Etiket arşivi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Libya 1

2005 yılında FEST Travel  ile Faruk Pekin liderliğinde yaptığımız gezinin bilgilerini paylaşacağım. O zaman Kaddafi baştaydı, iç savaş daha çıkmamıştı, nüfus 6 milyondu, hayran kaldığımız eserler tahrip olmamıştı, ABD ambargosu kalkmıştı, ortalıkta pek kadın gözükmüyordu, etraf çok sakindi.

Libya’daki gezimizde UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan dört yer gördük: Cyrene, Sabratha, Leptis Magna ve Gıdamis. Bunlar arasında, otantikliği ile tüm grubu hayran bırakmış, Kaddafi taraftarlarının yoğun olduğu Gıdamis’ta çok çatışma olduğu, dolayısıyla en büyük tahribatın orada yaşandığı söyleniyor.

Libya’da gördüğüm antik şehirlerin o güne kadar gördüklerimin en görkemlileri olduğunu söylemeliyim. Akdeniz ile antikitenin birlikteliği nefes kesiyordu. Palmira‘nın başına gelenin bunların da başına gelmemiş olmasını diliyorum.

Ayrıca gördüğüm en muhteşem çöl de Libya’daydı. Burada çöl, “Kum Denizi”, “Kum Okyanusu” olarak anılıyor. Zaten çöllerin içinde dünyaca en ünlüsü Libya çölleri imiş. Libya dosyamın başlarında özellikle çöl fotoğraflarına yer vereceğim.

Yararlanılan Kaynaklar

  • A Short History of the Libyan Struggle, Ahmed M. Ashiurakis, Dar El-Fergiani, 1995.
  • The Green Book, Muammar Al Qathafi, World Center for the Study and Reseach, 1999.
  • The Antiquities of Tripolitania, D. E. L. Haynes, 1981.
  • The Magic Gate of the Sahara, Angelo Piccioli, Dar Al-Fergiani, 2000.
  • Bir Çöl Mesajcısı, Mirella Bianco, Roman’s Yayınları.
  • Patterns of Libyan Mosaics, Dr. Fadhl Ali Muhammad, Dar Al-Anies, 1998.
  • Libya An End to Isolation, Andrew Cockburn, National Geographic, November 2000.
  • Yeni Keşfedilen Bir Ülke Libya, Faruk Pekin, Hürriyet 7 Şubat 2005.
  • Fest Kitapçığı, 2005.
  • Seyyid Ahmed eş-Şerif’in Anadolu’daki Milli Mücadele’ye Katılışı ve Mustafa Kemal’i Desteklemesi, Yrd. Doç. Dr. Kadir Özköse, www.cumhuriyet.edu.tr, 2005.
  • Enver Paşa’nın Anıları, Halil Erdoğan Cengiz, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.
  • Sanat Terimleri Sözlüğü, Adnan Turani, Toplum Yayınevi, 1980.
  • AnaBritannica, ilgili maddeleri.
  • Romalılar, Reginald H. Barrow, İz Yayıncılık, 2002.
  • Geldim Gördüm Yendim, Peter Jones, Say Kitap, 2016.
  • Demokratik özerklik ne demek? Cemahiriye!, Taha Akyol, Milliyet 21.12.2010.
  • Megarondan Tapınağa, arkeokur.tumblr.com
  • Altın Dal, Cilt I, James G. Frazer, Payel Yayınları, Bilim Kitapları 37.

 

