Etiket arşivi: sanatçı

Çağdaş Sanata Varış 311|Çağdaş Dönemde Sergileme 6

Önceden terk edilmiş bir elektrik santralı olan Tate Modern’in binası 2000 yılında kentsel dönüşüm bölgesine alındı ve müze oldu. Günümüzde bu bölge, galerilerin, şirket merkezlerinin ve lüks konutların semti haline gelmiş durumda. Fotoğraf: Tate Modern the Handbook, Tate Publishing, 2000.

Önceden terk edilmiş bir elektrik santralı olan Tate Modern’in binası 2000 yılında kentsel dönüşüm bölgesine alındı ve müze oldu. Günümüzde bu bölge, galerilerin, şirket merkezlerinin ve lüks konutların semti haline gelmiş durumda.
Fotoğraf: Tate Modern the Handbook, Tate Publishing, 2000.

  • 1980’lerde ve 1990’larda Londra, New York gibi, Çağdaş Sanat piyasasında önemli bir oyuncu haline gelmiştir. Kentin ve borsanın belirleyiciliğinin dışında, İngiltere’nin sanatçıların eserlerinin ikinci el piyasada satılması durumunda vergi avantajı sağlaması alıcılara cazip gelmiştir. Londra’nın Doğu Yakası, yeni sanatçı kuşağı için merkez haline geldi ve yeni yetenekler arayanların uğrak yeri oldu. İngiltere’nin önde gelen müzayede evleri Christie’s ve Sotheby’s’in büyük sanat satışlarının %90’dan fazlasını gerçekleştirdiği tahmin ediliyor.
  • Müzelere sponsor olan şirketlerin yapısı göz önüne alınmaya başladı. Tate Modern’in sponsoru BP’nin çevre kirliliğine katkısı gösterilere neden oldu ve BP sponsorluktan uzaklaştırıldı.
İngiliz şeker tüccarı ve sanayici Henry Tate, ülkesinin önde gelen sanat koleksiyonuna 1897 yılında adını verdiğinde müze sekiz odadan ibaretti. Galerinin kapasitesi 15 yılda iki katına çıktı. 1970’lerde genişletildi. 1980’lerde Tate Liverpool ve Tate St. Ives açıldı. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için Bankside Elektrik Santrali İsviçreli mimarlar Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern’e dönüştürüldü. 2000-2015 yılları arasında Tate Modern’i 40 milyondan fazla kişi ziyaret etti. 2009’da alınan genişleme kararı ile 260 milyon sterlinlik mimari proje Herzog & de Meuron imzalı 10 katlı Tate Modern genişleme birimi Switch House ilave edildi. Bu, mevcut yapıya %60 daha fazla sergileme ve etkinlik alanı katacak olan, piramidi andırır, kiremit yüzeyli yapı ilk haftada 143 bin kişi tarafından gezildi. İngiltere’nin en prestijli sanat ödülü olan ve her yıl verilen Turner Ödülü’nün komite başkanlığını Tate Direktörü yürütür. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

İngiliz şeker tüccarı ve sanayici Henry Tate, ülkesinin önde gelen sanat koleksiyonuna 1897 yılında adını verdiğinde müze sekiz odadan ibaretti. Galerinin kapasitesi 15 yılda iki katına çıktı. 1970’lerde genişletildi. 1980’lerde Tate Liverpool ve Tate St. Ives açıldı. Modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için Bankside Elektrik Santrali İsviçreli mimarlar Herzog & de Meuron tarafından Tate Modern’e dönüştürüldü. 2000-2015 yılları arasında Tate Modern’i 40 milyondan fazla kişi ziyaret etti. 2009’da alınan genişleme kararı ile 260 milyon sterlinlik mimari proje Herzog & de Meuron imzalı 10 katlı Tate Modern genişleme birimi Switch House ilave edildi. Bu, mevcut yapıya %60 daha fazla sergileme ve etkinlik alanı katacak olan, piramidi andırır, kiremit yüzeyli yapı ilk haftada 143 bin kişi tarafından gezildi.
İngiltere’nin en prestijli sanat ödülü olan ve her yıl verilen Turner Ödülü’nün komite başkanlığını Tate Direktörü yürütür.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Şiddet 38| Batı’da Kadının Konumu 3

