Etiket arşivi: Trabzon

Savat İşi

Savat bilezik. Fotoğraf:www.goldreyon.com

Savat bilezik.
Fotoğraf:www.goldreyon.com

  • Savat, mine sanatının babasıdır, denir.
  • Kafkasya ve Dağıstan sanatı olarak kabul edilir.
  • Gümüş üzerine kalem atana kalemkar,
    Bakır üzerine kalem atana nakışçı,
    Mühür kazıyana hakkak,
    Savat kalemkarına savatçı denir.
  • Gümüş üzerine çelik kalemlerle kılcal kanallar açılır. Savat denilen karışım kalemle açılan yerlere ekilir veya sıvanır.
  • Savat,
    bir ölçü gümüş,
    dört ölçü bakır,
    dört ölçü kurşun,
    renk koyu gri olana kadar kükürt karışımından oluşur.
  • Bu karışım soğuduktan sonra çekiçle dövülerek toz haline getirilir.
  • Bu karışım,
    boşluklara tuz eker gibi dökülürse ekme savat,
    karışım boraks ile sulandırılıp çamur haline getirilerek boşluklara sıvanırsa sürme savat denir.
  • İş, mangal ateşine tutulduğunda savat boşluklara iyice nüfuz eder. Tesviye sonrası cila yapılır.
  • Türkiye’de özellikle Van, Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Sivas, Eskişehir, Kula, Trabzon ve Samsun’da ustaları çoktur.

 

 

Bizans İmparatorluğu 92| Trabzon Rum İmparatorluğu

TRABZON RUM İMPARATORLUĞU
1204-1461

Trabzon Aya Sofya Kilisesi tavan freski. Roma İmparatorluğu genelinde rağbet gören mozaik ve fresk sanatı, Trabzon İmparatorluğu genelinde inşa edilen kilise ve manastır gibi yapıların içlerinde de kullanılmıştır. Fotoğraf:tr.wikipedia.org/Vladimer Shioshvili

Trabzon Aya Sofya Kilisesi tavan freski.
Roma İmparatorluğu genelinde rağbet gören mozaik ve fresk sanatı, Trabzon İmparatorluğu genelinde inşa edilen kilise ve manastır gibi yapıların içlerinde de kullanılmıştır.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org/Vladimer Shioshvili

  • Trabzon İmparatorluğu, Konstantinopolis’in 1204 yılında Haçlılar tarafından işgal edilmesinin ardından Komnenos Hanedanı‘nın üyeleri tarafından kurulmuştur. Komnenos Hanedanı, 100 yıl kadar kesintisiz iktidarda kalmayı başarmış nadir Bizans hanedanlarından biridir; 1081-1185 arasında Bizans’ı, 1204-1461 arasında da 257 yıl Trabzon İmparatorluğu’nu yönetmiştir.
  • Bagrationi Hanedanı mensubu Gürcü kralı III. Giorgi’nin (1156 – 1184) kızı Rusudan ile evlenen Manuel Komnenos’un, Aleksios ile David adlı oğulları Trabzon İmparatorluğu’nun kurucuları olmuştur.
  • Oğlanlar, işgal sonrası, teyzeleri Gürcü Kraliçesi Büyük Tamara‘nın (1184-1213) yardımıyla ata yurtları Karadeniz’e sığınmışlardır.
  • Trabzonlu olarak anılan I. Aleksios Komnenos (1204-1222), 22 yaşında taç giydiğinde kendisini Roma İmparatoru olarak adlandırmıştır. Aleksios, 18 yıllık hükümdarlık sonrası 40 yaşında ölmüştür. En büyük oğlu İoannes henüz küçük olduğu için taç, damadı Trabzonlu I. Andronikos‘a (1222-1235) geçmiştir. Onun döneminde Selçuklular Trabzon’a saldırmış ama başarı sağlayamamışlardır.
  • Andronikos öldüğünde büyümüş olan İoannes, Trabzonlu I. İoannes Komnenos adıyla tahta geçmiş, ama saltanatı kısa sürmüş, bir kaza sonucu ölmüştür.
  • İoannes’in oğlu keşiş olmaya karar verip manastıra kapandığı için, İoannes’in erkek kardeşi I. Manuel tahta geçti. Trabzonlu I. Manuel Komnenos (1238-1263), Trabzon’daki Aya Sofya Manastırını inşa ettirmiştir.
Trabzon Aya Sofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan bir manastır kilisesidir. 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 1957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiş, 2013 yılında,  52 yıl aradan sonra yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Geç Bizans Kiliselerinin örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklar bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüştür. Taş işçiliğinde, kuzey ve batıdaki revak cephelerinde ve batı cephesindeki mukarnaslı nişlerde Selçuklu etkileri de görülmektedir. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trabzon Aya Sofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan bir manastır kilisesidir.
1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 1957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiş, 2013 yılında, 52 yıl aradan sonra yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Geç Bizans Kiliselerinin örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklar bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüştür. Taş işçiliğinde, kuzey ve batıdaki revak cephelerinde ve batı cephesindeki mukarnaslı nişlerde Selçuklu etkileri de görülmektedir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Binanın en görkemli cephesi güneyde olandır. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı frizi ve kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı'nın sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır. Fotoğraf:www.karadenizgezi.net

