Etiket arşivi: Tate Modern

Çağdaş Sanata Varış 311|Çağdaş Dönemde Sergileme 6

Önceden terk edilmiş bir elektrik santralı olan Tate Modern’in binası 2000 yılında kentsel dönüşüm bölgesine alındı ve müze oldu. Günümüzde bu bölge, galerilerin, şirket merkezlerinin ve lüks konutların semti haline gelmiş durumda. Fotoğraf: Tate Modern the Handbook, Tate Publishing, 2000.

Önceden terk edilmiş bir elektrik santralı olan Tate Modern’in binası 2000 yılında kentsel dönüşüm bölgesine alındı ve müze oldu. Günümüzde bu bölge, galerilerin, şirket merkezlerinin ve lüks konutların semti haline gelmiş durumda.
Fotoğraf: Tate Modern the Handbook, Tate Publishing, 2000.

  • 1980’lerde ve 1990’larda Londra, New York gibi, Çağdaş Sanat piyasasında önemli bir oyuncu haline gelmiştir. Kentin ve borsanın belirleyiciliğinin dışında, İngiltere’nin sanatçıların eserlerinin ikinci el piyasada satılması durumunda vergi avantajı sağlaması alıcılara cazip gelmiştir. Londra’nın Doğu Yakası, yeni sanatçı kuşağı için merkez haline geldi ve yeni yetenekler arayanların uğrak yeri oldu. İngiltere’nin önde gelen müzayede evleri Christie’s ve Sotheby’s’in büyük sanat satışlarının %90’dan fazlasını gerçekleştirdiği tahmin ediliyor.
  • Müzelere sponsor olan şirketlerin yapısı göz önüne alınmaya başladı. Tate Modern’in sponsoru BP’nin çevre kirliliğine katkısı gösterilere neden oldu ve BP sponsorluktan uzaklaştırıldı.
İngiliz şeker tüccarı ve sanayici Henry Tate, ülkesinin önde gelen sanat koleksiyonuna 1897 yılında adını verdiğinde müze sekiz odadan ibaretti. Galerinin kapasitesi 15 yılda iki katına çıktı. 1970’lerde genişletildi. 1980’lerde Tate Liverpool ve Tate St. Ives açıldı. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için Bankside Elektrik Santrali İsviçreli mimarlar Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern’e dönüştürüldü. 2000-2015 yılları arasında Tate Modern’i 40 milyondan fazla kişi ziyaret etti. 2009’da alınan genişleme kararı ile 260 milyon sterlinlik mimari proje Herzog & de Meuron imzalı 10 katlı Tate Modern genişleme birimi Switch House ilave edildi. Bu, mevcut yapıya %60 daha fazla sergileme ve etkinlik alanı katacak olan, piramidi andırır, kiremit yüzeyli yapı ilk haftada 143 bin kişi tarafından gezildi. İngiltere’nin en prestijli sanat ödülü olan ve her yıl verilen Turner Ödülü’nün komite başkanlığını Tate Direktörü yürütür. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

İngiliz şeker tüccarı ve sanayici Henry Tate, ülkesinin önde gelen sanat koleksiyonuna 1897 yılında adını verdiğinde müze sekiz odadan ibaretti. Galerinin kapasitesi 15 yılda iki katına çıktı. 1970’lerde genişletildi. 1980’lerde Tate Liverpool ve Tate St. Ives açıldı. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için Bankside Elektrik Santrali İsviçreli mimarlar Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern’e dönüştürüldü. 2000-2015 yılları arasında Tate Modern’i 40 milyondan fazla kişi ziyaret etti. 2009’da alınan genişleme kararı ile 260 milyon sterlinlik mimari proje Herzog & de Meuron imzalı 10 katlı Tate Modern genişleme birimi Switch House ilave edildi. Bu, mevcut yapıya %60 daha fazla sergileme ve etkinlik alanı katacak olan, piramidi andırır, kiremit yüzeyli yapı ilk haftada 143 bin kişi tarafından gezildi.
İngiltere’nin en prestijli sanat ödülü olan ve her yıl verilen Turner Ödülü’nün komite başkanlığını Tate Direktörü yürütür.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Çağdaş Sanata Varış 292|Sokak Sanatı 3

  • Grafiti sanatçısı Shepard Fairey zaman içinde yüksek bir ticari başarı elde etti: Farklı tarzlara hitap eden bir giyim markası, bir galeri ve bir yaratımcı marka ajansı kurdu.
  • 2006 yılında New York’ta ortaya çıkan ve Swoon, Shepard Fairey, Banksy gibi sanatçıların sokak resimlerine boya atan Splashers denen bir grup türemişti. Onlar bu tür sokak sanatçılarına galeri sahipleri ve eleştirmenler için yemlik diyor; bir zamanlar Sokak Sanatı olan eserlerin müzelere ya da reklam dünyasına girmesini “burjuva sponsorlu isyan” olarak değerlendiriyorlardı. Onları, hem politik açıdan etkisiz, hem de inanılmaz kazançlı olmakla suçluyorlardı. Sokak Sanatının sokaklara ait olduğunu, ondan türeyen stüdyo sanatının farklı bir şey olduğunu, dolayısıyla alınıp satılabileceğini söyleyerek eleştirenler çok.
  • Sanatını Public Art (Halk Sanatı) olarak tanımlayan Richard Humleton’un New York, Milano ve Londra’da düzenlediği Sokak Sanatının Babası adlı sergisine Georgio Armani sponsor olmuştu.
  • Los Angeles’taki sergiye Nike ve Levi’s ana sponsor oldular; arkasına sokak sanatçılarının desen çizmiş olduğu, sınırlı sayıda üretilmiş Levi’s montlar sergi süresince yüksek fiyatla satışa sunuldu.
  • 2008 yılında sokak sanatçılarına kategorik olarak yer veren ilk Urban Art (Şehir Sanatı) satışları başladı. Böylece Sokak Sanatı ana akıma yaklaşmaya başladı. İlk sergide bir tablo hariç eserlerin tümü satıldı.
2009 yılında Turner Ödülü bir grafiti sanatçısına verildi: Richard Wright. Wright, Tate’in büyük duvarlarından birini altın varakla çizdiği karmaşık, yoğun desenlerle kaplamıştı. Kretuar (maket bıçağı) ya da şablon kullanmıyordu. Tek bir iğne ve üstünde birçok iğne bulunan bir tekerlekle kağıdın üstüne desenlerini çiziyordu. Sprey boya yerine bu iğne deliklerinden geçen tebeşir kullanmıştı. Tebeşirin bıraktığı izlerin üzerindeki kağıdı kaldırıyor ve altın varağı buraya yapıştırıyordu. Ama eser yine de geçiciydi. Turner Ödülü sergisi bittiğinde üzeri boyanacaktı. Wright da dönemin sanatçıları gibi kalıcı olmak istemiyordu; dünyada çok fazla öteberi olduğunu düşünüyordu. Fotoğraf: www.theguardian.com

2009 yılında Turner Ödülü bir grafiti sanatçısına verildi: Richard Wright. Wright, Tate’in büyük duvarlarından birini altın varakla çizdiği karmaşık, yoğun desenlerle kaplamıştı. Kretuar (maket bıçağı) ya da şablon kullanmıyordu. Tek bir iğne ve üstünde birçok iğne bulunan bir tekerlekle kağıdın üstüne desenlerini çiziyordu. Sprey boya yerine bu iğne deliklerinden geçen tebeşir kullanmıştı. Tebeşirin bıraktığı izlerin üzerindeki kağıdı kaldırıyor ve altın varağı buraya yapıştırıyordu. Ama eser yine de geçiciydi. Turner Ödülü sergisi bittiğinde üzeri boyanacaktı. Wright da dönemin sanatçıları gibi kalıcı olmak istemiyordu; dünyada çok fazla öteberi olduğunu düşünüyordu.
Fotoğraf: www.theguardian.com

 

  • Rus sanat kolektifi Voina, St. Petersburg’da Neva Nehri’nin üzerindeki açılır kapanır köprüye erekte olmuş penis resmi çizmiş; köprü her açıldığında 65 m uzunluğunda ve 27 m genişliğindeki penis KGB’nin uzantısı Federal Güvenlik Servisi’nin karşısına dikiliyordu. Polis teşkilatındaki yozlaşmayı protesto amacı taşıyan bu eser, yüksek bir fiyatla en iyi Çağdaş Sanat eserler listesine girmişti. Banksy bu gruba 200 bin pound bağışlamıştı.
  • Avusturya’daki Worth Gölü kıyısında yer alan Gunhter Sachs’a ait şatonun iç mekan duvarlarının grafitilerle kaplı olduğu biliniyor.
  • 2008 yılında Tate Modern, 2011 yılında ise Los Angeles Çağdaş Sanat Müzesi, kapsamlı bir Sokak Sanatı ve grafiti sergisi açtı. Amaç diğer akımlar ile elde edilemeyecek kadar büyük bir kitleye ulaşmaktı.