  • Hitler’in gözünde ideal kadın, sevimli, yumuşak, tatlı ve aptaldır. Onun yakın ilişkide olduğu altı kadından beşi intihar etmişti. Onun gözetimindeki kuzeni de kendisini tabancayla vurmuştu.
  • Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi,1921 yılında yapılan ilk kongresinde oybirliği ile kadınların parti yönetiminde yer almasını yasaklamıştı. Parti kadınları daha sonraki yıllarda da kamu görevlerinden tümüyle uzaklaştırmayı hedefleyecekti. Onlar için kadın, üç K’dan ibaretti: Çocuk, mutfak ve kilise. Asker üretme aracı yerine konmak kadınları ürkütmemiş olmalı ki, partiye destek oldular, ari kadının ve ari annenin idealini oluşturdular. Alman kadınına değersiz bir ırk ile ilişki içinde olmak yasa yoluyla yasaklandı. Partinin görüşüne göre, gerçek bir Alman kadını ruju, yüksek topuklu ayakkabıyı ve ojeyi reddedip, erkekler gibi sistematik değil, duygusal düşünmeliydi. 1938 yılından itibaren kadının çocuk yapmayı reddetmesi boşanma sebebi olarak tanındı ve kürtaj yasaklandı, doğuranlara onur nişanı verildi.
Gazeteci Sylvia Harden’in Portresi, Otto Dix, 1926. Kendisine aristokrasiyi çağrıştıran yeni bir isim seçen; Yeni Almanya için makaleler yazan; gözünde monoklü, elinde sigarası, kısa saç kesimi, önünde içkisi ile Yeni Kadın’ı temsil eden bir kişinin portresini görüyoruz. Yeni Objektif akımı sanatçıları Gerçekçilik’e sinik, sosyal eleştiri getiren felsefi bir yön kattı. Modernliğe olumsuz yaklaşanlar için, 1920’lerin eşit haklara sahip, yüksek topuklu, ruj sürülmüş dudakları arasına sigarasını iliştirmiş kadınlardan daha tehlikeli hiçbir şey olamazdı. Modern bir kadın, ailenin çökmesine neden olurdu. Çocuk doğurmamak, doğaya ihanetti. Otto Dix de inadına bu kadınların en göze batanını resmetti. Fotoğraf: en.wikipedia.org

Gazeteci Sylvia Harden’in Portresi, Otto Dix, 1926.
Kendisine aristokrasiyi çağrıştıran yeni bir isim seçen; Yeni Almanya için makaleler yazan; gözünde monoklü, elinde sigarası, kısa saç kesimi, önünde içkisi ile Yeni Kadın’ı temsil eden bir kişinin portresini görüyoruz.
Yeni Objektif akımı sanatçıları Gerçekçilik’e sinik, sosyal eleştiri getiren felsefi bir yön kattı.
Modernliğe olumsuz yaklaşanlar için, 1920’lerin eşit haklara sahip, yüksek topuklu, ruj sürülmüş dudakları arasına sigarasını iliştirmiş kadınlardan daha tehlikeli hiçbir şey olamazdı. Modern bir kadın, ailenin çökmesine neden olurdu. Çocuk doğurmamak, doğaya ihanetti.
Otto Dix de inadına bu kadınların en göze batanını resmetti.
Fotoğraf: en.wikipedia.org

