Etiket arşivi: şiir

James Joyce 3

  • James Joyce, Proust gibi yeni teknikler, biçemler, yazın kuralları ve kuralsızlıkları yaratmıştır.
  • Joyce, Proust, Mann zamanı bir karaktermişçesine romana sokarlar. Zamanın saati ile bilincin saati ayrı ayrı işler.
  • Henry James, James Joyce, Virginia Woolf, bakış açısını gizleyen anlatı teknikleri geliştirmeye özen gösterdiler. Henry James güvenilmez anlatıcıyı anlatının merkezine taşırken, Joyce ve Woolf anlatıyı roman kişilerinin düşüncelerine, algılamalarına, izlenimlerine yayarak, çok odaklı anlatılar üretti. Artık roman okunması zor bir anlatıydı. Amacı her okura değil, bu zorluğu göğüslemeye hazır olan eğitimli ve yetenekli okura seslenmekti. Doğrudan aktarılan iç monologda ya düşünceler başka düşünceleri çağrıştırır, ya da çağrışımlar fiziksel uyarılar sonucu oluşarak birbirini kovalar. Joyce’un daha çok ikinci, Woolf’un ise birinci anlatı tekniğini kullandığı söylenebilir.
  • Bilinç akışı insanın duygu ve düşüncelerinin yarı bilinçli halden bilinçli hale geçişini gösteren zihinsel durumu yansıtır. İnsan gramer açısından doğru, düzgün cümlelerle düşünmediğinden anlatı bu tekniğe başvurduğu yerlerde gramer ve sentaksı bozar; peş peşe anlamsız gelen sözcükler geçer.

Metinler arası göndermeler, yoğunlaşmış anlamlar, yinelendikçe izlekleri pekiştiren ifadeler kullanılır.

  • Woolf ile beraber bilinç akışı yönteminin en önemli uygulayıcısı sayılan Joyce yoğun metinler arası göndermeler, parodi ve pastişe izlenimci resim ve sinema tekniğini de katmıştır.
  • Yirminci yüzyılın anlatısı ne kolektif ahlakın ve toplumsal ideallerin anlatısı olan destan, ne de sıradan insanın toplumdaki serüvenini anlatan klasik romandır. Joyce’un uyguladığı modernist anlatının temel niteliği ödünsüz öznelliktir. Ona göre çağının epiği, en öznel anlatı biçimi olan liriğe yaklaşmalıdır; Joyce 20. yüzyılın düzyazısına lirik epik der.
  • Joyce kesinlik içeren tüm felsefelere karşıdır; Albert Einstein’dan önce, her şeye göreceli yaklaşır.
  • Joyce son derece yenilikçi eserleriyle bugün de yazarlar üzerinde etkisi olan edebi yenilikler getirmiştir. Eserleri, sadece edebi yenilikçiliği ile değil, Katolikliğe, cinselliğe, sanata ve İrlanda politikasına ilişkin ortaya koyduğu yaklaşımlar ile de önemlidir.
  • 1907, 1927 ve 1932 yılında şiir kitapları yayımlanmış, düzyazısıyla birçok şaire esin kaynağı olan Joyce, şiirde başarılı olamamıştır. Kendisi de Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi adlı eserinde Stephen’ı kullanarak, yazdığı kötü şiirlerle alay eder. O bölümün lirik ve Romantik havası da ironiyi artırır. Ibsen etkisinde yazdığı Sürgünler adlı oyunu da vasat bulunur.
  • Hayatıyla sanatı birbirine çok yakındır. Tanıdıklarını sık sık ve açık açık eserlerine dahil ederdi.
  • Eleştirmenler çoğunlukla Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ni lirik, Ulysses’i epik, Finnegan Uyanması’nı dramatik olarak sınıflandırırlar. Murat Belge’ye göre bu sınıflamalar edebi türlerden çok, sanatçının zihin durumunu anlatır. Yazarın her eserinde bu üç tarzın da örnekleri bulunabilir.

