Etiket arşivi: Sovyetler Birliği

Şiddet 68| İç Savaş ve Devrim Şiddeti 4

Devrim, yasalara ve alışkanlıklara karşı yapılır.

Devrim, etki üretmek maksadıyla oluşturulan tepki olarak tanımlanır.

  • Protestanlık da bir devrimdir ve Otuz Yıl Savaşları’na yol açmıştır.
  • Devrim, bir sınıfın bir diğerini şiddet kullanarak alaşağı etmesi, devrim karşıtlarının izinin sürülüp ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla ihbar ve iftira mekanizmalarının çok çalıştığı zamanlar yaşanır.
  • Fransız Devrimi 1789 yılında olmuş ve bitmiş bir şey değildir. Kaos, aşırı şiddet ve Napoleon Bonaparte’ın yükselişi dikkate alındığında Fransız Devrimi çok radikaldir. Bourbon Restorasyonundan (1814/1815-1830) 15 yıl sonra Paris sokakları yeniden barikatlarla kaplanmış, daha sonrasında 1848, 1871, Halk Cephesi, Direniş ve ’68 Mayısı gibi her biri kendince Büyük Devrim’le sürmüştür.
  • Ne zaman ki kendi anayasaları ve ona eşlik eden seçimler Fransa’da Jakobenlerin iktidarına bir tehdit oluşturmaya başladı, anayasayı askıya almakta ve suçlu gördüklerine terör uygulamakta duraksamadılar.
  • 1917 Bolşevik Devrimi kanlı bir hadiseydi. Yalnızca komünist olmayan unsurları değil, iktidarları için tehdit oluşturabilecek diğer komünist unsurları da tasfiye edip öldürdüler. İç Savaş, ardından Stalin’in kamusallaştırma politikaları ve milyonlarca insanın hayatına mal olan tasfiyeleriyle, yaygın insan hakları ihlalleriyle trajik bir dönemdi.
  • Sosyalist rejimin tahkim edilmesi ve milli bilincin baskılanması adına Sovyetler Birliği toprakları içinde zorla kitlesel yer değiştirmeler yaşandı. 23 milyonu Rus olmak üzere, 54-65 milyon insan kendi ulusal merkezlerinin dışında yaşamak zorunda bırakılmıştı.
  • Proletarya diktatörlüğünde düşman olarak görülen elitler Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra da (Avrupa Birliği gibi dış güçlerle işbirliği halinde oldukları ve vatanlarına yabancı olan fikirleri destekledikleri için) mubah sayılmadılar.
  • Sovyet çalışma kampları gibi Kızıl Çin’de de laogai denen siyasi suçluların gönderilerek çalışmayla yeniden eğitildikleri kamplar vardı.
  • Mao’nun deyişiyle, politika şiddet demektir. Devrim bir çay partisi değildir: en katıksız haliyle şiddettir. Mao bir kıvılcımın kolaylıkla yangına dönüşebileceğini de söylemişti.
  • 1949 sonrası Tayvan’a kaçmak zorunda kalan 1 milyon sivil ve 600 bin asker Çin devriminin mültecileriydi. Devrimin ilk 20 yılında yaklaşık 3,5 milyon insan ülkesini terk etmek zorunda kalmıştı.
  • Bir komünistin tüm sırları Parti’ye aittir. Parti, bir komünisti yapmayı vaat ettikleriyle değil, o güne dek yaptıklarıyla değerlendirir. Parti tüm üyelerini sürekli denetler. Yükselebilmek için Parti’ye bağlılığı kanıtlamak gerekir. Parti her şeye, düşüncelere, eserlere, özel hayata her şeye karışır. Her şey her yurttaşın dosyasına kaydedilir, sahibi hayatı boyunca o dosya hakkında bilgi edinemez.
  • Herkes adının başında yoldaş teriminin bulunmasını sağlamak zorundaydı. Aksi taktirde “kötü tohum” olarak damgalanır, çalışmayla yeniden eğitim kampına gönderilirdi.
  • Çin Kültür Devrimi’ne Kızıl Terör, Kızıl Muhafızlar’ın kızıl terör dönemi de denmiştir. Toprak sahipleri, zengin köylüler, karşıdevrimciler, zararlı kişiler ve sağcı hainler olarak damgalananların evleri aranırdı. Kültür Devrimi sırasında eleştiri hareketleri ve bazı fesat odakları için canavarlar deyimi kullanılırdı. Karşıdevrimcilerin başları tıraşlanarak aşağılanması yaygın bir uygulamaydı. Zaten her nevi aşağılama başlı başına şiddettir. Bu dönemde giysiler kişinin kapitalist, hatta yabancılarla ortaklık kurmuş kompradorlar olarak damgalanmasına sebep olabilirdi.
Mao heykeli, Changsha, Hunan Eyaleti, Çin Halk Cumhuriyeti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Mao heykeli, Changsha, Hunan Eyaleti, Çin Halk Cumhuriyeti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

  • Mao’nun devriminden sonra Çin’de gerçekleştirilen infazları fiziksel açıdan durumu müsait olan herkesin ibret almak için infaza katılması isteniyordu. O kadar çok infaz gerçekleştirilmişti ki insanlar artık bıkmıştı ama katılım zorunluydu. İnfazı izlemeye gelmeyenlerin işbirlikçi olarak cezalandırılacağı duyurulurdu.
  • Mao Zedong’un köylü devriminde Marksizm, yerel gelenekler ve anlayışlarla sentezlendi. Konfüçyüsçülük, komünist Çin’in ataerkil yapısında yeni bir biçime kavuştu. Mao Çini de birçok baskıcı alışkanlığı devraldı. 1960’ların ortasında başlayan Kültür Devrimi, ülkeyi ekonomik ve sosyal bakımlardan tam bir kaosa soktu. Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra da ülke başka bir değişim geçirdi.
  • Devrim, dedi ağabeyim, yemeğe misafir çağırmak değildir, şiddetin ta kendisidir”, diye yazar Mo Yan, Yaşam ve Ölüm Yorgunu adlı eserinde.

 

Şiddet 58| Devlet Şiddeti 4

Taklitçilik, John Heartfield, 1934. Alman sanatçı John Heartfield (1891-1968) politik çürümeyi fotomontajla anlatma yolunu seçmiş bu alanda öncü bir sanatçıdır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Helmut Herzfeld olan adını milliyetçiliği protesto etmek için John Heartfield’a değiştirmiştir. Yine aşırı sağın zalim ve ikiyüzlü politikasını protesto için 1920 yılında Komünist Partiye katılmıştır. Eserleri sergilerin yanı sıra komünistlerin çıkarttıkları dergilerde de basılmıştır. Nazileri baş hedefi haline getirince Prag’a kaçmak zorunda kalmış, çalışmalarını daha sonra Birleşik Krallık’ta sürdürmüştür. Yukarıdaki fotomontajında, Goebbels’e bir tavsiyede bulunmaktadır: Goebbels Führer’ine, İşçi Bayramında emekçilere hitap ederken Marx’ın sakalını takmasını söylemelidir.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tate Modern, 2017.

Taklitçilik, John Heartfield, 1934.
Alman sanatçı John Heartfield (1891-1968) politik çürümeyi fotomontajla anlatma yolunu seçmiş bu alanda öncü bir sanatçıdır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Helmut Herzfeld olan adını milliyetçiliği protesto etmek için John Heartfield’a değiştirmiştir. Yine aşırı sağın zalim ve ikiyüzlü politikasını protesto için 1920 yılında Komünist Partiye katılmıştır. Eserleri sergilerin yanı sıra komünistlerin çıkarttıkları dergilerde de basılmıştır. Nazileri baş hedefi haline getirince Prag’a kaçmak zorunda kalmış, çalışmalarını daha sonra Birleşik Krallık’ta sürdürmüştür. Yukarıdaki fotomontajında, Goebbels’e bir tavsiyede bulunmaktadır: Goebbels Führer’ine, İşçi Bayramında emekçilere hitap ederken Marx’ın sakalını takmasını söylemelidir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Tate Modern, 2017.

  • Nazilik, kesin olarak Hıristiyan karşıtı ve yeni-pagandı, tıpkı Stalin’in Sovyet Marksçılığının resmi şekli Diamat’ının açıkça maddeci ve ateist olduğu gibi. Totaliterlik, bireyin her eylemini devlete ve devletin ideolojine tabi kılan bir rejim ise, Nazizm de Stalincilik de totaliter rejimlerdi.
  • Wasili Grossmann (1905-1964), kurbanları insan olarak algılamayan totaliter sistemlerin kaba güç kullanımının, insanların aklını kötürümleştirme yeteneğine sahip olduğunu yazar.
Nasyonalizmin dönemin ruhu olduğu; Nazi ve Stalin yönetimlerinin aynı varlığın, parti devletinin biçimi oldukları söylenir. Hitler milyonlarca Yahudiyi sistematik bir şekilde yok etti. Stalin döneminde on milyonu İkinci Dünya Savaşı’nda olmak üzere toplam 40 milyon kişi öldü. Bu döneme Büyük Terör dendi. Fotoğraf: kitap alıntılarım - WordPress.com

Nasyonalizmin dönemin ruhu olduğu; Nazi ve Stalin yönetimlerinin aynı varlığın, parti devletinin biçimi oldukları söylenir. Hitler milyonlarca Yahudiyi sistematik bir şekilde yok etti. Stalin döneminde on milyonu İkinci Dünya Savaşı’nda olmak üzere toplam 40 milyon kişi öldü. Bu döneme Büyük Terör dendi.
Fotoğraf: kitap alıntılarım – WordPress.com

Büyük Temizlik kurbanları. Stalin, 1929-1933 arasında zorunlu kolektifleştirme, kıtlık, açlık nedeniyle milyonları; 1937 yılında başlattığı siyasi temizlik ile nicelerini öldürttü. 1930-1953 arasında SSCB’de Halk Düşmanı suçlamasıyla 786 bin kişi idam edildi; 3.800 bin kişi devlete karşı suç işlemekten hüküm giydi. Glasnost sonrası bu davalardan 850 bin tanesine yeniden bakıldı; sadece 12 bin davanın neticesi haklı bulundu. Fotoğraf: Akşam

Büyük Temizlik kurbanları.
Stalin, 1929-1933 arasında zorunlu kolektifleştirme, kıtlık, açlık nedeniyle milyonları; 1937 yılında başlattığı siyasi temizlik ile nicelerini öldürttü. 1930-1953 arasında SSCB’de Halk Düşmanı suçlamasıyla 786 bin kişi idam edildi; 3.800 bin kişi devlete karşı suç işlemekten hüküm giydi. Glasnost sonrası bu davalardan 850 bin tanesine yeniden bakıldı; sadece 12 bin davanın neticesi haklı bulundu.
Fotoğraf: Akşam

  • 1932–1933 arasında Sovyetler Birliği’nde, şimdiki Ukrayna ve Rusya’nın Kuban bölgesinde suni olarak yaratılan kıtlık sebebiyle yaklaşık olarak 8 milyon insanın öldüğü olaylar Ukrayna Kırımı ya da Holodomor olarak anılır. Sovyet arşivlerinin açılmaması yüzünden ölü sayısı kesin olarak bilinememektedir.
Varşova Ayaklanması Anıtı’ndan bir bölüm, Varşova, Polonya. 1944’de 63 gün süren ayaklanmayı bastıran Naziler üç ay boyunca şehri yakıp yıktılar. Ayaklanma esnasında Kızıl Ordu, Vistula Nehri’nin karşı kıyısındaydı ama Polonyalılara yardıma gelmedi. 1945’te Ruslar “şehri kurtarmaya” geldi. O zamana kadar şehirde binaların %85’i yıkılmış, 700.000 kişi ölmüştü. Ruslar, Ayaklanma’dan bahsetmeyi yasakladılar. Fotoğrafta bir bölümü görülen anıt, 1989 yılında, Ayaklanma’nın 45. yıl dönümünde açıldı. Anıtın bu bölümünde, kanallardan kaçarak kurtulmayı başaran 5.000 kişi temsil ediliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Varşova Ayaklanması Anıtı’ndan bir bölüm, Varşova, Polonya.
1944’de 63 gün süren ayaklanmayı bastıran Naziler üç ay boyunca şehri yakıp yıktılar. Ayaklanma esnasında Kızıl Ordu, Vistula Nehri’nin karşı kıyısındaydı ama Polonyalılara yardıma gelmedi. 1945’te Ruslar “şehri kurtarmaya” geldi. O zamana kadar şehirde binaların %85’i yıkılmış, 700.000 kişi ölmüştü. Ruslar, Ayaklanma’dan bahsetmeyi yasakladılar. Fotoğrafta bir bölümü görülen anıt, 1989 yılında, Ayaklanma’nın 45. yıl dönümünde açıldı. Anıtın bu bölümünde, kanallardan kaçarak kurtulmayı başaran 5.000 kişi temsil ediliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ortaçağ şatosu, halkı tehdit eder gibi yükselir. Solda, Moskova’da inşa edilmiş, Stalin Gotik yedi binadan biri. Bunlardan biri Dışişleri Bakanlığı, biri Moskova Devlet Üniversitesi tarafından kullanılıyor. Üniversitenin binası 40 bin odalı. Sağdaki fotoğrafta ise Çin’in Xian kentindeki bir heykel. Devlet baskısı, aynı Asur rölyeflerinde olduğu gibi, mimari ve heykel ile de kendini empoze eder. Baskıcı zihniyet çağlara göre değişmez. Bir başka yöntem ise tüm devlet dairelerine asılan resimlerdir. Stalin’in her şeyi denetleyen bakışları altında çalışmak ve o bakışa katlanmak zorunda kalmak pek çok eserde anlatılmıştır. Sürekli göz hapsinde tutulan halk, politik şiddetin nesnesi olur.  Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Ortaçağ şatosu, halkı tehdit eder gibi yükselir. Solda, Moskova’da inşa edilmiş, Stalin Gotik yedi binadan biri. Bunlardan biri Dışişleri Bakanlığı, biri Moskova Devlet Üniversitesi tarafından kullanılıyor. Üniversitenin binası 40 bin odalı.
Sağdaki fotoğrafta ise Çin’in Xian kentindeki bir heykel.
Devlet baskısı, aynı Asur rölyeflerinde olduğu gibi, mimari ve heykel ile de kendini empoze eder. Baskıcı zihniyet çağlara göre değişmez.
Bir başka yöntem ise tüm devlet dairelerine asılan resimlerdir. Stalin’in her şeyi denetleyen bakışları altında çalışmak ve o bakışa katlanmak zorunda kalmak pek çok eserde anlatılmıştır. Sürekli göz hapsinde tutulan halk, politik şiddetin nesnesi olur.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • Komünist idare zamanında insanların seçim imkanlarının sosyal bakımdan baskıcı şartlarla çok sert kısıtlandığı günümüzde artık net bir biçimde biliniyor.
  • Nazizim, Stalinizm, faşizm ve diğer bütün totaliter rejimler ve onların artçıları şiddet politikası uygulamışlardır.
  • Bertolt Brecht sorar “ Tüm yetki halktan gelir. Fakat nereye gider?”

 

Çağdaş Sanata Varış 258|Çağdaş Sanat 6 Şiddet Estetiği 2

  • Çağdaş Sanat sadece görsellikle ilgili değildir. Bugün üretilen sanatın ana meselesi nesneleri, mekanları, bedenleri, hayatı meydana getiren her şeyi kullanarak hayatın ürettiği sorulara bir yanıt bulmaktır. Çağdaş Sanat’ın işlevleri arasında yer alan soru sormak, yanıt vermek kadar  önemlidir. Çağdaş Sanat’ın özünü eleştiri, tepki, sorgulama, çözümleme oluşturur. Çağdaş Sanat her alanı kendisine mesele edinir ve her alana eleştirel bakışla yaklaşır.
Self, Marc Quinn, 2006. 1964 doğumlu Britanyalı sanatçı Marc Quinn, 1991 yılından bu yana 2,5 litre kendi kanını kullanarak ürettiği büstü. Self, Quinn’in her beş yılda bir yenisini yaptığı, devam eden en sansasyonel projesi. Self, kalıplanarak ve dondurularak üretiliyor. Sergilenirken de özel bir dondurucuda tutuluyor. Quinn, Kendi/Öteki, Beden/Zihin, Doğa/Kültür, Yaşam/Ölüm, Doğum/Yok oluş gibi ikiliklerin yapaylığına işaret eden; karşıtlıkların bir arada var olma hallerini araştıran bir sanatçı. Yunan heykellerinde görmeye alışkın olduğumuz mükemmel insan oranların, mükemmel vücutların aksine kusurlu vücutların heykellerini yapıyor. Bu heykel serisinde toplumun bedene, bedenin kusurlarına ve kusursuzluğuna dair takıntısını ve bu takıntının bazı kişileri kendi bedenlerini nasıl giderek artan bir biçimde dönüştürmeye sevk ettiğini araştırıyor, vurguluyor, bu konuyu düşündürmek istiyor. 1965 yılında kolsuz ve kısa bacaklarla doğan İngiliz sanatçı Alison Lapper’ı çıplak ve hamile gösteren Carrara mermerinden heykeli 2005-2007 yılları arasında Londra’da Trafalgar Meydanı’ndaki kolonlardan birinin üzerinde sergilenmiş, 2012 yılında da Paralimpik Oyunları’nın açılışında bu heykelin replikası kullanılmıştı. İdeal bedenin ve Güzel’in yorumu onu ilgilendiriyor. 2013 yılında Venedik Bienali’nde sergilediği Spiral of the Galaxy adlı bronz heykeli ile, doğadaki kabukluların şekilleriyle güzellik hakkındaki sorgulamasını sürdürüyordu. Fotoğraf:www.pinterest.com

Self, Marc Quinn, 2006.
1964 doğumlu Britanyalı sanatçı Marc Quinn, 1991 yılından bu yana 2,5 litre kendi kanını kullanarak ürettiği büstü. Self, Quinn’in her beş yılda bir yenisini yaptığı, devam eden en sansasyonel projesi. Self, kalıplanarak ve dondurularak üretiliyor. Sergilenirken de özel bir dondurucuda tutuluyor.
Quinn, Kendi/Öteki, Beden/Zihin, Doğa/Kültür, Yaşam/Ölüm, Doğum/Yok oluş gibi ikiliklerin yapaylığına işaret eden; karşıtlıkların bir arada var olma hallerini araştıran bir sanatçı.
Yunan heykellerinde görmeye alışkın olduğumuz mükemmel insan oranların, mükemmel vücutların aksine kusurlu vücutların heykellerini yapıyor. Bu heykel serisinde toplumun bedene, bedenin kusurlarına ve kusursuzluğuna dair takıntısını ve bu takıntının bazı kişileri kendi bedenlerini nasıl giderek artan bir biçimde dönüştürmeye sevk ettiğini araştırıyor, vurguluyor, bu konuyu düşündürmek istiyor.
1965 yılında kolsuz ve kısa bacaklarla doğan İngiliz sanatçı Alison Lapper’ı çıplak ve hamile gösteren Carrara mermerinden heykeli 2005-2007 yılları arasında Londra’da Trafalgar Meydanı’ndaki kolonlardan birinin üzerinde sergilenmiş, 2012 yılında da Paralimpik Oyunları’nın açılışında bu heykelin replikası kullanılmıştı.
İdeal bedenin ve Güzel’in yorumu onu ilgilendiriyor. 2013 yılında Venedik Bienali’nde sergilediği Spiral of the Galaxy adlı bronz heykeli ile, doğadaki kabukluların şekilleriyle güzellik hakkındaki sorgulamasını sürdürüyordu.
Fotoğraf:www.pinterest.com

Bienal sırasında Tophane’de duvarda…İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bienal sırasında Tophane’de duvarda…İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sovyetler Birliği’nde Perestroyka ve Glasnost, benzeri görülmemiş bir edebi ve kültürel yeniden doğuş sürecini başlatmıştır. Rus sanatçılar, dönüşüm yılları olan 1990’larda kimliklerinin yeniden tanımlanması üzerine eserler vermişler, 2000’lerde ise kurumsal kriz, geçiş döneminin zorlukları ve ideolojik kaos bittiği için artık kendilerinden başka bir şey olmak istemediklerini belirtmişlerdir.

 

Troçki’nin Sürgün Evleri 1

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Meksika’da öldürüldüğü evin çalışma odasında asılı olan yağlıboya portresi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bolşevik Devrimi’nin Lenin’den sonra en parlak önderi,
  • Usta bir yazar ve konuşmacı,
  • Lenin profesyonel devrimcilerden oluşan disiplinli bir partiyi savunurken, geniş tabanlı, demokratik bir partiyi savunan,
  • 1905 yılında sürekli devrim (önce demokratik devrim, sonra sosyalist devrim) teorisini ortaya atarak Che Guevera’ya da ilham kaynağı olan,
  • Bir çok kez sürgüne gönderilen, iki Sibirya sürgününden kaçan,
  • İlk eşinden iki kızı, ikinci eşinden iki oğlu olan,
  • Yahudi bir ailede doğan,
  • 1917’de Bolşeviklere katılan,
  • Lenin’in en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan,
  • Pravda’yı kuran,
  • Sovyetler Birliği’nin ilk dışişleri bakanı,
  • Kızıl Ordu’yu kuran,
  • Beyaz Rus ordularını yenen,
  • Bolşevikler/Kızıllar ile Menşevikler/Beyazlar arasındaki iç savaşta 60.000 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan,
  • Lenin’in halefi olacağı düşünülen,
  • 1924’te Lenin’in ölümünden sonra Stalin’le görüş ayrılığına düşen ve 1929 yılında sürgün edilen biri Leon Davidoviç. Troçki, sahte hüviyetindeki adı. Çarlık polisi onu Leiba Bronstein adıyla fişlemişti. Türk vizesi ise Leon Sedov Efendi takma adı ile verilmişti.
  2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde. İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


2015 İstanbul Bienali’nde Büyükada Splendid Palas Oteli’nde.
İstanbul’un en eski otellerinden biri olan yapı 1908-1911 arasında inşa edilmiş. William Kentridge’in (1955-) otelde sergilenen O Sentimental Machine (Ah, İçli Makine) adlı video projeksiyonunda otelin kendisi, Troçki, sekreteri ve takipçileriyle bir karakter haline geliyor. Tarihin olayları karşısında benliğin parçalanmasına duyarlı olan Kentridge, çok kanallı bir ses ve görüntü enstalasyonu yaratmış. O Sentimental Machine Troçki gibi mektuplar gönderip alarak, sekreterine mesajlar yazdırıp dünyaya göndererek tarihsel olaylara uzaktan katılma duygusunu araştırıyor. Mantıksal argüman ve dilin, tıpkı Troçki’nin ütopyalarının başarısız olması gibi, yolları ayrılıyor; ütopyacı düşüncenin gerekliliği ve imkansızlığı Troçki’nin sekreteri ile megafon arasındaki hayali bir ofis aşkıyla anlatılırken Troçki’nin, insanın duygusal ama programlanabilir bir makine olduğu fikrini temsil ediyor. Troçki’nin Fransızca yaptığı bir konuşma, 1920’lerden Türkçe bir şarkı, eski bir Rus enstrümanı ile üretilmiş müzik, Rumca bir şarkı, Enternasyonal Marşı eserin seslerini oluşturuyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Troçki ile Stalin’in ihtilafı Lenin’in ölümünden beri devam etmekteydi. Stalin, komünizmin önce Rusya sınırları içinde yerleştirilmesini, Bolşevik İhtilali’nin daha sonra dünyada yayılmasını planlarken; sol muhalefetin lideri Troçki ise Marksist yönde herhangi bir taviz verilmesine şiddetle karşıydı. Özellikle Almanya’nın olgun hale geldiğini söylüyor, hemen dünyada Bolşevik İhtilali’nin teşvik edilmesi gerektiği tezini savunuyor, Stalin’i sağa kaymakla suçluyordu. Troçki’yi daha çok aydın gruplar destekliyordu. Stalin Troçki’yi köylü sınıfını yok edecek, hızlı sanayi programı tasarlamakla suçluyor, Troçki ise sanayiin gelişmesindeki gecikmelerin tarımın gelişmesini geciktirdiğini öne sürüyordu.
  • Stalin tarafından 1927 yılında önce Kazakistan’a Alma Ata’ya sürüldü. Taraftarları büyük gösteriler düzenlemiş, Troçki’nin sürgüne gönderilmesini önlemeye çalışmışlardı. Stalin Troçki’den siyasi faaliyetlerine son vermesini istedi, Troçki reddetti.
  • Stalin, ilk beş yıllık kalkınma planını başarıyla tamamlayabilmek için ülkede muhalefet istemiyordu. Ayrıca Troçki’nin tasfiyesi aşırı solun tasfiyesi olarak görüleceğinden, Batı kendisine yaklaşabilir, itimat havası yaratabilir, ekonomik destek sağlayabilirdi. Troçki’nin elenmesi gerektiğini, devrin İngiliz dışişleri bakanı Sir Austen Chamberlain Stalin’e duyurmuş ve ancak bundan sonra İngiliz-Sovyet ekonomik görüşmeleri bir neticeye ulaştırmanın mümkün olabileceğini açıkça anlatmıştı.

 

Rusya’da Üniversite 2

1953 yılında kurulan, Serçe Tepeleri’ndeki Moskova Devlet Üniversitesi, şehirde “Stalin Gotik” tarzı denen yedi binadan biri. Ortadaki kulesi 36 kat. Binada, inanması zor ama, kırk bin oda olduğu söyleniyor. Üniversitede otuz bin öğrenci okuyor. Rusya Federasyonu - Moskova

1953 yılında kurulan, Serçe Tepeleri’ndeki Moskova Devlet Üniversitesi, şehirde “Stalin Gotik” tarzı denen yedi binadan biri. Ortadaki kulesi 36 kat. Binada, inanması zor ama, kırk bin oda olduğu söyleniyor. Üniversitede otuz bin öğrenci okuyor.
Rusya Federasyonu – Moskova

Sovyet Dönemi

1917 – 1922 iç savaş yıllarıdır.

Sovyetler Birliği döneminde tüm özel okullar millileştirilmiş, müfredattan din dersleri çıkartılmış, sınavlar kaldırılmış, 16 yaş üstü tüm yurttaşlara yüksek öğrenim kuruluşlarına giriş hakkı tanınmıştır.

1923 yılında, Komünist Parti, eğitimde de Marksist politikaları yürürlüğe koymuş, eğitimin daha gerçekçi ve faydaya yönelik olmasını sağlamaya çalışmıştır. 1928’den sonra teknik okullar öncelik kazanmıştır. Üniversitelerdeki felsefe ve tarih fakülteleri kapatılmıştır. Yükseköğretim kurumlarının yönetimi 1933’ te daha merkezi hale getirilmiştir. 1943’ te ordu ve donanmaya kalifiye eleman temini  için askeri okullar açılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası , ortaöğretimin üst sınıflarında ödenen ücretler kaldırılınca eğitime devam eden öğrenci sayısında büyük artış olmuştur. 1958’ de Kruşçev’ in “hayat ile eğitim arasındaki bağı güçlendirmeye” yönelik kararları uyarınca ilköğretim bir yıl uzatılıp , 8 yıla çıkartıldı , genel , teknik ve mesleki okulları kapsayan ortaöğretimin 3 yıl olması karara bağlandı. Tarım ve endüstride çalışanlara gece okulları açıldı, meslek yüksek okulları güçlendirildi, meslek liseleri ve özel amaçlı okullar artırıldı, 11 yıllık yatılı okullar açıldı, yüksek öğretime giriş ortaöğretimden mezun olanlara uygulanan ağır bir sınavı geçenlere mümkün hale getirildi. Üniversiteye girmek isteyen adaylar arasından iş tecrübesi olanlar tercih edilmeye başlandı.

Sovyetler Dönemi başladığında yeni kurulan cumhuriyetler üniversiteler açtılar ve Çarlık dönemi üniversitelerini yeni ideoloji çerçevesinde düzenlediler. Kiev ve Kharkov Üniversiteleri  Ukrayna’ nın, Dorgut (Tartu) Estonya’ nın üniversiteleri oldular. Önce yükseköğretim fen bilimleri ile sınırlı tutuldu, 1932 – 1948 arasında sosyal bilimler de ilgi görür oldular. İkinci Dünya Savaşı’ nda yıkılan veya tahrip olan ülkenin batısında bulunan üniversiteler Alman işgali kalkınca yeniden yapıldı veya onarılarak tekrar hizmete sokuldu.

Rusya Federasyonu

Sovyetler Birliği’ nin dağılmasından sonra Nisan 1992’ de kurulan Rusya Federasyonu’nda  da 7 – 17 yaşlar arasında eğitim parasız ve zorunlu. Okuryazar oranı %100‘e yakındır.

En saygın yükseköğretim kurumları Moskova ve St.Petersburg Üniversiteleridir. Rusya özellikle temel bilim, mühendislik (nükleer, uçak, makina, kimya, genetik, inşaat), tıp ve sosyal branşlarda (tarih, siyaset, uluslararası ilişkiler, sosyoloji) eğitim almak isteyen öğrenciler için cazip bir ülkedir. NOBEL ödüllü birçok bilimadamı Rusya üniversitelerinde öğrenci yetiştirmektedir. Birçok üniversite ve enstitü dünya çapında üne sahiptir. Her yıl GSMH’nın % 5.4’ü eğitime aktarılmaktadır. 110.000 yabancı öğrenci Rusya’da tahsil görmektedir. Rusya’da 3000 üniversite vardır.