Etiket arşivi: Versailles

Lüks Devrimi 3

  • Fransız Baroğu da saraydan çıkmıştır.
  • XIV. Louis, babasının bir av köşkü olarak inşa ettirdiği Versailles‘i genişleterek Fransa Krallığı’nın yönetildiği bir saray haline getirmiştir. Dönemin aristokratlarını Paris’ten uzaklaştırıp, Versailles Sarayı’na taşımıştır. Kral, Versailles Sarayı’nın bahçesini de Barok eserlerle süsletmiştir.
  • Barok sanatın en tipik örnekleri arasına giren Fransız bahçesi, en sıradan ayrıntısına kadar biçimlendirilmiştir. Duvar ya da mihrabı andıran çitler, vazo yahut hayvan şeklini alan ağaçlar, geometrik tarhlar, özenle hazırlanmış kanallar ve çeşmeler, fıskiyelerle yaratılan su oyunları ile Fransız bahçesi, aristokrasi ve görkemli yaşamla ayrılmaz bir bütündür. Kontrollü bahçe, “Devlet benim” (l’État c’est moi) diyen, Fransa’yı mutlak monarşiyle yöneten XIV. Louis’nin idari anlayışının bir yansımasıdır.
  • Gerek Versailles Sarayı gerekse bahçesi Avrupa sarayları tarafından örnek alınmıştır.
Versaille Sarayı ve bahçesinden bir görünüm. Fotoğraf: Gruppal

Versaille Sarayı ve bahçesinden bir görünüm.
Fotoğraf: Gruppal

  • Fransa Bilimler Akademisi de XIV. Louis tarafından kurulmuştur.
  • 1648 yılında Paris’te ressamlar Kral XIV. Louis’yi bir akademinin oluşumunu desteklemeye ikna etmişlerdir. Floransa, Roma , Milano akademilerinden sonra kurulan Fransa Kraliyet Resim ve Heykel Akademisi, zamanla sanatın eğitimi ve sergilenmesi konusunda tekel durumuna gelmiştir. Sanatın ve sanatsal zevkin belirli kurallar çerçevesinde öğretilebileceğine inanılmış, akademiler okul işlevi görmeye başlamıştır. Fransız Kraliyet Akademisi’nin sanat sergileri Salon’da yapılırdı. Zaman içinde Salon, Fransa’nın yüksek kültürünü etkiler hale geldi. Sonraki 200 yıl boyunca, Fransa’da başarı elde etmek isteyen tüm sanatçılar için Paris Salonu’nda yer almak çok önemliydi.
  • Kralın kendisi de dans/bale yapıyor, koreografiler tasarlıyordu. (Bu durum, Gérard Corbiau’nun 2000 yılında vizyona giren Le Roi Danse adlı filminin konusudur.) Kralın hazırladığı koreografilerin bazıları dans, bazıları törenler içindi. Koreografilerde aristokratlara da görev veriyordu. Fransa Dans Akademisi’ni de XIV. Louis kurmuştur.
  • Hayatının hemen hemen tümünü XIV. Louis’in sarayında geçiren; Fransız opera stilinin babası sayılan Floransalı besteci, kemancı ve balet Giovanni Battista Lully (1632-1687) ile kral birçok işe birlikte imza atıyor. Lully, Kral için birçok bale eserinin müziğini ve dansların koreografisini hazırlıyor ve balet olarak da görev yapıyor. Kral da şahsen dans ederek eserlere katılıyor. Avrupa sarayları bu ikiliyi taklit ediyor.
  • Lully ayrıca sarayda oyun yazarı olarak görev yapan Moliere’in eserleri için besteler yapıyor, Moliere ile birlikte komedi-bale janrını geliştiriyor. Kral yaşlanıp dans edememeye başlayınca temsillere katkısı ve ilgisi azalıyor, Lully de opera bestelemeye daha çok önem veriyor.
  • Babasının kurduğu Müzik Akademisi’nden sonra XIV. Louis de Kralın 24 Kemanı adlı orkestrayı kurarak ilk kraliyet orkestrasını kurmuş oluyor.
  • Kral, bir piyeste Apollon‘u oynamıştır. Apollon, güneş tanrısıdır, XIV. Louis de Güneş Kral’dır.
  • Fransa’da kastrato geleneği kabul görmemiştir; kastrato star’dır; Fransa’daki tek star ise XIV. Louis’dir.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • The Essence of Style, Joan E. De Jean, Simon and Schuster, 2005.
  • Fransa Nasıl Şıklık ve Lüksün Markası Oldu?, Arman Kırım, Hürriyet, 16 Temmuz 2006.
  • Çitlenen Doğa, Mehmet Ergüven, YKY Sanat Dünyamız Sayı 58 Bahçe Kültürü, Kış 1995.
  • www.zetamar.com

