Etiket arşivi: Prusya

Dil 3 Prusya Dili

Prusya bayrağı. Fotoğraf: royal-flags.co.uk

Prusya bayrağı.
Fotoğraf: royal-flags.co.uk

  • 16. yüzyılda bir Polonya düklüğü olan Prusya, 17. yüzyılda Berlin, Branderburg seçici prensleri Hohenzollern Hanedanı’nın eline geçti. 1701’de Prusya Krallığı ve 1871’de Alman İmparatorluğu bu hanedan zamanında kurulmuş, 1918 yılında Weimar Cumhuriyeti’ne kadar aynı hanedan başta kalmıştır.
  • 18. yüzyıl başında Brandenburg prensleri Prusya kralı unvanını aldılar.
  • Kutsal İmparatorluk 1806 yılında kaldırılınca Prusya adı önce Germanya dışındaki topraklara verildi, sonra bütün devlet için kullanıldı.
  • Bir Baltık dili olan Prusya dili 18. yüzyıldan sonra konuşulmaz oldu. Bu dili 15. ve 16. yüzyıllarda yapılan Alman kateşizm tercümeleri sayesinde tanıyoruz.

 

Yararlanılan Kaynak

Milliyetçilik, Craig Calhoun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007.

 

 

Milliyetçilik 2

Napolyon’un Rusya Seferi, 1812. Fotoğraf: elchaco.info

Napolyon’un Rusya Seferi, 1812.
Fotoğraf: elchaco.info

  • Paralı askerler yerine vatandaş ordularının seferber edilmeye başlanması daha güçlü bir ortak kimlik ve komşulardan farklılık duygusu yarattı. Milliyetçiliğe doğru atılmış önemli bir adım olan vatandaş ordusunu ilk kuran Oliver Cromwell (1599-1658) oldu. Geniş kitleleri ortak bir siyasi amaç ve askeri girişim için seferber etti. Cromwell’in bu Yeni Model Ordu’su, ilk vatandaş ordusu idi. Bu ordu, halk ile devlet arasındaki zıtlıktan kaynaklanan ilk büyük Avrupa hareketi olan İngiliz İç Savaşı (1644-1651) için oluşturulmuştu.
  • 1789’da, Fransız Devrimi’nin olduğu yıl, Almanca konuşanlar 1500 prensliğe dağılmış bulunuyorlardı. 1815 yılına gelindiğinde az çok özerk 39 siyasi birime bölünmüş durumdaydılar. 1860 yılında İtalyanlar, 1871’de ise Almanlar ulusal birliklerini sağladılar.
  • 1870 savaşında Prusya Fransa’yı ağır bir yenilgiye uğratmıştı. Almanlar artık büyük güçlerin arasına katılmıştı. Aydınlanma döneminin akılcılığının ve özgürlükçü ruhunun şekillendirdiği Batı Avrupa tarzı milliyetçilik anlayışının yerine, Aydınlanma’nın evrenselliğine ve kozmopolitliğine karşı çıkan, Romantik Alman düşünürlerinin savunduğu etnik nitelikli Doğu Avrupa tarzı milliyetçilik anlayışı kendini kabul ettirmişti.
