattığı bir üründür. Yepyeni olanakları görmemize yardım eden bir oyundur. Koşullar değiştikçe, öykülerimizi başka türlü dile getiririz. Mitler en temel korkularımızı ve isteklerimizi yansıtırlar.
  • Bilim ve teknoloji gibi mitoloji de, bu dünyada daha etkin yer edinmekle ilgilidir.
  • Mitler, doğal, toplumsal ya da dinsel fikir ve olguları açıklamaya çalışan geleneksel öykülerdir.
  • Mitler yaşamlarımıza yansıyan ve onlara biçim veren evrensel ve zamanı belirsiz öykülerdir; isteklerimizi, korkularımızı, özlemlerimizi irdeler, bize insan olmanın anlamını hatırlatan anlatılar sunarlar.
  • Bütün toplumlarda mitler vardır. Bir mit anlatıldığı yere göre bambaşka bir kılığa bürünebilir. Doğu’da daha mistik, Batı’da daha nesneldir.
  • Mitoloji arkaik çağda tarih ile eşanlamlıdır. Herodot ile historia kelimesi ilk kez kullanılır ve mitos ile tarih ayrılır.
  • Mitos, belli bir şeyi yapma niyetini gösterir. Mitos hakkında sorulması gereken soru onunla ne yapmak niyetinde olunduğu, yani işlevinin ne olduğudur.
  • Mit, doğru anlaşılırsa, bizi uygun adımı atmak için doğru ruhsal ya da  psikolojik duruşa getirir. Mitoloji insanın içinde yaşadığı sorunlu durumla baş edebilmesine yardım etmek üzere kurgulanmıştır.
  • Mitolojiye kalıcı veya kadim felsefe adı da verilir. Kalıcı felsefeye göre, bu dünyada yaşanan her şeyin, tanrılar dünyasında mutlaka bir sureti vardır.
  • Mit ve kült uygulamaları, kutsal anlayışının iletilmesine yardımcı olur ve çoğu zaman bunu birlikte yerine getirirler.
  • Mitin doğru anlamını kavramak için ayinleri yerine getirmek yetmez, doğru ahlaki tutumu takınmak gerekir.
  • Mit bir zamanlar – bir biçimde – yaşanmış, aynı zamanda da hep yaşanan bir olaydır.
  • Mitler, yeryüzüne saygı göstermemize yardımcı olur.
  • Korkularla, arzularla başa çıkmak, ahlaki ve manevi bilgiye sahip mitolojinin görevidir.
  • Mit psikolojinin ilk biçimiydi.
  • İşlevleri açısından bakıldığında mitos türleri: ritüel mitosları, orijin mitosları, kült mitosları, prestij mitosları, eskatalogya mitosları olarak sınıflandırılabilir. Ama genel olarak amacı sosyal düzen getirmektir. Dil, din ve mit toplumu bir arada tutar.
  • Mitosun en eski türü olan ritüel (tören) mitoslarının amacı topluluğun esenliğini sağlamaktı. Bu mitoslar hakkındaki bilgimizin kaynağı olan metinlerin çoğu, tapınak arşivlerinden gelmektedir. Orijin mitoslarının işlevi, bir göreneğin, bir adın, bir nesnenin nasıl doğduğunun açıklamasını sunmaktır.
  • Yahudilik’in gelişmesi sırasında, mitosun yeni bir kullanım biçiminin, kült mitosunun doğduğu görülür. Mitos, bu biçiminde de bir durumu betimlemekte, söz konusu durumun sürmesini sağlama işlevine sahip olmakla birlikte, artık bu işlevleri sihirsel bir güçle değil, moral güç ile yerine getirmeye çalışmaktadır.
  • Prestij mitoslarının işlevi, bir halk kahramanının doğuşuna ve yaptıklarına bir gizem ve mucizevi bir hava vermektir.
Prestij mitosları ünlü kentlerin adları çevresinde oluşma eğilimi gösterir. Mitolojiye göre Romus ve Romulus MÖ 753’de Roma şehrini kuran, savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise, tanrıların eliyle kurulmuş Troya’dan kaçan Afrodit’in oğlu Aeneas’tır. Romus ve Romulus ırmağa bırakıldıklarında dişi bir kurt onları sudan çıkarır ve mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken kavga ederler ve Romulus, Romus’u öldürerek tahtın tek sahibi olur. Bu söylence, mitolojiye Etrüskler aracılığıyla geçmiştir. Kardeşleri besleyen kurt genellikle kara renkli olarak betimlenir. Türk mitolojisi ile bu mitoloji arasında benzerlik olduğu savunulur. Bir başka çıkarım ise, Troya yenilince İtalya’ya gelen Aeneas’tan ötürü Roma’nın Troya’nın devamı olduğudur. Başka bir söylenceye göre ise, Vesta rahibelerinden biri tanrı Mars’tan gebe kalır ve Romus ile Romulus’ü dünyaya getirir. Tanrı Mars’ın simgesi dişi kurttur ve ikizleri de bir dişi kurt besler. Fotoğraf:uludagsozluk.com

Prestij mitosları ünlü kentlerin adları çevresinde oluşma eğilimi gösterir. Mitolojiye göre Romus ve Romulus MÖ 753’de Roma şehrini kuran, savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise, tanrıların eliyle kurulmuş Troya’dan kaçan Afrodit’in oğlu Aeneas’tır. Romus ve Romulus ırmağa bırakıldıklarında dişi bir kurt onları sudan çıkarır ve mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken kavga ederler ve Romulus, Romus’u öldürerek tahtın tek sahibi olur. Bu söylence, mitolojiye Etrüskler aracılığıyla geçmiştir. Kardeşleri besleyen kurt genellikle kara renkli olarak betimlenir. Türk mitolojisi ile bu mitoloji arasında benzerlik olduğu savunulur. Bir başka çıkarım ise, Troya yenilince İtalya’ya gelen Aeneas’tan ötürü Roma’nın Troya’nın devamı olduğudur.
Başka bir söylenceye göre ise, Vesta rahibelerinden biri tanrı Mars’tan gebe kalır ve Romus ile Romulus’ü dünyaya getirir. Tanrı Mars’ın simgesi dişi kurttur ve ikizleri de bir dişi kurt besler.
Fotoğraf:uludagsozluk.com

Romulus ve Remus’u Emziren Dişi Kurt, Peter Paul Rubens, 1614-16. Fotoğraf: wikipedia.org

Romulus ve Remus’u Emziren Dişi Kurt, Peter Paul Rubens, 1614-16.
Fotoğraf: wikipedia.org

  • Eskatalogya (mahşer ve ötedünya yaşamı ile ilgili konular) mitosları Zoroastercilik, Yahudi ve Hıristiyan düşünüşünün karakteristik bir ögesidir. En eksiksiz görünümü Yeni Ahit’in Yuhanna’nın Vahyi (Revelation) kitabıdır. Bu mitosun işlevi, insanlara başka yollarla dile getirilemeyecek şeyleri, imgeler kullanarak, simgesel terimlerle anlatmaktır. Burada mitos, simgeciliğin bir uzantısı olur.