Etiket arşivi: Turner Ödülü

Çağdaş Sanata Varış 311|Çağdaş Dönemde Sergileme 6

Önceden terk edilmiş bir elektrik santralı olan Tate Modern’in binası 2000 yılında kentsel dönüşüm bölgesine alındı ve müze oldu. Günümüzde bu bölge, galerilerin, şirket merkezlerinin ve lüks konutların semti haline gelmiş durumda. Fotoğraf: Tate Modern the Handbook, Tate Publishing, 2000.

Önceden terk edilmiş bir elektrik santralı olan Tate Modern’in binası 2000 yılında kentsel dönüşüm bölgesine alındı ve müze oldu. Günümüzde bu bölge, galerilerin, şirket merkezlerinin ve lüks konutların semti haline gelmiş durumda.
Fotoğraf: Tate Modern the Handbook, Tate Publishing, 2000.

  • 1980’lerde ve 1990’larda Londra, New York gibi, Çağdaş Sanat piyasasında önemli bir oyuncu haline gelmiştir. Kentin ve borsanın belirleyiciliğinin dışında, İngiltere’nin sanatçıların eserlerinin ikinci el piyasada satılması durumunda vergi avantajı sağlaması alıcılara cazip gelmiştir. Londra’nın Doğu Yakası, yeni sanatçı kuşağı için merkez haline geldi ve yeni yetenekler arayanların uğrak yeri oldu. İngiltere’nin önde gelen müzayede evleri Christie’s ve Sotheby’s’in büyük sanat satışlarının %90’dan fazlasını gerçekleştirdiği tahmin ediliyor.
  • Müzelere sponsor olan şirketlerin yapısı göz önüne alınmaya başladı. Tate Modern’in sponsoru BP’nin çevre kirliliğine katkısı gösterilere neden oldu ve BP sponsorluktan uzaklaştırıldı.
İngiliz şeker tüccarı ve sanayici Henry Tate, ülkesinin önde gelen sanat koleksiyonuna 1897 yılında adını verdiğinde müze sekiz odadan ibaretti. Galerinin kapasitesi 15 yılda iki katına çıktı. 1970’lerde genişletildi. 1980’lerde Tate Liverpool ve Tate St. Ives açıldı. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için Bankside Elektrik Santrali İsviçreli mimarlar Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern’e dönüştürüldü. 2000-2015 yılları arasında Tate Modern’i 40 milyondan fazla kişi ziyaret etti. 2009’da alınan genişleme kararı ile 260 milyon sterlinlik mimari proje Herzog & de Meuron imzalı 10 katlı Tate Modern genişleme birimi Switch House ilave edildi. Bu, mevcut yapıya %60 daha fazla sergileme ve etkinlik alanı katacak olan, piramidi andırır, kiremit yüzeyli yapı ilk haftada 143 bin kişi tarafından gezildi. İngiltere’nin en prestijli sanat ödülü olan ve her yıl verilen Turner Ödülü’nün komite başkanlığını Tate Direktörü yürütür. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

İngiliz şeker tüccarı ve sanayici Henry Tate, ülkesinin önde gelen sanat koleksiyonuna 1897 yılında adını verdiğinde müze sekiz odadan ibaretti. Galerinin kapasitesi 15 yılda iki katına çıktı. 1970’lerde genişletildi. 1980’lerde Tate Liverpool ve Tate St. Ives açıldı. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için Bankside Elektrik Santrali İsviçreli mimarlar Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern’e dönüştürüldü. 2000-2015 yılları arasında Tate Modern’i 40 milyondan fazla kişi ziyaret etti. 2009’da alınan genişleme kararı ile 260 milyon sterlinlik mimari proje Herzog & de Meuron imzalı 10 katlı Tate Modern genişleme birimi Switch House ilave edildi. Bu, mevcut yapıya %60 daha fazla sergileme ve etkinlik alanı katacak olan, piramidi andırır, kiremit yüzeyli yapı ilk haftada 143 bin kişi tarafından gezildi.
İngiltere’nin en prestijli sanat ödülü olan ve her yıl verilen Turner Ödülü’nün komite başkanlığını Tate Direktörü yürütür.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Çağdaş Sanata Varış 292|Sokak Sanatı 3

  • Grafiti sanatçısı Shepard Fairey zaman içinde yüksek bir ticari başarı elde etti: Farklı tarzlara hitap eden bir giyim markası, bir galeri ve bir yaratımcı marka ajansı kurdu.
  • 2006 yılında New York’ta ortaya çıkan ve Swoon, Shepard Fairey, Banksy gibi sanatçıların sokak resimlerine boya atan Splashers denen bir grup türemişti. Onlar bu tür sokak sanatçılarına galeri sahipleri ve eleştirmenler için yemlik diyor; bir zamanlar Sokak Sanatı olan eserlerin müzelere ya da reklam dünyasına girmesini “burjuva sponsorlu isyan” olarak değerlendiriyorlardı. Onları, hem politik açıdan etkisiz, hem de inanılmaz kazançlı olmakla suçluyorlardı. Sokak Sanatının sokaklara ait olduğunu, ondan türeyen stüdyo sanatının farklı bir şey olduğunu, dolayısıyla alınıp satılabileceğini söyleyerek eleştirenler çok.
  • Sanatını Public Art (Halk Sanatı) olarak tanımlayan Richard Humleton’un New York, Milano ve Londra’da düzenlediği Sokak Sanatının Babası adlı sergisine Georgio Armani sponsor olmuştu.
  • Los Angeles’taki sergiye Nike ve Levi’s ana sponsor oldular; arkasına sokak sanatçılarının desen çizmiş olduğu, sınırlı sayıda üretilmiş Levi’s montlar sergi süresince yüksek fiyatla satışa sunuldu.
  • 2008 yılında sokak sanatçılarına kategorik olarak yer veren ilk Urban Art (Şehir Sanatı) satışları başladı. Böylece Sokak Sanatı ana akıma yaklaşmaya başladı. İlk sergide bir tablo hariç eserlerin tümü satıldı.
2009 yılında Turner Ödülü bir grafiti sanatçısına verildi: Richard Wright. Wright, Tate’in büyük duvarlarından birini altın varakla çizdiği karmaşık, yoğun desenlerle kaplamıştı. Kretuar (maket bıçağı) ya da şablon kullanmıyordu. Tek bir iğne ve üstünde birçok iğne bulunan bir tekerlekle kağıdın üstüne desenlerini çiziyordu. Sprey boya yerine bu iğne deliklerinden geçen tebeşir kullanmıştı. Tebeşirin bıraktığı izlerin üzerindeki kağıdı kaldırıyor ve altın varağı buraya yapıştırıyordu. Ama eser yine de geçiciydi. Turner Ödülü sergisi bittiğinde üzeri boyanacaktı. Wright da dönemin sanatçıları gibi kalıcı olmak istemiyordu; dünyada çok fazla öteberi olduğunu düşünüyordu. Fotoğraf: www.theguardian.com

2009 yılında Turner Ödülü bir grafiti sanatçısına verildi: Richard Wright. Wright, Tate’in büyük duvarlarından birini altın varakla çizdiği karmaşık, yoğun desenlerle kaplamıştı. Kretuar (maket bıçağı) ya da şablon kullanmıyordu. Tek bir iğne ve üstünde birçok iğne bulunan bir tekerlekle kağıdın üstüne desenlerini çiziyordu. Sprey boya yerine bu iğne deliklerinden geçen tebeşir kullanmıştı. Tebeşirin bıraktığı izlerin üzerindeki kağıdı kaldırıyor ve altın varağı buraya yapıştırıyordu. Ama eser yine de geçiciydi. Turner Ödülü sergisi bittiğinde üzeri boyanacaktı. Wright da dönemin sanatçıları gibi kalıcı olmak istemiyordu; dünyada çok fazla öteberi olduğunu düşünüyordu.
Fotoğraf: www.theguardian.com

 

