Etiket arşivi: Skilitzes yazması

Bizans İmparatorluğu 45 | Donanma ve Gemiler

  • Büyük Konstantin zamanında donanmanın iki yüz tane otuz kürekli savaş kadırgasından oluştuğu ve donanmanın iki bin nakliye gemisiyle desteklendiği biliniyor.
  • Bizans donanmasına İskandinav askerler alındığı, 902 yılında Bizans donanmasında 700 İskandinav denizcisi bulunuyordu.
  • Grek ateşi Bizanslıların en önemli silahı idi. Bu sıvı, püskürtülüyor veya toprak kaplar içinde atılıyordu. Grek ateşi hemen yanmaya başlıyor, hatta suda bile yanabiliyordu. Nafta, sülfür ve güherçileden oluştuğu biliniyordu ama oranları ve tam formülü hiçbir zaman kayıtlara geçirilmemişti, formül devlet sırrı idi. 7. yüzyılda bu formülü geliştirmişlerdi. En ufak sarsıntıda patladığı için karada kullanmanın riskli olduğunu görüp yalnızca deniz savaşlarında kullanmaya başlamışlardı.bu silah sayesinde denizlerde adlarını duyurmuşlar, 941 yılındaki Rus savaşında kullanarak Prens İgor’un donanmasını yakıp Konstantinopolis’i kurtarmışlardı. Ülkelerine sağ dönebilenler Bizanslıların göklerin şimşeğine sahip olduklarını anlatmışlardı.
  • Kuşatmacıların kendilerini Grek ateşinin alevlerinden koruyabilmek için hareketli kulelerini yeni kesilmiş hayvanların sirke emdirilmiş postlarıyla kapladıkları biliniyor.
Madrid Ulusal Kitaplık'ta bulunan Skilitzes Yazması’ndan bir minyatür, Grek Ateşi. Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

Madrid Ulusal Kitaplık’ta bulunan Skilitzes Yazması’ndan bir minyatür, Grek Ateşi.
Fotoğraf: Bizantion’dan İstanbul’a Bir Başkentin 8000 Yılı, Sabancı Üniversitesi, Sakıp Sabancı Müzesi, 2010.

  • 1960 yılından itibaren Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü’nün denizlerimizde tespit ettiği yüzün üzerindeki batık geminin büyük çoğunluğunu Bizans gemileri oluşturur.
  • Bizans döneminde, deniz ticareti büyük ölçüde artmıştır.
  • Bizans İmparatorluğu’nun ilk dönemlerinde deniz ticareti Doğu Akdeniz ile sınırlıdır.
  • Justinyen yönetiminde, daha önce Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiş olan kıyıların tamamı geri alınmış, ticaret Batı Akdeniz’e yayılmıştır.
  • Bizanslılar, Arap işgallerine kadar Akdeniz’i denetim altında tutmuşlardır.
  • Yük gemileri, Romalılar tarafından kullanılmış olanlara kıyasla, küçülmüştür. Bu küçülmenin nedenleri arasında yeni başkent Konstantinopolis’ten tahıl üretim merkezlerine olan yolun kısalmış olması; savaşlar ve veba yüzünden nüfustaki azalma; devlet malı gemilerden, özel ticari gemilere geçilmesi sayılabilir. Ayrıca, küçük tekneler düşman gemilerinden kaçmak için de daha uygundu.
  • Bizans döneminde gemi yapım teknikleri, daha hızlı ve daha ucuz teknikleri devreye sokarak değişmiştir.
  • 7. yüzyılda kuşak tahtaları ve iç döşemeler için az işlenmiş yarım tomrukları kullanarak işgücünden ve paradan tasarruf sağladılar. Yarı işlenmiş tomruk kullanımı ve masraflı dişi-erkek geçmeli zıvanalı bağlantı yönteminden vazgeçtiler. Geçmeli sistemi bırakma, kaplamaları çivilerle bağlama yöntemi büyük tasarruf sağladı. Seyir kürekleri, kıça yakın geminin her iki yanına, bir çift güverte kirişine monte edilmiştir.
  • Çapa gövdeleri ve kolları ince olduğundan sık sık kırılırlar, buna karşı yedek çapa takımları gemilerde bulundurulurdu.
  • Geceleri gemiyi aydınlatmak için, fırında pişmiş çömlekten yapılma yağ lambaları kullanılırdı.
  • Rodos’un Akdeniz sularındaki beş yüz yıl (yak. M.Ö. 700-200 yılları arası) boyunca sürdürmüş olduğu otoritesi, Rhodos Yasasıbaşlığıyla MÖ 1. yüzyılda Roma Hukuku’na da kazandırılmıştır. I. Justinyen deniz ticaretindeki riski en aza indirgemek ve imparatorluğun deniz ticaret potansiyelini arttırabilmek amacıyla, hazırlattığı Digesta’nın bir bölümüde Rhodos Denizcilik Yasaları’nın (Lex Rhodia) derlenmesine ayrılmıştı. Bu yasa maddeleri, 12. yüzyıla kadar varlığını sürdürerek çeşitli konularda Doğu Romalı denizcilere rehberlik etmiştir. 13.-14.yüzyıllarda ise Doğu Roma Deniz Ticareti’nin yoğunluğunun azalmasına paralel olarak, yasal düzenlemeler de giderek geçerliliğini yitirmiş, İstanbul’un 1453 yılındaki fethine kadar yalnızca İtalyan ve Slav denizciler tarafından kullanılmıştır.
  • Başarılı bir seferin ardından tüm denizcilere eşit kar dağıtılmasını öngören Rodos Denizcilik Yasaları’na göre, gemi sahibi ve/veya kaptanı iki hisse; dümenci (küreklerin idaresi onda idi), pruva sorumlusu (çapalarla ilgilenirdi), gemi marangozu ve lostromo (gemici ve miçoların amiri) birer buçuk hisse; gemiciler birer ve aşçı yarım hisse sahibiydiler.
  • Rodos Denizcilik Yasası’na göre kaptan gemideki tüm paradan sorumluydu.
  • Gemiler, liman vergileri ve bazı gümrük noktalarında ihracat harcı ödemek zorundaydılar.

 

Yenikapı kazılarında bulunan tarihi miras ayrı bir yazının konusu olacaktır.

Bizans İmparatorluğu 33 | Bizans’ta Kadın ve Evlilik

13. yüzyıl minyatüründe yün eğiren Bizanslı kadın. Fotoğraf: Byzantium, Philip Sherrard, Time-Life Books, 1976.

13. yüzyıl minyatüründe yün eğiren Bizanslı kadın.
Fotoğraf: Byzantium, Philip Sherrard, Time-Life Books, 1976.

  • Bizansta kadının kanuni garantileri vardı. Başlık parası karşılığında kocasının eşit değerde toprağı kadının üzerine yapması gerekirdi. Belirli koşullarda kendi malı gibi, kocasınınkiler üzerinde de söz sahibi idi. Çocuklar açısından kocası ile eşit yetkiye sahipti.
  • Ginachionitis, evdeki kadınlar bölümüne verilen addı. Jinekoloji kelimesi buradan gelmektedir.
  • Kadının toplumdaki yeri sosyal sınıfına göre idi. İmparatoriçe çok önemli yetkileri olan bir kimse idi. Asil ailelerin kadınlarının resmi törenlerde rolleri olurdu. Alt sosyal sınıflarda ise kadının görevi çocukları büyütmek, fakirlere yardım etmek ve ruhları için endişe etmekti.
  • Üst sınıf kadınların kullandığı mücevherler arasında altın bilezikler, gümüş veya altın üzerine hakiki taşlarla bezeli kolyeler, altın küpeler yaygındı.
  • Vücut bakımı seçkin Bizanslı kadınların günlük  hayatında önemli bir rol oynardı. Kişisel bakım, saç bakımı ve kozmetikler seçkin olmanın bir parçasıydı. Koyu makyaj yaparlardı.
  • Tanrıça Athena ve tavus kuşu, kadın güzelliğinin arketipi olarak kadın tuvaletine özgü objeler ve takılarda çok kullanılıyordu.
  • Kadınlar toka ve taraklarla saçlarına gösterişli biçimler veriyor, saçlarını koyu renk ise safranla sarıya, kırlaşmışsa siyaha boyuyorlardı.
  • Kendi evlerinin dışında saygın kadınların saçlarını örtmeleri beklenirdi.
  • Genelde Tanrıça Athena ve imparatoriçe biçiminde tanımlanan kadın büstlerinden kantar ağırlıkları kullanılmıştır. Amaç, kadın kişileştirmelerine atfedilen uğur fikri ve erdemlerle imparatorluk yetkisini birleştirerek, ağırlığın doğruluğunu tasdik etmekti.
  • Saray kadınlarının giysileri incilerle, değerli taşlarla kaplı olurdu.
  • İmparator V. Konstantin Bizans prensi iken Hazar Kağanı’nın kızıyla evlendiğinde prenses, çeyizi içinde Bizans sarayını çok etkileyen bir elbise getirmişti. Bu elbise öylesine hayranlık uyandırdı ki, tören giysisi olarak kabul edildi. Adına çiçekion dediler. Bizans’a geldikten sonra İrene adıyla vaftiz olmuş prensesin adı veya takma adı Türkçe olarak Çiçek idi. Çiçek’in oğlu Leon Hazar 775-780 yılları arasında imparator olmuştur.
Bizans’ta yüzyıllara göre kadın örtünmesi/başlığı modelleri. Fotoğraf:www.odatv.com

Bizans’ta yüzyıllara göre kadın örtünmesi/başlığı modelleri.
Fotoğraf:www.odatv.com

  • 7. yüzyıldan başlayarak damadın geline bir nikah yüzüğüyle bir kemer vermesi geleneği doğdu. Evlilik törenlerinde evlilik taçları, gelin kemerleri, kolye veya vücut zinciri (kemer-kolye arası bir çeşit mücevher) ve evlilik madalyonları takılıyordu. Evlilik madalyonlarında mutlaka Meryem olurdu.
  • Festival ve yemeklerde kilise karşı cinslerin ayrı masalarda oturmalarını öngörürdü.
  • Geleneksel evlilik: Kilise Büyük Perhiz esnasında evlenmeyi yasakladığından, evliliklerin çoğu Paskalya sonrası yapılırdı. Damat müzisyenlerle gelinin evine gelirdi. Bu eski bir Yunan geleneğiydi ve Bizanslılar tarafından da uygulanırdı. Damat ve gelinin başından pirinç atılırdı. Köy düğünlerinde gelin ve damadın başlarına kağıttan ya da çiçeklerden yapılmış taçlar konur, evlilik yüzükleri/taçları birbirine kurdele ile bağlanırdı.
10. yüzyıla ait fildişinden oyma eserde İsa, imparatorluk çifti Romanus ile Eudoxia’ya taç giydiriyor. Bizans’tan beri devam eden bir gelenek olarak günümüzde de evlenen Ortodoks çiftler birbirine kurdele ile bağlanmış sembolik taçlar giyerler. Birbirine bağlı taçlar, evlilik bağını simgeler. Fotoğraf: Byzantium, Philip Sherrard, Time-Life Books, 1976.

10. yüzyıla ait fildişinden oyma eserde İsa, imparatorluk çifti Romanus ile Eudoxia’ya taç giydiriyor. Bizans’tan beri devam eden bir gelenek olarak günümüzde de evlenen Ortodoks çiftler birbirine kurdele ile bağlanmış sembolik taçlar giyerler. Birbirine bağlı taçlar, evlilik bağını simgeler.
Fotoğraf: Byzantium, Philip Sherrard, Time-Life Books, 1976.

Madrid Ulusal Kitaplık'ta bulunan Skilitzes yazmasından bir minyatür; Bizanslı soylu kadın Danielis tahtırevan ile giderken, 9. yüzyıl. Fotoğraf:tr.wikipedia.org.

Madrid Ulusal Kitaplık’ta bulunan Skilitzes yazmasından bir minyatür; Bizanslı soylu kadın Danielis tahtırevan ile giderken, 9. yüzyıl.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org.