Etiket arşivi: video

Çağdaş Sanata Varış 289|Video Sanatı 2

Hıslayan, Ed Atkins, çoklu ses kanalları ile iki kanallı video ve karışık teknik, 21:50 dk. 2015. Ed Atkins (1982-), dijital çağda nasıl algıladığımız, nasıl iletişim kurduğumuz ve bilgiyi nasıl elediğimize dikkat çekmek istiyor. Çoğunlukla yüksek çözünürlüklü video ve metinleri şiirsel ve yazınsal bir biçimde kullanıyor. Ürettiği videolar tamamlanmamış veya kesintiye uğramış şarkı, konuşma, altyazı ve el yazısından oluşan çok katmanlı imgeleri bir araya getiriyor. Bir bilgisayar canlandırma uzmanı ile ortaklaşa çalışan Atkins, yeni yazılım sistemlerinin ürettiği hipergerçek yüzeylerden faydalanıyor, karmaşık ve kaotik ortamlar yaratıyor.  Yukarıdaki Hıslayan adlı işinde bize 2013 yılında Florida’daki evinde uyuduğu sırada yatağının tam altında açılan çukur tarafından yutulan Jeffrey Bush’un absürt öyküsünü anlatıyor. Büyükada’da yıkık, eski ahşap bir evde sunulan Hıslayan, Bush’un hayatının son dakikalarını anlatıyor. 14. İstanbul Bienali, Büyükada, Rizzo Palas. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hıslayan, Ed Atkins, çoklu ses kanalları ile iki kanallı video ve karışık teknik, 21:50 dk. 2015.
Ed Atkins (1982-), dijital çağda nasıl algıladığımız, nasıl iletişim kurduğumuz ve bilgiyi nasıl elediğimize dikkat çekmek istiyor. Çoğunlukla yüksek çözünürlüklü video ve metinleri şiirsel ve yazınsal bir biçimde kullanıyor. Ürettiği videolar tamamlanmamış veya kesintiye uğramış şarkı, konuşma, altyazı ve el yazısından oluşan çok katmanlı imgeleri bir araya getiriyor. Bir bilgisayar canlandırma uzmanı ile ortaklaşa çalışan Atkins, yeni yazılım sistemlerinin ürettiği hipergerçek yüzeylerden faydalanıyor, karmaşık ve kaotik ortamlar yaratıyor.
Yukarıdaki Hıslayan adlı işinde bize 2013 yılında Florida’daki evinde uyuduğu sırada yatağının tam altında açılan çukur tarafından yutulan Jeffrey Bush’un absürt öyküsünü anlatıyor. Büyükada’da yıkık, eski ahşap bir evde sunulan Hıslayan, Bush’un hayatının son dakikalarını anlatıyor.
14. İstanbul Bienali, Büyükada, Rizzo Palas.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

On/Off, MARCK, 2015. İşlerinde genellikle kadınların toplum içinde yaşadığı fiziksel ve psikolojik engelleri konu aldığı için “ Kadınları çıkışı olmayan metal kutulara kapatmayı seven sanatçı” olarak anılan İsviçreli video heykeltıraş MARCK, kadınların dar alanlarda bile sürekli hareket etmelerini hep bir sınırları aşma umudu olarak yorumluyor.  Contemporary Istanbul 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

On/Off, MARCK, 2015.
İşlerinde genellikle kadınların toplum içinde yaşadığı fiziksel ve psikolojik engelleri konu aldığı için “ Kadınları çıkışı olmayan metal kutulara kapatmayı seven sanatçı” olarak anılan İsviçreli video heykeltıraş MARCK, kadınların dar alanlarda bile sürekli hareket etmelerini hep bir sınırları aşma umudu olarak yorumluyor.
Contemporary Istanbul 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yeşil Hat, Francis Alys, 2004. Fotoğraf: locart.be

