Etiket arşivi: tendeki nakış

Dövme – Tendeki Nakış 5

Substitutes for My Father adlı sergisinde ataerkil bir ortamda dayatılan değerlere meydan okumayı hedefleyen eserler veren bir Fransız-Türk fotoğraf ve video sanatçısı Sarp Kerem Yavuz (1991-), Maşallah adlı serisinde geleneksel kültürün ve tutuculuğun yarattığı şiddetten, kimliksizleşmeden bahsediyor ve genel olarak kültürü ve bu kültürün ne kadar barışçıl olduğunu sorgulamayı amaçladığını söylüyor. Fotoğraf: Based İstanbul

Substitutes for My Father adlı sergisinde ataerkil bir ortamda dayatılan değerlere meydan okumayı hedefleyen eserler veren bir Fransız-Türk fotoğraf ve video sanatçısı Sarp Kerem Yavuz (1991-), Maşallah adlı serisinde geleneksel kültürün ve tutuculuğun yarattığı şiddetten, kimliksizleşmeden bahsediyor ve genel olarak kültürü ve bu kültürün ne kadar barışçıl olduğunu sorgulamayı amaçladığını söylüyor.
Fotoğraf: Based İstanbul

  • Geleneksel dövme süslenme, kötülüklerden korunma, nazardan korunma, bereket, tılsım, sağaltma gibi amaçlarla yapılırdı.
  • İs, çivit, öd, anne sütü ile elde edilen karışım kullanılır. Anne sütü için kız annesi sütü tercih edilir. Bu sütün sağaltma (iyileştirici, yenileyici), doğurganlık ve bereketle ilişkisinden ötürü kullanıldığı düşünülmektedir.
  • Dövme için hazırlanan karışım bir süre bekletilir. Bekletme süresinin nedeni rengin koyulaşması için ya da karışımı yıldızların görmesi gerektiğine olan inançtır.
  • Dövme genellikle işlenecek motifin büyüklüğüne uygun ama 3, 5, 7, 9 gibi sembolik sayıda dikiş iğnesi birbirine bağlanarak karışıma batırılıp vücuda işlenir .
  • Dövme Kürtçe ve Arapça konuşan topluluklarca dek, dak olarak, Türkçe konuşan topluluklarda ise dövün, döğün, döğün olarak anılır. Arapça konuşan bazı topluluklarda ise veşm, vesm adını alır.
  • Geleneksel dövmede kullanılan motiflerin adları ve sembolik anlamları vardır. Kullanılan işaret, sembol ve simgeler o topluluğun veya kişinin düşünsel, duygusal, inançsal ve estetik içyapısı hakkında önemli ipuçları verir. Bir sözcük ya da resim, açık olan ve ilk bakışta anlaşılabilenden daha fazla anlam içerdiği zaman simgesel hale gelir. Bir şeyin simgesi yoluyla kendisi ile bütünleşme, ilkel düşünme sistematiğinin merkezinde yer alır. Farklı coğrafyalarda aynı simgeler, farklı anlamlara gelebilir.
  • Güneydoğu bölgesinde dövme ile işlenenler arasında göksel simgeler, hayvan simgeleri, bitki simgeleri, geometrik formlar ve noktalar en sık rastlananlardır.
  • Avuç içine üç nokta şeklinde yapılan dövme kocanın kuma getirmemesi, koca şiddetini engellemek, elin lezzetli olması için yapılıyor.
  • Çocuk ölmesin diye doğumdan sonra çocuğa, doğumdan önce anneye, çocuğu olmayan kadına çocuğu olsun diye dövme yapılır. Bu uygulamalarda dövmenin nazardan koruma ve tılsım işlevleri öne çıkmaktadır.
  • Ağrıyan bölgeye sağaltıcı olarak dövme yapılıyor. Romatizma, göz, baş ağrıları için eklemlere, şakaklara dövme yapılır. Süt sağan kişilerin elleri, bilekleri şişmesin diye sıklıkla dövme yaptırdıkları görülür.
  • Geçmişte dövme taşımayan kadınlar için erkek gibi, erkek yüzlü denirmiş. Erkeklerin evlenmek için daha çok dövmeli kızları tercih ettikleri; Irak’ta da erkeklerin eskiden dövmesiz bir kadınla evlenmeyi reddettikleri biliniyor.
  • Ülkemizdeki geleneksel dövme taşıyıcıları yaşlılardır. Gençler geleneksel dövmeye ilgi göstermedikleri için bu tür dövme artık yapılmamaktadır diyebiliriz.
“Duyduğumuza göre yaptırdığımız dövmeler günahmış. Ahirette kerpetenle sökülecekmiş. Tabii bu bizi korkutuyor. Ancak, o zaman kimse günah olduğunu söylemedi. 50-60 yıl önce daha çok yaygındı. Dövmede kız çocuğu emziren anne sütü kullanıldığında ölene kadar çıkma ihtimali yoktur.” “Biz yaptırdıktan sonra günlerce yataktan kalkamazdık. Ateşimiz çıkardı.” Fotoğraf: www.cnnturk.com/dovmenin-deq-hali

