Etiket arşivi: Taliban

Şiddet 50| Doğu’da Kadının Konumu 8

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015. Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çarşaf, Aykut Cömert, 2015.
Contemporary Istanbul 2015’te sergilenen siyah beyaz video eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Peçe takmadıkları için kızların yüzüne asit atan, ikiye ayırdıkları peçesiz bir kız öğrencinin çıplak bedenini Kabil Üniversitesi’nin bir dersliğinin kapısına çivileyen Gülbeddin Hikmetyar, ABD’nin sınırsız desteğini kazanmıştı. SSCB ile olan savaşta, Reagan hükumeti milyarlarca doları, Pakistan üzerinden Hikmetyar’a bağlı gruplara aktardı. 1989’da Sovyet ordusu Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Pakistan’daki kuran kurslarında eğitilmiş öğrencilerin oluşturduğu bir grup İslam köktendincisi Taliban adıyla ortaya çıktı.
  • Afganistan’da kadına baskıyı birincil hedef olarak benimseyen köktendinci Taliban ile kadınlar yasa zoruyla kamu yaşamından kovuldular, temel haklarından yoksun bırakıldılar. Afgan kadınlarının mesleklerinde çalışmalarını, okula gitmelerini, erkek doktorlarca muayene edilmelerini, makyaj yapmalarını, süslenmelerini, erkek bir akrabanın eşliği olmadan ve burka denen giysi ile örtünmeden sokağa çıkmalarını yasakladı. Burkaların altına renkli giysi giymeyi, genç erkek ve genç kızların görüşmesini, erkek kuaföre saç yaptırmayı, güzellik salonlarına gitmeyi de yasaklar arasında saymamız lazım. Taliban ayrıca televizyonu, müziği, dansı, ıslık çalmayı, fotoğraf çektirmeyi ve her türlü eğlenceyi yasakladı. Toplu taşım araçlarında kadınlarla erkekler ayrı bölümlerde oturuyorlar. Erkeklerin kadın iç çamaşırı satması da yasak. Erkeklerin de sakal bırakıp beyaz takke giyme zorunluluğu vardır. Tüm bu kuralları ahlak polisi denetler. Burkanın altına beyaz ayakkabı giymek, beyaz Taliban bayrağına hakaret sayıldığından kırbaç cezasını gerektirir. Oje sürenin parmaklarını kesmek, yalnız sokağa çıkan kadınlara dayak, kocaya ihanet ölüm cezası alır.
  • Afganistan’da eşcinsellerin canlı canlı gömülme ve buldozerle ezilme cezalarına çarptırılmışlıkları vardır.
  • Afganistan’da çocuk yuvaları da kapatılmıştı. Afyon üretimini denetlemesi nedeniyle ABD’den mali destek alan Taliban, 2001 yılında ABD askerinin Afganistan’a çıkması ile iktidardan düştüyse de aşırı dinciler kız okullarına silahlı saldırı düzenlemeye devam ediyor.
  • Suudi Arabistan, kadın haklarının sistematik olarak ihlal edildiği bir ülkedir.
  • 5 Ocak 2017 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, Endonezya Merkez Bankası tarafından tedavüle sokulan yeni banknot ve madeni paralarda, ülke tarihinde önemli rol oynamış kadınların başörtüsüz resimlerine yer verilmesi ve bahsi geçen 11 ulusal kahramanın beşinin Müslüman olmaması tartışma yarattı. Habere göre, Endonezya Merkez Bankası kararı savunarak, ülkenin ulusal kahramanlarının dinlere göre seçilmediğini belirtti.
  • UNICEF’e göre dünyada 120 milyon çocuk okula gitmiyor. Büyük bir çoğunluğu kızlardan oluşan bu çocukların %80’i Afrika’da, Büyük Sahra’nın güneyinde ve Güneydoğu Asya’da yaşıyor.
  • 2017 yılında Suudi Arabistan’da bir devrim gerçekleşti! Kral Salman’ın fermanı ile Haziran 2018’den itibaren kadınlar otomobil kullanabilecek. 1990, 2011 ve 2013 yıllarında otomobil kullanma hakkı için mücadele eden kadınlar Vahabi aşırıcılara rağmen başardılar.
Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015. Antika anatomik poster üzerine akrilik. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

Human Target, Kezban Arca Batıbeki, 2015.
Antika anatomik poster üzerine akrilik.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Contemporary İstanbul 2015.