  • Rus sanat kolektifi Voina, St. Petersburg’da Neva Nehri’nin üzerindeki açılır kapanır köprüye erekte olmuş penis resmi çizmiş; köprü her açıldığında 65 m uzunluğunda ve 27 m genişliğindeki penis KGB’nin uzantısı Federal Güvenlik Servisi’nin karşısına dikiliyordu. Polis teşkilatındaki yozlaşmayı protesto amacı taşıyan bu eser, yüksek bir fiyatla en iyi Çağdaş Sanat eserler listesine girmişti. Banksy bu gruba 200 bin pound bağışlamıştı.
  • Avusturya’daki Worth Gölü kıyısında yer alan Gunhter Sachs’a ait şatonun iç mekan duvarlarının grafitilerle kaplı olduğu biliniyor.
  • 2008 yılında Tate Modern, 2011 yılında ise Los Angeles Çağdaş Sanat Müzesi, kapsamlı bir Sokak Sanatı ve grafiti sergisi açtı. Amaç diğer akımlar ile elde edilemeyecek kadar büyük bir kitleye ulaşmaktı.

 

Çağdaş Sanata Varış 273|Çağdaş Kavramsal Sanat 4

Kimlik 3

Zevk ve Demokrasi, Grayson Perry, 2004. Sanatçının sırlı seramik eseri, Perry’nin 2003 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilmesi ve kazanması sonucundaki deneyimlerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Ödül, Birleşik Krallık’ta geniş çapta yankı bulmuş, halk arasında çok konuşulmuştur. Perry bu çömlekte, halktan gelen yorumlara yer vermiştir. Figürlerin konuşma balonlarında ödülü kazanmasıyla ilgili, kimisi basında da çıkan ifadeleri kullanmıştır. Bu yorumlar, onur kırıcılıktan komikliğe kadar uzanır. Küçük Farklılıklar Sergisi, Pera Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zevk ve Demokrasi, Grayson Perry, 2004.
Sanatçının sırlı seramik eseri, Perry’nin 2003 yılında Turner Ödülü’ne aday gösterilmesi ve kazanması sonucundaki deneyimlerinden yola çıkarak gerçekleştirilmiştir. Ödül, Birleşik Krallık’ta geniş çapta yankı bulmuş, halk arasında çok konuşulmuştur. Perry bu çömlekte, halktan gelen yorumlara yer vermiştir. Figürlerin konuşma balonlarında ödülü kazanmasıyla ilgili, kimisi basında da çıkan ifadeleri kullanmıştır. Bu yorumlar, onur kırıcılıktan komikliğe kadar uzanır.
Küçük Farklılıklar Sergisi, Pera Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Postmodernizm ile yola başlayan Anti-Özcülük, cinsiyet fikrinin doğal veya zorunlu bir kategori değil, kültürel bir kategori olduğunu söylüyordu. Kişilik, kimlik, sübjektiflik ve aracılık kavramlarına yönelik Postmodernist ve Postyapısalcı okuyuşlar, son yıllarda Posthümanizm adı verilen alanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu alan, insanlar ve teknoloji, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkileri araştırır ve farklılıkları Yapısöküm yöntemiyle inceler.
  • 1984 yılında dünya Madonna’yı tanımıştı. O yıllarda beline Boy Toy (jigolo) yazan bir kemer taktı. 1980’ler boyunca feminen-maskülen bir tarz izledi. 1990’larda stilinde seksüel içeriğin dozunu artırdı ve aralara dini motifler yerleştirirken sutyen ve kısa şortlar ile Hint motifli baş aksesuarı kullandı. 1990’ların sonunda etnik-gotik melezi görüntüsünde ellerinde Hint kınası, geyşa makyajı, kimono ile sahneye çıktı. Madonna ile beraber Amerikan kültüründe geleneksel Asya kültürü yükselişe geçti. Koruyucu olduğuna inanılan kırmızı ip bileklikler hızla moda oldu. Madonna, cinsiyet ve etnik unsurlara aşina olunmasına katkı sağladı.
Hans-Peter Feldmann,  Art International 2015 İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Hans-Peter Feldmann, Art International 2015 İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Queer yaklaşım hem bir teori hem de bir sosyal harekettir. Özellikle kamusal alanda eşcinsel şahısların ifşa edilmesini, doğrudan eylemi savunur. Queer teorisi, kimliklerin doğasını değiştirme hareketinin bir parçasıdır. Queer kuramcılarına göre, kimlik kavramının kendisini reddetmek daha doğrudur. Bu fikrin kökleri Foucault ve Althusser’e uzanır: iktidara fırsat vermemek için özne konumundan çıkmak gerekir. 1960 ve 1970’lerdeki ikinci dalga feminizm, toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyet ayrımını çökertir. Biyolojik cinsiyet, kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik ayrımlara, toplumsal cinsiyet ise onları ayıran kültürel farklılıklara işaret eder. Queer teori, biyolojik cinsiyetin de toplumsal cinsiyet gibi kültürel bir inşa olduğunu söyler. Her birey az veya çok erkek ve/veya kadındır. Kadın ve erkek kategorileri baskıcıdır. Filozof Judith Butler, evliliğin ataerkilliğin ve baskının dayanaklarından biri olduğunu; devletin, cinsel davranışların düzenlenmesine ve bireyler arasındaki ilişkinin nitelenmesine el koyuşu olduğunu söyler. Gey ve lezbiyen evlilik talebinin, baskı altındaki diğer kategorilerle aralarına bir mesafe koyma ve cinsel-siyasi rejimi sağlamlaştırma riski taşıdığını öne sürer. Evliliğin, özel hiçbir sivil veya mali hak doğurmamasını ve birlikteliklerin üzerindeki devlet kontrolünün ortadan kalkmasını önerir.
  • Kimlik politikalarına yönelen sanatçılar, cinsel kimlik, eşcinsellik, cinsel tercih, cinsiyet politikaları gibi olgulara da yönelmişlerdir. 1990’lı yıllarda ABD sanat ortamında AIDS hastalığını konu alan yoğun bir sanatsal üretim gerçekleşmiştir.
  • Çağdaş feminist performanslarda yemek ve kadın bedeninin cinsiyetçi söylem tarafından temsilinin eleştirisi yapılır.

