Etiket arşivi: Sabancı Müzesi

Çağdaş Sanata Varış 313|Çağdaş Dönemde Sergileme 8

1998’de açılan Helsinki Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, Sydney Opera Binası ile Bilbao Guggenheim Müzesi karışımı bir bina. Binanın kendisi, ana sergi konusu. Kiasma, yeni müze ve sergileme konseptlerine göre tasarlanmış fikir alışverişlerinin olduğu, sanat ve kültürün sürekli olarak yeniden tanımlanmasına olanak veren bir açık forumdur. Kiasma, herkesin buluşabildiği, ulaşabildiği, tartışabildiği ve eğlendiği bir müze olarak tasarlandı. Müzenin programları geleneksel koleksiyon ve sergi aktiviteleriyle sınırlı değildir; halka açık çeşitli aktiviteler sık sık müze programında yer almaktadır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

1998’de açılan Helsinki Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, Sydney Opera Binası ile Bilbao Guggenheim Müzesi karışımı bir bina. Binanın kendisi, ana sergi konusu.
Kiasma, yeni müze ve sergileme konseptlerine göre tasarlanmış fikir alışverişlerinin olduğu, sanat ve kültürün sürekli olarak yeniden tanımlanmasına olanak veren bir açık forumdur. Kiasma, herkesin buluşabildiği, ulaşabildiği, tartışabildiği ve eğlendiği bir müze olarak tasarlandı. Müzenin programları geleneksel koleksiyon ve sergi aktiviteleriyle sınırlı değildir; halka açık çeşitli aktiviteler sık sık müze programında yer almaktadır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çağdaş müzecilik eğitme ve öğretme esasına da dayanan dinamik, etkileşimci ve katılımcı bir bakış açısı taşıyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Çağdaş müzecilik eğitme ve öğretme esasına da dayanan dinamik, etkileşimci ve katılımcı bir bakış açısı taşıyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bienallerin, sergilerin önce kavramsal çerçevesi oluşturuluyor.
  • İlginç müzeler açılıyor. Hollanda’nın Oegstgeest şehrindeki Corpus Müzesi gibi. Müzenin içi dev bir insan vücudu şeklinde. Burada, insan vücudunun her ayrıntısı dev boyutlarda gösteriliyor. Hindistan’daki Tuvalet Müzesi, insanın tuvalet ve hijyen tarihini sergiliyor. Malta’da balmumu mankenler üzerinde işkence yöntemlerinin gösterildiği bir müze var. Nevşehir’in Avanos ilçesindeki Saç Müzesi de ilginç bir şekilde oluşturulmuş: Bölgeyi ziyaret eden bin kadın turistten toplanan saç örnekleri burada sergileniyor.
  • Çok yönlü ve etkili öğrenme ortamları olan müzelerin eğitimin bir parçası haline getirilmesi, müzelerin eğitim hayatı içinde daha aktif rol alması hedefleniyor. Toplumu alışık olduğu bir düzlemde, ilgi çekici sanatsal uygulamalarla karşılaştırmayı hedefleyen projeler üretiliyor. 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde üç ilçede biri 4-7 yaş grubu, diğeri 7-11 yaş grubunu hedef alan, çocuklara eğlence kavramını ön planda tutarak sanatın ulaşılabilirliğini kanıtlamayı amaçlayan atölye çalışmaları düzenlenmiştir.

 

Uzamsal Kavram (tablo, 1960) ve Uzamsal Kavram Doğa (bronz), Lucio Fontana, 1959-60. Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Uzamsal Kavram (tablo, 1960) ve Uzamsal Kavram Doğa (bronz), Lucio Fontana, 1959-60.
Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zero sergisi sırasında, S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Çanga’da serginin konseptine uygun menü ve tabak düzenlemesi yapılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Zero sergisi sırasında, S. Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Çanga’da serginin konseptine uygun menü ve tabak düzenlemesi yapılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Eserin sergileneceği alana özgü eser üretimi de bir başka uygulamadır. Laura Owens’tan (1970-) bir örnek verecek olursak, eserin asılacağı galerinin duvar Michigan Gölü’ne bakan bir pencereyle karşı karşıyadır. Owens, dışarıdaki gölle ilişki kuran bir resim üretmiştir.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 202| Video Sanatı 1

Video terimi Latincede görmek anlamına gelen videre sözcüğünden türetilmiştir. Selüloit film ve manyetik teybin yerini alan zaman temelli elektronik görüntülemeyi anlatmak için kullanılır.

Video Sanatı’nın gelişebilmesi için bazı teknolojik gelişmelerin gerçekleşmesi gerekmiştir. Kabaca göz atarsak:

1962 İlk bilgisayar oyunu: Space War.
1971 İlk video kaset kayıt cihazı (VCR) Sony tarafından satışa sunuldu.
1972 İlk ev video oyunu: Pong.
Sony evde kullanılmak üzere ilk videokaset sistemini piyasaya sürdü: Betamax. Görüntülemenin yeni yolları ortaya çıkar.
1973 Muhtemelen ilk reality TV şovu yayınlanır: An American Family.
1980 Dünyaya 24 saat haber yayını: CNN.
1981 24 saat kablolu yayın: MTV.
1983 CD-ROM piyasaya sürülür. Daha çok miktarda bilgi, çok küçük alanlarda saklanabilir olur ve interaktivite, etkileşim mümkün hale gelir.
1986 Londra finansal kriz sonrası bütünüyle enformasyon tabanlı küresel ekonomiye geçer.

  • 1970’lerin sonunda kayıt özelliği olan kameraların piyasaya çıkışı ortamı değiştirdi. Böylelikle film çekme film şirketlerinin tekelinden çıkmış ve herkesin, dilediği her şeyi kaydedebilmesine olanak tanımış ve bu durum Neo Avangard’ın eleştirel ve liberal ruhuna cazip gelmiştir. Sanatta, bir ekrana görüntüler yansıtan çalışmaları anlatmak için video terimi kullanılır.
  • Bertolt Brecht 1938 yılında “Gerçeklik değişir; gerçekliği yansıtmak için sunum şekilleri de değişir”, diye yazmıştır.
  • Film ve video zaman temelli ortamlardır ve bu yönden Performans Sanatı ile ortak bir zemini paylaşırlar.
İki Su Tankı, Sarkis, 1968. Sarkis (1938-), 1968’de, yaşadığı Paris’te protestocuların fotoğraflarını çekmiş. Çektiği fotoğrafların negatiflerinin içinde bulunduğu sığ su ve kaplar. Sarkis’in işi plastik kap, su, bronz, negatif ve neon’dan oluşuyor. 14. İstanbul Bienali, İstanbul Modern. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

İki Su Tankı, Sarkis, 1968.
Sarkis (1938-), 1968’de, yaşadığı Paris’te protestocuların fotoğraflarını çekmiş. Çektiği fotoğrafların negatiflerinin içinde bulunduğu sığ su ve kaplar. Sarkis’in işi plastik kap, su, bronz, negatif ve neon’dan oluşuyor.
14. İstanbul Bienali, İstanbul Modern.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Video sanatçısı temel malzeme olarak görüntü ve sesleri kaydetmeye yarayan manyetik bantlardan yararlanır. Elektronik bir kamera, video ve çekilen görüntüyü yansıtmaya yarayan bir televizyon ekranı gereklidir.
  • 1960’lı yılların başında ABD ve Avrupa’da Fluxus’un gelişimine bağlı olarak ortaya çıkmış olan Video Sanatı’nın birincil amacı, kalıplaşmış televizyon görüntüsünü tartışmaya açma isteği olmuştur.
  • Video Sanatı, geleneksel sanatın uygulama ve tekniklerini alt üst eden, Marcel Duchamp, Robert Rauschenberg, John Cage gibi sanatçıların açtıkları yolda gelişim göstermiştir.
  • Video Sanatı için şu karakteristiklerden bahsedebiliriz: dramatik eylemin, anlatı ve karakter rollerinin yokluğu, içeriğin sıradanlığı, gelişmiş kamera tekniklerinin ve düzenlemenin yokluğu, zamana karşı alışılmadık tutumlar, filmin anlatı potansiyelinden faydalanmama, popüler eğlence ve belgesel kurallarına karşı çıkma, filmin bölümlerinin bir döngü halinde gösterimi…
Sahra Projesi, Heinz Mack, videoya aktarılmış 16 mm film, 1962. Mack bu eserde İstanbul’a Sabancı Müzesi’ne gelen Zero sergisinde de yer alan, pleksiglas ve alüminyumdan ürettiği Zik-Zak adlı işini ve fresnel mercekleri ve pleksiglastan ürettiği Dokuz Mercekli Stel adlı işini de kullanmıştır. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sahra Projesi, Heinz Mack, videoya aktarılmış 16 mm film, 1962.
Mack bu eserde İstanbul’a Sabancı Müzesi’ne gelen Zero sergisinde de yer alan, pleksiglas ve alüminyumdan ürettiği Zik-Zak adlı işini ve fresnel mercekleri ve pleksiglastan ürettiği Dokuz Mercekli Stel adlı işini de kullanmıştır.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • 1963 yılında Nam June Paik (1932-2006) ve Wolf Vostell (1932-1998) ilk kez görüntüleri bozma denemeleri yapmışlardır.
  • Paik ve Vostel gibi sanatçılar, televizyonu izleyicinin bir yayıncının sinsi, kapitalist mesajını pasif biçimde aldığı bir ortam olarak görmüştür. Paik, izleyicilerin elektronik imajı değiştirebildiği bir TV geliştirmiş, böylece  izleyiciyi pasif alıcı konumundan kurtarmak istemiştir.
  • 1962′de Fluxus grubunun üyesi olan Paik 1963 yılında araştırmalarının ilk sonucunu sunarak, 13 televizyon ekranında 13 elektro-akustik frekansla güçlendirilmiş 13 soyut görüntü sergilemiştir. Bu işinde sanatçıya Cage’in hazırlanmış piyanoları ilham kaynağı olmuştur. Bu sergi Video Sanatı’nın gerçek doğuşu olarak kabul edilir.
  • Vostell de 1963’de bir film üzerine elektronik yırtıklar kaydetmiştir. İlham kaynağı, daha önce gerçekleştirilmiş olan dekolajlar, afiş ve tuval yırtmalar olmuştur. Her iki etkinlik de Video Sanatı’nın gelişiminde öncü olmuştur.
  • Paik sanatına kayıt bantları ve Enstalasyon ile başlamıştır.
  • Andy Warhol da 1965 yılında video filmler yapmıştır.

 

ABD – Avrupa Karşıtlığı

  •  Amerika bir neo-Avrupa ülkesidir.
  • Amerika’nın masumiyeti – Avrupa’nın sofistike alışkanlıkları,
  • Amerikan pragmatizmi – Avrupa’nın meseleleri entelektüelize etme eğilimi,
  • Amerikan enerjisi – Avrupa’nın dünyayla uğraşmaktan bıkkınlığı,
  • Amerikan naifliği – Avrupa sinisizmi,
  • Amerikan iyi kalpliliği – Avrupa’nın habisliği,
  • Amerikan ahlakçılığı – Avrupa’nın uzlaşma sanatındaki ustalığı,
  • Amerika gözünü ticaret bürümüş bir barbar – Avrupa yüksek kültürle özdeş,
  • Amerika idealizmden, açıklıktan, demokrasiden yana – Avrupa gücü kuvveti tükenmiş, züppece bir zarafetin büyüsüne kapılmış bir kıtadır.
Lucio Fontana, Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Lucio Fontana, Sabancı Müzesi, Zero Sergisi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Bütün modern savaşlar, her bir tarafın kendine üstün bir konum atfedip, diğerini barbar diye nitelediği bir medeniyetler çatışması, kültür savaşlarıdır. Düşman değişmez biçimde “bizim hayat tarzımız”a bir tehdittir. Avrupa ile Amerika arasındaki uzlaşmazlığın altında aynı aşağılama mantığının daha ılımlı bir versiyonu yatar.
  • ABD, “eski”den çok “yeni”ye kıymet biçen bir muhafazakar düşünce biçimi geliştirmiştir.
  • ABD ile çoğu Avrupa ülkesi arasındaki herhalde en büyük farklılık, ABD’de dinin toplumda ve gündelik hayatta hala merkezi bir rol oynamasında yatar. Ancak bu, Amerikan tarzı bir dindir; dinin kendisinden ziyade bir din fikrinden söz etmek daha doğru olur. ABD bir din toplumudur, ama herhangi bir dine mensup olduğunuz sürece bunun hangi din olduğuna da önem verilmeyen türde bir din toplumudur. Dinlerin hepsi de benzer şeyler vazetmektedirler. Bunların hepsi de tüketim kapitalizminin devamlılığını sağlayan erdemlerdir. Dindar olmak fiili bir durum olarak saygınlık getirmektedir.

 

Yukarıda özetleyerek  yer verdiğimiz bu tez ve antitezler Susan Sontag tarafından Edebiyat Özgürlüğün Ta Kendisidir adlı makale/konuşma metni için derlenmiştir.

Kaynak: Başkalarının Acısına Bakmak, Susan Sontag, Agora Kitaplığı, 2004.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 176| Zero

  • Zero, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ortaya çıkan ve sanatı Modernist resmin ve heykelin sarmalından, bu durağanlıktan kurtaran bir akım.
  • Savaşta yenilmiş olan Almanya’nın, sanat alanında başka ülkeleri etkilemeye başlaması 1960’ların sonunda Zero ve Fluxus akımları ile oldu.
  • Zerocular maddeyi, ışığı, hareketi, nesneyi, rengi baştan değerlendiriyorlar. Malzemeyi deliyorlar, yakıyorlar, parçalıyorlar; defileler, partiler düzenliyorlar, bir arada uyuyorlar, üretiyorlar.
  •  İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın yaşadığı maddi ve manevi yıkıma karşı geleneksel sanat anlayışını sıfırlayarak aydınlık, ışık ve şeffaflık dolu yepyeni bir dünya vaadi ile yola çıkıyorlar. İletişim kurma ve daha iyi bir dünya yaratma ihtiyacı içindeler.
  • Zero, yani başlangıç noktasındalar. Akımın adını koyarken roketlerin geri sayımından etkilenmişler.
  • Zero/Sıfır:  Adlarını “Sıfır sessizliktir, başlangıçtır, yuvarlaktır, devingenliktir, Ay’dır, Güneş’tir, beyazdır. Çöl ve gök kubbe sıfırdır” diye tarif etmişler.
  • Bu Sıfır yaklaşımını, boş levha (tabular asa) gibi beyaz yapıtlara; ay ışığını çağrıştıran ferah ve aydınlık, ışıklı çalışmaları; dinamik, devinimli, titreşimli eserlere dönüştürmüşler.
  • Zaman, boşluk, renk, hareket akımın ana temaları. Zero, özellikle ışık ve mekana odaklanan yapıtları kapsadı.
Kara Işık Bale Tamburu, Otto Piene, 1967. Ahşap, metal, cam, motor, elektrik ışığı. Sabancı Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Kara Işık Bale Tamburu, Otto Piene, 1967.
Ahşap, metal, cam, motor, elektrik ışığı.
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Zero, bir avangard tavırlar çokluğudur.
  • Ressamca olandan kendilerini kurtarmak adına gündelik olandan, yaşamdan yana saf tuttular, Duchamp’tan yadigar hazır yapım seri üretim nesnelerine başvurdular.
  • Sergi mekanlarını bildik koordinatlarından uzaklaştırmak, izleyiciyi de işin içine katmak, kalıcı olmayacak, şaşırtıcı yapıtlar üretmek, deneyimin kendisini sanat konusu, nesnesi yapmaya yönelik bir yaklaşıma sahiptiler.
Dokuz Sütun Üzerindeki Gökyüzü, Heinz Mack, 2012-2014. Karma malzemeden yapı üzerinde 850.000 mozaik taşı, 24 karat altın varak, çelik platform. Sabancı Müzesi, 2015. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Dokuz Sütun Üzerindeki Gökyüzü, Heinz Mack, 2012-2014.
Karma malzemeden yapı üzerinde 850.000 mozaik taşı, 24 karat altın varak, çelik platform.
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