Yeşil Hat, Francis Alys, 2004.
Fotoğraf: locart.be

  • Belçikalı sanatçı Francis Alys (1959-), ideolojik sınırların geçerliliğini sorgulayan çok parçalı bir proje üretti. Çalışma, Arap-İsrail Savaşı’nın sonucunda 1949’da çizilmiş sınırlara gönderme yapar. Yeşil Hat, aynı zamanda tampon bölge anlamına gelir. Adındaki yeşil, resmi anlaşmalar sırasında harita üstüne sınırı çizerken kullanılan kalemin rengini ifade eder. Sanatçı bu toprak taksimine tepki olarak Yeşil Hat boyunca elindeki kutudan yere yeşil boya akıtarak yürür. Proje video dokümantasyonu, sanatçının yürüyüş rotasının işaretlendiği bir harita, konuyla ilgili resimler, desenler, fotoğraf kolajları ve heykeller içerir.
  • İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkentlerinden biri olması vesilesiyle tasarlanan projelerden biri, İstanbul’un bazı semtlerinde MOBESE (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) kameralarının bulunduğu kamusal alanlarda sanatçıların yapacağı Performans ve Yerleştirmelerin, kameraların kayıtları aracılığıyla 24 saat canlı olarak internet üzerinden izlenebilmesi idi.
  • Gözden ziyade zihni taklit etmesi, düşünce ve davranışın kalıplarını açığa vurması, sosyal ve siyasi gerçeklikleri sergileyip parçalarına ayırması, dünyayı görme ve anlama yollarımız hakkında düşünmemize yol açması Video Sanatı’nın gelişen nitelikleri haline gelmiştir.

 

Çağdaş Sanata Varış 288|Video Sanatı 1

  • Video çalışmaları 1970’lerden başlayarak, Kavramsal Sanat çalışmaları, anında kayıtlardan oluşan çalışmalar, feminist-performans, video heykeli, video düzenlemeleri gibi oldukça geniş bir üretim yaygınlığı göstermiştir. Genellikle alternatif sanat yapma biçimlerine ilgi duyan çevrelerin yaptığı çalışmalardır. 1990’larda internetin yaygınlaşmasına paralel olarak, Yeni Medya, intermedya olarak kavramsallaştırılmaya başlanan bir sanat biçimidir.
  • Kore doğumlu Nam June Paik (1932-2006), video kamerasına sanatçının gözünün uzantısı ve perdeye resmin eş değeri muamelesi yapmıştır. Video, yeni bir metaforik anlatım türü olmuştur.
  • 1980’lere gelindiğinde video artık göz değil zihindir; süreç gözle bakış değil düşünce üretimidir. Video, bilinç akışını yakalayabilecek bir mecra haline gelmiştir.
  • Saf görselin ötesine geçen, izleyicide çeşitli ve derinleşen düşünceler uyandıran bir sanat türüdür. Bakma ve bakılma arasındaki ilişkiyi gündeme getirir.
  • Farklı kombinasyonlar içinde oynatılan, iki izleyicinin aynı şeyi görmesinin mümkün olmadığı video çalışmaları yapılmıştır. 3, 5, 6 gibi birden çok kanaldan yansıtılan video filminin; renkli veya siyah-beyaz, sesli veya sessiz; muhtelif kanallı (örneğin sekiz kanallı) ses eşliğinde sunulduğu örnekler verilmiştir.
  • Video sanatı; sanatçıların, mühendislerin ve yönetmenlerin bir arada çalışabildiği bir sanat türüdür.
  • Deneysel videolarda yapay renklendirme, biçim bozma, geri besleme, film hilesi gibi işlemler bilgisayarlarla yapılmaya başlandı. Bu görüntüler, iletişim ve yaratma alanlarında devrim yaptı.
  • Donanım ve yazılımın daha rafine ve ucuz hale gelmesiyle sanatta, Video Sanatı’nın yanı sıra Dijital Sanat, Çoklu Ortam Sanatı, Yeni Medya Sanatı terimleri de kullanılmıştır.
  • Ekran tabanlı ortamlar artık Çağdaş Sanat’ın önemli bir parçasıdır.
  • Dijital teknolojinin gelişimi, yüksek çözünürlüklü görüntüler üretmeyi de mümkün kıldı. 1990’ da yüksek netlikte HDTV sistemli televizyonlar geliştirildi.
  • İskoçyalı sanatçı Douglas Gordon (1966-), 1993’te yaptığı 24 Hour Psycho adlı çalışması ile yönetmen Alfred Hitchcock’un 1960 yapımı filminin bütün bir güne yayılan yavaşlatılmış sürümünü yaptı. Popüler bir filmi kendine mal ederken, orijinal filmin anlatı, tempo ve sinematografiye ilişkin kurallarını karmakarışık hale getirerek beklentileri alt üst etti.
  • 2005 yılında video sanatçısı Candice Breitz (1972-), Mother and Father adlı video Enstalasyonunda Hollywood filmlerinden görüntüler ile popüler filmlerin basmakalıp özelliklerine ve görsel kurallarına meydan okumuştur.
  • Gordon ve Breitz’in işleri hikaye oluşturan bir okumayı sınırlar; popüler yapımların tipik anlatı ve karakter gelişimi, eylem ve drama reddedilir. Her iki sanatçı da işini sanat galerisi için üretmiştir. Breitz, orijinal filmleri yeni bir anlatı oluşturacak şekilde organize eder.
  • Video Sanatının karakteristikleri arasında dramatik eylem, anlatı ve karakter rollerinin yokluğu; içeriğin sıradanlığı; gelişmiş kamera tekniklerinin ve düzenlemenin yokluğu; zamana karşı alışılmadık tutumlar; filmin bölümlerinin bir döngü halinde gösterimi; filmin anlatı potansiyelinden faydalanmama; hareketsiz kamera; popüler eğlence ve belgesel kurallarına karşı çıkma sayılabilir.
  • Video sinemadan, üretimin kişiselleştirilmesi ve bakışın öznelleştirilmesine verdiği olanak ile ayrılır.
  • Bu sanat dalının kendi uluslararası festivalleri de oluşmuştur.
  • Bu sanat dalı, bir arşiv, bir bellek oluşturulması gereğini de doğurmuştur.
  • Farklı ülkelerden video içerik üreticileri ile birlikte çalışan; onlara eğitim veren; teknik, stratejik ve dağıtım altyapısı için destek sağlayan; doğru izleyici kitlesine ulaşmalarına yardımcı olan firmalar ortaya çıkıyor.
  • Audio-Video çalışmalarına bir örnek olarak Hale Tenger ile besteci Serdar Ateşer’in 2005-2007 yılları arasında birlikte hazırladığı ve Paris’teki Centre Pompidou’da daimi koleksiyona alınan Beyrut adlı yapıtı verebiliriz.
  • 2010 yılında dünyanın ilk taşınabilir üç boyutlu kayıt yapan video kamerası üretilmiştir.
2084: bir bilimkurgu gösterisi/2. Bölüm: Cumhuriyeti’nin Çöküşü; Pelin Tan (1974-), Anton Vidokle (1965-); video, ses; 2014. Sanatçıların yönetimi altındaki bir cumhuriyet ve devamında, yaşamı durmaksızın sanata dönüştürme gayreti yüzünden bu cumhuriyetin çöküşü.  Bu cumhuriyette müzeler veri merkezleridir, hiç kimsenin bir mesleği yoktur, para kaldırılmıştır, artık iş de yoktur. 14. İstanbul Bienali, Adahan Sarnıcı, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2084: bir bilimkurgu gösterisi/2. Bölüm: Cumhuriyeti’nin Çöküşü; Pelin Tan (1974-), Anton Vidokle (1965-); video, ses; 2014.
Sanatçıların yönetimi altındaki bir cumhuriyet ve devamında, yaşamı durmaksızın sanata dönüştürme gayreti yüzünden bu cumhuriyetin çöküşü.
Bu cumhuriyette müzeler veri merkezleridir, hiç kimsenin bir mesleği yoktur, para kaldırılmıştır, artık iş de yoktur.
14. İstanbul Bienali, Adahan Sarnıcı, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Çağdaş Sanata Varış 280|Çağdaş Kavramsal Sanat 11 Ai Weiwei

AI WEIWEI
(1957-)

  • 2011 yılında Time dergisinin her yıl yayımladığı dünyanın 100 etkileyici insanı listesine giren, Art Review dergisinin En Güçlü 100 Sanatçı listesinin ilk sırasında yer alan Çinli sanatçı o yıl, ülkesindeki ifade özgürlüğüne ve insan hakları konusundaki uygulamalara yönelik eleştirel tutumundan ötürü ev hapsi ile cezalandırılmıştı.
  • Ai Weiwei mimarlık da yapmış, ayrıca fotoğraf ve video eserleri de üretmiştir. Ortak tasarımcı olduğu Kuş Yuvası adlı stadyum ile adını dünyaya duyurmuştur. Bugüne dek gerçekleştirdiği mimari projelerin sayısı yetmişi aşmıştır. Mimari ofisinin adı Fake Design’dır (Sahte Tasarım).
Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009. Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi. Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti. Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı. Fotoğraf:www.hydramag.com

Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009.
Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi.
Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti.
Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı.
Fotoğraf:www.hydramag.com

 

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için hazırladığı Peri Masalı etkinliği için, masrafını kendisi karşılayarak, 1001 Çinliyi ve 1001 Qing Hanedanı sandalyesini Almanya’ya yollamış, sandalyeler sergi alanına dizilmiş, Çinli “ziyaretçiler”e de cep harçlığı ve yatakhanede kalma imkanı sağlanmıştı. Weiwei’nin tasarladığı elbiseleri giyen “ziyaretçiler” üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin sanat yönü bu üç aylık süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Weiwei’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Weiwei, genç ve/veya çok cahilken yurtdışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır. Fotoğraf: dailyserving.com

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için Peri Masalı etkinliğini hazırlamıştı. Yurt dışına hiç seyahat etmemiş1001 gönüllü katılımcının Kassel’e gelmesini sağlamıştır. Katılımcılar, Ai’nin tasarımına göre hostele dönüştürülen eski bir tekstil fabrikasında kalmışlardır. Büyük iç mekan beyaz çarşafların asılmasıyla küçük yatak odalarına ayrılmış ve yataklar Ai’nin tasarımı olan kumaşlarla örtülmüştü. Ai ayrıca ortak dinlenme ve yemek alanının mobilyalarını ve yemek takımlarını da tasarlamıştı. Grubun şehirdeki varlığı Çin’in büyüyen ekonomik ve sanatsal öneminin simgesiydi. Dönem eşyalarını toplamayı seven Ai, bulduğu ve tamir ettirdiği Qing Hanedanı (1644-1911) döneminden 1001 adet sandalyeyi de şehre getirtmişti. Sandalyeleri ziyaretçilerin dinlenmeleri, sohbet etmeleri için düzenleyerek dünyanın her yerinden gelmiş olan insanlar arasında bağlantı kurulması imkanını sağlamıştı. Ai’nin tasarladığı elbiseleri giyen, cep harçlığı, kameralar ve ses kayıt cihazları verilen katılımcılar üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin kavramsal yönü bu süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Ai’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Ai Weiwei 1981 yılında ABD’ye gitmiş, orada on iki yıl geçirmişti. Ai, genç ve/veya çok cahilken yurt dışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır.
Fotoğraf: dailyserving.com

 

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği. Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar. Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu. Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti. Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü. Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı. Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı. Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular. Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir. Fotoğraf: www.tate.org.uk

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği.
Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar.
Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu.
Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti.
Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü.
Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı.
Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı.
Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular.
Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir.
Fotoğraf: www.tate.org.uk

  • Ai Wei Wei, izleyicinin tarihi ve sosyolojik referanslar bulabileceği bir çok politik eser üretti. Fakat mülteci sorununa dikkat çekmek için boğularak can veren Suriyeli küçük çocuk Aylan Kurdi’ye ithafen onun sahilde bulunduğu pozisyonu tekrar canlandırması izleyiciye sorgulayacak hiçbir alan bırakmadığı için çok eleştirildi.
Up Yours, Ai Wei Wei, 2017. Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Up Yours, Ai Wei Wei, 2017.
Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 279|Çağdaş Kavramsal Sanat 10

GABRIEL OROZCO, TRACEY EMIN

  • Meksika’nın yaşayan en ünlü sanatçısı Gabriel Orozco (1962-), New York’a gittiğinde malzeme bile alacak parası yoktu. Sokaklarda yaptığı sanatı, radikal bir Arte Povera idi. Eline geçen her şeyi kullandı: bisiklet, macun, yoğurt kabı, oyun hamuru, nefesinin piyano kapağındaki buğusunu bile (1993). Orozco, Kavramsal Sanat için gelişmiş bir dil oluşturan öncülerden biri olarak kabul edilir.
  • İçinden ve dışından siyah-beyaz geometrik desende boyanmış bir insan kafatası olan Siyah Uçurtmalar adlı eseri, Damien Hirst’ün For the Love of God adlı eserine ilham kaynağı olmuş ve Hirst, kendisinden aldığı ilham için Orozco’ya teşekkür mektubu yazmış, denir.
  • Orozco’nun deyişiyle, her tür sanat, Modern veya Postmodern, Kavramsal gerçekliğe bir köprü kurma çabasındadır.
Pinpon Masası, Gabriel Orozco, 1998. Dört tarafı yarım pinpon masası ile çevrili bir havuz. Fotoğraf:5centsapound.tumblr.com

