Etiket arşivi: Procedure Room

Şiddet 23 | Ötekine Yönelik Şiddet 6

  • Günümüz toplumsal söylemine egemen olan şeffaflık politikası, Ötekiliği, farklılığı ortadan kaldırmaya, bir aynılık diktatörlüğü kurmaya yöneliktir. Şeffaflık ile her şey dışa dönmüştür; sathileşmiş, dolaysız tüketime açılarak metalaşmıştır.
  • Tweetler, aslında bir anlamda “ben varım” demektir. Buradaki “ben”, Öteki’ne karşı korunan veya sınır koyan değil, Öteki’nin dikkatini çekmeye çalışan bir “ben” olarak da düşünülebilir. Ben için Öteki, tüketici olarak seyircidir.
  • “Düşünüyorum, o halde varım” diyen Kartezyen Ben, kırılgandır. Öteki ile kendini konumlandıran, kendini tanımlayan, Öteki ile kimliğini kuran Kartezyen Ben’in kendini bir yere koymak için Öteki’ne ihtiyacı vardır.
  • Post Kartezyen Ben’in kendini bir yere koymak için Öteki’ni reddetmeye ihtiyacı yoktur.
  • Şiddet kullanmamak pasifizm değildir.
  • Hindistan Bağımsızlık Hareketi’nin siyasi ve ruhani lideri Mahatma Gandhi (1869-1948) şöyle diyordu: “Benim şiddete başvurmama öğretim aşırı derecede aktif bir güçtür. Korkaklığa, zayıflığa yer bırakmaz. Şiddet kullanan bir adamın bir gün şiddet kullanmayan biri olması için bir umut vardır, fakat bir korkak için hiçbir umut yoktur.” Şiddet içermeyen direniş tıpkı şiddet gibi saldırgandı; fakat bu saldırganlık fiziksel değil ruhsaldı. Aktifti, kötülüğü kabul etmeyi reddediyordu, zarar vermeksizin direniyordu. Karşısındakine fiziksel saldırganlık kullanmaması anlamında pasif; aktif halde olan zihin ve duygularla, aktif biçimde düşmanı tutum değiştirmeye ikna için çalışırken ruhsal olarak saldırgandır, şiddeti aslında reddetmez.
  • Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi Martin Luther King’in (1929-1968) yaşanan bütün kaygı, korku ve şiddet karşısında sükunet ve barışçılık kapsamında sakin kaldığı bilinmektedir. King için şiddet kullanmamak, sadece siyasi bir hareket değil, bir hayat tarzı, başka insanları tedavi etme yöntemi, ırkçılığın tedavisiydi. King, adaletsizlik karşısında üç seçenek olduğunu öğretti: Şiddet yoluyla direniş, şiddet kullanmadan direniş ve katlanmak. Gandhi ve King’in pasifist olmamalarının sebebi şiddete karşı çıkmaları ama katlanmaya razı gelmemeleridir.
  • 1989’da Almanya’da referans kültürü egemen kılmaya yönelik Leitkultur gibi yeni temalar ortaya çıktı. Dışlayıcı bir tonu olan Leitkultur nosyonu, ulusal kimliğin yüceltilmesine ve kültürlerarası ilişkilerin bir hiyerarşi içinde algılanmasına yol açtı. Leitkultur, göçmenlerin çifte aidiyetlerini de reddetmeye yönelikti. 2000’lerde Leitkultur fikri, çokkültürcülüğün reddi, kültürel göreliliğin kınanmasına dönüştü.
  • Gilles Deleuze (1925-1995) felsefesinde azınlık, sayıca az olanı değil, egemenlik aygıtı tarafından dışlanan ve tabi kılınan bütün toplumsal kümeleri temsil etmek için kullanılan bir kavramdır. Deleuze’e göre aslında felsefe de halka, ulusa değil, azınlıklara seslenir.
  • Britanya polisinin verilerine göre, 23 Haziran 2016’daki AB referandumu ve AB’den ayrılma kararı sonrasında ülke genelindeki ırkçı söylem ve saldırılarda %400 artış yaşanmış. Referandum öncesinde haftada ortalama 63 olan ırkçı söylem ve saldırı sayısı referandumun ardından geçen bir haftalık sürede 331’e yükselmiş.
  • Toplumsal cinsiyet (gender) kavramı da Öteki’ni yaratmak için kullanılan bir başka araçtır. Bu kavram, kadın ve erkeğin sosyal olarak belirlenen rol ve sorumluluklarından hareket eder; önyargılı ve dayatılmış özelliklerdir. Dişi ve eril dışında başka bir seçenek tanımaz. Toplumsal cinsiyet kavramı algısına uymayanlar ötekileştirilir. Cinsiyet (seks), biyolojiktir, değişmez ve evrenseldir. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından belirlenir, sosyo-kültürel yapı içinde öğrenilir, zaman ve mekan içinde değişiklik gösterir; toplumsal algı değiştirilerek toplumsal cinsiyet de değiştirilebilir. 1970’lerden itibaren bu kavrama karşı savaşım verilmektedir.
Procedure Room, Ukraynalı aktivist sanatçı Nikita Kadan, 2009-2010 serisinden. Fotoğraf: Gandy Gallery

