Etiket arşivi: Senato

Libya 26 Roma Şehri ve Sabratha 2

Kartaca dönemine ait, tholos denen, obelisk mezar  tipi Bes Mozolesi/Anıt Mezarı, tamamen yeniden yapılmış. 24 m yüksekliğindeki yapı, MÖ 2. yüzyıldan kalma bir yeraltı mezar odasının üzerine yapılmış. Tabanı üçgen, fasadı içbükey. Müzede sergilenmekte olan Bes ve Herkül heykelleri ile aslan figürlerinin yapının üzerindeki piramit şekilli parçanın en tepesinde olduğu düşünülüyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kartaca dönemine ait, tholos denen, obelisk mezar tipi Bes Mozolesi/Anıt Mezarı, tamamen yeniden yapılmış. 24 m yüksekliğindeki yapı, MÖ 2. yüzyıldan kalma bir yeraltı mezar odasının üzerine yapılmış. Tabanı üçgen, fasadı içbükey. Müzede sergilenmekte olan Bes ve Herkül heykelleri ile aslan figürlerinin yapının üzerindeki piramit şekilli parçanın en tepesinde olduğu düşünülüyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Roma şehri. Romalılar bir yerleşim yeri kurarken, belirli bir planı uygularlardı. Önce, birbirlerini doksan derece kesen iki geniş cadde çizilir, sonra dikdörtgen parseller ayrılırdı. Belli aralarla, cadde yeri bırakılırdı. Yerleşimin merkezinde kamu binaları, iş yerleri, Forum bulunurdu. Aynı işle uğraşan esnafın dükkanları aynı yerde toplanırdı. (Özbekistan yazımızda, Orta Asya’da da aynı sistemin geçerli olduğunu yazmıştık.) Şehirlerin girişi anıt gibi yükselen kemerler, kemerlerin üzerinde heykeller, ana dört yol ağzında tetrapylon denen süslü yapılar olurdu. Şehirlerde hamamlar, tiyatrolar, bazen amfitiyatrolar bulunurdu. Şehir meydanında anıtsal çeşmeler olurdu. Duvarlar genelde mermerle kaplanırdı.
  • MÖ 312 yılında yapılan Roma’dan Capua ’ya uzanan 212 km’lik ünlü Appia Yolu, adına layık ilk Roma yoluydu. Roma’nın yolları, başlangıçta askeri amaçla yapıldı. At üzerinde ve orduya tekerlekli araçlarla eşlik eden destek birimlerinin ve imparatorluğun atlı mesaj servisinin hızlı ve kolay yol alması önemsenmişti. Ticaret ve ulaştırma zaman içinde amaçlar arasına girdi. Yollar yapılırken askeri savunma hesaba katılırdı. Yolların yüzeyinin taşla kaplanması MÖ 174’de başlamıştı. Daha sonra Yunan etkisiyle mermer ve travertenle de yol kaplaması yapıldı. Roma yollarının bazıları günümüze ulaşmıştır. Yollar tam düz bir çizgi halinde olmalıydı. Yolu kesen vadiler ya da suyolları ile karşılaşıldığında ya molozla dolduruluyor ya da üzerine köprü yapılıyordu. Yollara, Roma’ya olan mesafeyi belirtmek için taş sütunlar konur, attan kolay inebilmek için yolun her iki tarafına taşlar dikilirdi. Yollar Roma mili cinsinden ölçülürdü. Bir Roma mili 1000 adım idi (mille passus). Mil kelimesi buradan gelir. Roma, toplamı 85.000 km olan 272 anayol inşa etmişti. Yolları devlet yapıyor, bazen yerel toprak sahiplerinden de yardım alınıyordu.
  • Roma döneminde yapılmış bazı kanalizasyon ve lağım sistemleri de günümüze ulaşmıştır.
  • Peristil (peristyle) denen, Yunan’da sütunlarla çevrili bahçe gibi avluyu Roma aynen uygulamıştır. Yapının ön yüzündeki sütunlu giriş de Roma’da yaygındır.
  • Roma düzeni sütun başlığı genelde, İyon ve Korint tipi başlıkların karışımından oluşan kompozit sütun başlığıdır.
  • Şehirlerde mutlaka çeşitli tapınaklar olurdu. Roma dinlerinin üstün durumunu bozmayacaksa, siyasal bakımdan bir tehlike oluşturmayacaksa, ahlaka aykırı bir yönü yoksa yabancı dinler hoş görülürdü.
Sabratha’daki İsis Tapınağı. 1. yüzyıla ait, Mısır'ın en büyük tanrıçası İsis adına yapılan tapınağın yüzü denize dönük. Mısır’da Annelik ve Bereket Tanrıçası olan İsis, Sabratha’da denizcilerin tanrısı olarak kabul görmüş. Etrafı sekiz sıra korint sütunu ile çevrili olan İsis Tapınağı’nda ilkbaharda denizcilik mevsiminin başlangıcını kutlamak için festival yapılırmış. Sabratha’da ayrıca Serapis, Antonine adına yapılmış tapınaklar da var. Kartacalılar ve daha sonra da Romalılar zamanında çalışmış olan Kuzey Afrika mermer ocaklarının bazılarının  ocak yolları İkinci Dünya Savaşı sırasında atılan bombalarla bozulmuş ve faaliyetleri durmuştur. Gezdiğimiz tapınaklarda genellikle beyaz, yeşil dalgalı dairevi bantları olan Cipoline mermeri kullanılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sabratha’daki İsis Tapınağı. 1. yüzyıla ait, Mısır’ın en büyük tanrıçası İsis adına yapılan tapınağın yüzü denize dönük. Mısır’da Annelik ve Bereket Tanrıçası olan İsis, Sabratha’da denizcilerin tanrısı olarak kabul görmüş. Etrafı sekiz sıra korint sütunu ile çevrili olan İsis Tapınağı’nda ilkbaharda denizcilik mevsiminin başlangıcını kutlamak için festival yapılırmış.
Sabratha’da ayrıca Serapis, Antonine adına yapılmış tapınaklar da var.
Kartacalılar ve daha sonra da Romalılar zamanında çalışmış olan Kuzey Afrika mermer ocaklarının bazılarının ocak yolları İkinci Dünya Savaşı sırasında atılan bombalarla bozulmuş ve faaliyetleri durmuştur.
Gezdiğimiz tapınaklarda genellikle beyaz, yeşil dalgalı dairevi bantları olan Cipoline mermeri kullanılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