  • 19. yüzyılda sosyalistler kadın haklarını desteklediler. Friedrich Engels (1820-1895) kadının özgürleşmesinin ön koşulu olarak kamusal alana katılmasını talep etti.
  • Lenin (1870-1924), iktidara gelir gelmez kadınlara ve erkeklere sınırsız eşit haklar tanıyan yasaları çıkarttı. SSCB, 1920’de kürtajı yasallaştıran ilk modern ülke oldu. Makyaj yapmak, kadını burjuvaziye özgü bir aşağılama aracı olarak görüldü. Stalin döneminde, 1936’da kürtaj yeniden yasaklandı.
  • Farklı rejimler (ABD, Çin, SSCB ), farklı hedefler uğruna, kadınların kendi bedeni üzerinde egemen olma, kendi yaşamını biçimlendirme hakkını elinden almaya çalışarak kadınları aşağılamıştır.
  • Kilise için kötü ve sapkın bir eğilim olan doğurganlığın programlanması, siyasi olarak ırka karşı cinayet olarak algılandı.
  • SSCB’de ve diğer sosyalist ülkelerde Stalin’in ölümünden sonra 1955’te; İngiltere’de 1967’de, ABD’de 1973’de, Fransa’da 1974’te, İtalya’da 1978’de, 1983 yılında Türkiye’de kürtaj yasal hale geldi. Türkiye’deki yasaya göre, hamileliğin ilk on haftasında kürtajın yasal zeminde yapılabilmesinin önü açılıp tıbbi zorunluluk olması halinde on hafta sonrasında bile yapılabilmesi sağlandı.
Hollywood yıldızlarının en özellerinden biri olan Katharine Hepburn (1907-2003), 1940 yılında George Cukor tarafından yönetilen, tüm haklarını satın aldığı, dolayısıyla da kendi isteklerini dayatabildiği, The Philadelphia Story adlı filmden başlayarak, oynadığı tüm filmlerde merkezde yer alan güçlü kadını canlandırdı; kadın cinselliğini ön plana çıkartan, erkeksi giysileri tercih eden, kadın savunusu yapan rolleri tercih eden oyunculardan biri oldu. Fotoğraf: gravitas magazine

Hollywood yıldızlarının en özellerinden biri olan Katharine Hepburn (1907-2003), 1940 yılında George Cukor tarafından yönetilen, tüm haklarını satın aldığı, dolayısıyla da kendi isteklerini dayatabildiği, The Philadelphia Story adlı filmden başlayarak, oynadığı tüm filmlerde merkezde yer alan güçlü kadını canlandırdı; kadın cinselliğini ön plana çıkartan, erkeksi giysileri tercih eden, kadın savunusu yapan rolleri tercih eden oyunculardan biri oldu.
Fotoğraf: gravitas magazine

 

Çağdaş Sanata Varış 309|Çağdaş Dönemde Sergileme 4

  • Küreselleşme ile birlikte müzeler, bienaller, festivaller, fuarlar metropoller arası rekabetin en önemli mecrası haline geldi. Galeri ve müzeler artık kentsel dönüşümdeki rantın örgütlenmesinde önemli. En erken örneklerden biri New York’ta Soho. Sanat merkezlerinin finansal, spekülatif hareketlerde çok önemli bir rolü, bir iletişim ve marka haline getirme gücü oldu.
  • Sanat üretiminin yaygın olarak tüketilmesi, sanatçıların ve galericilerin ekonomik açıdan kalkınmaları ve uluslararası saygınlık kazanmaları, ulusal sanat pazarının büyüyerek güçlenmesinin araçlarından biri sanat fuarlarıdır. Ancak, ticari olmayan, bağımsız sanat üretim alanları olan sanat kolektifleri, sanat inisiyatifleri, proje ve sanat mekanlarının sayısı da giderek artmakta ve önem kazanmaktadır.
  • Fuarlar, bienallerle yakından ilişkili. Bienallerin oluşturduğu entelektüel ortamda öne çıkan sanatçılar ve yapıtlar bu defa fuarlarda koleksiyonerlerle buluşuyor. Sanat yatırımcılığını iş edinen kitle büyüyor. Uluslararası ün kazanmaya çalışan galerilerin odak noktası fuarlar oluyor.
57. Venedik Bienali’nde Lorenzo Quinn’in Destek adlı dev Yerleştirmesi.  Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

57. Venedik Bienali’nde Lorenzo Quinn’in Destek adlı dev Yerleştirmesi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1895 yılında başlayan Venedik Bienali büyük ulusal sergiler çağına aittir. Kalıcı ulusal pavyonları barındırır. Yüksek prestijli bir kültürel etkinliktir ve bir sanatçının ülkesini temsil etmek için seçilmesi, o sanatçı için son derece önemlidir. 1999 yılında Türkiye’nin resmi katılımı olmasa da Venedik Bienali küratörü Harold Szeeman uluslararası sergiye Kutluğ Ataman’ı davet etmiş ve burada sanatçının bir video çalışması yer almıştır.
  • 1955 yılından başlayarak Kassel’de her beş yılda bir yapılan Documenta sanat fuarı için, sanat fuarları içinde en küreselleşmiş ve kapsamlı olanıdır denebilir.
  • 1970’ten beri faaliyette olan Art Basel, 2002 yılından itibaren Florida’da aynı adda bir kardeş fuara sahip olmuştur.
  • 1990’larda küratörlük kategorisi sanata dahil oldu. SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Vasıf Kortun küratörün, uzmanlaşmalar sağlamak ve finansör, ekonomist, psikolog, teorisyen, uzlaşmacı, sanatçının baş düşmanı, avukat, dost, sırdaş, üçüncü göz, kamuya karşı sorumlu, yazar, hamal gibi birçok kavramı bir arada bulundurması gerektiğini belirtir.
  • 2000’li yıllar fuarların sayısının arttığı bir dönem oldu. Dolayısıyla sanatın sermaye ile ilişkisi sıkılaştı. Fuarlar pek çok galeriyi, dolayısıyla pek çok yapıtı bir arada görme olanağı sunuyor.
  • 2003 yılından başlayarak her yıl düzenlenen Londra’daki Frieze sanat fuarı, Londra’da Çağdaş Sanat’a adanmış bir fuar oldu.

 

