Etiket arşivi: Ulysses

Şiddet 94| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 5 Kitaplar 2

Kum Kitabı 5, Micha Ullman, demir ve kırmızı kum, 2000. Fotoğraf: http://museum.imj.org.il

Kum Kitabı 5, Micha Ullman, demir ve kırmızı kum, 2000.
Fotoğraf: http://museum.imj.org.il

  • Binbir Gece Masalları adlı Ortaçağ’da yazılmış masallar külliyatı 1926-1950 yılları arasında ABD’de müstehcen olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. Günümüzde Irak, İran ve Afganistan’da hala yasak. Mısır’da da yasaklanması gündemde. 1865 tarihli Lewis Carroll’un fantastik romanı Alice Harikalar Diyarında hayvanlara haddinden fazla insan özellikleri yüklenmiş olmasının insanlara hakaret sayılacağı gerekçesiyle 1931 yılında Çin’in Hunan eyaletinde yasaklandı.
  • 1990 yılında son bölümü tamamlanan Harry Potter serisinin dört kitabı ABD’de cadılığı ve büyücülüğü desteklediği ve satanist gözbağcısı olduğu gerekçesiyle yasaklandı ve yakıldı.
  • Salman Rushdie’nin The Satanic Verses, Şeytan Ayetleri adlı romanı 1988 yılında yayımlanmış, aynı yıl İngiltere’nin en saygın kitap ödüllerinden biri olan Whitbread ödülünü kazanmıştır. Kitap, Müslümanlığa hakaret ettiği gerekçesiyle Hindistan ve Güney Afrika’da yasaklanmış, daha sonra Ayetullah Humeyni tarafından yazar hakkında ölüm fetvası verilmiştir. Rushdie’nin, İslamiyet’in ilk dönemlerindeki bazı olaylara dayanarak taşlama formundaki kurgusal kitabında, Peygamber’in ashabına ve hanımlarına bir genelevdeki fahişelerin ve kadın tüccarlarının ismini verdiği; Peygamber’i Ortaçağ Hıristiyanları tarafından kullanılan şeytan anlamındaki Mahound adıyla anarak onun kutsallığını lekelediği düşünüldü.
  • ABD hükumeti müstehcenlik gerekçesiyle James Joyce’un Ulysses adlı eserini toplatma kararı almış, kitap 1933 yılı sonunda aklanmıştı. D. H. Lawrence’ın Lady Chatterly’in Sevgilisi de zamanın sansür mekanizmalarına takılan eserlerdendir.
  • Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, Erich Maria Remarque; Yaşam ve Yazgı, Vasili Grossman; Umut, André Malraux; 1984, George Orwell; Alice Harikalar Diyarında, Lewis Carroll; Candide, Voltaire; Canterbury Hikayeleri, Geoffrey Chaucer; Gazap Üzümleri, John Steinbeck; Doktor Jivago, Boris Pasternak; Lolita, Vladimir Nabokov; Hayvan Çiftliği, George Orwell; Madame Bovary, Gustave Flaubert; Suç ve Ceza, Dostoyevski; Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley; Ulysses, James Joyce; Lady Chatterly’nin Sevgilisi, D. H. Lawrence çeşitli ülkelerde, farklı zamanlarda, muhtelif gerekçelerle yasaklanan ünlü eserlerden bazılarıdır.
  • Medarı Maişet Motoru, Sait Faik; Sınıf, Rıfat Ilgaz; Böyle Bir Sevmek, Atilla İlhan; Fikrimin İnce Gülü, Adalet Ağaoğlu; Bizim Köy, Mahmut Makal; Sırça Köşk, Sabahattin Ali; Renkahenk, Can Yücel; Asılacak Kadın, Pınar Kür; Yarın Yarın, Pınar Kür; Bitmeyen Aşk, Pınar Kür; Allah’ın Kızları, Nedim Gürsel; Bir Avuç Gökyüzü, Çetin Altan; Baba ve Piç, Elif Şafak; Yaşadıkça, Rıfat Ilgaz yasaklı Türk edebiyatı külliyatının küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Nazım Hikmet’in kitapları da uzun yıllar yasaklı eserler arasındaydı.
  • Müstehcenlik, savaş karşıtı olmak, mevcut rejimle uyuşmamak genel yasaklama nedenleri arasında ön sıralarda yer alırken ülkemizde komünizm propagandası yapmak, sol görüşü temsil etmek veya çağrıştırmak, askeri/yöre insanını aşağılamak veya küçük düşürmek, köylümüzü fakir göstermek, halkın ar duygularını incitmek, halkı suça teşvik etmek gibi nedenler öne çıkmıştır.
  • Ülkemizin yazarları içinde hapiste yatma rekoru 22,5 yıl ile solcu yazar Hikmet Kıvılcımlı’ya aittir. Kemal Tahir 12,5 yıl, Nazım Hikmet 12 yıl, Necip Fazıl 10,5 yıl, Aziz Nesin 5,5 yıl ile Kıvılcımlı’yı izler.
  • Yasaklanmış eserlerin ve yazarların adlarını, yasaklanma sebeplerini eksiksiz olarak verebilmek neredeyse olanaksızdır. Biz burada bir seçki sunmaya çalıştık.