 

Çağdaş Sanata Varış 285|Cam ve Ayna 2

BİR SANAT ARACI OLARAK CAM VE AYNA 2

  • Aynalar, ziyaretçileri sanat eserinin parçası haline getiriyor. Sanatseverler, aktif katılımcı durumunda işe dahil oluyor. Böylece izleyici sanatın parçası oluyor.
  • Aynalar, karşıt alanları da yansıtarak eserin kapladığı alanın dışını da içererek genişliyor.
  • İki ayna sadece mekanı değil, birbirlerini de yansıtıyor.
  • Bakılan yere göre bambaşka görüntüler oluşuyor.
  • Aynalar, yansıtıcılar, elektronik flaşlar, kaleydoskopların yarattığı görsel yanılsama, rüya ve fantezi gibi işlev görerek izleyiciyi daha dikkatli bakmaya teşvik ediyor. Bu araçların kullanıldığı eserler, izleyiciye daha büyük bir dünya ile ilişki içinde olduğunu hatırlatıyor.
Sonsuz Sütun, Emire Konuk, 2012. 2013 Contemporary Istanbul’da eseri sergilenen sanatçı İznik Çinilerinin suyolu motifini eserine dahi etmiş. Suyolu motifi, yaşamın sürekliliğini, yeniden doğuşu, bedensel ve ruhsal yenilenmeyi, sonsuzluğu simgeler.  Konuk, tabanı ve tavanı ayna ile kaplanmış mekanın ortasına 3 m yüksekliğinde bir çini sütun yerleştirdiği bu Enstalasyonu ile sonsuzluk hissini yaşatıyor. Fotoğraf:www.emirekonuk.com

Sonsuz Sütun, Emire Konuk, 2012.
2013 Contemporary Istanbul’da eseri sergilenen sanatçı İznik Çinilerinin suyolu motifini eserine dahi etmiş.
Suyolu motifi, yaşamın sürekliliğini, yeniden doğuşu, bedensel ve ruhsal yenilenmeyi, sonsuzluğu simgeler.
Konuk, tabanı ve tavanı ayna ile kaplanmış mekanın ortasına 3 m yüksekliğinde bir çini sütun yerleştirdiği bu Enstalasyonu ile sonsuzluk hissini yaşatıyor.
Fotoğraf:www.emirekonuk.com

Ahmet Güneştekin’in (1966-) aynaları kullanarak çalıştığı üç boyutlu eserleri diğer eserleri gibi dünya çapında ilgi görüyor. İşletme mezunu olan, 36 yaşında ilk sergisini açan sanatçının Türkiye’nin en pahalı sanatçısı olduğu söyleniyor. İstanbul Bienali 2015’te sergilenen Yüzleşme Konstantiniyye serisinden üç boyutlu, aynanın da kullanıldığı eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ahmet Güneştekin’in (1966-) aynaları kullanarak çalıştığı üç boyutlu eserleri diğer eserleri gibi dünya çapında ilgi görüyor. İşletme mezunu olan, 36 yaşında ilk sergisini açan sanatçının Türkiye’nin en pahalı sanatçısı olduğu söyleniyor. İstanbul Bienali 2015’te sergilenen Yüzleşme Konstantiniyye serisinden üç boyutlu, aynanın da kullanıldığı eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1967, Kopenhag doğumlu Danimarka-İzlandalı sanatçı Olafur Eliasson; ışık, ısı, basınç ve su kullanarak yarattığı dev yerleştirmeleri, optik oyunlarla kurguladığı etkileşimli eserleri, doğayı ve doğa olaylarını taklit ettiği çalışmaları ve tematik fotoğraf serileri ile tanınıyor. Eliasson, sık sık ünlü mimarlarla ortak çalışmalara da imza atıyor. Londra’daki Tate Modern’in içine yerleştirdiği güneş (Hava Projesi, 2003), Brooklyn Köprüsü’ne yaptığı şelale ya da Aarhus’taki ARoS’un çatısına yerleştirdiği gökkuşağı eserlerinden bazıları. Hava Projesi’nde, tek frekanslı ışınım yapan yüzden fazla sayıda renkli ampulle üretilen Yerleştirme, ayna ile kaplı tavana yansıyor ve güneş gibi görüntü yaratıyordu.  2003 Venedik Bienali’nde Danimarka pavyonunda sanatçının aynalarla yarattığı eserine bakan kişi parçalı görüntüsünü izlerken platformun üzerindeki dalların ve yaprakların rüzgarla hareket etmesinin görüntüsü de eseri tamamlıyordu. Sanatçının Yerleştirmelerine, nesnelerine ve imgelerine bakınca doğanın sihrini sanatın hizmetine sunuyormuş gibi görünüyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1967, Kopenhag doğumlu Danimarka-İzlandalı sanatçı Olafur Eliasson; ışık, ısı, basınç ve su kullanarak yarattığı dev yerleştirmeleri, optik oyunlarla kurguladığı etkileşimli eserleri, doğayı ve doğa olaylarını taklit ettiği çalışmaları ve tematik fotoğraf serileri ile tanınıyor. Eliasson, sık sık ünlü mimarlarla ortak çalışmalara da imza atıyor. Londra’daki Tate Modern’in içine yerleştirdiği güneş (Hava Projesi, 2003), Brooklyn Köprüsü’ne yaptığı şelale ya da Aarhus’taki ARoS’un çatısına yerleştirdiği gökkuşağı eserlerinden bazıları.
Hava Projesi’nde, tek frekanslı ışınım yapan yüzden fazla sayıda renkli ampulle üretilen Yerleştirme, ayna ile kaplı tavana yansıyor ve güneş gibi görüntü yaratıyordu.
2003 Venedik Bienali’nde Danimarka pavyonunda sanatçının aynalarla yarattığı eserine bakan kişi parçalı görüntüsünü izlerken platformun üzerindeki dalların ve yaprakların rüzgarla hareket etmesinin görüntüsü de eseri tamamlıyordu.
Sanatçının Yerleştirmelerine, nesnelerine ve imgelerine bakınca doğanın sihrini sanatın hizmetine sunuyormuş gibi görünüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Çağdaş Sanata Varış 280|Çağdaş Kavramsal Sanat 11 Ai Weiwei

AI WEIWEI
(1957-)

  • 2011 yılında Time dergisinin her yıl yayımladığı dünyanın 100 etkileyici insanı listesine giren, Art Review dergisinin En Güçlü 100 Sanatçı listesinin ilk sırasında yer alan Çinli sanatçı o yıl, ülkesindeki ifade özgürlüğüne ve insan hakları konusundaki uygulamalara yönelik eleştirel tutumundan ötürü ev hapsi ile cezalandırılmıştı.
  • Ai Weiwei mimarlık da yapmış, ayrıca fotoğraf ve video eserleri de üretmiştir. Ortak tasarımcı olduğu Kuş Yuvası adlı stadyum ile adını dünyaya duyurmuştur. Bugüne dek gerçekleştirdiği mimari projelerin sayısı yetmişi aşmıştır. Mimari ofisinin adı Fake Design’dır (Sahte Tasarım).
Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009. Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi. Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti. Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı. Fotoğraf:www.hydramag.com

Ai Weiwei, Haus der Kunst, Münih, 2009.
Üzgünüm adlı retrospektifinde binanın cephesine yaptığı Hatırlama adlı duvar resmi.
Bu eserde 9000 çocuk sırt çantası kullanılarak, “Bu dünyada mutlu bir şekilde yedi yıl yaşadı” yazılmıştı. 2008 yılındaki Sichuan depreminde çocuklarını kaybeden annelerden birinin sözüydü bu. Derme çatma yapılmış okul binaları çökünce binlerce çocuk hayatını kaybetmişti.
Mayıs 2008’de Richter ölçeğine göre 8 büyüklüğündeki depremde 70.000 kişi ölmüştü. Ölenler arasında okul çocuklarının oranı çok yüksekti. Komşu binalar ayakta kalırken çok sayıda okul yıkılmıştı. Çin’in tek çocuk politikası yüzünden ölenlerin çoğu ailenin tek evladıydı. Ai Weiwei okul binalarının çökme nedenlerinin araştırılmasına katılmıştı.
Fotoğraf:www.hydramag.com

 

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için hazırladığı Peri Masalı etkinliği için, masrafını kendisi karşılayarak, 1001 Çinliyi ve 1001 Qing Hanedanı sandalyesini Almanya’ya yollamış, sandalyeler sergi alanına dizilmiş, Çinli “ziyaretçiler”e de cep harçlığı ve yatakhanede kalma imkanı sağlanmıştı. Weiwei’nin tasarladığı elbiseleri giyen “ziyaretçiler” üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin sanat yönü bu üç aylık süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Weiwei’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Weiwei, genç ve/veya çok cahilken yurtdışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır. Fotoğraf: dailyserving.com

Peri Masalı, 2007. Ai Weiwei, Almanya’nın Kassel kentinde düzenlenen Dokumenta 12 için Peri Masalı etkinliğini hazırlamıştı. Yurt dışına hiç seyahat etmemiş1001 gönüllü katılımcının Kassel’e gelmesini sağlamıştır. Katılımcılar, Ai’nin tasarımına göre hostele dönüştürülen eski bir tekstil fabrikasında kalmışlardır. Büyük iç mekan beyaz çarşafların asılmasıyla küçük yatak odalarına ayrılmış ve yataklar Ai’nin tasarımı olan kumaşlarla örtülmüştü. Ai ayrıca ortak dinlenme ve yemek alanının mobilyalarını ve yemek takımlarını da tasarlamıştı. Grubun şehirdeki varlığı Çin’in büyüyen ekonomik ve sanatsal öneminin simgesiydi. Dönem eşyalarını toplamayı seven Ai, bulduğu ve tamir ettirdiği Qing Hanedanı (1644-1911) döneminden 1001 adet sandalyeyi de şehre getirtmişti. Sandalyeleri ziyaretçilerin dinlenmeleri, sohbet etmeleri için düzenleyerek dünyanın her yerinden gelmiş olan insanlar arasında bağlantı kurulması imkanını sağlamıştı. Ai’nin tasarladığı elbiseleri giyen, cep harçlığı, kameralar ve ses kayıt cihazları verilen katılımcılar üç ay boyunca şehirde gezinip evlerine geri dönmüşlerdi. İşin kavramsal yönü bu süre içinde bu insanların ruhlarına, kişiliklerine ne olduğuna ilişkindi. Ai’nin ilgisi onların deneyimlerine, değişen bilinçlerine yönelikti. Ai Weiwei 1981 yılında ABD’ye gitmiş, orada on iki yıl geçirmişti. Ai, genç ve/veya çok cahilken yurt dışına gitmenin faydasının, insanın her şeyi çabucak ve bütünüyle özümsemesi olduğuna inanıyor. Bu eser, sanatçının asıl tutkusu olan Çin’i değiştirmeye doğrudan hizmet amacını taşır.
Fotoğraf: dailyserving.com

 

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği. Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar. Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu. Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti. Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü. Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı. Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı. Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular. Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir. Fotoğraf: www.tate.org.uk

2010’da Tate Modern’de sergilenen yüz milyon el boyaması seramik ay çekirdeği.
Ay çekirdekleri Kültür Devrimi sırasında temel yiyecek maddelerinden biriydi. Günümüzde de Çin’de her yerde bulunan bir çerezdir. Her çekirdek güneş kral Mao tarafından beslenen tek bir insandır. Kimi zaman ayaklar altında ezilmek üzere büyük bir yığın halinde saçılır, kimi zaman yerden alınıp elde tartılır, sonra da kişiliksiz yığında sonsuza dek kaybolup gitmek üzere tekrar bir kenara atılırlar.
Her bir çekirdek el yapımıydı, tıpkı her insanın kişiliğinin benzersiz olması gibi; ancak çekirdekler bir araya yığılmış ve tıpkı baskıcı yönetimlerin bireylere yapmaya çalıştığı gibi, kişiliksizleştirilmişlerdi, birini diğerinden ayırt edebilmek için yoğun çaba gösterilmesi gerekiyordu.
Ai Weiwei, ziyaretçilerin çekirdekleri avuç avuç alıp götüreceklerinden emin olduğu için Tate’e fazladan 8 milyon ay çekirdeği vermişti. İsteyen çekirdeklerden alıp gidecek, herkes eserin bir parçasına sahip olabilecekti.
Projede 1600 sanatçı çalıştı ve her bir seramik çekirdek tek tek boyandı. Sergiye hazırlanmak üç yıldan fazla sürdü.
Serginin temelinde yatan fikir ziyaretçilerin çekirdeklerden oluşan devasa bir halının üzerinde yürümesi, eğilip bir avuç çekirdek alarak incelemesi ve sonra da elinden atmasıydı. Ancak seramik tozunun sağlık açısından tehlike oluşturması ve güvenlik nedeni ile çekirdeklerin üzerinde dolaşmak yasaklanmış, ziyaretçiler eseri Ai Weiwei’nin tasarlamış olduğu şekilde algılamaktan mahrum kalmışlardı.
Bu çalışma sanatçının dünya çapında ün kazanmasını sağladı.
Peri Masalı gibi Ay Çekirdekleri de aşırı nüfus ve aşırı üretim sorunlarını, Çin işi üretim fenomenini, geleneksel zanaatlar konusundaki ustalıkların göz ardı edilmesini sorgular.
Bu eser bir Yerleştirme Sanatı, ama bir felsefesi, bir mesajı olduğu için Kavramsal Sanat eseridir.
Fotoğraf: www.tate.org.uk

  • Ai Wei Wei, izleyicinin tarihi ve sosyolojik referanslar bulabileceği bir çok politik eser üretti. Fakat mülteci sorununa dikkat çekmek için boğularak can veren Suriyeli küçük çocuk Aylan Kurdi’ye ithafen onun sahilde bulunduğu pozisyonu tekrar canlandırması izleyiciye sorgulayacak hiçbir alan bırakmadığı için çok eleştirildi.
Up Yours, Ai Wei Wei, 2017. Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Up Yours, Ai Wei Wei, 2017.
Sanatçının bu cam eseri 2017 Venedik Bienali’nde Glasstres bölümünde, Palazzo Fanchetti’de sergilendi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 268|Louis Bourgeois

LOUİS BOURGEOIS
(1911-2010)

Louise Bourgeois’nın en bilinen eseri bronz ve çelikten yapılma, gövdesinde mermer yumurtalar taşıyan 9 metre yüksekliğindeki Maman, Bilbao Guggenheim Müzesi’nin önünde. 1947 yılında yaptığı bir çizimi, 1996 yılında Örümcek (Spider) adlı heykel izlemiş. Maman Bilbao’dan başka, Londra’da Tate Modern’de (2008); Ottawa’da National Gallery of Canada’da (2005); Tokyo’da Mori Art Museum’da; Leeum’da (Güney Kore) Samsung Museum of Art’ta; Bentonville’de ( Arkansas) Crystal Bridges Museum of American Art’ta daimi koleksiyonlarda yer almaktadır. Eser ayrıca dünyanın pek çok yerinde geçici olarak sergilenmiştir. Bourgeois, Maman adlı eserini kırılganlık, besleme, koruma ve örme açısından annesine benzetmiştir. Fotoğraf:www.guggenheim-bilbao.es

Louise Bourgeois’nın en bilinen eseri bronz ve çelikten yapılma, gövdesinde mermer yumurtalar taşıyan 9 metre yüksekliğindeki Maman, Bilbao Guggenheim Müzesi’nin önünde.
1947 yılında yaptığı bir çizimi, 1996 yılında Örümcek (Spider) adlı heykel izlemiş. Maman Bilbao’dan başka, Londra’da Tate Modern’de (2008); Ottawa’da National Gallery of Canada’da (2005); Tokyo’da Mori Art Museum’da; Leeum’da (Güney Kore) Samsung Museum of Art’ta; Bentonville’de ( Arkansas) Crystal Bridges Museum of American Art’ta daimi koleksiyonlarda yer almaktadır. Eser ayrıca dünyanın pek çok yerinde geçici olarak sergilenmiştir.
Bourgeois, Maman adlı eserini kırılganlık, besleme, koruma ve örme açısından annesine benzetmiştir.
Fotoğraf:www.guggenheim-bilbao.es

  • Uzun yaşamında, Modern-Postmodern-Yeni Dışavurumcu-Çağdaş eserler veren Louis Bourgeois, Modern ve Çağdaş Sanatın büyük isimleri arasında yer alıyor. Ayrıca itiraf/günah çıkarma sanatının da kurucusu kabul ediliyor.
  • Louis Bourgeois, sadece kendisinden sonraki sanat oluşumunu derinlemesine etkilemekle kalmamış, kendisinden önceki sanat tarihinin de yeni bir gözle ele alınmasını sağlamış bir sanatçıdır.
  • Kadınlık olgusunu ve öz yaşam öyküsünü sanatının ana damarı yapmış, 35 yıla yakın sürmüş psikanaliz seanslarını da yapıtlarına yansıtmıştır.
  • Sanatı bellek, kimlik, beden, aidiyet, mekan, anımsama, unutuş, ihanet, yalnızlık, tekinsizlik gibi konuları işlemiştir.
  • Sorbonne’da matematik okumuş olması, Kübist çizimleri için bir altyapı oluşturdu. Fernand Leger‘nin atölye asistanı oldu. Sonraki resimleri Gerçeküstücü izler taşıdı.
  • 1947 sonrasında ilk heykel çalışmalarından sonra varoluşçu düşünceyi benimsedi
  • Heykelleri için lastik, tahta, taş, metal, tekstil  gibi çok çeşitli malzemeler kullanmıştır.
  • Bourgeois, yuvarlak hatlı, erotik ve cinsel imajlardan oluşmuş eserlerini kümülüs bulutlarına benzettiği için kümül olarak adlandırmıştır.
Fotoğraf: quotesgram.com

Fotoğraf: quotesgram.com

  • Feminist eğilimler de gösteren Bourgeois, “Erken dönem işlerim düşmekten korkmakla ilgiliydi. Sonraki işlerim düşme sanatı ile ilgili oldu. Kendini incitmeden düşmek yani. Şimdi yaptığım ise hiç düşmeyip asılı kalma sanatıdır”, demişti.
  • New York Modern Sanatlar Müzesi’nde retrospektif sergi açan ilk kadın sanatçı olmuştur (1982).
  • Bourgeois, 1993 yılında ABD’ni Venedik Bienali’nde temsil etmekle onurlandırılmıştır.
Hücre (Choisy), 1990-93. Bir malikânede doğuyor Bourgeois. Pembe mermerden o evi yapıyor. Ev, bir kafesin içinde ve tepesinde bir giyotin var. Fotoğraf:www.wsws.org

Hücre (Choisy), 1990-93.
Bir malikânede doğuyor Bourgeois. Pembe mermerden o evi yapıyor. Ev, bir kafesin içinde ve tepesinde bir giyotin var.
Fotoğraf:www.wsws.org

Cell XXVI, 2003. Gemeentemuseum, Hollanda. Louis Bourgeois zengin bir ailenin kızı. İngiliz bir dadısı var. Bu kadın, on yıl boyunca babasının sevgilisi oluyor. Hasta anne, ses çıkartamıyor. Annesi ölünce intihara teşebbüs ediyor, onu babası kurtarıyor. Bu durum, Bourgeois'yı derinden ve telafisiz yaralıyor. "Beni sevmesini istemiştim" diyor İngiliz dadısı için. "O gitti, babamı sevdi. İki taraflı yaralandım." Ailesinin ana iş kolu halı restorasyonu. Annesi de bu işi yapıyor. Bu yüzden çocukluk travmalarında dokumaların/halıların da yeri var. Yaptığı dokuma kafalar, örgü bebekler, kanaviçe figürlerde bu travmanın izleri görülüyor. www.gemeentemuseum.nl

Cell XXVI, 2003. Gemeentemuseum, Hollanda.
Louis Bourgeois zengin bir ailenin kızı. İngiliz bir dadısı var. Bu kadın, on yıl boyunca babasının sevgilisi oluyor. Hasta anne, ses çıkartamıyor. Annesi ölünce intihara teşebbüs ediyor, onu babası kurtarıyor. Bu durum, Bourgeois’yı derinden ve telafisiz yaralıyor. “Beni sevmesini istemiştim” diyor İngiliz dadısı için. “O gitti, babamı sevdi. İki taraflı yaralandım.”
Ailesinin ana iş kolu halı restorasyonu. Annesi de bu işi yapıyor. Bu yüzden çocukluk travmalarında dokumaların/halıların da yeri var. Yaptığı dokuma kafalar, örgü bebekler, kanaviçe figürlerde bu travmanın izleri görülüyor.
www.gemeentemuseum.nl

  • Annesi o tezgâhların başında pasif ve hanımefendi, ömrünü tüketiyor. Babası ise, Bourgeois’nın dinmeyen kininin, öfkesinin nesnesine dönüşüyor.
  • Baba nefreti, vatan nefreti, pasif annenin verdiği depresifliğin tiksintisi, büyüdüğü yüksek burjuva evinin öfkesi, nefreti, tiksintisi hiç peşini bırakmıyor. 27 yaşında Paris’i terk edip New York’a yerleşiyor.
  • Örümceğin ağ örüşü ile aile işinin bağlantısı olduğu gibi, örgüdeki iç içe geçiş cinsel ilişkiyi de temsil eder. Örümcek, ebeveynleri ile ve diğerleriyle olan ilişkilerindeki zorlukların da temsilcisidir. Bourgeois’nın örümceği tehditkardır.
  • Yaptığı örümcek heykellerinden dolayı Örümcek Kadın diye anılan sanatçının örümcek heykellerinden biri 2011 yılında 10.7 milyon dolara satılmış. Bu miktar, o zamana kadar bir kadın sanatçının eserine ödenmiş en yüksek meblağ imiş.
İnsan vücudu üzerine temaları sık kullanan Louise Bourgeois’nın Nature Study adlı eseri (1984-1994). Sanatçı kendisi de birçok kez, farklı görünümlü çok göğüslü kostümü giymiş. Bununla, kendisini antik dönemin ana tanrıçası ile özdeşleştirdiği düşünülüyor. Ny Carlsberg Glyptotek, Kopenhag, Danimarka. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, www.pinterest.com

İnsan vücudu üzerine temaları sık kullanan Louise Bourgeois’nın Nature Study adlı eseri (1984-1994).
Sanatçı kendisi de birçok kez, farklı görünümlü çok göğüslü kostümü giymiş. Bununla, kendisini antik dönemin ana tanrıçası ile özdeşleştirdiği düşünülüyor.
Ny Carlsberg Glyptotek, Kopenhag, Danimarka.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, www.pinterest.com

Londra’da Tate Modern’de 2007 yılında sergilenen Bourgeois'nın eserlerinden biri. Sanatçının yapıtları genellikle  burjuva evinin saygıdeğer görüntüsünün ardındaki gizli, saklı durumları simgeler. Tate Modern, Maman adlı heykelin tümü paslanmaz çelikten yapılmış olanını 2008 yılında daimi koleksiyonuna katmış. Fotoğraf:artblart.com

Londra’da Tate Modern’de 2007 yılında sergilenen Bourgeois’nın eserlerinden biri. Sanatçının yapıtları genellikle burjuva evinin saygıdeğer görüntüsünün ardındaki gizli, saklı durumları simgeler.
Tate Modern, Maman adlı heykelin tümü paslanmaz çelikten yapılmış olanını 2008 yılında daimi koleksiyonuna katmış.
Fotoğraf:artblart.com

Danimarka’nın Helsingør kentine 2003 yılında gittiğimde Louisiana Açık Hava Müzesi’nde Louise Bourgeois'nın geçici sergisi vardı. Sergide sanatçının pek çok eseri yer alıyordu ama fotoğraf çekme izni yoktu. Müzeye dönüştürülen 19. yüzyılda inşa edilmiş villanın giriş kapısı önünde sergilenmekte olan Gözler adlı heykeli görüntüleyebildiğim tek yapıtı oldu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Danimarka’nın Helsingør kentine 2003 yılında gittiğimde Louisiana Açık Hava Müzesi’nde Louise Bourgeois’nın geçici sergisi vardı. Sergide sanatçının pek çok eseri yer alıyordu ama fotoğraf çekme izni yoktu.
Müzeye dönüştürülen 19. yüzyılda inşa edilmiş villanın giriş kapısı önünde sergilenmekte olan Gözler adlı heykeli görüntüleyebildiğim tek yapıtı oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Alex Van Gelderland tarafından görüntülenmiş Louise Bourgeois’nın elleri. Fotoğraf:www.pinterest.com

Alex Van Gelderland tarafından görüntülenmiş Louise Bourgeois’nın elleri.
Fotoğraf:www.pinterest.com