  • 1957-1966 arasında yükselen ve daha sonraki akımları etkileyen Zero’nun ve benzeri teknolojik işlemli ve malzemeli yapıt üretiminin başlıca oluşum nedeni,  Informel ve Taşizm gibi, savaşın acılarını sağaltmayı amaçlayan duygusal ve içe dönük soyutlamaların siyasal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişmelere artık yanıt veremeyeceğini düşünmeleridir.
  • Teknoloji, İzlenimcilik akımından başlayarak, fotoğrafın yaygınlaşması, yeni boyaların üretilmesi vb sanat üretimine her aşamada etki etmiştir.
  • Akımın kurucuları Heinz Mack (1931-) ve Otto Piene (1928-2014). Günther Uecker (1930-) ise 1961 yılında aralarına katılıyor. Akımın diğer önemli isimleri Yves Klein (1928-1962), Piero Manzoni (1933-1963), Lucio Fontana (1899-1968), Armando (1929-), Daniel Spoerri (1930-), Jean Tinguely (1925-1991), Hans Haacke (1936-) .
  • Zerocular, Beuys’un aksine, kendilerini yaşarken mitleştirmeye çalışmadılar.
Sandalye, Komodin, Yan Sehpa, New Yorklu Dansçı, Günther Uecker, 1963-1967. Sanatçının 1972 yılında yaptığı açıklama: “Artık elimde gerçek mekanın içine giren - tuval ile görünür hale gelen yanılsama mekanının değil - bir malzeme vardı. İçinde yaşadığımız mekanın içine giren, o mekanda bulunan gerçekliğin ışık ve gölgeler aracılığıyla kendini ifadesini sağlayan işte bu malzemeyi, çiviyi, ben daha da geliştirmeye çalıştım.” Sabancı Müzesi, 2015. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sandalye, Komodin, Yan Sehpa, New Yorklu Dansçı, Günther Uecker, 1963-1967.
Sanatçının 1972 yılında yaptığı açıklama: “Artık elimde gerçek mekanın içine giren – tuval ile görünür hale gelen yanılsama mekanının değil – bir malzeme vardı. İçinde yaşadığımız mekanın içine giren, o mekanda bulunan gerçekliğin ışık ve gölgeler aracılığıyla kendini ifadesini sağlayan işte bu malzemeyi, çiviyi, ben daha da geliştirmeye çalıştım.”
Sabancı Müzesi, 2015.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Sanatı kökten değiştirmeye çalışan benzer eğilimler Hollanda’da NUL (Armando, Herman de Vries), Fransa’da Yeni Gerçekçilik (Arman, Yves Klein, Daniel Spoerri), İtalya’da Azimuth (Piero Manzoni, Enrico Castellani), Japonya’da Gutai Grubu olarak ortaya çıktı.
  • Zero akımı bitmiş değil. Ne amaçları bakımından ne de sergileri itibariyle. 2014 yılında New York’ta Guggenheim Müzesi’nde, sonra Berlin Martin-Gropius-Bau galerilerinde, 2015 yılında Amsterdam Stedelijk Müzesi’nde ve tabii Sabancı Müzesi’nde sergileri yapılmaya devam ediyor.
  • Zero’nun siyasal, kültürel bir manifestosu yoktu ancak topluma öngörü, umut ve yaratıcılık öneriyordu; esnekti, yeniliklere ve değişimlere açıktı, disiplinler arası etkileşim ve farklı akımlarla işbirliğine girme olanağı veriyordu. Bu tür sanat içeriği ve estetiği günümüzde de sürüyor.
  • Zero akımına ait eserlerin parasal değerleri de müzayede evlerinde katlanarak artmakta.