Etiket arşivi: Tekfur Sarayı

Bizans İmparatorluğu 120| Bizans Sarayları 3 Tekfur Sarayı

  • Blakhernai/Vlaherna Saray kompleksi, Haliç’e doğru inen dik yamaç üzerindeki teraslara kurulmuştu. Batısındaki surlara bitişikti. Bu saray kompleksinden günümüze kalan tek yapı, sarayın bir pavyonu olan Tekfur Sarayı’dır.
  • 4. yüzyılda Büyük Konstantin tarafından yaptırılan surlar Tekfur Sarayı’nın önünden, Anemas Zindanları’na kadar uzanıyordu. Bu surlara Blakhernai Surları adı verilmişti. 5. yüzyılda bu surlar, Haliç Surları’na bağlanmıştır.
  • Blakhernai Saray kompleksi 11. yüzyıl sonunda yapılmıştır.
  • 12. yüzyılda yabancı konuklar hem Büyük Saray’da hem de Blakhernai Sarayı’nda ağırlanırlardı. Onlara saray hazinesi gösterilir, zafer taklarını gösteren bir tur düzenlenir ve Hipodrom’da düzenlenen yarışlara götürülürlerdi. Hıristiyan konuklar Aya Sofya’ya da götürülür, Büyük Saray şapellerinde saklanan kutsal emanetler açılırdı.
  • Blakhernai Kilisesi ve Ayazması 4. yüzyılda yapılmış bir Bizans kilisesidir. Birçok Meryem ikonası burada yapılmıştır. Blakherniotissa Meryem, Bizans resim sanatında, Hz. Meryem’in iki eli yana açık dua ederken gösterildiği sahnedir. İmparator Heraklios (610-641), Blakhernai Kilisesi’ni Avarlar’dan korumak için mevcut surlara ilave sur yaptırmıştır. Bu sura bir Blakhernai Kapısı açılmıştır (Dördüncü Haçlı Seferi’nde Latinler bu kapıyı yıkarak şehri istila etmiştir. Bu kapı ve koruma duvarları 1868’de yıkılmıştır). Bu ikonanın 626’da Avarlar’ın şehri işgal etmesine engel olduğuna inanılırdı. 11. yüzyıldan itibaren bu ikonalar imparatorlara ve askeri birliklere eşlik etmeye başlamıştı. Bu ikonalar kilisede saklanırken üzerleri peçe ile örtülmekteydi. Blakhernai Saray kompleksinin yerinin seçiminde kilisenin içindeki ayazmanın etkili olduğu; ziyarete gelen imparatorun burada dinlenmesi için yapıldığı düşünülüyor. Saray büyük olasılıkla kiliseye merdiven ile bağlıydı. Ayazmanın suyu günümüzde de akmaktadır. Günümüzdeki yapı ise 19. yüzyıldan kalmadır. 20. yüzyılın ortalarında geçirdiği yangın sonucu ayrıca restore edilmiştir.
  • Blakhernai Sarayı’nın kapılarından biri olan Balat Kapısı (Palati Synegii) günümüze ulaşmamıştır.
  • Değirmenkapı ile İncili Köşk arasında yer alan; imparatorluk ailesi için kimi zaman hapishane, kimi zaman öldürüldükleri yer olan Mangana Sarayı, Blakhernai Sarayı’nın yapımından sonra yıktırılmıştır. Mangana Sarayı’ndan da günümüze pek bir şey kalmamıştır.
  • Tekfur Sarayı, Edirnekapı’yla Eğrikapı arasında; Theodosius Surlarının en kuzey uzantısıdır. Blakhernai Sarayı kompleksinin güneydeki bir parçasıdır; Blakhernai Sarayı ile Hadrianopolis Kapısı arasında, sırtını kara suruna dayamıştır.
  • Konstantin Porfirogenetos’un sarayı olarak bilinen yapı, VIII. Mihail’in oğluna mal edilmiştir, ancak son araştırmalar onu 14. yüzyıl ortasına tarihlendirmektedir. Yani Tekfur Sarayı’nın kimin tarafından, hangi tarihte yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir (10.-14. yüzyıllar arasında). İki ayrı dönemde inşa edilmiş olması da ihtimal dahilindedir.
  • Bir kişilik ibadet hücreleri cephesinde çıkmalar yapar. Cephe kemerine çakılmış, topraktan yapılma, üzeri sırlanmış çiçeklerin deliklerini görmek bugün de mümkündür. Bu süslemeye verilen ad keramoplastik-süs çömleğidir. Bu, Bulgaristan ve Romanya’da da sevilen bir uygulama olmuştur. İstanbul’da St. Benoit’nın çan kulesinde ve Tokat’taki bir türbede de bu süs çömleklerinden kullanılmıştır.
  • Bir söylentiye göre, bugün Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenen Kaşıkçı Elması, Tekfur Sarayı’nda bulunmuştur.
Paleologos Rönesansı’nın tüm ışıltısını yıkıntılarıyla bile yansıtan Tekfur Sarayı. Avluya bakan cephesi çok süslüdür. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Paleologos Rönesansı’nın tüm ışıltısını yıkıntılarıyla bile yansıtan Tekfur Sarayı. Avluya bakan cephesi çok süslüdür.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Tekfur, Bizanslı yerel yöneticiye verilen addır. Tekabur, Ermenice kral demektir.
  • Sarayın duvar örgüsünde beyaz küfeki taşı ve tuğla kullanılmıştır. Alt ve üst katlarda uygulanan duvar örme tekniği arasındaki farklılık yapının iki ayrı dönemde inşa edildiği yorumlarına yol açmaktadır.
  • Bina cephesindeki bezeme, son dönem özelliği gösterir.
  • Sütunlu kemerlerle avluya açılan zemin katın üzerinde iki kat daha vardır. Ara katların birbirinden ahşapla ayrıldığı tahmin edilmektedir. Sarayın üçüncü katı surların üzerindedir.
  • Üst ve alt katları servis elemanlarının kullandığı; imparator bu sarayı kullandı ise, orta katta oturduğu düşünülüyor.
  • Tekfur Sarayı’nın bitişiğinde 14. yüzyıldan kalma bir başka köşkün de kalıntısı vardır.
  • Sarayın avlusunda bir kapı vardır, tarihçi Dukas, keşişler bu kapıyı Osmanlıya açtı, şehir bu kapıdan giren askerler tarafından işgal edildi, diye yazar. Bu iddiada bulunan tek kişi Dukas’tır. Eğer böyle bir kapı açma olduysa o, bu kapıdır. Bir şehir fetihle alındığında tüm ibadethaneleri camiye çevirme hakkı vardır.
  • Sarayın şehre bakan, doğu cephesinde balkonu olduğu düşünülüyor. Piri Reis’in İstanbul resminde burası, üstünü örten çifte meyilli çatısı ve bitişiğindeki burç üzerinde bulunan balkonu ve bunu koruyan sundurması ile gösterilmiştir.
  • Osmanlı, bu sarayı, saray olarak hiç kullanmamıştır.
  • 1719 yılında burada Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın İznikli ustalara kurdurduğu çini atölyesinin ürünleri Tekfur Sarayı çinileri olarak anılır. Üçüncü Ahmet Çeşmesi’nin, Kasım Paşa Camii’nin ve Hekimoğlu Camii’nin çinileri burada üretilmiştir.
  • Saray bir ara Yahudilere verilmiş ve Yahudhane (Yahudilerin bir arada yaşadığı apartman) olmuştur. Avrupalılar, binanın Yahudilere verilmesini bir hakaret ve Osmanlının Bizans nefreti olarak algılamıştır. 1864 yılında çıkan yangın sonucu harap olmuş, kat araları çökmüştür.
  • 19. yüzyılda sarayın kuzeyi cam fabrikası olmuş, fabrika 1955 yılında kapatılmış, Ayasofya Müzesi Müdürlüğü’ne bağlanmıştır.
Anemas Zindanı’na iniş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Anemas Zindanı’na iniş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Anemas Zindanı ve kulesi, Blakhernai Suru’na yapılmıştır. I. Aleksios Komnenos zamanında isyan eden Anemas isimli komutan 1107 yılında buraya kapatılan ilk kişi olduğundan adını ondan almıştır. 14 hücresi vardır. Burada imparatorlar, yüksek mevkidekiler hapsedilmiştir.
  • Komnenoslar dönemindeyapılan Blakhernai Sarayı’na ait oldukları anlaşılan mahzenler ve surların burçları olan kuleler, genişçe bir kompleks oluştururlar. Bu kompleksin üzerinde 1585 yılında inşa edilmiş İvaz Efendi Camii yer alır. Caminin üzerinde yer aldığı terasın önünde ise Anemas ve İsaakios Angelos Kuleleri vardır.

 

Bizans İmparatorluğu 93| Paleologos Hanedanı

  • 1204 yılından önce Karadeniz ile Akdeniz birbirlerinden bağımsız ticaret bölgeleriydi. Her biri farklı ürünlere ve nakliyat ağına sahipti. Konstantinopolis bu iki bölge dahilindeki ticaret ve sevkiyat faaliyetleri için ana varış ve kalkış yeri, transit geçiş ve aktarma limanı konumundaydı.
  • IV. Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis ekonomisi üzerinde hem kısa hem uzun vadeli etkileri oldu. Çıkan yangınlar zanaat ve ticaretin yoğun olarak yapıldığı alanları yıkıma uğratmıştı. Talan ve yağmacılık da mal kayıplarına neden olmuştu.
  • Latin istilası ile Bizans saray erkanı ve seçkinlerin birçoğu göç etmişti.  Bu gelişmeler şehrin sanayiini ve ticari altyapısını felce uğratarak toplumun orta ve alt katmanlarını da göçe zorlamıştı.
  • Bizans, Latinlerin işgal ettiği toprakların önemli bir bölümünü geri alamadığı için taşradan başkente para ve mal akışı önemli ölçüde azaldı. Genel çaplı yerel tüketimin ve üstün nitelikli imalata yönelik yatırımın eksikliği de şehir ekonomisinde gerilemeye sebep oldu. 1261’e gelindiğinde, devlet teşebbüslerinin teşvikiyle canlanan ekonomik büyümeye rağmen, gidişatı tersine döndürme imkanı kalmamıştı.
  • İtalyan tüccarlar başlarda faaliyetlerini Konstantinopolis ahalisinin artan talebine dayandırmışlardı. Oysa 1260’dan itibaren Konstantinopolis ve Karadeniz’deki İtalyan ticaretine yoğunluk kazandıran, Batılıların tahıl, sanayi hammaddesi ve mamul maddelere artan talebi olmuştur.
  • Venedik Cumhuriyeti, imparatorluğun ayrıcalıklı ticaret ortağıydı. Oysa 1204 yılındaki yağmanın en büyük suç ortağı olmuş, Konstantinopolis’in Latin işgalinden sonra bütün ticaret merkezlerini ele geçirmişti. Mihail Paleologos, Venedik’ten ayrıcalıkları geri almış, Venedik’in baş rakibi ve düşmanı Ceneviz Cumhuriyeti’ne vermişti.
  • Dördüncü Haçlı Seferi’nin dini bakiyesi, 1054 yılındaki hizipleşmeyi, birbirine can düşmanı iki mezhebe dönüştürmesi oldu.
Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya. Fotoğraf:www.mystudios.com

Venediklilerin 1204’te Konstantinopolis’i Fethi, Venedikli sanatçı Domenico Tintoretto (1518-1594), Hamburger Kunsthalle, Almanya.
Fotoğraf:www.mystudios.com

PALEOLOGOS HANEDANI
1261-1453

 

  • 1261 yılında Paleologos Hanedanı yönetimi geri aldı ve Fatih Sultan Mehmet’e kadar aynı aile tahtta kaldı.
  • Latin istilası deneyimi, Bizans’ın, Konstantinopolis olmadan da, parçalanmış dahi olsa hayatta kalmaya devam edebileceğini göstermişti.
  • Parçalardan ikisi, Trabzon İmparatorluğu ve Epir Despotluğu, Bizans İmparatorluğu ile bütünleşmeye direndiler.
Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

Galata Pera Podestası, Cenovalı Grimaldi’nin yaptırdığı kulenin tamamlanması anısına hazırlanmış levha (1443), İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenmektedir.

  • Silivri, Selanik ve Mistra yerel yönetim modeline sahipti.
  • Şehri Latinlerden geri alan VIII. Mihail Paleologos, Ortodoks Kilisesi’nin Papalık ile birleşerek batılı düşmanlarından kurtulmasının doğru bir strateji olacağını da düşünüyordu. Bu düşüncesi bile topluma nifak tohumları ekmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos, IV. İoannes ’in şahsında Laskaris Hanedanı’na ihanet etti. Laskaris Hanedanı’na bağlı bir keşiş olan Patrik Arsenios taraftarları bir muhalefet gücü oluşturmuşlardı. Bu hareket “çuval kumaşlılar” denilen bir hizbe dönüşmüştü. Bu isim ile eskiçağ çileciliğine ve heretikliğe anıştırma yapılıyordu.
  • Konstantinopolis’te tutunabilmek için deniz kuvvetlerine gereksinimi vardı. Venediklilerle boy ölçüşebilecek tek güç olan Cenevizlilerle Nymphaeum Antlaşması’nı imzaladı. Bizans, 1204’e kadar kendi tekelinde olan Karadeniz ticaretini Cenevizlilere açmak zorunda kaldı. 1204’te Venedikliler tarafından Konstantinopolis’teki mahallerinden dışarı atılmış Cenevizlilere Konstantinopolis’te çok daha geniş bir yerleşim alanı vermek gerekti. Galata’daki ilk Ceneviz imtiyaz alanı, bugünkü Galata Köprüsü’nden Atatürk Köprüsü’ne ve Haliç’ten bugünkü Bankalar Caddesi’ne uzanan bir araziydi. Bu alanda Podesta Sarayı, borsa olarak kullanılan Loggia, Dominiken ve Fransisken tarikatlarına ait kiliseler, 1349’da inşa edilen, Podesta Sarayı’nın üstündeki yamacın tepe noktasında, İsa Kulesi adını verdikleri bugünkü Galata Kulesi vardı. 14. yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde yaşadıkları bölge neredeyse özerk bir mıntıka halini almıştı. Cenevizlilere verilmiş arazi 15. yüzyılın başına kadar genişleyerek 37 hektara ulaşarak son şeklini aldı.
  • Bütün bu olanlardan sonra, Konstantinopolis ekonomik üstünlüğünü kaybetti. Tarımsal tabanın küçülmesi ile vergi gelirleri azalmış, ticari tavizler vermek zorunda kalmışlardı. Cenevizlilerin Pera kolonisi Konstantinopolis’ten bütünüyle bağımsız konumdaydı ve ticaretin çoğunu ele geçirmişti.
  • VIII. Mihail Paleologos terk edilmiş, soyulmuş ve tahrip edilmiş bir şehri geri aldı. Haçlıların saldırısı karşısında çökmüş olan deniz surları sağlamlaştırıldı, Blakhernai Sarayı’nın ve kamu binalarının onarımı yapıldı.
  • Paleologos Rönesansı adı verilen atılımın ürünü olan yapıtların çoğu VIII. Mihail’in oğlu II. Andronikos (1282-1328) dönemine aittir.
  • II. Andronikos, babasının Roma ile birleşmeden yana olan tutumuna derhal son verdi.
  • Paleologoslar döneminin bilinen en önemli kamu yapısı Tekfur Sarayı’dır. Yakın dönemde yapılan araştırmalar onu 14. yüzyıl ortasına tarihlendirmektedir.
  • Pammakaristos Meryem Ana Kilisesi (Fethiye Camii), Muhliotissa Kilisesi (Moğol Kilisesi veya Kanlı Kilise), Khora Manastırı (Kariye Müzesi) Paleologos döneminin en önemli yapıları arasındadır.
  • Dönemin resim sanatının en güzel örnekleri Khora (Kariye) ve Pammakaristos’un duvarlarını süsledi.
Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Zonaras’ın Tarih adlı eserinde Paleologos Hanedanı imparatorları. Eser, İtalya, Modena’daki Biblioteca Estense’de bulunuyor.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.