Etiket arşivi: Şiddet Estetiği

Çağdaş Sanata Varış 258|Çağdaş Sanat 6 Şiddet Estetiği 2

  • Çağdaş Sanat sadece görsellikle ilgili değildir. Bugün üretilen sanatın ana meselesi nesneleri, mekanları, bedenleri, hayatı meydana getiren her şeyi kullanarak hayatın ürettiği sorulara bir yanıt bulmaktır. Çağdaş Sanat’ın işlevleri arasında yer alan soru sormak, yanıt vermek kadar  önemlidir. Çağdaş Sanat’ın özünü eleştiri, tepki, sorgulama, çözümleme oluşturur. Çağdaş Sanat her alanı kendisine mesele edinir ve her alana eleştirel bakışla yaklaşır.
Self, Marc Quinn, 2006. 1964 doğumlu Britanyalı sanatçı Marc Quinn, 1991 yılından bu yana 2,5 litre kendi kanını kullanarak ürettiği büstü. Self, Quinn’in her beş yılda bir yenisini yaptığı, devam eden en sansasyonel projesi. Self, kalıplanarak ve dondurularak üretiliyor. Sergilenirken de özel bir dondurucuda tutuluyor. Quinn, Kendi/Öteki, Beden/Zihin, Doğa/Kültür, Yaşam/Ölüm, Doğum/Yok oluş gibi ikiliklerin yapaylığına işaret eden; karşıtlıkların bir arada var olma hallerini araştıran bir sanatçı. Yunan heykellerinde görmeye alışkın olduğumuz mükemmel insan oranların, mükemmel vücutların aksine kusurlu vücutların heykellerini yapıyor. Bu heykel serisinde toplumun bedene, bedenin kusurlarına ve kusursuzluğuna dair takıntısını ve bu takıntının bazı kişileri kendi bedenlerini nasıl giderek artan bir biçimde dönüştürmeye sevk ettiğini araştırıyor, vurguluyor, bu konuyu düşündürmek istiyor. 1965 yılında kolsuz ve kısa bacaklarla doğan İngiliz sanatçı Alison Lapper’ı çıplak ve hamile gösteren Carrara mermerinden heykeli 2005-2007 yılları arasında Londra’da Trafalgar Meydanı’ndaki kolonlardan birinin üzerinde sergilenmiş, 2012 yılında da Paralimpik Oyunları’nın açılışında bu heykelin replikası kullanılmıştı. İdeal bedenin ve Güzel’in yorumu onu ilgilendiriyor. 2013 yılında Venedik Bienali’nde sergilediği Spiral of the Galaxy adlı bronz heykeli ile, doğadaki kabukluların şekilleriyle güzellik hakkındaki sorgulamasını sürdürüyordu. Fotoğraf:www.pinterest.com

Self, Marc Quinn, 2006.
1964 doğumlu Britanyalı sanatçı Marc Quinn, 1991 yılından bu yana 2,5 litre kendi kanını kullanarak ürettiği büstü. Self, Quinn’in her beş yılda bir yenisini yaptığı, devam eden en sansasyonel projesi. Self, kalıplanarak ve dondurularak üretiliyor. Sergilenirken de özel bir dondurucuda tutuluyor.
Quinn, Kendi/Öteki, Beden/Zihin, Doğa/Kültür, Yaşam/Ölüm, Doğum/Yok oluş gibi ikiliklerin yapaylığına işaret eden; karşıtlıkların bir arada var olma hallerini araştıran bir sanatçı.
Yunan heykellerinde görmeye alışkın olduğumuz mükemmel insan oranların, mükemmel vücutların aksine kusurlu vücutların heykellerini yapıyor. Bu heykel serisinde toplumun bedene, bedenin kusurlarına ve kusursuzluğuna dair takıntısını ve bu takıntının bazı kişileri kendi bedenlerini nasıl giderek artan bir biçimde dönüştürmeye sevk ettiğini araştırıyor, vurguluyor, bu konuyu düşündürmek istiyor.
1965 yılında kolsuz ve kısa bacaklarla doğan İngiliz sanatçı Alison Lapper’ı çıplak ve hamile gösteren Carrara mermerinden heykeli 2005-2007 yılları arasında Londra’da Trafalgar Meydanı’ndaki kolonlardan birinin üzerinde sergilenmiş, 2012 yılında da Paralimpik Oyunları’nın açılışında bu heykelin replikası kullanılmıştı.
İdeal bedenin ve Güzel’in yorumu onu ilgilendiriyor. 2013 yılında Venedik Bienali’nde sergilediği Spiral of the Galaxy adlı bronz heykeli ile, doğadaki kabukluların şekilleriyle güzellik hakkındaki sorgulamasını sürdürüyordu.
Fotoğraf:www.pinterest.com

Bienal sırasında Tophane’de duvarda…İstanbul, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Bienal sırasında Tophane’de duvarda…İstanbul, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sovyetler Birliği’nde Perestroyka ve Glasnost, benzeri görülmemiş bir edebi ve kültürel yeniden doğuş sürecini başlatmıştır. Rus sanatçılar, dönüşüm yılları olan 1990’larda kimliklerinin yeniden tanımlanması üzerine eserler vermişler, 2000’lerde ise kurumsal kriz, geçiş döneminin zorlukları ve ideolojik kaos bittiği için artık kendilerinden başka bir şey olmak istemediklerini belirtmişlerdir.

 

Çağdaş Sanata Varış 257|Çağdaş Sanat 5 Şiddet Estetiği 1

  • Çağdaş Sanat ölümü ve şiddeti de kendisine konu edinir. 1990’larda Damien Hirst koyunları ikiye kesip koruyucu sıvılar içinde sergilemişti. Şiddet estetiği, insanlara her gün mimarlıktan resme, performanstan sanayi ürünü tasarımına, tiyatroya ve sinemaya kadar her düzeyde kendini dayatıyor. Kullanılan kan, vücut salgıları gibi malzemeler şiddetin içselleştirilmesine neden oluyor.
Ukraynalı sanatçı Dasha Marchenko barışçıl duyguları öne çıkaran eserleri ile tanınıyor. Sanatçı, Rusya’nın ülkesindeki çatışmalara müdahil olmasını protesto etmek için Putin’in  portresini mermi kovanlarından yaptı ve 5000 mermi kovanıyla oluşturduğu portreye Savaşın Yüzü adını verdi. Eserdeki mermi kovanları, Ukrayna’nın doğusunda ordu ile ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda kullanılanlar. Fotoğraf:bird.depositphotos.com

Ukraynalı sanatçı Dasha Marchenko barışçıl duyguları öne çıkaran eserleri ile tanınıyor. Sanatçı, Rusya’nın ülkesindeki çatışmalara müdahil olmasını protesto etmek için Putin’in portresini mermi kovanlarından yaptı ve 5000 mermi kovanıyla oluşturduğu portreye Savaşın Yüzü adını verdi. Eserdeki mermi kovanları, Ukrayna’nın doğusunda ordu ile ayrılıkçılar arasındaki çatışmalarda kullanılanlar.
Fotoğraf:bird.depositphotos.com

Çin’in en tanınmış sanatçılarından Yang Shao Bin, resim ve heykel yapıyor. “Çinli Francis Bacon” olarak anılan Yang’ın eserlerinde aşırı duygulanım ve şiddet yansıtan ifadeler görülüyor. Pek çok tablosunun konusu kendisidir. Yukarıda, 2000-2006 yılları arasında ürettiği seriye ait üç fiberglas heykeli görülmektedir. Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

Çin’in en tanınmış sanatçılarından Yang Shao Bin, resim ve heykel yapıyor. “Çinli Francis Bacon” olarak anılan Yang’ın eserlerinde aşırı duygulanım ve şiddet yansıtan ifadeler görülüyor. Pek çok tablosunun konusu kendisidir. Yukarıda, 2000-2006 yılları arasında ürettiği seriye ait üç fiberglas heykeli görülmektedir.
Fotoğraf: Living in China, Photos Reto Guntli, Text Daisann McLane, Taschen, 2010.

En Puntas, Javier Pérez, 2012. Boş bir tiyatro salonunun sahnesine yerleştirilmiş siyah bir piyanonun üzerinde bir balerin, pointlerinin ucuna yerleştirilmiş çelik mutfak bıçakları ile dans ederken acı içinde dengesini korumaya çalışıyor. Kırılgan ve zalim. Başlangıçta çekingen ve utangaç. Keskin uçlu dans pabuçlarıyla git gide daha rahat, gönül ferahlığıyla piyanonun pırıl pırıl parlayan yüzeyini deliyor, çiziyor. Performans videoya çekiliyor. Javier Pérez bu işi ile bir kez daha insanı inceliyor. Güçlü sembolizmi olan, etkili metaforik dili ile güzellik ve zalimlik, kırılganlık ve şiddet, kültür ve yaşam-ölüm döngüsü gibi birbiriyle bağdaşmazmış gibi görünen kavramların arasındaki kırılgan sınırı vurguluyor. Eser, Art International İstanbul 2015’te sergilendi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En Puntas, Javier Pérez, 2012.
Boş bir tiyatro salonunun sahnesine yerleştirilmiş siyah bir piyanonun üzerinde bir balerin, pointlerinin ucuna yerleştirilmiş çelik mutfak bıçakları ile dans ederken acı içinde dengesini korumaya çalışıyor. Kırılgan ve zalim. Başlangıçta çekingen ve utangaç. Keskin uçlu dans pabuçlarıyla git gide daha rahat, gönül ferahlığıyla piyanonun pırıl pırıl parlayan yüzeyini deliyor, çiziyor. Performans videoya çekiliyor.
Javier Pérez bu işi ile bir kez daha insanı inceliyor. Güçlü sembolizmi olan, etkili metaforik dili ile güzellik ve zalimlik, kırılganlık ve şiddet, kültür ve yaşam-ölüm döngüsü gibi birbiriyle bağdaşmazmış gibi görünen kavramların arasındaki kırılgan sınırı vurguluyor.
Eser, Art International İstanbul 2015’te sergilendi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En el Filo, On the Edge, Javier Pérez, 2012. Duvara monte edilmiş dört bıçak. Alttaki ikisinin üzerine monte edilmiş yüksek topuklu bronz ayakkabılar. Bu enstalasyon siyah beyaz bir fotoğrafın yanına yerleştirilmiş. Fotoğraftaki çıplak kadın enstalasyonun üzerinde hiç de rahatsız değil. Pérez bu kara, Sürrealist masalı ile, kadına yönelik şiddete de gönderme yapıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

En el Filo, On the Edge, Javier Pérez, 2012.
Duvara monte edilmiş dört bıçak. Alttaki ikisinin üzerine monte edilmiş yüksek topuklu bronz ayakkabılar. Bu enstalasyon siyah beyaz bir fotoğrafın yanına yerleştirilmiş. Fotoğraftaki çıplak kadın enstalasyonun üzerinde hiç de rahatsız değil. Pérez bu kara, Sürrealist masalı ile, kadına yönelik şiddete de gönderme yapıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  En el Filo, Javier Pérez, enstalasyondan detay. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu


En el Filo, Javier Pérez, enstalasyondan detay.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu