Etiket arşivi: Stendhal

Çağdaş Sanata Varış 18 | Realizm-Gerçekçilik

Evrende bizim bilincimizden bağımsız bir  gerçeklik olduğu görüşüdür.

19. yüzyılın ikinci yarısında Klasisizme ve Romantizme tepki olarak, bilimin gelişmesi ile doğmuştur. August Comte’un Pozitivizm felsefesine dayanır. Pozitivizm, neden-sonuç ilişkisine önem veren, doğayı ve insanları gözlem ve deneyle açıklamaya çalışan bir düşünce sistemidir. Realist sanatçılar bu yolu izlemeye çalışmışlardır.

  • Amaç, işin özünü tanımlamaktır.
  • Gerek Klasizmi, gerekse Romantizmi yapay bulurlar.
  • Konuyu arındırıp yüceltmezler.
  • İdeale yaklaşmaya çalışmazlar.
  • Konular gerçek yaşamdan alınmıştır.
  • Olağanüstü olay ve kişilere yer verilmez.
  • Konular, gözün gördüğü gerçeği yansıtırlar.
  • Çevrenin önemi ve etkisi kavranmıştır.
  • Doğa ve insan betimlemeleri ölçülüdür.
  • ‘Sanat için sanat’ anlayışına sahiptiler. Sanatı, toplumu değiştirme ve geliştirme aracı olarak görmediler.
  • Yapmacıksız bir üslüp kullanılmıştır.
  • Zariflik değil, gerçek önemsenmiştir.
  • Çoğunlukla çalışan sınıfı resmettiler.
  • Genelde karamsar
  • Ama, ‘halk eziliyor’ temasını da vurgulamıyorlar (Romantizm vurguluyordu).
  • Günlük yaşamı önyargısız yansıtmaya çalıştılar, nesnel bir akış açısı eserlere hakimdi.
  • İyiyi Klasizme yaklaşır diye almadılar.
  • Portrelerde ifade vardır (Klasikte yoktu).
  • Doğayı seviyorlar (Empresyonistlerle ortak).
Gustave Courbet (1819-1877), Batı Medeniyeti. Courbet, Fransız Gerçekçi Okulunun öncüsü. Bazı tablolarında sembolist ögelere de rastlanır.

Gustave Courbet (1819-1877), Batı Medeniyeti. Courbet, Fransız Gerçekçi Okulunun öncüsü. Bazı tablolarında sembolist ögelere de rastlanır.

Honoré Daumier (1808-1879).

Honoré Daumier (1808-1879).

 

Eduard Manet (1832-1883) birden fazla sanat akımı için önemlidir: Klasik, Realist, Empresyonist ve Modern. Formu Klasik, konusu Realist tablolar yapmış; Realizmden Empresyonizme geçişte önemli bir rol oynamış; çizildikleri düz yüzeyleri vurguladıkları için, düz bir yüzeyde resme bakıldığını net bir biçimde belli ettikleri için tabloları ilk Modernist tablolardan sayılmıştır.

Eduard Manet (1832-1883) birden fazla sanat akımı için önemlidir: Klasik, Realist, Empresyonist ve Modern. Formu Klasik, konusu Realist tablolar yapmış; Realizmden Empresyonizme geçişte önemli bir rol oynamış; çizildikleri düz yüzeyleri vurguladıkları için, düz bir yüzeyde resme bakıldığını net bir biçimde belli ettikleri için tabloları ilk Modernist tablolardan sayılmıştır.

  • Realist edebiyatın temsilcileri olarak Flaubert, Balzac, Stendhal, Zola, Tolstoy, Dickens, Gorki, London ilk akla gelenlerdir.
  • Osman Hamdi ve Halit Ziya Uşaklıgil de Realizm akımı sanatçılarıdır.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 10 | Romantizm 7

Romantik  Edebiyat

turkyorum.com

  • 18. yüzyıl sonunda başlayan, duygu, coşkunluk ve düşlere çokça yer veren edebiyat çığırıdır.
  • Doğaya tutkun yazarlar egemenliği. Yalnızlık sevgisi romantikleri sık sık kırlara, ormanlara, dağlara, okyanuslara yöneltir. Vahşi ve çarpıcı görünüşlü, güzel yerlerin tanımlanması yapılır. Doğada Tanrı’nın krallığını görürler. Ama kurtarıcı bir Tanrı’dan çok, ruhun gençleşmesi, dünyasal ve geçici olanı daha derinden yaşama istenci söz konusudur.
  • Klasisizmin katı kurallarından kurtulup, duyguya ve gerçek yaratıcı güce yer vermek amaçlandı.
  • 1830’larda Fransa’da iyiden iyiye patlak veren Romantizm, sanat bakımından olduğu kadar, toplumsal, siyasal ve ruhi bir devrimdi.
  • İnsan hak ve hürriyetlerinin bir çeşit garanti altına alınmasıyla eskisi kadar baskı görmeyen yazarlar, düşüncelerini daha açık seçik biçimlendirme olanağına kavuşmuşlardı.
  • Fransız Devrimi, monarşinin baskısını nasıl kırıp atmışsa, Romantizm de bir edebi devrim olarak klasisizme son vermiştir.
  • Daha 18. yüzyılın içindeyken Rousseau’nun yazdıklarından bir bölümü ile 19. yüzyılın başında Madame de Stael’in ve Chateaubriand’nın yazdığı eserler bu yeni eğilimin ilk habercileri arasında yer alır. Romantizm, Werther ve Faust’tan da esinlenmiştir.
  • Romantik edebiyatın ayırt edici özelliği, yeni toplumsal ilişkilerden kaynaklanan düşünce ve duyguların yeni düzenini dile getirmekti.
  • Fransa’da en büyük, en tanınmış kuşak, hepsi de 1797-1802 yılları arasında doğmuş olan Lamartine, Vigny, Hugo, Balzac ve Michelet,  1830’dan itibaren halkın yoksunluklarını yazmaya başladılar.
  • Fransız genç romantikleri ise Nerval, de Musset, Gautier. Fransız romantizmini 1802- 1856 arasına yerleştirebiliriz.
  • Hugo’ya göre Romantizm, edebiyatta liberalizmden başka birşey değildir. Hugo bu tanımlamasıyla ilham hürriyetini, sanatların kardeşliğini, türlerin eşitliğini ve bağdaşımını savunmaktadır.
  • Romantikler için en önemli kural  güzel olmaktı, yazar dediğin kimseyi taklit etmemeli, kendi başına düşünmeli, kendi yüreğiyle duymalı ve kendi diliyle söylemeliydi. Onun için özgünlük büyük bir üstünlüktü.
  • Şövalye ruhu, halk masalları, ulusal ruh ve ulusal gelenekler bu dönemde canlanmıştır.
Parlak Yıldız adlı filmde John Keats’in hayatı canlandırıldı.

Parlak Yıldız adlı filmde John Keats’in hayatı canlandırıldı.

  • İngiltere’de 1760 dolaylarında doğmuş öncü Burns ve Blake kuşağı var. Daha sonra akımın kurucuları geliyor: Wordsworth ve Coleridge.
  • İngiltere’deki yıldız romantikler ise Byron, Shelley, Keats, Walter Scott.
  • İngiltere’de, Shakespeare ve Elisabeth Çağı tiyatrosundan itibaren zaman ve mekan birliği söz konusu değildi.
  • Almanya’da tek bir Romantizm yoktur, çok farklı ulusal ya da yerel özellikler söz konusudur. Heine’nin romantizminin Novalis’inkiyle hiçbir ilişkisi yoktur.
  • Almanya’da Kleist, Hoffmann, Heine, Schegel Kardeşler, Novalis, Tieck, Fichte ve Schelling; İtalya’da Manzoni, Leopardi Romantik sanatçılardı.
  • Hans Christian Andersen masallarında bilinçli bir nahif ve yalın bir üslup görülür; Hoffmann’ınkine yakın fantastik öge ile folklorik ve kuzeyli nitelik, romantizminin kanıtlarıdır.
  • Şiirde, imgelem ve düşlemin hiçbir engel tanımadığı gösterilmişti.
  • Avrupa romantik şiiri genellikle kısa dizelerden oluşan, biçemi yalın, somut, genellikle halka yönelik ya da nahif olmayı amaçlar. Konu, dokunaklı hatta trajik bir serüven olabilir, ulusal yaşamın bir olayı olabilir, din dışı ya da dinsel bir efsane olabilir. Romantik ruhun temel eğilimleri olan geçmiş tutkusu, halk sanatı biçimleri sevgisi, gizem ve ürkü ve bu türlerin karışımı kullanılır.
  • Romantik, ulusal düşüncenin savunucusudur. Romantik edebiyat, ulusal bir edebiyattır.
  • Romantikler, Polonya, İtalya ve Yunanistan’daki tutsak ulusları açıkça desteklemişlerdir. Romantik yazar partizan bir yazardır. Oysa eskiden, mevcut iktidara bağlıydı.
  • Romantik yazar, Güzel Sanatlar dizgesini savunur. Stendhal hem resim hem de müzik konularında yazmıştır. Birçok roman kahramanı müzisyendir. Hugo, de Musset, Gautier, Blake, Puşkin yetenekli bir desenci ya da ressamdırlar.
  • Aşkın değişik biçimleri ve özellikle yıldırım aşkının sonuçları çözümlenir.
  • Tanzimat edebiyatının (1859-1896) ilk yıllarında, romantizm akımının başlıca yapıtları verildi. Tanzimat Edebiyatının pek çok yazar ve şairi , Ahmet Mithat, Namık Kemal, Şemsettin Sami, Abdulhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem Romantizm akımının etkisindeydiler. Namık Kemal‘in İntibah romanı Kamelyalı Kadın’ın; Vatan yahut Silistre oyunu da Romeo ve Juliet‘in etkisindedir. Edebiyat-ı Cedide döneminde Halit Ziya Uşaklıgil‘nın Mai ve Siyah adlı romanındaki Ahmet Cemil karakteri romantik yazarları okumak için özlem duyar. II.Meşrutiyet döneminden sonra Milli Edebiyat döneminde Yusuf Ziya Ortaç‘ın Binnaz adlı oyununda Hugo’nun etkisi vardır. Fransız Romantik Edebiyatının etkisi edebiyatımızda hissedilmiştir.