 

Çağdaş Sanata Varış 262|Heykeller ve Nesneler 1 Anish Kapoor

  Çift, Anish Kapoor, 2006. Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde sergilenen sanatçının bu granit eseri müzenin kalıcı koleksiyonuna katıldı. Hindu bir baba ve Yahudi bir anneden doğan sanatçının eserlerinde yeryüzü ve gökyüzü, ruh ve madde, aydınlık ve karanlık gibi ikilemlere rastlanıyor. Kullandığı sanatsal dil gayet sade ama eserlerin içinde barındırdığı enerji ve kültürel çeşitlilik dikkat çekiyor. Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisi (2014) heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi bir araya getiren eserlerden oluşmuştu. Sergi, sanal sergi olarak internet ortamında da izlenebildi. 1954’te Bombay’da doğan ve 1970’lerden bu yana Londra’da yaşayan Anish Kapoor, Britanya’yı 1982 Paris Bienali ve 1990 Venedik Bienali’nde temsil etmiş, burada Premio Duemila’ya (en iyi genç sanatçı ödülü) layık görülmüştü. Sanatçı, 1991 yılında da Turner Ödülü’nü kazandı. Kapoor, 2009 yılında, Londra’daki Kraliyet Sanat Akademisi’ndeki tüm galeri mekânının açıldığı, ilk yaşayan sanatçı oldu. Hindistan’daki ilk kişisel sergisini ise 2010 yılında açtı. 2013 yazında, Kraliçe'nin doğum günü törenlerinde ödüllendirilip Sir unvanını aldı. Kapoor, “Taşın hafızası vardır. Bir eser ne zaman içsel hafızamıza hitap etmeye başlar, işte o zaman sanat eseri olur. Sanatın bazı unsurları bu anlamda hafızayı harekete geçirmede çok güçlüdür”, diyor. Kapoor, eserin fiziksel ve sosyal alan arasındaki ilişkiyi sağlamasını önemsiyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