 

 

Şiddet 16 | Cinsel Şiddet 1

  • Mezopotamya inançlarında tecavüz yaradılış için neredeyse zorunluydu.
    Göklerin tanrısı Enlil, sonradan karısı olacak Tanrıça Ninlil’e tecavüz etmiştir. Bu tecavüz, bir yaratım için mecburiyet arz eder gibi yansıtılarak rasyonelleştirilmiş; bu tecavüzün neticesinde Ay Tanrısı doğmuştur.
    Enki, Nintu’ya tecavüz etmiş, Ninmu doğmuş,
    Enki, Ninmu’ya tecavüz etmiş, Ninkurra doğmuş,
    Enki, Ninkurra’ya tecavüz etmiş, Uttu doğmuş,
    Enki, Uttu’ya tecavüz etmiş, dünyadaki bitkiler doğmuş.
  • Hammurabi (MÖ 1811-1750) kanunları arasında “Bir kişi hırsızlık yaparsa eli kesilir; tecavüz ederse ölüm cezası alır ya da erkeklikten men edilir” hükmü vardır.
  • Fallus, verimliliğin simgesi olarak görülmüştür. Yeryüzünün dört bir köşesinde fallus tapımı yaygındı. Organın kesilip toprağa atılması ve ondan çıkan tohumların ürünü artırmasıyla ilgili pek çok efsane vardır. Kibele rahipleri, toprağı tohumlayıp bol ürün almayı sağlasın diye, erkelik organının tamamını kesip gömerlermiş. Attis-Agdistis-Adonis mitolojide erkeklik organını kesmiş tanrılardır.
  • Kadim Yunan inancında Zeus pek çok tanrısal varlığın yanı sıra kadına da tecavüz etmiştir. Zeus’un en sık estetize edilen tecavüzü Leda ile olanıdır. Leda’nın tecavüz sırasında bir hayli mutlu betimlenmesi ile tecavüz meşrulaştırılmaya çalışılmıştır, denebilir. Batı uygarlığı bu tecavüzleri, aşk öyküleri olarak sunmuştur. Antik Yunan kültürü tecavüz kültürünün öncülerindendir.
  • MÖ 6. yüzyılda Solon Yasaları uyarınca tecavüze uğrayan kadına suçlu gözüyle bakılıyor, eşini aldatmış gibi cezalandırılıyor, törenlere katılması ve takı takması yasaklanıyor, toplumca aşağılanmayla, toplumun dışına itilmekle cezalandırılıyordu.
  • Platon (MÖ 429-347), cinselliğin kontrolünü siyasal bir araç olarak görmüştü. Onun inancında dünyasal zevklerin lanetlenmesi, cinselliği bir elit yaratmanın aracı olarak görmesi, devletin gereksinmelerine sınırsız öncelik tanıması Nasyonal Sosyalistlerin üstün ırk hayalinde; Çin’de, Mao üniformaları içinde kadınlarla erkeklerin cinsiyetlerinin ayırt edilemeyişine; Taliban’ın şiir, müzik, kuaför salonlarını yasaklamasında kendini göstermeye devam etti denebilir. Totaliter devletler, kadının süslenmesinden hoşlanmaz.
  • Eski Yunan’da erkeğin eşine ihaneti boşanma sebebi sayılmıyordu. Bu anlayış 1923 yılına kadar İngiltere’de de devam etti.
  • Remus, öfkeli kardeşi Romulus tarafından öldürüldü. Romulus, Roma’nın yedi kralının ilki oldu. Romulus efsanesi, pek de asalet, cesaret, doğruluk destanı sayılmazdı. Fakat Romalılar buna bayılmıştı, ne de olsa onlar Mars’ın çocuklarıydı. Mitolojide Mars, tecavüzcü ve çocuklarını öldürmeye teşebbüs eden bir tanrıydı. Şiddet, Romalıların kanında vardı, Roma şiddetten doğmuştu. Roma’nın kuruluşunda Romulus’un tertibi ile Sabin kadınlarına tecavüz edilmişti. Roma kültürü, bir tecavüz miti üzerine inşa edilmişti. Roma’da, Romulus’a atfedilen yasaya göre, bütün erkek çocuklar ve sadece ilk doğan kız çocuklar büyütülebiliyorlardı.
Bikaner Kalesi, Racistan, Hindistan. Cinsel şiddetten sakınmak için Pers işgaline uğrayan Ksanthos’ta erkekler, kendileri öldükten sonra geride kalan kadın ve çocukların yaşayacağı trajediyi düşünerek onları kalenin içine toplayarak yakmışlardı. Ksantoslular aynı şeyi Brutus’un kuşatmasında da tekrar etmişlerdi. Racistan’da Bikaner şehrinin kalesi, Mughal İmparatorluğu orduları tarafından kuşatıldığında, kaledeki kadınlar erkekleri savaşta öldü haberi aldıkları için kendilerini yakıyorlar. Bu bir sati uygulaması. Kadınlar ateşe atlamadan önce ıslak sıvaya el izlerini bırakıyorlar. Buna Cohar deniyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2003.