  • Almanların büyük güçlere katılması, Prusya’nın yıllardır başarıyla uyguladığı zorunlu askerlik sistemi yanında yurtseverlik ve vatan aşkı ile devleti için kendini fedaya hazır gençler yetiştiren eğitim sisteminin üstünlüğü geniş çevrelerce benimsendi. Oysa Avrupa’da zorunlu askerliği ilk uygulayan Fransa olmuştu. Konvansiyon, 1793’te her Fransız vatandaşına askerlik yapma yükümlülüğü ve hakkını getirmiş, fakat daha çok gönüllüler askere alınmıştı. Zorunlu askerlik 1798 yılında yeniden düzenlenmişti. Yurttaş orduları 19. yüzyıldan, Napolyon Savaşlarından (1803-1815) önce yalnızca iç savaşlarda kullanılmışlardı. Napolyon döneminde ordulara olduğu kadar siyasete ve kültüre de vatandaş katılımının artması hedeflendi.
  • 1870 savaşından sonra zorunlu askerlik, İngiltere dışında tüm Avrupa ülkelerinde benimsendi.
  • Yurttaş askerler arasındaki temas, birbirlerini daha iyi tanımalarına ve birbirlerine daha çok benzemelerini sağladı. Bu nedenle Napolyon Savaşları Avrupa’da ulusal bilincin artması açısından önemli bulunur.
  • 1871 yılında Versailles Sarayı’nda Alman İmparatorluğu kurulduktan sonra askeri değerlerin ve pratiklerin sivil hayatı şekillendirdiği militarist anlayış Batı Avrupa ve Balkanlar’da da benimsendi. Milliyetçilik ideolojisinin ve militarist anlayışın bileşimi olarak ülke orduları siyasal ve toplumsal hayatta etkin rol oynamaya başladılar. Sorunların çözümünde şiddet kullanımı meşru görülür oldu. Disiplin ve komuta hiyerarşisi gibi kavramlar türedi.
  • Militan kesimler, Romantik Alman düşünürlerinin savunduğu kültürel ve otoriter, etnik aidiyeti ön plana çıkartan irredantist milliyetçilik (yayılmacı milliyetçilik) anlayışını benimsediler. Doğu Avrupa tarzı Dışlayıcı milliyetçilik, Pan-Germenizmin, Pan-Slavizmin ve diğer Balkan milliyetçiliklerinin de rehberi haline geldi.
  • Bir ulusa mensup olma düşüncesinin, bir yuvası olma ve evinde hissetme duygusu ile olan yakınlığı milliyetçi projenin kolaylaştırıcısıdır. İnsanların, uluslarının geri kalanıyla dayanışmasının yolunu açar. Ulusunun üstün olduğunu düşünmek, buradan kendine de pay çıkarmak onu ulusuyla özdeşleşmeye teşvik eder.
  • Pan-Slavizm, Pan-Germenizm, Pan-Helenizm ve diğer “Pan” lar, ırkçı ve emperyalist akımlar olarak değerlendirilir.
  • “Pan” ön eki taşıyan siyasi ideolojiler, söz konusu medeniyeti yücelten ve söz konusu milletin siyasi birliğini hedefleyen milliyetçi ideolojilerdir.