Çift, Anish Kapoor, 2006.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde sergilenen sanatçının bu granit eseri müzenin kalıcı koleksiyonuna katıldı.
Hindu bir baba ve Yahudi bir anneden doğan sanatçının eserlerinde yeryüzü ve gökyüzü, ruh ve madde, aydınlık ve karanlık gibi ikilemlere rastlanıyor. Kullandığı sanatsal dil gayet sade ama eserlerin içinde barındırdığı enerji ve kültürel çeşitlilik dikkat çekiyor. Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisi (2014) heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi bir araya getiren eserlerden oluşmuştu. Sergi, sanal sergi olarak internet ortamında da izlenebildi.
1954’te Bombay’da doğan ve 1970’lerden bu yana Londra’da yaşayan Anish Kapoor, Britanya’yı 1982 Paris Bienali ve 1990 Venedik Bienali’nde temsil etmiş, burada Premio Duemila’ya (en iyi genç sanatçı ödülü) layık görülmüştü. Sanatçı, 1991 yılında da Turner Ödülü’nü kazandı. Kapoor, 2009 yılında, Londra’daki Kraliyet Sanat Akademisi’ndeki tüm galeri mekânının açıldığı, ilk yaşayan sanatçı oldu. Hindistan’daki ilk kişisel sergisini ise 2010 yılında açtı. 2013 yazında, Kraliçe’nin doğum günü törenlerinde ödüllendirilip Sir unvanını aldı.
Kapoor, “Taşın hafızası vardır. Bir eser ne zaman içsel hafızamıza hitap etmeye başlar, işte o zaman sanat eseri olur. Sanatın bazı unsurları bu anlamda hafızayı harekete geçirmede çok güçlüdür”, diyor. Kapoor, eserin fiziksel ve sosyal alan arasındaki ilişkiyi sağlamasını önemsiyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Anish Kapoor, 2015 yılında Moskova Yahudi Müzesi’nde dört eserini sergiledi. Fotoğrafta bunlardan üçü görülüyor: 2003 yılına ait eseri, ünlü kinetik balmumu heykeli Benim Kırmızı Anavatanım; konveks ve konkav paslanmaz çelik eseri S Biçimli Dalga (2006) ve yansımadan görülen sarı, fiberglas duvar heykeli Sığınak (2007). Anish Kapoor,  taş, çelik, cam, PVC, balmumu, yağlıboya, ileri teknoloji ürünleri kullandığı obje, heykel ve yerleştirmelerinde resim ile heykelin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Sanatçının kullandığı renkler ise Hindistan kültürünün bir parçası olan renk pigmentleridir. Kapoor, “İzleyiciyi zaman ve mekanla etkileşime geçiren ve objeyi objeliğinden uzaklaştıran heykelle ilgileniyorum”, diyor. Fotoğraf: http://enfr.blouinartinfo.com

Anish Kapoor, 2015 yılında Moskova Yahudi Müzesi’nde dört eserini sergiledi. Fotoğrafta bunlardan üçü görülüyor: 2003 yılına ait eseri, ünlü kinetik balmumu heykeli Benim Kırmızı Anavatanım; konveks ve konkav paslanmaz çelik eseri S Biçimli Dalga (2006) ve yansımadan görülen sarı, fiberglas duvar heykeli Sığınak (2007).
Anish Kapoor, taş, çelik, cam, PVC, balmumu, yağlıboya, ileri teknoloji ürünleri kullandığı obje, heykel ve yerleştirmelerinde resim ile heykelin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Sanatçının kullandığı renkler ise Hindistan kültürünün bir parçası olan renk pigmentleridir.
Kapoor, “İzleyiciyi zaman ve mekanla etkileşime geçiren ve objeyi objeliğinden uzaklaştıran heykelle ilgileniyorum”, diyor.
Fotoğraf: http://enfr.blouinartinfo.com

Kapoor’un, Berlin’de Martin Gropius Bau’da 2013 yılında açtığı sergide yer alan, çoğunlukla anıtsal boyutlarda heykeller üreten sanatçının anıtsal İlk Beden adlı eseri. Fotoğraf: www.art-in-tv.de

Kapoor’un, Berlin’de Martin Gropius Bau’da 2013 yılında açtığı sergide yer alan, çoğunlukla anıtsal boyutlarda heykeller üreten sanatçının anıtsal İlk Beden adlı eseri.
Fotoğraf: www.art-in-tv.de