Binanın en görkemli cephesi güneyde olandır. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı frizi ve kemerin kilit taşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı’nın sembolü olan tek başlı kartal motifi bulunmaktadır.
Fotoğraf:www.karadenizgezi.net

  • 1261 yılında Bizans tahtına Mihail Paleologos oturmuş, kendisinin Yeni Roma İmparatoru olduğunu, Trabzon’dakilerin ise Laz Kralları olduklarını beyan etmiştir.
  • 1280-1297 arasında imparator olan Trabzonlu II. İoannes Komnenos, Konstantinopolis yönetimi ile ilişkileri düzeltmiştir. Oysa Bizans, İoannes’i bir tehdit olarak görüyordu, çünkü Mihail’in İkinci Lyon Konsili‘nde alınan Batı Kilisesi ile birleşmeyi kabul etmesine karşı çıkanların bazıları, İoannes’i Ortodoks Kilisesi’nin imparatorluk tacı için uygun görüyorlardı. Mihail’in üçüncü kızı Eudokia ile Konstantinopolis’te 1282 yılında evlenmiştir. Trabzon’a döndükten sonra, Roma İmparatoru ünvanını terk etmiştir. Trabzon İmparatorları ve onların aileleri kendilerini Büyük Komnenoi (Megas Komnenos/Megale Komnene) olarak adlandırmaya başlamışlardır. 1291 yılında Papa IV. Nicolas, II. İoannes’e Katolik olması ve kutsal toprakların yeniden ele geçirilmesi için hazırlanan haçlı seferine katılması için iki mektup yazmış, İoannes, bu mektuplara cevap vermemiştir.
  • Trabzon İmparatorluğu’nun en parlak dönemi, II. Aleksios Komnenos dönemi olmuştur (1297-1330). Giresun’a sızmaya çalışan Türkmenler bu bölgelerden çıkarılmışlar; Venediklilerle anlaşmalar yapılarak ticaretin Ceneviz tekeline girmesi engellenmeye çalışılmıştır. İmparatorluğun savunmasını da arttırarak gece-gündüz devriye gezecek güvenlik kuvvetleri oluşturulmuştur. Fakat köklü aileler, imparatorluğun yönetimine karışmaya başlamışlardır.
  • 1331-1351 yılları arasında saray hiziplere bölünmüş, bu yıllar iç savaşlarla geçmiş, 1347 yılında büyük veba salgını ve deprem felaketi yaşanmıştır.
  • Trabzon İmparatorluğu, sınırlarının en geniş olduğu zamanda, batıda Karadeniz Ereğli’sinden başlayarak doğuya doğru yaklaşık 1000 kilometrelik sahil şeridine yayılıyordu. Kırım’da da toprakları vardı.
  • Bizans İmparatoru III. Andronikos Paleologos’un gayrı meşru kızı İrene Paleologina,  saray darbesi ile tahtı ele geçirmiş, 1340-1341 arasında Trabzon İmparatorluğu’nun imparatoriçesi olmuştur.
  • Karadenizli Komnenos ailesinin haricinde birinin, kendilerinden olmayan bu Konstantinopolis’li kraliçenin tahtta oturmasından rahatsız olan yerliler, Aziz Eugene Kilisesi’ni ele geçirmişlerdir. Daha sonra Konstantinopolis’ten gönderilen kuvvetler bu isyanı bastırıp ele başlarını idam ettirseler de Laz Lordlarından Anakutlu‘nun torunu, II. Aleksios ‘un kızı Anna, yerli askerlerin yardımıyla Trabzon tahtını ele geçirmiştir. Anna Anakutlu Megale Komnini 1341-1342 tarihleri arasında Trabzon İmparatorluğu’nun imparatoriçesi olmuş, İrene Konstantinopolis’e gönderilmiştir.
Trabzon’un Maçka ilçesinde, Karadağ’ın üzerinde yer alan Sümela Manastırı. İlk kuruluşu 385 yılına, günümüzdeki boyutlara ulaşması ise 1360 yılına tarihlenmektedir. Manastırdaki fresklerde sıkça yer alan ve özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios Komnenos (1349-1390), manastırın kurucusu sayılmaktadır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trabzon’un Maçka ilçesinde, Karadağ’ın üzerinde yer alan Sümela Manastırı.