 

 

Libya 31 Leptis Magna 3

  • Kartacalıların kurduğu ilk yerleşmenin yakınlarında Roma egemenliğinin başlarında kentin merkezini oluşturan eski forumun kalıntıları yer alır. Roma kentinin iç kesimlere ve kıyı boyunca batıya doğru hızla yayıldığı anlaşılmaktadır.
  • Leptis Magna’nın yerleşim yeri olarak seçilmesinde önemli rol oynayan Lebda Irmağı’nın ağzındaki doğal demirleme yeri, Severus döneminde yapay olarak geliştirilmiştir.
  • Bu kentin yapılarının başlıca örnekleri yeniden inşa edilen liman, 19 km uzunluğundaki su kemeri, işlemeli zafer takı, arkadların sıralandığı 410 m uzunluğunda anıtsal bir cadde ve ırmağın sol yakasında inşa edilmiş yapı topluluğudur. Irmağın yanına inşa edilmiş olan yeni mahalle, anıtsal caddenin çevresine planlanmıştır. Mahallenin girişindeki dev nympheum (anıtsal çeşme), daire biçimli meydanda yer alır. Limandaki iskelelere açılan mahallede anıtsal bir forum ve bazilika vardır.
Leptis Magna’da nympheum. Çeşmeler, suyu getirmiş olmanın gururu ile anıtsal yapılırdı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Leptis Magna’da nympheum.
Çeşmeler, suyu getirmiş olmanın gururu ile anıtsal yapılırdı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nymph Tapınağı. Leptis Magna’da bir de Serapis Tapınağı gördük. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nymph Tapınağı. Leptis Magna’da bir de Serapis Tapınağı gördük.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1686 ve 1708 yıllarında, yani Osmanlı döneminde, Fransızlar Leptis Magna’daki yüzlerce granit ve mermer parçayı ülkelerine götürmüş. Parçalar, Versailles ve St. Germain des Pres’nin yapımında kullanılmış. Fransızlar, gemiye taşıyamadıkları bu üç sütunu sahilde bırakmışlar. Londra’ya da bazı sütunlar götürülmüş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1686 ve 1708 yıllarında, yani Osmanlı döneminde, Fransızlar Leptis Magna’daki yüzlerce granit ve mermer parçayı ülkelerine götürmüş. Parçalar, Versailles ve St. Germain des Pres’nin yapımında kullanılmış. Fransızlar, gemiye taşıyamadıkları bu üç sütunu sahilde bırakmışlar. Londra’ya da bazı sütunlar götürülmüş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte olan, mermer Athena heykeli. Leptis Magna’dan ülkemize getirilmiş olan bu heykel, MÖ 5. yüzyılda yapılmış olanın Roma dönemindeki  kopyası. Fotoğraf: İstanbul Archaeological Museums, Alpay Pasinli, A Turizm Yayınları, 2001.


İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmekte olan, mermer Athena heykeli. Leptis Magna’dan ülkemize getirilmiş olan bu heykel, MÖ 5. yüzyılda yapılmış olanın Roma dönemindeki kopyası.
Fotoğraf: İstanbul Archaeological Museums, Alpay Pasinli, A Turizm Yayınları, 2001.