Anish Kapoor’un Versailles Sarayı bahçesinde 2015 yılında sergilediği Dirty Corner adlı eseri üç kez saldırıya uğradı. Esere Fransız medyasında Kraliçenin Vajinası adı takılmıştı. Eserin sarayın bahçesine yerleştirilmesinin ardından üzerine sarı boya döküldü. Boya kısmen temizlenebilmişti. Bir ay sonra iki kez üzerine, bazıları anti-semitik olmak üzere yazılar yazıldı. Sanatçı, toplumdaki tahammülsüzlüğün altını çizmek için eserin üzerine yazılan yazıları muhafaza etmek istedi. Ancak mahkeme grafitinin kaldırılmasına ve esere bir alarm sistemi yerleştirilmesine karar verdi. Mahkeme kararından sonra Anish Kapoor, Instagram’da grafitinin üstünün kapatılmış halinin fotoğraflarını paylaştı ve “Fransa’da ırkçılar mahkeme kararı ile ırkçı ifadelerinin üzerini kapattırdı, ırkçıların kazanmasına izin vermeyelim” paylaşımında bulundu. Daha sonra yazıların üzeri altın yaldız ile kapatıldı. Fotoğraf: jezebel.com

Anish Kapoor’un Versailles Sarayı bahçesinde 2015 yılında sergilediği Dirty Corner adlı eseri üç kez saldırıya uğradı.
Esere Fransız medyasında Kraliçenin Vajinası adı takılmıştı. Eserin sarayın bahçesine yerleştirilmesinin ardından üzerine sarı boya döküldü. Boya kısmen temizlenebilmişti. Bir ay sonra iki kez üzerine, bazıları anti-semitik olmak üzere yazılar yazıldı.
Sanatçı, toplumdaki tahammülsüzlüğün altını çizmek için eserin üzerine yazılan yazıları muhafaza etmek istedi. Ancak mahkeme grafitinin kaldırılmasına ve esere bir alarm sistemi yerleştirilmesine karar verdi.
Mahkeme kararından sonra Anish Kapoor, Instagram’da grafitinin üstünün kapatılmış halinin fotoğraflarını paylaştı ve “Fransa’da ırkçılar mahkeme kararı ile ırkçı ifadelerinin üzerini kapattırdı, ırkçıların kazanmasına izin vermeyelim” paylaşımında bulundu. Daha sonra yazıların üzeri altın yaldız ile kapatıldı.
Fotoğraf: jezebel.com

Bulut Kapısı, Anish Kapoor, 2006. 2004 yılında açılan Chicago kentinin Millennium Park’ına yerleştirilen, yapımı 2006 yılında biten heykel, 168 paslanmaz çelik levhadan oluşuyor ve yapımı 23 milyon dolara mal olmuş. Civadan esinle tasarlanmış olan heykelin halk arasındaki adı Fasulye (The Bean). İzleyenlerin heykele her baktığında kendi yansımasını görmesi, kendisiyle heykel arasında bir bağ kurmasını sağlıyor. Her yansıma bir varoluş kanıtı gibidir. Yumuşak kıvrımlı dinamik yapısı ile de hiçbir yansımayı üzerinde sabit tutmamakta ve sürekli hareket ettirmektedir. Bir çekim alanı oluşturan heykel, gökyüzünü, bulutları ve güneşi izleyiciler ile buluşturmaktadır. 2015 yılında Çin’in Xinjiang bölgesinde  Karamay’da bir Çinli sanatçı Bulut Kapısı’nın neredeyse aynısını yaptı ve Kapoor dava açtı. Çinli muhalif sanatçı ve aktivist Ai Weiwei ile Anish Kapoor, 2015’te Avrupa’da yaşanan sığınmacı krizi ile ilgili sığınmacıların durumlarına ve yaşamsal haklarına dikkat çekmek için omuzlarında sığınmacıları temsilen battaniyeler taşıyarak ve mültecilerin kat ettikleri mesafeyi sembolik biçimde dile getirmek üzere Londra’da birlikte yürüyüş yaptılar. Kapoor, 2016 yılında heykelin tüm yüzeyini ışığı emen, yüksek teknoloji ürünü Vantablack denen, siyahın en siyahı olarak tanımlanan malzeme ile kapladı. Sanatçı açık havada yer alan tüm heykellerini bu madde ile kaplayacağını, çünkü dünyanın, heykellerin yapım tarihine göre daha kara bir yer olduğunu söylüyor. Fotoğraf: www.statuestorieschicago.com

