Etiket arşivi: Senusiye Tarikatı

Libya 49 Fizan ve Metkanduş Vadisi

  • Gıdamis’ten sabah ayrıldık. Yağmurlu bir havada 13 saat içinde Karyat-Sebha-Germe yolunu yaptık.
  • Sebha, Fizan’ın merkezi. 11. yüzyıldan beri kervan yollarının geçtiği işlek bir nokta. Günümüzde de bir ticaret ve taşımacılık merkezi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Ertesi sabah Metkanduş Vadisi’ne gitmek üzere 4x4’lerle Fizan Çölü’nü geçtik.
  • Tarihçi Heredot, Fizan’dan Garamantlar’ın Ülkesi diye söz eder. MÖ 19’da Romalılar bölgeyi kendilerine bağladılar. Bir dönemde Vandal istilasına uğrayan bölge, 666 yılında Araplar tarafından alındı ve halkı Müslüman oldu.
  • 1842’de Osmanlı İmparatorluğu’na bağlandı. Senusiye Tarikatı bölgede tekkeler kurarak en etkili güç haline geldi. Önce Afrika’nın Ekvator bölgesinden yayılan Fransızlar, 1911’de de İtalyanlar bölgenin egemeni oldu. 1912’de Osmanlı-İtalyan Savaşı’nı sona erdiren Ouchy (Uşi) Antlaşması ile Fizan İtalyan egemenliğindeki Trablus ve Berka ile birleştirildi. 1951 yılında ilan edilen Birleşik Libya Krallığı altında Fizan bir eyalet oldu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Metkanduş artık var olmayan, kurumuş bir nehrin adı.
  • Vadi’nin Messak Settafet bölgesinde bulunan prehistorik kaya sanatı gerçekten görülmeye değer: Çok geniş bir alana yayılıyor, pek çok çizim var.
  • MÖ 8500’lerde tropik bir iklimi olan Sahra’nın MÖ 4000’li yıllarda çöl olduğu biliniyor.
  • Çizimler, kumtaşı oyularak yapılmış. Daha sonra parlatmak için üzerleri zımparalanmış ve şu anda kireçtaşının içinde bulunmayan mineraller içeren koyu renk bir vernik ile mikron kalınlığında kaplanmış. Demir ve manganez oksidin 5000 yıl önce, iklim daha nemli iken bölgede bulunduğu düşünülüyor. Figürlerin önce çizildiği, sonra oyulduğu sanılıyor.
  • Kaya oyma resimlere petrogrif deniyor.
  • Resimler, MÖ 2000’lere tarihleniyor.
    Güney Fransa’da bulunan Chavet Mağarası’nda 32 bin yıllık olduğu tahmin edilen insan yapımı resimlerle dolu mağaranın, ayinler ve saklanmak için kullanıldığı düşünülüyor. İspanya’daki Altamira Mağarası ise 16 bin yıllık resimlere ev sahipliği yapıyor.
  • Resmedilmiş hayvanların çoğu Sahra’nın kuzeyinde bulunmayan hayvanlar.
  • Bir şey iyi taklit edilirse ona ulaşılabileceği inancı vardır. İyi av resmi çizersen, avın iyi olur, diye inanılmıştır. Ama buradaki resimlerin çok azı av ile ilgili. Burada anlatılan hikaye çözülebilmiş değil. Belki sembolik, belki dini inanç var anlattıklarında? Çizimlerin hangi koşullarda, kimler tarafından yapıldıkları da bilinmiyor.

 

Kaya oyma resimlerden bazılarının fotoğraflarını paylaşıyoruz.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Uzmanlar bu tabloya Savaşan Kediler adını vermişler. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Uzmanlar bu tabloya Savaşan Kediler adını vermişler.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Akakus Dağı ve Metkanduş Vadisi çevresindeki duvar resimlerinin, kaya oyma resimlerin ve yazıların Cezayir’in Tasili Dağı’nda da uzantısı görülüyor. Bu yazılar günümüzde Berberiler ve Tuaregler tarafından kullanılan Tıfinagh yazılarıdır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Görebildiğimiz kadarıyla çizimler içinde insan figürü barındıran bir tek bu vardı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Görebildiğimiz kadarıyla çizimler içinde insan figürü barındıran bir tek bu vardı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Libya 5 Mustafa Kemal

  • Trablusgarp’ta 1711’de kurulan Karamanlı Hanedanı, üç bölgeyi kendi özerk yönetimi altında birleştirdi. 1835’te Osmanlılar yeniden doğrudan yönetim kurdular. Trablusgarp 1867’de vilayet konumuna getirildi.
  • 1837’de Berka’da Senusiye Tarikatı ortaya çıktı ve hızla yayıldı. Senusiye, mezheplerce oluşturulan tüm hukuk sistemlerini birleştiren, tasavvuf düşüncesinin ilkelerini vurgulayan dinsel ve siyasal bir hareketti. Zaviyeler, birer askeri üs işlevi de görürdü. Her Senusi, bir silah ve bir binek hayvanı edinmek zorundaydı. Zenginler, yoksulları silahlandırmakla yükümlüydü. Kurucusu Sidi Muhammed Bin Ali es-Senusi (1791-1859) idi. Osmanlılar Fransız sızmasına karşı tarikatı desteklerken siyasal nüfuzunu artırmasını da önlemeye çalıştı. Sidi Muhammed 1841’de Osmanlı yönetimi tarafından sürüldü; Afrika içlerindeki kabileleri Müslümanlaştırdı. Öldüğünde Senusiye ilan edilmeyi bekleyen bir devlet biçiminde örgütlenmiş; bugünkü Libya’nın büyük bölümüne, Mısır’ın batısı ile Sudan’ın kuzeybatısına ve Orta Afrika topraklarına yayılmıştı.
  • 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra yönetimi yeniden düzenlemek için çaba gösterildi. II. Abdülhamid Trablusgarp’ı sürgün yeri olarak kullandı.
  • Daha önce Rusya ve Avusturya ile anlaşmış olan İtalya, bölgenin ekonomik olarak geri bırakıldığını ve bölgedeki İtalyanlara  kötü davranıldığını öne sürerek 1911’de Osmanlı Devleti’ne bir ültimatom vermiş ve İtalyanlar Libya’ya çıkmıştır. 1911-12’de yaşanan Trablusgarp Savaşı, Trablusgarp vilayeti ile Bingazi sancağının İtalya’ya bırakılması ile sonuçlanmıştır.
Binbaşı Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki tarafından Trablus’a yollanıyor. (Bazı kaynaklar, gönüllü subayların Libya’ya gittiğini yazıyor.) Kendisini kaçırmayı planlayan Arapların karargahı olan cami avlusuna giriyor, din ve vatanseverlik nutku atıyor. Bu, hem tehdit, hem koruma içeren bir konuşma. Arap şeyhini kendi itimat mektuplarını yırtarak etkiliyor. Bingazi’de Şeyh Mansur Osmanlı’ya karşı çıkmakta. Mustafa Kemal, askerlere talim yaptırma numarasıyla şeyhin evini kuşatıyor. Şeyh beyaz bayrak ile teslim oluyor. Şeyhe yeni oluşumun niyetlerini anlatıyor, Halife’ye zarar verilmeyeceğine dair güvence veriyor. Mustafa Kemal Libya’da iken Enver Paşa da Trablusgarp’a gidiyor. 1911 yılında ikisi de Tobruk’ta. Mustafa Kemal, Şeyh Mebre’yi İtalyanlara karşı savaşmaya ikna ediyor. Araplar İtalyanları Türk tüfekleriyle esir alıyor. Araplara savaşmaları için Osmanlı tarafından günde 2 kuruş ödeme yapılıyor, onlar da savaş uzasın diye pek dövüşmüyorlar. İtalyan-Osmanlı anlaşması sağlanınca Mustafa Kemal İtalya, Avusturya, Macaristan, Romanya üzerinden memlekete dönüyor. Mustafa Kemal ve Enver Bey Derne’de. Fotoğraf:www.duzceyerelhaber.com

Binbaşı Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki tarafından Trablus’a yollanıyor. (Bazı kaynaklar, gönüllü subayların Libya’ya gittiğini yazıyor.) Kendisini kaçırmayı planlayan Arapların karargahı olan cami avlusuna giriyor, din ve vatanseverlik nutku atıyor. Bu, hem tehdit, hem koruma içeren bir konuşma. Arap şeyhini kendi itimat mektuplarını yırtarak etkiliyor. Bingazi’de Şeyh Mansur Osmanlı’ya karşı çıkmakta. Mustafa Kemal, askerlere talim yaptırma numarasıyla şeyhin evini kuşatıyor. Şeyh beyaz bayrak ile teslim oluyor. Şeyhe yeni oluşumun niyetlerini anlatıyor, Halife’ye zarar verilmeyeceğine dair güvence veriyor. Mustafa Kemal Libya’da iken Enver Paşa da Trablusgarp’a gidiyor. 1911 yılında ikisi de Tobruk’ta. Mustafa Kemal, Şeyh Mebre’yi İtalyanlara karşı savaşmaya ikna ediyor. Araplar İtalyanları Türk tüfekleriyle esir alıyor. Araplara savaşmaları için Osmanlı tarafından günde 2 kuruş ödeme yapılıyor, onlar da savaş uzasın diye pek dövüşmüyorlar. İtalyan-Osmanlı anlaşması sağlanınca Mustafa Kemal İtalya, Avusturya, Macaristan, Romanya üzerinden memlekete dönüyor.
Mustafa Kemal ve Enver Bey Derne’de.
Fotoğraf:www.duzceyerelhaber.com

  • Osmanlı, 1912’de barış istemek zorunda kaldı ve Libya’daki egemenliği sona erdi. İtalyan egemenliği 1943’teki İngiliz müdahalesine kadar sürdü.
  • Osmanlıların yenilmesinden sonra halk, özellikle Berberi ve Fizan halkları mücadeleyi sürdürdüler ama İtalyan direnişini durduramadılar.
  • Senusiler, Mısır’da, Orta Afrika’da ve Libya’da işgalcilere karşı İkinci Dünya Savaşı’na değin savaştılar. Senusiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca Berka halkının siyasal sözcülüğünü yaptı. Afrika’da sömürgeci İngiliz, Fransız ve İtalyan güçlerine karşı direnen dinsel hareketin önderi Ahmed eş-Şerif es-Senusi (1873-1933) idi ve tarikatın kurucusunun torunuydu. Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda V. Mehmet’in (Reşat) çağrısı üzerine İstanbul’a gitti. Sivas’ta düzenlenen bir İslam kongresine başkanlık etti. Sultan Vahdettin’e kılıç kuşatan kişi oldu. Senusiler, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı devleti yanında Süveyş Kanalı cephesinde destek vermişler, Şerif Hüseyin’in Hilafet’e isyanını ihanet olarak görmüşlerdir. Ahmet eş-Şerif’in Osmanlı sarayı ile arasının bozulduğu, iki yıl Bursa’da ikamete zorlandığı, ama bu durumun “padişahın onur konuğu” olarak takdim edildiği söylenir. Kurtuluş Savaşı devam ederken Konya ve Diyarbakır’a giderek Mustafa Kemal ve arkadaşlarına destek verdiği biliniyor. Ahmet eş-Şerif’in ilk TBMM tarafından Irak tahtına aday gösterildiği; hilafetin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanından sonra gerçekleştirilen inkılaplardan ve batılılaşma hareketinden hayal kırıklığına uğradığı söylenir. Sultan II. Abdülhamid’in Şam’da yaşayan büyük oğlu Emir Selim Efendi’ye yazdığı mektup nedeniyle Türkiye’den ayrılması istenir. Önce Şam’a, Fransızların Suriye’yi terk etmesini istemesi üzerine Filistin’e, oradan Mekke’ye, İbn Suud’un kendisini siyasi bir tehlike olarak görmesi üzerine Yemen ile Suud Krallığı arasındaki tampon devlet Asir’e gider, dokuz yıl sonra orada ölür.