Etiket arşivi: Süprematizm

Çağdaş Sanata Varış 89| ABD Sanatı 8 | 2.WW Öncesi

  •   İkinci Dünya Savaşı’nı hazırlayan, Avrupa’daki sosyal iklimi bozan olaylar, neredeyse Savaş’tan on yıl önce başlar. Şartlar, özellikle bazı kesimler için, gittikçe daha zor hale gelir. Bu kesimlerden biri de sanatçılardır. Yaratabilmek için gerekli olan özgürlük ortamının yitirilmesi onları göçe zorlar. Hele Modern Sanat yapıyorlarsa ve bir de Yahudi iseler.
  • Yerleşmek için genellikle ABD tercih edilir. Man Ray gibi Avrupa’ya gitmiş olan ABD’li sanatçılar da ülkelerine geri dönerler. 1935 yılında ABD’ye göç eden ilk grupta Bauhaus’tan gelen Albers, Maholy Nagy, Gabo, Gropius, Hofmann, Magritte, De Chirico, Miro, Man Ray vardı. New York tercih edilen şehir oldu.
  • 1940 yılında ABD’ye göç eden grupta ise Breton, Ernst, Masson, Dali, Matta, Mondrian, Chagall vardır.
  • Sanatçılar ABD’ye göç ettiklerinde ABD’de müzeler, galeriler, sanat eleştirmenleri, sponsorlar ile oluşmuş bir sanat piyasası vardı. Dolayısıyla iltica eden sanatçılar ile ABD’deki sanatçıların iletişim ortamı hazırdı.
Hans Hofmann (1880-1966), Provincetown House, 1940. Fotoğraf:pictify.com

Hans Hofmann (1880-1966), Provincetown House, 1940.
Fotoğraf:pictify.com

  • Hofmann, ABD sanatının Ekspresyonist tarafını,
    Bauhaus grubu ise ABD sanatının Formalist ve Geometrik Soyut tarafını kurdu denebilir.
    1910’larda Avrupa’dan aktarılan soyut sanat, Sürrealizm, Hofmann ve Bauhaus etkisinin oluşturduğu sentezin ABD sanatını ortaya çıkardığı kabul edilir.

    Asıl öncüler Duchamp, Albers ve Hofmann olmuştur. Sanatı Kübizm ve Alman Ekspresyonizm’i karışımı olan Hans Hofmann’ın sanatından çok hocalığı önemsenir, ABD sanatına katkısının büyük olduğu düşünülür. Hofmann, yaz okulları kurmuş, sanatçılara bir şeyi önce denemek, sonra ifade etmek gerektiğini aşılamıştır. Estetik tecrübeden geçmek ve içtekini dışa aktarabilmek gerektiğini öğretir. Zeki Kocamemi, Ali Avni Çelebi ve Mahmut Cuda da Hofmann’dan etkilenmiş sanatçılarımızdır.

  • 1940-1942 arasında ABD sanatında sentez dönemi başlar. Bu sırada Avrupa’da sanatsal açıdan pek bir şey yoktur. Gruplar dağılmış, Savaş başlamıştır.
  • ABD’nin ilk kez uluslararası düzeye çık­masına ve dünya sanatını yönlendirmede etkili ol­masına, bu iletişim sonucu 1940′ların başlarında ortaya çıkan Soyut Dışavurumculuk akımı neden olmuştur. Dünyaca bilinenen ilk Amerikan sanatı olan Soyut Dışavurumculuk’a New York Ekolü de dendi. Bu akım önceleri büyük ölçüde Sürrealizm’in, Konstrüktivizm’in, Yeni Plastisizm‘in ve Suprematizm‘in etkilerini yansıtmış; savaşın sona ermesiyle ülkelerine dönen Avrupalı sanatçıların sahneden çekilmesiyle kendi öz benliğine kavuş­muştur.
  • ABD’de Ekspresyonizm’in, Konstrüktivizm’in, Sürrealizm’in soyutu yapılmıştır. Figür olmadığı için yorum hissettiklerimize bağlıdır.

    Böylece Avrupa sanatı ile ABD sanatını, tarihsel olarak, aynı noktaya getirmiş olduk. Soyut Sanat’ı anlattığımız 74. ve 75. bölümlere şimdi tekrar göz atmak faydalı olabilir.

