Etiket arşivi: urbicide

Çağdaş Sanata Varış 230|Çağdaş Dönem 6 11 Eylül

  • 11 Eylül 2001’de ABD’ye saldırılar gerçekleştirildiğinde ABD başkanı George W. Bush idi.
  • ABD, 11 Eylül saldırılarının ardından ilk olarak Afganistan’a sonra Irak’a yönelik askeri harekat gerçekleştirdi. Bu harekatları, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında yaptığı genel kabul gördü.
  • Soğuk Savaş politikasının esas stratejisi olan caydırma ve korunma ilkeleri terk edildi. Bunlar yerine George W. Bush yönetimi, İç Güvenlik Bakanlığı oluşturdu, teröristlere karşı mücadele etmek için Vatanseverlik Yasası çıkardı; düşmanla doğrudan savaşmayı öngören doktrinini açıkladı ve Irak’a saldırıp Saddam Hüseyin rejimini yıktı.
  • Baudrillard’a göre, milyonlara TV kanalları aracılığıyla izletilen Saddam heykelinin yıkılışının otantik olmadığı; heykeli yerde sürükleyen kişilerin çoğunun foto muhabiri olduğu ortaya çıkmıştı. O nedenle gerçek artık hayatımızdan çıkmıştı. “Gerçeğin öldüğü” daha önce de ilan edilmişti. Baudrillard’a göre ölen taklit, mimesis idi. Mimesis, hem bilimin hem de sanatın özüydü. Batı kültürünü ve metafiziğini bu yöntem oluşturmuştu. 20. yüzyıl sonunda ise insanlar nesneleri de, sanatı da doğaya değil, bizzat kendileri tarafından üretilmiş nesnelere bakarak üretiyordu. Baudrillard buna simulacrum (Yun. taklit) diyordu.
11 Eylül 2001'de, Amerika'ya karşı birçok saldırı gerçekleşti. Bu fotoğraf, New York City'de Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu yerdeki bir binanın tepesinden Lynn Johnson tarafından çekildi. Fotoğraf:forum.shiftdelete.net

11 Eylül 2001′de, Amerika’ya karşı birçok saldırı gerçekleşti. Bu fotoğraf, New York City’de Dünya Ticaret Merkezi’nin bulunduğu yerdeki bir binanın tepesinden Lynn Johnson tarafından çekildi.
Fotoğraf:forum.shiftdelete.net

  • 11 Eylül saldırısı sanatın bir kez daha mistisizmle buluşmasına yol açtı. Bunun en önemli nedenlerinden biri korkunun öne çıkması, güven duygusunun yok olmasıydı. ABD’yi, özellikle New York’u saran Retro (geriye dönüş) akımının altında sığınma duygusunun yer aldığı düşünülüyor. Retro’nun, Modernizm’in attıklarını baş tacı etmesiyle 11 Eylül, Modernizm’in gerçek sonu olarak da adlandırılıyor.
  • New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerinin El-Kaide’nin hava saldırısı sonucu yıkılması, üç binden fazla kişinin ölümüne yol açması bir kent-kıyımı (urbicide) biçimidir; sivillerin katli olduğu kadar kent yaşamının ve gündeliğin güven veren rutininin de yıkımı olmuştur.
  • 11 Eylül’den beri Amerikalılar terörden, İslam’dan, Müslümanlardan korkuyor. Son zamanlarda İŞİD ve mülteci dalgası da bu korkuyu artıran faktörler oldu.
  • Korkunun sistemli bir süreç haline dönüşmesi, 1960 sonrasına güvensizlik çağı adının verilmiş olmasından sonra, bu döneme de risk toplumları adının yakıştırılmasına neden oldu. Sanayi üretimi mekanizmalarının oluşturduğu kirlilik ile çevre koşullarında ortaya çıkan yıkım ve küresel ısınma da güvensizlik ortamının artmasına katkıda bulunuyor. Önce mekanın yitimini yaşayan dünya, sonra da gerçeğin yitimini yaşıyor ve mistik-metafizik arayışlar ve Gerçeküstücülük artıyor, deniyor.
  • Slavoj Žižek 2002 yılında yayınlanan kitabında 11 Eylül’ün ardından köktencilik ile demokrasi arasında sahte bir seçim sunulduğunu; bu seçimle, demokrasinin emperyalizmin gerekçesi haline sokulduğunu; böylece, küresel kapitalizmin köktenciliğinin örtüldüğünü öne sürer.
  • Susan Sontag’a göre, Batı, giderek daha fazla, savaşın kendisini seyirlik bir gösteri olarak görmeye başladı. Aklın ölümü, entelektüelin ölümü, ciddi edebiyatın ölümü gibi gerçekliğin ölümünü bildiren haberler, birçok insan tarafından da üzerinde fazla kafa yormadan kabullenilmekte.
  • Sanal gerçeklik için her gün yeni yolların geliştirilmesi ile, sanal gerçekliğin fiziksel ortamların yerini almasının getireceği sorunlar da tartışma konuları arasına girmiş oldu.
  • Francis Fukuyama’ya göre, Afganistan’da ve Irak’ta işler ABD’nin istediği gibi gitmedi. ABD’de iktidarda olan Neo-con’lar (Yeni Muhafazakarlar), önleyici savaş doktrinini dış politikanın mihenk taşı haline getirerek yanlış yapmış oldular. Diğer ülkelerin çıkarlarına ve görüşlerine, uluslararası normlara ve kurumlara saygılı olmayan bir dış politika izlediler; büyük ölçekli sosyal mühendisliğin zorluklarının farkına varamadılar.
  • Slavoj Žižek 2003 yılında bir Donald Rumsfeld analizi yapmış, Rumsfeld’in Irak’ta yapılan işkenceleri bildiğini bilmemesi,  Lacan’ın söylediği kendini bilmeyen bilgiye ilişkindir ve Žižek’in değerlendirmesine göre bu tam anlamıyla Freudçu bilinçdışıdır.