 

 

 

James Joyce 14

ANTİ-JOYCE SÖYLEMLER

(1920’li ve 1930’lu yıllarda yayımlanmış yazılardan. Çoğu, Umberto Eco’nun Düşman Yaratmak adlı kitabında yer alan Bir Ulysses Eksikti adlı makaleden derlenmiştir.)

 

Yazar, 1941 yılında Zürih’teki bir hastanede, elli dokuz yaşında öldü. İki gün sonra kısa bir törenin ardından gömüldü. Mezarına eşi, oğlu ve gelini de ileriki yıllarda defnedilmiştir. Fotoğraf: davidnice.blogspot.com

Yazar, 1941 yılında Zürih’teki bir hastanede, elli dokuz yaşında öldü. İki gün sonra kısa bir törenin ardından gömüldü. Mezarına eşi, oğlu ve gelini de ileriki yıllarda defnedilmiştir.
Fotoğraf: davidnice.blogspot.com

 

  • Düzenle sıralanmış bir olaylar dizisini, başı sonu olan bir öyküyü anlatmaması, kurallara aldırmaması; canının istediğini canı istediği gibi aktarması, James Joyce’dan bir buçuk yüzyıl önce bilinç akımını kullanması; kişilerinin aklından geçenleri karma karışık bir biçimde ortaya dökmesiyle Laurence Sterne (1713-1768) daha özgündür.
  • Joyce, Italo Svevo’yu keşfeden kişidir. İtalyan yazarlar arasında, zirvesinde Proust’un olduğu pasif analitik edebiyata en yakın olan Svevo’dur. Joyce, Proust, Svevo ve benzerleri modası çabuk geçecek olgulardır.
  • Ulysses devasa miktarda sabır gerektiriyor, dahiyane olmasa da neredeyse zekice yazılmış bir eser.
  • Ulysses yayımlandığında okurlardan güzel tepkiler, kutlamalar alsa da, kitabı eleştiren çok olmuştu. Kardeşi, Joyce’un yazdıklarının deli saçması olduğunu düşünür. H. G. Wells, Joyce’a yazdığı mektupta “Beni tipik ortalama bir okur olarak ele al. Bu eserden büyük bir zevk alır mıydım? Hayır,” diye Joyce’a yüklenir.
  • Joyce, tıpkı bir köpek doğurmaya zorlanan bir keçi gibi, ölçüsüz şeyler yaratır.
  • Joyce’un tek yaptığı, iç monoloğu kelime ishaline çevirmek ve güzel kelimeleri bozmaktır.
  • Portre’den itibaren Joyce insanlığını aşağılık hale getirecek kaosa, bulanık rüyalara, bilinçaltına döndü ve geriye bir tür psikanalistin uydurma ve kısır cüretkarlıklarından başka bir şey kalmadı. Kalıcı olandan çok geçici olanı yakalamaya eğilimli bir yaklaşım.
  • Joyce, modern dekadan akımın tipik bir temsilcisidir.
  • Joyce özellikle Fransa’da faal olan ve hem insan hem de fikir lanse eden o Yahudi örgütüne kur yaptı. Joyce her türlü Latinliğe, imparatorluk uygarlığına, Katolik uygarlığına karşıdır, denir. Yahudilere saygı duyduğu kesindir.
  • Virginia Woolf, Ulysses’ten sonra James Joyce hakkında 2-3 tane çok kötü makale yazmıştır. Bloomsbury Grup aracılığıyla makaleler çok yayılıyor. Ama Ulysses beğeni kazanmaya başlayınca Virginia Woolf da daha olumlu yorumlarda bulunuyor.
  • Vladimir Nabokov, üstün nitelikli bulduğu Ulysses’in aksine diğer romanlarının berbat olduğunu yazmıştır.
  • Brezilyalı yazar Paulo Coelho Ulysses’i “Edebiyat dünyasında zarara yol açmış, sadece yazım tekniğine odaklanmış bir kitap” olarak değerlendirmiş ve teknik çıkarıldığında kitabın bir twit’ten ibaret olduğunu bir Brezilya gazetesine verdiği röportajda belirtmiştir.
  • James Joyce da Oscar Wilde’ı İngilizlerin saray soytarısı diye aşağılamıştı.
  • Faulkner, bir yazarı göze aldığı başarısızlık oranıyla ölçtüğünü söylemiş. Bu söz kolayca Joyce’a da uygulanabilir.

 

Verdiği bilgilerin çoğu belgelere dayanan, 2015 yılında genç yazarlara verilen Impress Prize’a layık görülen Annabel Abbs’in Joyce’un Kızı (The Joyce Girl) adlı romanı 2017 yılında hep kitap’tan çıktı. Joyce ailesinin hayatından bir kesit sunan, kolay okunan bu roman Samuel Beckett ile ilgilenenler için de güzel bir anlatı.

 

 

 

James Joyce 13

Fotoğraf: James Joyce Encyclopedia

Fotoğraf: James Joyce Encyclopedia

  • Görünüşü hüzünlü ve yorgundu.
  • Gençliğinde genelevlerden çıkmadığı söylenir.
  • Nora’ya yazdığı bir mektupta kendisini kıskanç, yalnız, tatminsiz ve kibirli bir adam olarak betimlemişti.
  • Kardeşi Stanislaus’a mektubunda şöyle yazar: “İnsanlara entelektüel zevk ve manevi neşe/tatmin veriyorum. Böylece zihinsel, ahlaki ve manevi anlamda gelişmelerine katkıda bulunuyorum.”
  • En yakınları dışında kalan herkese son derece mesafeli ve soğuk davranırdı.
  • Topluluk içindeyken suskundu ve her daim hor gören tavrını korurdu.
  • Gençliğinden başlayarak tantanacı ve kendine dönük bir insan, olarak tanımlanır.
  • İspanyol yazar Javier Marias onu kendisinin dahi olduğuna inanan ve afra tafrasından geçilmeyen sanatçılar sınıfına sokar. Görünüşte ne insanların kitaplarını okuyup okumadıklarına aldırırdı ne de okuyanların fikirlerine metelik verirdi, diye yazar. Ama ünlü Shakespeare & Co. Kitabevi’nin çabalarıyla Ulysses çıktığında kitabın tanıtımı için elinden geleni yapmış, müşteriler için kitap bile paketlemiştir. Gazete ve dergilerde kitabı hakkında çıkacak her haberi ve eleştiriyi tetikte beklediği, kitabından söz edenlere yaltaklanan teşekkür mektupları gönderdiği; Finnegans Wake soğuk karşılandığında kendini yaralanmış hissettiği, yaşamının son iki yılının tatsız duygular içinde geçtiği de bilinir. Ancak son iki yıl hariç tüm yaşamı boyunca pek az yazara ölümünden önce nasip olan bir saygının ve hayranlığın tadını çıkarmıştır.
  • Paris’te her gece saat tam dokuzda aynı yerde yemek yerdi.
  • Gün aydınlanıncaya kadar içerdi. İçince daha sevimli ve hoşsohbet olurdu. Ama içkiyi ağzına sürmediği dönemler de olurmuş.
  • Sayısız batıl inancı vardı. Köpeklerden ve fırtınadan çok korkardı.
  • Mektup yazmaktan aşırı zevk aldığı ve Nora’ya pek çok müstehcen mektup yazdığı biliniyor. Bu mektuplar gün yüzüne çıkıp ün kazanmışlardı.

 

James Joyce 11

César Abin tarafından yapılmış bir James Joyce çizimi. Fotoğraf: James Joyce Music

César Abin tarafından yapılmış bir James Joyce çizimi.
Fotoğraf: James Joyce Music

  • Ulysses’te olduğu gibi Babil Kulesi Finnegan Uyanması’nda da önemli bir izlektir. Çeyrek yüzyıl Joyce çalışmış olan Eco “Joyce da, Dante gibi, yeni bir Adem olmak istiyordu. Tıpkı onun gibi, bütün dilleri bir araya getirip hamur eden bir dilin karanlık düşü peşindeydi,” diye yazar. Joyce bu eserinde bütün dünya dillerini kapsayan evrensel bir dil, evrensel bir kelam yaratmaya çalışmıştır. Joyce’a göre yazar da Tanrı’dır.
  • ABD’li edebiyat eleştirmeni Richard David Ellmann (1918-1987), 19. yüzyıl sonlarında yayımlanıp da James Joyce’un okumadığı önemli bir kitap olamayacağını iddia ediyordu.
  • Ruslarla ve İslamiyet’le çok ilgilidir. Kars şehri ve Müthiş Türk eserde yer alır. 1971 yılında Joyce Quarterly’de Kevin Mc Carthy’nin Finnegan Uyanması’nda Türk ve Türkçe Göndermeleri adlı yazısı yayımlanmıştır.
  • Finnegan’da Ulysses ile ikizlerden azgın ve coşkun yeniyi temsil eden Şaun’un ağzıyla dalga geçer. Kalem erbabı ve durağan eskinin dile gelmiş hali olan Şeym Joyce’un kendisidir.
  • Eser, gecenin romanı diye anılır. Joyce Finnegan Uyanması’na “sanatkarane keşmekeş” demiştir.
  • Birinin/birilerinin/insanlığın bilinçaltı düşünceleridir/rüyalarıdır. Kişilerin, hikayelerin birbirine karıştığı, birden çok anlama bürünen bir metindir.
  • Finnegans Wake’te, sürekli karşımıza çıkan mistik bir sayı vardır: 1132. Karşımıza kah bir tarih olarak kah bir ev adresine dönüşmüş olarak çıkar. Hemen her bölümde vardır. Joseph Campbell 32’nin Düşüş rakamı, 11’in Kefaret rakamı; bir günah rakamı ve bir affedicilik rakamı; bir ölüm ve bir yenilenme rakamı olduğunu yazar. Ayrıca Aziz Pavlus’un Romalılara Mektup’u (11. Bölüm, 32. Ayet) ve Luther’in sözleri insan ne kadar günahkarsa, Tanrı’nın merhametinden o kadar fazlasını aldığına işaret eder; Joyce, Hıristiyan inancının bu büyük paradoksunu şaheserinin ilkesi yapmıştır, der.
  • Finnegan Uyanması’nın yalnızca uzmanlar tarafından okunabilen bir metin olduğu düşünülür.
  • Samuel Beckett, Finnegan Uyanması için “O kitap yazılmamış. Amacı okunmak değil-ya da daha doğrusu, sadece okunmak değil. Bakılması ve dinlenmesi lazım. Joyce’un yazdıkları bir şey hakkında değil, o bir şeyin ta kendisi,” demiş.
  • 1940’ta, savaşta, katliamın yoğunlaştığını duyan Joyce, “Benim Finnegans Wake romanımı okusalar daha iyi ederlerdi,” yorumunu yapmış.

 

 

James Joyce 9

Dublin’deki James Joyce Merkezi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dublin’deki James Joyce Merkezi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Dublin’deki James Joyce Merkezi, 18. yüzyıla ait Georgian stili özenle restore edilmiş bir evde hizmet vermektedir. Merkezin amacı Joyce’un hayatı ve eserlerine, yazımına ilham kaynağı olmuş Dublin şehrine ilgiyi artırmaktır. Merkezde Joyce Ailesine ait portreler, Joyce’un geçmişi ve ilham kaynakları rehberli turlarla anlatılmakta, workshoplarla çalışılmaktadır. Joyce ve onun devrinin Dublin şehrini gösteren filmler izlenebilmekte, Joyce’un sesinden eserleri dinlenebilmektedir. Yazarın Paris’te arkadaşı Paul Leon’un evinde 1930’larda arkadaşına Finnegans Wake’in son yazılmış bölümünü okuduğu masa, o evdeki en sevdiği koltuk gibi kullandığı mobilyalar da sergilenmektedir. Merkez, kamu ve özel kaynaklara ilaveten Avrupa Birliği’nin de katkılarıyla 1996 yılında açılmıştır. Joyce ailesinin üyeleri Merkeze sık sık geldikleri için onlarla karşılaşmak, tanışmak da mümkündür.
Dublin sokakları sadece Ulysses’in sayfalarıyla değil, karakterleriyle de bezelidir; bunlardan biri Molly Bloom. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dublin sokakları sadece Ulysses’in sayfalarıyla değil, karakterleriyle de bezelidir; bunlardan biri Molly Bloom.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Merkezin çay salonunun duvarlarında Ulysses’in 18 bölümü James Joyce’un büyük büyük kuzeni Paul Joyce tarafından duvar resimleri ile tasvir edilmiştir.
  • Kitapta bahsi geçen Leopold ve Molly Bloom’un Eccles Sokağı No. 7’deki evlerinin kapısı da çay salonundadır. Ev, 1970’li yıllarda yıkılmış ama kapısı kurtarılmıştır.
  • Umberto Eco’ya göre Joyce’un erotizmini anlamak için Ulysses’i, özellikle de son bölümü okumak yeterlidir. İlk baskısında kapağı yeşil olduğu için Ulysses “Yeşil Kitap” olarak da anılır.
  • Modernizmin zirvesi, başyapıtı sayılan Ulysses İrlanda milliyetçiliğine karşı bir metin olarak görüldüğü için önceleri İrlanda’da basılmamış.
  • ABD hükumeti müstehcenlik gerekçesiyle James Joyce’un Ulysses adlı eserini toplatma kararı almış, kitap 1933 yılı sonunda aklanmıştı.
  • 20. yüzyılın en büyük romanı olarak nitelenen Ulysses’in el yazmalarının bir bölümü Londra’daki Sotheby’s müzayede evinde 2001 yılında 1 milyon 378 bin Euro’ya alıcı bulmuştu.