İlk kuruluşu 385 yılına, günümüzdeki boyutlara ulaşması ise 1360 yılına tarihlenmektedir. Manastırdaki fresklerde sıkça yer alan ve özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios Komnenos (1349-1390), manastırın kurucusu sayılmaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Konstantinopolis, Trabzon üzerinde hakimiyet kurma sevdasından hiç vazgeçmedi. Bu çabalar, halk isyanlarına neden oldu. İktidar sık sık el değiştirdi. Ortodoks Hıristiyan inancı sebebiyle Konstantinopolis’e bağlı olan Trabzon, bu yüzden Bizans ile arasını iyi tutmaya çalıştı.
  • Tarihi İpek Yolu üzerinde yer alan Trabzon İmparatorluğu, Karadeniz ticaretinde önemli bir paya sahip olmuştur. İtalyanlara karşı da avantajını iyi koruyan imparatorlar başlarda vergiyi yüksek tutarak büyük bir gelir sağlamış, devlet ihtiyaç fazlası ürünleri de ihraç etmiştir. Bu ürünlerin başlıcaları gümüş, demir, şap, kereste, şarap, kumaş ve fındıktır.
  • Çok önemli bir görev olan donanma komutanı, Büyük Duka unvanını taşır ve soylulardan seçilirdi. Çok eski çağlardan beri denizcilikle uğraşan halkın giriştiği mücadelelerde kilit rolü donanma komutanları hatta korsanlar üstlenmiştir.
  • Karadeniz ticaretinin hakimi Cenevizliler de zaman zaman tahta geçecek kişi üzerinde söz sahibi olma çabası gösterdiler. Karışıklıklardan istifade etmek isteyen Türkmenler pek çok kez Trabzon’u kuşattılar ama başarılı olamadılar. Tüm bu çatışmalar Trabzon İmparatorluğu’nu zayıf düşürdü. Gürcistan Timur tarafından işgal edildi.
  • Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan (1453-1478), Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Trabzon İmparatorluğu’nun yanında yer almıştır.
  • Trabzon İmparatorluğu İran ile iyi ilişkiler geliştirmiş ve astronomi alanındaki araştırmaları Trabzon’a taşıyarak geliştirmişlerdir.
  • 15. yüzyıla girerken Osmanlı Devleti ile Trabzon İmparatorluğu artık sınır komşusu olmuşlardır. Aynı dönemde Türkmenler de Giresun’a girmişlerdir. Trabzon, Osmanlı tarafından ilk kez 1440′larda kuşatılmışsa da alınamamıştır. Akabinde Erdebil Şeyhi Cüneyt (1447-1460), müritleri ile Trabzon İmparatorluğu’na saldırdı, şehri kuşatıp aldıysa da kaleyi alamadığı için geri çekildi. Osmanlı Sultanı II. Mehmet’in Trabzon’u almak için harekete geçtiğini duyunca Trabzon’u terk etti ve Amid’e (Diyarbakır) gitti.
  • Son olarak Fatih Sultan Mehmet 1461 yılında 140.000 kişilik ordusuyla gelerek yaklaşık bir aylık bir kuşatmadan sonra şehri teslim almıştır. Trabzon İmparatorluğu’nun son kralı David Komnenos (1459-1461), tahttan indirilerek ailesiyle birlikte Edirne’ye yerleştirilmiştir. İki yıl sonra imparator, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın eşi olan yeğeni Theodora ile yazışmaya başladı. Osmanlılar tarafından ihanet olarak kabul edilen yazışmalar nedeniyle, David, büyük oğulları ve yeğeni, Fatih’in emriyle İstanbul’da idam edildiler.