Çağdaş Sanata Varış 73 | Soyut Sanat 1

  • Soyut sanatın ortaya çıkışı 100 yıldan daha eskiye dayanır.
  • Soyut bir resim, bir şeyi, bir fikri, düşünceyi, felsefeyi veya estetik deneyimi temsil edebilir ve bildiğimiz bir şeye benzemesi gerekmez.
  •  Soyut, dünyaya ilişkin görsel deneyimimizi andırmayan eserlerdir. Daha esnek bir tanımda ise soyut resmin belirli formları belirli bir düzeyde benzerlik taşıyabilir. Doğa ve objeler soyutlanarak temsil edilebilir. Bu tür yorumlar soyut olarak kabul edilebilir, ama soyutlama olarak nitelendirmek daha doğru olur.
  • Mimetik olmayan biçimler geliştirilerek mimesisin sanat olarak algılanması sorgulanmıştır.
  • Sanat temsil eder, bir şeyi simgeler ama o şeye doğalcı veya mimetik düzeyde benzemesi gerekmez.
  • Soyut sanat konu sunmaz, bakan kişiyi yönlendirmez.
  • Figüratif değildir. Bir kişiyi, sahneyi veya gerçek bir nesneyi temsil etmez.
  • Soyut sanat, biçimler ve renklerin temsili olmayan, öznel kullanımı ile yapılan sanattır.
  • Soyut sanat yapan sanatçılar çevreden kopup, doğrudan doğruya kendi iç enerjileri ile diğer enerjiler arasında bağ kurmaya çalışırlar.
  • Soyut sanat şahsi değildir, evrenseldir.
  • Soyut sanat anlamak için değil, hissetmek içindir.
  • Sinestezik (herhangi bir duyunun uyarımının otomatik olarak başka bir duyu algısını da tetiklemesi) düşünenler harfleri ve sözcükleri görselleştirerek görür; bazıları müziği aynı şekilde görür. Bazı kişiler nesnelerin yapısı, düzenlenişi ve yan yana duruşlarının iyice farkındadır; buna karşılık kimileri esas olarak ışığı, dengeyi ve renklerin karşılıklı etkileşimini görür.
  • Sözcükler gerçek dünya referansları olmadan işlev göremezler ama müzik notaları, renkler ve soyut biçimler, eserin ötesindeki dünyada var olmayan şeyleri temsil edebilir. Bu durumda eser, yeni olanakların, yeni ruh hallerinin, düşüncenin ve duygunun yeni alanlarının bir bağlaşığı haline gelir. Soyut Sanat gibi müzik de birtakım şeylerin oldukları haliyle çağrışımlarını yapabildiği gibi, olmaları gereken ya da ideal bir dünyada olabilecek şeyleri de akla getirebilir. Soyut biçimler hiç gerçekleşmemiş olayları, henüz düşünülmemiş düşünceleri ve hissedilmemiş duyguları uyandırabilir. Onlar daha önce hiç bir araya gelmemiş birtakım şeyleri yeni bir şekilde buluşturabilirler. Organik şekillerin olmadığı bir dünyayı, sınırsız şekillerin ve renklerin dünyasını akla getirebilir.
  • Konstrüktivizm ve De Stijl soyutlamayı heykel ve mimariye de taşıyan akımlardır.
  • Soyut sanatı savunanlar, onun en büyük özgürlüğün sanatı olduğunu söylerler.
  • Oranların estetiğini çağrıştıracak bir geometrik uyum kavramı geliştirmiş tek modern sanat ekolü soyut sanattır.
  • Soyut sanat gerek doğaya, gerekse de gündelik hayata köle olmaya başkaldırarak bizlere saf biçimler sunar.
  • Oranların estetiğine Yeni Pitagorasçı bir dönüştür.
  • Soyut eserler genellikle sokaktaki insanların Güzellik anlayışına aykırı eserlerdir.
  • Soyut sanatın rolü, doğanın gizemlerini farklı bir yönden görme deneyimleme yollarını sunmaktır.
  • Fütürizm (1909-1939), Orfizm (1912), Neo Plastisizm/De Stijl (1912-1917), Süprematizm (1913-1920), Konstrüktivizm (1916), Geometrik Soyutlama adını alıyor. Bu dönemin ressam ve heykeltraşlarının geometrik ve çok bilimsel, matematiksel yaklaşımları oldu. İyi renk armonileri; hangi karenin hangi kareyle dengelenmesi gerektiği; ışığın renklerden yansıyışı, hangisiyle ters düştüğü, birbirlerini nasıl etkiledikleri gibi, karşıdakine hiçbir şey iletmeyen, kendisinden başka hiçbir şeyin simgesi olmayan, çok bilimsel, mantıklı soyutlamalar yapıldı.
  • Amerikan Formalizmi’nden önce Avrupa’da Geometrik Soyutlama vardı.
  • İslam sanatı, hat, kaligrafi dekoratif sanatlara girer. Soyut sanat ise güzel sanatlar kategorisine girer.
  • Çağdaş Sanata Varış dosyamızın 37. sayısına Kandinski ve Soyut Ekspresyonizm için bakabilirsiniz.
Soyuta doğru değişim sürecinde karşımıza ilk çıkan sanatçılardan biri Kandinski’dir (1866-1944). Yaptığı resimler soyut sanatın en önemli örneklerindendir. Slamxhype.com

Soyuta doğru değişim sürecinde karşımıza ilk çıkan sanatçılardan biri Kandinski’dir (1866-1944). Yaptığı resimler soyut sanatın en önemli örneklerindendir.
Slamxhype.com

  • 1930’larda Konstrüktivistlerden  Süprematistlere kadar tüm çağdaş akımların temsilcilerinin bir kısmı Nazi Almanya’sından kaçıp Paris’e geldiler, çalışmalarını burada sürdürdüler, Soyut Yaratım (Abstraction-Création) adlı bir de dergi çıkardılar. Soyut sanatı destekleyen sergiler açtılar. Sürrealizm’in etkisine karşı idiler. Doesburg, Auguste Herbin, Jean Hélion, Georges Vantongerloo grubun kurucusu oldular. Grup adına bir manifesto açıklanmadı. Kupka, Mondrian, Arp, Gabo, Schwitters ve Kandinski de grubun üyesiydi. 1932-1936 arasında beş tane yıllık yayınlandı, 1968’de bu yıllıklar tekrar basıldı.
  • 1930’larda SSCB’de ise Sosyalist Gerçekçilik, Devrim’e hizmet etmeye çalışıyordu. Sanat toplum içindir  anlayışı geçerliydi. Resim ve edebiyatta devrim, devrimci kahramanlar, işçi sınıfı, sanayi ana konuları oluşturuyordu. Maksim Gorki’nin romanları bu akımın güzel örnekleridir.
Abstraction-Création grubunun kurucularından Fransız ressam Auguste Herbin’in (1882-1960), 1931 tarihli bir tablosu. Fotoğraf: midcenturia.com

Abstraction-Création grubunun kurucularından Fransız ressam Auguste Herbin’in (1882-1960), 1931 tarihli bir tablosu.
Fotoğraf: midcenturia.com

Çağdaş Sanata Varış 60 | Modern Sanat Akımları

  • Modernizm              1860-1930
  • Geç Modernizm       1930-1960
  • Postmodernizm       1960-1980
  • Çağdaş Sanat         1980- günümüz
  • Tarihsel Avangard   İki dünya savaşı arası dönem 1918-1939
  • Neo Avangard         1945 sonrası

 

Edvard Munch’un 15 yaşındaki kız kardeşi tüberkülozdan ölmüştür. Munch, hayatı boyunca bu imajı tekrar tekrar çizmiştir. Burada üstte paylaştığımız, Munch’un bu konuyu işlediği dördüncü versiyondur. Eserin sol üst kısmında görülen, kız kardeşinin ölüm döşeğinde oturduğu koltuğu hayatı boyunca saklamıştır. Tablonun kompozisyonu merkezi ve düşeydir. Ölüm konusu İskandinav sanatında oldukça sık işlenir. Altta ise kardeşinin hastalığı ile ilgili yaptığı Hasta Çocuk adlı tablonun bir başka uyarlaması görülmektedir. Oslo Ulusal Müze.

Edvard Munch’un 15 yaşındaki kız kardeşi tüberkülozdan ölmüştür. Munch, hayatı boyunca bu imajı tekrar tekrar çizmiştir. Burada üstte paylaştığımız, Munch’un bu konuyu işlediği dördüncü versiyondur. Eserin sol üst kısmında görülen, kız kardeşinin ölüm döşeğinde oturduğu koltuğu hayatı boyunca saklamıştır. Tablonun kompozisyonu merkezi ve düşeydir. Ölüm konusu İskandinav sanatında oldukça sık işlenir.
Altta ise kardeşinin hastalığı ile ilgili yaptığı Hasta Çocuk adlı tablonun bir başka uyarlaması görülmektedir.
Oslo Ulusal Müze.

 

  • Tarihsel, toplumsal, ekonomik ve felsefi bağlamlar sanatın ortaya çıkışını, gelişimini ve yorumlanmasını etkiler.

 

  • Kimi uzmanlara göre Modernizm 1750-1960 arasında neredeyse iki yüz yıl sürmüştür.
  • 1980 sonrası için Geç Modernizm ve Postmodernizm dönemi diyenler de vardır.
  • Çoğu sanat tarihçisi 1950-1970’lerin sonları arasında geliştirilen sanat felsefesinin bugün Çağdaş Sanat olarak gördüğümüz şeye temel oluşturduğunu savunurlar.
  • Bazı yorumcular bu dönemi, Modernizm’in sonu ve Postmodernizm’in başı olarak niteler.
  • Bazıları, 1950’lerden bu yana yapılan sanatı, modernist avangard çalışmaların devamı olarak görür ve Geç Modernizm olarak adlandırır. Bu eleştirmenlerden bazıları, Postmodernizm’i tanımlanabilir bir dönem olarak ele almaktan kaçınır.
  • Bazı eleştirmenler ise, Postmodernizm’in Modernizm’in değerlerine bilinçli bir karşı çıkış olduğunu savunur.
  • Bazıları tarafından Postmodern bulunan şeyler diğerlerine göre yeni bile değil, 20. yüzyıl modern sanatının devamıdır.
  • Çağdaş Sanat’ın başlangıç tarihini Berlin Duvarı’nın yıkıldığı; Tiananmen Meydanı’ndaki gösterilerin bastırıldığı ve Sovyet kömünizminden sapan Çin’in kapitalizmin oyununa katıldığı yıl olan 1989 olarak tespit eden, Çağdaş Sanat’ı Soğuk Savaş sonrasının sanatı olarak tanımlayan uzmanlar vardır.

 

Dosyamızda, Modernizm       1860-1960
Postmodernizm 1960-1989
Çağdaş Sanat   1989-Günümüz olarak kabul edilmiştir.

 

Birbirinden çok farklı bu yorumların gösterdiği gibi, Modernizm, Postmodernizm, Geç Modernizm ve Avangard gibi terimlerin kesin ve güvenilir tanımlarının olmadığını söyleyebiliriz. Terimler, kullanıldıkları bağlama ve kullananların görüşlerine bağlıdır.

Alberto Giacometti, çağlar boyunca insan imgesini dile getirirken kullandığı ince uzun figürleri, yarınlarından emin olamayan insanların hem güçsüzlüğünü, hem de dayanıklılığını mükemmel bir biçimde ifade ederler.  Helsingor, Louisiana Açık Hava Müzesi, Danimarka.

Alberto Giacometti, çağlar boyunca insan imgesini dile getirirken kullandığı ince uzun figürleri, yarınlarından emin olamayan insanların hem güçsüzlüğünü, hem de dayanıklılığını mükemmel bir biçimde ifade ederler.
Helsingor, Louisiana Açık Hava Müzesi, Danimarka.

MODERN SANAT AKIMLARI

Şu ana kadar değindiğimiz akımların kesin çizgilerle birbirinden ayrılmadığını, akımların başlangıç ve bitiş tarihlerinin de bulanık olduğunu hatırlatmak isteriz. Örneğin Art Nouveau’nun başlangıç tarihi olarak bazı kaynaklar 1880, bazı kaynaklar 1905 yılını kabul ederken; aynı akımın bitiş tarihi olarak ise 1910 ve 1939 yılları zikredilmektedir.

