Etiket arşivi: Tanrı

Şiddet 52| Utanç Kültürlerinin Şiddeti

  • Utanç üzerinde duran kültürlerle suç üzerinde duran kültürler farklıdır. Utanç kültürlerinde tanrıların huzurunda dahi itirafta bulunulmaz, günah çıkarma merasimleri yapılmaz. Utanç, faziletin esasıdır. Utanç kültüründe insanlar hareketlerini başkalarının fikirlerine göre ayarlarlar.
  • Töreye uymayanın cezalandırılması, “ailenin adının lekelenmesi”, “namusun temizlenmesi” fikri ve uygulamaları utanç kültürünün meyveleridir.
  • 1980’li yıllardan itibaren muhafazakarlığın artması sonucu Suudi Arabistan’da sinemalar kapatılmıştı. Riyad yönetimi, 2018 yılında ülkede sinema yasağının kalkacağını 2017’de açıkladı.
  • Batı’da başkasına saldırmak olağan, kendine saldırmak ruh hastalığı; Japonya’da başkalarına saldıranlar dengesiz ve saldırgan, kendilerine saldıranlar onurlu kişiler olarak görülürler. İntihar, kendini cezalandırabilmek, kahramanlık ve mertlik sayılır.
  • İç organların dışarı çıkmasını sağlayan Japon intihar şekli, konuşma dilinde harakiri, resmi tanımlamada Seppuku diye anılır, harakiri argo kabul edilir. Korkunç acı veren bir yöntemdir. Şahıs, Seppuku yapmadan önce banyo yapar, temiz ve beyaz giyinir, en sevdiği yemeği yer, hazır olduğu zaman bıçağı karnına saplar, Z veya haç şeklinde, sağ-sol hareketleri yaparak diyaframını ve midesini parçalar, sonra da en yakın arkadaşı can çekişmesin diye başını keser.
Ritüel kıyafetleriyle Seppuku’nun bir Japon tiyatro oyununda canlandırılması.. Fotoğraf: ThoughtCo

Ritüel kıyafetleriyle Seppuku’nun bir Japon tiyatro oyununda canlandırılması..
Fotoğraf: ThoughtCo

  • İntihar, efendinin ölümünden sonra, savaşta yenilgi sonucunda başvurulan bir yöntem olabilir; genellikle efendisine doğru hizmet edememiş samuraylara Edo Dönemi’nde (1603-1868) bir nevi onurlandırma amaçlı verilen cezalandırma yöntemidir.
  • 1868 yılında Meji Restorasyonu’nun başlaması ile birlikte Seppuku Japonya’da yasaklandı. 15 Ağustos 1945’te İmparator Hirohito Japonya’nın teslim olduğunu açıkladığında, yasak olmasına rağmen, Japon halkının zedelenen onurundan dolayı, askerlerini Seppuku yapmaya zorlayacağından korkulmuş, fakat korkulan olmamıştı. Aşırı milliyetçi Japonlar için yüce Japonya; geleneklerine ve imparatoruna bağlı, onuru için düşünmeden canını verecek askerlerden kurulu bir ordusu olan ve asla teslim olmayacak bir samuray kültürünün olduğu bir ülkedir. Bir samuray, ölmeden kılıcını bırakmaz. Ama 124. Japon İmparatoru Hirohito, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra teslimiyet belgesini imzalayarak, Japon milliyetçilerinde onulmaz bir düş kırıklığına neden olur. Yüksek rütbeli subaylar gönüllü olarak Seppuku yapmışlar, intihar bir salgın haline gelmişti.
  • Seppuku yapmak yasaklanmış olmasına karşın günümüzde de var olmaya devam etmektedir. Japon toplumunda kabahatli olmak ve bu kabahatin toplumca bilinir hale gelmesi çok büyük utançtır.

 

Çağdaş Sanata Varış 251|Çağdaş Dönemde İnanç ve Teknoloji 2

  • Amerikan dinci sağına göre, Tanrı’nın kutsadığı biricik halk beyaz ve Protestan’dır. Onların arzusu, kapitalist ekonominin canlanması, dinsel/ahlaki düzenin kurulması, ABD’nin askeri gücünü herkesin kabul etmesi, ABD emperyalizminin güçlendirilmesi, kadının eşitlik iddiasından vazgeçip geleneksel rolüne geri dönmesi, erkek çalışanlara daha yüksek ücret ödenmeye devam edilmesidir. Bu grup, kürtaja ve eşcinselliğe karşı tavır alır.

 

  • Başlıca temsilcisi fütürist Ray Kurzweil (1948-) olan tekno dijital vahiycilik bilimsel doğalcılık sınırları içinde kalmaya çalışıyor.
Christ with Shopping, Banksy, 2004. Global Karaköy, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Christ with Shopping, Banksy, 2004.
Global Karaköy, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • DNA denetimli üretim düşüncesini ortaya atan Craig Venter’dir (1946- ).  Venter’in sahası sentetik biyoloji, yani Darvinci evrimin şekillendirmediği, insan zekasının yarattığı yaşam sahasıdır. Yapılan çalışmalarda insan genomunu eskisinden çok daha hızlı ve ucuz bir şekilde çözümleme yöntemi geliştirildi. Venter, kendi genomunu yayınladı. 2008’de, canlı bir organizmaya ait tümüyle sentetik ilk genomu inşa etti. Bu başarı yeni mikroorganizma türlerini yaratmanın yolunu açtığı gibi, sentetik biyolojinin ürünü olan biyogenetik devrimin güvenli ve adil bir şekilde nasıl idare edileceği tartışmalarını da başlattı. Beynin uzaktan kumanda aleti gibi davranarak denetlediği protez uzuvlar; üç boyutlu yazıcılar kullanılarak yapılan organlar; kendi kendini örgütleyen, zeki mikro robotlar veya nano robotlar aracılığıyla Gerçek Sanal Gerçeklik yaratılması; algının kendisinin doğrudan simüle edilmesi ile sınırsız yeteneğin ortaya çıkması söz konusu olabilir, deniyor.
Patricia Piccini (1965-) Melbourne’lü bir sanatçı. Sergisinin başlığı We are Family. İnsan hayatına yapılan tıbbi müdahaleler sanatçının ana ilgi alanı. Bilim adamlarının sentetik organizma yaratmak için DNA’yı sentetik hale getirmelerinden ilham alarak kendi klonlarını yapmaya başlamış. Yarattığı melez yaratıklardan oluştuduğu aileyi 2003 Venedik Bienali’nde Avustralya Pavyonu’nda sergilemişti.. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Patricia Piccini (1965-) Melbourne’lü bir sanatçı. Sergisinin başlığı We are Family. İnsan hayatına yapılan tıbbi müdahaleler sanatçının ana ilgi alanı. Bilim adamlarının sentetik organizma yaratmak için DNA’yı sentetik hale getirmelerinden ilham alarak kendi klonlarını yapmaya başlamış. Yarattığı melez yaratıklardan oluştuduğu aileyi 2003 Venedik Bienali’nde Avustralya Pavyonu’nda sergilemişti..
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Vatikan aile planlaması, cinsel eğitim ve yasal kürtaja karşı olduğu gibi, kök hücre araştırmalarına, biyogenetik çalışmalara, embriyo araştırmalarına da karşı.  Bu çalışmalara “Tanrı’nın yarattığına müdahale” adı altında karşı çıkıyor. 2003 yılında Vatikan’ın desteğiyle İtalyan Senatosu’ndan geçen bir yasa ile donör yumurta ve sperm kullanımı yasaklanmış, sadece “düzenli bir ilişkisi olduğunu ispat eden, heteroseksüel çiftlere uygulanır” kısıtlaması getirilmişti.  Vatikan 2005 yılında İtalyan hükümetine de genetiği değiştirilmiş tohum üretimini engellenmesi için bir yasa çıkarttırdı.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 214| Postmodernizm ve Din 3 New Age

Fotoğraf: www.etupdates.com

Fotoğraf: www.etupdates.com

  • New Age, ruhsal kökenli bilgilerden, modern bilimsel yaklaşımlardan, kadim ezoterik öğretilerden yararlanan esnek, yenilenmeye açık, anonim bir dünya görüşüdür. New Age, Yeni Çağ ile kastedilen 21. yüzyıldır.
  • New Age hareketinin kökeninde, yaratımın eşitsizliğine, kendimizi ve dünyamızı daha iyi bir duruma getirmenin olabilirliğine ve insanlığın sınırsız potansiyeline olan inancın yattığını düşünenler olduğu gibi, gerçek amacın dünyayı değil, kendimizi değiştirmek olduğunu savunanlar da var. New Age gruplarının ortak bir tanrıbilim anlayışı olmamasına rağmen, çoğu, Tanrı kavramına karşılık, insanlığın da kutsallığın bir parçası olduğunu savunuyorlar.
  • New Age seminerlerine katılmak oldukça pahalı. Seminer konuları çok çeşitli: kutsal sağlık, vücudun çalışması, tinsel araştırma, psikolojik içebakışlar, yaratıcılık gibi.
  • New Age hareketinin beslenmeye verilen önemin artmasını; çevre bilimsel düşüncenin gelişmesini; ticari bakış açılarının değişmesini; bireysel düşüncenin ön plana çıkarılmasını öngören; vücut, akıl ve tini içine alan geniş kapsamlı bir sistem olduğu söyleniyor.
  • Hareketin ilk ilkesi bireysel sorumluluktur. Bireysel sorumluluk, her bireyin yaptığı hareketin sorumluluğunu taşıması demektir. Bu ilke İncil’de, Budist ve Hindu öğretilerinde mevcuttur. Buradaki bireysellik, bireyi evrensel düzeyde değerlendiren ahlaksal bir felsefedir. Çevrenin korunmasından, nükleer savaşın önlenmesinden, yoksulluğun sona erdirilmesinden herkesi sorumlu tutar. Bireyselleşme, evrenselleşme ile el ele ilerler.
  • Bireyin zaferi, kolektifin çöküşünü getiriyor: Tüm kolektif yapılar içerisinde bireyin sorumluluktan kaçma olasılığı vardır; birey düzeyinde ise bu olamaz.
  • Harekete, herkese aynı şekilde davranılmasını öngören sendika felsefesi yerine girişime katkıda bulunanları ödüllendiren bir anlayış hakim olur.
  • New Age hareketi, bilinçli bir şekilde düşüncelerimize hakim olabilirsek yaşamımızı değiştirme gücüne de sahip olabileceğimizi öne sürer.
  • Yeni Çağ akımında Zodyak Çağları’ndan, tekrar doğuş olgusundan, sebep-sonuç yasası Karma’dan, duru görü yeteneğine sahip olanlardan, ezoterik bilgilerin kıymetinden, insan vücudunun enerji sistemi Çakralar’dan bahsedilir; insanların belli tatbikatları yapmak için dünyaya geldiği, önemli vazife ve sorumlulukları olduğu öne sürülür.
Fotoğraf: standupforthetruth.com

Fotoğraf: standupforthetruth.com

  • Şifacılık sanatı, New Age’in önemli bir konusudur. Temel prensibi, evrenin sınırsız enerji deposunu kullanımımıza açık tuttuğu, bu enerjiyi kullanmayı öğrenebilirsek onu ihtiyaç olan yere yönlendirerek şifa kanalı olabileceğimizdir.
  • İnsandaki çakralar gibi dünyada da enerji noktaları olduğu; bunları Ley Hatları’nınbirbirlerine bağladığı; Ley Hatları’nın birleştiği yerlerde güç noktaları oluştuğu; bu noktaların dinler tarafından kutsal yerler olarak kabul edildiği ve bu noktaların ibadet ve astrolojik araştırmalar için kıymetli mevkiler olduğu öne sürülür.
  • Rasyonel ve sezgisel düşünme arasında bir denge oluşturmak gerektiği; rüyaların mesaj ilettiği; kişilerin koruma melekleri, hamileri, rehber varlıklar olduğu; insan kaderine etki edemeyen bu varlıkların kişilere içe doğuş, aniden oluşan düşünce, rüya, sezgi ile veya vicdani uyarı yoluyla ulaştığı, sadece yol gösterdiği düşünülür; seçme özgürlüğü ilkesi geçerlidir.
  • Dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen olayın herkesi ve her şeyi etkilediği düşünülür.
  • Acılar boşuna değildir; acıyı kabul edip, onun sunduğu büyüme ve kendini tanıma imkanından yararlanmak gerekir. Kişinin taşıyabileceğinden fazlasının ona yüklenmeyeceğini spiritüel yasa belirtir.
  • Öfke ve kızgınlık kişinin enerjisinin büyük kısmını çeker. Affetme, Yeni Çağ düşüncesinde önemli bir kavramdır. Özellikle kişinin kendini affetmesi önemsenir. Nefret çok tehlikeli bir histir; kişiyi, nefret ettiği şeye kuvvetle bağlar. Koşulsuz affetmek gerekir.
  • Ölüm, bir dinlenme ve hazırlık dönemidir. Dünyaya ne zaman geleceğini ve dünyadan ne zaman ayrılacağını kişi belirler. Ölüm, daha önce de defalarca çıktığımız bir yolculuktur.
  • Bazı hastalıkların geçmiş hayatlarla ilişkisi vardır. Bağımlı, kendi içinden bir yanıt alabilmek için kendi iradesiyle bir kriz oluşturmaktadır, diye düşünülür.
  • Tesadüf ya da kötü şans diye bir şey yoktur. Başımıza gelenler genel planın birer parçasıdır.
  • Öz sorumluluk (self responsibility), Yeni Çağ düşüncesinin temel ögelerinden biridir. Çocuğun hür iradesi en az anne babanınki kadar belirleyicidir: olgun bir ruhtan enkarne olan çocuğun ebeveyninden daha ileri bir noktada olması mümkündür.
  • Cinsellik, şiddet ve korkudan, ön yargı ve baskılardan arınmalı; insanlık cinsel konulardaki meselesini halletmelidir.
  • Büyük bir sükunet ve ilham kaynağı olabilen, Doğu’daki adı ile meditasyon, Batı’daki adı ile contemplation (derin düşünce, niyet) yapanlarda gerilim ve anksiyetenin önemli ölçüde azaldığı, sağlığın düzeldiği kabul ediliyor. Meditasyon aynı zamanda kendini tanıma egzersizlerinden biri olarak kabul ediliyor.
  • Din kelimesi, kökeni itibariyle, kişiyi Tanrı’ya bağlamak anlamına gelir. Oysa dogmalar, bireyin Tanrı ile bağlantısını neredeyse olanaksız kılar. Her şeyde ve herkeste Tanrısal hakikatin farkına varmak gerekir. Çocuklara bunu öğreterek Tanrı’nın onlara “kendi nefeslerinden bile yakın” olmasını sağlayabiliriz, deniyor.
  • İnsan, ilahiliğin damlalarıdır. Yapılan her şey, akıldan geçen her düşünce inanılmaz derecede önemlidir; kişinin potansiyeli, inanabileceğinden çok daha büyüktür, deniyor ve iyiliğin kazanacağına iman ediliyor.
  • New Age’e Yeni Dincilik, Yeni Gizemcilik veya Modern Boş İnan da deniyor. Bu tip öğretiler için “Hıristiyanlık etkisini kaybettikçe, pazarı bu yeni dünya görüşleri kaplıyor,” görüşü de öne çıkıyor.

 

 

Kitsch (Kiç)

  • Kitsch yoz beğeni, ucuzlatma, kişiliksizleştirme, kötü zevk, karşı sanat, karşı estetik,  sanat tarihinde hiçbir estetik değere sahip olmayan veya beğenilmeyen imajlara veya objelere işaret etmek için kullanılan bir terim.
  • Kitsch estetik düzeyi düşük sanat yapıtı değildir, sanatın yozlaşması da değildir. Başka bir kategoridir.
  • Kitsch, ilk olarak 18. yüzyıl sonlarında Batı Avrupa’da beliren önemli toplumsal, kültürel, bilimsel ve teknolojik dönüşüm ve değişimlerle ortaya çıkmıştır. Sanat ve genel bireysel davranışlar alanında normlar yıkılmıştır ve normsuzluk zevk kavramının kökünü sarsmıştır. Zevk  bireysel bir özellik değil, toplumsal nitelikte bir estetik normlar sistemidir. Dolayısıyla, sözkonusu normlar sistemini yıkan her gelişme kaçınılmaz olarak zevksizliği ve Kitsch’i doğurur. Gelenekten, eski normlar sisteminden kesin bir kopuş olan Fransız Devrimi sonrasında günlük 18. yüzyıl giysilerinin üzerine Antik Roma harmanileri sarınan burjuvaların davranışı Kitsch’tir.
  • 14. Louis’in taçlı resmi Kitsch değilken, Ingres’in İmparator Napolyon tablosu Kitsch’tir. Devrim öncesindeki siyasal sistemin simgeleri, bu siyasal inanç sisteminin kesin yıkılışında sonra inanılırlıklarını yitirmişlerdir.

  • Anlamlarından soyutlanmış simgelerden oluşan bir karışım Kitsch’tir.
  • Farklı kültürlerin bileşenleri gelişigüzel biçimde yeni bir bütün oluşturduğunda bu Kitsch’tir.
  • Kitsch, ayrıca, entellektüel ve yeni olmayan, içli, aşırı duygusal ve acıklı olan her şey için kullanılan bir kavram.
  • Kitsch, tarihte aşina biçimler arar. İfadeyi abartmaya götürür.
  • Geleneksel olarak Kitsch kelimesi süslü püslü, bayağı nesneleri veya basit ve anlamsız motifleri olan, seri üretilmiş ucuz resimleri tarif etmek için kullanılır.
  • Oryantalizm en verimli kitsch üreticilerinden olmuştur.
  • Kitsch, toplumların gereksinimlerine, ekonomik ve sosyal yapıya, kültürel eğilimlere ve tarihsel birikime göre değiştiğinden, ürünleri de her toplumda farklılaşmaktadır.

    Marakeş’te çarşıda gezerken gözüme ilişen Louis Vuitton çarıklar dikkatimi çekmişti.

    Marakeş’te çarşıda gezerken gözüme ilişen Louis Vuitton çarıklar dikkatimi çekmişti.

  • Başka bir Kitsch türü ise bir kültürel olgular kümesinin ithal edildiği ülkede yanlış anlaşılıp, yanlış anlamlandırılmasıyla ortaya çıkar.
  • Az gelişmiş ülkeler hem kendi Kitsch’ini üretmekte, hem de gelişmiş ülke Kitsch’ini ithal etmektedir. Bu ikisinin karışımları da oluşmaktadır.
  • Kitsch, toplumların geçiş dönemlerinde altın çağını yaşar.
  • Türkiye’de 1950′ye kadar Kitsch mimari yoktur. 1950, Kitsch konusunda dönüm noktası olmuş, 80′lerde Kitsch ithalatı da başlamıştır. “Aksaray Barok” tarzı döşenmiş pek çok ev vardır.
  • Geleneksel normlar yerine Batılı normları koymaktaki başarısızlık Türkiye’de etkili olmuştur. Batılı estetik normlar ile geleneksel normların kalıntıları süperpoze olmuşlar, mesela Kabe desenli duvar halıları doğmuştur. Tablo asma+dokuma yaygı asma+ dinsel inanç.
  • Kitsch, iki geleneğe de tam anlamıyla ait olmayan, ama ikisinden de izler taşıyan bir karışımdır. Batı tarzı mobilyanın sedir konumunda dizilişi gibi. Çoksesli Türk sanat müziği gibi.
  • Kültür bunalımı yaşayanlar “değişik” olanı istemektedirler. Hiçbir normun kapsamına girmeyen “değişik” ise olsa olsa Kitsch’tir.
  • Abraham Moles, Kitsch‘i, “Sanat ile konformizmin arasında kalan geniş bölgede gerçekleşen ve yapay gereksinimlerin karşılığında ortaya çıkmış, yapay bir üretimdir “ diye tanımlar. Bu tanıma, transistörlü radyolu güneş gözlüğünü örnek verebiliriz.
  • Kitsch, düz çizgiyi yadsır, biçimlerini eğriler üzerine inşa eder.
  • Kitsch eşya ve insanda yüzeyler tıkabasa doludur.
  • Malzeme olduğu gibi asla kabullenilmez, başka bir şeye benzetilmeye çalışılır.
  • Kitsch sürekli biçimde gerçek sanat alanından beslenmekte,  sanat yapıtlarının fabrikasyon Kitsch kopyaları yapılmakta, röprodüksiyon tablolar, alçıdan dökme “Venüs”ler evleri süslemektedir.


  • Bir 16. yüzyıl İznik tabağı estetik yetkinliğin örneği olurken, günümüzde üretilmiş bezemeli anonim bir tabak Kitsch örneği olmaktadır.

    “Sahici sahtelik” ten söz eder Moles. “Strauss’un müziğinde, Gaudi’nin yapılarında, Cocteau’da yanar söner kitsch ışıkları” diyor Enis Batur.

    Bundan sonraki beş alıntı, Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği adlı romanından aktarılmaktadır.

    “Kitsch, alışılmamış bir durumdan yola çıkamaz; kişilerin belleklerine kazımış oldukları temel imgelerden türemek zorundadır.”

    “İnsanların yeryüzündeki kardeşliği ancak Kitsch temeli üzerine kurulabilir. Bunu en iyi bilen politikacılardır. Buldukları ilk çocuk ile poz verirler.”

    “Gücü tek bir politik hareket eline geçirdiğinde kendimizi totaliter Kitsch’in ortasında buluruz.”

    “Politik hareketler, politik Kitsch’i oluşturan düş, imge ya da sözcükler üzerinde yükselirler.”

    “Kitsch’in kökeninde varoluşla kayıtsız şartsız uzlaşma yatar. Ama varoluşun temeli nedir? Tanrı, insanlık, kavga, aşk, kadın vs. görüşler değiştiğine göre çeşitli Kitsch’ler vardır.”

    “Tarihsel birikimi sulandırıp günümüze aktarmak, tarihle bağlantı kurmak anlamına gelmez”, Heinrich Klotz.

    “Kitsch,sanatta kötü olan her şeydir”, Herman Broch.

    Çin’i 1997 yılında gezmiştim. O zamanlar böyle bir yapılaşma görmemiştim. Geçen ay Bloomberg Businessweek’te, fotoğrafları görünce hem çok şaşırdım, hem çok üzüldüm. Burada sadece birini paylaşıyorum. Diğerleri şunlardı: Hangzhou’da, Paris’teki apartman bloklarının aynısını inşa edip, ortasına bir de Eyfel Kulesi dikmişler !! Şanghay’da Hollanda teması kullanılmış. Çok büyük ebatta tahta ayakkabı, Hollanda tipi evler yapılıp, yel değirmeni de unutulmamış!! Changsha’da, bir havalandırma firması kurduğu kampüste yukarıda gördüğünüz Giza piramidinin replikasını yapmakla kalmamış, kampüsünün ana binasını  Versay ve Buckingham Sarayı’nın parçalarını birleştirerek oluşturmuş, bu binanın önüne de Deng Xiaoping’in heykelini dikmiş. Huizhou’da ise Avusturya modası hakim. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne aldığı Hallstatt evlerinin aynısını yapmışlar!! Tianjin’de, 16. Yüzyılda yaşamış olan Michel de Montaigne’in şatosu inşa edilmiş, ama yeterli gelmemiş olacak ki, önüne bir de Louvre’un cam piramidi eklenmiş.!! Ayrıca Beijing yakınlarında iki harika daha yapılmış: bir Fransız şatosu taklidinin önüne, Roma’daki St. Peter Meydanı oturtulmuş. Bir başka yerde gondola binmek ve ortası havuzlu bir Colosseum izlemek mümkün hale gelmiş. Ülkeyi bu sahte harikalarla doldurmalarını sebebini ise modern ve medeni kent ortamı yaratma gayreti ile açıklıyorlarmış. Tam dosyamıza uygun bir durum.

    Çin’i 1997 yılında gezmiştim. O zamanlar böyle bir yapılaşma görmemiştim. Geçen ay Bloomberg Businessweek’te, fotoğrafları görünce hem çok şaşırdım, hem çok üzüldüm. Burada sadece birini paylaşıyorum. Diğerleri şunlardı: Hangzhou’da, Paris’teki apartman bloklarının aynısını inşa edip, ortasına bir de Eyfel Kulesi dikmişler !! Şanghay’da Hollanda teması kullanılmış. Çok büyük ebatta tahta ayakkabı, Hollanda tipi evler yapılıp, yel değirmeni de unutulmamış!! Changsha’da, bir havalandırma firması kurduğu kampüste yukarıda gördüğünüz Giza piramidinin replikasını yapmakla kalmamış, kampüsünün ana binasını Versay ve Buckingham Sarayı’nın parçalarını birleştirerek oluşturmuş, bu binanın önüne de Deng Xiaoping’in heykelini dikmiş. Huizhou’da ise Avusturya modası hakim. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne aldığı Hallstatt evlerinin aynısını yapmışlar!! Tianjin’de, 16. Yüzyılda yaşamış olan Michel de Montaigne’in şatosu inşa edilmiş, ama yeterli gelmemiş olacak ki, önüne bir de Louvre’un cam piramidi eklenmiş.!! Ayrıca Beijing yakınlarında iki harika daha yapılmış: bir Fransız şatosu taklidinin önüne, Roma’daki St. Peter Meydanı oturtulmuş. Bir başka yerde gondola binmek ve ortası havuzlu bir Colosseum izlemek mümkün hale gelmiş. Ülkeyi bu sahte harikalarla doldurmalarını sebebini ise modern ve medeni kent ortamı yaratma gayreti ile açıklıyorlarmış. Tam dosyamıza uygun bir durum.

    Tabii Kitsch’ten yana olanlar da var….

    • Sanat dünyasında etik ve estetik olmayan için Kitsch kavramı kullanılır. Kitsch, saf inanç, beğeni, açık bir kalp veya özgünlük talep etmez. Uyandırdığı duygular özneldir, evrensel değil, kişiye özeldir. Kitsch, dünyevi ve süslüdür. Kitsch yaratılan değil üretilen şeydir. Dehanın ve ilhamın değil, çalışmanın ve zanaatın ürünüdür. Ahlaka ve beğeniye ilham vermez, izleyicisine yol göstermez. Kitsch sanata olan inancın bir ürünüdür.
    • Sanat dünyasında etik ve estetik olmayan için Kitsch kavramı kullanılır. Kitsch, saf inanç, beğeni, açık bir kalp veya özgünlük talep etmez. Uyandırdığı duygular özneldir, evrensel değil, kişiye özeldir. Kitsch, dünyevi ve süslüdür. Kitsch yaratılan değil üretilen şeydir. Dehanın ve ilhamın değil, çalışmanın ve zanaatın ürünüdür. Ahlaka ve beğeniye ilham vermez, izleyicisine yol göstermez. Kitsch sanata olan inancın bir ürünüdür.

      Broch ve Adorno Kitsch’i kitle zihniyeti ile bir tutarlar. Ondan korkarlar çünkü insanları düşünmeye sevk etmeksizin etkilediğine inanırlar”, Sindre Mekjan.

      “Kitsch fazlasıyla doğrudandır. Sanatçı güzelliği dolaylı bir biçimde ifade edecek yöntem kullanırken, Kitsch üreticisi dolaysız bir yol seçer”, Sindre Mekjan.

      “Geleneğe saygı Kitsch’te devam eder….Kitsch geçmiş kültürlerde yaratılan şeyin en iyisini çalar”, Odd Nerdrum.

    • Kitsch’in aynı zamanda yüksek formları vardır. “Kitsch’te Wagner gibi, Çaykovski gibi dehalar vardır”, Odd Nerdrum.

    Herşeyin taklidinin yapılması ile özgün üretimin ortadan kaybolması çok üzücü. Yeni kuşaklara da aktarılmakta olan toplumsal beğeni körlüğünü aşmak, yaratıcılığın öykünmecilik ve aktarımcılık dışında tutulabilmesi için sanat eğitiminin güçlendirilmesi gerekiyor.

    Postmodernizmi, kitsch’i yasallaştırmakla suçlayanlar var. Ancak, Postmodernizm bloğumuzda ayrı bir dosya olarak işleneceğinden burada detaya girmiyoruz.

    Yazımı konuya uygun bitirmek istiyorum: Arabamın arka camındaki başı sallanan arslan ile otoparktan çıkarken size sesleniyorum, “öptüm canım/öpüldünüz.”

    Yararlanılan Kaynaklar

    • Esmehan Aykol’un hazırladığı “Dört Yanım Kitsch Zulası” adlı yazı
    • Uğur Tanyeli’nin, Aslolan ” Kitsch”tir yazısı
    • Enis Batur’un, “ Kitsch Zevksizlik Estetiği ve Gündelik Yaşamın Eleştirisi” adlı yazısı
    • Kerim Fersan’ın, “O” mu, Değil mi adlı yazısı
    • Aykut Köksal’ın, “Kitsch’in Önlenemez Zorunluluğu” adlı yazısı
    • Milan Kundera, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, İletişim Yayınları
    • Odd Nerdrum et. al., Kitsch Üzerine, Mitos-Boyut Sanat Dizisi 1