Troçki’nin Sürgün Evleri 5

Troçki’nin vurulduğu ev. Günümüzde müze. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin vurulduğu ev. Günümüzde müze.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin son çalışma odası. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin son çalışma odası.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bir müddet sonra, 1938 sonbaharında, Rivera ile Troçki’nin şahsi ve siyasi nedenlerden ötürü arası açıldı. Rivera, sık sık Troçki aleyhine açıklamalarda bulunmaya başladı. Troçki ve eşi, Nisan 1939’da Mavi Ev’den ayrıldılar. Dördüncü Enternasyonal Rivera’yı sosyalizmi terk ederek muhafazakar cumhurbaşkanı adayı Juan Andreu Almazan’ı desteklediği için kınadı.
  • Mayıs 1940’da Troçki’nin evine silahlı baskın oldu. Meksikalı Stalinci grupların yaptığı baskını yöneten ve finanse eden İspanyol iç savaşından ülkesi Meksika’ya dönen komünist ressam David Alfaro Siqueiros’dur (1896-1974). Kapıdaki nöbetçiler pusuya düşürülmüş, Troçki’nin yatak odasına kadar girilmiş, etrafı makineli tüfeklerle taramışlardı. Troçki gürültülerle uyanmış, yandaki odanın dolabına gizlenmiş, bu suretle kurtulmuştu. Troçki’nin oturduğu evin bütün pencerelerinde çelik kepenkler, bahçe duvarlarının üzerinde makineli tüfek yuvaları vardı, ev iyi korunuyordu. Mayıs baskınından sonra güvenlik önlemleri daha da artırıldı. Siqueiros, Diego Rivera ve José Clemente Orozco (1883-1949) kadar ünlü Meksikalı duvar ressamıdır. Siqueiros, Troçki olayındaki rolünden ötürü 1941 yılında Şili’ye sürülmüştür.
  • Troçki ile arası bozuk olan Rivera’dan şüphe edildi, Rivera San Francisco’ya kaçtı.
  • Ağustos 1940’da ikinci saldırı meydana geldi. Fail bu defa uzun yıllardan beri Troçki’yi öldürmek için fırsat kollayan, bu amaçla katibesine sevgili olan, sık sık pasaport değiştiren Frank Jacson/Ramon Mercader’dir. Jacson, pardösüsünün içine saklayabilmek için sapını kestiği dağ kazmasını Troçki’nin kafasına indirdi. Troçki adama yapıştı, bağırdı, muhafızlar adamı yakaladı. Troçki, kaldırıldığı hastanede ertesi gün 62 yaşında öldü. Katil ile tanışıklığı olan Kahlo, sorguya çekildi. Jacson 20 yıla mahkum oldu. Katilin hakiki hüviyeti hiçbir zaman tam olarak anlaşılamadı; Stalinist bir İspanyol olduğu düşünülen Jacson, 1960 yılında cezası bitince serbest bırakıldı ve Çekoslovakya’ya giderek kayboldu.
  • Troçki öldürüldüğü zaman Sovyet Güvenlik Sekreteri ve Sovyet Gizli Polisi şefi Lavrenti Beria (1899-1953) idi.
Troçki’nin vurulduğu evin bahçesinden. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Troçki’nin vurulduğu evin bahçesinden.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Troçki’nin Stalin’e muhalefeti sertti:
    “Stalin, partimizin en fazla dikkati çeken en değersiz adamıdır. Siyasi ufku son derece dardır. Teorik seviyesi iptidaidir. Leninizm’in Temelleri adlı kitabı, ancak öğrencilerin yapabileceği hatalarla doludur. Hiçbir yabancı dil bilmez. Diğer memleketlerdeki gelişmeleri başkalarının görüşlerinden takip eder. Lenin vasiyetnamesinde onun iki özelliğini belirtmiştir: Kabalığı ve vefasızlığı! Yalancıdır. Namussuz ve ahlaksızdır.”
  • Troçki sürgün günlerinde bir taraftan Rusya’daki sol muhalefeti kuvvetlendirmeye, diğer yandan da Avrupa ve Amerika’da komünist partilerini kontrolü altına almaya, Rusya dışındaki Troçkist grupları birleştirmeye  çalışır. En büyük arzularından biri de Çin Komünist Partisi’ni Stalin’in kontrolünden kurtarmak idi.
  • Meksiko Kenti’nde öldürüldükten sonra Troçki’nin bütün arşivi, Harvard Üniversitesi’nde Houghton Kütüphanesi’nde toplanmıştır.
  • İspanya’nın yeni siyasi partisi Podemos Ocak 2014’te Troçkist antikapitalist bir sol grup tarafından kuruldu. Kuruluşundan dört ay sonra yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 4. parti oldu; 2015 yerel seçimlerinde stratejik kentlerde belediye başkanlıklarını Podemos’un desteklediği adaylar kazandı; Aralık 2015’teki genel seçimlerde ülke genelinde desteklenen 3. parti, kritik merkezlerde 2. parti, ayrılıkçı bölgeler Katalonya ve Bask ülkesinde ise birinci parti oldu. Podemos, Troçki’nin adını başarıyla yaşatan en güncel örnektir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Troçki İstanbul’da, Ömer Sami Coşar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2010.
  • %100 İstanbul, Erk Acarer, İnkilap Kitabevi, 2009.
  • Frida Kahlo, Rauda Jamis, Afa Yayınları, 1991.
  • 14. İstanbul Bienali, Tuzlu Su, Katalog, 2015.
  • Kahlo, Taschen, 1993.
  • Diego Rivera, Founders Society Detroit Institute of Arts, 1986.
  • Podemos’tan ‘Taht Oyunları’ dersleri, Nilgün Cerrahoğlu, Cumhuriyet Gazetesi, 26.12.2015.