 

  • Romantizm 1800-1850
  • Barbizon Ekolü 1830-1870
  • Ön Rafaelciler 1848
  • Realizm 19. yüzyılın ikinci yarısı
  • Empresyonizm 1874
  • Post Empresyonizm (Geç İzlenimcilik) – 1886 – 1905
  • Neo Empresyonizm (Yeni İzlenimcilik)- 1886 – 1906
  • Art Nouveau – 1905 – 1939 veya 1880-1910
  • Sembolizm – 1880 – 1900′ların başı veya 1886-1910
  • La Belle Epoque ve Nabiler   1888-1900
  • Ekspresyonizm (Dışavurumculuk) – 1890 – 1939
  • Fovizm – 1898 – 1906 veya 1898-1908
  • Die Brucke 1905-1913
  • Kübizm – 1908 – 1939 veya 1907-1939
  • Orfik Kübizm 1912
  • Kübo Fütürizm 1913
  • Neoplastisizm ve De Stijl 1912-1917
  • Süprematizm – 1913 veya 1915-1920’ler
  • Fütürizm – 1909 – 1939 veya 1909-1920’ler
  • Der Blaue Reiter 1911
  • Konstrüktivizm 1916 veya 1920’ler ve sonrası
  • Dadaizm – 1916 – 1923 veya 1916-1922
  • Sürrealizm 1924 veya 1922-1939
  • Art Deco 1920’ler-1930’lar

Modern sanatın 1930’ların sonuna kadar gelen akımlarını sizlerle paylaştık. Modern sanat akımlarına devam etmeden önce bir gözden geçirme yapmak istedik. Modernizm denen dönemi meydana getiren temel noktaları toplu halde gördükten sonra Modernizm akımlarına devam edip, Postmodernizm’e, daha sonra ise Çağdaş Sanat’a  geçmeyi planlıyoruz.

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 46 |Süprematizm

SÜPREMATİZM/YÜCECİLİK
1913 

  • Polonya kökenli, Rusya İmparatorluğu’nun Kiev şehrinde doğan Kazimir Malevich (1879-1935), sanatı objeye bağlı olmaktan kurtarmak istedi.
  • Süprematizm, Malevich’in 1913 ile 1915 yılları arasında tasarladığı saf bir geometrik soyutlama sanatıydı.
  • Süprematizm, soyut geometriciliği benimseyen bir resim anlayışıdır. Bu terimi Kazimir Malevich kendi geometrik soyutlaması için kullanmıştır.
  • 1915 yılında Süprematist teorilerini Nesnesiz Dünya isimli kitabında anlattı.
  • Malevich sanatın bağımsız bir tinsel faaliyet olduğuna inanıyordu.
  • His ya da seziş en iyi, resmin temel bileşenleriyle, saflaşmış form ve renk ile yansıtılabilirdi.
Malevich de birçok modern dönem sanatçısı gibi çeşitli akımlarda eser vermiştir. 1912-13 yılında yapmış olduğu The Knife Grinder, Kübo-Fütürist bir tablodur. Kübizm’in nesneleri parçalara ayırma tekniği ile Fütürizm’deki görüntünün çoğaltılması anlayışını bir arada kullanmıştır.

Malevich de birçok modern dönem sanatçısı gibi çeşitli akımlarda eser vermiştir. 1912-13 yılında yapmış olduğu The Knife Grinder, Kübo-Fütürist bir tablodur. Kübizm’in nesneleri parçalara ayırma tekniği ile Fütürizm’deki görüntünün çoğaltılması anlayışını bir arada kullanmıştır.

  • Malevich mutlak saf biçimlerin kullanımını önermiş, Süprematistler açı, çember, dikdörtgen ve haç biçimlerini kullanmışlardır. Geometrik şekiller, özellikle kare Malevich’in gözünde görünümler dünyasından daha büyük bir dünyanın üstünlüğünü simgelemekteydi.
  • Süprematizm ferdiyetçidir.
  • Gerçekler geometrik hale getirilerek doğanın kaosuna karşı insanın yücelişini ifade ediyordu.
  • Devrim öncesi Rusya’da geometrik soyutlamaya dayalı iki radikal sanat hareketi vardı: Konstrüktivizm ve Süprematizm.
  • Malevich Konstrüktivizm’in doğrudan karşısında yer aldı. Konstrüktivizm sanatın bir toplumsal amaca hizmet etmesi gerektiğine inanan, Vladimir Tatlin’in başını çektiği bir akımdı.
  • Malevich Konstrüktivistlerin sanatçının mühendis ve bilim adamı olmasi fikrine karşı çıkarak, hür bir sanatçı tipi oluşturmayı hedefledi.
  • 1918’de Süprematizm Moskova’nın her tarafında boy attı. Tabelalar, sergiler, kafeler, her şey Süprematist izler taşıyordu.
  • Malevich’in Süprematist eserlerinin en bilinenleri Siyah Kare (1915/1913) ve Beyaz Üstüne Beyaz‘dır (1918).
 Kazimir Malevich, Siyah Kare, 1915/1913. Rus Devlet Müzesi, St. Petersburg.  Ünlü Siyah Kare çok ciddi eleştirel tartışmalara konu olmuştu. Malevich kendi manifestosunda siyah kareyi ‘formun sıfırı’, beyaz fonu ‘bu hissin arkasındaki boşluk’ olarak nitelemişti.


Kazimir Malevich, Siyah Kare, 1915/1913.
Rus Devlet Müzesi, St. Petersburg.
Ünlü Siyah Kare çok ciddi eleştirel tartışmalara konu olmuştu. Malevich kendi manifestosunda siyah kareyi ‘formun sıfırı’, beyaz fonu ‘bu hissin arkasındaki boşluk’ olarak nitelemişti.

  • Malevich’in felsefesi şöyle:

*Sevdiğimiz şeyler bizim takıntılarımızı yaratıyor.

*Önce takıntılarımızdan kurtulup, “hiç” olmamız lazım.

*Sanatçı fikir, kavram ve görünen her şeyden kurtulunca arınmış olur.

* Sanat eseri bilinçaltının tezahürüdür.

*Etrafımızda tutunduğumuz ne varsa hepsini siliyor. Bu bir nevi hiçlik. “Sanatı görünenin egemenliğinden kurtarmak isterken kendimi karelerin içinde buldum, kare şekline sığındım. O denli yücelltiğiniz resim   sanatı  tarihinde üretilmiş tüm eserlerin ifade gücü aslında bir boş karenin ifade gücü kadar bile değil” diyor.