Bulut Kapısı, Anish Kapoor, 2006.
2004 yılında açılan Chicago kentinin Millennium Park’ına yerleştirilen, yapımı 2006 yılında biten heykel, 168 paslanmaz çelik levhadan oluşuyor ve yapımı 23 milyon dolara mal olmuş. Civadan esinle tasarlanmış olan heykelin halk arasındaki adı Fasulye (The Bean). İzleyenlerin heykele her baktığında kendi yansımasını görmesi, kendisiyle heykel arasında bir bağ kurmasını sağlıyor. Her yansıma bir varoluş kanıtı gibidir. Yumuşak kıvrımlı dinamik yapısı ile de hiçbir yansımayı üzerinde sabit tutmamakta ve sürekli hareket ettirmektedir. Bir çekim alanı oluşturan heykel, gökyüzünü, bulutları ve güneşi izleyiciler ile buluşturmaktadır.
2015 yılında Çin’in Xinjiang bölgesinde Karamay’da bir Çinli sanatçı Bulut Kapısı’nın neredeyse aynısını yaptı ve Kapoor dava açtı.
Çinli muhalif sanatçı ve aktivist Ai Weiwei ile Anish Kapoor, 2015’te Avrupa’da yaşanan sığınmacı krizi ile ilgili sığınmacıların durumlarına ve yaşamsal haklarına dikkat çekmek için omuzlarında sığınmacıları temsilen battaniyeler taşıyarak ve mültecilerin kat ettikleri mesafeyi sembolik biçimde dile getirmek üzere Londra’da birlikte yürüyüş yaptılar.
Kapoor, 2016 yılında heykelin tüm yüzeyini ışığı emen, yüksek teknoloji ürünü Vantablack denen, siyahın en siyahı olarak tanımlanan malzeme ile kapladı. Sanatçı açık havada yer alan tüm heykellerini bu madde ile kaplayacağını, çünkü dünyanın, heykellerin yapım tarihine göre daha kara bir yer olduğunu söylüyor.
Fotoğraf: www.statuestorieschicago.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 205| Fotogerçekçilik / Hiperrealizm 2

Racetrack, Malcolm Morley, 1970. New York’ta yaşayan Londra doğumlu, Turner Ödülü sahibi Malcolm Morley (1931-), Hiperrealizm’in kurucularındandır. 1965’lerden başlayarak kartpostal ve afişlerin aynılarını kopya etmiştir. Yukarıda görülen, bir hipodromu betimleyen eserinin üzerine çizdiği iki kırmızı çizgi ile eserdeki gerçekçiliği yadsıdığını ifade etmiştir. Morley daha sonra Fotografik tarzı terk etmiş, kalın boyalarla ve belirgin fırça darbeleriyle çalışmalarını sürdürmüştür. Fotoğraf:www.pinterest.com

Racetrack, Malcolm Morley, 1970.
New York’ta yaşayan Londra doğumlu, Turner Ödülü sahibi Malcolm Morley (1931-), Hiperrealizm’in kurucularındandır. 1965’lerden başlayarak kartpostal ve afişlerin aynılarını kopya etmiştir.
Yukarıda görülen, bir hipodromu betimleyen eserinin üzerine çizdiği iki kırmızı çizgi ile eserdeki gerçekçiliği yadsıdığını ifade etmiştir.
Morley daha sonra Fotografik tarzı terk etmiş, kalın boyalarla ve belirgin fırça darbeleriyle çalışmalarını sürdürmüştür.
Fotoğraf:www.pinterest.com

