Etiket arşivi: Sanatsal Gerçeklikler

Doğu-Batı Hakkında Muhtelif 1

Ormanda Oduncu, Şeker Ahmet Paşa, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi. Şeker Ahmet Paşa (1841-1907), manzara ve natürmort resimleriyle tanınan ilk önemli Osmanlı sanatçılarından biridir. Aynı zamanda  yurtdışında eserleri sergilenen ilk sanatçımızdır. Kimi resimlerinde insanın gözüne batan perspektif ve oran çarpıklıklarını; Ormandaki Oduncu tablosundaki köylü ve eşeğinin doğa içinde çok küçük olarak tasvir edilmesini Hasan Bülent Kahraman, Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri adlı kitabında şöyle yorumluyor: “Dünya, Doğu kültüründe öznelleştirilerek tanımlanır. Doğu kültüründe nesneler, kendilerine ait gerçeklik düzlemleriyle değil, onların kişide tecessüm edişiyle, içselleştirilerek betimlenirler. Batı, tersine bir yörünge izler; nesne egemen bir gerçeklik sergiler. Perspektif, nesnelliği yansıtır. Paşa yapıtına dış değil, iç gözün görüngüsünü yansıtmıştır. Doğu kültürü merkezi otoritenin egemenliğini tartışmadığı için, uzamı da bu anlayışla kullanır. Doğu’nun nesne-özne arasında kurduğu ilişki aslında uzam-iktidar ekseninde oluşan bir düzlemin izdüşümüdür. Uzam sahiplidir fakat onun sahibi onu resmeden göz değildir. Birey kendisini daha başlangıçta ve önce kendi gözünde dışlar, ötekileştirir. Perspektifin kullanılmaması özellikle istenen bir durumdur.” İngiliz yazar ve  sanat eleştirmeni John Berger’in (1926-) bu tabloya olan hayranlığını aktaran bir yazı yazdığı da biliniyor. Fotoğraf:milliyetsanat.com

Ormanda Oduncu, Şeker Ahmet Paşa, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi.
Şeker Ahmet Paşa (1841-1907), manzara ve natürmort resimleriyle tanınan ilk önemli Osmanlı sanatçılarından biridir. Aynı zamanda yurtdışında eserleri sergilenen ilk sanatçımızdır.
Kimi resimlerinde insanın gözüne batan perspektif ve oran çarpıklıklarını; Ormandaki Oduncu tablosundaki köylü ve eşeğinin doğa içinde çok küçük olarak tasvir edilmesini Hasan Bülent Kahraman, Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri adlı kitabında şöyle yorumluyor: “Dünya, Doğu kültüründe öznelleştirilerek tanımlanır. Doğu kültüründe nesneler, kendilerine ait gerçeklik düzlemleriyle değil, onların kişide tecessüm edişiyle, içselleştirilerek betimlenirler. Batı, tersine bir yörünge izler; nesne egemen bir gerçeklik sergiler. Perspektif, nesnelliği yansıtır. Paşa yapıtına dış değil, iç gözün görüngüsünü yansıtmıştır.
Doğu kültürü merkezi otoritenin egemenliğini tartışmadığı için, uzamı da bu anlayışla kullanır. Doğu’nun nesne-özne arasında kurduğu ilişki aslında uzam-iktidar ekseninde oluşan bir düzlemin izdüşümüdür. Uzam sahiplidir fakat onun sahibi onu resmeden göz değildir. Birey kendisini daha başlangıçta ve önce kendi gözünde dışlar, ötekileştirir. Perspektifin kullanılmaması özellikle istenen bir durumdur.”
İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger’in (1926-) bu tabloya olan hayranlığını aktaran bir yazı yazdığı da biliniyor.
Fotoğraf:milliyetsanat.com

 

Renk 15 Sözcükler ve Renkler

  • Düşüncenin işaretleri olduğunu düşündüğü duyulara (renk, koku, ses gibi) önem veren Sembolist şair Stéphane Mallarmé’den (1842-1898) başlayarak sözcüklerle renkler arasında bir ilişki olup olmadığı, seslilerle sessizlerle renkler arasında bir bağlantı olup olmadığı araştırılmıştır.
  • Stéphane Ferdinand de Saussure (1857-1913) ve Roman Osipoviç Jakobson (1896-1982) da renklerle sözcükler arasındaki bağlantı hususunda çalışmalar yapmıştır.
  • 20. yüzyılın dilbiliminin babası olarak düşünülen Stéphane Ferdinand de Saussure’a   göre her dil dünyayı farklı şekilde böler. Bunu, renkleri ele alarak örneklendirir. Biliyoruz ki, güneş ışığını bir prizmadan geçirirsek güneş tayfını (spectrum) elde ederiz. Bu tayfta renkler kesintisiz olarak birinden ötekine geçer. Ama biz bu renkleri adlandırırız. Oysa doğada bir ayrım yoktur. Görülüyor ki, bizim doğal olarak kabul ettiğimiz renk ayrımları aslında dil sayesinde yapılmış ayrımlardır ve dilden önce mevcut değildirler. O halde dil, algıladığımız nesneler yığınını keyfi olarak birimlere ayıran bir göstergeler sistemidir ve bu anlamda gerçekliği yansıtmaz, üretir. Sözcüklerin anlamını nesneler değil de dil belirliyorsa bunu nasıl yaptığını açıklamak gerekir. Saussure, “dil zaten mevcut nesneleri, kavramları sonradan etiketleyerek bir çeşit katalog oluşturmaz, çünkü dil kavramlardan önce vardır” demek ve bunu “renkler” ile örneklemek suretiyle, dilin metafizik ile bağını kopararak, onun “bağımsız bir yapı olan” doğasını ifade etmiş ve böylece dilin, “kendisi” olarak incelenmesinin yolunu açmıştır.
  • Edebiyat, ses bilimi, budun bilimi (etnoloji), çeviri bilimi, ruh bilimi gibi alanlarda faaliyet gösteren Rus düşünür Roman Osipoviç  Jakopson’a göre her tür dilsel bildirişim süreci, ortak bir dile sahip alıcı ve gönderici arasında gerçekleşen, bir bağlam ve fiziksel bir destek aracılığıyla gerçekleşen mesaj iletimidir. Mesajın tam olarak iletilmesi için iki tarafın arasında ortak bir kod olmalıdır. Kod her zaman dile ait sözcüklerden oluşmayabilir. Renkler, müzikler, jest-mimik hareketleri de birer kod olabilir.
Fotoğraf: holeclub.ru

Fotoğraf: holeclub.ru

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri; Hasan Bülent Kahraman, Kapı Yayınları, 2016.
  • Edebiyat Kuramları ve Eleştiri, Berna Moran, İletişim Yayınları, 2005.
  • https://prezi.com/gttkxbk99aol/Roman Jakobson ve Bildirişim Şeması, Battal Gümüş, 11 May 2014.

 

Somut Şiir

SOMUT ŞİİR
CONCRETE POETRY

Düşüyorum Usta, Yusuf Bal, Edebiyat Ortamı Dergisi Sayı 30, Ocak-Şubat 2013. Fotoğraf:yusufbal.blogspot.com

Düşüyorum Usta, Yusuf Bal, Edebiyat Ortamı Dergisi Sayı 30, Ocak-Şubat 2013.
Fotoğraf:yusufbal.blogspot.com

  • Yazınsal anlamda şiir olan ağaçla, nesne olan ağaç arasında her zaman ve sonuna kadar var olacak bir farklılık vardır. Jacques Derrida bunu fark (différance) kavramı ile tanımlar.
  • Somut şiirde ise ikonik özellikler öne çıkartılır. Gösterilen şey sadece sunulmaz, aynı zamanda var olur. İkon göstergeyi sunar. Bu yüzden somut şiir resme yakındır.
  • Somut şiir, resimsel algılama ile şiirsel algılama arasında bağ kurar.
  • Somut şiir, şiirin yazımsal  (typographic) boyutunu değiştirir; okur şiire dilediği yerden başlayabilir; somut şiir, açık yapıttır.
  • Somut şiir, telaffuz edilemeyen, sessel bir anlamsallığa kavuşturulmayan şiirdir; şiiri görüntü bütünler.
  • Somut şiirin formülü: Biçim=içerik/içerik/Biçim’dir.
  • İçinde bir tek sözcüğün bulunmadığı, tümüyle görsel malzemenin kullanılmasıyla oluşturulmuş somut şiirler de vardır. Kimi kuramcılar bu tür somut şiire, şiir olmayan (nonpoetry) derler. Çünkü bu noktada somut şiir yalnızca sözcüğün sessel boyutunu ortadan kaldırmakla kalmamış, aynı zamanda sözcüğü de ortadan kaldırmış, böylece, şiirin tüm ögelerini yok etmiştir.
  • Somut şiirin Stéphane Mallarmé (1842-1898) ile başladığı düşünülür. Mallarmé, sayfaya dağıtılmış sözcükleri dizmek yoluyla oluşturulan görüntülerin, farklı kurguların da şiire yeni katkılar sağlamasını istemiştir.
  • Somut şiir ile Kübizm arasında bir koşutluk olduğu düşünülür.
Guillaume Apollinaire’den (1880-1918) bir deneme. Fotoğraf:www.siirakademisi.com

Guillaume Apollinaire’den (1880-1918) bir deneme.
Fotoğraf:www.siirakademisi.com

  • Somut şiirde de, aynı Kübizm’de olduğu gibi, sözcüklerin verili anlamlarının yan yana gelmesiyle oluşturdukları anlamdan çok, belki de anlamsız kabul edilebilecek bir bütün vardır. Şiir artık, kendisinden başka bir gerçekliğe dayanmamaktadır.
  • Somut şiir, yazınbilimin ve resimsel anlatım sorularının kesiştiği noktada yer alan, kapsamlı ve çok boyutlu bir gerçekliktir.
Kuş, Baksı Müzesi koleksiyonu, kağıt üzerine boya. İslam sanatında hat geleneğinin gelişerek resimsel bir boyut kazanması, yazı ile resim yapma yolunu açmıştır. Yazı resimlerde (calligraphic pictures/lettering) daha çok dini konular işlenmiştir. Yazı-resim kardeşliği olarak izah edilen bu yolla somut şiir arasında sizce bir bağ kurulabilir mi? Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kuş, Baksı Müzesi koleksiyonu, kağıt üzerine boya.
İslam sanatında hat geleneğinin gelişerek resimsel bir boyut kazanması, yazı ile resim yapma yolunu açmıştır. Yazı resimlerde (calligraphic pictures/lettering) daha çok dini konular işlenmiştir. Yazı-resim kardeşliği olarak izah edilen bu yolla somut şiir arasında sizce bir bağ kurulabilir mi?
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

Yararlanılan Kaynak

  • Sanatsal Gerçeklikler, Olgular ve Öteleri; Hasan Bülent Kahraman, Kapı Yayınları, 2016.