 

Çağdaş Sanata Varış 264|Heykeller ve Nesneler 3 Yayoi Kusama

Altın Ayakkabılar, Yayoi Kusama, 2000. Art International 2015 İstanbul. Japonya’nın ünlü Praemium Imperiale ödülünün verildiği tek kadın sanatçı olan Yayoi Kusama (1929-) da sanat skalası geniş olan sanatçılardan. Uzun yaşamı boyunca pek çok akımın içinde bulunmuş. 1959 yılında New York’ta açtığı ilk kişisel sergisi, Zero akımının, Pop Art’ın habercisi sayılıyor. Vücut Sanatı, Happening, Yerleştirme, Performans, şiir ve roman yazıyor, ödül alan filmler çekiyor, giysilerini daima kendisi tasarlıyor. Silinmişlik Odası adlı eseri yıllardır dünyayı geziyor. Balkabağı çok kullandığı motiflerden biri. 1972 yılında, tek uzun süreli romantik ilişki yaşadığı sanatçı Joseph Cornell ölünce Japonya’ya dönüp, kendi isteğiyle geceleri bir akıl hastanesinde kalmaya, gündüzleri atölyesinde çalışmaya devam ediyor. 1990’larda New York’a dönüyor.  “İşlerimin seks ile, cinsel özgürlükle bağdaştırıldığı zamanlarda bile benim için cinsellik hep sorunlu, hep travmatikti; seksin hiçbir biçimine ilgim yoktu” diyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Altın Ayakkabılar, Yayoi Kusama, 2000. Art International 2015 İstanbul.
Japonya’nın ünlü Praemium Imperiale ödülünün verildiği tek kadın sanatçı olan Yayoi Kusama (1929-) da sanat skalası geniş olan sanatçılardan. Uzun yaşamı boyunca pek çok akımın içinde bulunmuş. 1959 yılında New York’ta açtığı ilk kişisel sergisi, Zero akımının, Pop Art’ın habercisi sayılıyor. Vücut Sanatı, Happening, Yerleştirme, Performans, şiir ve roman yazıyor, ödül alan filmler çekiyor, giysilerini daima kendisi tasarlıyor. Silinmişlik Odası adlı eseri yıllardır dünyayı geziyor.
Balkabağı çok kullandığı motiflerden biri.
1972 yılında, tek uzun süreli romantik ilişki yaşadığı sanatçı Joseph Cornell ölünce Japonya’ya dönüp, kendi isteğiyle geceleri bir akıl hastanesinde kalmaya, gündüzleri atölyesinde çalışmaya devam ediyor. 1990’larda New York’a dönüyor. “İşlerimin seks ile, cinsel özgürlükle bağdaştırıldığı zamanlarda bile benim için cinsellik hep sorunlu, hep travmatikti; seksin hiçbir biçimine ilgim yoktu” diyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1968 yılında New York’ta puantiyeleri bir moda çekiminin konseptini oluşturan Kusama, 2012 yılında Louis Vuitton ile işbirliği yapmış. Onu, Louis Vuitton için özel bir koleksiyon hazırlamaya ikna eden hayranı Marc Jacobs olmuş. Bu işbirliği için New York, SoHo mağazası yeniden tasarlanmış. Fifth Avenue’daki mağazanın vitrinine Kusama’nın gerçek boyutlarda balmumundan bir heykeli konmuş. Gerçeküstü bir dünya yaratılmış Louis Vuitton mağazalarında. Fotoğraf: blog.markafoni.com

1968 yılında New York’ta puantiyeleri bir moda çekiminin konseptini oluşturan Kusama, 2012 yılında Louis Vuitton ile işbirliği yapmış. Onu, Louis Vuitton için özel bir koleksiyon hazırlamaya ikna eden hayranı Marc Jacobs olmuş. Bu işbirliği için New York, SoHo mağazası yeniden tasarlanmış.
Fifth Avenue’daki mağazanın vitrinine Kusama’nın gerçek boyutlarda balmumundan bir heykeli konmuş. Gerçeküstü bir dünya yaratılmış Louis Vuitton mağazalarında.
Fotoğraf: blog.markafoni.com

2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti olduğunda, şehirdeki ağaçların gövdeleri bir Çağdaş Sanat sergisi kapsamında Kusama tarafından beneklerle donatılmış. Kusama 2016 yılında Airbnb ve Tate Modern’in birlikte düzenledikleri yarışmanın ödülünü yapan kişi olacak. Kazananın bir odasını sanat eserine dönüştürecek. Fotoğraf:universotokyo.com

2013 yılında Marsilya Avrupa Kültür Başkenti olduğunda, şehirdeki ağaçların gövdeleri bir Çağdaş Sanat sergisi kapsamında Kusama tarafından beneklerle donatılmış.
Kusama 2016 yılında Airbnb ve Tate Modern’in birlikte düzenledikleri yarışmanın ödülünü yapan kişi olacak. Kazananın bir odasını sanat eserine dönüştürecek.
Fotoğraf:universotokyo.com

 

 

Çağdaş Sanata Varış 263|Heykeller ve Nesneler 2 Jeff Koons

  • Çağdaş Dönem’in bir başka özelliği de çoğu sanatçının, sanat skalasının geniş olması. Modernizm’den sonra, “ressam”, “heykeltıraş” diye bir ayrım pek kalmadı. Sanatçı resim, heykel, yerleştirme, kolaj yaptığı gibi şiir ve roman yazabiliyor, sinemada, moda dünyasında da etkili olabiliyor.
  • Paslanmaz çelikten ayna yüzeyli balon hayvanlar ve sıradan nesnelerin reprodüksiyonlarını üretmekle tanınan Jeff Koons (1955-), Pop kültürün son temsilcisi olarak anılmaktadır. Salvador Dali ve Andy Warhol’u ustaları olarak kabul ettiğini belirten sanatçı, eserlerinin satış performansına bakıldığında, yaşayan en pahalı sanatçı olarak tanınmaktadır.
  • Koons, 1990’lı yıllarda tümüyle popüler kültür imgeleri üzerine kurulu heykelleriyle gündeme gelmişti. Heykelleri kendisi tasarlar, profesyonel heykeltıraşlarla çalışarak Pembe Panter, Michael Jackson gibi popüler imgeleri, kendi tasarladığı biçim ve boyutlarda sergilemiş, bunlar heykel sanatının Çağdaş örnekleri olarak nitelendirilmiştir. Bibloları dev boyutlarda yeniden üreten ve kitsch olgusuna değinen, balon gibi geçici nesneleri bronz gibi malzemelerle yeniden üreterek kalıcı hale getiren, sanat yapıtının değerinin hangi temelde aranabileceğine dair soru işaretleri oluşturan Koons, nesne temelinden hareket eden Yeni Kavramsalcı sanatçılar arasında sayıldığı gibi, Tüketim Nesnesi Sanatı denilen eğilimin de öncüsü sayılmaktadır ama tüketim kültüründen ilham alan tek sanatçı Koons değildir.
Jeff Koons, 1992 yılında ürettiği Yavru Köpek adlı eserinin pek çok çeşitlemesini yapmaya devam etti. Parlatılmış paslanmaz çelik, saydam boya kaplama ayna yüzeyli Balon Köpek (1994-2000), 58 milyon dolara satıldı. Yavru Köpek’in çeşitlemeleri arasında çok çeşitli renklerde ürettiği Lale Balonlar ile Balon Çiçekler de sayılabilir. Balon Çiçek adlı çalışması Christie’s müzayede evinin Londra’da düzenlediği açık artırmada 12.9 milyon pounda satılarak, yaşayan bir sanatçının eserine o güne kadar verilen en yüksek fiyat olmuştu. Koons objeleri devasa boyutlara taşıyarak kitsch denilen estetik anlayışın bir “yüksek kültür” unsuru olup olamayacağını sorguluyor. Fotoğraf:topics.nytimes.com

Jeff Koons, 1992 yılında ürettiği Yavru Köpek adlı eserinin pek çok çeşitlemesini yapmaya devam etti. Parlatılmış paslanmaz çelik, saydam boya kaplama ayna yüzeyli Balon Köpek (1994-2000), 58 milyon dolara satıldı. Yavru Köpek’in çeşitlemeleri arasında çok çeşitli renklerde ürettiği Lale Balonlar ile Balon Çiçekler de sayılabilir. Balon Çiçek adlı çalışması Christie’s müzayede evinin Londra’da düzenlediği açık artırmada 12.9 milyon pounda satılarak, yaşayan bir sanatçının eserine o güne kadar verilen en yüksek fiyat olmuştu. Koons objeleri devasa boyutlara taşıyarak kitsch denilen estetik anlayışın bir “yüksek kültür” unsuru olup olamayacağını sorguluyor.
Fotoğraf:topics.nytimes.com

Koons, enstalasyonlarından birinde bir Hermés efsanesi olan Birkin model çantayı da kullanmıştı. Fotoğraf:observer.com

Koons, enstalasyonlarından birinde bir Hermés efsanesi olan Birkin model çantayı da kullanmıştı.
Fotoğraf:observer.com

  • Moda ve sanatın buluşmasında belki de en etkin rolü 2000’li yılların başından bu yana dünyanın en önemli çağdaş sanatçılarıyla işbirliği yapan; bizi moda ile sanatı, müze ile butiği bir arada ve yeniden düşünmeye çağıran  Louis Vuitton oynuyor. Marka, olayı tasarımcı-sanatçı-ürün üçgeninde görüyor. Louis Vuitton bugüne kadar Takashi Murakami, Richard Prince, Yayoi Kusama, Stephen Sprouse, Cindy Sherman, James Turrell, Olafur Eliasson, Daniel Buren ve Jeff Koons ile işbirliği yaptı. Markanın 2014’te Paris’te açılan, mimar Frank Gehry tasarımı bir sanat müzesi de var.
  • Stephen Sprouse’un grafitileri, Murakami’nin renkli logoları, Kusama’nın puantiyelerinden sonra Koons, Louis Vuitton için “yüksek sanat” ürünü vermiş beş usta ve onların beş eserini seçti: Da Vinci (Mona Lisa), Rubens (Kaplan Avı), Fragonard (Köpekli Kız), Van Gogh (Buğday Tarlası ve Selviler) ve Titian (Mars, Venüs ve Aşk Tanrısı). Koons, Eski Ustalar adlı koleksiyonu için bu başyapıtları yeniden yaratarak üzerlerine metal harflerle ustaların adlarını yazdı. Markanın logosu olan LV’nin karşısına JK harfleri kondu. Ürünlere sanatçının alameti farikası haline gelmiş olan tavşan figürü eklendi. 51 parçalık bir koleksiyon oluştu. Koons, bu projenin işlerini sokağa çıkarttığı bir iletişim platformu olduğunu düşünüyor. Bu proje ile yüksek sanata ve sanat tarihinin büyük ustalarına atfedilen hiyerarşiyi silme çabası gösterdiğini söylüyor.
Koons'un New York'taki bembeyaz atölyesinde bir asistan ordusu çalışır. Koons, sabah 8.30'dan akşam 17.30'a kadar ofistedir ve onlara enerji pompalar. Kendisi Popeye ve Hulk temsilleri yapar; Manet, Dali, Poussin ve Courbet'nin eserlerini toplar. Fotoğraf: Hubert Fanthomme/Revealed

Koons’un New York’taki bembeyaz atölyesinde bir asistan ordusu çalışır. Koons, sabah 8.30′dan akşam 17.30′a kadar ofistedir ve onlara enerji pompalar. Kendisi Popeye ve Hulk temsilleri yapar; Manet, Dali, Poussin ve Courbet’nin eserlerini toplar.
Fotoğraf: Hubert Fanthomme/Revealed

 

Somut Şiir

SOMUT ŞİİR
CONCRETE POETRY

Düşüyorum Usta, Yusuf Bal, Edebiyat Ortamı Dergisi Sayı 30, Ocak-Şubat 2013. Fotoğraf:yusufbal.blogspot.com

Düşüyorum Usta, Yusuf Bal, Edebiyat Ortamı Dergisi Sayı 30, Ocak-Şubat 2013.
Fotoğraf:yusufbal.blogspot.com

  • Yazınsal anlamda şiir olan ağaçla, nesne olan ağaç arasında her zaman ve sonuna kadar var olacak bir farklılık vardır. Jacques Derrida bunu fark (différance) kavramı ile tanımlar.
  • Somut şiirde ise ikonik özellikler öne çıkartılır. Gösterilen şey sadece sunulmaz, aynı zamanda var olur. İkon göstergeyi sunar. Bu yüzden somut şiir resme yakındır.
  • Somut şiir, resimsel algılama ile şiirsel algılama arasında bağ kurar.
  • Somut şiir, şiirin yazımsal  (typographic) boyutunu değiştirir; okur şiire dilediği yerden başlayabilir; somut şiir, açık yapıttır.
  • Somut şiir, telaffuz edilemeyen, sessel bir anlamsallığa kavuşturulmayan şiirdir; şiiri görüntü bütünler.
  • Somut şiirin formülü: Biçim=içerik/içerik/Biçim’dir.
  • İçinde bir tek sözcüğün bulunmadığı, tümüyle görsel malzemenin kullanılmasıyla oluşturulmuş somut şiirler de vardır. Kimi kuramcılar bu tür somut şiire, şiir olmayan (nonpoetry) derler. Çünkü bu noktada somut şiir yalnızca sözcüğün sessel boyutunu ortadan kaldırmakla kalmamış, aynı zamanda sözcüğü de ortadan kaldırmış, böylece, şiirin tüm ögelerini yok etmiştir.
  • Somut şiirin Stéphane Mallarmé (1842-1898) ile başladığı düşünülür. Mallarmé, sayfaya dağıtılmış sözcükleri dizmek yoluyla oluşturulan görüntülerin, farklı kurguların da şiire yeni katkılar sağlamasını istemiştir.
  • Somut şiir ile Kübizm arasında bir koşutluk olduğu düşünülür.
Guillaume Apollinaire’den (1880-1918) bir deneme. Fotoğraf:www.siirakademisi.com

Guillaume Apollinaire’den (1880-1918) bir deneme.
Fotoğraf:www.siirakademisi.com

  • Somut şiirde de, aynı Kübizm’de olduğu gibi, sözcüklerin verili anlamlarının yan yana gelmesiyle oluşturdukları anlamdan çok, belki de anlamsız kabul edilebilecek bir bütün vardır. Şiir artık, kendisinden başka bir gerçekliğe dayanmamaktadır.
  • Somut şiir, yazınbilimin ve resimsel anlatım sorularının kesiştiği noktada yer alan, kapsamlı ve çok boyutlu bir gerçekliktir.
Kuş, Baksı Müzesi koleksiyonu, kağıt üzerine boya. İslam sanatında hat geleneğinin gelişerek resimsel bir boyut kazanması, yazı ile resim yapma yolunu açmıştır. Yazı resimlerde (calligraphic pictures/lettering) daha çok dini konular işlenmiştir. Yazı-resim kardeşliği olarak izah edilen bu yolla somut şiir arasında sizce bir bağ kurulabilir mi? Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kuş, Baksı Müzesi koleksiyonu, kağıt üzerine boya.
İslam sanatında hat geleneğinin gelişerek resimsel bir boyut kazanması, yazı ile resim yapma yolunu açmıştır. Yazı resimlerde (calligraphic pictures/lettering) daha çok dini konular işlenmiştir. Yazı-resim kardeşliği olarak izah edilen bu yolla somut şiir arasında sizce bir bağ kurulabilir mi?
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Yararlanılan Kaynak

  • Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri; Hasan Bülent Kahraman, Kapı Yayınları, 2016.

 

 

Zanaat, Uygulamalı Sanat, Sanat

Zanaat, uygulamalı sanat ve sanat arasında bir ayrım yapabilmek gittikçe güçleşmektedir. Louvre Müzesi’nde ve başka birçok müzede, resim, heykel, çizim, baskıların yanı sıra araçlar, halılar, zırhlar, yemek takımları, enfiye kutuları ve daha pek çok şey sergilenir. Fransızlar bu tür objeleri “sanat objeleri” olarak tanımlar, dolayısıyla bunları bir tür sanat olarak değerlendirirler. Ancak, müze koleksiyonuna dahil olmak, o objenin sanat eseri olduğuna dair tek değerlendirme ölçütü olamaz.

Konu ile ilgili fotoğrafları geleneksel halk sanatlarımızdan seçmek istedik. Bakırcı, Mardin, 2001.

Konu ile ilgili fotoğrafları geleneksel halk sanatlarımızdan seçmek istedik.
Bakırcı, Mardin, 2001.

On beşinci yüzyılda Floransa’da ressamların kendilerine özgü bir loncası yoktu, Doktorlar ve Eczacılar loncasına dahildiler. Ressamların statüsü aşama aşama yükseldi. Ressamlar Rönesans sırasında akademiler adı altında örgütlenmeye başladı. On altıncı yüzyılın sonlarına doğru, resmi bir biçimde örgütlenen akademiler kurulmuş, sanatçıların zanaatkarlardan daha yüksek bir statüye sahip olduğu savunulmuştur. Zanaatlar, entelektüel özden yoksun el işçiliği olarak görülmeye başlanmıştır. Böylece zanaat, sanattan daha düşük seviyede bir etkinlik olarak görülmüştür. On dokuzuncu yüzyılda İngiltere’deki Arts and Crafts hareketi bu hiyerarşiyi yeniden düzenlemek için çaba harcamıştır. Ancak, birçok sanatçı sanat yapmak için zanaat metotlarını ve materyallerini kullanmış olmasına rağmen yirminci yüzyılın sonlarına kadar sanat ve zanaat arasındaki ayrım devam etmiştir. Zanaat, sermayeden çok nitelikli emeğe dayalı; öğrenimin yanı sıra el becerisi ve ustalık gerektiren meslektir. Bir kimsenin zanaatkâr olması için el becerisi gerektiren bir malı veya hizmeti sadece satması değil, bilfiil üretmesi gerekir. Sanayi devrimi ile birlikte birçok zanaat yok olmuş, yerini endüstriyel üretime bırakmıştır; diğerleri ise şekil değiştirerek değişen koşullara ayak uydurmuştur. Marangoz, terzi, zırhçı, ayakkabıcı, eyerci, derici, örmeci, çivici, şapkacı, ayakkabıcı, kürkçü, tekerlekçi, taş ustası, kılıç ustası, kilitçi,  kuyumcu, kumaş boyayıcı, çömlekçi, berber, bakırcı, demirci, silahçı, iplikçi  gibi mesleklerin hepsi birer zanaattir.

Dokumacı, Hasankeyf, 2003.

Dokumacı, Hasankeyf, 2003.

 

Semerci, Safranbolu, 1999.

Semerci, Safranbolu, 1999.

İç tasarım, çömlekçilik, metal işi, cam ve genel olarak işlevsel veya pratik bir amaca sahip olan başka malzemelerden faydalanılan sanatları tanımlamak için uygulamalı sanatlar terimi kullanılır. Bu anlamda, tasarımla eşanlamlıdır. Güzel ve uygulamalı terimleri, Akademilerin etkinliklerini zanaatlardan ayırma ihtiyacından doğduğu söylenir. Uygulamalı sanat, belirgin bir entelektüel içerikten çok zanaat ustalığını vurgular. Mücevherat ve dokuma da uygulamalı sanatlar kategorisine girer ama işlevsel olması gerekmez. Bütün uygulamalı sanatlar dekoratif olmadığı için uygulamalı sanat terimi yerine dekoratif sanat terimini kullanmak her zaman doğru olmamaktadır. Uygulamalı sanatlar, işlevsel ve günlük kullanımı olan nesnelere estetik değer katan, çeşitli amaçlarla kullanılabilecek sanat yapıtları ortaya koyan sanat dalıdır.

Mardin ve civarı taş işçiliğinin güzelliği ile tanınır. Eski bir Süryani yerleşimi, biz gittiğimizde uzun zaman önce boşaltılmış olan Savur, Killit Köyü’nde Süryanilere ait mezar taşlarının üzerindeki Türkçe yazılar dikkatimizi çekmişti. Fotoğrafta gördüğümüz Mor Yuhannon’un mezar taşı. 2001.

Mardin ve civarı taş işçiliğinin güzelliği ile tanınır. Eski bir Süryani yerleşimi, biz gittiğimizde uzun zaman önce boşaltılmış olan Savur, Killit Köyü’nde Süryanilere ait mezar taşlarının üzerindeki Türkçe yazılar dikkatimizi çekmişti. Fotoğrafta gördüğümüz Mor Yuhannon’un mezar taşı. 2001.

Sanat kendi zamanının ürünüdür ve neyin sanat olarak kabul edileceği, büyük ölçüde tarihsel koşulların bir sonucudur.

Bakılan ve üzerinde düşünülen nesnenin sanat eseri olduğunu kabul etmemiz, günlük hayatımızda kullandığımız objelerin sanat eseri olduğunu kabul etmemizden daha kolaydır. Zihnimizde, eserlere birer kültürel statü tayin ediyor olabiliriz.

Şiir, hitabet, mantık ve gramer gibi liberal sanatlar teori ve bilgi gerektirirken, mekanik sanatlar pratik gerektirir. Resim, zaman içinde mekanik sanat olmaktan çıkıp liberal sanat olarak kabul edilmiştir.

Kanon, bir ölçüm standardıdır. Kanonik sanatın en yüksek niteliğe sahip olduğu tartışılmaz. Birçok kanon vardır: modernist kanon, peyzaj resim kanonu, İtalyan resim sanatının kanonu, popüler kanon gibi. Kanon da sabit bir kavram değildir, sanatın dışındaki koşullara bağlı olabilir, zaman içinde değişebilir.

Sanatın tanımları kültüre ve bağlama göre değişir. Değişen standartlar ve değişen kanonlar söz konusudur.

Üretilen bütün sanat eserleri, belirli kültürel varsayımları, değerleri ve fikirleri ifade eder, açık veya örtük biçimde yansıtır.

Kurumsal Sanat Kuramı’nın temel önermeleri bir objenin sanat olabilmesi için insan aracılığıyla bir biçimde değiştirilmiş  bir form olması ve ortaya çıkan objenin bir müze, galeri ya da sergide gösterilmesi gerektiğini öne sürer..

Bu temel ayrım tanımlamalarını yaptıktan sonra Kitsch, Modernizm ve Postmodernizm dosyalarımızı paylaşmaya başlayacağız.

 

Mardin’de kuaför tabelaları, 2001.

Mardin’de kuaför tabelaları, 2001.

Terzi, Mardin, 2001.

Terzi, Mardin, 2001.