Etiket arşivi: Sándor Márai

Okuma Zevki

  • 19. yüzyılda Macar burjuvalar okumayı severdi; iki yüzyıl öncesinden beri kentlerde “edebiyat salonları” vardı. Buralarda edebiyat tartışılırdı. Topu topu kırk bin nüfuslu küçük bir kentteki dört kitapçı bayağı zenginleşmişlerdi. Kitapçılar öğleüzeri buluşma yeri olurdu. İşlerinden eve dönen beyler kitap okurdu. Her yeni yayımlanan kitap konuşulur, tartışılırdı. Bu dört kitabevinin hiç değilse birinden, hemen hemen her eve, incelenmek üzere edebi yeniliklerden bir şeyler gönderilirdi. O zamanlar bir hanımefendi canı sıkıldığında kart oynamaz, pastaneye gitmez, eline bir kitap alıp okurdu. Yüzyıl sonu burjuvazisi için kitap, ekmek kadar gerçek bir gereksinimdi. Orta sınıfa ait, kültürlü bir insanın akşam yattığında yeni aldığı ya da sevdiği bir kitaptan birkaç sayfa okumadan uyuduğu vaki değildi.
  • ABD’li psikolog Abraham Maslow’un günümüzde de kabul gören ünlü İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi, 1943 yılında ortaya atılmış bir insan psikolojisi teorisidir. Piramidin en üstünde yaratıcılık, erdem, doğallık, ön yargısız olma, gerçekçilik gibi alt başlıkların bulunduğu kendini gerçekleştirme gereksinimi bulunur. Temel ihtiyaçlarını karşılayan ve eğitim düzeyi yüksek toplumlara ait bireyler, yatırımını kendi öz benliğine yapacak ve kendini geliştirecektir, diye varsayılır. Bu düzeye gelmiş bireyin okumak için teşvik edilmeye, kampanyalarla güdülenmeye ihtiyacı olmadığı da varsayımlardan biridir.
  • Evinde azarlanan, şiddet gören, hiçbir konuda fikri alınmayan, önemsenmediğini düşünen bir çocuğun okumayı bir ihtiyaç olarak görmesi, bu ihtiyacı içselleştirmesi zordur. Kendilerini dışlanmış ve yetersiz hisseden bu çocukların kendini gerçekleştirme noktasında çok farklı ve istenmeyen sonuçlar doğurabilecek eğilim ve alışkanlıklar geliştirmeleri daha olasıdır.
  • Bir yetişkinin çocuğun elindeki bir kitabı, bu zırvayı mı okuyorsun, yaklaşımıyla değerlendirmesi, çocukta doğması muhtemel okuma alışkanlığını peşinen baltalamak anlamına gelir. Oysa Rabelais’nin düsturu “Ne istersen oku”dur.
  • Dolayısıyla yukarıda alıntıladığımız Macar burjuvaların geldiği noktaya varabilmek için öncelikle karınların tok; güvenlik, ait olma, sevgi ve saygınlık gereksiniminin tatmin edilmiş olması gerektiği akla yakın bir varsayımdır.
Geçmişinde kitaplarını suçlu ilan edip yakarak cezalandıran bir toplumun hafızasında kitabın suçlu olduğu algısı da mevcuttur. Öncelikle bu algıyı düzeltmek gerekir. Alev tabloları ile tanınan 1934 doğumlu Fransız sanatçı, Bernard Aubertin’in yanan kitabı, Large Fire Book adlı eseri. Fotoğraf:debbielyddon.wordpress.com

Geçmişinde kitaplarını suçlu ilan edip yakarak cezalandıran bir toplumun hafızasında kitabın suçlu olduğu algısı da mevcuttur. Öncelikle bu algıyı düzeltmek gerekir.
Alev tabloları ile tanınan 1934 doğumlu Fransız sanatçı, Bernard Aubertin’in yanan kitabı, Large Fire Book adlı eseri.
Fotoğraf:debbielyddon.wordpress.com

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Bir Burjuvanın İtirafları, Sándor Márai, Can Yayınları, 2010.
  • Okuma Gereksinimi, Armağan Erman, www.iku.edu.tr, Cumhuriyet Bilim Teknik, 26 Ekim 2012.

Goethe ve Schiller

  • 19. yüzyıl Macar burjuva kütüphaneleri Goethe’yi pek sevmezdi, “sulu klasik” derlerdi ona; Schiller’i kütüphanelere daha çok yakıştırırlardı. Schiller’de liberalizm pırıltıları görüyorlardı, bir devrimciydi o, Goethe ise “katı biçim”, “klasik bir muhafazakarlık”tı.
  • Goethe’nin tanımıyla weltliteratur, yani dünya edebiyatının ortak hazinesi olan bir edebiyatın en önemli kişilerinden ikisi bugünkü konumuz.
  • Goethe, “Alman Atinası” adıyla da anılan Weimar’da yalnızca sanatsal etkinlikleri ve tiyatroyu değil, bayındırlık işlerini de yönetti, Weimar-Saksonya Dükü Karl August’un başdanışmanı oldu. Goethe Napoléon’un huzuruna çıktığında İmparator’un Goethe’nin eseri Werther’den hayranlıkla söz etmesi ve Karl August’u Prusya Birliği’nden ayrılması koşuluyla tahtta bırakması, yazarın Weimar’a belki de en büyük hizmeti oldu.
  • Weimar’da Schiller ile arkadaşlıkları, sürekli bilgi alış verişleri, ortak estetik anlayışları, dayanışmaları, yazışmaları ile edebiyat tarihinde az rastlanır türden bir ilişkileri oldu. Bugün her ikisi de, Alman edebiyatının kurucuları arasında yer alıyor. Ama, Schiller’in Alman ulusunun kalbinde daha önemli bir yeri olduğu düşünülüyor.
  • Goethe’nin, Jena’da tanıştığı Schiller’i Weimar’a gelmesi için ikna ettiği biliniyor. Schiller, ordudaki doktorluk görevinden istifa ederek ömrünü şiir ve tiyatroya adamış, beş parasız yollara düşmüştü. Weimar’da, taşkın kişiliğine hiç de benzemeyen Goethe’nin bilgeliğinde, yerleşik ve sakin bir yaşamı olmuştu. Coşkulu ve duygusal bir karakteri vardı, durmuş oturmuş Goethe’nin tam tersiydi. Nedim Gürsel’in benzetmesiyle, biri Dionysos, öteki Apollon geleneğini benimsemişti. Schiller’in Weimar’a geldiği ilk yıllarda Goethe, Dük ile İtalya gezisindeydi, bir müddet beraber olamadılar ve ne yazık ki Schiller, Goethe ile tam on yıl süren iş birliğinden sonra 46 yaşında öldü.
  • Schiller’in erken ölümü Goethe’yi çok sarsmış. Goethe, “Sanki kendimi yitirmişim gibi hissediyorum….Benliğimin yarısı öldü artık” diye yazmış.
Goethe ve Schiller, Faust’un prömiyerinin yapıldığı Ulusal Tiyatro önündeki heykel, Weimar. Ernst Rietschel tarafından 1857’de yapılan bu heykel, tıknaz Goethe’yi Schiller ile aynı boyda gösteriyor. Goethe elindeki defne dalından çelengi şaire sunuyor. Fotoğraf:blog.kavrakoglu.com

Goethe ve Schiller, Faust’un prömiyerinin yapıldığı Ulusal Tiyatro önündeki heykel, Weimar.
Ernst Rietschel tarafından 1857’de yapılan bu heykel, tıknaz Goethe’yi Schiller ile aynı boyda gösteriyor. Goethe elindeki defne dalından çelengi şaire sunuyor.
Fotoğraf:blog.kavrakoglu.com

  • Weimar’daki Goethe ve Schiller Arşivi, Almanya’nın ilk edebiyat arşividir. 1892-96 yılları arasında inşa edilen bina, müze ve arşiv için özel olarak yapılmıştır. 1960 yılından sonra Arşiv genişletilmiş, korumaya aldığı Alman sanatçıların sayısı 130’a çıkmıştır. Almanya’nın aynı zamanda en büyük edebiyat arşivi de olan Goethe-Schiller Arşivi, 2001 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alındı. Arşiv, 2010 yılında restorasyona girdi.
  • Goethe de öldükten sonra Weimar bu iki şair sayesinde, pek çok ünvanının yanı sıra, edebiyat tarihine de geçti.
  • Şimdi bu iki üstat da Weimar’da uyumakta.

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Bir Burjuvanın İtirafları, Sándor Márai, Can Yayınları, 2010.
  • Acı Hayatlar, Nedim Gürsel, Doğan Kitap, 2014.
  • Goethe-Schiller Arşivi Yenileniyor, Fulya Canşen, ntvmsnbc, 04.01.2014.