Etiket arşivi: Trablus

Libya 50 Çölde Son Çay

Metkanduş Vadisi gezisi bitince 4x4’lerle yola çıktık, bir süre bu kamping’de çay içtik, dinlendik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Metkanduş Vadisi gezisi bitince 4x4’lerle yola çıktık, bir süre bu kamping’de çay içtik, dinlendik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Geceyi çölde, çadırda geçirdik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Geceyi çölde, çadırda geçirdik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sahra’nın kuzeyinde Ubari (Awbari) Kum Denizi’ndeyiz. Efsaneye göre, Okenaos'un kızı Klymene ile Apollon'un oğlu Phaethon güneşin arabasını sürerken kontrolü kaybedince uçsuz bucaksız toprakların yanmasına ve çöllerin oluşmasına sebep olur. “Sahra’da nem oranı %40 iken, Libya çöllerinde nem oranı %18. Bedeviler, seyyahlar, sömürge memurları orada insanın bir şey içmeden 19 saat yaşayabileceğini söylerler.” İnsanların Dünyası, Antoine de Saint-Exupéry. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sahra’nın kuzeyinde Ubari (Awbari) Kum Denizi’ndeyiz.
Efsaneye göre, Okenaos‘un kızı Klymene ile Apollon’un oğlu Phaethon güneşin arabasını sürerken kontrolü kaybedince uçsuz bucaksız toprakların yanmasına ve çöllerin oluşmasına sebep olur.
“Sahra’da nem oranı %40 iken, Libya çöllerinde nem oranı %18. Bedeviler, seyyahlar, sömürge memurları orada insanın bir şey içmeden 19 saat yaşayabileceğini söylerler.” İnsanların Dünyası, Antoine de Saint-Exupéry.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Um il Me, Suyun Anası, denen vahadayız. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Um il Me, Suyun Anası, denen vahadayız.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burası kuruyan Mandara Gölü’nün kıyısı.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burası kuruyan Mandara Gölü’nün kıyısı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tuaregler’in hediyelik eşya satışı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tuaregler’in hediyelik eşya satışı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bu vahanın adı da Mafu. Gaberon’daki gölün suyu çok tuzluymuş.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bu vahanın adı da Mafu. Gaberon’daki gölün suyu çok tuzluymuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çöldeki safarimiz bitince Sabha’dan Trablus’a uçtuk. Trablus Havalimanı’ndan İstanbul’a döndük. Böylece Libya gezimiz bitmiş oldu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çöldeki safarimiz bitince Sabha’dan Trablus’a uçtuk.
Trablus Havalimanı’ndan İstanbul’a döndük. Böylece Libya gezimiz bitmiş oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Libya 49 Fizan ve Metkanduş Vadisi

  • Gıdamis’ten sabah ayrıldık. Yağmurlu bir havada 13 saat içinde Karyat-Sebha-Germe yolunu yaptık.
  • Sebha, Fizan’ın merkezi. 11. yüzyıldan beri kervan yollarının geçtiği işlek bir nokta. Günümüzde de bir ticaret ve taşımacılık merkezi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ertesi sabah Metkanduş Vadisi’ne gitmek üzere 4x4’lerle Fizan Çölü’nü geçtik.
  • Tarihçi Heredot, Fizan’dan Garamantlar’ın Ülkesi diye söz eder. MÖ 19’da Romalılar bölgeyi kendilerine bağladılar. Bir dönemde Vandal istilasına uğrayan bölge, 666 yılında Araplar tarafından alındı ve halkı Müslüman oldu.
  • 1842’de Osmanlı İmparatorluğu’na bağlandı. Senusiye Tarikatı bölgede tekkeler kurarak en etkili güç haline geldi. Önce Afrika’nın Ekvator bölgesinden yayılan Fransızlar, 1911’de de İtalyanlar bölgenin egemeni oldu. 1912’de Osmanlı-İtalyan Savaşı’nı sona erdiren Ouchy (Uşi) Antlaşması ile Fizan İtalyan egemenliğindeki Trablus ve Berka ile birleştirildi. 1951 yılında ilan edilen Birleşik Libya Krallığı altında Fizan bir eyalet oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Metkanduş artık var olmayan, kurumuş bir nehrin adı.
  • Vadi’nin Messak Settafet bölgesinde bulunan prehistorik kaya sanatı gerçekten görülmeye değer: Çok geniş bir alana yayılıyor, pek çok çizim var.
  • MÖ 8500’lerde tropik bir iklimi olan Sahra’nın MÖ 4000’li yıllarda çöl olduğu biliniyor.
  • Çizimler, kumtaşı oyularak yapılmış. Daha sonra parlatmak için üzerleri zımparalanmış ve şu anda kireçtaşının içinde bulunmayan mineraller içeren koyu renk bir vernik ile mikron kalınlığında kaplanmış. Demir ve manganez oksidin 5000 yıl önce, iklim daha nemli iken bölgede bulunduğu düşünülüyor. Figürlerin önce çizildiği, sonra oyulduğu sanılıyor.
  • Kaya oyma resimlere petrogrif deniyor.
  • Resimler, MÖ 2000’lere tarihleniyor.
    Güney Fransa’da bulunan Chavet Mağarası’nda 32 bin yıllık olduğu tahmin edilen insan yapımı resimlerle dolu mağaranın, ayinler ve saklanmak için kullanıldığı düşünülüyor. İspanya’daki Altamira Mağarası ise 16 bin yıllık resimlere ev sahipliği yapıyor.
  • Resmedilmiş hayvanların çoğu Sahra’nın kuzeyinde bulunmayan hayvanlar.
  • Bir şey iyi taklit edilirse ona ulaşılabileceği inancı vardır. İyi av resmi çizersen, avın iyi olur, diye inanılmıştır. Ama buradaki resimlerin çok azı av ile ilgili. Burada anlatılan hikaye çözülebilmiş değil. Belki sembolik, belki dini inanç var anlattıklarında? Çizimlerin hangi koşullarda, kimler tarafından yapıldıkları da bilinmiyor.

 

Kaya oyma resimlerden bazılarının fotoğraflarını paylaşıyoruz.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Uzmanlar bu tabloya Savaşan Kediler adını vermişler. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Uzmanlar bu tabloya Savaşan Kediler adını vermişler.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Akakus Dağı ve Metkanduş Vadisi çevresindeki duvar resimlerinin, kaya oyma resimlerin ve yazıların Cezayir’in Tasili Dağı’nda da uzantısı görülüyor. Bu yazılar günümüzde Berberiler ve Tuaregler tarafından kullanılan Tıfinagh yazılarıdır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Görebildiğimiz kadarıyla çizimler içinde insan figürü barındıran bir tek bu vardı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Görebildiğimiz kadarıyla çizimler içinde insan figürü barındıran bir tek bu vardı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 47 Gıdamis 4

