Etiket arşivi: sanat

Çağdaş Sanata Varış 308|Çağdaş Dönemde Sergileme 3

  • Google müzelere internet üzerinden erişim imkanı sağladı. İnsanlar bundan böyle diledikleri müzeye evlerinde girebilecek, diledikleri yapıtı, çeşitli boyutlarda, kesit ve düzeylerde izleyebileceklerdi. Artık yapıtlar sadece o şehrin, o ülkenin değil, tüm insanlığın malı oluyor, yapıtlar bu anlamda küreselleşiyordu.
  • Müzelerin demokratikleşmesi anlamına gelen bu gelişme ile izleyici, yapıtların müze tarafından sıralanmasının baskısından da arınmış oluyor.
  • Müzeler de ileri teknoloji ile donatıldılar. Floransa’da Michelangelo’nun Davut heykelinin yanında duran bilgisayar, üç boyutlu olarak, yüzlerce açıdan o heykele bakma olanağı veriyor.
  • Online sanat platformları açılmaya başladı. Böylece kullanıcıların kendi galerilerini oluşturabileceği ve dünyanın dört yanından farklı arşiv ve sergilerin gezilebileceği dev sanal, yeni nesil müzeler oluştu.
  • Sosyal medyanın hayatımıza kattığı sanat trendlerinden biri de Instagram’a konan fotoğrafların galeriye taşınması.
  • Giyilebilir teknoloji de sergi deneyimlerinin bir parçasına dönüştü. Ziyaretçiler, Google Glass yardımıyla baktıkları eser hakkında direkt olarak bilgi alabilmeye başladılar.
  • Müze turlarının sesli rehber cihazları nerede olduğunuzu, neye baktığınızı ve hatta bakarken ne düşünmeniz gerektiğini bile söylemektedir. Bakma deneyimimizin çevre tarafından bu kadar koşullandırılması ve belirlenmesinin ne kadar doğru olduğu da sorgulanmaktadır.
Yahudi Müzesi, Berlin, Almanya. Müzeyi 2004 yılına kadar iki milyon kişi gezmişti. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Yahudi Müzesi, Berlin, Almanya.
Müzeyi 2004 yılına kadar iki milyon kişi gezmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Berlin’de yapılacak Yahudi Müzesi için açılan yarışmaya 165 mimar katılmış. Yarışmayı Polonya Yahudi’si ABD’li Daniel Libeskind (1946-) kazanmış. 2001 yılında kapılarını izleyiciye açan müzenin giriş kat planı şimşek şeklinde ve kaplama malzemesi çinko. Beş katlı, on bin metrekare alanı olan zikzak biçimli bina labirent gibi. Bazen yüksek tavanlı büyük odalara, koridorlara, bazen çok küçük odalara, boş ve işlevsiz gibi gözüken yerlere giriliyor. Boşlukların amacı anma. Müze, Berlin’deki Yahudi tarihini “üç kader çizgisi” ile anlatıyor. İlki, ağır bir demir kapının arkasında yer alan, çıkışı olmayan Soykırım Kulesi’ne gidiyor. Burası soğuk ve karanlık, 20 metre yüksekliğindeki zindan Eski Mısır mezarlarına benziyor. İkinci yol, 49 ağaçlı E.T.A. Hoffmann Bahçesi’ne gidiyor ve Yahudilerin sürgünlerini sembolize ediyor. Üçüncü yol ise Alman-Yahudi ortak yaşamı yolu ve bizi sergilerin bulunduğu katlara götürüyor. Binanın biçimi,  kırılmış ve esnetilmiş Davut Yıldızı’na da benzetiliyor. Soykırıma uğrayan Yahudilerin isimleri bir duvarda yazılı. Müze bir başyapıt olarak kabul ediliyor.  Libeskind eserlerinde tarih, edebiyat ve felsefeyi araç olarak kullandığını ifade ediyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Berlin’de yapılacak Yahudi Müzesi için açılan yarışmaya 165 mimar katılmış. Yarışmayı Polonya Yahudi’si ABD’li Daniel Libeskind (1946-) kazanmış. 2001 yılında kapılarını izleyiciye açan müzenin giriş kat planı şimşek şeklinde ve kaplama malzemesi çinko. Beş katlı, on bin metrekare alanı olan zikzak biçimli bina labirent gibi. Bazen yüksek tavanlı büyük odalara, koridorlara, bazen çok küçük odalara, boş ve işlevsiz gibi gözüken yerlere giriliyor. Boşlukların amacı anma. Müze, Berlin’deki Yahudi tarihini “üç kader çizgisi” ile anlatıyor. İlki, ağır bir demir kapının arkasında yer alan, çıkışı olmayan Soykırım Kulesi’ne gidiyor. Burası soğuk ve karanlık, 20 metre yüksekliğindeki zindan Eski Mısır mezarlarına benziyor. İkinci yol, 49 ağaçlı E.T.A. Hoffmann Bahçesi’ne gidiyor ve Yahudilerin sürgünlerini sembolize ediyor. Üçüncü yol ise Alman-Yahudi ortak yaşamı yolu ve bizi sergilerin bulunduğu katlara götürüyor. Binanın biçimi, kırılmış ve esnetilmiş Davut Yıldızı’na da benzetiliyor. Soykırıma uğrayan Yahudilerin isimleri bir duvarda yazılı. Müze bir başyapıt olarak kabul ediliyor.
Libeskind eserlerinde tarih, edebiyat ve felsefeyi araç olarak kullandığını ifade ediyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2004.

