Etiket arşivi: saksaul

Özbekistan Gezisi 46 Çöl, Kervan ve Deve

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Çölde yön bulurken, geceleri Demirkazık’a (Kutup Yıldızı) göre, gündüzleri de kuzey rüzgarı estiğinde otların eğildiği tarafa bakarak yön saptanırdı. Mesafe ise kuyulara göre belirlenirdi.
  • Kızılkum Çölü adını, zemini delip boy gösteren kilin kırmızı renginden alır. Kızılkum Çölü korkunçtur. Tebbad denen doğu rüzgarı yolcuları kumların altına gömebilir.
  • Kervanlar için en büyük tehlike, kuzeyde Kırgızların, güneyde ise Türkmenlerin düzenlediği yağma akınlarıydı.
  • Buharalı tüccarların adeti, yazın Kızılkum Çölü’nü geçerken gündüzleri aşırı sıcak nedeniyle dinlenip, geceleri yürümekti. Oysa Kırgızlar, açlık, susuzluk ve acının üstesinden kolayca geliyor, bozkırda hiç sıkıntı çekmeden yolculuk edebiliyor, ama uykusuzluğa çok zor dayanıyorlardı.
  • En büyük kervanlar genellikle 1500-2000 deveden oluşurken, en küçüklerinde 10 kadar hayvan bulunuyordu. 4000-5000 deveye ulaşan kervanlar istisnaydı.
  • Karakum Çölü, 400.000 kilometre karelik yüzölçümü ile eski SSCB’nin en büyük kum çölüdür. Kuzeyde Ocak ayında ısı eksi beş dereceye iner; aynı dönemde güneyde ısı artı üç derecedir. Temmuz ayında çölün kuzeyinde sıcaklık 28, güneyinde 34 derece olur. Amu Derya Karakum’un kuzeydoğusunda akar ve Hindikuş Dağları’ndan gelen Tacan ve Murgab nehirleri çölün kumları arasında kaybolur. Hindikuş, Hint katili anlamına gelir. Birçok Hintli tüccarın bu dağları aşmaya çalışırken ölmüş olmasının dağın bu adı almasına neden olduğu düşünülür.
  • Vahalarda tuzlu göller vardır. Kopetdağ’ın kuzeyinde zengin Akhal Vahası yer alır. Akhal Vahası’na Karakum’dan gelen korkunç sıcak hava vurur ve ısı öyle yüksektir ki, Kopetdağ’dan inen akarsular ancak kısa bir mesafe boyunca akabilir. Karakum Çölü’nü aşmak bütün mevsimlerde çok zordur.
  • Göçebelerin mallarını değiştirmek, yenilikleri öğrenmek için vahalarda, su kenarlarında, çöllerde, bozkırlarda belirli noktaları vardır. Bu yerler en güvenli rotalarda, arazinin geçişe en uygun yerlerinde olur. Haydut, yabani hayvan, kum fırtınaları, uçurumlar, dağ geçitleri, yer yarıkları, taşan nehir yatakları gibi tehlikelerin de mümkün olduğu kadar uzağından geçer.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Dişi deve her batında bir yavru doğurur ve deve yavrularının yetiştirilmesi en az üç yıl ve büyük özen gerektirir.
  • Deve nehri geçerken su üstünde kalan hörgüçlerinden destek almak için bir tarafa doğru yan yatar.
  • Kervan üyelerinin kimi devenin sırtında, kimi devenin sırtına asılı küfelerde yolculuk eder. Küfeler 1,30 m derinliğinde ve 1 m genişliğinde olurmuş.
  • Devenin yolculukta insanı attan daha fazla yorduğu, çünkü attan iki kat daha yavaş yol aldığı ve daha fazla sarsıldığı söylenir.
  • Deve hiç durmadan 14 saat yol alabilir. Hiç su içmezse yazın iki, kışın ise dört günün sonunda susuzluk çekmeye başlar.
  • İki hörgüçlü büyük develer daha çok Kazaklar tarafından yetiştirilir. Türkmen çölünde ise hecin develeri vardır.Tek hörgüçlü deve ya da hecin devesi, iki hörgüçlü deveden daha ince yapılı, bacakları daha uzun, tüyleri daha kısa bir hayvandır.
  • Amu Derya’nın güneyinde kalan bir bölge olan Baktria’nın (Belh) develeri, kumun en derinlerine gömülmüş kuyuları bile içgüdüleriyle bulabilme yeteneğine sahiptir.
  • Develer üzerlerine binildiğinde bile ağır yükler taşıyabilirler; bu yük Kabil devesi için 220, Baktria devesi için 300 kilogramı bulabilir.
Saksaul bitkisi. Fotoğraf: forum.zoologist.ru

Saksaul bitkisi.
Fotoğraf: forum.zoologist.ru

  • Bozkırda yaşayan halklar Orta Asya bozkırlarının özgün bitkisi saksaul’a çok değer verir, çünkü yakılınca oluşan közler ısısını yarım gün korur ve çadırın içine gece boyunca sıcaklık yayar. Saksaul, ılgın türü bir bitkidir.
  • Hareketli kumlar Trans-Hazar demiryolunun döşenmesinde en büyük engel olduğu için Rus mühendisler yolu korumak amacıyla tahta setler yapmanın yanı sıra kumu tutsun diye büyük miktarda saksaul ekmişlerdir.

 

Özbekistan Gezisi 10 Ülke Olarak Özbekistan 1 Seyhun, Ceyhun Nehri ve Aral Gölü

  • Özbekistan, nüfusu, coğrafi konumu, doğal kaynakları ve ekonomisi ile bölgenin güçlü devleti konumundadır.
  • Özbekistan Cumhuriyeti Orta Asya’nın tam ortasında; SSCB zamanında bölgedeki cumhuriyetlerin tam merkezinde yer alan, bugün her biri bağımsız cumhuriyet olmuş bu devletlerin hepsi ile komşu olan tek devlettir.
  • Komşu ülkeler Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Afganistan’ın aksine Özbekistan nüfusu ağırlıklı olarak belli bir etnik yapıya dayanır. 25 milyonu geçen nüfusunun %80’inden fazlası Özbek’tir.
  • Topraklarının yaklaşık %80’i Amu Derya (Ceyhun) ile Siri Derya (Seyhun) arasında bulunur. Siri Derya, tarihin her döneminde kuzeyde göçebelerin yaşadığı steplerin sınırını oluşturmuştur. Amu Derya ise tarihin her döneminde Türk ve Fars dünyalarının sınırını oluşturmuştur. Siri Derya Tienşan Dağları’ndan (Tanrı Dağları), Kırgızistan’dan; Orta Asya’nın en büyük nehri Amu Derya Hindikuş Dağları’ndan, Afganistan’ın merkezi ile Pakistan’ın kuzeyinden, Tacikistan’dan doğar. Her ikisi de Aral Gölü’ne dökülür. Bir rivayete göre, Amu Derya bir zamanlar Hazar Denizi’ne dökülüyormuş.
  • Ülkenin konumu bir anlamda Mezopotamya ile kıyaslanabilir ve bu özelliği ona tarihte kültürel ve ticari anlamda çok büyük bir zenginlik sağlamıştır.
  • Özbekistan’ın topraklarının üçte ikisi steplerden ve çöllerden oluşur. Doğusunda 4500 metreye ulaşan zirvelere sahiptir.
  • Özbekistan altın üretiminde dünyada yedinci sıradadır. Özbekistan petrol, doğal gaz, uranyum, gümüş, bakır, çinko ve kömür rezervlerine sahiptir.
Bir zamanlar Aral Gölü vardı. Fotoğraf:www.ntv.com

Bir zamanlar Aral Gölü vardı.
Fotoğraf:www.ntv.com

  • Orta Asya’nın en kaliteli toprakları, güneydeki dağların eteklerinde yer alan vahalarda ve büyük nehirlerin alüvyon ovalarında bulunmaktadır. Verimli vahalar, fazla sularını Seyhun Nehri’nin aldığı Fergana Vadisi ve Taşkent vahaları dahil, Ceyhun Nehri  ile Semerkand ve Buhara vahaları arasında akan Zerefşan boyunca sıralanmış, daha çok, löslü dağ kenarı ovalarındadır. Rüzgarlar etkili olduğu alanlarda, yerden havalandırdıkları kum ve toz boyutunda­ki malzemeyi hızlarının azaldığı yerlerde biriktirirler. Kum boyutundaki malzemelerin biriktiği alanlarda kumullar, toz boyutundaki malzemenin biriktiği alanlarda ise lös adı verilen topraklar oluşur. Lösler mineral bakımından zengin oldukları için en verimli toprak gruplarındandır.
  • Ceyhun Nehri Deltası’nın alüvyonlu toprakları, insanların en eski çağlardan beri, Harezm vahasının deltasında yaşamlarını desteklemiştir. Orta Asya ırmakları yılda iki kez büyük bir debiyle akar: Önce yağmurların en çok yağdığı ve alçak yamaçlardaki karların eridiği ilkbaharda, sonra da, dağ buzullarının çözüldüğü yaz ortasında. Vahaların çevresindeyse, çalı ve yarı-çalıların yoğun olduğu bitki örtülü çöller bulunmaktadır.
  • Özbekistan topraklarının %10’undan fazlası sulu tarıma elverişlidir. SSCB döneminde Sovyetler’in tüm pamuk gereksinimi buradan sağlanmıştır. 1980 yılında pamuk üretimi 9.000.000 tona ulaşmıştır. Bu hedefe ulaşmak için akarsuların olağanüstü ölçülerde tarım alanlarına yönlendirilmesi Aral Gölü’nün giderek kurumasına, gölün yayıldığı alanın yarı yarıya küçülmesine, yani tam bir çevre felaketine yol açmıştır. Batı Türkistan’da Özbekistan ile Kazakistan arasındaki gölün büyük kısmı Özbekistan’a aittir. Aral, Özbekistan’ın Karakalpakistan bölgesindedir. Gölün etrafı Karakum, Kızılkum ve Üstyurt çölleri ile çevrili olduğundan göl kıyısında şehir yoktur. Nehirler uzun yıllardır tüm güçlerini pamuğa harcıyorlar. Öyle ki, kurak bozkırlar ve çöller bile pamuk tarlasına çevrilmiş. 1200 kilometre karelik Karakum Kanalı, bu iş için hayata geçirilmiş dev bir proje. Kanal şimdi Türkmenistan’a ait. Bazı yerlerde Dicle’nin iki katı genişliğe ulaşan bu kanal, Amu Derya’nın suyunu Karakum Çölü’ne taşıyor ve bu sayede çölde pamuk yetiştiriliyor. Nehirlerin suyu pamuk tarlalarına akıtıldığı için Aral’a su ulaşamıyor. Aral’ın üzerindeki pek çok ada ve adacıktan biri olan Rönesans Adası, Soğuk Savaş döneminde ölümcül biyolojik silahların geliştirildiği bir laboratuvar olarak kullanıldı. Aral, orijinal halinde iken Marmara Denizi’nin yaklaşık üç katı büyüklüğünde bir iç denizdi; Asya’nın ikinci, dünyanın dördüncü (Hazar Denizi, Kuzey Amerika’daki Superior ve Afrika’daki Victoria’dan sonra) büyük gölü idi. Son yıllarda eski yüzölçümünün %10’una kadar gerilemiştir. Çevre sorunlarının baş göstermesine karşın, Özbekistan ekonomisi pamuk üretimine bağımlı olduğu için durum çok karmaşıktır. Çözüm olarak sulanabilen toprakların bir bölümü daha az sulama gerektiren tahıl üretimine ayrılmıştır ama, pamuk üretimi hala çok önemlidir. 1996 yılında 4.000.000 ton olan pamuk rekoltesi ile Özbekistan dünya dördüncüsüdür.
  • Kırgızistan ve Tacikistan’daki dağlardan doğan Seyhun ve Ceyhun ırmakları dışında, ülkedeki 600’ü aşkın akarsuyun hepsi Aral Gölü’nün havzası içinde kalır. Tarım ve sanayi amaçlı aşırı kullanım nedeniyle iki ırmağın su düzeyinde ortaya çıkan düşüş, Aral Gölü’nün küçülmesine ve geniş çaplı çevre sorunlarına yol açmıştır.
  • Aral Gölü, Hazar Denizi’nden daha yüksek rakımdadır. Jeolojik Diluvyal devirde, Aral Gölü’nün güney tarafından Hazar Denizi ile bağlantısı olduğu düşünülüyor. Aral’ı Hazar Denizi ile birleştirme projesi üzerinde çalışılmaktadır. Obi Irmağı’nın suları Aral’a akıtılarak, Aral Gölü ile Hazar Denizi bir kanalla birleştirilmek istenmektedir.
  • Ergun Çağatay’ınprojesi doğrultusunda, Nihat Gökyiğit ve TEMA Vakfı sponsorluğu ile çekilen Aral belgesel filminden kısaltılarak hazırlanan 30 dakikalık bir film Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Kısa Belgesel Film dalında 98 yerli ve yabancı katılımcı arasında birincilik ödülü olan Altın Portakal kazanmıştır.
Fotoğraf:haberciburada.com

Fotoğraf:haberciburada.com

  • Meşhur bozkır bitkisi saksaul, belli başlı yakacak kaynaklarından biri olmuştur.