 

 

 

Bizans İmparatorluğu 86 | Dördüncü Haçlı Seferi ve Konstantinopolis’te Latin Krallığı 2

Roma İmparatorluğu Doğu-Batı olarak ikiye bölündüğünde Venedik Doğu Roma sınırları içinde kalmıştı. Konstantinopolis’in Latin işgali ile kaybettiği hazinelerden biri güç, egemenlik ve zafer alaylarının sembolü olan Quadriga, dört at anıtı, Venedik’e götürülmüştü. Bu ganimetin, taşıdığı sembolik anlamdan ötürü, Bizans’ın onurunu kırmak gibi bir siyasi misyonu da olmuştur. Quadriga Konstantinopolis’te muhtemelen bir zafer takı üzerinde Hipodrom ’da yer alıyordu. Napolyon, Quadriga’yı 1797’de Paris’e götürmüş, Quadriga 1815 yılında tekrar Venedik’e dönmüştür. Dünya Savaşları sırasında korumaya alınan Quadriga, hava şartlarının neden olduğu tahribattan etkilenmesini önlemek için kaldırılmış ve  1980 yılında replikası yapılmıştır. Fotoğrafta görülen altın kaplama orijinal Bizans atları müzede korunurken, replikaları San Marco Bazilikasının ön cephesinde, iki katlı kemerlerin arasındaki terasta sergileniyor. Atlardan ikisinin replikası Stockholm’de ve Kopenhag’da bulunuyor. Sanatçı Handan Börüteçene’nin gerekli izinler alınarak, orijinal atların mulajı çıkartılıp, Sultanahmet Meydanı’na, orijinal yerlerine konmasını sağlamak için geliştirdiği proje ne yazık ki hayata geçirilemedi. Oysa, pek çok şehirde quadriga heykelleri olmasına rağmen, günümüze ulaşmış tek antik quadriga şehrimize aittir. Hüseyin Alptekin, 2005 İstanbul Bienali’ne bu atların kopyalarını getirip sergilemişti. Fotoğraf: Venice, Stefano Zuffi, Leonardo Arte, 1999.

Roma İmparatorluğu Doğu-Batı olarak ikiye bölündüğünde Venedik Doğu Roma sınırları içinde kalmıştı. Konstantinopolis’in Latin işgali ile kaybettiği hazinelerden biri güç, egemenlik ve zafer alaylarının sembolü olan
Quadriga, dört at anıtı, Venedik’e götürülmüştü. Bu ganimetin, taşıdığı sembolik anlamdan ötürü, Bizans’ın onurunu kırmak gibi bir siyasi misyonu da olmuştur. Quadriga Konstantinopolis’te muhtemelen bir zafer takı üzerinde Hipodrom ’da yer alıyordu. Napolyon, Quadriga’yı 1797’de Paris’e götürmüş, Quadriga 1815 yılında tekrar Venedik’e dönmüştür. Dünya Savaşları sırasında korumaya alınan Quadriga, hava şartlarının neden olduğu tahribattan etkilenmesini önlemek için kaldırılmış ve 1980 yılında replikası yapılmıştır. Fotoğrafta görülen altın kaplama orijinal Bizans atları müzede korunurken, replikaları San Marco Bazilikasının ön cephesinde, iki katlı kemerlerin arasındaki terasta sergileniyor. Atlardan ikisinin replikası Stockholm’de ve Kopenhag’da bulunuyor.
Sanatçı Handan Börüteçene’nin gerekli izinler alınarak, orijinal atların mulajı çıkartılıp, Sultanahmet Meydanı’na, orijinal yerlerine konmasını sağlamak için geliştirdiği proje ne yazık ki hayata geçirilemedi. Oysa, pek çok şehirde quadriga heykelleri olmasına rağmen, günümüze ulaşmış tek antik quadriga şehrimize aittir.
Hüseyin Alptekin, 2005 İstanbul Bienali’ne bu atların kopyalarını getirip sergilemişti.
Fotoğraf: Venice, Stefano Zuffi, Leonardo Arte, 1999.

Bizans’ın Dördüncü Haçlı Seferi ile işgal edilmesiyle Ortodoks Kilisesi çok hakarete uğradı. Katolikliğin, özellikle Cizvitler aracılığı ile empoze edilmesi de işgalin bir başka, belki de esas yüzüydü. Santorini Adası da pek çok Ege adası gibi Latinlerin işgaline uğradı. Ortodoks piskoposu adadan gönderip, yerine bir Katolik atandı. Mümkün olduğunca çok Bizanslının Katolik olması için çalışıldı. 1537 yılında Barbaros Hayrettin Paşa, adayı Osmanlı Sultanı Kanuni adına işgal edince Ortodoks inancındaki ada sakinleri Katolik baskısından kurtuldular. Santorini ’de, Gonia’daki  Bizans kilisesi Piskopi.

Bizans’ın Dördüncü Haçlı Seferi ile işgal edilmesiyle Ortodoks Kilisesi çok hakarete uğradı. Katolikliğin, özellikle Cizvitler aracılığı ile empoze edilmesi de işgalin bir başka, belki de esas yüzüydü. Santorini Adası da pek çok Ege adası gibi Latinlerin işgaline uğradı. Ortodoks piskoposu adadan gönderip, yerine bir Katolik atandı. Mümkün olduğunca çok Bizanslının Katolik olması için çalışıldı. 1537 yılında Barbaros Hayrettin Paşa, adayı Osmanlı Sultanı Kanuni adına işgal edince Ortodoks inancındaki ada sakinleri Katolik baskısından kurtuldular.
Santorini ’de, Gonia’daki Bizans kilisesi Piskopi.