Etiket arşivi: Radyo

Kuşaklar

Gerek aile, gerek iş ilişkilerinde çatışmalardan kaçınabilmek için kuşaklara dair bilgi sahibi olmak çok çok önemli. Bu bilgi sayesinde çatışmalardan kaçınabilmenin yanı sıra, farklılıklara saygı göstermeyi, karşımızdaki kişinin ait olduğu kuşağın üstün yönlerinden destek almayı sağlayabiliriz. Bugün aynı ailede 5 kuşak, aynı şirkette ise 4 kuşak bir arada.  Yakın tarihte Z Kuşağı da iş hayatına katılacak.

Bakın bakalım, kronolojik kuşağınız ile ruhsal kuşağınız uyuşuyor mu?

1925-1942  veya  1929-1946 YILLARI ARASINDA DOĞANLAR

SESSİZ KUŞAK

  • Büyük Bunalım’ın ve Savaş’ın getirdiği sıkıntılar ile yaşamlarına başladılar.
  • Tel dolap ve gaz lambası yılları.
  • Şeref en önemli değerdi.
  • Ailelerine, eşlerine, işlerine  ve çalıştıkları kuruma çok bağlıydılar.
  • Otoriteye kayıtsız şartsız bağlılık gösterdiler.
  • Beklentileri düşüktü.
  • Muhafazakardılar.
Fotoğraf:g.mynet.com

Fotoğraf:g.mynet.com

1946-1964 ARASINDA DOĞANLAR

BEBEK PATLAMASI KUŞAĞI

  • Aileleri onlara model oldu. Onlara Sandviç Kuşağı da deniyor, çünkü önce çocuklarına, sonra yaşlanan ana-babalarına baktılar.
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki nüfus patlaması yıllarında doğan bu bir milyar bebeğe Baby Boomers da deniyor.
  • Sadakat duygusu yüksek, kanaatkar, aynı yerde uzun süre çalışan bir kuşak oldular.
  • Dünyada insan hakları hareketlerini, Türkiye’de çok partili döneme geçişi ve ihtilal sancılarını yaşadılar.
  • Genelde otoriteye ve hiyerarşiye saygılılardı; büyük çoğunluğu hayattan beklediklerini elde ettiğini düşündü.
  • Toplumsal olaylara duyarlıydılar. İçlerinden en idealistleri toplumsal koşullara 1968 yılında isyan edip, 68 Kuşağı olarak anıldılar. 1968 tüm dünyada eş zamanlı bir hareketlenmenin yaşandığı bir yıl oldu: Güney Amerika’dan Uzakdoğu’ya, Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya, Doğu Avrupa’dan Türkiye’ye.
  • Gramofon ve radyonun altın çağını yaşadıktan sonra buzdolabına kavuşup, 60’larda televizyon, 70’lerde fast food, 80’lerde gayrımenkul, 90’larda elektronik ve iletişim patlamasını yaşadılar. 2000’lerde yaşlanmamak için sağlık ve güzellik sektörlerini patlattılar.
  • Savaş sonrasının yokluklarını unutmadılar, zenginleşmenin tadını çıkardılar.
  • Teknoloji kimine yakın kimine uzak oldu, çok benimseyemedikleri söylenebilir.
1968’in bazı sembol isimleri var. Che Guevara, Fidel Castro, Dubcek, Martin Luther King, Stokely Carmichael gibi. Fotoğraf: www.oynakbeyi.com.

1968’in bazı sembol isimleri var. Che Guevara, Fidel Castro, Dubcek, Martin Luther King, Stokely Carmichael gibi.
Fotoğraf: www.oynakbeyi.com.

X  KUŞAĞI

1965-1979 ARASINDA DOĞANLAR

  • Çamaşır makinası, transistörlü radyo, bantlı teyp, pikap kullanılan yıllar.
  • Dünya petrol krizini, Türkiye sağ-sol çatışmalarını yaşadı.
  • Apolitik olmaları istendi ama toplumsal sorunlara duyarlı oldular.
  • Otoriteye saygılı ve kanaatkar olmakla birlikte sadakat duyguları duruma göre değişti.
  • Paraya odaklı, bireyci.
  • Bilgiye saygılı.
  • Gerçekçi.
  • Çalışkan.
  • İş motivasyonları yüksekti ama daha iyi kariyer imkanları da aradılar.
  • Önceden hesaplanmış, kurgulanmış takım çalışmasını önemsediler.
  • Teknolojiyi zorunluluktan kullandılar.
  • Hayatı ölçümlemelerle anlamaya çalıştılar.
  • Kadınların iş gücüne katılımı arttı, çocuk sayısı düştü.
  • Boşanmalar arttı.
  • Uyuşturucu kullanımı arttı, HIV ile tanışıldı.
Fotoğraf:www.btnet.com.tr

Fotoğraf:www.btnet.com.tr

1980-1999 YILLARI ARASINDA DOĞANLAR

Y  KUŞAĞI

  • Bağımsızlar.
  • Sadakat duyguları az.
  • Teknoloji ile barışıklar. İletişim teknolojilerine hakimler. Hatta teknoloji, yaşam biçimleri.
  • Klasik yöntemle okumak, hesap yapmak onlar için zor.
  • Narsist, bireyci, girişimci.
  • Fikirlerini doğrudan söylerler.
  • Çalışmayı sevmiyorlar. Esnek çalışma saatlerini, uzaktan çalışma imkanını, ılımlı ve sıcak ilişki kurulabilen yöneticileri; yaratıcılığa ve kariyer gelişimine açık olan; çokuluslu, kurum kültürü olan şirketleri tercih ederler.
  • Sık sık iş değiştirirler. Farklı şirketlerde deneyim kazanmak isterler.
  • Dikkatlerini toplayamazlar.
  • Eğlenmeyi ve kazanmayı seviyorlar.
  • Hızlı tüketiyorlar, tatminsizler.
  • Beklentileri yüksek ama bedelini ödemek istemiyorlar.
  • Eş zamanlı olarak birkaç işi birden yapabiliyorlar.
  • Kitlesel, standart olanı değil, kişiye özel olanı seviyorlar.
  • Akran onayını önemsiyorlar.
  • Sabırsızlar, çabuk vazgeçiyorlar. Çabuk ünlü, zengin ve güçlü olmak istiyorlar.
  • Bir konuda motive olduğuklarında odaklı, yaratıcı, liderliğe ihtiyaç duymayan bir kuşaktır.
  • Özgüvenleri abartılıdır.
  • Sosyaller.
  • Cep telefonuna yapışık yaşıyorlar.
  • Çok kanallı TV, müzik seti, bulaşık makinesi kuşağı.
  • Otorite istemezler.
  • Başarıya saygılılar.
  • Geleceğe odaklılar, değişime açıklar.
  • Deneyerek öğrenmeden yanadırlar.
  • Özel yaşamlarına önem verirler.
  • Çok dilliler.
  • Türkiye nüfusunun %25’ini oluşturuyorlar.

 

Fotoğraf:secilmisadam.com

Fotoğraf:secilmisadam.com

2000’Lİ YILLARDA DOĞANLAR

Z  KUŞAĞI

  • Teknolojik oyuncaklar, GSM, internet, laptop, nano teknoloji çocukları, network gençleri. Kuşağın diğer adı da İnternet Kuşağı.
  • Uzaktan erişim sağlayabildikleri için yalnızlık çekecekleri düşünülüyor.
  • Aynı anda birden fazla konuyla ilgilenebilme becerileri gelişiyor.
  • Motor beceri senkronizasyonu en yüksek nesil olacakları bekleniyor.
  • Dikkat ve konsantrasyon zorlukları yaşamaları ise avantajlı olmayacakları yönler olarak sıralanıyor.
  • Otoriteyi tanımayacaklar.
  • Sonuç için çalışacaklar.
  • Hız tutkunu olacaklar.
  • Çok meraklı bir yapıları olacak.
  • Onların yetişkinliğinde kararlar yapay zeka tarafından alınacak.
  • Çok diplomalı olacakları bekleniyor.
  • Az emekle çok getiri bekleyecekleri düşünülüyor.
  • Kararsız ve tatminsiz, doğuştan tüketici olmaları muhtemel.
Fotoğraf:www.milliyet.com.tr

Fotoğraf:www.milliyet.com.tr

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Siz Hangi Kuşağın İnsanısınız?, Psikolog Barçın Canbolat, blog.milliyet.com.tr
  • #diren(me)xkuşağı, Burçak Pak Yılmaz, Yenibiriş, Temmuz 2013.
  • Nedir Bu Y Kuşağı, Nuran Çakmakçı, Hürriyet, 6 Haziran 2010.

 

 

 

Sanayi Devrimleri

  • Sanayi devrimlerinin tanımlanmasında hangi enerji kaynaklarının kullanılmakta olduğu belirleyicidir.
  • Birinci Sanayi Devrimi’nde odun ve kömür, İkinci’de petrol ve elektrik, Üçüncü’de nükleer enerjiye geçişten bahsedilir.
  • İlk devrimde öncü Birleşik Krallık, İkinci’de öncü ABD ve Almanya,
  • 16. yüzyıldan başlayarak Avrupa’nın nüfusu hızla artmaya başladı; tarımdaki gelişmeler bu sektördeki nüfus ihtiyacını azaltınca artan nüfus kentlere göç etmeye başladı. Böylece sanayi için hazır işgücü oluştu. Yaşam düzeyi yükseldi. Bu da tüketim malı talebini arttırdı. Yeni Dünya’nın keşfi ile Avrupa’ya altın, gümüş gibi kıymetli metaller taşındı. Ayrıca İngilizler Babür İmparatorluğu’nun hazinesini İngiltere’ye getirdi. Protestanlık ahlakının düsturu çalışkanlığın başlıca değer haline gelmesi; Aydınlanma ile bilimsel bilginin değerinin artması; Fransız Devrimi ile  sanayi toplumuna uygun siyasal bir yapılanmanın temellerinin atılması.

Bunlar sanayi devrimine yol açan süreçler olmuştur.

 

  • İlk Sanayi Devrimi 18. yüzyılın ortalarında, kömürün buhara dönüştürülerek  buhar gücünün sanayiye uygulanması ile makineleşmiş endüstrinin doğması ile ortaya çıktı. Sermaye birikiminin artması da bu dönemde gerçekleşti. Kâğıda basılan gazete, dergi ve kitap bu dönemde  iletişimin temel araçları haline geldi.
  • 18. yüzyılda Birleşik Krallık dünyanın mali merkezi konumundaydı ve düzenin temeli bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasına, iç piyasadaki özgür rekabete dayanıyordu. Ayrıca İngiltere, zengin kömür ve demir kaynaklarına sahipti. Dünyanın en büyük sömürge imparatorluğu olması Birleşik Krallık’a hem kaynak hem de geniş bir pazar imkanı sunuyordu. Bir ada ülkesi olması onu Avrupa’da yaşanan tüm olumsuzluklardan uzak tutmuştu. Zaten 16. yüzyıldan beri de dokuma sanayisinde dünya liderliğini koruyordu. Dolayısıyla Birinci Sanayi Devrimi’ne Birleşik Krallık’ın öncü olması çok doğaldı. Buharla çalışan makine de 1763 yılında James Watt  tarafından İskoçya’da bulunmuştu.
  • Elektrikli iletişim, telefon, ilk devrimin sonlarına rastladı.
  • Sanayinin gelişmesi işçi sınıfının büyümesi ve bilinçlenmeye başlaması, uzun çalışma saatleri, sağlıksız çalışma koşulları, düşük ücretler, özellikle küçük çocukların ve kadınların iş hayatında ezilmesi sonuçlarını doğurdu. Burjuvazi ve proletarya arasındaki çatışmalar, sosyalist, komünist topluma geçiş özlemlerini gündeme getirmiştir.
  • Birinci Sanayi Devrimi’nin bitişi için 1830, 1850 ve 1870 yılları önerilir. 1870, emperyalizmin de başlangıcı kabul edilen Fransa – Prusya Savaşı en çok kabul gören tarihtir.

 

  • İkinci Sanayi Devrimi 1870-1914 dönemindeki ekonomik ve sosyal değişimleri ifade eder.
  • İkinci Sanayi Devrimi’nin belirleyici unsuru çelik üretiminin yarattığı teknolojik dönüşüme bağlı olarak demiryollarının gelişmesi ile ulaşımın, haberleşmenin ve dağıtımın kolaylaşması; yeni nakliye olanaklarıyla ticaretin ivme kazanması; petrol ve türevlerinin ekonomide kazandığı önem; elektrik, petrol tabanlı içten yanmalı motorlar ve otomotiv sektörünün gelişimidir. Atlantik ötesi telgraf ve radyo bağlantılarının sağladığı olanaklarla, borsa ve hisse senedi piyasası oluşmuştur. İş dünyasında meydana gelen diğer gelişmelere bakıldığında ise sendikaların kabul görmeye başlaması, istihdamda beyaz yakalıların oranının artması sayılabilir. Radyo, gramofon, fotoğraf ve sinema ile yeni tüketim biçimleri, kavramlar ve sanatlar ortaya çıkmıştır.
  • Çağımız ayrıca düşün sanayileştirilmesidir. Bir sanatçının bütün dünyayı güldürüp ağlatabildiği bir uygarlıktır.

 

  • Üçüncü Sanayi Devrimi, İkinci Dünya Savaşı sonrası başlayan ve 1970’li yıllardan sonra ivmesi artan, üretimin sayısallaştığı, bilişim teknolojisi dönemi olarak da adlandırılır. Sentetik mallar, bilgisayar teknolojisi, mikroelektronik teknoloji, fiber optikler, telekomünikasyon, biyogenetikler, biyotarım, lazer teknolojisi bu dönemin belirleyici unsurlarıdır. Sanayi ve ticaretin küreselleşmesi de bu dönemde gerçekleşmiştir.
  • Dünyadaki kaynakların hızla tükenmekte olduğu da bu dönemde gündeme geldi. Doğal yaşamın olumsuz nitelikler kazandığı ve dünyanın sürdürülebilirliğinin zorlaştığı; çevrenin korunması, kirlilik yaratan endüstrilerden vazgeçilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edilmesi ve enerji tüketiminin teknolojik gelişmeler aracılığı ile azaltılması çareleri aranmaya başlandı. Yenilenebilir enerjinin yaygın ve ekonomik kullanımı, güneş, rüzgâr, yeraltı ve hidrojen enerjileri; taşıma sistemlerinin elektrikli hale gelmesi ile sıfır emisyonlu ulaşıma geçilmesi; yeşil ekonomi,  binaların kendi enerjilerini üretmeleri, enerji depolama teknolojilerinin gelişimi, İnternet altyapısının enerji altyapısı ile birlikte çalışmasının olanaklarının geliştirilmesi günümüzün başlıca sorunları olmaya devam ediyor.