Gıdamis evinde öğle yemeği yiyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Gıdamis evinde öğle yemeği yiyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Zengin evlerinde sadece iki kez kullanılan, qubba denen odalar varmış. Bu oda, evlilik töreni ve evin beyi öldüğünde karısının misafirleri kabulünde açılırmış.
  • Ortak silolar 600-700 yıl önceden kalmış. Tahılın saklandığı odaların duvarına açtıkları delikten içeri ateş sokarak içerdeki oksijeni yakar, sonra deliği kapatarak içerdeki tahılı uzun yıllar bozulmadan saklarlarmış. Tahılı kullanmak istediklerinde duvarı yıkarlarmış. Böylece tehlikeli zamanlarda sıkıntı çekmezlermiş.
Evin dekorasyonu tamamen kadına ait. Evin tavanı çok yüksek. Evin içinde birçok yarım katlar var. Sürekli merdiven inilip çıkılıyor. Dekorasyon tabandan tavana devam ediyor. Her şey çok renkli, renkler Gıdamis renkleri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Evin dekorasyonu tamamen kadına ait.
Evin tavanı çok yüksek. Evin içinde birçok yarım katlar var. Sürekli merdiven inilip çıkılıyor. Dekorasyon tabandan tavana devam ediyor. Her şey çok renkli, renkler Gıdamis renkleri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yemeğimizi yer sofrasında yiyoruz. Yemekler lezzetli. Bazlama üzerine konan oğlak eti kızartması Libya’da en prestijli yemek. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yemeğimizi yer sofrasında yiyoruz. Yemekler lezzetli. Bazlama üzerine konan oğlak eti kızartması Libya’da en prestijli yemek.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus’ta, Cemahiriye Müzesi’nde bir Gıdamis evi rekonstrüksiyonu vardı. Bence evi epey sade tutmuşlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus’ta, Cemahiriye Müzesi’nde bir Gıdamis evi rekonstrüksiyonu vardı. Bence evi epey sade tutmuşlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cemahiriye Müzesi’nde Gıdamis evlerinden birine ait palmiye ağacından yapılma bir ev kapısı da sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Cemahiriye Müzesi’nde Gıdamis evlerinden birine ait palmiye ağacından yapılma bir ev kapısı da sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Yemekten sonra otelimizde biraz dinlenip, çölde Tuareg gösterisini izlemek üzere 4x4’lerle yola çıkıyoruz. Tunus-Cezayir-Libya sınırının kesişim noktasına yakın, Roma’nın en güney noktası olan Ras el Gul Vadisi’ne gidiyoruz. Burada bir Roma kalesinin kalıntıları var.
Vadide namaz kılanlara rastlıyoruz. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Vadide namaz kılanlara rastlıyoruz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 43 Geryan

Geryan, Jebel Nefusa (Batı Dağları) eteğinde, Trablus’un 80 km güneyinde, Libya’nın kuzeybatısında bir kasaba. 1912 yılında İtalyanların eline geçen Geryan, İtalyan sömürgesinin önemli bir merkeziydi. Zeytinyağı üretimi, değirmencilik, halıcılık ve çanak-çömlek yapımı başlıca ekonomik etkinlikler.

Tüften oyma yeraltı evi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tüften oyma yeraltı evi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Libyalı Arapların çoğunun kökeni Bedevi ve Berberi topluluklara dayanır. Geçmişte ülkenin başlıca etnik topluluğu olan Berberiler, büyük ölçüde Araplaşmıştır.
  • Libya’nın resmi dili Arapça olduğu gibi halk arasından da %80′in üzerinde bir oranla Arapça; Arapça’nın ağız ve lehçeleri konuşulmaktadır.
  • Ülkenin geriye kalanı olan %20′si ise Hami dil ailesine bağlı özgün Berberi Dili olan Tamazight dilini konuşmaktadır. Bu Berberilerin çoğu aynı zamanda Arapça da konuşur.
  • 643 yılında günümüz Libya topraklarına gelen Araplar, iç kesimdeki Berberi direnişini ancak 60 yılda kırabilmişlerdir.
  • 8. yüzyılda İslamiyet’i kabul eden Berberilerin büyük bölümü Harici mezhebini benimsedi. Harici ayaklanmaları Emeviler’ in güç kaybetmesinde önemli rol oynadı; Abbasiler zamanında da Berberi kabileleri başına buyruk olmayı sürdürdü. 11. yüzyılda Fatımiler’in desteğiyle başlayan geniş çaplı Bedevi istilaları yaşandı, yerel düzeyde çeşitli kabileler egemenlik sağladı. 13. yüzyılda, Hafsi egemenliği döneminde, Kuzey Afrika’daki Berberi hanedanları arasında ve Araplarla çatışmalar yaşandı.
  • Berberi devletleri öteden beri korsanlıkla Avrupa devletlerine ve ABD’ye ait ticaret gemilerinden vergiler alıyordu. Jefferson yönetimi 1801’de Trablus karasularına bir filo gönderdi.  Berberi devletlerin Akdeniz’deki korsanlık eylemleri nedeniyle, 1801-1805 tarihleri arasında ABD ile Trablus arasında savaş çıkmıştır. Trablus pes etmiş, ancak diğer Berberi devletleri 1816’ya kadar ticaret gemilerinden vergi almayı sürdürmüştür.
Kasr el Hac. Bu silo, 12. yüzyıldan kalma. 114 odası var. Bu sayı, 114 sureye karşılık geliyor. Silonun üst katları hububat, alt katı zeytinyağı depolamak için yapılmış. Burası bir Berberi mimarisi örneği. Siloyu yaptırtan şeyh, depo kiralamadan para almamış, üründen pay almış. Elde ettiği gelirle insanları Mekke’ye hacca göndermiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kasr el Hac. Bu silo, 12. yüzyıldan kalma. 114 odası var. Bu sayı, 114 sureye karşılık geliyor. Silonun üst katları hububat, alt katı zeytinyağı depolamak için yapılmış. Burası bir Berberi mimarisi örneği. Siloyu yaptırtan şeyh, depo kiralamadan para almamış, üründen pay almış. Elde ettiği gelirle insanları Mekke’ye hacca göndermiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nalut. Hayalet Köy. Bu dağ köyü de bir Berberi mimarisi örneği. 1960’larda kale yıkılınca köyü boşaltmışlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Nalut. Hayalet Köy. Bu dağ köyü de bir Berberi mimarisi örneği. 1960’larda kale yıkılınca köyü boşaltmışlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