Pinpon Masası, Gabriel Orozco, 1998.
Dört tarafı yarım pinpon masası ile çevrili bir havuz.
Fotoğraf:5centsapound.tumblr.com

  • Orozco, oyun hamurundan yapılmış bir topun şehrin sokaklarında yuvarlanması sonucu bir nevi kentin parmak izi haline gelmesi, 1992; Orozco’nun pendulum fonksiyonlu bilardo masası, 1996; çift klavyeli piyanosu, 1998; tavan pervanesi üzerinde dönen tuvalet kağıtları, 1997-2001; yerinden çıkartılıp bir odanın ortasına konmuş asansör kabini, 1994; taşları tuhaf hareket eden satranç tahtası, 1995; bir köpeğin kuyruğunun kumda bıraktığı iz, 1995; gruplar halinde düzenlenmiş motosiklet, 1995; konserve kedi mamalarını şapka gibi giymiş karpuzlar, 1992; çalının üzerine yerleştirilmiş bir dondurma külahı,1995; ve pek çok fotoğraf, video, enstalasyon ve çizim yapmıştır.
  • Üretimi daima deneyseldir; işleri zeka açısından kıvrak ve nüktelidir, sürprizlerle doludur: Bir ressamın işinden çok bir şairin işine yakın bulunur. Örtülü anlamları bulur, hayalleri gerçekle karıştırır, gerçeği daha gerçek kılar, sanatın özünü ortaya çıkarır, denir.
Uzunlamasına üç parçaya ayrılmış Citroën marka bir otomobilin orta parçası atıldıktan sonra monte edilmiş hali, 1993. Fotoğraf:www.telegraph.co.uk

Uzunlamasına üç parçaya ayrılmış Citroën marka bir otomobilin orta parçası atıldıktan sonra monte edilmiş hali, 1993.
Fotoğraf:www.telegraph.co.uk

The Beetle Sphere, Ichwan Noor, 2013. Alüminyum ve WV’nin hakiki parçaları ile yapılmış eser, 2015 yılında İstanbul’da Artınternational’da sergilendi. Kavramsal Sanat için otomobili kullanmış iki sanatçının eserini arka arkaya vermek istedik. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

The Beetle Sphere, Ichwan Noor, 2013.
Alüminyum ve WV’nin hakiki parçaları ile yapılmış eser, 2015 yılında İstanbul’da Artınternational’da sergilendi. Kavramsal Sanat için otomobili kullanmış iki sanatçının eserini arka arkaya vermek istedik.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

1963-1995 Yılları Arasında Yattığım Herkes, Tracey Emin, 1995. 1995’te, Emin henüz şöhret olmadan önce üretilen bu çalışma, üzerinde Emin’in yatak paylaştığı sevgililerden, arkadaşlara, aile bireylerine herkesin isminin yazıldığı bir çadırdan ibaret. Bu eser sayesinde bir anda şöhrete ulaşan Emin, ünlü koleksiyoncu Charles Saatchi’nin de ilgisini çekiyor. Saatchi, bu çalışmayı satın alıp Londra’nın doğusunda bir depoda sahip olduğu diğer yüzlerce eserin yanına koyuyor. Fakat 2004’te çıkan ve söndürülemeyen yangın, Emin’in çadırının da sonu oluyor. Fotoğraf: www.hurriyet.com.tr

1963-1995 Yılları Arasında Yattığım Herkes, Tracey Emin, 1995.
1995’te, Emin henüz şöhret olmadan önce üretilen bu çalışma, üzerinde Emin’in yatak paylaştığı sevgililerden, arkadaşlara, aile bireylerine herkesin isminin yazıldığı bir çadırdan ibaret. Bu eser sayesinde bir anda şöhrete ulaşan Emin, ünlü koleksiyoncu Charles Saatchi’nin de ilgisini çekiyor. Saatchi, bu çalışmayı satın alıp Londra’nın doğusunda bir depoda sahip olduğu diğer yüzlerce eserin yanına koyuyor. Fakat 2004’te çıkan ve söndürülemeyen yangın, Emin’in çadırının da sonu oluyor.
Fotoğraf: www.hurriyet.com.tr

  • Britanyalı sanatçı Michael Landy (1963-), 2001 yılında, aralarında sanat yapıtlarının da bulunduğu tüm malvarlığını parçalayarak Çöküş adını verdiği Enstalasyon ve performansla tüketim kültürünün dinamiklerini gözler önüne sermiş, varlık/yokluk olgularının günümüzde yalnızca maddiyatla ölçülmesinin anlamını sorgulamıştır.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 272|Çağdaş Kavramsal Sanat 3

KİMLİK 2

Threats-Glock, Yarn Stuffing, Nathan Vincent, Contemporary Istanbul 2015. Erkeksi objeleri, kadınsı tığ işi ile kaplayan sanatçı, toplumsal cinsiyete atfedilen rolleri sorguluyor. İzleyiciyi, çocukluktan itibaren toplum tarafından, eşyalar ve aktiviteler ile empoze edilen tavrı sorgulamaya davet ediyor. Eserin bir diğer amacı ise militarizmi sorgulamak ve çocukken silahla oynayanların ileride kendilerini bir savaşın içinde bulduklarına dikkat çekmek. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Threats-Glock, Yarn Stuffing, Nathan Vincent, Contemporary Istanbul 2015.
Erkeksi objeleri, kadınsı tığ işi ile kaplayan sanatçı, toplumsal cinsiyete atfedilen rolleri sorguluyor. İzleyiciyi, çocukluktan itibaren toplum tarafından, eşyalar ve aktiviteler ile empoze edilen tavrı sorgulamaya davet ediyor.
Eserin bir diğer amacı ise militarizmi sorgulamak ve çocukken silahla oynayanların ileride kendilerini bir savaşın içinde bulduklarına dikkat çekmek.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Toplumsal cinsiyet (gender) cinsel kimliğin kültürel tanımıdır; toplumsal temelli değer, rol ve beklentilerin tümüyle ilişkilendirilir.
He, Elmgreen & Dragset, 2013. Eserleriyle sosyal ve kültürel sorunlara işaret eden Danimarkalı sanatçı Michael Elmgreen (1961-) ve Norveçli sanatçı Ingar Dragset (1969-), 1995’ten beri birlikte çalışmaktadırlar. Bugüne kadar hep tartışmalar yaratmış işlere imza atan ikilinin bakır yeşili Deniz Erkeği heykeli, Danimarka’nın simgesi Kopenhag’daki Deniz Kızı’na alternatif olarak üretilmiş, Danimarka'nın kuzeydoğusunda yer alan Helsingør şehrine gümüş renklisi yerleştirilmişti. Art International 2015, İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

He, Elmgreen & Dragset, 2013.
Eserleriyle sosyal ve kültürel sorunlara işaret eden Danimarkalı sanatçı Michael Elmgreen (1961-) ve Norveçli sanatçı Ingar Dragset (1969-), 1995’ten beri birlikte çalışmaktadırlar.
Bugüne kadar hep tartışmalar yaratmış işlere imza atan ikilinin bakır yeşili Deniz Erkeği heykeli, Danimarka’nın simgesi Kopenhag’daki Deniz Kızı’na alternatif olarak üretilmiş, Danimarka’nın kuzeydoğusunda yer alan Helsingør şehrine gümüş renklisi yerleştirilmişti.
Art International 2015, İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çifte Gerçeklik, Gülsün Karamustafa, 1987-2013. Resim, heykel, kolaj, video ve film gibi teknikleri kullanarak işler üreten sanatçı, eserlerinde toplumsal tabulara, korkulara, merkezi otoritenin dışladığı, yok saydığı gruplara vurgu yapar. Arabeski yaratan iç göç ile küçük insanların dünyası da sanatçının temalarındandır. Fotoğraf:www.sanalbasin.com

Çifte Gerçeklik, Gülsün Karamustafa, 1987-2013.
Resim, heykel, kolaj, video ve film gibi teknikleri kullanarak işler üreten sanatçı, eserlerinde toplumsal tabulara, korkulara, merkezi otoritenin dışladığı, yok saydığı gruplara vurgu yapar.
Arabeski yaratan iç göç ile küçük insanların dünyası da sanatçının temalarındandır.
Fotoğraf:www.sanalbasin.com