 

Kütüphane Geleneği 1| Mezopotamya 1 Ebla

Kütüphane Geleneği Dosyasında Yararlanılan Kaynaklar

  • Türkiye’nin Antik Kentleri, Yaşar Yılmaz, YEM Yayın, 2014.
  • Efes Rehberi, Peter Scherrer, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ve Selçuk Efes Müzesi işbirliği, 2000.
  • Bergama Tarihinde İnanç Coğrafyası, Eyüp Eriş, Bergama Kültür Sanat Vakfı, 2003.
  • www.ephesus-foundation.org/kazi-tarihcesi.
  • Zirvedeki Medeniyet: Bergama, Mehmet Yaşin, Hürriyet 25.03.2001.
  • http://dergi.mo.org.tr/dergiler/2/189/2495.pdf, Arkeolog  Mehmet İ. Tunç
  • İskenderiye Kütüphanesi, Derleyen Roy MacLeod, Dost Kitabevi, 2006.
  • Tarihte ve Mitolojide İskenderiye, Roy MacLeod, Sydney Üniversitesi.
  • İskenderiye’den Önce: Antik Yakındoğu’daki Kütüphaneler, D. T. Potts, 1986.
  • İskenderiye: Eski Dünyanın Merkezi, Wendy Brazil.
  • Musaların Tavuk Kümesinde Dünyadan Uzak Yaşayan Kitapkurtları: Antik İskenderiye Kütüphanesi, Robert Barnes.
  • Aristoteles’in Eserleri: İskenderiye Koleksiyonunun Muhtemel Kökenleri, R. G. Tanner.
  • Kütüphanedeki Doktorlar: Kitapkurdu Apollonios’un Tuhaf Öyküsü ve Diğer Öyküler, John Vallance.
  • Romalı Doğu’da Alimler ve Öğrenciler, Samuel N. C. Lieu.
  • Neo-Platoncular ve Akdeniz’in Gizem Okulları, Patricia Cannon Johnson.
  • Antik Dünya’daki Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.
  • Okumalar Okuması, Alberto Manguel, YKY, 2013.
  • Istanbul Archaeological Museums, Alpay Pasinli, A Turizm Yayınları, 2001.
  • Anadolu Kültür Tarihi, Ekrem Akurgal, TÜBİTAK Kitapları, 1998.
  • Acı Hayatlar, Nedim Gürsel, Doğan Kitap, 2014.
  • Yahudiler, Dünya ve Para, Jacques Attali, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2009.
  • İskenderiye 1860-1960, Robert Ilbert- Ilios Yannakakis-Jacques Hassoun, İletişim Yayınları, 2006.
  • AnaBritannica Cilt 2, Ana Yayıncılık, 2000.
  • AnaBritannica Cilt 4, Ana Yayıncılık, 2000.
  • https://tr-tr.facebook.com/…/bergamalilar/…bergama-kütüphanesi/1677616
  • Edebiyat ve Kuramlar, Fatma Erkman-Akerson, İthaki Yayınları, 2010.

 

