Etiket arşivi: sahne

Çağdaş Sanata Varış 325|Çağdaş Sinema 2

Pulp Fiction filmine Banksy’nin bakışı. Fotoğraf: www.nellyduff.com

Pulp Fiction filmine Banksy’nin bakışı.
Fotoğraf: www.nellyduff.com

  • Gilles Deleuze’e göre, olay örgüsünün gereklerine uygun bakış açısı yeni sinemada geçersiz olmuştur. Film karesinde bakışın güvenle ilişebileceği nesne ya da kişiler artık ortadan kaybolmuştur. Film, kendi kendisini anlatan imgelerle inşa edilmiştir. Artık olayın nerede ve ne zaman geçtiği önemsizdir. Bakma eylemi filmin konusunu ve biçimini şekillendirmeye başlar. Sinema zamanın ruhuyla uyum içerisine girer. Bu değişimin en belirgin görünümü, filmlerde olağan durum ya da olayların, anlatıların yok olmasıdır; gündelik dünyanın gerçeğiyle bağlantı kurulamaz olur. Nesne ve temsili, mevcut olan ile sanal olan birbirine karışır. Gündelik haller ortasında fanteziler, anı parçaları, sanrılar, düşler görünür olur. Kamera, bazen eylemi ve olayı izlemekten vazgeçer; kameranın seçimleri sinema dilini yaratır. 1980’lere kadar baskın görüş kameranın nesnel gerçekliği yansıtabileceği yönündeydi. Neyin hayal ürünü neyin gerçek olduğunu ya da neyin fiziksel neyin zihinsel olduğunu bilemeyeceğimiz, Dünya’yı yeni şekillerde tarif etme yolları bulunur. Artık imajların birbirine nasıl bağlandığını sormayız, önemli olan imajların ne gösterdiğidir. Nesnenin kendisi yerine nesneye yönelen bakış açılarıyla nesneyi algılamaya başlarız.
  • Olaylarının sunulduğu sıralamayı radikal biçimde değiştirme 1956 yılında Stanley Kubrick’in Son Darbe (The Killing) filmi ile başlamış, Pulp Fiction (1994), Kayıp Otoban (1997), Memento (2000), Mulholland Çıkmazı (2001) adlı filmlerle devam etmiştir. Bazı filmler neden-sonuç mantığını kronolojik bir sırada göstermezler.
  • Quentin Tarantino, Pulp Fiction (1994) adlı filminde anlatımını geri dönerek ve ileri sıçrayarak yapar. Kronolojisi uç bir örnektir. Filmin adı, çok fazla ciddiye alınmaması gerektiğini işaret eder. Film, kendi etkisi, kendi çarpıcılığı hakkındadır. Pulp Fiction, Baudrillard’ın ifadesiyle işaretin, eski yükümlülüklerinden kurtulmasının bir göstergesidir. Filmin karmaşıklığı çok popüler olmasını engellememiştir. Coen Kardeşler’in filmlerinde de referansların kullanımı, benzer bir düzene sahiptir.
  • Christopher Nolan’ın Memento, Akıl Defteri (2000) adlı filminde anlatım, öyküyü karmaşık bir biçimde, geriye doğru anlattığı için olayların akışını takip etmek zordur, film bir bulmaca gibidir (puzzle film). İzleyicinin sahneleri doğru sıraya yerleştirmesi gerekir. Zaman ve nedenselliğin tersine çevrildiği bir durumu anlamanın mümkün olup olmadığı sorusu gündeme gelir.
  • David Lynch’in Mulholland Çıkmazı (2001) adlı filminde izleyicinin bir anlam çıkarması için tekrarlayan eylem, olay ve diyaloglar arasında bağlantı kuması gerekir. Kronolojisi tersine çevrilmiş filmde başlangıçta anlamsız görünen olaylar, izlemeye devam ettikçe aşama aşama anlam kazandığından filmde daha sonra neler olduğuna göre ilk izlenimleri gözden geçirmek gerekir. Çekimler zaman zaman bir karakterin görüş açısı ile filtrelenirken bazen de yönetmenin görüşü belirleyici olur; bulanık çekimler, parlayan ışıklar, hareketli kamera, kısıtlanmış görüş olaylara iştirak eder. Sahneler arasında herhangi bir neden-sonuç bağı kurulmaz ya da çok ince bir bağ bulunur. Film zaman zaman her şeyi bilen anlatıma geçer. Gilda, Alice Harikalar Diyarında, Persona, Kayıp Otoban, Sapık filmlerine göndermeler yapılır. Filmde yeterince açıklığa kavuşmayan veya çözümlenmeyen durumlar vardır; bazıları ise yalnızca geriye doğru bir okuma yaparak çözümlenebilir.

 

 

Süreyya Operası’ndaki Sergi ve Bizde Operanın Başlangıcı 3

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası fuayesinde sergilenen peruklardan bazıları. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası fuayesinde sergilenen peruklardan bazıları.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Cemal Reşit Rey (1904-1985) çoğunun librettosunu ağabeyi Ekrem Reşit Rey’in yazdığı operetler, operalar ve müzikal komediler (revü) (Adalar, 1934; Alabanda, 1941 ve Aldırma, 1942) yazmıştır. Lüküs Hayat on operetinin en ünlüsüdür. Bestecinin 1920’de yazdığı iki; 1924, 1926, 1929’daki operalarına ilaveten 1942-1945 yıllarında üzerinde çalıştığı, orkestrasyonunun 1973 yılında tamamlandığı Çelebi adlı operası ile toplamda altı operası vardır.
  • Ahmet Adnan Saygun’un (1907-1991) pek çok eserine ilaveten Kerem (1952), Köroğlu (1973) ve Gılgamış (1962-1983) adlı operaları da vardır. Üç perdelik Kerem, ilk büyük ve önemli Türk lirik dramı sayılır.
  • Bülent Arel’in (1918-1990), Çocuklar İçin Eski Tarzda Bale Süiti (1948), Hansel-Gratel (1952) adlı bale müziği besteleri vardır.
  • İlhan Usmanbaş’ın (1921-) da eserleri arasında bale müzikleri vardır. Oluşum (1969), Bulutlar Nereye Gider? (1970), Yurtta Barış Cihanda Barış (1982) bunlardan bazılarıdır.
  • Cumhuriyet dönemi ikinci kuşak bestecilerinden Nevid Kodallı’nın (1925-2009) opera ve bale müziği eserleri ise Antigone (1958), Van Gogh (1956 ve 1964) ve Hürrem Sultan’dır (1976).
  • Ferit Tüzün’ün (1929-1977) Midas’ın Kulakları (1969) adlı operası ve Çeşmebaşı (1964) adlı bale müziği bu konu ile ilgili sayacağımız eserler arasındadır.
  • Cengiz Tanç (1933-1997) Çoğul, 1972; Yoz Döngü, 1974; Çağrışımlar, 1980; Yankılar, 1981 ve İnsanın Yükselişi, 1987 adlı bale müziği için uygulamalar bestelemiş, 1975 yılında ise üç perdelik Deli Dumrul operasını tamamlamıştır.
  • Yalçın Tura’nın (1934-) ise, iki perdelik operası Karacaoğlan (2009) ve üç perdelik Sevmek Nedir? adlı melodramını ve 1988 yılında yazdığı Yaratılış adlı balesini bu yazı kapsamında saymamız gerekir.
2008 yılında Aida operası için Serdar Başbuğ tarafından hazırlanan kostüm. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

2008 yılında Aida operası için Serdar Başbuğ tarafından hazırlanan kostüm.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Zaman İçinde Müzik, Evin İlyasoğlu, YKY, 1994.
  • Opera-Bale Kostüm Sergisi, Prof. Refika Tarcan, Sergi broşürü.
  • Müzik Kılavuzu, Faruk Yener, Milliyet Kitapları, 1970.
  • Şu Eşsiz Müzik Sanatı, Faruk Yener, Cem Yayınevi, 1990.
  • Müzik Tarihi, İlhan Mimaroğlu, Varlık Yayınları, 1987.
  • 100 Opera, Faruk Yener, Doğan Kardeş Matbaacılık, 1964.