Etiket arşivi: Ütopya ve Dystopia İmgeleri: Denizden Hiperuzaya

Distopya 1

Yararlanılan Kaynaklar

  • Yokülkeler…Düş Ülkeler.., Güven Turan, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Ütopya ve Dystopia İmgeleri: Denizden Hiperuzaya, Feride Çiçekoğlu, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Edebi Ütopyalara Bir Bakış, Engin Kılıç, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Ütopya Gelenekleri: İzlekler ve Varyasyonlar, Lymann Tower Sargent, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Efendi Uyanıyor, H. G. Wells, Maya Kitap, 2013.
  • Biz, Yevgeni Zamyatin, Ayrıntı Yayınları, 1996.
  • Zamyatin’in “Biz”i Biz miyiz?, Bülent Somay, Ayrıntı Yayınları, 1996.
  • Dikkat! Karanlık Var: Anti-Ütopya, Cengiz Alkan, Radikal Kitap 26 Haziran 2009.
  • Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley, İthaki Yayınları, 2000.
  • Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, George Orwell, Can Yayınları, 1994.
  • İki Uçlu Yergi Mızrakları, Celal Üster, Cumhuriyet Kitap Sayı 1048.
  • Neden Orwell?, Celal Üster, Radikal Kitap, 29 Haziran 2001.
  • Animal Farm, George Orwell, New Longman Literature, 2002.
  • Notes About Animal Farm, John Shuttleworth, Longman, 2002.
  • Entelektüelin Kutsal Kitabı Modern Kültür, David S. Kidder & Noah D. Oppenheim, Maya Kitap, 2014.

DİSTOPYA

Geleneksel ütopyalar, bir toplum düzeni önermesi taşıyorlardı ve pozitif bir değer yüklenmişlerdi. Oysa, 20. yüzyılın temel ütopyaları, hiç de ideal, güzel, önerilir, toplum düzenleri vaat etmemektedir. Bu nedenle, 20. yüzyılın ütopyalarına anti-ütopya, kara ütopya, karşı-ütopya ya da distopya denilmektedir. Distopya kötülükler ülkesini anlatır. Distopya, ütopyaların “mükemmelliğine”, kapalılığına bir tepkiydi; 20. yüzyıla kadar yazılmış olan ütopyaların hepsi birer diktatörlük tasvir ediyordu aslında. Yalnızca, iktidar soylunun ya da varlıklının elinden alınacak, hak edenin, seçkinlerin, yetenekli, bilge, aydın azınlığın eline verilecekti. 20.yüzyıl başında iktidarda olmak için tek gerekçeleri “her zaman haklı olan Partiye üye olmak” olan bir azınlık belirince, ütopya da korkutucu bir şey oldu.

Distopya klasikleri 1920’lerin sonunda ve 1930’ların başında ortaya çıktı. Birinci Dünya Savaşı ile Bolşevik Devrimi 20. yüzyılın dönemeci oldu. Birinci Dünya Savaşı dünya ölçüsünde yaygın bir umut kaybı doğururken, Rus Devrimi, birçoğuna hızlı bir hayal kırıklığı getiren, umut doğuruyordu. Umut, bazıları için devam etti, fakat savaşın getirdiği umutsuzlukla birleşen hayal kırıklığı, çağdaş distopyanın yaratılışına yol açtı.  Yevgeni Zamyatin’in Biz’i (1920) Sovyetler’e açık bir saldırıydı. Bunu başka iki distopya izledi: Aldous Huxley’nin, kapitalizmin tüketim ethos’una bir saldırı olan Cesur Yeni Dünya’sı (1932) ile George Orwell’in totalitaryanizme bir saldırı olan Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü (1949). Huxley, Cesur Yeni Dünya’da anlattığı distopyanın beklenenden de hızlı bir biçimde yaklaştığını öne sürüyordu. Bu üç distopya öylesine yaygınlık kazandı ki, birçok kişi ütopyanın ortadan kaybolduğuna inandı.

Mevcut dünya düzeninin eleştirildiği konular şiddet, savaş, silahlanma, polisiye tedbirler, dinler, çevre, tüketim, totaliter yöntemler, doğum kontrolü olmaması, teknoloji çılgınlığı, medya, eğitim, gelişmemiş ülkelerin gelişmişleri taklit çabasıdır. Bu şartlar altında, Zamyatin gibi bir devrimci, Orwell gibi bir radikal demokrat, Huxley gibi bir liberal anti-ütopyacı oldular. Distopya bir eleştiri silahı oldu.

Aslında, yönetenlerin, tahakküm kuranların ütopyası, yönetilenlerin, ezilenlerin anti-ütopyasıdır.

dd

Herbert George Wells (1866-1946), ütopyaların yanı sıra, bilime teknolojiye aşırı güvenenlere uyarı olsun diye distopyalar da yazdı. Wells, toplumun kusurlarına alternatif, “kusursuz bir toplum” fikrinin başka bir totaliterizmin kapılarını açacağını ilk fark eden yazardı. Gelecek bir zamanda geçen, karamsar, “böyle giderse işin sonu kötüye varır” diyen öyküler. 1899’da yayımlanan distopya ve bilimkurgu romanı Efendi Uyanıyor’da, halk ile dünyayı ele geçiren despot yönetim arasındaki savaşı hikaye eder. Halkın tarafını tutmak ile güçten taviz vermemek arasındaki ezeli açmazı dile getirir.

 

Ütopya 1

Üç bölümden oluşacak ÜTOPYA Dosyası hazırlanırken yararlanılan kaynaklar:

  • Yokülkeler….Düş Ülkeler….., Güven Turan, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Yok Böyle Bir Ülke, Oğuz Demiralp, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Ütopya ve Dystopia İmgeleri: Denizden Hiperuzaya, Feride Çiçekoğlu, Porto Üniversitesi Ütopya Araştırmaları Derneği 5. Uluslararası Kongresi, 2004.
  • Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Edebi Ütopyalara Bir Bakış, Engin Kılıç, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Hayali Ahali Projesi, Akın Sevinç, OkuyanUs, 2004.
  • Ütopya Gelenekleri: İzlekler ve Varyasyonlar, Lymann Tower Sargent, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
  • Bir Sömürgecilik Ütopyası mı?, Kaya Genç, Radikal Kitap, 12.8.2011.
  • Yeni Atlantis, Francis Bacon, Cumhuriyet Dünya Klasikleri Dizisi: 70, 1999.
  • Ütopya, Nilnur Tandaçgüneş, Ayrıntı Yayınları, 2013.
  • Ütopya’nın Sınırlarında: Hicivler ve Robensonadlar, Gregory Claey ve Lymann Tower Sargent, Kitap-Lık 76, YKY, 2004.
Tibet.

Tibet.

ÜTOPYA

Ütopya, bizce, toplumların hayallerini yansıtması açısından çok önemlidir. Ütopyalar, geleceği arzulanır kıldıkları gibi, geleceğin biçimlenmesinde de söz sahibi olurlar. Yaşadıkları ortamın sorunlarını gören ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştiren ütopyaların her birinde, toplumun sorunlarını çözmeyi amaçlayan bir kaygı bulunduğu açıktır. Ütopyaların işlevsel, akılcı, verimli ve yalın olmaları, önerdikleri sistemi donuk pozlarla anlatmayı seçmeleri, tek bakış açılı olmaları, doğrudan ileriye dönük tasarımlar yapmaları, düzenli olma zorunluluğu/organizasyon olmazsa olmazlarıdır. Hiçbirisinde yanlışlığa ve belirsizliğe yer yoktur. Anlatılan genellikle toplum-mimarlık-yönetim üçlemesinin ilişkileri sonucunda ortaya çıkabilecek toplum-mutluluk-ülke varsayımları hemen hepsinin ortak yanıdır. Hayal edilen noktaya ulaşılmaya çalışılacağı için o toplumun hedefini gösterdiği gibi, nelere karşı çıkıldığını da gösterir. Çünkü bütün ütopyalar içlerinde bir anti-ütopya da barındırırlar.

Ütopya, yaşanılan toplum düzeninin kusurları karşısında kusursuz, hatta ideal bir toplum düzeni önermektir. Ütopya yazarları ideal toplum diye düşündüklerini resmederler. Bir ütopya her zaman durağandır, her zaman betimseldir ve her zaman ya da hemen hemen her zaman, olaylar dizisinin canlılığından yoksundur. Ütopya, ülküsel bir devletin yönetiminde mutlu bir halkın yaşadığı ülke, düşlemsel devlet tasarısı, ülkü, yön gösterici bir hedef, hedef olarak en doğru, en güzel olanı imliyor. Gelecekte ulaşılması gereken durum anlamını taşıyor. Ütopya hep tarihin, gelişmenin sonu, insanlığın varabileceği en mükemmel toplum biçimi olarak tasarlandı.

“Mevcut durum, Tanrı böyle olmasını istediği için böyledir ve dolayısıyla herhangi bir yenilik bozulma olarak algılanacaktır” felsefesinin hakim olduğu bir kültürde doğal olarak bir alternatif toplum modelleri geleneğinin var olması beklenemez.

Ütopya, insan aklına güvenin ürünü olan; seküler bir dünya görüşü üzerine inşa edilen; şimdi ve burada’dan farklı bir zamanda ve/veya yerde geçen; mevcut düzene açık ya da örtük eleştirel bir bakış getiren; ana teması bu düzene alternatif bir ideal toplum tasavvuru olan, bu ideal toplumu zihinde canlandırmaya yetecek kadar ayrıntılandırılmış kurmaca anlatıdır.

Ütopya, cenneti yeryüzünde kurmak iddiasının bir dışavurumudur. İnsanın kendini aşma gereksinimi duymasını, kendini aşmaya çalışmasını, kendini aşmasıyla daha iyi, daha üstün bir yaşama ulaşmayı ummasını, bu umudunu bir inanç haline getirmesini ifade eder. Ütopya düşüncesi Batı insanını ilerleme yönünde güdüleyen tinsel bir motor gibi çalışmış, Aydınlanma, liberal demokrasi, Amerikan ve Fransız Devrimi, 1917 Devrimi gibi akımlar cennet düşüncesini yeryüzüne indirmeyi vaat etmiştir.

İlk ütopya örneklerini, yaşanmış olan tarihsel süreç yüzünden, yazarların önerdikleri gibi pozitif değerli toplum düzenleri olarak göremiyoruz. Aksine, tam birer totaliter devlet örneği olarak karşımıza çıkıyorlar.

19. yüzyıl sonu ya da 20. yüzyıl başına kadar olan durağan yapılı ütopya edebiyatına Klasik Ütopyalar, daha sonrakilere ise Çağdaş Ütopyalar adı veriliyor.

Fotoğraf: Miray Darıcı.

Fotoğraf: Miray Darıcı.

Özel ütopyalar da var. Kadın ütopyaları, ekoloji ütopyası….gibi. Küreselleşme de zaman zaman yeni ütopya olarak sunulmaya çalışılmaktadır.

Ütopya çalışmaları literatüründe, geleceğin belirsiz olduğu toplumsal kriz dönemleri ile bu dönemlerde yazılan ütopyaların sayısı arasında bir doğru orantı olup olmadığıyla ilgili araştırmalarda çelişkili sonuçlara varılmıştır. Krishan Kumar böyle bir ilişki olmadığını söylerken (Utopianism, Buckingham Open University Press, 1990), Chris Ferns aksini iddia eder (Narrating Utopia: Ideology, Gender, Form in Utopian Literature, Liverpool University Press, 1999).

Görüşümüze göre ütopya, yalnızca edebi bir konu değil, aynı zamanda, toplumsal, mimari, teknik, yönetimsel gelişmeleri de etkileyen, belki de daha fazla, politik bir konudur.