Procedure Room, Ukraynalı aktivist sanatçı Nikita Kadan, 2009-2010 serisinden.
Fotoğraf: Gandy Gallery

  • İslam’ın Avrupa kültürel bağlamında bir Öteki olarak ortaya çıkışı, çoğu Müslüman olan göçmen sorunu ile katlanmaya devam ediyor.
  • Düalist dünya görüşünde nefret edilen, kovuşturulan bir Öteki daima vardır.
  • Öteki, mutlaka sayıca az olan değildir. Sayıca çok olsalar bile azınlık statüsü taşıyanlar da vardır; kız çocukları ve kadınlar gibi.
  • Kadınlar, Öteki’nin dişi olanıdırlar.

 

 

Şiddet 19 | Ötekine Yönelik Şiddet 2

Otoriter Kişilik

 

Otoriter kişilik; kendi içinde bulunduğu gurubu ön plana çıkaran, dışındaki guruba düşmanca hisler besleyen, hoşgörüsüz, bağnaz kişilik olarak tanımlanmaktadır.

Bağnaz kişilikleri açıklamak için yapılan araştırmalarda, otoriteryen ve faşist eğilimleri belirlemek üzere Frankfurt Okulu tarafından F Ölçeği geliştirilmiştir.

*Geleneksel orta sınıf değerlerine katı bağlılık,

*Ait olunan grubun idealize edilmiş kurallarına boyun eğici tutum,

*Geleneksel değerleri çiğneyenleri ya da çiğnemek isteyenleri kınama, reddetme ve cezalandırma eğilimi, otoriter saldırganlık,

*Yaratıcı ve esnek düşünmeye karşı olmak,

*Katı kategorilerle düşünme eğilimi göstermek, boş inançlı ve kalıp yargılı olmak,

*Düalist düşünmek; güçlü kişilerle özdeşleşme, dayanıklılık ve sertlik konusunda iddia sahibi olmak,

*Genel bir düşmanlık, yıkıcılık ve olumsuzluk içinde bulunmak, insanları yerme, iftira atma eğilimi,

*Bilinç dışı çatışmaları dışa yansıtma,

*Cinsellikle ilgili faaliyetlere yönelik abartılı ilgi

F Ölçeğinde otoriteryen kişiliği saptamaya yarayan dokuz boyuttur (Social Cognition, M. Augostinos, I. Walker, N. Donaghue, 2006).

Frankfurt Okulu’ndan Theodor Adorno (1903-1969), vatandaşlığın körleşen birlikteliği değerlendirmesini yapmıştır. Adorno’ya göre; otoriter kişiliğin kökeni kötü geçen çocukluk günlerine bağlıdır. Bu kişiler yetişkinlikte de itaat eden, saygılı, düşmanca hisler beslediği zaman saldırgan, sert bir kimlik geliştirmektedir.

Procedure Room, Ukraynalı aktivist sanatçı Nikita Kadan, 2009-2010 serisinden. Fotoğraf: www.transit.be

Procedure Room, Ukraynalı aktivist sanatçı Nikita Kadan, 2009-2010 serisinden.
Fotoğraf: www.transit.be

Bob Altemeyer’e (1940-) göre otoriter kişilik için üç boyut önemlidir.

*Kendinden yüksekteki kişiliklere boyun eğme,

*Yerel otoriteler tarafından izin verilmiş kişilere gösterilen saldırganlık,

*Toplumca kabul edilmiş geleneklere yüksek oranda bağlılık.

Altemeyer, otoriter kişiliğin gelişimini sosyal öğrenme kuramına bağlar.

Farklı deneyimler yaşayan çocuklar, farklı kimliklerle ilişkisi olanlar, geniş çevrede yaşayanların daha hoşgörü sahibi oldukları gözlenmiştir.

Tersine dar çevrede yaşayanlar ve bu tür engin deneyimler yaşayamayanlar ise daha otoriter kişiler olarak yaşamlarına devam etmektedirler.

Altemeyer’in sosyal öğrenme kuramı, F Ölçeğinden daha güvenilir bulunmuştur.

Altemeyer yaptığı araştırmalar sonucu otoriterlikle ilgili bulgularına, sol kanat politikacılarında rastlayamamış; bu nedenle çalışması Sağ Kanat Otoriteryenizm Kuramı olarak adlandırılmıştır. Bu kuram günümüz politikalarında otoriter yaklaşımın sağ politikacılara daha yakın olduğunu anlatır.