“Duyduğumuza göre yaptırdığımız dövmeler günahmış. Ahirette kerpetenle sökülecekmiş. Tabii bu bizi korkutuyor. Ancak, o zaman kimse günah olduğunu söylemedi. 50-60 yıl önce daha çok yaygındı. Dövmede kız çocuğu emziren anne sütü kullanıldığında ölene kadar çıkma ihtimali yoktur.”
“Biz yaptırdıktan sonra günlerce yataktan kalkamazdık. Ateşimiz çıkardı.”
Fotoğraf: www.cnnturk.com/dovmenin-deq-hali

  • Kırsalda yaşayan ve geleneksel dinsel kurumlar aracılığıyla öğrenilen dinsel tasavvur zaman zaman kadim halk inançlarıyla karmaşık bir yapı oluşturabilir. Kırsal çevrenin dini önderlerinin, içinde bulundukları geleneksel bağlamla daha esnek bir ilişki geliştirdiği düşünülür.
  • Geleneksel dövmenin gençler arasında uygulanmasının azalması, daha çok ötekileştirilmeye karşı stratejik bir yaklaşım da olabilir deniyor.

 

Yararlanılan Kaynaklar

 

Dövme – Tendeki Nakış 4

  • 1960’lardan itibaren beden, kültürün izlerini üzerine kaydettiği bir alan olarak düşünüldü. Beden, kültürün ve tarihsel gelişmelerin canlı bir tanığı olarak kabul edildi. Antropoloji metinlerinde beden, kültürün ve sosyal yapının dövmeyle, giysiyle, ritüelle, dansla yansıdığı bir alan olarak yerini aldı. M. Foucault, G. Deleuze, J. Derrida, J. F. Lyotard, J. Baudrillard gibi çağdaş filozoflar bu alana özel bir ilgi göstermişlerdir.
  • Beden yüzeyindeki yazılar, bedenin boyanması, dövmeler kültürün bir biçimde beden üzerine yazılmasını simgeler.
  • Modern insanların yaptırdıkları dövmeler de birer kimlik göstergesi olarak okunabilirler ama geleneksel topluluklarda görülen dövme, kültürel bağlamın tüm örüntülerini sergiler. Dövme yaptırmaya kendi iradeleriyle karar vermiş olsalar da, buna yol açan kültürel ortamın varlığı esas belirleyicidir.
  • Süs için, inanç nedeniyle, bir sağaltma tekniği, bekaretin simgesi olarak yapılan dövmeler vardır. Ülkemizde geleneksel dövmelerin sembolleri aşiretleri ya da bazı aileleri simgeler.
  • Etnisite, din, coğrafya, yaş ve cinsiyet gibi değişkenler dövmede kullanılan sembolleri etkileyebilir. Dolayısıyla dinler tarihi, antropoloji, sosyoloji, halkbilim, sanat tarihi, göstergebilim dövme söz konusu olduğunda kavramsal tartışmalarda kendilerine yer bulabilecek disiplinlerdir.
Mardin’de kadınların yüzlerinde, ellerinde dövmeler vardır. Bazı kadınların alt dudağı mosmordur. Peygamberin kızı Fatma’yı bir kölenin ısırdığına, bu kutsal insanın alt dudağını yaraladığına inanırlar, bu yüzden alt dudaklarını dövmeyle morartırlar. Hazreti Fatma’yı zenci bir kölenin öpmesi ile/şeytanın öpmesi ile dudağının morardığı da söylencenin başka şekilleridir. Zamanın genç kızlarının Hz. Fatma bundan utanç duymasın diye, Hz. Fatma’ya benzemek için, alt dudaklarına dövme yaptırdıklarına inanılır. Bu yüzden alt dudağa yapılan dövme helal, diğerleri haramdır da denir.  Dara’da yalnızca fotoğraf yoluyla iletişim kurabildiğimiz bu hanımın da dudağında küçük, mor bir dövmesi vardı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Mardin’de kadınların yüzlerinde, ellerinde dövmeler vardır. Bazı kadınların alt dudağı mosmordur. Peygamberin kızı Fatma’yı bir kölenin ısırdığına, bu kutsal insanın alt dudağını yaraladığına inanırlar, bu yüzden alt dudaklarını dövmeyle morartırlar. Hazreti Fatma’yı zenci bir kölenin öpmesi ile/şeytanın öpmesi ile dudağının morardığı da söylencenin başka şekilleridir. Zamanın genç kızlarının Hz. Fatma bundan utanç duymasın diye, Hz. Fatma’ya benzemek için, alt dudaklarına dövme yaptırdıklarına inanılır. Bu yüzden alt dudağa yapılan dövme helal, diğerleri haramdır da denir.
Dara’da yalnızca fotoğraf yoluyla iletişim kurabildiğimiz bu hanımın da dudağında küçük, mor bir dövmesi vardı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ülkemizde dövmenin birçok bölgede var olduğu bilinmektedir. Ama geleneksel dövmenin nispeten yoğun görüldüğü iller Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep’tir. Diyarbakır, Batman ve Kilis de listeye eklenebilir. Dövme taşıyan kişi sayısının Şanlıurfa’da ve özellikle Harran çevresinde en yoğun olduğu saptanmıştır. Bölgede dövme daha çok Araplar ve Kürtler arasında; Kürtlerde ise daha çok Ezidilerde yaygındır. Aynı bölgede vücutların mahrem bölgelerine de dövme yapılabildiği bilinmektedir.
  • Bölgede yaşayan Arap, Kürt, Türkmen, Karaçi, Ezidi topluluklarının benzer dövme simgeleri ve teknikleri kullandığı söylenebilir. Coğrafi açıdan dövme görülme sıklığı, Suriye sınır bölgesine yaklaştıkça artmaktadır.
  • Süryaniler, haç ziyareti sırasında kollarına haç sembolü ve haccın gerçekleştiği yılı dövme ile işlerler.

 

Dövme – Tendeki Nakış 1

  • Günümüzde çok yaygın olarak karşılaştığımız dövme arkaik bir gelenektir.
  • Cilalı Taş ile Bronz Çağı arasında, yaklaşık 5300 yıl önce yaşamış Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal Alpleri’nde doğal yolla korunmuş Buz Adamı Ötzi’nin vücudunun çeşitli yerlerinde 57 dövme olduğu görülmüştür. Mumyalanmış cesetlerde de dövmelere rastlanmıştır. MÖ 2000’lerden kalma Mısır mumyalarında kamış ve yaprak boyalarıyla yapılmış dövmeler bulunmuştur. Mısır’da görülen dövme figürleri onların ilah ve ilahelerinin sembolleriydi. MÖ 500-300’lere tarihlenen Altaylarda Hun Devleti’nin kültürünü temsil eden başlıca kurganlardan olan Pazırık kurganlarında mumyalanmış cesetlerde iğneyle ve genç yaşta yapıldığı tespit edilmiş dövmelere rastlanmıştır. Mısır ve Pazırık’taki buluntular yönetici sınıflarda vücuda dövme yaptırma geleneğinin olduğunu göstermiştir.
Pazırık kurganında ele geçen mumyalardan birinin kolundaki dövme. Fotoğraf: Okur Yazarım

Pazırık kurganında ele geçen mumyalardan birinin kolundaki dövme.
Fotoğraf: Okur Yazarım

  • Antikçağ yazarları dövmenin Trakyalılar, Eski Yunanlar, Galyalılar, Germenler ve Britonlar tarafından kullanıldığını yazmışlardır.
  • Heredot, Tarih adlı eserinde Trakya’da dövme yaptırmak soyluluk işaretidir; dövmesiz olmak kötülük getirir, diye yazar.
  • Eski Roma’da ise suçlulara ve kölelere dövme yapılırdı. Hıristiyanlık sonrası Avrupa’da dövme yapımı yasaklandı. Büyük geziler döneminde Amerika yerlileri ve Polinezyalılarla tanışınca Avrupalılar dövmeyi yeniden keşfettiler. Hıristiyanlık’ta dövmeyi yasaklayan açık bir hüküm de yoktur.
  • Zerdüştlükte, dövme yoluyla vücudun deforme edilmesine olumlu bakılmadığı rivayet ediliyor.
  • Tek tanrılı dinler, pagan inancın dışavurumu olarak gördükleri dövmeyi yasaklamışlardır. Tevrat, bedeninizde yara açmayacaksınız, kendinize dövme işaret koymayacaksınız, der.
  • Hz. Muhammed’inyaşadığı dönemde Araplar, özellikle Arap kadınlararasında dövmenin uygulandığı, Peygamber’in bu konuda menfi bir fikri olduğu bazı kaynaklarca ifade edilmektedir. Dövme, Cahiliye devrinin bir uzantısı olarak görülmüştür. Ama yasaklamalara rağmen Araplar arasında varlığını korumuştur. Araplarda özellikle el, bilek ve kola dövme yapılır.
  • Dinler içindeki heterodoks gruplar bu kadim geleneği devam ettirmiştir.
  • Osmanlı dünyasına dövme Cezayirli gemiciler aracılığıyla girmiştir. Cezayir ve Tunus’ta, özellikle de Berberilerde dövme geleneği yaygındır. 17. yüzyıldan itibaren yeniçeriler tarafından bulundukları ortayı (taburu)/bölüğü belirtmek amacıyla o bölük veya ortanın nişanı vücudun görünen bir yerine dövme olarak yapılmıştır; bu ocaklarına bir bağlılık  göstergesi ve yeniçerinin en önemli süsü idi. Ama genel olarak Osmanlıda dövme kabadayılık alameti sayılırdı. Yeniçeri ocağının kapatılması İstanbul’daki dövme geleneğinin bitmesinde etkili olmuş, diye düşünülüyor.