EBLA

  • Tarihçiler, yazının icadıyla başlayan devirlere Tarihsel Çağlar, yazının bilinmediği devirlere de Tarih Öncesi Çağlar adını verirler. Tarih, yazıyla başlar.
  • İlk yazının Mezopotamya’da veya Mezopotamya’da ve Mısır’da, yaklaşık olarak aynı sıralarda bulunduğu ve MÖ 3000-3500’lere tarihlendiği düşünülür.
  • Kitap toplama, yazının icat edilmesinden beri süregelen bir olaydır. Bibliyotek kelimesi (biblion: tomar), tomar deposu anlamındadır.
  • Eski Mısır tapınaklarında rahiplerin hem dini görevlerle ilgili metinleri içeren küçük koleksiyonları, hem de Yaşam Evi adı verilen ve rahip ya da resmi görevli olmak isteyenler için okul olarak kullanılan özel oda ya da binalarda duran daha büyük koleksiyonlar vardı.
  • Mezopotamya’da çeşitli kraliyet kütüphanelerine ait kalıntılar bulunmuştur. Bunların arasında en ünlü olanı, Ninova’da bulunan ve binlerce tableti barındıran MÖ 7. yüzyıla tarihlenen Asur Kralı Assurbanipal’e ait olandır.
  • Hitit Krallığı’nın pek çok dilde eseri kapsayan büyük bir arşivi vardı.
  • Atina demokrasisinin ve Roma Cumhuriyeti’nin hiçbir zaman bir halk kütüphanesi kurmadığı biliniyor.
  • Yunanlılar arasında ilk kütüphane kuran kişinin Atinalı zorba hükümdar Peisistratos (ölümü MÖ 527) olduğu, bu kütüphanenin Kserkes/Serhas tarafından İran’a götürüldüğü düşünülüyor.
  • Yunan dünyasında ilk kütüphaneler MÖ 6. yüzyılda Atina’da, Samos’ta ortaya çıkar, Neleos’un kütüphanesi Aristo külliyatı ile ünlüdür.
  • Strabon (MÖ 64 – MS 24), Aristo’nun kitap toplayan ve bir kütüphanenin nasıl düzenleneceğini öğreten ilk insan olduğunu öne sürer.
  • Irak’ın güneyindeki antik Uruk şehrinde bulunmış metinlerin hala dünya üzerinde bulunan en eski yazılı belgeler olduğu düşünülmektedir. Bu metinler binaların dışında bulunmuştur. Yönetimin artık ihtiyaç duymadığı eski kayıtları attığı, inşaat malzemesi olarak kullandığı sanılmaktadır. Ancak Eski Uruk metinlerinin başlangıçta nasıl saklandığına dair bilgimiz yoktur.
  • MÖ üçüncü bin yılın ortalarına gelindiğinde tabletlerin sistematik şekilde saklandığına dair ilk örneklere rastlanır. Geçmişi yaklaşık MÖ 2600-2400’e uzanan Fara’daki tablet evi ve Tell Mardikh’deki Ebla’da bulunan tablet koleksiyonları buna tanıklık etmektedir.
Tabletlerin sistematik şekilde saklandığı Ebla’da Kraliyet Sarayı G’de bulunan L. 2769 numaralı oda tarafından kanıtlanmıştır. Bilginin saklanması ve yazı yazma Ebla’da fiziksel olarak ikiye ayrılmıştır. Oda L. 2769 metinlerin saklandığı ve başvurulduğu arşiv odası iken, bitişikteki L. 2875 daha çok yazıcıların odanın duvarlarındaki alçak sıralara oturup yeni metinler oluşturdukları yerdir. Kazıları 1964 yılından beri İtalyanlar yürütüyor. Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Tabletlerin sistematik şekilde saklandığı Ebla’da Kraliyet Sarayı G’de bulunan L. 2769 numaralı oda tarafından kanıtlanmıştır.
Bilginin saklanması ve yazı yazma Ebla’da fiziksel olarak ikiye ayrılmıştır. Oda L. 2769 metinlerin saklandığı ve başvurulduğu arşiv odası iken, bitişikteki L. 2875 daha çok yazıcıların odanın duvarlarındaki alçak sıralara oturup yeni metinler oluşturdukları yerdir.
Kazıları 1964 yılından beri İtalyanlar yürütüyor.
Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

  • Eski Mezopotamya arşiv odasının ortasında ve duvarlarda üzerlerinde belli ki kronolojik düzende altı sıraya kadar tabletlerin bulunduğu; yaklaşık 50 cm genişliğinde, çamur kerpiç karışımı sıralar olduğu saptanmıştır.
  • Ur, Ebla, Kültepe ve Boğazköy’de ahşap raflara dair ipuçları bulunmuştur.
  • Önce arşivler oluşmuş, sonra kütüphanelere geçilmiştir. Tapınak ve saray arşivleri gibi resmi arşivler olduğu gibi özel arşivler de vardı.
Ebla Şehir Devleti kazısında 15.000 kil tablet bulunmuş. Çoğu okunmuş. Dilleri  Batı Semitik dillerinin öncüsü olan Proto-İbrani dili imiş. Çivi yazısı ile yazmışlar. Eblalılar Sümerlerin edebi geleneklerini almışlar, Sümer hece işeretlerini kullanmışlar. Kazılarda bulunan tabletlerin %80’i Sümerce, %20’si Ebla dilinde. Suriye’de Halep Müzesi’nde sergilenmekte olan çivi yazılı bu tablet MÖ 3000’e tarihlendirilmiş.

Ebla Şehir Devleti kazısında 15.000 kil tablet bulunmuş. Çoğu okunmuş. Dilleri Batı Semitik dillerinin öncüsü olan Proto-İbrani dili imiş. Çivi yazısı ile yazmışlar. Eblalılar Sümerlerin edebi geleneklerini almışlar, Sümer hece işeretlerini kullanmışlar. Kazılarda bulunan tabletlerin %80’i Sümerce, %20’si Ebla dilinde.
Suriye’de Halep Müzesi’nde sergilenmekte olan çivi yazılı bu tablet MÖ 3000’e tarihlendirilmiş.

Ebla’da bulunan tablet koleksiyonlarında ekonomik, kimileri edebi bölümler içeren yönetimsel kayıtlar, öğretici uygulama tabletleri, okul metinleri yer almaktadır. Tabletlerden anlaşıldığı üzere, yazı yazma eğitimi sürekli verilmekte, günlük yönetimle birlikte yürütülmekteydi. Yazı yazma öğrencileri metinleri kopyalar, gerekli metinler daha sonra arşivlenirdi. Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Ebla’da bulunan tablet koleksiyonlarında ekonomik, kimileri edebi bölümler içeren yönetimsel kayıtlar, öğretici uygulama tabletleri, okul metinleri yer almaktadır.
Tabletlerden anlaşıldığı üzere, yazı yazma eğitimi sürekli verilmekte, günlük yönetimle birlikte yürütülmekteydi.
Yazı yazma öğrencileri metinleri kopyalar, gerekli metinler daha sonra arşivlenirdi.
Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Ebla’daki L. 2769’da bulunan en büyük tabletler raflar üzerinde, tabii ki devrilmiş halde, dizilmişken, Nippur’da tabletler bir raf üzerinde kitapların durduğu gibi dikey duruyordu. Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

Ebla’daki L. 2769’da bulunan en büyük tabletler raflar üzerinde, tabii ki devrilmiş halde, dizilmişken, Nippur’da tabletler bir raf üzerinde kitapların durduğu gibi dikey duruyordu.
Tell Mardikh Kasabası’nda Ebla Şehir Devleti kazıları, Suriye.

 

 

Özleyenler İçin Allianoi

Haziran 2001’de ailece  ziyaret ettiğimiz Allianoi’a hayran kalmıştık.

Haziran 2001’de ailece ziyaret ettiğimiz Allianoi’a hayran kalmıştık.

  • Ilıcası, devasa tünelleri, köprüleri, anıtsal çeşmesi, caddeleri, tabanı muhteşem mozaiklerle süslü mekanları ve 400’ü tıp aleti olmak üzere yaklaşık 1.600 kadar envanterlik, 10.000 civarında etütlük eseriyle sıra dışı bir kültür mirasını, antik dünyanın günümüze ulaşmış en önemli sağlık ve tedavi merkezlerinden birini Yortanlı Barajı’nın suları altında kaybettik.
  • Oysa, 2001 yılında Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiş, baraj yapımı hakkında idare mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı almış, 2006 yılına kadar ören yerinin gerçek anlamda korunması yönünde kararlar alınmıştı.
  • Sonra, Koruma Bölge Kurulu Birinci Derece Arkeolojik Sit Alanı olma özelliğini kaldırdı; Çevre ve Orman Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanı’na baskın çıktı; çevre köylüleri barajı tercih etti; Bergama Ticaret Odası; bazı çevre belediyeler Yortanlı Barajı’nın yapılmasından yana oldular.
  • Çevreciler, Allianoi Girişim Grubu, Türk Tabipler Birliği, Doğa Derneği Allianoi’ın korunması için çaba harcadılar; kazıların büyük sponsorları Philip Morris/Sabancı 150.000 dolarlık bir bütçe ile ve DSİ 2000 yılı itibariyle 150 milyar YTL ile katkıda bulundular.
Hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.

Hamamın ana salonunda bulunan, hasarsız ele geçirilen Afrodit heykeli, 2000 yıldır durduğu yerden alınarak Bergama Müzesi’ne götürüldü.

  • 1997’de yaşanan sel taşkınından sonra çamurla kaplanan ılıca tesisleri tarihi kalıntılarının farkına barajın bitimine üç yıl kala varıldı. Bergama Müze müdürü olarak 1998 yılında atanan Ahmet Yaraş kazıların zamana karşıyapılabilmesi için büyük çaba harcadı.
  • Allianoi’da dokuz sezon, 1998-2006 yıllarında, her sene 3-4 ay çalışılarak bu büyük merkezin ancak %20’si kazılabildi. Merkezin adının Allianoi olduğunu gösteren bir yazıt ele geçmedi. Ama uzmanlar buranın antik kaynaklarda adı geçen Allianoi olduğundan %99 emin.
  • Belli başlı antik sağlık ve tedavi merkezlerinin Kos (İstanköy), Epidauros (Pidauro), Knidos (Datça), Aleksandreia (İskenderiye) şehirlerinde olduğunu antik yazarlardan öğreniyoruz. Antik Aleksandreia, İskenderiye kentinin altında kalmış durumda. Knidos’ta yapılan kazılar sonucunda tıp merkezine henüz ulaşılamadı. Allianoi, MÖ 2. yüzyılda yapılmış olan, dünyadaki bilinen altı antik sağlık merkezinden biri idi. Kentin MS 11. yüzyılın sonuna değin, önemli bir sağlık merkezi olarak sürekli kullanıldığı, en parlak döneminin MS 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Hadrianus dönemi olduğu, Bizans devrinde önemini kaybettiği düşünülüyor.
  • Çevresinde bir kült oluşmuş olan Antik Yunan’da sağlık, hekimlik ve otama tanrısı Asklepios’un kızı Hygieia da hijyen sağlayıcı bir yetke olarak kabul edilirdi. Usta bir hekim ve yetenekli bir cerrah olan Asklepios’un hekimlik sanatını hocası, doğanın sırlarını bilen Kherion’dan öğrendiğine inanılır. Hastaların Asklepios adına yapılmış tapınaklarda uyuyarak, nasıl tedavi olabileceklerini kendilerine bildirecek bir rüya görmeyi umut ettikleri de yazılmıştır. Bergama Müzesi’nde Asklepion’daki adaklara ait el, kol, göz, kulak gibi objelerin dilek adağı ya da şükran adağı olduğu düşünülmektedir. İyileşenlerin Asklepios adına horoz kestikleri de biliniyor. Asklepios’un simgesi olan yılan ve asa modern tıp biliminin de simgesidir.
  • Helenistik Dönem’de kurulan, Roma döneminde gelişen Allianoi, Bergama’da ortaya çıkan ve Asklepios’a adanmış ikinci şifa merkezi (Asklepion). Ancak Bergama Asklepion’u bir psikoterapi merkezi.
  • Gerek tıp tarihi gerekse eczacılık tarihi açısından önemli bir merkez olduğu anlaşılan Allinoi’da sadece dinsel telkin yoluyla tedavinin değil, aynı zamanda pozitif tıp uygulamalarının, psikoterapi, hidroterapi, ilaç tedavisi, cerrahi girişim ve müdahalelerin de yapıldığı anlaşılıyor. Yara tozu, merhem, damla gibi ilaç yapımında kullanılan pişmiş toprak ve mermerden kaplar, özel ezme taşları, cam şişeler, tartı aletleri, spatulalar gibi madeni araç gereç, ilaç tedavisinin yapıldığını bize gösterdi. Allianoi’da bulunan küplerden birinin omzunda görülen etiket niteliğindeki yazıt bize bu kabın burun içi kanamalarının tedavisinde kullanılan bir merhemin muhafazası olduğunu gösteriyor. Ele geçen yüzlerce pişmiş topraktan yapılma kandil, geceleri de acil hizmet verildiğini düşündürüyor. Ele geçen sikkelerin çokluğu buranın sık ziyaret edilen, gözde bir sağlık merkezi olduğunu gösteriyor. Bergama Müzesi, Allianoi buluntuları sayesinde dünyanın en zengin tıp aletleri koleksiyonuna sahip müze oldu.
  • Pompei’de bile, bir cerraha ait olduğu anlaşılan bir evde 60-70 adet tıp aleti ele geçmiş. Oysa sadece %20’si kazılabilen Allianoi’da 400 adet tıp aleti bulundu.
Çok kaliteli ve antik dönemden beri değişmeyen 42-47 derece sıcaklıktaki suyundan sürekli yararlanıldı. Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapıydı. Ayrıca, günümüzde bile kullanılabilecek denli çok iyi korunmuş bir merkezdi.

Çok kaliteli ve antik dönemden beri değişmeyen 42-47 derece sıcaklıktaki suyundan sürekli yararlanıldı.
Allianoi, on bin metre karelik kullanım alanı ile Anadolu’da şimdiye kadar bilinen en büyük termal yapıydı. Ayrıca, günümüzde bile kullanılabilecek denli çok iyi korunmuş bir merkezdi.

Antik sağlık ve şifa merkezi Allianoi’un aynı zamanda önemli bir Asklepios kült merkezi olduğunu gösteren kanıtlardan sayılan, Allianoi kazısında ele geçmiş, Roma İmparatorluk Çağı’na ait mermer Asklepios başı günümüzde Bergama Müzesi’nde

Antik sağlık ve şifa merkezi Allianoi’un aynı zamanda önemli bir Asklepios kült merkezi olduğunu gösteren kanıtlardan sayılan, Allianoi kazısında ele geçmiş, Roma İmparatorluk Çağı’na ait mermer Asklepios başı günümüzde Bergama Müzesi’nde

2. yüzyıla tarihlenen Roma köprüsü.

2. yüzyıla tarihlenen Roma köprüsü.

Paşaköylü Hüseyin Şengül, bir antik mirasın daha yok olmaması için tek başına 5000 imza toplamıştı.

Paşaköylü Hüseyin Şengül, bir antik mirasın daha yok olmaması için tek başına 5000 imza toplamıştı.

  • 1992 yılında temeli atılan, İlyas ve Koca Çayları üzerine sulama amaçlı kurulan Yortanlı Barajı Kınık Havzası’nı sulayacak. Ancak baraj gövdesinin altından fay hatlarının geçtiği, bölgenin birinci derece deprem bölgesi olduğu belirtiliyor. Kaplıcadaki suyun sıcaklığının binlerce yıldır aynı derecede olması da fayların aktifliğine işaret sayılıyor.
  • Baraj gövdesinin Ayazkent beldesinin tam önünde olmasının bölge halkı için büyük tehlike yaratabileceği öne sürüldü.
  • Bölgede heyelan tehlikesi olduğu, baraj yapımı nedeniyle ağaçların kesilmesinin de riski artırdığı iddialar arasındaydı.
  • Alüvyonal dolguların barajı 15-20 yıl gibi bir sürede dolduracağı, bu nedenle barajın ömrünün çok kısa olacağı da uzmanlar tarafından belirtilmişti.
  • Gölet alanı içinde kalan toprakların çok verimli topraklar olduğu da yazılmıştı.
  • Baraj yapıldığında 40-50 yıl içinde Allianoi’un alüvyon dolgu ile dolacağı ve tamamen yok olacağı savını ortadan kaldırmak için, merkezin üzerini çimento harcıyla kaplama ve kumla örtme yoluna gidildi ve Allianoi Yortanlı Barajı’nın gölet alanı içinde kaldı.
  • 1980’li yıllarda Helenistik ve Roma döneminin çok önemli bir seramik atölyesini Kestel Barajı’nın sularına, Zeugma’yı ise 2000 yılında Birecik Barajı’nın sularına kaybetmiştik. Kayıplarımızı ve sebeplerini hatırlamak ve hatırlatmak kültür mirasına sahip çıkmanın ve bunu teşvik etmenin bir yoludur. “Fakirlik çevrenin en büyük düşmanı” olmasın istiyorsak, Hasankeyf’i ve şu anda adı konmamış zenginlikleri kurtarmayı amaçlıyorsak yaşananları anlamamız ve unutmamamız gerekir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Allianoi Gerçeği, Prof. Dr. Ahmet Vedat Çelgin, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2010.
  • Bergama Tarihinde İnanç Coğrafyası, Eyüp Eriş, Bergama Kültür Sanat Vakfı, Kasım 2003.
  • Zirvedeki Medeniyet: Bergama, Mehmet Yaşin, Hürriyet 25.03.2001.
  • Sularla Allianoi da Yükselecek, Özlem Altunok, Cumhuriyet Kültür.
  • Afrodit’in Allianoi’si, Nermin Bayçın, Cumhuriyet Dergi 10.09.2000.
  • Antik Dünya’daki Bilinmesi Gereken 500 Şey, Carolyn Howitt, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2009.

Acı Biber

  • Acı biber, Amerikan bitkilerinin içinde Avrupa’da en hızlı benimsenen bitkidir.
  • Biber çeşnisi Meksika mutfağının temel özelliğidir. Meksika’da acı biber çocukların şekerlemelerinde bile bulunur. Amerika kıtasında acı biber en fazla Meksika’da kullanılır.
  • Genelde zehirli olduğu zannedilen domatesin aksine Avrupa’ya getirilişinden kısa bir süre sonra özellikle Güney Avrupa’nın pek çok bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştır.
  • İspanya, hiç şüphesiz acı biberin Avrupa’da vardığı ilk noktadır. İspanya’ya ilk acı biber örneklerini 16. yüzyılda Colomb’un getirdiği düşünülür.
  • Acı biber aynı zamanda İran ve Hindistan’dan Doğu Akdeniz’e ulaşır.
  • Acı biber iki imparatorluk tarafından kontrol edilen ticaret yolları ile Avrupa’da yaygın hale gelmiştir: Osmanlı İmparatorluğu ve Kutsal Roma İmparatorluğu.
  • Acı biber öncelikle bir süs bitkisi ya da merak unsuru olarak botanik ve aristokrat bahçelerine alındı, ilaç olarak kullanıldı. Fakat yüz yıl sonra seçkinleri artık cezbetmez oldu.
  • Acı biber 16. yüzyılda Calabria ve Güney İtalya’ya, 17. yüzyılda Güneybatı Fransa’ya, 18. yüzyıla gelindiğinde ise Macaristan, Balkanlar ve tüm Güney Avrupa’ya yayılmış, Asya karabiberine güçleri yetmeyen, fakir halkın biberi olmuştu.
  • Tatlı biber Avrupa’da sebze olarak kullanıldı ve Avrupalı çiftçiler onları daha tatlı hale getirdiler ve ona domates biberi adını verdiler.
  • 18. yüzyılın ortalarından itibaren başta İspanyollar olmak üzere Avrupalı seçkinler acı bibere, bu defa bir mutfak malzemesi olarak, tekrar ilgi göstermeye başladılar. Fransız seçkinlerin acı bibere ilgi göstermesi ise 19. yüzyılı buldu.
  • İmparator Napolyon’un 1806-1813 yılları arasında İngiliz ticaretine engel olmak için oluşturduğu Kıta Blokajı (Continental Blockade) karabiberin teminini sınırladığında Büyük Macaristan Ovası çiftçileri acı biber üretimini artırmıştı. Ayrıca İspanya’da Extremadura ve Murcia bölgeleri ticari birer merkez oldular. Murcia günümüzde de endüstriyel toz paprika üretiminde Macaristan ile rekabet halindedir.
  • Meksika’da capsicum annuum’un acılı acısız, büyük küçük, uzun yuvarlak, açık sarıdan koyu kırmızıya yaklaşık yüz çeşidi bulunur. Meksika’da her bölgenin yerel biber çeşidi de vardır.
  • Capsicum annuum, 1200 metre yüksekliğin altında yetişir. Bu yüzden, kurutulmuş acı biber ticareti daima alçak bölgelerden yüksek bölgelere yapılır.
  • Bu biber, Meksika’da etli yahnilerin ve terbiyelerin temelidir. Ayrıca, daima taze veya sos olarak sofraya getirilir.
  • Meksika sosları en sade haliyle acı biber, tuz ve suyla yapılır. Ama genellikle içine sarımsak, soğan, domates ve taze kişniş yaprakları da konur. Malzemeler çiğ veya pişmiş olarak ezilir. Bazen kabak çekirdeği ve avakado da sosa ilave edilir.  Bazen de aynı malzeme küp şeklinde doğranır; buna guacamole denir ve Meksika usulü yemeklerin temelidir. Oaxaca’da sos bazen fasulye, patates, susam ve sarı tropik yabani erik ile zenginleştirilir ve bazen ana yemek olur.
Butan’da damlarda kırmızı biber kurutuluyor.

Butan’da damlarda kırmızı biber kurutuluyor.

Basklar, biberlerin rengini bayraklarının rengine (kırmızı, yeşil ve beyaz) benzetirler ve evlerinin önünü süslemekte kullanırlar. Butan’da da biberler evleri süslüyor.

Basklar, biberlerin rengini bayraklarının rengine (kırmızı, yeşil ve beyaz) benzetirler ve evlerinin önünü süslemekte kullanırlar.
Butan’da da biberler evleri süslüyor.

  • Günümüzde biber reçinesi ve tozu, boya olarak gıda endüstrisinde kullanılıyor.
  • Avrupa’da kırmızı renk kan ve ateş ile ve bu nedenle sıcaklık, öfkelenme, yaşamsal ve seksüel enerji ile ilgilidir. Macaristan’da “biber gibi olmak” diye bir tabir vardır ve öfkeli, sinirli veya heyecanlı anlamına gelir.
  • Avrupa’da kırmızı, cinselliği anımsatır fakat biber, rengin ötesinde, fallik bir biçime sahiptir. Macaristan’da biber, bir iktidar sembolüdür.
  • Biber, cinsel soğukluğa karşı ilaç olarak kullanılır. 19. yüzyılda Basklar, evlilik törenleri sırasında tütsü olarak yakmak için kurutulmuş biber kullanırlarmış.
  • İçinde acı biber olmayan yemek, Meksika yemeği sayılmaz. Guatemala sınırı ve ötesindeki yemek bir Meksikalı için yeterince acı değildir.
  • Biber hemen hemen tüm Latin Amerika mutfaklarında kullanılır fakat hiçbir yerde Meksika mutfağında olduğu kadar önemli değildir. Meksika’da ulusal kimlik sembolüdür. Macaristan’da da paprika bir ulusal kimlik sembolü olmuştur. Meksika’da,“Güçlüyüz çünkü biber yiyoruz” derler.
  • Biberin en acı türü Yucatan’da yetiştirilir.
  • Avrupa’da her yerde, çoğunlukla orta sınıf içinde acı lezzet tutkusu şehirlerde seyrelir.
Savur’da misafir olduğumuz evin damında biber kurutuluyor.

Savur’da misafir olduğumuz evin damında biber kurutuluyor.

  • Ülkemizde ise karabiber, et yemeklerinin ilk akla gelen baharatıdır. Bütün yumurta ve yumurtalı sebze yemeklerinde, tüm köfte çeşitlerinde ilk baharat yine karabiberdir. Laz böreği gibi tatlılarda bile yer aldığı olur.
  • Pul biber, toz haline getirilmiş kırmızıbiberden farklı olarak, çok ince çekilmeyen biber türüdür. Acısı ve tatlısı vardır. Maraş ve Antep biberi daha acıdır. İsot denen Urfa biberi ise, bir torba içinde güneşten korunarak akşamları kurutulduğu için çok daha koyu olan rengi ile diğerlerinden ayrılır. Özellikle köftelerde kullanılır.
  • Kırmızıbiber daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu mutfağında yaygın olarak kullanılır.
  • Özellikle Adana, Gaziantep gibi Güney Anadolu mutfağında, biber salçası, domates salçasına tercih edilir.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Meksika’dan Avrupa’ya Acı Biber: Yiyecek, İmge ve Kültürel Kimlik, Esther Katz, Yemek ve Kültür, İlkbahar 2010.
  • Aynı Sofrada İki Ülke Türk-Yunan Mutfağı, Engin Akın ve Mirsini Lambraki, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2003.