Double Self-Portrait, Richard Estes, 1976. Fotoğraf:americanart.si.edu

Double Self-Portrait, Richard Estes, 1976.
Fotoğraf:americanart.si.edu

  • Bazı Hiperrealist sanatçılar Amerikan yaşantısını, reklam panolarının büyütülmüş ayrıntılarını, teknoloji ve makineleri, otomobilleri resmetmişlerdir. Bazılarının eserleri ise, büyük bölümü tuvalin dışında kalmış, tuvale sığmamış bir bütünün küçük bir parçası gibidir.
  • Eserleri için fotoğraftan yararlanan Alman sanatçı Gerhard Richter (1932-), çeşitli konuları ele almıştır. 1971 yılında bir seri halinde tarihteki büyük adamların portrelerini yapmaya başlamıştır. Eski siyah-beyaz ve silik fotoğraflardan elde edilmiş bu resimler, Hiperrealist yapıtların net görünümleri ile çelişir. Amaç, portrelerdeki bireysel nitelikleri silmektir.
  • Amerikalı Fotogerçekçi ressam Chuck Close (1940-), dev boyuttaki Fotogerçekçi portreleri ile ünlü. Resimlerini yaparken fotoğraflardan faydalanıyor. Bir matbaa gibi çalışıyor, karelere böldüğü küçük pikselleri dört matbaa rengine boyuyor. Bu tekniğe digital pigment prints deniyor. Bu yöntemle yapılan resme çok yakından baktığımızda resim parçalara ayrılmış gibi görünse de, uzaktan bakınca bir bütünlük oluşturuyor.  İlk kişisel sergisi, dev siyah-beyaz portrelerden oluşuyordu.
Philip Glass, Chuck Close, 1969. Fotoğraf:vasisdas.com

Philip Glass, Chuck Close, 1969.
Fotoğraf:vasisdas.com

Chuck Close 1988 yılında felç oluyor. Zaman içinde kısıtlı da olsa hareket edebilir hale geliyor ama ancak bileğine bağlı bir fırçayla resimlerini yapmaya devam ediyor. Kullandığı airbrush tekniği, inkjet yazıcıların geliştirilmesine esin kaynağı oluyor. Bu fotoğraf Hiperrealist tabloların yapılış tekniği hakkında da bir fikir vermektedir. Fotoğraf: tanaallen.weebly.com

Chuck Close 1988 yılında felç oluyor. Zaman içinde kısıtlı da olsa hareket edebilir hale geliyor ama ancak bileğine bağlı bir fırçayla resimlerini yapmaya devam ediyor. Kullandığı airbrush tekniği, inkjet yazıcıların geliştirilmesine esin kaynağı oluyor. Bu fotoğraf Hiperrealist tabloların yapılış tekniği hakkında da bir fikir vermektedir.
Fotoğraf: tanaallen.weebly.com

Nur Koçak'ın 1977'de yaptığı Vasarely'e Saygı isimli yağlıboya. Fotoğraf:tr.habervesaire.com

Nur Koçak’ın 1977′de yaptığı Vasarely’e Saygı isimli yağlıboya.
Fotoğraf:tr.habervesaire.com

  • Nur Koçak, kadınların nesneleştirilmesini bu kadar açık biçimde ifade eden ilk kadın sanatçımızdır. Kadın imgesinin belli organlara hapsolduğunu, soyut resmin optik yanılsama ustası Vasarely’e adamıştır. Nur Koçak, Fotogerçekçi teknik ile toplumsal gerçekliklerimizin nasıl kurgulandığını, aile portrelerinde kız çocuklarına yüklenen misyonu, kent vitrinlerindeki iç çamaşır düzenlemeleri ile bir toplumun mahrem ve namahrem algısının dönüşümünü kurgulamıştır.
  • Çıplak insan vücudu ve portresi Hiperrealist heykelcilerin konusu ise de, ressamlar da bu konuları ele almışlardır.
  • Hiperrealist heykel alanında ise çıplak heykelleri ile tanınan ABD’li John de Andrea (1941-) ve ABD’li Duane Hanson’dan (1925-1996) bahsetmemiz gerekir.
Supermarket Shopper, Duane Hanson, 1970. Hanson, Amerikan toplumunun tipik insanlarını gerçek büyüklükte çalışmıştır. Fotoğraf:theredlist.com

Supermarket Shopper, Duane Hanson, 1970.
Hanson, Amerikan toplumunun tipik insanlarını gerçek büyüklükte çalışmıştır.
Fotoğraf:theredlist.com

  • Pop Sanat Soyut Dışavurumculuk’a gösterilen tepkilerden biri olmuştur. Soyut Dışavurumculuk’un öznel yaklaşımını reddederek, daha nesnel bir bakış açısını vurgulamaya başlamış, 1960′larda boyutları genişlemiş ve ülkede yeniden Amerikan yaşamının gerçeklerine dönme eğilimi baş göstermiştir. 1960’ların ortasından sonra, Fotogerçekçilik ile birleşmiştir.