Etiket arşivi: Toni Morrison

Beyin Salatası 8

  • Toronto Üniversitesi psikiyatristleri tarafından yürütülen ve Scientific American’da yayımlanan makalede, nitelikli romanların insan beynini geliştirip keskinleştirdiği, sosyal bağları güçlendirerek kişiliği değiştirdiği, ilişki kurmayı kolaylaştırdığı ortaya konmuş ve insan beynini en fazla geliştiren on roman tespit edilmiş. Bu listede yer alan romanlar şöyle:

Genç Werther’in Acıları, Johan von Goethe, 1787.

Aşk ve Gurur, Jane Austen, 1813.

Kırmızı Leke, Nathaniel Hawthorne, 1850.

Madam Bovary, Gustave Flaubert, 1856.

Middlemarch, George Eliot, 1870.

Anna Karenina, Lev Tolstoy, 1877.

Bayan Dalloway, Virginia Woolf, 1925.

Sevgili, Toni Morrison, 1987.

Utanç, J. M. Coetzee, 1999.

Gönülsüz Köktendinci, Muhsin Hamid, 2007.

www.pinterest.com

www.pinterest.com

  • ABD’li bilim insanları, kişilerin ilk kez bulundukları bir yerde uyuduklarında beynin bir tarafının tehlikelere karşı sürekli tetikte olduğunu ve sık sık uyandığını belirtiyor.
  • Akıl, insan beyninin ürettiği yaşamı sürdürme mekanizması. Fizyolojik olarak beynin, primatlarla aşağı yukarı aynı nitelikte olan bir eski bölümü var. Eski beyin, içgüdüsel ve yaşamı korumaya ilişkin spontane tepkileri içeriyor. Bir de çok sonra gelişmiş neokorteks, yeni beyin var. İkisi, bir tür ağ sistemi içinde, aklı oluşturuyorlar. Bilim ve teknolojiye sahip olan kapitalist dünya uygarlıkla birlikte en barbar ölüm araçlarına da sahip. ABD’li antropolog Alfred Louis Kroeber, bunu insan doğasını oluşturan ilkel beyin ve neokorteks arasındaki uyuşmazlığı gösteren bir çelişki olarak görmüş.

 

Çağdaş Sanata Varış 156| Postmodern Edebiyat 5

  • Postmodern yazar ve sanatçı filozof konumundadır. Eseri önceden yerleşmiş kurallar tarafından yönetilmez. Bilinen kategorilerin yapıta uygulanmasıyla yargılanamaz. Yapıt o kural ve kategorileri “aramaktadır”.
  • Kaygı ve yabancılaşma gibi Modernist kavramların Postmodern’de yeri yoktur. Öznenin yabancılaşması yerini öznenin parçalanmasına bırakmıştır.
  • Yazar ve sanatçı sayısınca Postmodernizm tanımlanıyor. Öyle ki Postmodernizm, edebiyatta çeşitli tarzları anlatmak için kullanılan çok genel bir deyim haline gelmiştir.
  • Postmodern edebiyatın en önemli temsilcileri Umberto Eco (1932), John Berger (1926), Italo Calvino (1923-1985), Vladimir Nabokov (1899-1977), John Fowles (1926-2005), Thomas Pynchon (1937), Jorge Luis Borges (1899-1986), A. Robbe-Grillet (1922-2008), Paul Auster (1947), Truman Capote (1924-1984), Salman Rushdie (1947), Toni Morrison’dır (1931).
  • Postmodern edebiyat eserlerinde, evrensellik yerine her özne, her değer, tarihin belli bir dönemi içinde, sınırlı ele alınır. Tümel bakış yerine, kısmi özellikler yüceltilir. Yerel olan, kadınlar, azınlıklar, dış mahalleler, kendi bakış açılarından anlatılır.
  • Kahramanlar evrensel insanı değil, bazen toplumun ufak bir kesitini, bazen sadece kendilerini temsil ederler.
  • Postmodern romanda karmaşık anlatım, zamanı bölme, biçem karşıtlığı çok kullanılır.
  • Postmodern yaklaşımın özelliği sanatçıyı ya da yapıtı ortaya çıkarmaktan çok izleyiciyi ön plana almasıdır. İzleyici yapıtta ne görüyorsa yapıt odur. Okur da romanını kendi yazar.
  • Edebiyatta Postmodern yapıtlar, çoğunlukla yazın geleneklerini bozan, yazın sınırlarını zorlayan, gerçek/gerçek-dışı ayrımlarına girmeyen, edebiyat tarihinde “yazın metni” olarak algılanmayan bütün metin türlerini de “yazın metni” sayan durumdur.
  • Octavio Paz, Postmodern’i Latin Amerika’ya uymayan bir başka ithal proje olarak değerlendirmişti.
Fotoğraf:f4t1h89.wordpress.com

Fotoğraf:f4t1h89.wordpress.com

  • 1980’lerin başında ortaya çıkan Siberpunk, yakın bir gelecekte vuku bulacak distopik ortamları yansıtır. Yaygın temaları arasında bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, İnternet, siber uzay, teknolojinin getirdiği olumsuzluklar ve sorunlar ile şirketlerin devletlerden daha etkin olduğu demokrasi ötesi toplumsal kontrol sistemleri sayılabilir. Ana karakterler isyankar anti kahramanlardır ve teknoloji ile mücadele içindedirler. Bilim kurgu kahramanları sorunları teknoloji vasıtasıyla çözerken Siberpunk kahramanları teknoloji ile ters düşerler.
  • Bazı Siberpunk eserlerde gerçek ile sanal gerçek arasındaki sınır bulanıktır.
  • Bazı bilimkurgu yapıtlarda totaliter sistemler sterilize, düzenli ve toplumcudur. Bazı bilimkurgularda ama neredeyse tüm Siberpunklarda totaliter sisteme karşı verilen savaş işlenir.
  • Siberpunk eserlerinde bilimkurgu eserlerinde olduğu gibi teknolojik ve geleceğe ait objeler veya terimler kullanılsa da Siberpunk akımını diğer bilimkurgu veya edebiyat akımlarından farklı kılan önemli bir özelliği günlük yaşama da yansımasıdır: Siberpunk, sinemada, modada, müzikte izler bırakmış bir alt kültürdür.
  • Bu türün yazarları arasında William Gibson, Bruce Sterling, Alfred Bester ve Pat Cadigan‘ı sayabiliriz.
  • 1982 yapımı Blade Runner filmi görsel Siberpunk türüne bir örnektir.
  • Dönemin ses getiren çizgi romanları Red, Akira (Manga), Outlanders ve V for Vendetta’dır.