Etiket arşivi: Sanat Nedir

Çağdaş Sanata Varış 254|Çağdaş Sanat 2

  • Kiliselerde imgelem insan biçimli, mağaralarda ise hayvan biçimindedir. Joseph Campbell’e (1904-1987) göre bu ikisi aynı şeydir. Biçim ikincildir. Önemli olan mesajdır. Campbell’in bu değerlendirmesi Çağdaş Sanat için de geçerlidir; burada da biçim ikincildir, önemli olan mesajdır.
  • Birçok dinde ve inanışta yaradılışın ve zamanın yeniden doğuşu, döngüsel oluşu söz konusudur. Arkaik toplumların/insanların, somut zamanı yok ederek tarih dışına itişi, zamanın geri çevrilemezliğini reddedişi, böylelikle sürekli bir şimdiki zamanı yaşayışı, Modernizm sonrası tarih tartışmalarının da gündemini oluşturur. Zamanın döngüsel yanı, yenilenme isteğine karşılık gelir, geleneksel olanı da içinde gizler.
    Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden biri olan Alman filozof Martin Heidegger (1889-1976) de Sanatın Doğuşu ve Düşüncenin Yolu adlı makalesinde düşüncemize sunulmuş olanı tekrar düşünmek gerektiğini söyler.
  • Theodor Adorno, “Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır,” dediğinde, bir yandan soykırım sonrası edebiyatın imkansızlığı ve geçersizliğini ifade ediyor ama beri yandan da bu yaşananların yeni sanat türlerini ve dilini dayattığını söylüyordu.
  • Modernizm’de “yeni” vurgusuna karşılık, “eskiyi bilmenin gereği” de öne çıkarılırken, Çağdaş Dönem’de “yenilik” kavramı sorgulanır: “Yenilik”, “eski”nin geleneksel gücü ile ilişkilendirilir, bazen de halk resim geleneğinin kodlarını çözüp güne taşımak istenir.
Civilizations’ta Anastasia Radevich geçmiş, günümüz ve geleceğin kayıp medeniyetlerinden ilham alıyor. Geçmişte yükselen deniz seviyesiyle kaybolan medeniyetleri, sular altında kalarak paslanmış ve yosun tutmuş topuklarla, günümüzün çevre sorunlarını derinin ve ipeğin üzerine yaptığı petrol sızıntısı, atom bombası baskılarıyla ve gelecekte medeniyetlerin dünyanın ikinci bir buzul çağına girmesiyle yok olacağına dair olan inancını da donmuş bir dünya baskısı ve buzul görünümlü topuklarla ayakkabılara taşıyor. Lost adlı koleksiyonundan. Fotoğraf:the-lizard-queen.blogspot.com

Civilizations’ta Anastasia Radevich geçmiş, günümüz ve geleceğin kayıp medeniyetlerinden ilham alıyor. Geçmişte yükselen deniz seviyesiyle kaybolan medeniyetleri, sular altında kalarak paslanmış ve yosun tutmuş topuklarla, günümüzün çevre sorunlarını derinin ve ipeğin üzerine yaptığı petrol sızıntısı, atom bombası baskılarıyla ve gelecekte medeniyetlerin dünyanın ikinci bir buzul çağına girmesiyle yok olacağına dair olan inancını da donmuş bir dünya baskısı ve buzul görünümlü topuklarla ayakkabılara taşıyor. Lost adlı koleksiyonundan.
Fotoğraf:the-lizard-queen.blogspot.com

  • Sanat artık düşünülmeyeni düşünmek, yaşanmamış olanı gerçekleştirmek ve bunu alışılmamış yöntemlerle yapmak demekti.
  • Çağdaş Sanat’ın 1945 sonrası avangard pratikten, neo-avangard’dan evrildiği düşünülür.
  • Çağdaş Sanat’ın kökleri, biçimin içeriğe katkıda bulunduğu Modern sanat hareketlerinde yatar.
  • Popüler kültür, tüketim ve Çağdaş Sanat arasında bir alışveriş mevcuttur.
  • Çağdaş Sanat görünüşünde, üretiminde ve fikirlerinde alışılmadık sanatı ima eder.
  • Hem biçim hem konu bakımından alışılmadık olduğu için zorlayıcıdır.
  • Her sanat yapıtının bir yüzeysel bir de derin anlamı vardır. Çağdaş Sanat yapıtları bize ilk bakışta bir öykü anlatmazlar. Çağdaş Sanat yapıtını anlamak bir “okuma” sorunudur, bilgi kavramıyla ilgilidir. Çağdaş Sanat’ı anlamak, bir emek gerektirir; izleyiciden böyle bir beklentisi vardır.

 

Sanat ve Sanatçıya Dair

  • “Canlı bir at gördüğümüzde onun güzelliğinden çok, o atın resmindeki güzellikten etkileniriz. Çünkü onu yapan aklın güzelliğine hayranlık duyarız. Sanatçı, sanatsal taklit ile maddeye biçim verir ve ruhun duygularını maddede görünür kılar. Sanatçı, kendi duygularını çalıştığı maddeye işleyen kişidir..” Bizanslı akademisyen Manuel Chrysolaras (1350-1415).
  • Rus yazarını toplumun geri kalanından farklı ve daha asil biri olarak görmek, ona ayrıcalıklı bir konum vermek geleneğinin kökleri 19. yüzyıldaki Romantizm’in sanatçıyı yücelten tavrına dayanır. Bu tavır, belki deRusya’nın dünyanın geri kalanından yalıtılmışlığına bağlı olarak, Batı Avrupa’ya nazaran, daha uzun sürmüştür.

    Puşkin’in Peygamber (1820) adlı şiirindeki şairin ayrıcalıklı konumu teması, Rus kültüründe 1980’lere kadar devam etmiştir.

  • “Sanat, tuhaf mucizesiyle, bayağılığı, ruhun düşkünlüğünü törpüler. Ruhun yüceldiği bile olur.” Selim İleri, Hepsi Alev.

  • “Yazma deliliği, gerçek deliliğin panzehiridir.”
    “Sanatsever kişi, sanatçıların sıradan insanın lanetlenmesine yol açacak kusurlardan muaf tutulması gerektiğini bilir. Sanatçı, herkesin temsilcisidir, korkusuzca konuşan kişidir, ona teşekkür edilir ve o da bunun bedelini öder. Sömürgeciliğin bütün saçmalıklarını tek tek ortaya döken Forster; ortalığı koklayıp, bela ve ölüm arayan Graham Greene; hemen her şeyi gören ve gördüklerinden nefret eden Evelyn Waugh; farelere işkence eden ve ailesinin eşyalarını genelevlere bağışlayan Proust; karısının üzerine duvar örerek onu çocuklarından uzak tutan Dickens; yalancının teki olan Lilian Hellman; Simone de Beauvoir’ın genç fıstıklar ayarladığı Sartre; ikinci karısını bıçaklayan Mailer; aşıklarından ikisi intihar eden Ted Hughes….” Hanif Kureishi, Son Söz.
  • Goethe, ayaklarını sıcak suya sokup yazarmış.
  • Wagner, tütsü ve parfümlerle donatılmış bir odada, ipek sabahlığını giyerek beste yaparmış.
  • Haydn, beste yaparken tören peruğunu takarmış.
  • Nabokov, kürsünün başında dikilir, kitabını küçük not kağıtlarına yazarmış.

 

Zanaat, Uygulamalı Sanat, Sanat

Zanaat, uygulamalı sanat ve sanat arasında bir ayrım yapabilmek gittikçe güçleşmektedir. Louvre Müzesi’nde ve başka birçok müzede, resim, heykel, çizim, baskıların yanı sıra araçlar, halılar, zırhlar, yemek takımları, enfiye kutuları ve daha pek çok şey sergilenir. Fransızlar bu tür objeleri “sanat objeleri” olarak tanımlar, dolayısıyla bunları bir tür sanat olarak değerlendirirler. Ancak, müze koleksiyonuna dahil olmak, o objenin sanat eseri olduğuna dair tek değerlendirme ölçütü olamaz.

Konu ile ilgili fotoğrafları geleneksel halk sanatlarımızdan seçmek istedik. Bakırcı, Mardin, 2001.

Konu ile ilgili fotoğrafları geleneksel halk sanatlarımızdan seçmek istedik.
Bakırcı, Mardin, 2001.

On beşinci yüzyılda Floransa’da ressamların kendilerine özgü bir loncası yoktu, Doktorlar ve Eczacılar loncasına dahildiler. Ressamların statüsü aşama aşama yükseldi. Ressamlar Rönesans sırasında akademiler adı altında örgütlenmeye başladı. On altıncı yüzyılın sonlarına doğru, resmi bir biçimde örgütlenen akademiler kurulmuş, sanatçıların zanaatkarlardan daha yüksek bir statüye sahip olduğu savunulmuştur. Zanaatlar, entelektüel özden yoksun el işçiliği olarak görülmeye başlanmıştır. Böylece zanaat, sanattan daha düşük seviyede bir etkinlik olarak görülmüştür. On dokuzuncu yüzyılda İngiltere’deki Arts and Crafts hareketi bu hiyerarşiyi yeniden düzenlemek için çaba harcamıştır. Ancak, birçok sanatçı sanat yapmak için zanaat metotlarını ve materyallerini kullanmış olmasına rağmen yirminci yüzyılın sonlarına kadar sanat ve zanaat arasındaki ayrım devam etmiştir. Zanaat, sermayeden çok nitelikli emeğe dayalı; öğrenimin yanı sıra el becerisi ve ustalık gerektiren meslektir. Bir kimsenin zanaatkâr olması için el becerisi gerektiren bir malı veya hizmeti sadece satması değil, bilfiil üretmesi gerekir. Sanayi devrimi ile birlikte birçok zanaat yok olmuş, yerini endüstriyel üretime bırakmıştır; diğerleri ise şekil değiştirerek değişen koşullara ayak uydurmuştur. Marangoz, terzi, zırhçı, ayakkabıcı, eyerci, derici, örmeci, çivici, şapkacı, ayakkabıcı, kürkçü, tekerlekçi, taş ustası, kılıç ustası, kilitçi,  kuyumcu, kumaş boyayıcı, çömlekçi, berber, bakırcı, demirci, silahçı, iplikçi  gibi mesleklerin hepsi birer zanaattir.

