Etiket arşivi: Trafalgar Meydanı

Çağdaş Sanata Varış 312|Çağdaş Dönemde Sergileme 7

Baksı Müzesi onuncu yılında. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

Baksı Müzesi onuncu yılında.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2016.

  • İstanbul önemli bir kültür sanat merkezi olma yolunda ilerliyor. Başka ülkelerde olduğu gibi burada da peş peşe müzeler açılıyor, etkinlikler düzenleniyor.
  • Paris’teki Louvre Müzesi ziyaretçi sayısı açısından ilk sırada. Hemen ardından British Museum geliyor. Kamu, özel şirket, şahıs, dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlar dahil dünyada en çok müzeye sahip olan ülke 17.500 müze ile ABD. ABD’yi Almanya 6715, İngiltere 1850, İspanya 1343, Fransa 1173, İsviçre 948, Hollanda 775, Romanya 748, Polonya 690, Macaristan 661 adet müze ile takip ediyor. Türkiye’deki müze sayısı ise 334. (www.egmus.eu ve www.aam-us.org)
  • Son yıllarda İstanbul’da özel girişimlerle pek çok müze kuruldu. S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Pera Müzesi, Elgiz Müzesi, Borusan ofis müzesi gibi. Öte yandan Bayburt’un Bayraktar Köyü’nde Hüsamettin Koçan’ın Baksı Müzesi gibi merkezden uzakta kurulan ve 2014 Avrupa Yılın Müzesi ödülünü kazanan müzelerimiz de oldu.
  • 2015 İstanbul Bienali’nde gerçek mekanların yanı sıra sanal mekanlar da adres gösterildi. Küratör Christov-Bakargiev’e göre, bazı mekanların hayali olmasının sebebi bazı şeylere erişim olmadığını hatırlatmaktı. Küratör, her şeye erişilebileceği savının dijital çağın bir yalanı olduğunu; her şeye ulaşmanın mümkün olmadığını, bunu ziyaretçilerin de hissetmesini istediğini belirtmişti.
  • Çağdaş Dönem’de bazı sergiler 24 saat açık olarak gerçekleştirildi. Hüsamettin Koçan’ın 2002 yılında Bilgi Üniversitesi Sıraselviler Kampüsü’nde gerçekleştirdiği sergi böyle bir sergiydi.
  • Belirli konulara, sorunlara odaklanan, güncel toplumsal dönüşümü kavramaya yönelik konsept sergiler ilgi çekiyor. Sanatın güncel hali, sosyolojik bir araştırmaya dönüşebiliyor.
  • Sergilemelerde yaşanan bir başka eğilim ise farklı pratiklerin birbirlerinden beslenmesinden ve zenginleşmesinden yararlanmak için farklı sanat dallarından kişilerin ortak performansı oldu. Flüt sanatçısı Şefika Kutluer, Vivaldi’nin altı konçertosunu ardı ardına sahnede çalarken, konser süresince ressam Ertuğrul Ateş, müzikten aldığı esinle, sahnede konserle birlikte başlayıp konser bitiminde tamamladığı bir resim yaptı. Proje İstanbul ve Ankara’da uygulandı.
  • Birbirlerinin sanatından etkilenerek yeni üretimler yapan, türler arası buluşmalara bir başka örnek ise Lübnan asıllı şair Adonis ile ressam Habib Aydoğdu’nun bir sergi projesi için bir araya gelmesi oldu. Adonis, Aydoğdu’nun resimlerinden etkilenerek şiirler yazdı; Aydoğdu, Adonis’in şiirlerine ressam gözüyle baktı, atölye çalışmalarından sonra resimlerin yanında şiirlerin yer aldığı ortak çalışma 2016’da sergilendi.
  • Sergileme mekanlarında da çok çarpıcı seçimler yapılıyor. Gucci, 2017 ilkbahar-yaz koleksiyonunun ilk gösterimini Londra’da 13. yüzyıl yapısı Gotik Westminster Abbey’de yaptı. Kraliyet nikah törenlerinin yapıldığı kutsal bir mekanın bir defile için kullanılması tepki çekti ama gerçekleşti.
  • Mabetlerin, anıtların ve müzelerin etrafı lokantalar, kafeler ve hediyelik eşya satan dükkanlar ile kuşatılmıştır. Yemek yemenin, alışveriş yapmanın ve turistik gezinin aynı düzlemde yer alması, müze ve mabetlerin Disney’leştirilmesi olarak eleştirilmektedir.
  • İngiliz görsel sanatçılar Jake ve Dinos Chapman’a göre sanat yapıtı izleyici ile var olur ama çocukları müzeye götürmek tam bir saçmalıktır. Onlara göre çocukların Çağdaş Sanat ile karşılaşmaları için henüz çok erken.
  • Müzecilik günümüzde toplama, belgeleme, koruma ve sergileme işlevini aşarak ziyaretçi eğitimi, toplumsal iletişim ve sürdürülebilirlik odaklı hale geldi. Çağımızın başarılı müzeleri araştırma merkezleri, atölyeleri, görsel-işitsel anlatımları, dokunmatik ekranları, geçici sergileri, eğitim programları, kursları ile seçkinci olmayan, eser ile insan arasında interaktif bir bağ sunan, engelli erişimi, kafeleri lokantaları olan, pazarlama ve tanıtım olanakları bulunan, konserlerin, sohbetlerin yapıldığı kültür merkezleri olarak “yaşayan müze” kavramını hayata geçirdiler.
  • 2017 yılındaki 15. istanbul Bienali kapsamında sergilenen Gözde İlkin’in kültürel kodları ve kolektif hafızayı cisimleştiren kumaş ve örtü eserleri çağdaş sergilemeye de örnek oluşturuyor. Kumaş eserlerin bitimleri sergiye çıkacakmış gibi değil de evde muhafaza edilecekmiş gibi bırakılarak daha gerçekçi kılınmış.
Sergilemenin bir yöntemi de kaldırımları tuval olarak kullanmak. Eserin kalıcı olması gerekmediği fikrine belki de en iyi hizmet eden yöntem bu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Trafalgar Meydanı, Londra, 2017.

Sergilemenin bir yöntemi de kaldırımları tuval olarak kullanmak. Eserin kalıcı olması gerekmediği fikrine belki de en iyi hizmet eden yöntem bu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Trafalgar Meydanı, Londra, 2017.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 258|Çağdaş Sanat 6 Şiddet Estetiği 2

  • Çağdaş Sanat sadece görsellikle ilgili değildir. Bugün üretilen sanatın ana meselesi nesneleri, mekanları, bedenleri, hayatı meydana getiren her şeyi kullanarak hayatın ürettiği sorulara bir yanıt bulmaktır. Çağdaş Sanat’ın işlevleri arasında yer alan soru sormak, yanıt vermek kadar  önemlidir. Çağdaş Sanat’ın özünü eleştiri, tepki, sorgulama, çözümleme oluşturur. Çağdaş Sanat her alanı kendisine mesele edinir ve her alana eleştirel bakışla yaklaşır.
Self, Marc Quinn, 2006. 1964 doğumlu Britanyalı sanatçı Marc Quinn, 1991 yılından bu yana 2,5 litre kendi kanını kullanarak ürettiği büstü. Self, Quinn’in her beş yılda bir yenisini yaptığı, devam eden en sansasyonel projesi. Self, kalıplanarak ve dondurularak üretiliyor. Sergilenirken de özel bir dondurucuda tutuluyor. Quinn, Kendi/Öteki, Beden/Zihin, Doğa/Kültür, Yaşam/Ölüm, Doğum/Yok oluş gibi ikiliklerin yapaylığına işaret eden; karşıtlıkların bir arada var olma hallerini araştıran bir sanatçı. Yunan heykellerinde görmeye alışkın olduğumuz mükemmel insan oranların, mükemmel vücutların aksine kusurlu vücutların heykellerini yapıyor. Bu heykel serisinde toplumun bedene, bedenin kusurlarına ve kusursuzluğuna dair takıntısını ve bu takıntının bazı kişileri kendi bedenlerini nasıl giderek artan bir biçimde dönüştürmeye sevk ettiğini araştırıyor, vurguluyor, bu konuyu düşündürmek istiyor. 1965 yılında kolsuz ve kısa bacaklarla doğan İngiliz sanatçı Alison Lapper’ı çıplak ve hamile gösteren Carrara mermerinden heykeli 2005-2007 yılları arasında Londra’da Trafalgar Meydanı’ndaki kolonlardan birinin üzerinde sergilenmiş, 2012 yılında da Paralimpik Oyunları’nın açılışında bu heykelin replikası kullanılmıştı. İdeal bedenin ve Güzel’in yorumu onu ilgilendiriyor. 2013 yılında Venedik Bienali’nde sergilediği Spiral of the Galaxy adlı bronz heykeli ile, doğadaki kabukluların şekilleriyle güzellik hakkındaki sorgulamasını sürdürüyordu. Fotoğraf:www.pinterest.com

Self, Marc Quinn, 2006.
1964 doğumlu Britanyalı sanatçı Marc Quinn, 1991 yılından bu yana 2,5 litre kendi kanını kullanarak ürettiği büstü. Self, Quinn’in her beş yılda bir yenisini yaptığı, devam eden en sansasyonel projesi. Self, kalıplanarak ve dondurularak üretiliyor. Sergilenirken de özel bir dondurucuda tutuluyor.
Quinn, Kendi/Öteki, Beden/Zihin, Doğa/Kültür, Yaşam/Ölüm, Doğum/Yok oluş gibi ikiliklerin yapaylığına işaret eden; karşıtlıkların bir arada var olma hallerini araştıran bir sanatçı.
Yunan heykellerinde görmeye alışkın olduğumuz mükemmel insan oranların, mükemmel vücutların aksine kusurlu vücutların heykellerini yapıyor. Bu heykel serisinde toplumun bedene, bedenin kusurlarına ve kusursuzluğuna dair takıntısını ve bu takıntının bazı kişileri kendi bedenlerini nasıl giderek artan bir biçimde dönüştürmeye sevk ettiğini araştırıyor, vurguluyor, bu konuyu düşündürmek istiyor.
1965 yılında kolsuz ve kısa bacaklarla doğan İngiliz sanatçı Alison Lapper’ı çıplak ve hamile gösteren Carrara mermerinden heykeli 2005-2007 yılları arasında Londra’da Trafalgar Meydanı’ndaki kolonlardan birinin üzerinde sergilenmiş, 2012 yılında da Paralimpik Oyunları’nın açılışında bu heykelin replikası kullanılmıştı.
İdeal bedenin ve Güzel’in yorumu onu ilgilendiriyor. 2013 yılında Venedik Bienali’nde sergilediği Spiral of the Galaxy adlı bronz heykeli ile, doğadaki kabukluların şekilleriyle güzellik hakkındaki sorgulamasını sürdürüyordu.
Fotoğraf:www.pinterest.com

Bienal sırasında Tophane’de duvarda…İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bienal sırasında Tophane’de duvarda…İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sovyetler Birliği’nde Perestroyka ve Glasnost, benzeri görülmemiş bir edebi ve kültürel yeniden doğuş sürecini başlatmıştır. Rus sanatçılar, dönüşüm yılları olan 1990’larda kimliklerinin yeniden tanımlanması üzerine eserler vermişler, 2000’lerde ise kurumsal kriz, geçiş döneminin zorlukları ve ideolojik kaos bittiği için artık kendilerinden başka bir şey olmak istemediklerini belirtmişlerdir.