Sanat – Tanıtım Sektörü İlişkisi

ABD’li sanat eleştirmeni, profesör ve günümüz estetik teorisinin önemli isimlerinden Arthur C. Danto’ya (1924-2013) göre sanat ile tanıtım sektörü arasında üç ana ilişki bulunur:

Henri de Toulouse-Lautrec (1864-1901), üslubunu reklamlarda görsel heyecan uyandırmak için kullanan sanatçıların başında gelir. Afişler, davetiyeler, menü kartları yapmıştır.

1890’lar, üst sanatla uygulamalı sanat arasındaki sınırın şeffaflaştığı yıllardı. O yıllarda sanatın mobilya, kumaş, seramik, demir, grafik tasarım ve cam işçiliği alanında uygulanmasına imkan verilen bir dönem başladı. Sanat galerileri o yıllarda kapılarını mobilyaya açtı. Oysa daha önce mobilya ikincil bir sanat olarak kabul ediliyordu. Andy Warhol (1928-1987), I. Miller ayakkabıları için tasarımlar yapmıştı.

İnsanların aşina olduğu üst sanat eserlerini kullanarak hedef kitlenin zihninde, tanıtılan/sunulan ürüne dair belirli bir takım yargılar oluşturulmak istenir. Ürüne, eserin sanatsal itibarını ödünç vermek amaçlanır. Tanıttıkları ürünü modernlik fikri ile ilişkilendirmek isteyen üreticiler ve reklamcılar o dönemin sanatçılarına başvurmuştur. Ürün ile eser arasında hiçbir doğrudan bağlantı olmaması ilişkinin en can alıcı noktasıdır.

Sanat eserleri daha üretilirken herhangi bir sanatsal amaca hizmet etmeyen tanıtıma ilişkin unsurlardan yararlanır. Brillo kutularını tasarlayan James Harvey idi. Warhol 1964 yılında kutuyu kullandı. Warhol, sanat olmayan bir şeyi sanat haline getirdi. Warhol, Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden Alman filozof Martin Heidegger’in (1889-1976) el altında olan kategorisindeki bir şeyi sanata; aracı manaya dönüştürdü. Sanatçı, sanatsal açıdan önemsiz olan şeylerin de insan için önemli olduğunu öngördü. Danto sanatçının başarısını sanatsal bir atılımdan ziyade bir kültür devrimi olarak değerlendirir. Pop kültürünün mesajı “sanat her yerdedir.”

Posterlerle Peyzaj, Pablo Picasso, 1912. Picasso, popüler bir küp bulyon markasının kolaylıkla akılda kalıcı KUB logosunu kolajında kullanır. Fotoğraf: Walker Blogs - Walker Art Center

Posterlerle Peyzaj, Pablo Picasso, 1912.
Picasso, popüler bir küp bulyon markasının kolaylıkla akılda kalıcı KUB logosunu kolajında kullanır.
Fotoğraf: Walker Blogs – Walker Art Center

