Etiket arşivi: RODIN

Çağdaş Sanata Varış 329|Çağdaş Sanata Yöneltilen Eleştiriler

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş. Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

Düşünen, Cody Choi (1961-). Rodin’in Düşünen Adam’ı tuvalet kağıdı, Pepto-Bismol adlı mide bağırsak rahatlatıcı, alçı ve ahşap ile 1995-1996’da üretilmiş.
Düşünen’in üzerine konduğu ahşap sandık ise sanatçının 1994 yılındaki bir yapıtı. Bienal’de eser, diğerinin fotoğrafı ile birlikte sergileniyordu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, Kore Pavyonu, 2017.

  • Dünyadaki büyük metropollerin hepsinin birbirine benzemesi, mimarinin kendini kopyalaması olarak düşünülüyor.
  • Sanatın insanı şaşırtması, sarsması gerektiği genel kabul gören bir kanı. Ama çağdaş görsel sanat yapıtlarının aracı amaç haline getirdiği; bütün meselenin hüner göstermeye indirgendiği; sanatın gösteri yanının ağır basmaya başladığı; hatta lunapark derinliğine indiğini; söylenmek istenen sözlerin çok sıradan olduğu; çağdaş sanatçının daha az estetik, daha çok etik talep ettiği; içerik ön plana çıktıkça da sığlaşmaya, zayıflamaya başladığı getirilen eleştiriler arasında.
  • Nasıl ki popüler kültürün baskısı bir dönem edebiyatı tepki olarak felsefe yapmaya ittiyse, görsel sanatta da özellikle Pop Art akımına tepki olarak Kavramsal Sanat bir dönem için önem kazanmıştı. İki alanda da derinleşme uzun sürmedi, küreselleşmenin etkileriyle bir kez daha tezli ya da slogancı edebiyat ağır basar oldu, Kavramsal Sanat da yerini yerleştirme, video, fotoğraf gibi araçlarla bir tür slogancı sanata bıraktı. Etik açıdan derinleşmek yerine, etik boyut giderek sığlaştı, politikleşti. Çağdaş sanat gazeteciliğe, röportaja, belgesele benzemeye başladı, deniyor.
  • Politik ya da sosyolojik kurgularla, estetiğin tamamen ikinci plana atıldığı, çarpıcı söz söylemenin en önem verilen konu olduğu söyleniyor. Çağdaş Sanat derinlikli sanat yapıtları değil, çarpıcı tek söz söyleyen politik ya da sosyolojik kurgular olmakla suçlanıyor.
  • Etik boyutu tamamen politikaya indirgeyen, gerçekliğe slogancı, yararcı açıdan yaklaşan, güzelliği yadsıyan bir estetik.
  • Militan sokak estetiği.
  • Radikal olmayı taklit eden ama hiç radikal olamayan bir başkaldırı.
  • Çağdaş sanatta “güzel” büsbütün anlamsızlaşıyor, çağdaş sanat bizi çirkinin, korkunç olanın ortasında bırakıyor.
  • Çağdaş sanat bize karşı şiddet uygulayarak uyarıyor bizi.
  • Çağdaş sanatın dinin yerine geçme eğilimi var.
  • Zanaat eksikliği ile malul.
  • İfade düzeyinde zaman zaman fazla kolaylaşabiliyor.
  • Venedik Bienali’nde 100 yıldır hangi ülkeler askeri, ekonomik açıdan güçlüyse onların pavyonları var. Diğer ülkeler kenarda köşede yer alıyor. Çağdaş Sanat, bütün başkaldırı iddiasına rağmen, bu ekonomi-kültür-coğrafya politikalarına hala tutsak.
  • Çağdaş Sanatı, aşırı incelikle en üst düzeyde basitliğin birbirine girdiği bir yapı olarak tanımlayanlar da var.
  • Bu dönemde kültür kelimesinin sanat kelimesini; teknoloji kelimesinin bilim kelimesini; yönetim kelimesinin politika kelimesini; cinsellik kelimesinin aşkı sildiği öne sürülür.
David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013. Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

David, Guan Xiao; üç kanallı, renkli ve sesli video enstalasyonu, 2013.
Çinli heykeltıraş ve video sanatçısı Guan Xiao (1983-), Rönesans’ın ünlü ustası Mikelanj’ın David adlı heykelini ele alıyor. Sanatçı ünlü heykelin kupalarda, önlüklerde ve daha pek çok ıvır zıvırın üzerindeki izini sürerek bu kült eserin değerinin düşürülüşünü vurguluyor. Görüntülere sanatçının söylediği bir şarkı eşlik ediyor. Şarkının sözleri de eserin ana fikrini destekliyor. David, sadece kaydettiğimizi, anmadığımızı; sanat eserinin metalaştırılmasını, ticarileştirilmesini, anlamının içinin boşaltılmasını vurgulayan alegorik ve eleştirel bir çalışma.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Venedik Bienali, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Jeff Koons’un eserlerinin taklitleri Çin’de bir lokantanın paravanında kullanılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010. Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

Aynısı Hatta Daha İyisi, Jake ve Dinos Chapman, 2010.
Tracey Emin’in tanınmış yapıtlarından biri olan Bugüne Kadar Beraber Olduğum Herkes’in yangında yok olmadan önce çekilmiş fotoğrafları yardımıyla yeniden yapımı. Chapman Kardeşler, içeriği anlamdan boşaltma girişimi kapsamında tekrarı bir taktik olarak kullanarak kültürel değeri sıfır olan işler üretmeyi arzuluyorlar.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, 2017.

  • Çağdaş görsel sanat izleyiciye kendini tanımayı ve var olmayı öğreten değil, sadece öfkelenme yolları öneren bir sanat olarak eleştiriliyor.
  • Marksist düşünür Theodor Adorno’nun (1903-1969) estetik teorisi de bir ders veya mesaj vermeye adanmış bir sanat eseri yaratmanın terk edilmesi gerektiği üzerineydi. Sanat eseri dünyanın gidişatına, örneğin mevcut toplumsal düzene, sadece formu yoluyla direnmelidir. Jacques Lacan da (1901-1981) sanatla alakasız bir şeyler ifade etme düşüncesine karşıdır. Sanat kurumunun alternatiflere dikkat çekme amacı taşımadığını belirtmiştir.

 

Çağdaş Sanata Varış 117| Heykelin Dönüşümü

  • Boşluğu tanımlama sanatı olan heykelde, Gotik döneme kadar hareket yoktur, heykel Gotik dönemin sonuna doğru hareket kazanmaya başlar.
  • Mikelanj, heykeli başlı başına bir sorun olarak ele aldı: Heykellerinde bazı yerleri cilaladı, bazı yerleri işlenmemiş bıraktı. Bazı sanat tarihçileri Mikelanj’ı ilk Modern heykeltraş olarak anar.
  • Mikelanj’dan sonra Rodin konuyu değil, taşın içindeki insanı vurgulamayı hedefledi.
  • 20. yüzyılın ilk yıllarına kadar, heykel oyma ve modelleme yapılarak yaratılıyordu ama Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Pablo Picasso inşa edilen heykeller yaratmaya başladı. Bu heykeller ayrı parçaların bir araya getirilmesinden oluşuyordu. Bunu çok çeşitli formların heykel olarak nitelendirilmesi takip etti.
  • Natüralist sanat el becerisine, Modern sanat kavramlara bağlıdır.
  • Heykel sanatının sanat tarihi içinde karşılaşmış olduğu 5 temel sorunu;
    *Yeni bir form dilinin Mikelanj’dan sonra tıkanmış olması,
    *Geleneksel altlık, kaide sorunu ile hesaplaşma,
    *Yeni bir boşluk kavramı üzerine düşünme,
    *Malzeme kullanımına bağlı olarak dokusal etkiler, teknolojinin gelişmesi ile gündeme gelen endüstriyel malzeme kullanımı,
    *Heykelin içinde bulunduğu mekanla ilişkisi olarak sıralanabilir.
Ukrayna’ya gittiğimde Chernivtsi’yi gezerken sokaklarda pek çok heykel görmüş ve beğenmiştim, paylaşıyorum.

Ukrayna’ya gittiğimde Chernivtsi’yi gezerken sokaklarda pek çok heykel görmüş ve beğenmiştim, paylaşıyorum.

  • 20. yüzyıl heykelinin dinamikleri iki büyük damardan beslenir:
    *Konstrüktif Yaklaşım
    *Organik Yaklaşım.
  • Konstrüktif yaklaşımı benimseyen Vladimir Tatlin, heykelin etrafındaki boşluğu tanımlama; eserini köşeye, tavana asarak heykelin içinde bulunduğu mekanla ilişkisi üzerine düşünüyor. Diğer bir konstrüktif yaklaşımı benimseyen sanatçı Naum Gabo da Tatlin gibi  heykelin etrafındaki boşluğun da heykele ait olduğunu düşünüyor.
  • Alberto Giacometti de konstrüktif yaklaşımı benimseyen sanatçılardan.
  • Hans Arp ve Rodin’in öğrencisi Constantin Brancusi (Brankuş) için nesnenin tözü önemlidir. Brancusi, el düşünür ama malzemenin düşüncesini izler, der. Sanatçının malzemeye esir olduğuna, malzemeyi çok iyi tanımak gerektiğine inanır. Brancusi, kaideyi ayrıca tasarlar. Kaideyi de heykele dönüştürerek yok eder.
  • Organik yaklaşımı benimseyen Hans Arp’ta köşe yoktur, heykelleri hep yuvarlak hatlıdır.
  • Organik yaklaşımı benimseyen diğer bir sanatçı da Henry Moore’dur. Yuvarlak hatlı heykellerindeki boşluklar, delikler ile materyalin içine nüfuz etmeyi amaçlar, yeni bir boşluk kavrayışı getirir.
Chernivtsi’de beğendiğim 2008 yılında yapılmış bir başka heykel.

Chernivtsi’de beğendiğim 2008 yılında yapılmış bir başka heykel.

  •  Marcel Duchamp’ın 1917 yılında sergilemek istediği Çeşme adlı eser ile seri üretim ürünlerini heykel olarak sergileme fikri devrimci bir gelişmedir.
  • Antoni Gaudi ile heykel gibi binalar yapma gündeme gelmiştir..
  • İçine girilebilir (Pénétrables) üç boyutlu eserler tasarlanmıştır.
  • Yeni Gerçekçilik akımının önde gelen sanatçılarından César Baldaccini heykellerinde sıkıştırma ve genişletme tekniklerini kullanmıştır.
  • Jean Tinguely, kendi kendini yok eden heykeller yapmıştır.
  • 1930’lu yılların başında Picasso, nesneleri birbirine dönüştürmeye başladı. Bisiklet selesinin ve gidonunun biçimini hiç değiştirmeden bir boğa başı yaratması bu örneklerden biri..
  • 1930’lu yıllarda Kinetik Sanat ile heykeller hareket kazanıyor. Duvar mobilleri, ses mobilleri üretiliyor.
  • Kinetik Sanat’ta mekanik, elektronik, dönüşümlü ve titreşimli hareketlerden yararlanılır; hava, su, su buharı gibi doğal güçler de kullanılır.
  • Alexander Calder, Nicolas Schöffer, Jean Tinguely mobil heykel ile heykele hareketi ekliyor, üflemeyle, rüzgarla hareket etmeye açık mekanizmalar kuruyor.
  • Claes Oldenburg, 1957  yılında yumuşak heykel fikrini geliştirdi..
  • Minimal Sanat anlayışı kapsamına giren heykellerde, sadece en basit ve en yalın biçimlere ya tek başlarına ya da birbirlerinin peşisıra yer verildiği görülür.
  • Seri üretilmiş heykeller yapılmaya başlandı.
  • Donald Judd, 1960’ların ortasında heykel terimini reddederek eserlerini obje olarak adlandırdı.
  • Carl Andre yer heykelini geliştirdi.
  • Sol LeWitt de heykel yerine eserlerine strüktür adını verdi.
  • İnsanların solit nesnelere duyduğu saygı, sayısız modern yapıtlar ve Neo Klasik anıtlardan Piramitler’e kadar uzanır. Minimalizm, en yalın örnekleriyle açıklık ve sadelikten duyulan zevki açığa vurmaktadır.
Bu gökyüzüne tırmanan merdiven de yine Ukrayna’dan, bu defa Lviv’den.

Bu gökyüzüne tırmanan merdiven de yine Ukrayna’dan, bu defa Lviv’den.

Batı’nın Edebiyat Ödülleri 3

  • Günümüzde de Fransız dili konusunda tek yetkili kurum sayılan Fransız Akademisi, 1635′te XIII. Louis döneminde Kardinal Richelieu tarafından kurulmuştur.
  • Üyelerine, Ölümsüzler adı verilmiştir. Bu akademinin üye sayısı tarihi boyunca hep 40 olarak kalmış, kaydı hayat şartıyla şeçilmişlerdir.
  • Bu Akademi’nin görevi Fransız dilinin doğru konuşulması için kurallar koymak, sözlük hazırlamak ve Fransızca yazılmış kitaplara ödül vermektir.
  • Kuruluşundan bu yana sekiz sözlük yayınlayabilmiştir.
  • Moliére, Rousseau, Balzac,  Sartre, Camus Akademi’ye kabul edilmemişlerdir. Zola 24 kez adaylığını koymuş, kabul edilmemiş, Hugo beşinci adaylığında Akademi üyesi olabilmiştir.
  • 346 yıl boyunca tüm üyeleri erkektir. Akademi’ye ilk kabul edilen kadın 1980 yılında Marguerite Yourcenar’dır. Daha sonra Jacqueline Romilly 1988’de, Hélene Carrére d’Encausse 1990’da, Florence Delay 2000’de, Assia Djebar 2006 yılında Akademi üyesi olmuşlardır.
  • Fransız Akademisi’nin 1918 yılından beri vermekte olduğu büyük roman ödülü, artık Fransa’da verilen diğer ödüller kadar önem taşımıyor.
  • 2006 yılında Akademi ile Goncourt aynı romana ödül verdiler: Jonathan Littell’in Les Bienveillantes (The Kindly Ones) adlı romanı.

 

  • Fransa bir edebiyat ödülleri ülkesi. Ama bu ödüllerin en önemseneni Goncourt Ödülü.
  • 1903’ten beri her yıl “yılın en iyi ve en yaratıcı düzyazı yapıtı”na veriliyor.
  • Bu ödül bir yazara sadece bir kez verilebiliyor. Tek istisna, ödülü 1956’da alan Romain Gary’nin 1975’te de Emil Ajar takma adıyla ikinci kez alması.
  • Yazar, eleştirmen ve yayıncı Edmond de Goncourt’un tüm mirasını bağışladığı Goncourt Akademisi’nce Edmond’un ve kardeşi Jules Alfred de Goncourt onuruna oluşturulan ödül, nakden 10 euro veriyor ama kazanana yalnızca ün getirmekle kalmıyor, yüksek bir satış güvencesi de sağlıyor.
  • Goncourt Kardeşler, Natüralizm’in Emile Zola’dan sonraki en önemli temsilcileri sayılıyorlar.
  • Kardeşler, gerici, tutucu buldukları, onların görüşüne göre edebiyat devleri olan Flaubert, Zola, Balzac, Baudelaire’i bünyesine almayan Fransız Akademisi’ne alternatif, ilerici bir Akademi fikrine ön ayak oldular. Kardeşlerin dileği doğrultusunda, yalnızca edebiyatı desteklemek amacıyla Goncourt Akademisi kuruldu. Vasiyeti yerine getirmekle  görevlendirilenlerden biri de Alphonse Daudet idi.
  • Akademi jürisi hepsi yazar 10 kişiden oluşuyor. Kaydı hayat şartıyla seçilen üyeler maaş almıyor ama bu çok prestijli bir görev. Aralarından biri ölünce onun yerine kimi alacaklarına oy birliği ile karar veriyorlar.
  • Seçici kurul karar toplantısını Café Restaurant Drouant’dayapıyor. Bu işletme, kurucusunun yaratıcılığı ve ilericiliğiyle paralel, çok az kuruma nasip olacak bir özelliğe sahip. 1880 yılında Paris’te, Opera yakınlarında Charles Drouant tarafından, dönem için bir yenilik olan café-tabac tanıtımı ile açılıyor. Kısa sürede baba-oğul Daudet’ler, Monet, Pisarro, Rodin, Renoir gibi devrin sanatçılarının müdavimi olduğu bir yer haline geliyor. Goncourt Kardeşlerin vasiyeti doğrultusunda kurulan Goncourt Akademisi de toplantılarını burada yapmaya başlıyor ve günümüze kadar bu gelenek devam ettiriliyor.
  • Fransa’nın en önemli edebiyat ödüllerinden bir başkası, Renaudot, bir zamanların ünlü haftalık gazetesi La Gazette’in kurucusu Théophraste Renaudot (1586-1653) adına 1926’da kuruldu. 1926’da Goncourt jürisinin kararını bekleyen on edebiyat eleştirmeni tarafından oluşturulmuş. Her yıl Goncourt ile aynı günde ve aynı yerde, Dourant’da açıklanıyor.Bilmiyorum dünyada iki edebiyat ödülünün açıklanmasına her yıl, bu kadar uzun süre, ev sahipliği yapan başka bir lokanta var mıdır?
Seçici kurul, her yıl Kasım ayı başında, Paris’te Café Restaurant Drouant’nın birinci katındaki lokanta kısmındaki oval salonda yemek yedikten sonra saat tam 12:55’te Akademi’nin sözcüsü heyecanla bekleyenlere kararlarını bildirir. Fotoğrafta 2012’nin heyecanlı bekleyişi bu ödülün ne derece önemsendiğini gösteriyor. Fotoğraf:lemonde.fr

Seçici kurul, her yıl Kasım ayı başında, Paris’te Café Restaurant Drouant’nın birinci katındaki lokanta kısmındaki oval salonda yemek yedikten sonra saat tam 12:55’te Akademi’nin sözcüsü heyecanla bekleyenlere kararlarını bildirir. Fotoğrafta 2012’nin heyecanlı bekleyişi bu ödülün ne derece önemsendiğini gösteriyor.
Fotoğraf:lemonde.fr

Çağdaş Sanata Varış 30 | Sembolizm 5

SEMBOLİZMİN ÖNCÜLERİ

  • GOYA (1746-1828). Karabasanlarını dile getirdi. Devler, canavarlar yarattı.
  • BLAKE (1757-1827). Şair, ressam, gravürcü. Doğayı ve gerçekçiliği hor gördü. Fantastik ve doğaüstü bir dünya yarattı. Bilinçaltının korkunç biçimlerini resmetti.
  • FÜSSLİ (1741-1825). Düş ve doğaüstü bir dünyayı resmetti. Canavarlar, erotik resimler (böcek kadınlar, şehvetli Füssli kadınları) yarattı. Sürrealizmin de öncüsüdür.
  • TURNER (1775-1851). Özellikle son resimleri ile sembolizme yol açmıştır.
  • DELACROIX (1789-1863)
  • VICTOR HUGO (1802-1885)’nun desenleri.
  • ÖN-RAPHAELCİLER 1848.
  • VAN GOGH (1853-1890).
  • GAUGIN (1848-1903).
  • EDGAR ALLEN POE (1809-1849).
  • PIERRE PUVIS de CHAVANNES (1824-1898).

**Aslında hiçbir ekole dahil değil. Çağdaşlarından bağımsız, çok kişisel, özgün bir tarzı var.

**Delacroix atölyesi çalıştığı atölyelerden biri.

**Seurat’yı, Gaugin’i etkilemiş, Art Nouveau’ya etki yapmış.

**Genelde büyük ebat çalışmış.

**Önce parlak renkler kullandı, sonra renkler donuklaştı, fresk renkleri gibi uçuk renkler kullandı, eserlerinde düşsel etki arttı.

**Figürleri sade ve devinimsiz.

**Çok sakin, düz satıhlı resimler yaptı (flat pattern).

**Masalımsı, alegorik eserler.

**Kutsal Kitap’tan esinlenmiş yapıtlar.

Vaftizci Yahya’nın Öldürülmesi, Pierre Puvis de Chavannes, 1869.

Vaftizci Yahya’nın Öldürülmesi, Pierre Puvis de Chavannes, 1869.

SEMBOLİSTLER

Odile Redon’un (1840-1916) Chicago Sanat Müzesi’nde sergilenmekte olan 1903 tarihli Çiçek Bulutları adlı tablosu.

Odile Redon’un (1840-1916) Chicago Sanat Müzesi’nde sergilenmekte olan 1903 tarihli Çiçek Bulutları adlı tablosu.

  • REDON (1840-1916). Sembolizmin, sürrealizmin babası. Masallarla ilgili semboller kullanır. Mistik, korkunç, mitolojik, fantastik, gizemli, düşsel resimler yaptı. Kendi bilinçaltının kuşku ve hayallerini dile getirdi. Parlak, canlı renkler kullandı, siyah ile gölge/ışık oyunları yaptı.
  • HODLER (1853-1918). İsviçreli Hodler, Turner’dan sonraki en iyi manzara resimlerini yaptı. Eserleri ritmik, çizginin ve biçimin tekrar edildiği resimlerdi. Simetri, koyu renkler, yalın biçimler eserlerinin ortak noktalarıydı.
  • MUNCH (1863-1944). Norveçli sanatçı anlayış olarak sembolist, üslup olarak ekspresyonizmin habercisiydi. Ona, ekspresyonist sembolist diyebiliriz. Germen ülkelerinin sanatına etkisi büyük olan sanatçının sık kullandığı konular hastalık ve ölüm, umutsuzluk, boğuntu, hayatı değiştirmeye gücü yetmemek,aşk ve ölüm korkusuydu.
  • ENSOR (1860-1949). Flaman sanatçı bazı bakımlardan sembolist, ifade biçimi ekspresyonistti. Bosch, Bruegel, Daumier’in takipçisiydi. Maskelerden yararlandı. Kalabalığın küfürler yağdırdığı İsa’yı çizdi. Doktorlar, yargıçlar, jandarma ve politikacılarla alay etti.
  • KLIMT (1862-1918). Avusturyalı sanatçı Mısır ve Bizans’tan etkilenerek, altın ve gümüş renkleri bolca kullanmış, üslubuna yaldızlı üslup adı verilmiştir. Sembolizmi kişisel amaçlı sembolizm olarak adlandırılır.
  • RODIN (1840-1917).
  • BEARDSLEY (1872-1898). 26 yaşında ölen İngiliz sanatçı, erotik Japon baskılarından çok etkilenmiş. Duvarları siyah olan çalışma odasını mumla aydınlatan, piyano çalarken yanına bir iskelet oturtan, yakasında daima solmuş bir gül taşıyan ilginç bir kişilikti.