Dokumacı, Hasankeyf, 2003.

Dokumacı, Hasankeyf, 2003.

 

Semerci, Safranbolu, 1999.

Semerci, Safranbolu, 1999.

İç tasarım, çömlekçilik, metal işi, cam ve genel olarak işlevsel veya pratik bir amaca sahip olan başka malzemelerden faydalanılan sanatları tanımlamak için uygulamalı sanatlar terimi kullanılır. Bu anlamda, tasarımla eşanlamlıdır. Güzel ve uygulamalı terimleri, Akademilerin etkinliklerini zanaatlardan ayırma ihtiyacından doğduğu söylenir. Uygulamalı sanat, belirgin bir entelektüel içerikten çok zanaat ustalığını vurgular. Mücevherat ve dokuma da uygulamalı sanatlar kategorisine girer ama işlevsel olması gerekmez. Bütün uygulamalı sanatlar dekoratif olmadığı için uygulamalı sanat terimi yerine dekoratif sanat terimini kullanmak her zaman doğru olmamaktadır. Uygulamalı sanatlar, işlevsel ve günlük kullanımı olan nesnelere estetik değer katan, çeşitli amaçlarla kullanılabilecek sanat yapıtları ortaya koyan sanat dalıdır.

Mardin ve civarı taş işçiliğinin güzelliği ile tanınır. Eski bir Süryani yerleşimi, biz gittiğimizde uzun zaman önce boşaltılmış olan Savur, Killit Köyü’nde Süryanilere ait mezar taşlarının üzerindeki Türkçe yazılar dikkatimizi çekmişti. Fotoğrafta gördüğümüz Mor Yuhannon’un mezar taşı. 2001.

Mardin ve civarı taş işçiliğinin güzelliği ile tanınır. Eski bir Süryani yerleşimi, biz gittiğimizde uzun zaman önce boşaltılmış olan Savur, Killit Köyü’nde Süryanilere ait mezar taşlarının üzerindeki Türkçe yazılar dikkatimizi çekmişti. Fotoğrafta gördüğümüz Mor Yuhannon’un mezar taşı. 2001.

Sanat kendi zamanının ürünüdür ve neyin sanat olarak kabul edileceği, büyük ölçüde tarihsel koşulların bir sonucudur.

Bakılan ve üzerinde düşünülen nesnenin sanat eseri olduğunu kabul etmemiz, günlük hayatımızda kullandığımız objelerin sanat eseri olduğunu kabul etmemizden daha kolaydır. Zihnimizde, eserlere birer kültürel statü tayin ediyor olabiliriz.

Şiir, hitabet, mantık ve gramer gibi liberal sanatlar teori ve bilgi gerektirirken, mekanik sanatlar pratik gerektirir. Resim, zaman içinde mekanik sanat olmaktan çıkıp liberal sanat olarak kabul edilmiştir.

Kanon, bir ölçüm standardıdır. Kanonik sanatın en yüksek niteliğe sahip olduğu tartışılmaz. Birçok kanon vardır: modernist kanon, peyzaj resim kanonu, İtalyan resim sanatının kanonu, popüler kanon gibi. Kanon da sabit bir kavram değildir, sanatın dışındaki koşullara bağlı olabilir, zaman içinde değişebilir.

Sanatın tanımları kültüre ve bağlama göre değişir. Değişen standartlar ve değişen kanonlar söz konusudur.

Üretilen bütün sanat eserleri, belirli kültürel varsayımları, değerleri ve fikirleri ifade eder, açık veya örtük biçimde yansıtır.

Kurumsal Sanat Kuramı’nın temel önermeleri bir objenin sanat olabilmesi için insan aracılığıyla bir biçimde değiştirilmiş  bir form olması ve ortaya çıkan objenin bir müze, galeri ya da sergide gösterilmesi gerektiğini öne sürer..

Bu temel ayrım tanımlamalarını yaptıktan sonra Kitsch, Modernizm ve Postmodernizm dosyalarımızı paylaşmaya başlayacağız.

 

Mardin’de kuaför tabelaları, 2001.

Mardin’de kuaför tabelaları, 2001.

Terzi, Mardin, 2001.

Terzi, Mardin, 2001.