900-1200’lü yıllardan kalma zeytinyağı üretim aletleri ve bir değirmen. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

900-1200’lü yıllardan kalma zeytinyağı üretim aletleri ve bir değirmen.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Köyün minaresi. Dağda, Kuba’daki gibi, “Zafere dek her daim devrim” yazıyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Köyün minaresi. Dağda, Kuba’daki gibi, “Zafere dek her daim devrim” yazıyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavanlarda kabartma yazılar var. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Tavanlarda kabartma yazılar var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 33 Leptis Magna 5

Yerel müzenin girişinde Roma anıt mezarı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yerel müzenin girişinde Roma anıt mezarı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

MS 56 yapımı 16 bin kişilik amfitiyatroda  ilk altı sıra ileri gelenlere ayrılmış (box of honor). Bu sıralar diğerlerinden bir parapetle ayrılmış. Gladyatör dövüşleri Roma kültürüne, Etrüsklerden ya da Samnitlerden gelip yerleşmiş bir gelenektir. Gladyatör, iyi kılıç kullanan kişi anlamına gelir. Gladyatör dövüşlerinin masrafları imparatorlar ve siyasetçiler tarafından karşılanır, gladyatörler okullarda eğitilirdi. Gladyatörler üzerinde uzmanlaşmış doktorlar, dişi gladyatörler de vardı. Gladyatörler, koruyucu yağ tabakası oluşması açısından fayda sağlayan baklagiller ve arpa ile besleniyorlardı. Bir Roma lejyonunda teke tek dövüşte uzman olmak en büyük erdemdi ve gladyatörler bu erdemi temsil ediyorlardı. İlk müsabakanın MÖ 264 yılında gerçekleştirildiği söylenir. Sonradan bu yarışmaların yapılabileceği binalar inşa edilmiştir. Bu yapılar, Romalıların kendilerine has olduğunu iddia edebilecekleri tek bina tipi olan amfitiyatrolardır. Tüm imparatorlukta yaklaşık olarak 200 tane kagir amfitiyatro inşa edildiği, 200 tane de tiyatrolardan devşirilmiş amfitiyatro olduğu bilinmektedir. Savaş Tanrısı Mars’ın çocukları olduklarını iddia eden Romalıların Romulus efsanesi de ciddi bir gaddarlık hikayesidir. Dolayısıyla arenalardaki gladyatör oyunlarının sevilmesi normaldi. Şiddet, Romalılara haz veriyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

MS 56 yapımı 16 bin kişilik amfitiyatroda ilk altı sıra ileri gelenlere ayrılmış (box of honor). Bu sıralar diğerlerinden bir parapetle ayrılmış.
Gladyatör dövüşleri Roma kültürüne, Etrüsklerden ya da Samnitlerden gelip yerleşmiş bir gelenektir.
Gladyatör, iyi kılıç kullanan kişi anlamına gelir.
Gladyatör dövüşlerinin masrafları imparatorlar ve siyasetçiler tarafından karşılanır, gladyatörler okullarda eğitilirdi. Gladyatörler üzerinde uzmanlaşmış doktorlar, dişi gladyatörler de vardı.
Gladyatörler, koruyucu yağ tabakası oluşması açısından fayda sağlayan baklagiller ve arpa ile besleniyorlardı.
Bir Roma lejyonunda teke tek dövüşte uzman olmak en büyük erdemdi ve gladyatörler bu erdemi temsil ediyorlardı.
İlk müsabakanın MÖ 264 yılında gerçekleştirildiği söylenir. Sonradan bu yarışmaların yapılabileceği binalar inşa edilmiştir. Bu yapılar, Romalıların kendilerine has olduğunu iddia edebilecekleri tek bina tipi olan amfitiyatrolardır.
Tüm imparatorlukta yaklaşık olarak 200 tane kagir amfitiyatro inşa edildiği, 200 tane de tiyatrolardan devşirilmiş amfitiyatro olduğu bilinmektedir.
Savaş Tanrısı Mars’ın çocukları olduklarını iddia eden Romalıların Romulus efsanesi de ciddi bir gaddarlık hikayesidir. Dolayısıyla arenalardaki gladyatör oyunlarının sevilmesi normaldi. Şiddet, Romalılara haz veriyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Trablus’ta Cemahiriye Müzesi’nde yer alan gladyatör konulu mozaik tablo. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Trablus’ta Cemahiriye Müzesi’nde yer alan gladyatör konulu mozaik tablo.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Amfitiyatronun bir çok girişi var. Burası ana girişi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Amfitiyatronun bir çok girişi var. Burası ana girişi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Deniz kenarında tümsek şeklinde gözüken yer hipodromun spinası. 2. yüzyılda yapılmış olan hipodromun 460 m uzunluğunda,  100 m genişliğinde, 23 bin kişilik olduğu biliniyor.  Circus ya da hipodrom, araba yarışlarının yapıldığı yerdir. Arabalarla yarışmayı Romalılar kitlesel bir eğlenceye dönüştürmüşlerdi. Circus’ta arabalar spinanın etrafında saat yönünün tersine yarışırlardı. Bu tip arenalar MS 2. yüzyılda tam olarak gelişti. Bu tip arenaların yapım maliyetleri çok yüksek olduğundan Roma İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerinde çok az inşa edilmiştir. Arabaları çekmekte kullanılan atlar için en çok tercih edilen İspanyol ve Afrika atları imiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Deniz kenarında tümsek şeklinde gözüken yer hipodromun spinası. 2. yüzyılda yapılmış olan hipodromun 460 m uzunluğunda, 100 m genişliğinde, 23 bin kişilik olduğu biliniyor.
Circus ya da hipodrom, araba yarışlarının yapıldığı yerdir. Arabalarla yarışmayı Romalılar kitlesel bir eğlenceye dönüştürmüşlerdi.
Circus’ta arabalar spinanın etrafında saat yönünün tersine yarışırlardı.
Bu tip arenalar MS 2. yüzyılda tam olarak gelişti.
Bu tip arenaların yapım maliyetleri çok yüksek olduğundan Roma İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerinde çok az inşa edilmiştir.
Arabaları çekmekte kullanılan atlar için en çok tercih edilen İspanyol ve Afrika atları imiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu