Etiket arşivi: Reichstag

Çağdaş Sanata Varış 297|Çağdaş Mimarlık 1

  • “Batı’da en yüksek binanın hangisi olduğuna bakarak bir topluma karakterini neyin verdiğini söylemek mümkündür. Bir Ortaçağ kentinde en yüksek bina katedraldir. 18. yüzyıl kentinde en yüksek bina saraydır. Modern bir şehirde ise en yüksek yerler ekonominin merkezleri olan ofis binalarıdır” der karşılaştırmalı mitoloji ve din alanlarında çalışmış olan Joseph Campbell (1904-1987).
  • İleri teknoloji mimarlığı daha önce hiç görülmemiş malzemeleri kullanmaya çabalar; yabancı, tanıdık olmayan oranlar üretir. “Büyüleyici başkalık” önemsenir.
  • Çağdaş Dönem, “yıldız mimar”ların, starchitect’lerin ve akıllı binaların çağıdır.
Reichstag, Berlin, Almanya. 1894 yılında yapımı tamamlanan Neo-Barok bina 1933 yılına kadar İmparatorluğun ve Weimar Cumhuriyeti’nin parlamento binasıydı. Büyük cam bir kubbesi vardı. İkinci Dünya Savaşı’nda çok zarar görmüş olan kubbe 1954’te kaldırıldı. Berlin Duvarı’nın Batı kısmında kalmıştı ve Duvar hemen yakınından geçmekteydi. 1972’den itibaren Bundestag’ın ( Lower House of Parliament – Yasama Organı Meclisi ) Berlin ofisi ve kongre merkezi olarak kullanıldı. 1990’da birleşmiş Almanya’nın ilk Bundestag toplantısı burada yapıldı. 1991’de ise Berlin’in yeniden başkent olması kararlaştırılınca binanın tüm Almanya’nın parlamento binası olmasına karar verildi. Başkentin Bonn’dan Berlin’e taşınma kararı 338 evet, 320 hayır oyu ile alındı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Reichstag, Berlin, Almanya.
1894 yılında yapımı tamamlanan Neo-Barok bina 1933 yılına kadar İmparatorluğun ve Weimar Cumhuriyeti’nin parlamento binasıydı. Büyük cam bir kubbesi vardı. İkinci Dünya Savaşı’nda çok zarar görmüş olan kubbe 1954’te kaldırıldı. Berlin Duvarı’nın Batı kısmında kalmıştı ve Duvar hemen yakınından geçmekteydi. 1972’den itibaren Bundestag’ın ( Lower House of Parliament – Yasama Organı Meclisi ) Berlin ofisi ve kongre merkezi olarak kullanıldı. 1990’da birleşmiş Almanya’nın ilk Bundestag toplantısı burada yapıldı. 1991’de ise Berlin’in yeniden başkent olması kararlaştırılınca binanın tüm Almanya’nın parlamento binası olmasına karar verildi. Başkentin Bonn’dan Berlin’e taşınma kararı 338 evet, 320 hayır oyu ile alındı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Reichstag binasının yeniden yapımı için yarışma 1992’de açıldı. 1993’te üç mimari proje yarışmayı kazandı. Hiçbirinin mimarı Alman değildi. Council of Elders, Norman Foster’ın projesinin uygulanmasına karar verdi. Aynı kurul, 1994 yılında Reichstag binasının kubbesi olması gerektiğine karar verdi ki bu, Foster’ın projesinde yoktu, birinci gelen projelerden biri olan Santiago Calatrava’nın projesinde vardı. Tarihi Reichstag binasının dışı bırakıldı, tüm içi yıkıldı. 1999’da parlamento Bonn’dan Berlin’e taşındı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Reichstag binasının yeniden yapımı için yarışma 1992’de açıldı. 1993’te üç mimari proje yarışmayı kazandı. Hiçbirinin mimarı Alman değildi. Council of Elders, Norman Foster’ın projesinin uygulanmasına karar verdi. Aynı kurul, 1994 yılında Reichstag binasının kubbesi olması gerektiğine karar verdi ki bu, Foster’ın projesinde yoktu, birinci gelen projelerden biri olan Santiago Calatrava’nın projesinde vardı. Tarihi Reichstag binasının dışı bırakıldı, tüm içi yıkıldı. 1999’da parlamento Bonn’dan Berlin’e taşındı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Reichstag kubbesinin içinde tabanda yer alan camlardan toplantı salonunu izlemek mümkün. Konideki açılı aynalardan gün ışığı yansıyarak binanın elektrik kullanım ihtiyacını azaltıyor. Koni aynı zamanda kirli havanın toplantı salonundan dışarı atılmasını sağlıyor. Tarihi binada da mevcut olan büyük borularla toplantı salonunun altından temiz hava veriliyor. Temiz hava taban döşemesinde filtre edilerek salona giriyor. Binanın ısıtması rapiska yağından üretilen biyolojik dizel ile yapılıyor. Cam kubbenin tepesi açık, koniden gelen kirli hava buradan tahliye ediliyor. Fonksiyon ile teknolojiyi birleştiren bir akıllı bina örneği. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Reichstag kubbesinin içinde tabanda yer alan camlardan toplantı salonunu izlemek mümkün. Konideki açılı aynalardan gün ışığı yansıyarak binanın elektrik kullanım ihtiyacını azaltıyor. Koni aynı zamanda kirli havanın toplantı salonundan dışarı atılmasını sağlıyor. Tarihi binada da mevcut olan büyük borularla toplantı salonunun altından temiz hava veriliyor. Temiz hava taban döşemesinde filtre edilerek salona giriyor. Binanın ısıtması rapiska yağından üretilen biyolojik dizel ile yapılıyor. Cam kubbenin tepesi açık, koniden gelen kirli hava buradan tahliye ediliyor. Fonksiyon ile teknolojiyi birleştiren bir akıllı bina örneği.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Berlin’in yeni binaları arasında yer alan 26 katlı, cam cepheli Sony Center 103 m. yüksekliği ile Potsdamer Platz’ın en yüksek binası.  Mimarı, ABD’ye yerleşmiş, cam ve çelik mimarisinde usta, Almanya’da pek çok eseri bulunan bir Alman, Helmut Jahn. Yerine yapıldığı 1911’in lüks oteli Esplanade’ın iki odası da yeni bina ile bütünleşmiş. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Berlin’in yeni binaları arasında yer alan 26 katlı, cam cepheli Sony Center 103 m. yüksekliği ile Potsdamer Platz’ın en yüksek binası. Mimarı, ABD’ye yerleşmiş, cam ve çelik mimarisinde usta, Almanya’da pek çok eseri bulunan bir Alman, Helmut Jahn.
Yerine yapıldığı 1911’in lüks oteli Esplanade’ın iki odası da yeni bina ile bütünleşmiş.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sony Center’ın, oval,  tenteye benzeyen cam çatısı çelik halat ve direklerle inşa edilmiş, plazanın üzerinde dalgalanıyormuş hissi veren bir mühendislik harikası. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Sony Center’ın, oval, tenteye benzeyen cam çatısı çelik halat ve direklerle inşa edilmiş, plazanın üzerinde dalgalanıyormuş hissi veren bir mühendislik harikası.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Çağdaş Sanata Varış 149| Postmodern Politika 3 Gilles Deleuze

Alman parlamentosu Reichstag’ın alınlığı üzerinde “Alman Halkı” yazısı. Postmodernizm, cinsiyet, politika ve etnisite konularını da sorgular. Kimlikle ilgili geçmişte doğal karşılanan değer yargılarını tekrar gündeme taşıyarak yeniden değerlendirilmesini temin etmeye çalışır. Almanya, Berlin Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Alman parlamentosu Reichstag’ın alınlığı üzerinde “Alman Halkı” yazısı. Postmodernizm, cinsiyet, politika ve etnisite konularını da sorgular. Kimlikle ilgili geçmişte doğal karşılanan değer yargılarını tekrar gündeme taşıyarak yeniden değerlendirilmesini temin etmeye çalışır.
Almanya, Berlin
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Gilles Deleuze (1925-1995) söz konusu olduğunda, düşüncenin ne olduğu içerikten çok biçim tarafından tayin edilir.
  • Düşüncenin oluş biçimleri üzerinde belirleyici etkiye sahip olanlar:
    * nerede ve nasıl ortaya çıktığı,
    *içerdiği fikirlerin nasıl organize edildiği ve sunulduğu,
    * kendi dışındaki güçlerle hangi yollardan bağ kurduğu,
    *zaman içinde nasıl bir yol kat ettiğidir.
  • Modern düşüncenin işe yaraması, insanlara hizmet vermesi beklenirdi. Modern ve akılcı insan dış dünyanın etkisini içselleştirir; Deleuze tarafından düşünce imgesi veya ortaya çıkan hiyerarşik ve merkezi organizasyon biçiminden ötürü devlet biçimi olarak adlandırılır.
New York’ta yaşayan Alman sanatçı Hans Haacke, 2000 yılında Reichstag binası için, sipariş üzerine, bir sanat projesi hazırladı ve iki oy farkla, zor da olsa, Sanat Komisyonu’ndan uygulama için onay aldı. Sanatçı, 1916 yılından kalma, Nazizm ile özdeşleşen “Alman Halkına” deyişine rakip, binanın içindeki yeni bölüme yerleştirilecek bu eser ile, Almanya’nın her seçim bölgesinden getirilmiş vatan toprağı ile büyük bir çiçek tarhı oluşturup, neon ışıklarıyla,  “Almanya’da Yaşayan Nüfusa”  yazacaktı. Sanatçının fikrine göre, nüfusunun %10’u yabancılardan oluşan Almanya’da, Nazizm’in kan ve toprak ritüeli de bu eser sayesinde büyük darbe yiyecekti. Daha önce, 1995 yılında iki  sanatçı Christo ve Jean-Claude Reichstag’ı kumaşla sararak paketlemişti. Projeyi sanatçılar kendileri finanse etmişler ve beş milyon ziyaretçi çekmişlerdi. Motoları ise “All our work is about freedom” idi. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

New York’ta yaşayan Alman sanatçı Hans Haacke, 2000 yılında Reichstag binası için, sipariş üzerine, bir sanat projesi hazırladı ve iki oy farkla, zor da olsa, Sanat Komisyonu’ndan uygulama için onay aldı. Sanatçı, 1916 yılından kalma, Nazizm ile özdeşleşen “Alman Halkına” deyişine rakip, binanın içindeki yeni bölüme yerleştirilecek bu eser ile, Almanya’nın her seçim bölgesinden getirilmiş vatan toprağı ile büyük bir çiçek tarhı oluşturup, neon ışıklarıyla, “Almanya’da Yaşayan Nüfusa” yazacaktı. Sanatçının fikrine göre, nüfusunun %10’u yabancılardan oluşan Almanya’da, Nazizm’in kan ve toprak ritüeli de bu eser sayesinde büyük darbe yiyecekti.
Daha önce, 1995 yılında iki sanatçı Christo ve Jean-Claude Reichstag’ı kumaşla sararak paketlemişti. Projeyi sanatçılar kendileri finanse etmişler ve beş milyon ziyaretçi çekmişlerdi. Motoları ise “All our work is about freedom” idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Deleuze’nin müdahalesi, zihinde şekillenen modelin uygulandıkça yeniden şekillenen, karşılaştığı engellerden ötürü yerini yeni söylemlere bırakan çift yönlü bir etkileşime maruz kaldığını açıklamaktır.
  • Deleuze ve Guattari göçebe düşünce kavramını ortaya atar. Göçebe düşüncenin hareket noktasını, her zaman dışarıyla bağ kurma isteği oluşturur, fikirler bir dışsallık formu içinde üretilir. Göçebe düşünce değişkenlikle karakterize edilir. Göçebe düşüncenin yaptığı iş, düşünce imgesini tahrip etmektir. Göçebe düşünce fikirlerinin, hiyerarşik bir yapı veya merkezi bir göstergenin buyurganlığı ile birbirine bağlanması söz konusu değildir.
  • Tıpkı kök bitkileri gibi göçebe düşünce de yeraltında gelişir. Uygun bulduğu bir anda yüzeye çıkması ve etkisini göstermesi mümkün olduğu gibi, belirgin bir merkezi olmadığı için tümüyle yok edilmesi de söz konusu değildir. Bir köksap kendini yeniden başka bir konumda tesis edebilir.
  • Göçebe düşünmek, nesnelerin zihindeki temsillerinden değil, gerçekliğin kendisi olan ve onun oluşumuna müdahil olan güçlerin varlığından destek alır.
  • Göçebe düşüncenin adlandırılma koşullarını, mekanlar boyunca gerçekleştirdiği seyahati, kat ettiği mesafe boyunca yaşadığı dönüşümleri ve konaklama mekanlarında hangi koşullar altında kabul gördüğünü bir arada değerlendirmek gereklidir. Bir düşünsel etkinin değerlendirilmesi, coğrafya ile bağlarını kurmayı, jeo-felsefi bir perspektifi gerekli kılar.
  • Deleuze ve Guattari’nin özel adlar kuramına göre, tarihsel bir isim, biz onu adlandırdığımızda ve kendimizi onunla özdeşleştirdiğimizde etkin hale gelir.
  • Azınlık, Deleuze felsefesinde sayıca az olanı değil, egemenlik aygıtı tarafından dışlanan ve tabi kılınan bütün toplumsal kümeleri temsil etmek için kullanılan bir kavramdır. Amaç, egemenlik aygıtının soyutladığı akışları yeniden serbest bırakmak, bu akışların yolunu tarihsel güçlerin yoluyla kesiştirmektir. Felsefenin yarattığı kavramların devlet tarafından temsil edilmediği alanda göçebe düşünür ve düşünce ortaya çıkar. Göçebe düşünce, felsefe, bilim, toplum, siyaset ve sanat gibi çok geniş bir alanda ortaya çıkar.