Bikaner Kalesi, Racistan, Hindistan.
Cinsel şiddetten sakınmak için Pers işgaline uğrayan Ksanthos’ta erkekler, kendileri öldükten sonra geride kalan kadın ve çocukların yaşayacağı trajediyi düşünerek onları kalenin içine toplayarak yakmışlardı. Ksantoslular aynı şeyi Brutus’un kuşatmasında da tekrar etmişlerdi.
Racistan’da Bikaner şehrinin kalesi, Mughal İmparatorluğu orduları tarafından kuşatıldığında, kaledeki kadınlar erkekleri savaşta öldü haberi aldıkları için kendilerini yakıyorlar. Bu bir sati uygulaması. Kadınlar ateşe atlamadan önce ıslak sıvaya el izlerini bırakıyorlar. Buna Cohar deniyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2003.

 

 

Özbekistan Gezisi 53 Türkiye Cumhuriyeti Özbekistan İlişkileri

  • 16. yüzyıldan sonra Şiilik İran’ı Orta Asya hanlıklarının siyasal düşmanı haline getirmişti. Safeviler yeni oluşmuş Özbek devletini yendikten hemen sonra Çaldıran Savaşı’nda Osmanlı padişahı I. Selim (1512-1520) tarafından bozguna uğratıldılar ve bu zafer Özbek devletinin yeniden canlanmasına ve Osmanlı İmparatorluğu ile uzun süren bir ittifakın oluşmasına yol açmıştı.
  • Özbek hacılar, Acem ülkesinden uzak durup Osmanlıların elindeki toprakları kullanmayı tercih ettiler.  Orta Asyalılar İstanbul’da mola verilmeden yapılan haccı eksik kabul etmeye başladılar. 1517’de İstanbul halifelik merkezi olunca Halife-Padişah Rusya Müslümanları için bir şeyler yapabilecek tek yönetici haline gelmişti.
  • Bölgenin insanlarıyla ortak kültürel, dilsel ve dinsel bağları olmasına rağmen Türkiye’nin 1980’ler öncesinde Orta Asya cumhuriyetleriyle pek ilişkisi olmadı.
  • 1982 yılında zamanın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in talimatıyla Pakistan’dan Türkiye’ye getirilen 5000 Afganistanlı Türk göçmeninden Özbekler Antakya’ya, Türkmenler Tokat’a, Kırgızlar Van’a yerleştirilmişti.
  • 1991 sonrasında yeni oluşan Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve daha sınırlı bir düzeyde olmak üzere Tacikistan’la ilişkiler büyük bir hızda gelişti. Türk hükümeti bu ülkelerin bağımsızlığını ilk tanıyanlar arasındaydı. Resmi tanımanın hemen ardından Türkiye, Orta Asya’nın başkentlerinde diplomatik misyonlar oluşturdu. Bu ülkelere Ankara’da büyükelçilik olarak kullanmaları için binalar tahsis edildi. Türkiye, yeni devletlerin BM’ye ve çeşitli Avrupa örgütlerine üyeliği için gereken formaliteleri başlattı. Karşılıklı ziyaretler yapıldı, anlaşmalar imzalandı. ABD Başkanı George Bush, bu faaliyetleri desteklediklerini açıkladı. Türkiye, İran karşısında kültürel bir panzehir olarak görülüyordu.
  • Türkiye vekil olarak görev almayı ve Orta Asya devletlerinden gelecek dışişleri bakanlığı personelinin eğitimine yardımcı olmayı kabullenen ilk ülkelerden biri oldu.
  • 1991’de imzalanan Türkiye-Özbekistan diplomatik teknik yardım protokolüne göre,
    Türkiye Dışişleri Bakanlığı Özbek diplomatlara profesyonel eğitim verecek,
    Türkiye elçilikleri karşılıklı belirlenecek bir dönem boyunca Özbekistan’ı temsil edecek, bu ülkenin haklarını ve çıkarlarını üçüncü ülkeler nezdinde koruyacaktı.
  • Fransız desteği ile Taşkent’te Özbek diplomatlarını eğitmeye yönelik olarak kurulmuş üniversitenin rektörü Özbek Dışişleri Bakanıdır.
  • Türkiye çeşitli Orta Asyalı bürokratları, özellikle de ekonomistleri eğitim için davet etti.
  • TC, her cumhuriyete öğrenim bursu vermeye başladı; Avrasya TV programlarını Orta Asya’ya iletmeye başladı. Ülkeler arasında düzenli uçak seferleri başladı.
  • Moskova, Türkiye’yi Pantürkçü amaçlar gütmekle suçladı. Oysa Pantürkçülük ve Panturancılık Orta Asya’da asla popülerlik kazanmamıştı. Bunları savunanlar 1908-1918 arasında küçük bir Azeri, Tatar ve Türk aydınlar grubuydu. Panislamcılık ise 1880-1920’de, Müslümanları Rus hakimiyetinden kurtarmanın bir yolu olarak düşünülmüştü. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Pantürkçülük iddialarının temelsiz olduğunu belirtti.
  • Orta Asyalı subayların oldukça büyük bir bölümü Türkiye’de ya da Türkler tarafından eğitilmekte.
  • Ulusçular, Türkiye’nin ağabey olarak nitelendirilmesini isterken, bu görüş eski Sovyet Türkleri tarafından resmi yollardan reddedildi.
  • Aralık 1991 tarihinde Baltık Devletleri ve Gürcistan (1993) hariç, tüm eski Sovyetler Birliği Cumhuriyetleri Rusya’nın kurduğu Bağımsız Devletler Topluluğu’na katıldılar, askeri paktlar imzaladılar.
  • 1992-1993 yıllarında TC Orta Asyalı cumhuriyetlere mal ve projeler için toplam bir milyar dolar kredi verdi; Türk Kızılay’ı da 143 milyon dolarlık gıda ve tıbbi yardım bağışında bulundu.
  • 1993 yılında Kazakistan hariç, Orta Asya Cumhuriyetlerince imzalanan Kiril Alfabesinden Latin Alfabesine geçiş anlaşması Antalya’da imzalandı. Kazakistan’da etnik yapıdan ötürü birden fazla alfabe kullanıldığı için bu konuda ihtiyatlı davranıldı. Antalya’da birkaç gün süren konferans sırasında 34 harften oluşan bir Latin Alfabesi geliştirildi ve bunun Türkçe konuşan ülkeler için ortak olacağı konusunda mutabakata varıldı. (Dünyada Türkçe konuştuğu bilinen 30 halk bulunmakta.)
  • Türkiye’nin Özbek muhalif liderlere sığınma hakkı tanımasına Kerimov’un tepki göstermesi nedeniyle Özbekistan Türkiye ile olan ilişkilerini en alt düzeye indirdi. Bu durum 1995 yılına kadar sürdü.
  • 1996 yılında Afganistan’da ikili yönetim ortaya çıktı: Kuzeyde 2001 yılına kadar Ahmet Şah Mesut komutasındaki  Kuzey İttifakı ile Güneyde Taliban. İçinde Türkiye’nin de yer aldığı Batı, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Kazakistan, Rusya, Hindistan ve 2001 yılından itibaren Pakistan Kuzey İttifakı’na destek verdi.
  • 1999 yılındaki olaylar sonrasında Türkiye Özbekistan ilişkileri yeniden soğudu.
  • Ankara ile Taşkent’in arasını açan, bir suikast olarak tanımlanan girişim oldu. Şubat 1999’da Taşkent’te dört ayrı yerde bombalar patladı. 13 kişi öldü, 124 kişi yaralandı. Kerimov, olayın bir suikast girişimi olduğunu söyledi. Suikasta Türkiye vatandaşının da katıldığı suçlaması, ilişkilerdeki kırılma noktasıydı. Sanıklar birkaç hafta sonra Türkiye’de yakalandı, Özbekistan’a iade edildi. Necmettin Erbakan’ın, Taliban’ın üslerinde eğitim alan ve suikasttan sorumlu tutulan Özbekistan İslami Hareketi adlı örgütün lideri olan Tahir Yoldaşev’e 100.000 dolar para yardımında bulunduğu öne sürüldü, Erbakan sessiz kaldı. Kerimov Yoldaşev’i, Vahabiler ile işbirliği yapmakla suçlarken, Muhammet Salih’i de suikast girişiminden sorumlu tutuyordu. Bu olayın ardından Taşkent yönetimi, Türkiye’de eğitim gören Özbek öğrencileri geri çekti.
  • Karzai ile arası açılınca ev hapsinde tutulan Raşid Dostum, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın gönderdiği özel uçakla Türkiye’ye getirildi. Afganistan’da hakkında adam kaçırma, işkence, saldırı ve haneye tecavüz suçlamalarıyla dava açılan Dostum’un, hakkındaki soruşturmaya son verilmesi karşılığında Türkiye’ye gelmeyi kabul ettiği söylendi. Refah-Fazilet çizgisinin Taliban’a karşı savaşan Özbek General Raşit Dostum’a da sırt çevirmiş olduğu basında yer alan iddialar arasındaydı.
  • Kerimov özellikle Refahyol döneminde Türkiye’de okuyan Özbek öğrencilerin köktendinci akımların etkisine girdiğinden yakınmıştı.
Muhammed Salih, eşi ve kızı ile Frankfurt’ta. Eşi Aydın Salih vefat ettiği zaman cenazesinin Karaca Ahmet Şakirin Camii’nden kaldırıldığı, cenazeye milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve çok sayıda devlet erkanının katıldığı habererk’te yer aldı. Fotoğraf:qulnoma.wordpress.com

Muhammed Salih, eşi ve kızı ile Frankfurt’ta.
Eşi Aydın Salih vefat ettiği zaman cenazesinin Karaca Ahmet Şakirin Camii’nden kaldırıldığı, cenazeye milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve çok sayıda devlet erkanının katıldığı habererk’te yer aldı.
Fotoğraf:qulnoma.wordpress.com

  •   Özbek muhalefet partisi ERK’in lideri ve 1991’de İslam Kerimov’un karşısındaki tek cumhurbaşkanı adayı Muhammet Salih (1949-) de iki ülke arasındaki bir başka sürtüşme konusu olmuştu. Salih, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %33 oy almış, ancak sonradan yapılan resmi açıklamada oy oranı %12.7’ye düşmüştü. Salih 1993 yılında gözaltına alınmıştı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Özbekistan ziyareti sırasında Kerimov’dan Muhammet Salih’i serbest bırakmasını rica etmiş, Salih, Özal ayrıldıktan bir gün sonra serbest bırakılmıştı. Önce Azerbaycan’a giden Salih, Özal’ın daveti üzerine Türkiye’ye geldiğinde Özal birkaç saat önce ölmüştü. 1994 yılında Kerimov Salih’in TC’de yaşamasından duyduğu rahatsızlığı iletince, Türkiye Salih’i önce Kıbrıs’a oradan da Almanya’ya gönderdi.
  • Aynı zamanda şair olan Muhammet Salih’in şiir kitabının önsözünü Bülent Ecevit yazmıştı.
  • Muhammet Salih, ABD’nin 11 Eylül şüphelileri listesinde de yer almıştı.
  • Muhammet Salih Türkiye’den ayrıldı ama Özbekistan-TC ilişkileri düzelmedi.
  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2003’te Özbekistan’ı ziyaret etti.
  • 2005’te Andican kentinde düzenlenen protesto gösterisinde güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu yüzlerce kişinin ölmesinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ele alındığı oturumda Türkiye’nin Özbekistan aleyhine oy kullanması, Taşkent’i çok kızdırdı. Davutoğlu’nun ifadesiyle, iki ülke arasında 2006’dan bu yana yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan bir durağanlık yaşandı.
  • Daha Andican Olayları yaşanmadan, Özbekistan’a girerken benim gibi yeşil pasaportu olanlar bir müddet bekletilmiş, hafif bir zorluk çıkartılmıştı.
  • Andican Olaylarından sonra Özbekistan’da yatırımı olan, Özbekistan ile ticaret yapan Türk girişimciler büyük zorluk yaşadılar. Lisanslarının iptal edilmesi, ülkeyi terk etmeye zorlanmaları gibi.
  • 2009′da Nahcivan’da imzalanan anlaşma ile, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye arasında Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi kurulmuş, Türkmenistan ve Özbekistan tarafsızlık politikaları nedeniyle konseye katılmamıştır.
  • Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 10-12 Temmuz 2014 tarihlerindeki Özbekistan ziyareti, ikili ilişkiler açısından bir dönüm noktası oluşturdu. Türkiye ile Özbekistan arasında 13 yıl aradan sonra Dışişleri Bakanları düzeyinde gerçekleşen bu temasın, çeşitli nedenle durağanlaşan ikili ilişkileri yeniden canlandıracağı düşünüldü. Aynı gün Türk Dışişleri Bakanı’nı Aksaray Köşkü’nde Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov da kabul etti.
  • TC Başbakanlık verilerine göre Türkiye’de Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden 12335 öğrenci öğrenim görmektedir ve 2010-2013 yılları arası Asya ülkelerinden 8 bin 241 öğrenciye burs verilmiştir.
  • Orta Asya’da açılmış Türk okulları biz oradayken bazı zorluklar yaşıyordu. Türkmenistan’daki okulların Türk Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmaları istenmiş, bu değişim gerçekleştirilmişti. Oysa Özbek makamları böyle bir uzlaşı aramadan Türk okullarını kapatmıştı.

 

Özbekistan Gezisi 49 Politik Gelişmeler 2

  • Eski Özbekistan Komünist Partisi’nin devamı olan, İslam Kerimov’un (1938-) Demokratik Halk Partisi siyasal yaşama egemendir. Kerimov, siyasal kariyerine SSCB’nin Komünist Partisi’nde başlamıştı. Özbekistan’da toplam beş siyasal parti vardır ama muhalefet partileri yasaklar ve baskıcı önlemler nedeniyle siyasal yaşamda etkisizdir.
  • Tacikistan’da İslamcı söylemi benimseyen Tacik muhalefetini tehdit olarak gören Rusya ve Özbekistan Tacikistan iç savaşına aktif olarak müdahale etmiştir.
  • 1992 yılında komşu Tacikistan’da yaşanan iç savaşı Kerimov, ülke içindeki muhalefeti sert yöntemlerle sindirmek için kullandı.
  • 1993 yılında Orta Asya devletleri rubleden ayrılarak kendi para birimlerini oluşturdular; Özbekistan’ın para birimi sum oldu.
  • 1994 yılında yapılan parlamento seçimlerinde Kerimov yanlıları büyük çoğunluk elde etti.
  • 1994’te serbest piyasa ekonomisine geçiş yönündeki adımlar hızlandırıldı. Özbekistan’ın İran ve Rusya’ya karşı mesafeli duruşu, Batı ülkelerinden geniş çaplı yardım almasını sağladı. Aynı yıl Özbekistan ve Kazakistan, Rusya’dan yapılan ithalatı kısma kararı aldı.
İslam Kerimov. Fotoğraf: www.dunyabulteni.net

İslam Kerimov.
Fotoğraf: www.dunyabulteni.net

  • Kerimov, sınırlı miktarda özelleştirmeye izin verirken, devletçi ekonomik yapıyı koruma kararı aldı. Bazıları bunu Çin ya da Şili (Pinochet) modeli olarak tanımlar.
  • 1995 yılında yapılan referandumla Kerimov’un görev süresi 5 yıl uzatıldı.
  • 1995 yılında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan bir devletler arası konsey, bir dışişleri bakanları konseyi ve Orta Asya İşbirliği Bankası kurdular.
  • 1996 yılında başlayan siyasal yumuşama, 1998’de özellikle İslamcı muhalefeti hedef alan yasaklayıcı düzenlemelerle sona erdi.
  • ABD’nin açık  desteğinde, 1997 yılında Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova tarafından kurulan, adını kurucu ülkelerin baş harflerinden alan çok uluslu örgüte 1999 yılında Özbekistan da katıldı ve örgütün adı GUUAM oldu. Aynı zamanda, Sovyetlerin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan eden devletlerin Rusya ekseninden fazla uzaklaşmaması için kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu’na (BDT) da üye olan bu beş devletin çalışmalarını ayrı bir platformda sürdürme istekleri Rusya’yı rahatsız etti. Rusya ile sorunları olan ülkelerin Birlik’te yer alması, örgütün BDT’nin içindeki Batı Bloğu diye anılmasına yol açtı.
  • Kerimov yönetimi 1998 yılında Yabancı Yatırımlar Kanununu kabul etmiş, yabancı sermayeli şirketlere vergi istisnaları, sermaye mallarına gümrük vergisi muafiyeti sağlamıştır.
  • 1999 yılında yapılan parlamento seçimlerini Kerimov yanlıları kazandı; kendisi de 2000 yılında %92 oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildi. 2007’deki seçimde ise oyların %88’ini aldı.
  • Taşkent, 1999’da Moskova’nın önderliğindeki Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) bünyesindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden ayrılmıştı. Nedeni de söz konusu örgütün üye ülkelere askeri müdahale yapabilmesi ve bunun da Özbekistan’ın anayasasına aykırı olmasıydı. Taşkent, 2006’da bu örgüte tekrar üye olurken, 2012’de bir kez daha bu örgütten ayrıldı. Aralık 2013’te ise BDT Serbest Ticaret Bölgesi’ne üye olacağını beyan etti.
  • 1999’da bombalamalar sonrasında yapılan tutuklama ve yargılama süreçleri, istihbarat ve güvenlik güçlerinin uyguladığı baskıcı yöntemler Batı’da tartışılmaya başlandı. Bombalamalardan, o sırada Norveç’te bulunan, 1991’deki ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kerimov’un rakibi olan Muhammed Salih ile Özbekistan İslami Hareketi liderleri Tahir Yoldaşev ve eski bir tren soyguncusu olan Cuma Namangani’nin sorumlu tutulması Azimcan Askarov’un ifadesine dayandırılmıştı. Ancak daha sonra Askarov’un Batılı gazetecilerle görüşürken Muhammed Salih’in sorumluluğuna ilişkin tüm suçlamaların düzmece olduğunu açıklaması bir skandala neden olmuştu.
  • Taliban’ın, Orta Asya yönetimlerini devirmeye hazırlanan radikal hareketleri beslediği biliniyordu.
  • 2001 Haziran ayında Özbekistan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katıldı.
  • 11 Eylül sonrası, 2001 Eylül ayında ABD’nin bölgeye gelerek Afganistan, Özbekistan ve Kırgızistan’a yerleşmesiyle yeni bir jeopolitik oluşum ortaya çıktı.
  • 11 Eylül sonrası Afganistan harekatına destek veren ve Batı müttefiki olan Özbekistan, Ekim 2001’de ABD’ye Hanabad askeri üssünü kurma izni verdi.
  • ABD’nin Afganistan operasyonunun başlamasından sonra, Afganistan’da kamplar kuran ve 1999 yazında Kırgızistan ve Özbekistan’a saldırılar düzenleyen Özbekistan İslami Hareketi dağıtıldı, hareketin kalıntıları Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Bu örgüt, Başkan George Bush’un New York ve Washington’daki terör eylemlerinin sorumlusu olarak saydığı üç örgütten biri idi (diğer ikisi El Kaide ile İslami Cihad).
  • Kerimov’un görev süresi 2003 yılında yapılan bir referandum ile beş yıldan yedi yıla çıkarıldı. 2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olabilmesi için gerekli olan yasal düzenleme de yapıldı.
  • 2003 Kasım ayından itibaren önce Tiflis’te sonra Kiev ve Bişkek’te gerçekleşen iktidar değişiklikleri Rusya ve Orta Asya liderlerini rahatsız etti.
  • Kerimov, 2004’te yapılacak parlamento seçimleri öncesi, başta Andican olmak üzere, vilayet yönetimlerinde değişiklikler yaptı. Kendisinin atamış olduğu bu yöneticileri görevden alırken yapılan suçlamalar hakkında hukuki işlem yapılmadı.
  • 2004 yılında ABD ve İsrail Büyükelçiliklerine intihar eylemleri düzenlendi. Teröristlerin başka ülke vatandaşları (Kazakistan) olduğu iddia edildi. Tiflis olaylarının ardından Soros Vakfı’nın ülke içindeki faaliyetlerine son verildi; üniversitelerdeki yabancı görevlilerin ayrılması sağlandı; diğer uluslararası kuruluşlara sıkı denetim getirildi.
  • Anayasada yapılan değişikliklerle parlamento, Alt Kanat ve Senato olarak ikili yapıya dönüştürüldü; cumhurbaşkanının yetkilerinde görünürde kısıtlamalara gidildi.