4. yüzyıldan Curia- Senato Binası. Sabratha’daki Forum, Roma forumundan çok Yunan agorasına benzetilir. Yunan kenti, kent için; Roma kenti ROMA için yapılır, denir. Dolayısıyla Yunan yapısı daha gösterişsizdir. Eski Latince erkekler topluluğu teriminden türemiş Curia, meselelerin tartışıldığı yerdi. Başlangıçta şehrin önde gelen yaşlılarının toplanma yeriydi. (Senato, yaşlı adam kelimesinden türetilmiştir). Romalılar bu modeli, fethettikleri  tüm şehirlere ihraç etmişler, böylece her şehir kendi Senatosuna sahip olmuştur. Ama Roma dışındaki tüm şehirlerde seçilmiş yöneticilerin merkezi yönetimin onayını alması gerekirdi. Roma senatosu ise, Cumhuriyet döneminde, doğrudan vatandaşlar tarafından seçilirdi. İmparatorluk döneminde senatörler seçilmemişler, kalıtsal soyluluklarına göre göreve gelmişlerdir. İmparatorlukla birlikte, Curia yerel hükümetin bulunduğu, yargılama işlemlerinin yürütüldüğü, yönetimle ilgili toplantıların yapıldığı herhangi bir yer anlamında kullanılmış, kısa bir süre sonra da terim, yerel yönetimin yapıldığı yer anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Roma Forumu’nda bulunan Curia, Senatonun toplandığı ve İmparatorluğun idaresi ile ilgili tartışmalar yaptığı Senato binası işlevine sahipti. Yapı, Forum’un kuzeyinde yer alıyordu ve özellikle bir İmparatorun yönetimi altındaki hükümetin işlerini yürütmek için kullanılıyordu. Senatör olabilmek için bir milyon ss’lik bir servet gerekiyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

4. yüzyıldan Curia- Senato Binası.
Sabratha’daki Forum, Roma forumundan çok Yunan agorasına benzetilir. Yunan kenti, kent için; Roma kenti ROMA için yapılır, denir. Dolayısıyla Yunan yapısı daha gösterişsizdir.
Eski Latince erkekler topluluğu teriminden türemiş Curia, meselelerin tartışıldığı yerdi. Başlangıçta şehrin önde gelen yaşlılarının toplanma yeriydi. (Senato, yaşlı adam kelimesinden türetilmiştir).
Romalılar bu modeli, fethettikleri tüm şehirlere ihraç etmişler, böylece her şehir kendi Senatosuna sahip olmuştur. Ama Roma dışındaki tüm şehirlerde seçilmiş yöneticilerin merkezi yönetimin onayını alması gerekirdi.
Roma senatosu ise, Cumhuriyet döneminde, doğrudan vatandaşlar tarafından seçilirdi. İmparatorluk döneminde senatörler seçilmemişler, kalıtsal soyluluklarına göre göreve gelmişlerdir.
İmparatorlukla birlikte, Curia yerel hükümetin bulunduğu, yargılama işlemlerinin yürütüldüğü, yönetimle ilgili toplantıların yapıldığı herhangi bir yer anlamında kullanılmış, kısa bir süre sonra da terim, yerel yönetimin yapıldığı yer anlamında kullanılmaya başlanmıştır.
Roma Forumu’nda bulunan Curia, Senatonun toplandığı ve İmparatorluğun idaresi ile ilgili tartışmalar yaptığı Senato binası işlevine sahipti. Yapı, Forum’un kuzeyinde yer alıyordu ve özellikle bir İmparatorun yönetimi altındaki hükümetin işlerini yürütmek için kullanılıyordu.
Senatör olabilmek için bir milyon ss’lik bir servet gerekiyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Özbekistan Gezisi 49 Politik Gelişmeler 2

  • Eski Özbekistan Komünist Partisi’nin devamı olan, İslam Kerimov’un (1938-) Demokratik Halk Partisi siyasal yaşama egemendir. Kerimov, siyasal kariyerine SSCB’nin Komünist Partisi’nde başlamıştı. Özbekistan’da toplam beş siyasal parti vardır ama muhalefet partileri yasaklar ve baskıcı önlemler nedeniyle siyasal yaşamda etkisizdir.
  • Tacikistan’da İslamcı söylemi benimseyen Tacik muhalefetini tehdit olarak gören Rusya ve Özbekistan Tacikistan iç savaşına aktif olarak müdahale etmiştir.
  • 1992 yılında komşu Tacikistan’da yaşanan iç savaşı Kerimov, ülke içindeki muhalefeti sert yöntemlerle sindirmek için kullandı.
  • 1993 yılında Orta Asya devletleri rubleden ayrılarak kendi para birimlerini oluşturdular; Özbekistan’ın para birimi sum oldu.
  • 1994 yılında yapılan parlamento seçimlerinde Kerimov yanlıları büyük çoğunluk elde etti.
  • 1994’te serbest piyasa ekonomisine geçiş yönündeki adımlar hızlandırıldı. Özbekistan’ın İran ve Rusya’ya karşı mesafeli duruşu, Batı ülkelerinden geniş çaplı yardım almasını sağladı. Aynı yıl Özbekistan ve Kazakistan, Rusya’dan yapılan ithalatı kısma kararı aldı.
İslam Kerimov. Fotoğraf: www.dunyabulteni.net

İslam Kerimov.
Fotoğraf: www.dunyabulteni.net

  • Kerimov, sınırlı miktarda özelleştirmeye izin verirken, devletçi ekonomik yapıyı koruma kararı aldı. Bazıları bunu Çin ya da Şili (Pinochet) modeli olarak tanımlar.
  • 1995 yılında yapılan referandumla Kerimov’un görev süresi 5 yıl uzatıldı.
  • 1995 yılında Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan bir devletler arası konsey, bir dışişleri bakanları konseyi ve Orta Asya İşbirliği Bankası kurdular.
  • 1996 yılında başlayan siyasal yumuşama, 1998’de özellikle İslamcı muhalefeti hedef alan yasaklayıcı düzenlemelerle sona erdi.
  • ABD’nin açık  desteğinde, 1997 yılında Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova tarafından kurulan, adını kurucu ülkelerin baş harflerinden alan çok uluslu örgüte 1999 yılında Özbekistan da katıldı ve örgütün adı GUUAM oldu. Aynı zamanda, Sovyetlerin dağılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan eden devletlerin Rusya ekseninden fazla uzaklaşmaması için kurulan Bağımsız Devletler Topluluğu’na (BDT) da üye olan bu beş devletin çalışmalarını ayrı bir platformda sürdürme istekleri Rusya’yı rahatsız etti. Rusya ile sorunları olan ülkelerin Birlik’te yer alması, örgütün BDT’nin içindeki Batı Bloğu diye anılmasına yol açtı.
  • Kerimov yönetimi 1998 yılında Yabancı Yatırımlar Kanununu kabul etmiş, yabancı sermayeli şirketlere vergi istisnaları, sermaye mallarına gümrük vergisi muafiyeti sağlamıştır.
  • 1999 yılında yapılan parlamento seçimlerini Kerimov yanlıları kazandı; kendisi de 2000 yılında %92 oy oranı ile yeniden cumhurbaşkanı seçildi. 2007’deki seçimde ise oyların %88’ini aldı.
  • Taşkent, 1999’da Moskova’nın önderliğindeki Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) bünyesindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden ayrılmıştı. Nedeni de söz konusu örgütün üye ülkelere askeri müdahale yapabilmesi ve bunun da Özbekistan’ın anayasasına aykırı olmasıydı. Taşkent, 2006’da bu örgüte tekrar üye olurken, 2012’de bir kez daha bu örgütten ayrıldı. Aralık 2013’te ise BDT Serbest Ticaret Bölgesi’ne üye olacağını beyan etti.
  • 1999’da bombalamalar sonrasında yapılan tutuklama ve yargılama süreçleri, istihbarat ve güvenlik güçlerinin uyguladığı baskıcı yöntemler Batı’da tartışılmaya başlandı. Bombalamalardan, o sırada Norveç’te bulunan, 1991’deki ilk cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kerimov’un rakibi olan Muhammed Salih ile Özbekistan İslami Hareketi liderleri Tahir Yoldaşev ve eski bir tren soyguncusu olan Cuma Namangani’nin sorumlu tutulması Azimcan Askarov’un ifadesine dayandırılmıştı. Ancak daha sonra Askarov’un Batılı gazetecilerle görüşürken Muhammed Salih’in sorumluluğuna ilişkin tüm suçlamaların düzmece olduğunu açıklaması bir skandala neden olmuştu.
  • Taliban’ın, Orta Asya yönetimlerini devirmeye hazırlanan radikal hareketleri beslediği biliniyordu.
  • 2001 Haziran ayında Özbekistan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katıldı.
  • 11 Eylül sonrası, 2001 Eylül ayında ABD’nin bölgeye gelerek Afganistan, Özbekistan ve Kırgızistan’a yerleşmesiyle yeni bir jeopolitik oluşum ortaya çıktı.
  • 11 Eylül sonrası Afganistan harekatına destek veren ve Batı müttefiki olan Özbekistan, Ekim 2001’de ABD’ye Hanabad askeri üssünü kurma izni verdi.
  • ABD’nin Afganistan operasyonunun başlamasından sonra, Afganistan’da kamplar kuran ve 1999 yazında Kırgızistan ve Özbekistan’a saldırılar düzenleyen Özbekistan İslami Hareketi dağıtıldı, hareketin kalıntıları Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı. Bu örgüt, Başkan George Bush’un New York ve Washington’daki terör eylemlerinin sorumlusu olarak saydığı üç örgütten biri idi (diğer ikisi El Kaide ile İslami Cihad).
  • Kerimov’un görev süresi 2003 yılında yapılan bir referandum ile beş yıldan yedi yıla çıkarıldı. 2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden aday olabilmesi için gerekli olan yasal düzenleme de yapıldı.
  • 2003 Kasım ayından itibaren önce Tiflis’te sonra Kiev ve Bişkek’te gerçekleşen iktidar değişiklikleri Rusya ve Orta Asya liderlerini rahatsız etti.
  • Kerimov, 2004’te yapılacak parlamento seçimleri öncesi, başta Andican olmak üzere, vilayet yönetimlerinde değişiklikler yaptı. Kendisinin atamış olduğu bu yöneticileri görevden alırken yapılan suçlamalar hakkında hukuki işlem yapılmadı.
  • 2004 yılında ABD ve İsrail Büyükelçiliklerine intihar eylemleri düzenlendi. Teröristlerin başka ülke vatandaşları (Kazakistan) olduğu iddia edildi. Tiflis olaylarının ardından Soros Vakfı’nın ülke içindeki faaliyetlerine son verildi; üniversitelerdeki yabancı görevlilerin ayrılması sağlandı; diğer uluslararası kuruluşlara sıkı denetim getirildi.
  • Anayasada yapılan değişikliklerle parlamento, Alt Kanat ve Senato olarak ikili yapıya dönüştürüldü; cumhurbaşkanının yetkilerinde görünürde kısıtlamalara gidildi.

 

Bizans İmparatorluğu 10 |Bizans’ta İmparator 2

  • Senato, kanun yapmakla birlikte bir danışma meclisidir ve senatörlük çoğu kez babadan oğula geçer. Senato, bazen imparator seçiminde de etkili  olurdu. I. Konstantin dönemi senatosunun temellerinin Konstantinus Sütunu’nun doğusunda, Vezir Han’ın altında olduğu düşünülmektedir.
  • Bizans’ta sanat yapıtlarında ermişler, melekler ve imparatorlar sıkça bir arada gösterilirlerdi. Sanatçılar imparatoru daima başında bir hale ile resmederlerdi. Bizans İmparatorları havariler ile eşit sayılıyorlardı.
  • Betimlemelerde görülen, kenarlarından inciler sarkan taç, Bizans tacıdır. Justinianus zamanından başlayarak taç giyme törenleri başkentin en önemli kilisesi olan Aya Sofya Kilisesi’nde yapıldı. İmparatora patriğin taç giydirmesi, imparatorun yeryüzünde tanrının seçilmiş temsilcisi olduğu inancının görsel kanıtı olarak yorumlanıyordu. 9. yüzyıla gelinene kadar imparatorun dinsel bir törenle taç giyme geleneği o kadar yerleşmişti ki, o tarihten sonra tüm Hıristiyan kralların hepsi aynını uyguladılar.
  • Bizanslılar için imparatorluğun esas hükümdarı imparator veya imparatoriçe değil, İsa’dır. Ordunun yürüyüşlerinde haç en önde taşınır, paraların üzerinde resmi basılı olur. İmparator yalnızca onun geçici bir aracısıdır. Bu süre içinde imparatorun sadece şahsı değil elbiseleri, mektupları, altın hükümdarlık mührü de kutsaldır.
  • Kilise yetkililerini yerel yönetimde kullanmak bir imparatorluk politikasıydı. I. Konstantin’in piskoposlara sivil mahkemelerdeki davalara bakma hakkı tanımasıyla, dini ve sivil yetkenin ilişkisi vurgulanmıştı.
  • İmparator dini törenlere katılıyor, sembolik tören elbiseleri giyiyor. Mesela Paskalya’da İsa’nın göğe yükselişini temsilen kefene benzer bir giysi giyiyor.
  • Tahtın el değişimiyle ilgili kesin bağlayıcı bir kanun yoktu. Başarıya ulaşan herhangi bir yol ile tahta çıkmak kanuni idi. 518 yılında İlliryalı bir köylünün oğlu olan I. Justin Bizans tahtını ele geçirmişti. Ama tahtı ele geçirmeye yönelik başarısız bir teşebbüs bağışlanmazdı.
  • İmparatorlar sokağa çıktıklarında yollara çiçekler serpilirdi.
İmparator tahta çıkarken kalkanın  üzerinde taşınırdı. İmparatorun tahta çıkma törenlerine dört geleneksel Roma rengi eşlik ederdi: mavi, yeşil, kırmızı ve beyaz. Hipodrom’da yapılan araba yarışlarında da bu renkler takımların rengi idi. Fotoğraf: Byzantium, Time-Life Inc.

İmparator tahta çıkarken kalkanın üzerinde taşınırdı. İmparatorun tahta çıkma törenlerine dört geleneksel Roma rengi eşlik ederdi: mavi, yeşil, kırmızı ve beyaz. Hipodrom’da yapılan araba yarışlarında da bu renkler takımların rengi idi.
Fotoğraf: Byzantium, Time-Life Inc.

  • Büyük Theodosius (379-395) dönemine değin imparatorlar uzak sınırlardaki savaşlara bile katılıyorlardı.
  • 88 imparatorun 29’u feci şekilde öldüler, 13’ü tahtı bırakıp kaçtı veya manastıra kapandı.
  • Kutsal kitaptaki Davut Bizans’ın teokratik hükümdarları için gözde bir semboldü.
  • Biri Roma’da, biri Bizans’ta olmak üzere iki Konsül atanmasını Justinyen 541 yılında kaldırmıştı.
  • İmparatorluk aileleri zengin ve gösterişli bir yaşam sürerlerdi. Görkemli törenler ve davetler düzenlenerek, imparatorluğun gücünü hem yabancı uluslar hem de yerli halk nezdinde vurgulamak  amaçlanırdı. Bu toplantılarda davete katılanların düzeyine göre basit veya ipek torbalar içinde altınlar dağıtılıyordu.