Etiket arşivi: Teknoloji

Çağdaş Sanata Varış 329|Çağdaş Sanata Yöneltilen Eleştiriler

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş. Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş.
Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

  • Dünyadaki büyük metropollerin hepsinin birbirine benzemesi, mimarinin kendini kopyalaması olarak düşünülüyor.
  • Sanatın insanı şaşırtması, sarsması gerektiği genel kabul gören bir kanı. Ama çağdaş görsel sanat yapıtlarının aracı amaç haline getirdiği; bütün meselenin hüner göstermeye indirgendiği; sanatın gösteri yanının ağır basmaya başladığı; hatta lunapark derinliğine indiğini; söylenmek istenen sözlerin çok sıradan olduğu; çağdaş sanatçının daha az estetik, daha çok etik talep ettiği; içerik ön plana çıktıkça da sığlaşmaya, zayıflamaya başladığı getirilen eleştiriler arasında.
  • Nasıl ki popüler kültürün baskısı bir dönem edebiyatı tepki olarak felsefe yapmaya ittiyse, görsel sanatta da özellikle Pop Art akımına tepki olarak Kavramsal Sanat bir dönem için önem kazanmıştı. İki alanda da derinleşme uzun sürmedi, küreselleşmenin etkileriyle bir kez daha tezli ya da slogancı edebiyat ağır basar oldu, Kavramsal Sanat da yerini yerleştirme, video, fotoğraf gibi araçlarla bir tür slogancı sanata bıraktı. Etik açıdan derinleşmek yerine, etik boyut giderek sığlaştı, politikleşti. Çağdaş sanat gazeteciliğe, röportaja, belgesele benzemeye başladı, deniyor.
  • Politik ya da sosyolojik kurgularla, estetiğin tamamen ikinci plana atıldığı, çarpıcı söz söylemenin en önem verilen konu olduğu söyleniyor. Çağdaş Sanat derinlikli sanat yapıtları değil, çarpıcı tek söz söyleyen politik ya da sosyolojik kurgular olmakla suçlanıyor.
  • Etik boyutu tamamen politikaya indirgeyen, gerçekliğe slogancı, yararcı açıdan yaklaşan, güzelliği yadsıyan bir estetik.
  • Militan sokak estetiği.
  • Radikal olmayı taklit eden ama hiç radikal olamayan bir başkaldırı.
  • Çağdaş sanatta “güzel” büsbütün anlamsızlaşıyor, çağdaş sanat bizi çirkinin, korkunç olanın ortasında bırakıyor.
  • Çağdaş sanat bize karşı şiddet uygulayarak uyarıyor bizi.
  • Çağdaş sanatın dinin yerine geçme eğilimi var.
  • Zanaat eksikliği ile malul.
  • İfade düzeyinde zaman zaman fazla kolaylaşabiliyor.
  • Venedik Bienali’nde 100 yıldır hangi ülkeler askeri, ekonomik açıdan güçlüyse onların pavyonları var. Diğer ülkeler kenarda köşede yer alıyor. Çağdaş Sanat, bütün başkaldırı iddiasına rağmen, bu ekonomi-kültür-coğrafya politikalarına hala tutsak.
  • Çağdaş Sanatı, aşırı incelikle en üst düzeyde basitliğin birbirine girdiği bir yapı olarak tanımlayanlar da var.
  • Bu dönemde kültür kelimesinin sanat kelimesini; teknoloji kelimesinin bilim kelimesini; yönetim kelimesinin politika kelimesini; cinsellik kelimesinin aşkı sildiği öne sürülür.
David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013. Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013.
Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010. Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010.
Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

  • Çağdaş görsel sanat izleyiciye kendini tanımayı ve var olmayı öğreten değil, sadece öfkelenme yolları öneren bir sanat olarak eleştiriliyor.
  • Marksist düşünür Theodor Adorno’nun (1903-1969) estetik teorisi de bir ders veya mesaj vermeye adanmış bir sanat eseri yaratmanın terk edilmesi gerektiği üzerineydi. Sanat eseri dünyanın gidişatına, örneğin mevcut toplumsal düzene, sadece formu yoluyla direnmelidir. Jacques Lacan da (1901-1981) sanatla alakasız bir şeyler ifade etme düşüncesine karşıdır. Sanat kurumunun alternatiflere dikkat çekme amacı taşımadığını belirtmiştir.

 

Çağdaş Sanata Varış 286|Yeni Medya Sanatı 1

  • Günümüz sanatının, belki de geçmişte olmadığı kadar çeşitli, yoğun ve baş döndürücü bir hal aldığını fark ederiz. Sanatçıların elinde geçmişte olmadığı kadar çok teknik olanak vardır. Ancak sanatçıları tetikleyen bu olanaklar kadar günümüz dünyasının sanatçıya sağladığı en temel etken olan insana ve varoluşa dair sonsuz sayıda “gerçekliktir”.
  • Bilgisayar, sanatın da bütün alanlarına girdi ve yapay resim dünyasının olanaklarını sanatçıya açtı. Yapay resim, yaşadığımız gerçeğin ögeleriyle değil, yapay olarak üretilmiş yeni bir gerçeğin ögeleriyle oluşturulmaya başlandı.
Stone Fields, Giuseppe Randazzo, 2009. İtalyan tasarımcının dijital heykeller serisinin çıkış noktası İngiliz sanatçı Richard Long’un boş araziler üzerinde gerçek taş ve kayalarla gerçekleştirdiği Arazi Sanatı eserleri. Randozzo ise eserlerini sanal taşlarla gerçekleştiriyor. Fiziki uğraş yerine zihni bir uğraş veriyor. Dijital sanatçı Randozzo görüntüleri bir yazılım vasıtasıyla, bilgisayarda düzenlenmiş olan ham modeli işleyerek, hiper-realist üç boyutlu görüntüler elde ediyor. Kullandığı algoritmalarla sanal taşlarını yaratıyor ve bir çemberin içine sanal taşlarını farklı düzenlerde yerleştiriyor. Bu kompleks işlerini daha sonra fiziki olarak da beyaz ve esnek polyamidden üretiyor ve püskürtme yoluyla boyuyor. Bir başka 3D sanatçısı ise Lee Griggs. Fotoğraf:www.thisiscolossal.com

Stone Fields, Giuseppe Randazzo, 2009.
İtalyan tasarımcının dijital heykeller serisinin çıkış noktası İngiliz sanatçı Richard Long’un boş araziler üzerinde gerçek taş ve kayalarla gerçekleştirdiği Arazi Sanatı eserleri. Randozzo ise eserlerini sanal taşlarla gerçekleştiriyor. Fiziki uğraş yerine zihni bir uğraş veriyor. Dijital sanatçı Randozzo görüntüleri bir yazılım vasıtasıyla, bilgisayarda düzenlenmiş olan ham modeli işleyerek, hiper-realist üç boyutlu görüntüler elde ediyor. Kullandığı algoritmalarla sanal taşlarını yaratıyor ve bir çemberin içine sanal taşlarını farklı düzenlerde yerleştiriyor. Bu kompleks işlerini daha sonra fiziki olarak da beyaz ve esnek polyamidden üretiyor ve püskürtme yoluyla boyuyor. Bir başka 3D sanatçısı ise Lee Griggs.
Fotoğraf:www.thisiscolossal.com

  • Bugünün bilgi toplumunda, bilgi dinamik ve akışkandır; fiziksel varoluşa bağlı değildir. Sanat da, dijital çerçevesiyle daha genişlemiştir. Yeni Medya Sanatı terimi, Bilgisayar Sanatı, Dijital Sanat, Dijital Şiir, Elektronik Sanat, Evrimsel Sanat, Jeneratif Sanat, Bilgi Sanatı, İnteraktif Sanat, İnternet Sanatı, Net Sanatı, Robotik Sanat, İşlemsel Sanat, Yazılım Sanatı, Ses Sanatı, Sistem Sanatı, Sanal Sanat vb. için kullanılır.
  • Bu sanat türü, genellikle algoritmik olarak yaratılmış ve tanımlanmış bilgisayar programı aracılığıyla yaratılmış sanatı adlandırmak için kullanılır. Bu tür, kimya, biyoloji, mekanik, robotik, akıllı materyaller, matematik gibi sistemler kullanılarak üretilmiş de olabilir ama tümü veya en azından bir bölümü otonom bir sistem tarafından üretilir. Bu, sanatsal bir yöntemdir. Bu süreçlerle üretilmiş, derlenmiş veya bestelenmiş sanata bu ad/adlar veriliyor.
  • Yeni Medya Sanatı, sisteme dayalı bir sanatsal üretim yöntemidir. Kurulan sistemler, düzenli, kaotik, basit veya karmaşık olabilir ama genelde neden-sonuç ilişkisine bağlıdır. Bu da onlara tekrarlanabilirlik özelliği kazandırır. Sanatçının yaptığı iş, sistemin çalışması için temel kuralları, formülleri oluşturmak, şablonları hazırlamaktır. Bundan sonra sistem kendi kendine de işleyebilir.
  • İlk örneklerden biri Hans Haacke‘nin (1936-) fiziksel ve biyolojik sistemleri sanatsal üretimi için kullanmasıdır.
  • Gün geçtikçe yapılan işler çeşitlenmeye ve değişik konulara eğilmeye devam ediyor. Bir yandan sanatçılar yeni teknolojileri kullanarak yaptıkları deneylere devam ederken, diğer yandan bu teknolojik yenilikler yaşamımıza girdikçe işlemsel sanat ile diğer sanat üretim yöntemleri arasındaki ayrım belirsizleşiyor. Yeni Medya Sanatının yöntemleri ve fikirlerinin günümüzün kültürü ve kavramları ile örtüştüğü açıktır.
  • Bu işler, tasarım ile teknolojinin kesişmesi ile oluşuyor.