Şiddet 15 | Kutsal Şiddet 2

  • Kilise’nin temsil ettiği Hıristiyanlık anlayışına isyan eden; Eski Ahit Tanrısı ile Yeni Ahit Tanrısının farklı ve ilkinin kötü olduğuna inanan; Kilise’nin görkemli zenginliğine de karşı olan ve din dışı görülen mezhep, bölgelere göre değişen adlar alırdı; Kathar, Bogomil, Patarini gibi. Katharlar’a karşı Papa III. Innocentius 1208 yılında bir Haçlı Seferi başlattı. 30 yıl içinde yüz binlerce kişi kılıçtan geçirildi. Özellikle kadınlar yoğun bir vahşete maruz kaldı. Bir çukura atılıp ölünceye kadar taşlanan kadınlar oldu. Bunlar aynı zamanda Trubadur denen, din dışı şarkılar söyleyen ozanlardı. Katar Katliamı ve veba salgını ile nüfus çok azaldı, Trubadur geleneği de son buldu.
St. John’s Co-Cathedral, Valetta, Malta. Katedralde bir şövalyeye ait mezar taşı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

St. John’s Co-Cathedral, Valetta, Malta.
Katedralde bir şövalyeye ait mezar taşı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Haçlı Seferleri 1095 ve 1272 yılları arasında yapılan, Avrupalı Katolik Hıristiyanların Papanın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine Müslümanların elindeki kutsal topraklar üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak, oradaki zenginliği ele geçirmek için düzenlemiş oldukları seferlerdir. İslam dünyası ile Batı arasındaki husumetin başlangıç noktası Kudüs’ün yağmalanmasıdır denebilir. Doğu, Haçlı Seferlerinden beri Batı’yı doğal düşman; Batı ise Doğu’yu Öteki olarak görmüştür. Bu seferler Doğu ile Batı arasındaki kırılma noktası olmuştur. Doğu algısında İsrail, Yeni Haçlı Devleti’dir.
  • Bu süre zarfında pek çok şövalye tarikatı doğmuştur. Şövalyeler bir karar aldıklarında, bunun kral tarafından bile değiştirilemediği, iptal edilemediği durumlar yaşanmıştır. Daha sonra bu tarikatlardan kurtulmak da ancak şiddet kullanarak olabilmiştir.
  • Bir dinin mensupları, diğer bir dinin yayılmasını durdurmak için harekete geçtiğinde, sonuç bunun tamamen tersi olmuştur.
  • Din savaşları iki ayrı din arasında olabildiği gibi, aynı dinin farklı grupları arasında da gerçekleşmiştir. Her dinin kendi içinde heretik saydığı en az bir grup vardır.
  • Fransa’da 1562′de başlayan Din Savaşları 1598′e değin aralıklarla sürdü. Bu dönemdeki en önemli olay, 1572′de Paris’te başlayan ve bütün Fransa’ya yayılan Aziz Bartolomeus Yortusu Kıyımıydı. Fransa tarihinin en karanlık sayfalarından birisi olan Kıyımda, Paris’teki hemen bütün Huguenot, Fransız Protestanları önderleri yok edildi, bütün ülkede binlerce Protestan katledildi. Bundan sonra Din Savaşları yeniden alevlendi. 1574′te IX. Charles‘ın yerine tahta çıkan III. Henry döneminde kısa aralıklarla sürdü. III. Henry’nin 1589′da öldürülmesinden sonra tahta çıkan IV. Henry Protestan’dı, ama o da ancak Temmuz 1593′te Katolik olmayı kabul ederek ülkede barışı sağlayabildi. 1598′de Henry’nin yayımladığı Nantes Fermanı‘yla Huguenot’ya dinsel ve siyasal özgürlük tanındı. 1685′te XIV. Louis Nantes Fermanı’nı yürürlükten kaldırdı. Bunu izleyen birkaç yıl içinde 250 bini aşkın Fransız Protestan’ı İngiltere, Prusya, Felemenk ve Amerika’ya göç etti.
  • Avrupa’da Reform yanlıları ile Katolikler arasında yaşanan din savaşları 1648 yılında yapılan Westfalia Antlaşması’na kadar, neredeyse yüz yıl sürdü.
  • R. Smith, İskoç sosyal antropolog Sir James Frazer (1854-1941) ve Avusturyalı nörolog Sigmund Freud (1856-1943) dini, toplumu ve kültürü, primitif şiddetin farklı formları olarak görmüşlerdir.
  • Sadhu, Hinduizm inancında ermiş kişidir. Ona yakın olmak, tanrıya yakın olmak demektir. Savaşçı Sadhu’lar olan Naga’ların ortaya çıkışı Müslümanların Hindistan’a gelişi ile olmuştur. Kendi aralarında İslam propagandası ile savaşmak üzere ordular kurmuşlar, önce Mughal daha sonra Britanya İmparatorluklarına karşı savaşmışlardır. Başbakan Indira Gandhi (1966-1977 ve 1980-1984) büyük şehirlerden kutsal inekleri kaldırmak isteyince silahlanıp Parlamentoya yürümüşler ve tasarıya engel olmuşlardı. Hinduizm’in savaşçıları olan Naga’lar günümüzde de savaş oyunları ile eğitiliyorlar.
  • Babası Ku Klux Klan üyesi olan Vaiz Jim Jones (1931-1978) ABD’de People’s Temple (Halkın Tapınağı) adlı tarikatın kurucusuydu. 1978 yılında Guyana‘da Jonestown kasabasında 911 müridini aynı anda intihar etmeye ikna etmiş ve kendisi de müritleriyle birlikte ölmüştür.