*Kare: His. Dengeli ve sınırlı.

*Siyah: Hiçlik.

*Beyaz: Hissin dışında kalan boşluk.

 

  • Bu noktada felsefede “hiç” olmaktan kısaca bahsetmek iyi olur. Hiççilik, Nihilizm, Yokçuluk  19. yüzyıl ortalarında Rusya’da, özellikle genç entelektüel kesim arasında taraftar bularak yükselen bir felsefi yaklaşımdır. Her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu, hiçbir doğru, genel-geçer bilginin olamayacağını savunur. Toplumsal düzene baş kaldırmayı temsil eder, devlet, din ya da aile otoritesine karşı çıkar. Yalnızca bilimsel doğruları temel aldığı düşünülse de, bilimin toplumsal sorunlarının üstesinden gelemeyeceğini kabul eder. Nihilist düşünce Friedrich Nietzsche, Neyzen Tevfik, Ludwig Andreas Feuerbach, Henry Thomas Buckle, Max Stirner, Albert Camus, Arthur Schopenhauer, Jean-Paul Sartre ve Herbert Spencer gibi düşünürlerin etkisinde kalmıştır. İnsanın beden ve ruhtan oluşan dualist bir yapısı olduğunu reddettiği için dinlerin şiddetli tepkisine yol açmıştır.
Kazimir Malevich, Beyaz Üstüne Beyaz, 1918. Malevich’in bilinçaltına doğrudan hitap edebilecek bir resimsel dil arayışı Beyaz Üstüne Beyaz serisinde doruğa erişti.

Kazimir Malevich, Beyaz Üstüne Beyaz, 1918.
Malevich’in bilinçaltına doğrudan hitap edebilecek bir resimsel dil arayışı Beyaz Üstüne Beyaz serisinde doruğa erişti.

  • Daha sonra resimlerinde mistisizmin izleri görünmeye başlıyor. Sessizlik bozulmadan resimleri yüzmeye başlıyor. Sessiz süzülüşler oluyor tablolarında.
  • Malevich daha önce neo-ilkel, figüratif ve Kübo-Fütürist üsluplarda da çalışmış. Ama onlar Süpremetizm’den daha önce mi, sonra mı bilinmiyor. Çünkü sanatçının tüm hayatı boyunca çalışmalarını imzalarken esere yarattığı tarihten daha erken bir tarih yazması onun sanat yaşamı kronolojisini karıştırmaktadır.
  • Oyun ve operalar için dekor, Ekim Devrimi’nin ardından sanat okullarında öğretmenlik yaptı. 1907’de sahne tasarımını yaptığı Kübo-Füturist opera Güneşe Karşı Zafer büyük bir başarı kazandı.
  • 1927′de Varşova, Berlin ve Münih’i ziyaret etmesi uluslararası arenada ün kazanmasına sebep oldu. Sovyetler Birliği’ne dönerken birçok eserini bu şehirlerde bıraktı.
  • Avangard sanatçıların çoğu 1917 Ekim Devrimi’ni bütün kalpleriyle desteklemişlerdi. Yeni rejim de bir süre deneysel sanata kucak açtı. Lenin’in ölümü ve Trotsky’nin gücünü kaybetmesinin ardından, 1920’lerin sonunda Sovyet otoritelerinin deneysel sanat hareketlerine karşı davranışları değişti. Stalin rejimi soyut sanatın burjuvazinin sanatı olduğunu ve sosyal gerçeklikle bir ilişkisi olmadığını açıkladı. Bu açıklamanın ardından Malevich’in pek çok eserine el konuldu ve sanatçının soyut sanatla ilgilenmesi yasaklandı. Daha sonra bazı  tarihsiz ve imzasız tabloları ortaya çıktı. Bu durum, soyut sanatın öncüsünün Malevich mi, Mondrian mı şüphesini yaratıyor.
Kazimir Malevich, Otoportre, 1916.

Kazimir Malevich, Otoportre, 1916.

  • Malevich 1935′te Leningrad’da kanserden öldü. Ölürken yatağının başında Siyah Kare asılıydı.  Mezar taşına siyah bir kare içeren beyaz bir küp konuldu.
  • Malevich’e göre sanat sadece kendisi için vardır ve kendisi için gelişir.
  • Süprematist akım en yüksek noktasına 1919’da ulaştı.
  • Malevich, Kandinski’yi çok etkiliyor.
  • Süprematizm kendisine pek çok takipçi bulmuştu: Luibov Papova (1889-1924), Olga Rozanova (1886-1918), Nadezhda Udabovova (1886-1961), Ivan Puni (1894-1956), Kseniya Bogodavaskaya (1882-1972).
  • Süprematizm yerini önce Konstrüktivizm’e sonra da Toplumsal Gerçekçilik’e bıraktı.
  • Süprematizm Avrupa’da Konstrüktivizm’in gelişmesini, Bauhaus’un tasarım eğitimini, mimaride Uluslararası Üslup’u ve 1960’Iarın Minimalist sanatını etkileyerek başka akımlar için bir çıkış noktası oldu.
Kazimir Malevich, 1916.

Kazimir Malevich, 1916.

Kazimir Malevich, 1921-1927.

Kazimir Malevich, 1921-1927.

 

 

 

Çağdaş Sanata Varış 41 | Kübizm 2

  • Analitik Kübizm: Şeklin zihinde parçalanması. Sanatçı bir bütünün neresine bakmak istiyorsa onu öyle parçalıyor, sonra o parçaları birleştiriyor. Son şekil objeye benzemiyor, yeni bir şekil doğuyor, benzetme kaygısı yok.  İndirgenen şekiller geometrik, böylece en sadeye iniliyor, evrensel oluyor. İyi parçalamak, iyi birleştirmek için sürekli araştırma yapılıyor. Önemli olan kompozisyonun dengesi. Objeden yola çıkıp soyuta varılıyor.

