Etiket arşivi: Tarihin Sonu

Çağdaş Sanata Varış 225| Çağdaş Dönem 2 Berlin Duvarı’nın Yıkılması 1

1989

  • Irk çeşitliliğine dayanan demokratik yapılanma talepleri, halkı ırksal kategorilere ayırmış ve onlara ikamet için özel bölgeler oluşturmuş bir sistem olan Apartheid rejimine karşı 1980’lerde Güney Afrika Cumhuriyeti’nin sorunu olmaktan çıkmış, dünya çapında aktivistlerin hedefi haline gelmişti.
  • Komünist Parti’nin Sovyetler Birliği’nde kontrolü kaybetmesi, Berlin Duvarı’nın yıkılması, Prag’da Kadife Devrim, Dayanışma’nın Polonya’da iktidarı ele geçirmesi, Çin Komünist Partisi’ne önemli bir meydan okumanın ardından Halkın Kurtuluşu Ordusu’nun halkın üzerine ateş açması ile yaşanan 4 Haziran Katliamı (Tiananmen Meydanı Ayaklanması) gibi önemli olaylar 1989 yılında yaşanmıştır. Yine 1989’da, Danimarka eşcinsel evliliği yasalaştıran ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Salman Rushdie’nin Şeytan Ayetleri kitabının yayımlanması üzerine  Ayetullah Humeyni’nin fetva vermesi de aynı yıl gerçekleşmiştir.
  • 1991 yılında Slovenya’nın ayrılması ileYugoslavya’nın dağılma süreci başlamış; içine düşülen kaos ve katliamlardan yedi devlet doğmuştur. Sovyetler Birliği bağımsız devletler halinde 1992’de dağılmış, ardından Doğu Avrupa’da da Komünist devletler çökmüş, Soğuk Savaş sona ermişti.
  • Rus eleştirmen Boris Groys bu dağılmanın Ruslar tarafından sadece Stalinizm’in değil, zihinlerinde onunla ilişkilendirdikleri Modernizm’in de reddi anlamına geldiğini belirtir. Rus kronolojisine göre, Modernizm, artık geçmişte kalmış bir rejime ait bir özelliktir.
  • Çağdaş Dönem’in ilk kırılma noktası 1989 yılı ise diğeri de 11 Eylül 2001’dir. Bu olaylar siyaset felsefesinde değişim yaratmıştır. Tüm bu sürecin hem yaptıklarımızı hem de benliğimizi değiştirdiği öne sürülüyor.
  • 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması, komünizmin çöküşünü sembolize eder amasadecepolitik bir eylem veya sonuç değildir. Bu olayla birlikte belli bir anlayış da tarihe karıştı. Bu, ABD’li sosyolog Daniel Bell’in (1919-2011) ideolojinin sonuna ulaştığımız fikrini doğrular görünür. Sosyalizm bir Modernlik anlayışının uygulamasıydı: toplumların seçkinler aracılığıyla, yukarıdan aşağıya değiştirilmesini öngörüyordu. Toplumun nasıl bir nitelik taşıması gerektiği yukarıda kararlaştırılıyor, sistem onu uygulamak için bürokrasiyi oluşturuyordu. Berlin Duvarı bu anlayışın sonunu getirdi. O anlayışın ürettiği sanatın da sonu gelmişti. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte hızla küreselleşen dünyada yerel kimliklerin bastırıldığı; bunun da hem sağ, hem sol kanatta rahatsızlık yarattığı; sol görüşlülerin eşitsizliklerin derinleşmesinden, sağ görüşlülerin ise kimliklerin aşınmasından mustarip olduğu öne sürülür. Ancak her iki kanadın da bu sorunlara çözüm üretemediği de açıktır.

 

Almanya'yı Doğu ve Batı olarak ikiye bölen Berlin Duvarı'nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Duvar’ın bazı parçaları şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyordu. 1990 yılında Berlin Duvarı’na ait üzerinde grafiti bulunan 81 parça Monaco’daki müzayedede 1,5 milyon Euro’ya satıldı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Almanya’yı Doğu ve Batı olarak ikiye bölen Berlin Duvarı’nın her iki yanı protest kişilerce boyanarak, yazı ve sloganlarla bezenmişti. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Duvar’ın bazı parçaları şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyordu.
1990 yılında Berlin Duvarı’na ait üzerinde grafiti bulunan 81 parça Monaco’daki müzayedede 1,5 milyon Euro’ya satıldı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sovyet türü komünizmle Batı’nın liberal demokrasisi arasındaki elli yıllık Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, bazı gözlemciler, özellikle de Francis Fukuyama, Tarihin Sonu’na ulaşmış olduğumuzu ilan ettiler.
  • Francis Fukuyama, Tarihin Sonu ve Son İnsan (1992) adlı kitabının bütün insanların içinde liberal demokrasiye özlem olduğu şeklinde algılanarak yanlış yorumlandığını; kitabın modernleşme hakkında bir tartışma olduğunu; evrensel olanın, liberal demokrasi arzusundan çok teknoloji, yüksek yaşam standardı, sağlık hizmetleri ve dünyaya daha geniş ölçüde erişim imkanına sahip modern bir toplumda yaşama arzusu olduğunu; liberal demokrasinin sürecin yan ürünlerinden sadece biri olduğunu belirtmiştir.
  • Liberal demokratik kapitalizmin bulunmuş en iyi toplum formülü olduğunu kabul eden Fukuyamacılar’a göre, yapılacak tek şey sistemi daha adil, hoşgörülü kılmaktır.
  • Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla şekillenen dönemde, proletarya artık kapitalizme meydan okuyabilecek bir devrimci özne değildir. Sosyalizm, bazı çevrelerce artık kapitalizm ile özdeş sayılır. De Gaulle’ün işçi sınıfı, Kapitalizmle iyice bütünleşmiştir.
  • Bazıları 1989 olaylarının Marx’ın yanıldığını ayan beyan ortaya koyduğunu, diğer bazıları da Marx’ın fikirlerinin günümüzde küreselleşme olarak adlandırılan olguya tekabül ettiğini söylemektedir. Aşırı solda yer almayan Thomas Friedman, Komünist Manifesto’nun küreselleşme hakkında uzgörüşlü fikirler içeren bir metin olduğunu öne sürenlerden biridir.
  • 1990’larda küreselleşme, kimlik, çokkültürlülük, çoğulculuk siyasal kavramlar olarak ele alınmıştır. Sanatta politikanın önemi artmış, 2000’lerin sanatı bu kavramlar üzerine oturmuştur.
  • Bu yıllarda bellek, kimlik, tarih, coğrafya, göç, göçebelik, sınır/sınırsızlaşma, mekan, politik İslam, kamusal alan-özel alan kavramları, özel hayat, gizlilik ve masumiyetin kaybı, eşcinsellik siyasaları en önemli konular olmuştur.

 

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 128| Postmodernizm 1

  • 1980’li yılların ortalarından itibaren, Postmodernizm, toplum ve kültürdeki her türlü değişim ve dönüşüm için kullanılmaya başlanmış, hemen her şeyi içine alan kapsayıcı bir kavram olarak genişlemiştir.
  • Postmodernizm birleşik bir entelektüel hareket değildir ve bir tek hakim teorisyeni veya sözcüsü yoktur.
  • Postmodernist fikirler, felsefeden kültürel araştırmalara, coğrafyadan sanat tarihine birçok disiplinden uyarlanmış, bu alanların her biri Postmodernizm’i kendine özgü bir şekilde tanımlamış, kavramın anlamı çoğalmıştır.
  • Akıl Çağı veya Aydınlanma’nın idealleri, rasyonel araştırmayı ve entelektüel metottaki ilerlemenin, düzen, güvenlik, sosyal anlayış ve mutlulukla dolu bir dünya getirebileceği inancını içerir. (Aydınlanma konusu daha önce bloğumuzda işlenmişti.)
  • Bu görüşe karşı olanlara göre ise, evrensel akıl, yasa ve disiplinin empoze edilmesinin gerekçesi, emperyalist genişlemeye kılıf hazırlamaktır. Aydınlanma düşünürlerinin, Avrupa’yı dünyanın en aydınlanmış, uygar ve ilerlemiş parçası olarak görme eğiliminde oldukları; bu görüşün diğer ülkelerin ve ırkların kolonileştirilmesi, sömürülmesi veya “daha iyi hale getirilmesi” gerektiği görüşüne yol açtığı öne sürülür. Postmodernist teori, Aydınlanma değerlerini emperyalizm, toplumsal kontrol ve iktidarın uygulanması için mazeretler olarak görür. Postmodernizm’in bu değerlerden kopuşu açıkladığı savunulur. Postmodernizm’in hem pro, hem de anti versiyonları bunu bir kopuş olarak değil, Modernizm’in bir sonucu veya genişlemesi olarak görür.
  •  Postmodernizm, mutlak bilgi fikrine karşı gözlerin açılması olarak da tanımlanır.
  • Modern ve Postmodern arasında net, objektif bir ayrım yapılamayacağını savunan düşünürler çoktur.
  • Modernizm ile Postmodernizm arasındaki farklar tarihsel dönemle ilgili değil, daha çok değerler ve inançlarla ilgilidir.
  • Postmodernizm, endüstrinin yayılmasının ortaya çıkardığı bir ekonomik ve sosyal olay, kültürel bir mesele, sanatta meydana gelen değişimlerdir.
  • Postmodernizm kültürel ve sanatsal gelişmeleri ifade ederken, Postmodernite sosyal koşullar ve bu koşulların yarattığı ruh haliyle ilgilidir.
İtalya’daki Venedik Bienali gibi büyük uluslararası sanat etkinlikleri, sanatı ulusal pavyonlarda sunar. Venedik Bienali’nde eserlerin bazıları pavyonların içinde değil, açık havada sergilenir. İsviçreli Urs Fisher’in eseri de bunlardan biri. Çok ilgi gören bu eserde  iskelet, sigarasının dumanını aynaya üflüyor.

İtalya’daki Venedik Bienali gibi büyük uluslararası sanat etkinlikleri, sanatı ulusal pavyonlarda sunar.
Venedik Bienali’nde eserlerin bazıları pavyonların içinde değil, açık havada sergilenir. İsviçreli Urs Fisher’in eseri de bunlardan biri. Çok ilgi gören bu eserde iskelet, sigarasının dumanını aynaya üflüyor.

  • Postmodernizm üç ölüm/sona işaret eder:
    *Tarihin Sonu. Postmodernistlerin ilerleme fikri hakkında şüpheciliği ile ilgilidir. Tarihlerin nasıl yazıldığı ile ilgili tartışma başlatır.
    *İnsanın Sonu.” İnsanlığı” sosyal ve tarihsel olarak sorgular; yeni teknolojilerin insanlığı nasıl bir gelişim aşamasına yönelttiği ile ilgilenir.
    *Gerçeğin Ölümü. Postmodernizm, mutlak doğru anlayışını terk eder; geçici, yüzeysel ve görünür olanı tercih eder. Gerçeklik ve temsil arasındaki ilişki üzerine düşünür. Gerçekliğin gittikçe daha fazla göstergeler tarafından oluşturulduğu görüşündedir. Herşeyin, işaretlerin, imajların ve anlamların aynı potada yüzdüğü düşünülür.
  • Edebiyat ve mimari Postmodern bir dönüşün ilk tespitlerinin yapıldığı alanlardır.
  • Postmodernizm, kalite hakkındaki iddiaları ölçmek için hiçbir standart olmadığını düşünür.
  • Postmodernizm, kültürel ve bireysel olan arasındaki ayrımların muğlaklaştığında ısrarcıdır; kişisel zevk, her zaman için kültürel olarak belirlenir. Pierre Bourdieu 1984’te zevkin, sosyal sınıf farkının bir ifadesi olduğunu yazmıştır.
  • Postmodernizm’e göre kültür, hiyerarşik olmaktan çok düzdür. Farklı ilgi alanları, öngörülemeyen ve disipline edilemeyen bir şekilde karışır, iletişim kurar, iç içe geçer ve bazen de çatışır. Kitle kültürü diye bir şey yoktur, kültürlerin kitlesi vardır. İyi zevk sahibi olmak artık kültürel elitlerle sınırlı değildir.
  • Postmodernist kültür, yüksek ve alçak kültür arasındaki geleneksel ayrımlara meydan okur, çünkü bu ayrımların, çoğu zaman kökleri sosyal sınıfa dayanan zevklerle ilgili bir mesele olduğunu düşünür.
  • Postmodernizm, Modernizm’in tüm yönlerini reddetmez; Modernizm’i faydalanılabilecek bir dizi geçmiş tarz olarak görür; Modernist tarz ve teknikleri popüler veya yerel formlarla karıştırır.