Çağdaş Sanata Varış 308|Çağdaş Dönemde Sergileme 3

  • Google müzelere internet üzerinden erişim imkanı sağladı. İnsanlar bundan böyle diledikleri müzeye evlerinde girebilecek, diledikleri yapıtı, çeşitli boyutlarda, kesit ve düzeylerde izleyebileceklerdi. Artık yapıtlar sadece o şehrin, o ülkenin değil, tüm insanlığın malı oluyor, yapıtlar bu anlamda küreselleşiyordu.
  • Müzelerin demokratikleşmesi anlamına gelen bu gelişme ile izleyici, yapıtların müze tarafından sıralanmasının baskısından da arınmış oluyor.
  • Müzeler de ileri teknoloji ile donatıldılar. Floransa’da Michelangelo’nun Davut heykelinin yanında duran bilgisayar, üç boyutlu olarak, yüzlerce açıdan o heykele bakma olanağı veriyor.
  • Online sanat platformları açılmaya başladı. Böylece kullanıcıların kendi galerilerini oluşturabileceği ve dünyanın dört yanından farklı arşiv ve sergilerin gezilebileceği dev sanal, yeni nesil müzeler oluştu.
  • Sosyal medyanın hayatımıza kattığı sanat trendlerinden biri de Instagram’a konan fotoğrafların galeriye taşınması.
  • Giyilebilir teknoloji de sergi deneyimlerinin bir parçasına dönüştü. Ziyaretçiler, Google Glass yardımıyla baktıkları eser hakkında direkt olarak bilgi alabilmeye başladılar.
  • Müze turlarının sesli rehber cihazları nerede olduğunuzu, neye baktığınızı ve hatta bakarken ne düşünmeniz gerektiğini bile söylemektedir. Bakma deneyimimizin çevre tarafından bu kadar koşullandırılması ve belirlenmesinin ne kadar doğru olduğu da sorgulanmaktadır.
Yahudi Müzesi, Berlin, Almanya. Müzeyi 2004 yılına kadar iki milyon kişi gezmişti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Yahudi Müzesi, Berlin, Almanya.
Müzeyi 2004 yılına kadar iki milyon kişi gezmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Berlin’de yapılacak Yahudi Müzesi için açılan yarışmaya 165 mimar katılmış. Yarışmayı Polonya Yahudi’si ABD’li Daniel Libeskind (1946-) kazanmış. 2001 yılında kapılarını izleyiciye açan müzenin giriş kat planı şimşek şeklinde ve kaplama malzemesi çinko. Beş katlı, on bin metrekare alanı olan zikzak biçimli bina labirent gibi. Bazen yüksek tavanlı büyük odalara, koridorlara, bazen çok küçük odalara, boş ve işlevsiz gibi gözüken yerlere giriliyor. Boşlukların amacı anma. Müze, Berlin’deki Yahudi tarihini “üç kader çizgisi” ile anlatıyor. İlki, ağır bir demir kapının arkasında yer alan, çıkışı olmayan Soykırım Kulesi’ne gidiyor. Burası soğuk ve karanlık, 20 metre yüksekliğindeki zindan Eski Mısır mezarlarına benziyor. İkinci yol, 49 ağaçlı E.T.A. Hoffmann Bahçesi’ne gidiyor ve Yahudilerin sürgünlerini sembolize ediyor. Üçüncü yol ise Alman-Yahudi ortak yaşamı yolu ve bizi sergilerin bulunduğu katlara götürüyor. Binanın biçimi,  kırılmış ve esnetilmiş Davut Yıldızı’na da benzetiliyor. Soykırıma uğrayan Yahudilerin isimleri bir duvarda yazılı. Müze bir başyapıt olarak kabul ediliyor.  Libeskind eserlerinde tarih, edebiyat ve felsefeyi araç olarak kullandığını ifade ediyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Berlin’de yapılacak Yahudi Müzesi için açılan yarışmaya 165 mimar katılmış. Yarışmayı Polonya Yahudi’si ABD’li Daniel Libeskind (1946-) kazanmış. 2001 yılında kapılarını izleyiciye açan müzenin giriş kat planı şimşek şeklinde ve kaplama malzemesi çinko. Beş katlı, on bin metrekare alanı olan zikzak biçimli bina labirent gibi. Bazen yüksek tavanlı büyük odalara, koridorlara, bazen çok küçük odalara, boş ve işlevsiz gibi gözüken yerlere giriliyor. Boşlukların amacı anma. Müze, Berlin’deki Yahudi tarihini “üç kader çizgisi” ile anlatıyor. İlki, ağır bir demir kapının arkasında yer alan, çıkışı olmayan Soykırım Kulesi’ne gidiyor. Burası soğuk ve karanlık, 20 metre yüksekliğindeki zindan Eski Mısır mezarlarına benziyor. İkinci yol, 49 ağaçlı E.T.A. Hoffmann Bahçesi’ne gidiyor ve Yahudilerin sürgünlerini sembolize ediyor. Üçüncü yol ise Alman-Yahudi ortak yaşamı yolu ve bizi sergilerin bulunduğu katlara götürüyor. Binanın biçimi, kırılmış ve esnetilmiş Davut Yıldızı’na da benzetiliyor. Soykırıma uğrayan Yahudilerin isimleri bir duvarda yazılı. Müze bir başyapıt olarak kabul ediliyor.
Libeskind eserlerinde tarih, edebiyat ve felsefeyi araç olarak kullandığını ifade ediyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Çağdaş Sanata Varış 304|Ekolojik Sanat 4

  • Organik malzemeler kullanılarak üretilen üniteler, cihazlar da vardır. Bu yöntem, atığın doğada bilinmeyen bir kavram olduğu savına dayanır. Atık ve çöpün ortadan kaldırılması ilkesi önemsenmiş, atık etiği diye bir konu gündeme gelmiştir.
  • Plastik poşet yerine kağıt poşeti tercih etme, organik atıkları gübreye dönüştürme (kompostlama), geri dönüşüm ve atık madde ile ilişkimizde önemli değişiklikleri, onu nasıl kullanacağımızı ve atık maddenin kendimizi nasıl suçlu ya da erdemli hissetmemizi sağlayacağını gösterir.
  • Bu kavramlar doğrultusunda atıklara dayalı sanat yapma stratejisi gelişmiştir.
Heykeltıraş Kazım Karakaya (1971-) 2014 yılında açtığı Dönüşüm adlı sergisindeki eserleri, beş aylık bir çalışma sonucunda, Bursa’daki demir-çelik fabrikasındaki atık malzemeleri kullanarak gerçekleştirmişti. Fotoğraf:www.futuristika.org