 

  • Sentetik Kübizm için ise bunun tam tersi bir yol izleniyor: soyuttan figüre gidiliyor. Birbirinden farklı parçaları (gazete, üçgen, kare vs.) birleştirirken form veriyor. Sentetik Kübist yapıtlar daha satıhta. Analitik Kübizm’de derinlik boyutu vardır. Sentetik Kübizm’de konunun ne olduğu daha kolay anlaşılır. Kolaj önemli bir yer tutar. Dekoratif eleman da kullanıyorlar, oyun kağıdı, duvar kağıdı gibi. Değişik malzeme kullanımı, harf ve sayıların soyutluğu esere katılıyor. Tablolarda rakam ve harf kullanımını ilk Juan Gris (1887-1927) yapmış. İzleyicide, acaba doğru mu düşünüyorum, diye bir sorgulama yaratmak istiyorlar. Braque’ın bir tablosundaki ahşabı boya ile yapılmış sanıyorsunuz, gerçek tahta çıkıyor. Sentetik Kübizm’de göz aldanması yaratmak, algılama yanlışlığı olabileceğini ortaya koymak açısından önemseniyor. “Gerçek olan” ile “gerçek olmayan” arasında gidip gelmeyi sağlıyorlar. Kalıplardan kurtulmak isteniyor.
  • Kübistler de İslam sanatında olduğu gibi belirli objeleri resimlerinde tekrar tekrar kullanıyorlar: Keman, gazete, pipo gibi.
Pablo Picasso, Hazeranlı Natürmort, 1912. Çerçeve olarak gerçek bir halat kullanılan bu tabloya bakarak “Gerçek” meselesine yaklaşımlarını izleyebiliriz: Resimdeki limon ile bardak Kübizm’in gerektirdiği şekilde çizilmiş. Ama en gerçekçi gözüken hasır, hasır değil, muşamba.

Pablo Picasso, Hazeranlı Natürmort, 1912.
Çerçeve olarak gerçek bir halat kullanılan bu tabloya bakarak “Gerçek” meselesine yaklaşımlarını izleyebiliriz: Resimdeki limon ile bardak Kübizm’in gerektirdiği şekilde çizilmiş. Ama en gerçekçi gözüken hasır, hasır değil, muşamba.

  • Kübizm hem Ekspresyonizm’e hem de Realizm’e karşı bir akım.
  • Kübizm’de hiçbir his çağrışmasın isteniyor.
  • Doğa ile bağlantı kurmak istemiyorlar.
  • Kübizm, parçaları yerinden oynatma özgürlüğü verir.
  • Kübizm ile geçmişten hiçbir ima kalmıyor ve soyut sanata gidiş başlıyor.
  • Anlayışı, sanatın sanat için olduğu.
  • Resmi yanlardan ortaya doğru yapmak uygulanan bir yöntem. Kenarlardan gelen çizgiler ortalarda buluşuyorlar, bütün çizgiler birbirini takip ediyor ve iki boyutlu ortamda üç boyutluluğu, çizgisi ve gölgesi ile veriyor. Bu yöntem genellikle monochrome, tek rengin  tonları ile yapılıyor.
  •  Jean Metzinger, Andre Lhote da önde gelen Kübist sanatçılardan bazılarıdır.

 

Fransız ressam, heykeltraş, seramikçi, film yapımcısı ve tasarımcı Fernand Léger (1881-1955) Kübist harekete öncülük eden ressamlardan biridir. Tabloları, Pablo Picasso ve Georges Braque gibi Kübist ressamların eserlerinden daha az parçalara ayrılmıştır. Kıvrımlı şekillere olan saplantısı nedeniyle, düz yüzeyleri ve üç boyutlu formları çalıştığı seri ile kendisine ‘Tubist’ takma adı verildi. Resimlerinin sıradan izleyiciler için anlaşılır olabilmesine çalıştı. Savaştan sonraki çalışmaları, içerik ve form bakımından daha mekanikleşti. Stili mekanik parçaların hassaslığını ve parlaklığını içeriyordu. Léger, Pürist hareket ile de ilgilendi. Bu akım, duygulardan ziyade biçimsel komposizyonları kullanmayı tercih eden “matematiksel lirizme” önem veriyordu. 1923-24 yılları arasında Amerikalı ressam ve fotoğrafçı May Ray (1890-1977) ile birlikte, Le Ballet Méchanique adlı kurumsal bir film üzerine çalıştı. Savaş yıllarında sinema ve tiyatro için duvar resimleri ve tasarımlar üretti. İkinci Dünya Savaşı süresince Amerika’da yaşadı ve Kaliforniya’da sanat eğitimi verdi. Bu süreçte çalışmalarının ana konusu bisikletçiler ve akrobatlar oldu. Çalışmalarındaki koyu siyah kontürler, koyu renkler ve dikdörtgenler ile silindirik formlar arasındaki kontrastlar hiç değişmedi.

Fransız ressam, heykeltraş, seramikçi, film yapımcısı ve tasarımcı Fernand Léger (1881-1955) Kübist harekete öncülük eden ressamlardan biridir. Tabloları, Pablo Picasso ve Georges Braque gibi Kübist ressamların eserlerinden daha az parçalara ayrılmıştır. Kıvrımlı şekillere olan saplantısı nedeniyle, düz yüzeyleri ve üç boyutlu formları çalıştığı seri ile kendisine ‘Tubist’ takma adı verildi. Resimlerinin sıradan izleyiciler için anlaşılır olabilmesine çalıştı. Savaştan sonraki çalışmaları, içerik ve form bakımından daha mekanikleşti. Stili mekanik parçaların hassaslığını ve parlaklığını içeriyordu. Léger, Pürist hareket ile de ilgilendi. Bu akım, duygulardan ziyade biçimsel komposizyonları kullanmayı tercih eden “matematiksel lirizme” önem veriyordu. 1923-24 yılları arasında Amerikalı ressam ve fotoğrafçı May Ray (1890-1977) ile birlikte, Le Ballet Méchanique adlı kurumsal bir film üzerine çalıştı. Savaş yıllarında sinema ve tiyatro için duvar resimleri ve tasarımlar üretti. İkinci Dünya Savaşı süresince Amerika’da yaşadı ve Kaliforniya’da sanat eğitimi verdi. Bu süreçte çalışmalarının ana konusu bisikletçiler ve akrobatlar oldu. Çalışmalarındaki koyu siyah kontürler, koyu renkler ve dikdörtgenler ile silindirik formlar arasındaki kontrastlar hiç değişmedi.

  • Pablo Picasso (1881-1973), uzun yaşamı boyunca pek çok akıma dahil olmuştur. İlk gençlik tabloları Realist-Neo Klasik tarzda yapılmıştır. Mavi Devir (1901-1904), El Greco’dan form olarak etkilendiği dönemdir. Ama Picasso, mistik yönü kuvvetli bir kişi olmadığı için El Greco’nun mistisizmi tablolarına yansımamıştır. Pembe Devir’de (1905-1907) eserlerinde deformasyon görülmeye başlar. Afrika masklarından etkilenmesiyle bütün yaşamı boyunca kullandığı Ekspresyonist ifadeyi yakalıyor. 1907-1914 arası Picasso’nun Kübist dönemi. Georges Braque (1882-1963) ile çok yakın temastalar, birbirine çok yakın eserler üretiyorlar, biri diğerinin resmini onaylamadan altına imza atmıyorlar. Picasso, Braque için “eski karım” dermiş.  Picasso, Sentetik Kübizm’i tercih ediyor. Tuvale resim dışı malzeme yapıştırmak ilk onun aklına geliyor. Soba borusu kullanarak kadın heykeli yapıyor. Bu yaklaşımı ile Nouveau Realizm’i etkiliyor. Kübizm’i daha Ekspresyonist, daha fantastik bir hale getiriyor. 1920’den sonra Primitif Sanat ile Neo Klasik’i birleştirmeye başlıyor. Yüzler hissiz, Yunan+Primitif, kadınları Gaugin’in kadınlarına benzemeye başlıyor. 1930’larda Freud ile ilgilenmeye başlamasıyla iç dünyanın yansımaları tablolarında görülmeye başlıyor, 1937’de Dora Mar’ı resmettiği Ağlayan Kadın adlı tablosunda olduğu gibi.
  • 1930’la 1944 arasında, çok farklı üsluplar kullandı. Otuzlu yıllarda ve kırklı yılların başında özyaşam öyküsünü anlatan resimler yaptı. Araştırıcılık ruhunu hiçbir zaman dikkate almamış olmasına rağmen, Picasso modern sanatın tartışılmaz imparatorudur. Öğretmenlik yapmayan ender birkaç modern ressamdan biridir.

 

1936-1939 yıllarında cereyan eden İspanya İç Savaşı esnasında yaptığı tablolarda hayvan figürlerini çok kullanıyor. Bu dönemin imgeleri İspanya’ya özgü, mitolojik ve törenseldir. 1937 tarihli Guernica adlı tablosunda siyah, beyaz ve griyi kullanmış. Tablodaki at insanlığı, boğa vahşeti temsil ediyor. Guernica büyük ölçüde içe dönük bir yapıttır. Bask bölgesindeki en eski kent ve Baskların kültür geleneğinin merkezi Guernica kenti General Franco yanlısı Alman bombardıman uçakları tarafından yerle bir edilmişti. Bu olayın üzerinden bir hafta geçmeden Picasso resmine başladı. Cumhuriyetçi İspanya hükümeti tarafından zaten kendisine Paris Dünya Fuarı’na konmak üzere bir duvar resmi ısmarlanmıştı. Resim, 1937 Haziran’ında fuardaki İspanya pavyonuna kondu. Guernica bir efsanedir ve 20. yüzyılın en ünlü resmidir. Özelde faşizmin, genelde savaşın acımasızlığına karşı sürekli bir protesto olarak görülür. Sivil halkı sindirmek için bombalanan ilk şehir Guernica olmuştu. Picasso’nun kişisel protestosu dünya çapında önem kazandı, Guernica adı tüm savaş suçlarını mahkum eden bir sözcük oldu. Picasso, gerçek olayı imgelerde canlandırmaya çalışmamıştır. Tabloda kent, uçaklar, patlama yoktur. Suçlanacak düşman yoktur, kahramanlık da yoktur. Protesto, bedenlerdedir: ellere, tabanlara, atın diline, annenin memelerine, gözlere sinen acıdadır.

1936-1939 yıllarında cereyan eden İspanya İç Savaşı esnasında yaptığı tablolarda hayvan figürlerini çok kullanıyor. Bu dönemin imgeleri İspanya’ya özgü, mitolojik ve törenseldir. 1937 tarihli Guernica adlı tablosunda siyah, beyaz ve griyi kullanmış. Tablodaki at insanlığı, boğa vahşeti temsil ediyor. Guernica büyük ölçüde içe dönük bir yapıttır. Bask bölgesindeki en eski kent ve Baskların kültür geleneğinin merkezi Guernica kenti General Franco yanlısı Alman bombardıman uçakları tarafından yerle bir edilmişti. Bu olayın üzerinden bir hafta geçmeden Picasso resmine başladı. Cumhuriyetçi İspanya hükümeti tarafından zaten kendisine Paris Dünya Fuarı’na konmak üzere bir duvar resmi ısmarlanmıştı. Resim, 1937 Haziran’ında fuardaki İspanya pavyonuna kondu. Guernica bir efsanedir ve 20. yüzyılın en ünlü resmidir. Özelde faşizmin, genelde savaşın acımasızlığına karşı sürekli bir protesto olarak görülür. Sivil halkı sindirmek için bombalanan ilk şehir Guernica olmuştu. Picasso’nun kişisel protestosu dünya çapında önem kazandı, Guernica adı tüm savaş suçlarını mahkum eden bir sözcük oldu. Picasso, gerçek olayı imgelerde canlandırmaya çalışmamıştır. Tabloda kent, uçaklar, patlama yoktur. Suçlanacak düşman yoktur, kahramanlık da yoktur. Protesto, bedenlerdedir: ellere, tabanlara, atın diline, annenin memelerine, gözlere sinen acıdadır.