Çağdaş Sanata Varış 307|Çağdaş Dönemde Sergileme 2

  • Günümüzde dönemin ruhuna uygun olarak müze binaları için starchitet’ler, yıldız mimarlar, tercih ediliyor. Galerilerin ve müzelerin bu kadar dikkat ve özenle yapılması, çarpıcı bir hale gelmesinin, sanat eseriyle duyumsal ilişkiyi kaçınılmaz olarak azalttığı da söyleniyor.
  • 1990’larda kurulmaya başlanan çağdaş müzelerde, Ali Artun’un değerlendirmesine göre, modern müzelerin inşasında son derece etkin olan ulusallık, evrensellik, bireysellik, kamusallık, laiklik, hümanizm ve yurttaşlık gibi anlayışlar parçalanmaya başladı; çağdaşlığa geçişle birlikte bir amaca doğru yönlendirme, ideal sonlar, ütopyalar terk edildi ve tarih şimdiki zamana indirgendi. Çağdaş müzeler, sanatı tarihsel ufkundan yalıtırken, bir anlamda sanatı tarihsizleştirdi, güncelledi.
  • Modern müzelerde sanat bir kronolojiye, biyografiye, estetik hiyerarşiye ve uluslara göre tarihselleştirilerek sergilenir. Çağdaş sanat müzesinde ise güncel bir gösteri izlenir. Çağdaş dönemde müze bir iletişim ortamıdır.
  • Çağdaş dönem markaların kendi sanat vakıflarını, müzelerini kurduğu, müzeciliğin sermayenin eline geçtiği, özelleştiği, şirketleştiği, şirketin gücünü sembolleştiren ve bir şirket modelinde yönetildiği bir dönem. Lüks moda markalarının müzelerinin sayısı da gün geçtikçe artıyor. Louis Vuitton, Gucci, Prada, Yves Saint Laurent müzeleri Fransa ve İtalya’da. Venedik’in, Floransa’nın saraylarını özelleştirip sanatı moda, tasarım ve lüks ile birlikte sunuyorlar.
  • Burada bir parantez açarak Kant’a bakalım: Sanatı mantık ve ahlaktan ilk kez ayrı tutarak ele alan, sanatın özerkliğini duyuran Kant olmuştur. Günümüzde sanatın moda-tasarım-lüks-reklam bağlamında sunumu sanatın özerkliğine gölge düşürüyor diyen eleştirmenler var. Kant’ın sanat teorisi sanatın amacının keyif vermek olduğunu ileri sürerek sanatın işlevselliğini reddeder. Oysa sanat artık işlevsel oldu. Yine Kant’a göre sanat, politikanın dışında yer alır. Çağdaş Dönem’de ise her şey politik. Belki de artık Kant’ın çok uzağına düştük?
  • Bazı marka adlarıyla sanat ödülleri ve yarışmalar düzenleniyor. Louis Vuitton, 2014’te Paris’te açtığı sanat müzesini Frank Gehry’e tasarlatıyor.
  • Müzeler, bankalarla iş birliğine girerek yeni müzeler açıyor; Guggenheim ve Deutsche Bank iş birliği ile Berlin Deutsche Guggenheim kuruluyor.
  • Prestij, statü ve toplumsal profil kazanmak için sanat iyi bir araç olarak düşünülüyor.
  • Aynı paralelde, Louvre artık diğer ülkelere satılabilen bir marka oluyor.
Bilbao Guggenheim Müzesi. İspanya'nın Bask Bölgesi’nde bulunan müze, Guggenheim Vakfı'nın dünyadaki beş müzesinden biridir. Mimari ile sanat arasındaki diyaloğu arttırmakla öne çıkmış, Pritzker Mimarlık Ödülü ve daha pek çok ödülün sahibi bir mimar olan Frank Gehry (1929-) tarafından tasarlanan ve 1997 yılında tamamlanan bu bina Yapısökümcü mimarinin ünlü bir örneğidir. Cephesi, balık ölçülerinde titanyum plakalarla kaplıdır.  İspanya’nın küçük bir şehrine kurulmuş olan müzeyi yılda ortalama 800 bin kişi ziyaret ediyor ve şehrin adı neredeyse müzeyle birlikte anılıyor. Fotoğraf: www.insightguides.com/Corrie Wingate.

Bilbao Guggenheim Müzesi.
İspanya’nın Bask Bölgesi’nde bulunan müze, Guggenheim Vakfı‘nın dünyadaki beş müzesinden biridir. Mimari ile sanat arasındaki diyaloğu arttırmakla öne çıkmış, Pritzker Mimarlık Ödülü ve daha pek çok ödülün sahibi bir mimar olan Frank Gehry (1929-) tarafından tasarlanan ve 1997 yılında tamamlanan bu bina Yapısökümcü mimarinin ünlü bir örneğidir. Cephesi, balık ölçülerinde titanyum plakalarla kaplıdır.
İspanya’nın küçük bir şehrine kurulmuş olan müzeyi yılda ortalama 800 bin kişi ziyaret ediyor ve şehrin adı neredeyse müzeyle birlikte anılıyor.
Fotoğraf: www.insightguides.com/Corrie Wingate.

 

Çağdaş Sanata Varış 305|Şehir Planlaması ve Akıllı Şehirler

  • Permakültür kavramı günümüzde gıda üretimi, arazi kullanımı ve topluluk inşa etmede sürdürülebilir ve etik bir tasarım usulü kullanmak olarak tanımlanabilir. Endüstriyel ve tarımsal sistemler tarafından yaratılan toprak, hava ve su kirlenmesine, kaybolan bitki ve hayvan türlerine, doğal olarak yenilenemeyen kaynakları yok edici ekonomik sisteme tepki olarak geliştirilmiştir.
  • 1990’lardan itibaren mimarlık ve şehircilik arasında yeni ilişkiler gelişti. Mekan ve kent, çevre ve katılım, coğrafya ve yer değiştirme gibi sorunlar küresel bir çerçeve içinde yeniden ortaya konmaya başlandı.
  • Doğanın içinde, doğaya zarar vermeden ama yeni teknoloji ve malzemelerin tüm olanaklarından yararlanılan binalar ortaya koymak amaçlanıyor.
  • Tasarımlarda ağırlıklı olarak cam kullanılması, geleceğin binalarının şeffaf olması ve nefes alması gerektiği düşünülerek tercih ediliyor.

Sütunlar, Marwan Rechmaoui, 2015. 1964 doğumlu Lübnanlı sanatçının İstanbul Bienali kapsamında İstanbul Modern’de yer alan bu eserlerinde Beyrut’un coğrafyasından ve tarihinden ilham aldığı biliniyor.  Kentleşme, güncel toplumsal ve davranışsal demografi sanatçının temaları arasında.  2015 Bienali’nin küratörü Christov-Bakargiev, “Her şey politiktir,” diyordu. Sanatçı bir yandan çarpık şehirleşme olgusu üzerine düşünürken, bir yandan bölgenin savaş dolu tarihine gönderme yapıyor. Sanatçı, İstanbul Modern’in kütüphanesindeki rafların önünü pleksiglasla kapatarak bir nevi sansür uyguladı ve iki ay boyunca yalnızca kendisinin seçmiş olduğu 60 kitaba erişim hakkı tanıdı. Sütunlar, bombalandığı halde ayakta kalmayı başarmış ve yeşermiş olanla bir iyimserlik de barındırıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sütunlar, Marwan Rechmaoui, 2015.
1964 doğumlu Lübnanlı sanatçının İstanbul Bienali kapsamında İstanbul Modern’de yer alan bu eserlerinde Beyrut’un coğrafyasından ve tarihinden ilham aldığı biliniyor.
Kentleşme, güncel toplumsal ve davranışsal demografi sanatçının temaları arasında.
2015 Bienali’nin küratörü Christov-Bakargiev, “Her şey politiktir,” diyordu.
Sanatçı bir yandan çarpık şehirleşme olgusu üzerine düşünürken, bir yandan bölgenin savaş dolu tarihine gönderme yapıyor. Sanatçı, İstanbul Modern’in kütüphanesindeki rafların önünü pleksiglasla kapatarak bir nevi sansür uyguladı ve iki ay boyunca yalnızca kendisinin seçmiş olduğu 60 kitaba erişim hakkı tanıdı.
Sütunlar, bombalandığı halde ayakta kalmayı başarmış ve yeşermiş olanla bir iyimserlik de barındırıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çok fonksiyonlu, yüksek bir binanın nasıl ekolojik ve sosyal bir çözüm sunabileceğini ortaya koyan, Endonezya’nın başkenti Jakarta’da Hollandalı mimar Winy Maas (1959-) tarafından 2012’de projelendirilen Peruri 88’in çıkış noktası farklı biçime sahip, birçok apartman bloğunu üst üste yığarak yoğunluğu tek yerde toplayıp, sosyal, yeşil bir kent kurmak olmuş. Tasarımları birbirinden farklı, ama birbirinin üzerinde konumlanan yapıda; konut, ofis, otel, alışveriş, düğün, cami, tiyatro bölümleri yer alıyor. Proje, dikey bir kent olarak kurgulanmış. Fotoğraf:archinect.com

Çok fonksiyonlu, yüksek bir binanın nasıl ekolojik ve sosyal bir çözüm sunabileceğini ortaya koyan, Endonezya’nın başkenti Jakarta’da Hollandalı mimar Winy Maas (1959-) tarafından 2012’de projelendirilen Peruri 88’in çıkış noktası farklı biçime sahip, birçok apartman bloğunu üst üste yığarak yoğunluğu tek yerde toplayıp, sosyal, yeşil bir kent kurmak olmuş. Tasarımları birbirinden farklı, ama birbirinin üzerinde konumlanan yapıda; konut, ofis, otel, alışveriş, düğün, cami, tiyatro bölümleri yer alıyor. Proje, dikey bir kent olarak kurgulanmış.
Fotoğraf:archinect.com

  • Büyük şehirlerde metro ağları kurulurken internet bağlantısına erişim, duraklara varış süresini gösteren ekranlar gibi ulaşıma teknolojinin dahil edilmesi de artık oldukça yaygın bir uygulama.
  • Son yıllarda birçok başkent son teknoloji ile yeniden düzenlenerek daha işlevsel hale getirildi.
  • Çevre dostu binaları barındıran akıllı şehirler, dış mekan alanları olabildiğince fazla, yeşil alanları geniş, bisiklet yolları olan, düşük karbon salınımlı ve sürdürülebilir yeşil büyüme ilkesini teşvik eden kentler.Enerji tüketimi ve atık yönetimi açısından çevresel standartlara uygun, mekanların ısısının cep telefonlarından ayarlanabildiği, daha az enerji tüketimi için binalarda yalıtım,yüksek teknolojili aydınlatma, ısıtma ve klima sistemleri kullanımı teşvik ediliyor.
  • Şehirler akıllı şehirlere dönüştürülmeye çalışılırken bir de sıfırdan sürdürülebilir nitelikler taşıyan şehirler kuruluyor. Yeni yerleşim birimleri konut-iş yeri -okul-sağlık tesisleri-turizm gibi hayatın pek çok alanını kapsamaya özen gösteriyor.
  • Güney Kore’nin başkenti Seul’un 65 km dışında kurulan Songdo, Abu Dabi’de kurulan Masdar sıfırdan kurulan akıllı şehirlerden.
  • Songdo’da tüm şehir sensörler ile denetlenirken, bu sensörler ile sıcaklık, enerji kullanımı ve trafik akışını denetlemek mümkün olabiliyor. Akıllı çöp öğütme sistemi ile her binanın çöpü binanın altındaki geri dönüşüm merkezine çekiliyor ve enerjiye dönüştürüyor. Binalarda kullanılan su da geri dönüşüm sistemine ulaştırılıyor. 2009 yılında yerleşime açılan, en büyük şehir planlama yatırımı olan, Asya’nın en akıllı şehri Songdo’da doluluk %20. Demek ki daha kat edilecek çok yol var.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 304|Ekolojik Sanat 4

  • Organik malzemeler kullanılarak üretilen üniteler, cihazlar da vardır. Bu yöntem, atığın doğada bilinmeyen bir kavram olduğu savına dayanır. Atık ve çöpün ortadan kaldırılması ilkesi önemsenmiş, atık etiği diye bir konu gündeme gelmiştir.
  • Plastik poşet yerine kağıt poşeti tercih etme, organik atıkları gübreye dönüştürme (kompostlama), geri dönüşüm ve atık madde ile ilişkimizde önemli değişiklikleri, onu nasıl kullanacağımızı ve atık maddenin kendimizi nasıl suçlu ya da erdemli hissetmemizi sağlayacağını gösterir.
  • Bu kavramlar doğrultusunda atıklara dayalı sanat yapma stratejisi gelişmiştir.
Heykeltıraş Kazım Karakaya (1971-) 2014 yılında açtığı Dönüşüm adlı sergisindeki eserleri, beş aylık bir çalışma sonucunda, Bursa’daki demir-çelik fabrikasındaki atık malzemeleri kullanarak gerçekleştirmişti. Fotoğraf:www.futuristika.org

Heykeltıraş Kazım Karakaya (1971-) 2014 yılında açtığı Dönüşüm adlı sergisindeki eserleri, beş aylık bir çalışma sonucunda, Bursa’daki demir-çelik fabrikasındaki atık malzemeleri kullanarak gerçekleştirmişti.
Fotoğraf:www.futuristika.org

Ganalı kadın sanatçı El Anatsui, Contemporary İstanbul 2015’e şişe kapakları ve bakır tellerden yaptığı büyük boy duvar süslemeleri ile katıldı. Eserleri uzaktan kumaş gibi görünüyordu. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Ganalı kadın sanatçı El Anatsui (1944-), 1990’lardan sonra Batı Afrika tekstil üretimi geleneğiyle meşgul olmuş ve bir grup yardımcısıyla birlikte eski şişe kapaklarından ve teneke kutu kapaklarından bakır tellerle bağlayarak gösterişli kumaşlar dokumuştur. Sanatçı, kumaş Afrikalılar için anıtların Batılılara ifade ettiği manaya gelir, demiştir. Kumaşlarda kullanılan Ecomog Cin markası, Sierra Leone ve Liberya’daki savaşı sona erdiren yerel güçlerle aynı adı taşımaktadır. Köle ticaretinde takas için kullanılan mallar arasında alkol kilit bir öneme sahipti. El Anatsui, kumaşlarının niteliğini belirtmek için göçer estetiği terimini kullanır. Bu estetik özünde, düşüncelerin akıcılığı ve biçimin geçiciliği hakkındadır. 2007 Venedik Bienali’nde eseri Palazzo Fortuny’nin ön cephesinde sergilenen sanatçı, 2015 yılında Contemporary İstanbul’a yukarıdaki eseri ile katılmıştı.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • Brezilyalı sanatçı Christian Pierini, nam-ı diğer Mister C, portrelerini yaparken işe yaramayan kablo, vida, CD, klavye, plak, kamera gibi elektronik hurdaları kullanıyor.

Resim olmayan resimler yapan Alman sanatçı Isabell Beyel’in (1968-) eseri Swim ve detayı. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

 

2015 yılında Bodrum Turgut Reis’te, D-Marin ve İnaf Gari sinema filmi ekibi tarafından düzenlenen Deniz Atığı Sanat Etkinliği çerçevesinde sanatçı Rıfat Koçak ve Deniz Gönüllüleri işbirliği ile hazırlanmış tablolar sergilenmekteydi. Denizden toplanmış pet şişe kapakları, gazoz kapakları, camlar gibi malzemelerle yapılmış tablolardan biri de Sadun Boro’nun portresi idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2015 yılında Bodrum Turgut Reis’te, D-Marin ve İnaf Gari sinema filmi ekibi tarafından düzenlenen Deniz Atığı Sanat Etkinliği çerçevesinde sanatçı Rıfat Koçak ve Deniz Gönüllüleri işbirliği ile hazırlanmış tablolar sergilenmekteydi. Denizden toplanmış pet şişe kapakları, gazoz kapakları, camlar gibi malzemelerle yapılmış tablolardan biri de Sadun Boro’nun portresi idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Burcu Perçin’in 2017 yılında açtığı Yeşili Doldurmak adlı sergisinden. Sanatçı insanın doğayı önce yok edip sonra inşa ettiğini, ona yeniden şekil verdiğini, yeşili bir dolgu malzemesi olarak kullanarak büyük şehirlerde yapay peyzajlar ürettiğini ve bunların estetik açıdan sorgulanmaya açık olduğunu söylüyor. Fotoğraf: Sergi Rehberi

Burcu Perçin’in 2017 yılında açtığı Yeşili Doldurmak adlı sergisinden.
Sanatçı insanın doğayı önce yok edip sonra inşa ettiğini, ona yeniden şekil verdiğini, yeşili bir dolgu malzemesi olarak kullanarak büyük şehirlerde yapay peyzajlar ürettiğini ve bunların estetik açıdan sorgulanmaya açık olduğunu söylüyor.
Fotoğraf: Sergi Rehberi