Heykeltıraş Kazım Karakaya (1971-) 2014 yılında açtığı Dönüşüm adlı sergisindeki eserleri, beş aylık bir çalışma sonucunda, Bursa’daki demir-çelik fabrikasındaki atık malzemeleri kullanarak gerçekleştirmişti.
Fotoğraf:www.futuristika.org

Ganalı kadın sanatçı El Anatsui, Contemporary İstanbul 2015’e şişe kapakları ve bakır tellerden yaptığı büyük boy duvar süslemeleri ile katıldı. Eserleri uzaktan kumaş gibi görünüyordu. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Ganalı kadın sanatçı El Anatsui (1944-), 1990’lardan sonra Batı Afrika tekstil üretimi geleneğiyle meşgul olmuş ve bir grup yardımcısıyla birlikte eski şişe kapaklarından ve teneke kutu kapaklarından bakır tellerle bağlayarak gösterişli kumaşlar dokumuştur. Sanatçı, kumaş Afrikalılar için anıtların Batılılara ifade ettiği manaya gelir, demiştir. Kumaşlarda kullanılan Ecomog Cin markası, Sierra Leone ve Liberya’daki savaşı sona erdiren yerel güçlerle aynı adı taşımaktadır. Köle ticaretinde takas için kullanılan mallar arasında alkol kilit bir öneme sahipti. El Anatsui, kumaşlarının niteliğini belirtmek için göçer estetiği terimini kullanır. Bu estetik özünde, düşüncelerin akıcılığı ve biçimin geçiciliği hakkındadır. 2007 Venedik Bienali’nde eseri Palazzo Fortuny’nin ön cephesinde sergilenen sanatçı, 2015 yılında Contemporary İstanbul’a yukarıdaki eseri ile katılmıştı.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • Brezilyalı sanatçı Christian Pierini, nam-ı diğer Mister C, portrelerini yaparken işe yaramayan kablo, vida, CD, klavye, plak, kamera gibi elektronik hurdaları kullanıyor.

Resim olmayan resimler yapan Alman sanatçı Isabell Beyel’in (1968-) eseri Swim ve detayı. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

 

2015 yılında Bodrum Turgut Reis’te, D-Marin ve İnaf Gari sinema filmi ekibi tarafından düzenlenen Deniz Atığı Sanat Etkinliği çerçevesinde sanatçı Rıfat Koçak ve Deniz Gönüllüleri işbirliği ile hazırlanmış tablolar sergilenmekteydi. Denizden toplanmış pet şişe kapakları, gazoz kapakları, camlar gibi malzemelerle yapılmış tablolardan biri de Sadun Boro’nun portresi idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2015 yılında Bodrum Turgut Reis’te, D-Marin ve İnaf Gari sinema filmi ekibi tarafından düzenlenen Deniz Atığı Sanat Etkinliği çerçevesinde sanatçı Rıfat Koçak ve Deniz Gönüllüleri işbirliği ile hazırlanmış tablolar sergilenmekteydi. Denizden toplanmış pet şişe kapakları, gazoz kapakları, camlar gibi malzemelerle yapılmış tablolardan biri de Sadun Boro’nun portresi idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burcu Perçin’in 2017 yılında açtığı Yeşili Doldurmak adlı sergisinden. Sanatçı insanın doğayı önce yok edip sonra inşa ettiğini, ona yeniden şekil verdiğini, yeşili bir dolgu malzemesi olarak kullanarak büyük şehirlerde yapay peyzajlar ürettiğini ve bunların estetik açıdan sorgulanmaya açık olduğunu söylüyor. Fotoğraf: Sergi Rehberi

Burcu Perçin’in 2017 yılında açtığı Yeşili Doldurmak adlı sergisinden.
Sanatçı insanın doğayı önce yok edip sonra inşa ettiğini, ona yeniden şekil verdiğini, yeşili bir dolgu malzemesi olarak kullanarak büyük şehirlerde yapay peyzajlar ürettiğini ve bunların estetik açıdan sorgulanmaya açık olduğunu söylüyor.
Fotoğraf: Sergi Rehberi