 

Picasso, Boğa Başı, 1943. Picasso nesneleri birbirine dönüştürmeye 1930’ların ilk yıllarında başladı. Bisiklet selesi ve gidonları ile  bir boğa başı yapmıştır. Ayrıca bir oyuncak arabayı maymun yüzüne, tahta parçalarını insan figürlerine vb. çevirmiştir. Boğa Başı’nda Picasso selenin ve gidonun biçimini hiç değiştirmemiştir. Yaptığı şey, bunların bir boğa başı imgesini oluşturabileceğini görmek olmuştur. Zaten bu kuşağın gözünde “aslolan sanatçının yaptığıdır”.

Picasso, Boğa Başı, 1943.
Picasso nesneleri birbirine dönüştürmeye 1930’ların ilk yıllarında başladı. Bisiklet selesi ve gidonları ile bir boğa başı yapmıştır. Ayrıca bir oyuncak arabayı maymun yüzüne, tahta parçalarını insan figürlerine vb. çevirmiştir. Boğa Başı’nda Picasso selenin ve gidonun biçimini hiç değiştirmemiştir. Yaptığı şey, bunların bir boğa başı imgesini oluşturabileceğini görmek olmuştur. Zaten bu kuşağın gözünde “aslolan sanatçının yaptığıdır”.

 

  • Kübistler, baleyi özentili ve burjuva tipi bir eğlence olarak her zaman aşağılamışlardı. Panayır alanlarını ve sirkleri yeğliyorlardı. Ama 1917’de Jean Cocteau, Diaghilev için Geçit Töreni adlı balede perdenin, kostümlerin ve dekorların tasarımı için Picasso’yu ve besteci Erik Satie’yi kendisiyle çalışmaya ikna etti. Diaghilev’in kumpanyası Ballets Rousses on yıldır Paris’te çok tutuluyordu ve Rusya’da Çar’ın gözdesiydi (Diaghilev ve Ballets Russes’dan Çağdaş Sanata Varış 33’de bahsetmiştik). Oysa Cocteau’nun tasarladığı gelenekten kopmak ve “modern” bir gösteri yapmaktı. Geçit Töreni adı, sirki ve müzikholleri anımsatmak için seçilmişti; böylece burjuvazinin kötü ruhları kovulmuş oluyordu. Açılışta yapılan protestolara karşı Apollinaire, modern hareketin, sanattaki yeni ruhun savaşa karşı ayakta kalabileceğinin bir kanıtı olduğunu söylüyordu. Ayakta kalan bu ruha da süper-realizm ya da sürrealizm adını veriyordu. Modern hareketin bir sonraki evresinin böylece Apollinaire önceden koymuş oldu.
  • 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Kübist grup dağıldı, Braque, Derain, Léger, Apollinaire savaşa gittiler. Savaştan sonra Kübistlerin çoğu Paris’e döndü. 1914’e kadar onların yapıtları öncüydü ama savaştan sonra olaylar onların önüne geçmişti. Kübistlerin en entelektüeli Juan Gris (1887-1927) Kübist grubun dağılmasından sonra da Kübist resimler yapmaya devam etti..
  •  İyi bir sanatçı insanın hem dış görünüşünü hem de iç görünüşünü anlatmalıdır. Çünkü insan bir bütündür. Picasso, Apollinaire (1880-1918), Max Jacob (1876-1944) Kübizm’in dünya edebiyatındaki temsilcileridir.

 

Juan Gris, Zar, 1922.

Juan Gris, Zar, 1922.

  • Kübizm, resmedilen imgeyle gerçeklik arasındaki ilişkinin niteliğini değiştiren büyük bir devrimdir.
  •  Kübizm’in daha sonraki sanat, sinema ve mimarlık üzerindeki etkileri çok güçlü olmuştur.
  • Kübist akım bitmiyor, değişimlere uğruyor.
  • Kübizm, 20. yüzyılın en  etkili akımıdır. Kübizm’den birçok akım doğmuştur:
    * Neoplastisizm 1910’lar
    * Fütürizm 1909-1920’ler
    * Orphism 1912
    * Süprematizm 1913
    * Konstrüktivizm 1916
    * Kübistlerin arasından, Kübizm’in fazla dekoratif olmaya başladığını düşünen, Kübizm’in süsleme eğilimini tamamen reddeden, temiz ve net biçimleri yeğleyen bir grup çıkıyor. 1918 yılında prensipleri  Kübizm’den Sonra adlı kitapta Le Corbusier (1886-1965) ve Amédée Ozenfant (1886-1966) tarafından anlatılan Pürizm/Arıtıcılık, en sade şekillerin kullanıldığı, denge için matematiksel hesap yapan, iyice soyut bir tarz. Bloğumuzda Le Corbusier için ayrı bir bölüm olacaktır.

 

Amédée Ozenfant, Beyaz Sürahi, 1926.

Amédée Ozenfant, Beyaz Sürahi, 1926.

 

Prag 'da Kübist bir ev.

Prag ‘da Kübist bir ev.