 

Çağdaş Sanata Varış 262|Heykeller ve Nesneler 1 Anish Kapoor

  Çift, Anish Kapoor, 2006. Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde sergilenen sanatçının bu granit eseri müzenin kalıcı koleksiyonuna katıldı. Hindu bir baba ve Yahudi bir anneden doğan sanatçının eserlerinde yeryüzü ve gökyüzü, ruh ve madde, aydınlık ve karanlık gibi ikilemlere rastlanıyor. Kullandığı sanatsal dil gayet sade ama eserlerin içinde barındırdığı enerji ve kültürel çeşitlilik dikkat çekiyor. Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisi (2014) heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi bir araya getiren eserlerden oluşmuştu. Sergi, sanal sergi olarak internet ortamında da izlenebildi. 1954’te Bombay’da doğan ve 1970’lerden bu yana Londra’da yaşayan Anish Kapoor, Britanya’yı 1982 Paris Bienali ve 1990 Venedik Bienali’nde temsil etmiş, burada Premio Duemila’ya (en iyi genç sanatçı ödülü) layık görülmüştü. Sanatçı, 1991 yılında da Turner Ödülü’nü kazandı. Kapoor, 2009 yılında, Londra’daki Kraliyet Sanat Akademisi’ndeki tüm galeri mekânının açıldığı, ilk yaşayan sanatçı oldu. Hindistan’daki ilk kişisel sergisini ise 2010 yılında açtı. 2013 yazında, Kraliçe'nin doğum günü törenlerinde ödüllendirilip Sir unvanını aldı. Kapoor, “Taşın hafızası vardır. Bir eser ne zaman içsel hafızamıza hitap etmeye başlar, işte o zaman sanat eseri olur. Sanatın bazı unsurları bu anlamda hafızayı harekete geçirmede çok güçlüdür”, diyor. Kapoor, eserin fiziksel ve sosyal alan arasındaki ilişkiyi sağlamasını önemsiyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


Çift, Anish Kapoor, 2006.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin bahçesinde sergilenen sanatçının bu granit eseri müzenin kalıcı koleksiyonuna katıldı.
Hindu bir baba ve Yahudi bir anneden doğan sanatçının eserlerinde yeryüzü ve gökyüzü, ruh ve madde, aydınlık ve karanlık gibi ikilemlere rastlanıyor. Kullandığı sanatsal dil gayet sade ama eserlerin içinde barındırdığı enerji ve kültürel çeşitlilik dikkat çekiyor. Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki sergisi (2014) heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi bir araya getiren eserlerden oluşmuştu. Sergi, sanal sergi olarak internet ortamında da izlenebildi.
1954’te Bombay’da doğan ve 1970’lerden bu yana Londra’da yaşayan Anish Kapoor, Britanya’yı 1982 Paris Bienali ve 1990 Venedik Bienali’nde temsil etmiş, burada Premio Duemila’ya (en iyi genç sanatçı ödülü) layık görülmüştü. Sanatçı, 1991 yılında da Turner Ödülü’nü kazandı. Kapoor, 2009 yılında, Londra’daki Kraliyet Sanat Akademisi’ndeki tüm galeri mekânının açıldığı, ilk yaşayan sanatçı oldu. Hindistan’daki ilk kişisel sergisini ise 2010 yılında açtı. 2013 yazında, Kraliçe’nin doğum günü törenlerinde ödüllendirilip Sir unvanını aldı.
Kapoor, “Taşın hafızası vardır. Bir eser ne zaman içsel hafızamıza hitap etmeye başlar, işte o zaman sanat eseri olur. Sanatın bazı unsurları bu anlamda hafızayı harekete geçirmede çok güçlüdür”, diyor. Kapoor, eserin fiziksel ve sosyal alan arasındaki ilişkiyi sağlamasını önemsiyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Anish Kapoor, 2015 yılında Moskova Yahudi Müzesi’nde dört eserini sergiledi. Fotoğrafta bunlardan üçü görülüyor: 2003 yılına ait eseri, ünlü kinetik balmumu heykeli Benim Kırmızı Anavatanım; konveks ve konkav paslanmaz çelik eseri S Biçimli Dalga (2006) ve yansımadan görülen sarı, fiberglas duvar heykeli Sığınak (2007). Anish Kapoor,  taş, çelik, cam, PVC, balmumu, yağlıboya, ileri teknoloji ürünleri kullandığı obje, heykel ve yerleştirmelerinde resim ile heykelin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Sanatçının kullandığı renkler ise Hindistan kültürünün bir parçası olan renk pigmentleridir. Kapoor, “İzleyiciyi zaman ve mekanla etkileşime geçiren ve objeyi objeliğinden uzaklaştıran heykelle ilgileniyorum”, diyor. Fotoğraf: http://enfr.blouinartinfo.com

Anish Kapoor, 2015 yılında Moskova Yahudi Müzesi’nde dört eserini sergiledi. Fotoğrafta bunlardan üçü görülüyor: 2003 yılına ait eseri, ünlü kinetik balmumu heykeli Benim Kırmızı Anavatanım; konveks ve konkav paslanmaz çelik eseri S Biçimli Dalga (2006) ve yansımadan görülen sarı, fiberglas duvar heykeli Sığınak (2007).
Anish Kapoor, taş, çelik, cam, PVC, balmumu, yağlıboya, ileri teknoloji ürünleri kullandığı obje, heykel ve yerleştirmelerinde resim ile heykelin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Sanatçının kullandığı renkler ise Hindistan kültürünün bir parçası olan renk pigmentleridir.
Kapoor, “İzleyiciyi zaman ve mekanla etkileşime geçiren ve objeyi objeliğinden uzaklaştıran heykelle ilgileniyorum”, diyor.
Fotoğraf: http://enfr.blouinartinfo.com

Kapoor’un, Berlin’de Martin Gropius Bau’da 2013 yılında açtığı sergide yer alan, çoğunlukla anıtsal boyutlarda heykeller üreten sanatçının anıtsal İlk Beden adlı eseri. Fotoğraf: www.art-in-tv.de

Kapoor’un, Berlin’de Martin Gropius Bau’da 2013 yılında açtığı sergide yer alan, çoğunlukla anıtsal boyutlarda heykeller üreten sanatçının anıtsal İlk Beden adlı eseri.
Fotoğraf: www.art-in-tv.de

Anish Kapoor’un Versailles Sarayı bahçesinde 2015 yılında sergilediği Dirty Corner adlı eseri üç kez saldırıya uğradı. Esere Fransız medyasında Kraliçenin Vajinası adı takılmıştı. Eserin sarayın bahçesine yerleştirilmesinin ardından üzerine sarı boya döküldü. Boya kısmen temizlenebilmişti. Bir ay sonra iki kez üzerine, bazıları anti-semitik olmak üzere yazılar yazıldı. Sanatçı, toplumdaki tahammülsüzlüğün altını çizmek için eserin üzerine yazılan yazıları muhafaza etmek istedi. Ancak mahkeme grafitinin kaldırılmasına ve esere bir alarm sistemi yerleştirilmesine karar verdi. Mahkeme kararından sonra Anish Kapoor, Instagram’da grafitinin üstünün kapatılmış halinin fotoğraflarını paylaştı ve “Fransa’da ırkçılar mahkeme kararı ile ırkçı ifadelerinin üzerini kapattırdı, ırkçıların kazanmasına izin vermeyelim” paylaşımında bulundu. Daha sonra yazıların üzeri altın yaldız ile kapatıldı. Fotoğraf: jezebel.com

Anish Kapoor’un Versailles Sarayı bahçesinde 2015 yılında sergilediği Dirty Corner adlı eseri üç kez saldırıya uğradı.
Esere Fransız medyasında Kraliçenin Vajinası adı takılmıştı. Eserin sarayın bahçesine yerleştirilmesinin ardından üzerine sarı boya döküldü. Boya kısmen temizlenebilmişti. Bir ay sonra iki kez üzerine, bazıları anti-semitik olmak üzere yazılar yazıldı.
Sanatçı, toplumdaki tahammülsüzlüğün altını çizmek için eserin üzerine yazılan yazıları muhafaza etmek istedi. Ancak mahkeme grafitinin kaldırılmasına ve esere bir alarm sistemi yerleştirilmesine karar verdi.
Mahkeme kararından sonra Anish Kapoor, Instagram’da grafitinin üstünün kapatılmış halinin fotoğraflarını paylaştı ve “Fransa’da ırkçılar mahkeme kararı ile ırkçı ifadelerinin üzerini kapattırdı, ırkçıların kazanmasına izin vermeyelim” paylaşımında bulundu. Daha sonra yazıların üzeri altın yaldız ile kapatıldı.
Fotoğraf: jezebel.com

Bulut Kapısı, Anish Kapoor, 2006. 2004 yılında açılan Chicago kentinin Millennium Park’ına yerleştirilen, yapımı 2006 yılında biten heykel, 168 paslanmaz çelik levhadan oluşuyor ve yapımı 23 milyon dolara mal olmuş. Civadan esinle tasarlanmış olan heykelin halk arasındaki adı Fasulye (The Bean). İzleyenlerin heykele her baktığında kendi yansımasını görmesi, kendisiyle heykel arasında bir bağ kurmasını sağlıyor. Her yansıma bir varoluş kanıtı gibidir. Yumuşak kıvrımlı dinamik yapısı ile de hiçbir yansımayı üzerinde sabit tutmamakta ve sürekli hareket ettirmektedir. Bir çekim alanı oluşturan heykel, gökyüzünü, bulutları ve güneşi izleyiciler ile buluşturmaktadır. 2015 yılında Çin’in Xinjiang bölgesinde  Karamay’da bir Çinli sanatçı Bulut Kapısı’nın neredeyse aynısını yaptı ve Kapoor dava açtı. Çinli muhalif sanatçı ve aktivist Ai Weiwei ile Anish Kapoor, 2015’te Avrupa’da yaşanan sığınmacı krizi ile ilgili sığınmacıların durumlarına ve yaşamsal haklarına dikkat çekmek için omuzlarında sığınmacıları temsilen battaniyeler taşıyarak ve mültecilerin kat ettikleri mesafeyi sembolik biçimde dile getirmek üzere Londra’da birlikte yürüyüş yaptılar. Kapoor, 2016 yılında heykelin tüm yüzeyini ışığı emen, yüksek teknoloji ürünü Vantablack denen, siyahın en siyahı olarak tanımlanan malzeme ile kapladı. Sanatçı açık havada yer alan tüm heykellerini bu madde ile kaplayacağını, çünkü dünyanın, heykellerin yapım tarihine göre daha kara bir yer olduğunu söylüyor. Fotoğraf: www.statuestorieschicago.com

Bulut Kapısı, Anish Kapoor, 2006.
2004 yılında açılan Chicago kentinin Millennium Park’ına yerleştirilen, yapımı 2006 yılında biten heykel, 168 paslanmaz çelik levhadan oluşuyor ve yapımı 23 milyon dolara mal olmuş. Civadan esinle tasarlanmış olan heykelin halk arasındaki adı Fasulye (The Bean). İzleyenlerin heykele her baktığında kendi yansımasını görmesi, kendisiyle heykel arasında bir bağ kurmasını sağlıyor. Her yansıma bir varoluş kanıtı gibidir. Yumuşak kıvrımlı dinamik yapısı ile de hiçbir yansımayı üzerinde sabit tutmamakta ve sürekli hareket ettirmektedir. Bir çekim alanı oluşturan heykel, gökyüzünü, bulutları ve güneşi izleyiciler ile buluşturmaktadır.
2015 yılında Çin’in Xinjiang bölgesinde Karamay’da bir Çinli sanatçı Bulut Kapısı’nın neredeyse aynısını yaptı ve Kapoor dava açtı.
Çinli muhalif sanatçı ve aktivist Ai Weiwei ile Anish Kapoor, 2015’te Avrupa’da yaşanan sığınmacı krizi ile ilgili sığınmacıların durumlarına ve yaşamsal haklarına dikkat çekmek için omuzlarında sığınmacıları temsilen battaniyeler taşıyarak ve mültecilerin kat ettikleri mesafeyi sembolik biçimde dile getirmek üzere Londra’da birlikte yürüyüş yaptılar.
Kapoor, 2016 yılında heykelin tüm yüzeyini ışığı emen, yüksek teknoloji ürünü Vantablack denen, siyahın en siyahı olarak tanımlanan malzeme ile kapladı. Sanatçı açık havada yer alan tüm heykellerini bu madde ile kaplayacağını, çünkü dünyanın, heykellerin yapım tarihine göre daha kara bir yer olduğunu söylüyor.
Fotoğraf: www.statuestorieschicago.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 250|Çağdaş Dönemde İnanç ve Teknoloji 1

Değişikliklerle çevrelendiklerinde insanların inanç gereksinimlerinin arttığı bilinen bir gerçektir.

  • Çin ve eski SSCB’deki gençler, dinin büyüsüne kapılarak komünist öğretiyle yetişmiş büyüklerinin hoşnutsuzluğuna rağmen ayinlere katılıyorlar. 1989 yılında Gorbaçov’un vaftiz olduğu söyleniyor.
  • 1989 yılında ilk kez bir kadına piskoposluk görevi verildi. Olay, Britanya’da gerçekleşti.
  • Aynı zamanda etkili bir politik bir güç de olan İslamiyet, canlılığını koruyor.
Venedik Bienali 2003’te Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti ortak pavyonuna giren kişiler dijital bir numeratör ile sayılıyor. Jimnastik kıyafeti içindeki Hazreti İsa halkada. Duruşu bize çarmıhtaki duruşunu hatırlatıyor. Tavan siyah ve mavi yıldızlarla kaplı. İsa’nın her iki yanındaki duvara bir stadyumda oturan kişiler yansıtılmış. Birkaç dakikada bir İsa’nın üzerinde sarı flaş patlıyor, o sırada filmdeki izleyiciler tezahürat yapıyor. Bu, Çek Cumhuriyeti’nden Kamera Skura adlı grup ile Slovakya’dan Kunst-Fu adlı grubun ortak eseri. Çek ekip kendi işlerini gayri-ciddi ve absürt olarak tanımlarken, daha çok performans sanatı ile ilgili projeler gerçekleştirdiklerini;  Slovak ekip ise, ironi ve paradoksun onlar için anahtar kelimeler olduğunu, daha çok video işleri yaptıklarını belirtiyorlar. Bu ortak proje, dini bir idol ile ruhsal hareketi, spor ile de bedensel hareketi ifade ederek, ruhsal ve bedensel dünyanın toplamı olan insanı ifade ediyormuş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Venedik Bienali 2003’te Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti ortak pavyonuna giren kişiler dijital bir numeratör ile sayılıyor. Jimnastik kıyafeti içindeki Hazreti İsa halkada. Duruşu bize çarmıhtaki duruşunu hatırlatıyor. Tavan siyah ve mavi yıldızlarla kaplı. İsa’nın her iki yanındaki duvara bir stadyumda oturan kişiler yansıtılmış. Birkaç dakikada bir İsa’nın üzerinde sarı flaş patlıyor, o sırada filmdeki izleyiciler tezahürat yapıyor.
Bu, Çek Cumhuriyeti’nden Kamera Skura adlı grup ile Slovakya’dan Kunst-Fu adlı grubun ortak eseri. Çek ekip kendi işlerini gayri-ciddi ve absürt olarak tanımlarken, daha çok performans sanatı ile ilgili projeler gerçekleştirdiklerini; Slovak ekip ise, ironi ve paradoksun onlar için anahtar kelimeler olduğunu, daha çok video işleri yaptıklarını belirtiyorlar. Bu ortak proje, dini bir idol ile ruhsal hareketi, spor ile de bedensel hareketi ifade ederek, ruhsal ve bedensel dünyanın toplamı olan insanı ifade ediyormuş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Žižek’e göre, günümüzde Batı’da en az üç farklı vahiycilik versiyonu var: Hıristiyan köktenci, New Age, tekno dijital Post İnsan: Hepsi de insanlığın radikal bir transmutasyonunun sıfır noktasına yaklaştığı gibi temel bir fikri paylaşsalar da, ontolojileri radikal şekilde farklıdır.
  • Köktencilik çoğulculuğu, farklılığı ve demokrasiyi dışlar. Köktendinciliğe göre, tek bir hakikat vardır ve bunu sadece kendileri bilir. Bu durumda haklı ve doğru Ben ile yanılgı ve ihanet içindeki Öteki söz konusudur.
  • Cromwell (1599-1658) parlamento adına I. Charles’ı idam ettirip, kısa ömürlü İngiltere Cumhuriyeti’ni kurdu. Sofulardan oluşan parlamento, pek çok yasak getiriyor (tiyatro, resim vs.). 1661 yılında kraliyetin yeniden kurulması ve II. Charles’ın taç giymesiyle başlayan Restorasyon Dönemi’nde vicdan özgürlüğünü bahane eden sofuların bir kısmı Hollanda’ya bir bölümü ise ABD’ye gidiyor.  ABD’ye gidenler, Eski Ahit’i inançlarının temeli olarak benimsedi. Evanjelik hareket içinde Presbiteryen, Metodist, Baptist (G. W. Bush) gibi kiliseler bulunuyor.
  • Evanjelikler, İsa’nın yolundan giderek cennete ulaşabileceklerine inanırken, Yahudileri öteki dünyada kurtuluşa ermenin bir aracı olarak görüyorlar. Protestanlığın Scofield İncil’ini referans alan Evanjelik geleneğe göre, Hazreti İsa’nın dönebilmesi, Ortadoğu’da yedi yıl sürecek büyük kaosa bağlıdır.
  • 1990’larda ABD’de Neo-Con hareket ve dinci sağ, Cumhuriyetçi Parti’nin itici kuvvetleri olarak ön plana çıktı.
  • Hıristiyan köktenciler, çağdaş dünyada İsa ile Deccal arasındaki son mücadelenin yakın olduğuna inanırlar.
  • ABD’nin küresel çıkarları için Ortadoğu’da başvurduğu uygulamalarla ülkedeki etkin dindar grup olan Evanjelikler’in inanışları örtüştüğü için G. W. Bush, Irak Savaşı için Evanjelikler’den büyük destek aldı. Hazreti İsa’nın tekrar gelişinden önce Ortadoğu’da kaos olacağına inanan Evanjelikler, Bush’un dış politikasının ateşli savunucuları oldular.
  • ABD’de her seçim dönemine kürtaj, doğum kontrolü, genetik araştırmalar gibi konuların damga vurmasında Vatikan’ın da önemli rolü var. Nitekim Vatikan, ABD seçimlerinde “kürtajı savunan bir partiye oy veren günahkardır” açıklamasıyla Bush’a destek olmuştu.
  • Prof. Ayşe Buğra, dinin bir ilişki sermayesi olduğunu söyler.

 

Çağdaş Sanata Varış 242|Çağdaş Dönem 17 Bilgi Çağı ve Bilgi Okuryazarlığı

  • Bilgi çağı olarak adlandırılan çağımızda bilgi ve belgelerin boyutları inanılmaz rakamlara ulaşmış durumda. Örneğin 2005 yılında dünyada 968,735 kitap basılmış. Bu kitapları okuyabilmemiz için 24 saat boyunca hiç uyumadan, her 32 saniyede bir kitap bitirmemiz gerekmekte. Ayrıca, bundan önce basılmış olan 66 milyon kitabı da göz ardı etmememiz gerekir.
  • Ayrıca dünyada her yıl 31 milyon saatlik orijinal televizyon programı üretilmekte ve sadece bu programları izlemek için hiç ara vermeden 35 yüzyıla ihtiyacımız olmaktadır. İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte bu kitaplara ve yayınlara ulaşmak da kolaylaşmış, elektronik veri tabanları, e-kitap teknolojileri ile kaynaklara ulaşımda zaman ve mekân kavramları ortadan kalkma noktasına gelmiştir.
  • Durum böyle olunca kaynaklarda yer alan bilgiye sahip olmak kadar; bilgi kaynaklarına bilinçli yönelim, seçicilik, eleştirel bakış açısı, yeniden ulaşabilme ve değerlendirme yeteneklerine de sahip olmak önem kazanmaktadır.
  • 21. yüzyılda bireylerin karşılaştığı bilgi yükünü hafifletme konusunda yardımcı bir rol üstlenen bilgi okuryazarlığı, bu işlevi nedeniyle önemlidir.
  • Bilgi okuryazarlığı, bilgiyi etkili kullanabilmek amacıyla, gerek yazılı gerekse de görsel medya ürünlerini tanıyabilme, istenilen bilgiyi bulabilme, değerlendirebilme ve seçebilme becerisi olarak tanımlanabilir. Bilgi okuryazarlığı geleneksel okuryazarlığın ve elektronik okuryazarlığın tanımını genişletmekle birlikte onlardan ayrılan yönü; aktif katılıma ve istenilen bilgiyi seçip yeniden ulaşabilmeye dayanıyor olmasıdır. Bilgi okuryazarı denildiğinde, hem geleneksel anlamda kütüphane hizmetlerinden ve araçlarından yararlanabilen bireyleri; hem de internet üzerinden sunulan bilgi kümelerini ve bilgi arama araçlarını etkili biçimde kullanabilme becerileri kazanmış bireyleri anlamamız gerekir.
  • Teknolojideki gelişmeler değer yaratma sürecinin odak noktasına hünerli, bilgili insanı oturtuyor.
Kitap Ağacı, Jean-François Rauzier, Art International, İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kitap Ağacı, Jean-François Rauzier, Art International, İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bugün diktatörlükle yönetilen birçok ülkenin bile gelişmesi bilgiyi kullanır hale gelmeleriyle sağlanıyor.
  • İçinde bulunduğumuz yüzyıl, iletişim devrimini gerçekleştirerek bilgi toplumuna dönüştüğümüz dönemdir.
  • Tarım toplumlarında toprak paylaşımı,
    sanayi toplumlarında enerji ve hammadde kaynaklarının paylaşımı,
    bilgi toplumlarında ise bilginin üretimi ve paylaşımı gündemdedir.
  • Bilgi toplumlarında ulusal sınırlar, milli kimlik yoktur, düşünce ve davranış ortaklığı vardır.
  • Tarım toplumunda üretim, ekilebilecek tarım alanları ile sınırlıdır.
    Sanayi toplumunda üretim, emek, hammadde, enerji ve sermaye miktarı ile sınırlıdır.
    Bilgi toplumunda ise üretimin sınırları tarım ve sanayi toplumlarına göre daha geniştir. Bilgi toplumunun kaynağı insanlığın bilgi birikimidir.
  • Bilginin dört temel ögesi erişilebilir, sorgulanabilir, depolanabilir ve iletilebilir olmaktır. Bu dört temel ögenin aktif çalıştığı toplumlara bilgi toplumu denebilir. Bu dört unsurun hepsini içermeyen toplumlar pazar olmaya mahkum olur.
  • Bilgi toplumları bilginin bazı bileşenlerine kısıtlamalar getirip üstü örtülü ambargo uygulayabilmektedirler.
  • Bilgi satın alıp kullanan bir ülke, bilgi toplumlarının iletişim yollarına mahkumdur. İletilebilirliğin önü dil, yazılım, siber ağlar gibi araçlarla kolaylıkla kesilebilmekte, bilgi kontrol altında tutulabilmektedir. Ayrıca yeni üretilen bilgi ancak bilgi toplumu üzerinden pazarlanabilmektedir.
  • Bilgi toplumları ayrıca bilgiyi sorgulanabilir olmaktan da çıkarabilmektedir.
  • Ambargo iletilebilirlik ve sorgulanabilirlik üzerinden konmaktadır.
  • Artık ülkelerden değil, bilgi koridorlarından söz edilmektedir.
  • Bilişimin yarattığı Nasdaq’ı oluşturan şirketlerin çoğunun sermayesi beyin gücüdür.
  • Bilginin ulaşım maliyetini sıfırlayan bilişim ve organik hayatın tümünü yeniden tarif edecek olan biyo-teknoloji ile iç içe geçmeyen ülkelerin 21. yüzyılda yollarına devam etmesi çok zor olacak gibi durmaktadır. Enformasyon teknolojisi dünyayı, artık hiçbir gücün durduramayacağı ilerlemelere zorlamaktadır. Buna ayak uyduramayan uluslar hep geride kalacaktır.