Etiket arşivi: Post kolonyalizm

Emperyalizm 1

  • Sömürgecilik ve yeni sömürgecilik çalışmalarında temel nokta, Gilles Deleuze ve Félix Guattari’ye göre, Batılı modern kapitalist sistemlerle dünyanın gerisi arasındaki eşitsiz ilişkidir. Bu ilişkinin aynı zamanda Batı’nın evrensellik ve modernlik kavramlarına dayanan kimliğini kurgulama yolu olduğu öne sürülür.
  • Post-kolonyalizm adı verilen bu sorunsal, emperyal kapitalizmin sömürü mekanizmasının ötesine geçip ötekileştirme denilen ilişki tarzına da ışık tutar.
  • Batı emperyal gücünü öncekilerden ayırt eden temel özellik, Batı’nın bilgi üretme mekanizmalarını iktidarının ayrılmaz parçası haline getirmiş olmasıdır.
The Plumb-pudding in Danger, James Gillray, 1805. British Museum, Londra. Fotoğraf: The Book of Art, Cilt 1.

The Plumb-pudding in Danger, James Gillray, 1805.
British Museum, Londra.
Fotoğraf: The Book of Art, Cilt 1.

  • 19. yüzyılın son çeyreğinde, Asya’dan Afrika’ya kadar uzanan devasa toprak alanının Avrupa’ya eklemlenmesi tamamlanmıştı. Afrika’nın sömürgeleştirilmesi yaklaşık 20 yıllık bir sürede tamamlanmış, 1870’te Afrika’nın %10’u sömürge iken, 1890’da kıta topraklarının %90’ı sömürge haline getirilmişti. 20. yüzyıla girildiğinde dünya sathında sömürgeleştirme süreci son kertesindeydi; fethedilecek toprak pek kalmamıştı.
  • Büyük Britanya o yıllarda dünyanın gördüğü en büyük imparatorluk ülkesine sahipti. 33.7 milyon kilometrekarelik bir toprak alanına ve dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birine hükmediyordu. Krallık donanması kendisinden sonra gelen en büyük iki filonun toplam gücüne eşitti. Ancak Almanya, Japonya, ABD gibi yeni aktörlerin devreye girmesi ile üretim verimliliği konusunda giderek zayıflıyor ve dünya ekonomisindeki payı düşüyordu.
  • Birinci Dünya Savaşı dünya sathında Afrika, Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’dan 100’den fazla devletin katıldığı ilk küresel savaş olmuştu. Askerler, ilk kez kendi bölgelerinin dışında hiç bilmedikleri yerlere savaşa gönderilmişlerdi. Kanadalı askerler Fransa’ya, Anzaklar Gelibolu’ya, Hintliler Ortadoğu ve Avrupa’ya, Çinliler İngilizlerin, Afrikalılar Fransızların savaştıkları cephelere sürülmüşlerdi.
  • ABD’nin Vietnam denemesi Yeni Sömürgecilik kapsamında düşünülmesi gereken bir teşebbüstür.
  • Putin’in başka ülkelerde yaşayan Ruslar konusunda hak ve sorumluluk iddiası var. Putin’in 1994 yılında dile getirmeye başladığına göre Rusya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla anavatan dışında kalmış 25 milyon Rus’u kendi kaderine terk edemezdi. Etnik Rusların ve Rusça konuşanların sorumluluğunun üstlenilmesi, Rusya’nın 20 yıldır şekillenmekte olan eski Sovyet cumhuriyetleri bölgesindeki yeniden emperyalleşme politikalarının meşruiyet kaynaklarından biri haline geldi. Eski Sovyetler Birliği bölgesinin hemen hemen tamamı Rusya’nın müdahale edebileceği alan olarak tanımlanıyordu.

 

Bu harita İngiltere’nin hiçbir dönemde işgal etmediği ülkeleri göstermektedir. Söz konusu ülkelerin sayısı sadece 22’dir. Fotoğraf: AFL67@yahoogroups.com

Bu harita İngiltere’nin hiçbir dönemde işgal etmediği ülkeleri göstermektedir. Söz konusu ülkelerin sayısı sadece 22’dir.
Fotoğraf: AFL67@yahoogroups.com

Çağdaş Sanata Varış 243|Çağdaş Dönem 18 Politika 1

  • İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayhan Kaya’ya göre, globalizm ve küreselleşme kavramları birbirinden farklı iki olguyu ifade eder. Birebir Türkçe karşılığı olmayan globalizm kavramı, bir siyasal ideolojiye denk düşerken, küreselleşme (globalisation) kavramı ise, özellikle 1960’lı yılların ardından dünyada ivme kazanan iletişim, bilişim ve ulaşım teknolojileriyle birlikte belirginlik kazanan ve tekil bir öznesi olmayan sürecin adıdır. Globalizm ideolojisinin en önemli savunucusu ABD’dir. Globalizmin başlangıcı 20. yüzyıl başlarına kadar gider. ABD’nin bu dönemde uygulamaya başladığı kolonisiz emperyalizm, 20. yüzyılın yeni emperyalizm modelidir. Post kolonyalizm olarak da nitelenen bu süreçte iktisadi olduğu kadar kültürel emperyalizm de sergilenmiştir. 20. yüzyıla damgasını vuran Pax Americana, biraz nitelik değiştirerek Pax Capital (paranın getirdiği barış) ya da globalizm ideolojisi haline gelmiştir. 11 Eylül 2001’de ABD, 1812 yılından beri ilk kez kendi topraklarında saldırıya uğramış, bu tarih, dünya siyasetinde önemli bir dönüm noktası olmuştur: Pax Capital’in sonu gelmiş, çok taraflı dünya düzeninin tesisi ile ekonomik hegemonyanın paylaşılması gerekli olmuş, terör küreselleşmiştir.
Panos Tsagaris’in Art International İstanbul’da sergilenen eseri, 2015. Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

Panos Tsagaris’in Art International İstanbul’da sergilenen eseri, 2015.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu

All Palaces, Robert Montgomery, 2013. Art International 2015, İstanbul. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

All Palaces, Robert Montgomery, 2013.
Art International 2015, İstanbul.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Ulusal hükümetlerin artık mali ve parasal politika üzerinde bir gücü kalmadığını;
Parlamento sisteminin tamamen işlevsiz hale geldiğini;
İktidarın artık toprağa ve sınırlara bağlı olmadan aktığını;
Temsili demokrasinin yapısı gereği siyasal katılımı engellediğini düşünenler:

Finansal sistemin toplumsallaştırılması;
Enerji sisteminin kökünden dönüştürülmesi;
Kullanılmayan tarım arazilerinin kolektifleştirilmesi;
Toplumsal meclisler aracılığıyla doğrudan demokrasinin kurulması;
Sermaye akışı alanının tamamen dışında işleyecek (ve sermaye birikimi döngüsüne katılmayı reddedecek) yeni siyasal alanlar açılması;
Dışlayıcı olmayan, aksine kapsayıcı kolektif karar verme yöntemlerinin yaratılması;
Yeni siyasal öznelliklerin geliştirilmesi için:

Eşitlikçi katılım,
Karar almada eşitlik,
Yataylık,
Doğrudan demokrasi,
Toplumsal dayanışma,
Çok sayıda alanda kolektif hareketlilik,
Kitlesel ayaklanmalar, “meydan hareketleri”,
Hiyerarşilerin reddi,
Toplumsal özyönetim,
Yatay özyönetim talep etmekte/
gerçekleştirmektedirler.

 

Madalyonun diğer yanında ise;
Neoliberal devlet yapısı,
Göçmen karşıtları,
Radikal  siyasi partiler,
Polis şiddeti vardır.

Stop and Search-Study, Banksy, 2007. Global Karaköy, 2016. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Stop and Search-Study, Banksy, 2007.
Global Karaköy, 2016.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu