Etiket arşivi: Picasso

Şiddet 98| Yasaklar ve Sansür Şiddeti 9 Plastik Sanatlar

  •  Plastik sanatlar, şekil verilebilen, plastik niteliğe sahip malzemelerin kullanımıyla oluşturulan sanat dallarına verilen genel addır. İki boyutlu olan resmi bu gruba dahil edenler olduğu gibi, plastik sanatların üç boyutlu özelliğinden dolayı ayrı tutanlar da vardır. Biz bu bölümde resim ve heykelden söz edeceğiz.
  • 1917 yılında Modigliani’nin Paris’teki sergisi polis tarafından kapatılmış, pencerelere yakın tablolar kaldırıldıktan sonra tekrar açılmasına izin verilmiştir.
  • Resim ve heykel yasaklamanın tarihine baktığımızda en çarpıcı örneklere İkinci Dünya Savaşı sürecinde rastlıyoruz. Naziler uygun bulmadıkları heykellerin ahşaptan yapılmış olanlarını yakmış, bronz olanlarını ise eritmişler.
  • Aynı dönemde Kandinsky, Klee, van Gogh, Chagall, Munch, Picasso’nun aralarında bulunduğu “uygunsuz” birçok ressamın eseri, kamuya açık yerlerden kaldırılmıştır. Galeri ve müzelerde sergilenen eserler tasfiye edilmiş, bu sanatçıların yapılarının bozuk olduğu öne sürülmüştü. Sebep bu eserlerin “yozluğu” ve “Alman ırkı için bir şey ifade etmemesi” idi. “Alman gençliğini ve geleceğini korumak” önemseniyordu. Ernst Kirchner’in bu yüzden 1938 yılında İsviçre’ye sürgüne gittiği ve intihar ettiği bilinir.
  • Bu süreçte uygun görülmeyen eserlerin tümü yok edilmedi, bir kısmı satılmak üzere yurtdışına çıkartıldı.
Eugéne Delacroix’nın Fransız Devrimi ile özdeşleşen Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı göğüsleri açık kadın figürü bulunan tablosu 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı kararıyla ders kitaplarından çıkartılmıştır. Fotoğraf: venturebeat.com

Eugéne Delacroix’nın Fransız Devrimi ile özdeşleşen Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı göğüsleri açık kadın figürü bulunan tablosu 2006 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı kararıyla ders kitaplarından çıkartılmıştır.
Fotoğraf: venturebeat.com

  • 16. yüzyılda Papa II. Paulus’un emriyle Michelangelo’nun Son Yargı adlı eserindeki İsa dahil çıplak tasvir edilen 400 kişiden bir kısmına kıyafet çizilmiştir. Bu sansürü uygulayan ressam Daniele da Volterra’nın adı “pantaloncu”ya çıkmıştır.
  • 1674 yılında Floransa’daki Brancacci Şapeli’nde yer alan, Masaccio’nun Cennetten Kovulan Adem ve Havva adlı tablosuna asma yaprağı giydirilmiştir.
  • Osman Hamdi Bey’in 1901 tarihinde yaptığı Yaradılış adlı eserin sergilenmesi mümkün olmamış, resmin orijinalini sadece birkaç kişi görebilmiştir. En son, 2001 yılında el konulan Demirbank’ın koleksiyonunda görülen yapıtın şimdi nerede olduğu bilinmiyor.
  • Kars Belediye Meclisi’nin Mehmet Aksoy’a yaptırdığı İnsanlık Anıtı, şehri ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından beğenilmeyince 2011 yılında heykel kesilerek kaldırılmıştır. Sanatçı, açtığı tazminat davasını kazanmıştır.
  • Ülkemizde ahlaksız, müstehcen bulunan heykeller çoktur. Heykele tüküren büyüklerimiz de vardır.
  • 2008 yılında Londra metro istasyonuna asılan Lucas Cranach imzalı, 1532 tarihli Venüs tablosunun afişi müstehcen bulunarak kaldırılmıştır.
  • 2008 yılında Roma’da Tiepolo’nun tablosundaki kadının çıplak göğsü örtülmüştür.
  • 2007 yılında Gaziantep’te ressam Ayşegül Yarar’ın açtığı sergide nü’lerin üzeri turkuvaz tülbentlerle kapatılmıştır. Galeri yöneticileri “nü’lerin Gaziantep halkına ağır geleceği”ni öne sürmüşlerdir.
  • 2008 yılında Mersin’de üniversitenin Resim Bölümü’nde sergilenen nü resimler bıçaklanmıştır.

 

Emperyalizm 2

İmparator Maximilian'ın İnfazı, Édouard  Manet, 1868-69 (üçüncü ve son versiyon). Eser, I. Maximilian'ın Meksikalı Cumhuriyetçiler tarafından kurşuna dizilerek infaz edilmesini anlatmaktadır. Maximilian, üç yıl boyunca Fransa İmparatoru III. Napolyon'un ordularının koruması altında Meksika'yı yönetmişti. Napolyon Maximilian'a verdiği sözleri tutmayarak ordusunu geri çekince Cumhuriyetçiler yönetimi ele geçirdiler ve 1867 yılında Maximilian ve yardımcılarını infaz ettiler. Manet’nin amacı Meksika’yı değil Fransa’yı suçlamaktır. Cumhuriyetçilerin bir imparatoru infaz etmesini gösteren bu tablo Fransa'da hoş karşılanmadı ve sergilenmesine izin verilmedi. Bu nedenle Manet (1832-1883), tablosunu bir süre kendi evinde sergiledi. Manet’nin Goya'nın Madrid'de 3 Mayıs 1808 isimli tablosundan etkilendiği, bu eserin de Picasso'nun Guernica adlı tablosuna esin kaynağı olduğu söylenir. Fotoğraf: leblebitozu

İmparator Maximilian’ın İnfazı, Édouard Manet, 1868-69 (üçüncü ve son versiyon).
Eser, I. Maximilian’ın Meksikalı Cumhuriyetçiler tarafından kurşuna dizilerek infaz edilmesini anlatmaktadır.
Maximilian, üç yıl boyunca Fransa İmparatoru III. Napolyon‘un ordularının koruması altında Meksika’yı yönetmişti. Napolyon Maximilian’a verdiği sözleri tutmayarak ordusunu geri çekince Cumhuriyetçiler yönetimi ele geçirdiler ve 1867 yılında Maximilian ve yardımcılarını infaz ettiler.
Manet’nin amacı Meksika’yı değil Fransa’yı suçlamaktır. Cumhuriyetçilerin bir imparatoru infaz etmesini gösteren bu tablo Fransa’da hoş karşılanmadı ve sergilenmesine izin verilmedi. Bu nedenle Manet (1832-1883), tablosunu bir süre kendi evinde sergiledi. Manet’nin Goya‘nın Madrid’de 3 Mayıs 1808 isimli tablosundan etkilendiği, bu eserin de Picasso’nun Guernica adlı tablosuna esin kaynağı olduğu söylenir.
Fotoğraf: leblebitozu

Güzel Beyaz Adam, Luc Tuymans, 2000. Luc Tuymans’ın (1958-) 1980 ve 1990’lardaki eserlerinde devamlı beliren tema, Faşizmin genelde Avrupa kültürüne ve özelde ülkesi Belçika’ya etkisidir. 2001 Venedik Bienali’nde sergisinin adı Güzel Beyaz Adam’dır ve bu beyaz adam o dönemdeki adıyla Belçika Kongo’suna bağımsızlığını almadan birkaç yıl önce resmi bir ziyarette bulunan Belçika Kralı Baudouin’dir. Kral, beyaz bir askeri tören üniforması giymektedir. Mesafeli duruşuyla bu figür, sömürgeci bir devletin temsilcisidir. Bağımsızlık sonrası Demokratik Kongo Cumhuriyeti adını alan ülkenin ilk başbakanı Patrice Lumumba, 1960 yılında başbakanlık makamına gelmiş, 1961 yılında suikasta kurban gitmiştir. Tuymans’ın dizileri, Belçika ve Batı’yı ülke üzerindeki denetimlerinden feragat ettiklerini ilan ettikleri halde, ülkenin siyasi hayatını karıştırmakla suçlamaktadır. Sanatçı, seyircinin kendi yorumunu getirmesi için alan bırakmak amacıyla eserlerini genellikle kırpılmış veya kısmen resmetmiştir. Fotoğraf: Image & Narrative

Güzel Beyaz Adam, Luc Tuymans, 2000.
Luc Tuymans’ın (1958-) 1980 ve 1990’lardaki eserlerinde devamlı beliren tema, Faşizmin genelde Avrupa kültürüne ve özelde ülkesi Belçika’ya etkisidir.
2001 Venedik Bienali’nde sergisinin adı Güzel Beyaz Adam’dır ve bu beyaz adam o dönemdeki adıyla Belçika Kongo’suna bağımsızlığını almadan birkaç yıl önce resmi bir ziyarette bulunan Belçika Kralı Baudouin’dir. Kral, beyaz bir askeri tören üniforması giymektedir. Mesafeli duruşuyla bu figür, sömürgeci bir devletin temsilcisidir. Bağımsızlık sonrası Demokratik Kongo Cumhuriyeti adını alan ülkenin ilk başbakanı Patrice Lumumba, 1960 yılında başbakanlık makamına gelmiş, 1961 yılında suikasta kurban gitmiştir. Tuymans’ın dizileri, Belçika ve Batı’yı ülke üzerindeki denetimlerinden feragat ettiklerini ilan ettikleri halde, ülkenin siyasi hayatını karıştırmakla suçlamaktadır. Sanatçı, seyircinin kendi yorumunu getirmesi için alan bırakmak amacıyla eserlerini genellikle kırpılmış veya kısmen resmetmiştir.
Fotoğraf: Image & Narrative

  • Birinci ve ikinci kolonileştirme dalgalarıyla birçok ülkenin tarım gelenekleri ve toprak mahsulleri ortadan kaldırılmıştır.
  • Kolonileşme, güçlü bir medeniyet ile karşılaştığı durumlarda, karşılıklı alışverişi tercih etmemesine rağmen, o bölgeye ait pek çok hammadde ve gıda kolonicilerin hayatına girer. Körinin İngiliz mutfağında yaygın kullanımı bu duruma bir örnektir. Ünlü Worcestershire
  • sosunun kökeni de Hindistan’dır.
Kinoa çiçekleri. Fotoğraf: caribbeangardenseed.com

Kinoa çiçekleri.
Fotoğraf: caribbeangardenseed.com

  • İspanyollar Latin Amerika topraklarında MÖ 3000’lerden beri tüketilmekte olan, İnkaların süper besini olarak anılan  kinoa ekimini yasaklamışlardı. Kinoa tohumları protein, kalsiyum, demir, E ve B vitaminlerinden zengindir. Proteini sekiz temel amino asidi de barındırdığından tamdır; tahıllardan iki kat daha fazla protein içerir. Yarım fincan kinoa yiyen bir çocuk ihtiyacı olan günlük proteini almış olur. İspanyollar çok yararlı olan bu besinin yerlileri çok güçlendirmesinden korkuyorlardı. Ekim yasağına uyulup uyulmadığını kontrol etmek de bitkinin salkım salkım açan çiçeklerinden ötürü kolaydı.
  • Latin Amerika’nın sömürgeleştirilmesi ile yerlilerin yükseklik hastalığına karşı içtikleri çayın bitkisi olan koko yaprağının ekimi de uyuşturucu özelliğinden ötürü yasaklar listesine girmiş.

 

Yararlanılan Kaynaklar

 

  • Slow Food Devrimi, Carlo Petrini ve Gigi Padovani, Sinek Sekiz Yayınevi, 2012.
  • ibrahimokcuoglu.blogspot.com
  • Duvar, Deniz Ülke Arıboğan, İnkılap Kitabevi, 2017.
  • Dünya Sanat Tarihi, Hugh Honour ve John Fleming, Alfa Basım, 2015.
  • Göçebe Düşünmek Deleuze Düşüncesinin Sınırlarında, Haz: Ahmet Murat Aytaç ve Mustafa Demirtaş, Metis Defterleri 5, 2014.

 

 

Kültür Üzerine

  • Umberto Eco (1932-2016), kültürün birikim değil, eleme olduğunu söyler. Kültür, bir veri birikiminden ibaret olmayıp aynı zamanda bunların süzgeçten geçirilmesi anlamına da gelir. Kültür, aynı zamanda, yararlı ya da gerekli olmayanı atabilme kapasitesidir.
  • Jorge Luis Borges (1899-1986), bir öyküsünde her şeyi hatırlayan bir karakteri anlatır. Tam da bu nedenden ötürü, adam tam bir salak, tamamen bloke olmuş biridir.
 Fotoğraf: İnsan Bu

Fotoğraf: İnsan Bu

  • ABD’li eleştirmen Dwight Macdonald (1906-1982), 1960 yılına ait bir denemesinde kültürü üç farklı seviyede tanımlar: Yüksek Kültür, Joyce, Proust, Picasso tarafından temsil edilirken, Kitle Kültürü adını verdiği kültür sınıfının Hollywood ürünleri ve rock müziği tarafından temsil edildiğini söylüyordu. Üçüncü grup, temelde kitsch olan, avangard tarzın hatlarından da yararlanan eğlencelik ürünleri kapsıyordu.
  • Eco, Avrupa kültürünün kimliğinin, farklı edebiyatlar, felsefeler, müzikal ve teatral eserler arasındaki uzun diyaloğa dayandığını; bunun savaşa rağmen silinmeyen bir şey ve bu kimlik üzerine, dil bariyerine bile direnç gösteren bir topluluk inşa edildiğini söyler.

 

Maç seyretmek uğruna konsere gitmekten vazgeçmek acaba bir gösterge olabilir mi?

 

Yararlanılan Kaynaklar

  • Budalalıktan Deliliğe, Umberto Eco, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2016.

 

 

Çağdaş Sanata Varış 298|Çağdaş Mimarlık 2

Spire of Dublin/Dublin İğnesi, Ian Ritchie, 1998. Dublin’de IRA’nın 1966’da bombaladığı Nelson Anıtı yerine yapılmış, formu ve aydınlatması ile Dublin’in yeni simgesi olmuştur. Paslanmaz çelikten 121,2 m uzunluğundaki İğne, dünyanın en uzun anıtı olmuştur. 2004 yılında RIBA Stirling Ödülü finalisti seçilmiştir. Fotoğraf:www.ianritchiearchitects.co.uk

Spire of Dublin/Dublin İğnesi, Ian Ritchie, 1998.
Dublin’de IRA’nın 1966’da bombaladığı Nelson Anıtı yerine yapılmış, formu ve aydınlatması ile Dublin’in yeni simgesi olmuştur. Paslanmaz çelikten 121,2 m uzunluğundaki İğne, dünyanın en uzun anıtı olmuştur. 2004 yılında RIBA Stirling Ödülü finalisti seçilmiştir.
Fotoğraf:www.ianritchiearchitects.co.uk

  • Çağdaş Dönem’de yenilikçi tasarım ofisleri mühendislik, mimarlık ve endüstriyel tasarımı bir arada düşünüyorlar. Mimari buluşların yapıcısının, mimarlardan ziyade endüstri girişimcileri ve mühendisler olduğu öne sürülüyor. Ayrıca, yeni tasarım yönteminin sosyal, politik ve felsefi tasarım eleştirisini de içermesi gerektiği düşünülüyor. Paris’te, mimar Bernard Tschumi tarafından tasarlanan Parc de la Villette’in batısında yer alan, Avrupa’nın en büyük bilim müzesinde Ian Ritchie (1947-) tarafından uygulanan bioklimatik cephelerdeki saydam cam teknolojisi ile Mitterrand’ın La Transparence (Saydamlık) politikası eş anlamlı hale gelmiş, yapının özelliklerinin politika ile paralel bir arayış içinde şekillendiği öne sürülmüştür. Camın mimaride kullanılması konusunda önemli gelişmelere imza attığı düşünülen, Sir Norman Foster ile dört yıl (1972-1976) birlikte çalışmış olan mimar Ian Ritchie, Madrid’de 1991’de yaptığı Reina Sofia Müzesi’ndeki asansörün camında yenilikçi kullanımlara bir örnek vermiştir. Burada cam, müzede sergilenen Picasso’nun Guernica tablosunun görsel imgesine uygun olarak şekillendirilmiştir.
  • Çağdaş Dönem’de ilginç tasarımlar yapmak önemseniyor. Ters dönmüş bir kilise, piyano ve kemandan oluşan bir ev, lotusa benzeyen bir bina çekim merkezleri oluyor.
50 milyon dolara mal olan, 2004 yılında tamamlanan Kansas Halk Kütüphanesi’nin cephesi kitaplık rafına dizilmiş kitaplar şeklinde tasarlanmış. Fotoğraf: Designcoholic

50 milyon dolara mal olan, 2004 yılında tamamlanan Kansas Halk Kütüphanesi’nin cephesi kitaplık rafına dizilmiş kitaplar şeklinde tasarlanmış.
Fotoğraf: Designcoholic

Kanada’nın Ontario şehrinde yer alan Ripley Binası’nın kırılmış/çatlamış görüntüsünü veren özellikleri yerli ve yabancı turistler için bir cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. 2003 yılında tamamlanan bina, 1812’de yaşanan 8,0 büyüklüğündeki depremi anımsatıyor. Kurucusu Robert leRoy Ripley’in adıyla anılan TV şovunun idari binası olarak kullanılıyor. Dünyadaki en ilginç mimari yapılar listelerinde yer alıyor. Fotoğraf: www.youtube.com

Kanada’nın Ontario şehrinde yer alan Ripley Binası’nın kırılmış/çatlamış görüntüsünü veren özellikleri yerli ve yabancı turistler için bir cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. 2003 yılında tamamlanan bina, 1812’de yaşanan 8,0 büyüklüğündeki depremi anımsatıyor. Kurucusu Robert leRoy Ripley’in adıyla anılan TV şovunun idari binası olarak kullanılıyor. Dünyadaki en ilginç mimari yapılar listelerinde yer alıyor.
Fotoğraf: www.youtube.com

Norveç, Lillehammer'daki spor salonu. Ters dönmüş bir Viking gemisini yansıtan bu bina kış olimpiyatları için 1994 yılında açılmış. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Norveç, Lillehammer‘daki spor salonu. Ters dönmüş bir Viking gemisini yansıtan bu bina kış olimpiyatları için 1994 yılında açılmış.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

 

 

Çağdaş Sanata Varış 261|Bir Sanat Biçimi Olarak Deformasyon

  • 20. yüzyıl sanatının tarihten gelen tarzının çağdaş türevlerini üretmek, geleneksel eserlere çeşitli soyutlamalarla gönderme yapmak Çağdaş Sanat’ın uyguladığı yöntemlerden biridir.
  • Kanon, ölçüm için bir standarttır. Kanon, bir konunun en iyi örneğini ifade eder. Michelangelo, İtalyan sanatında kanonik bir figür; Picasso, 20. yüzyılın kanonik sanatçısı; Mona Lisa tablosu, kanonik bir portredir.
  • Cinsiyet sorgulaması yapmak gibi, geleneksel sanatın ikonuna saldırmak da Dadaist ilkelerle başlar.

Single Ladies, Mehmet Turgut, Contemporary İstanbul 2013. Mehmet Turgut, Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci’nin kadın portrelerine odaklanan, dört fotoğraftan oluşan Single Ladies adlı serisiyle 8. Contemporary İstanbul’da yer almıştı. Sanatçının Leonardo da Vinci’nin Erminli Kadın (1485-1490) adlı tablosunu yorumladığı fotoğraf. Mehmet Turgut’un bu seri ile geçmiş ve bugün arasındaki sürekliliği sorguladığı yazılmıştı. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu; www.lairweb.org.nz

Single Ladies, Mehmet Turgut, Contemporary İstanbul 2013.
Mehmet Turgut, Rönesans’ın büyük ustası Leonardo da Vinci’nin kadın portrelerine odaklanan, dört fotoğraftan oluşan Single Ladies adlı serisiyle 8. Contemporary İstanbul’da yer almıştı.
Sanatçının Leonardo da Vinci’nin Erminli Kadın (1485-1490) adlı tablosunu yorumladığı fotoğraf.
Mehmet Turgut’un bu seri ile geçmiş ve bugün arasındaki sürekliliği sorguladığı yazılmıştı.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu; www.lairweb.org.nz

Hiding in the City, Paris, No.09, Liu Bolin, 2006. Liu Bolin, tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilen ve Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri sayılan Eugene Delacroix’nın (1798-1863) Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı tablosunda kendisini “yok ediyor”. ArtInternational 2015’te Çinli sanatçı Liu Bolin (1973-), 2005 yılında başladığı ünlü serisi Şehirde Saklanmak (Hiding in the City) dolayısıyla Görünmez Adam olarak da anılıyor. Liu bu seriyi, Asya’daki en büyük sanatçı topluluğunun yaşadığı köy için yıkım kararı alınması ve devletin sanatçıyı korumaması üzerine bir protesto olarak başlatmıştır. Bedenini farklı arka planlara, kendini fonla aynı desene boyayarak, kamufle ederek resmederek, sanatçının toplum içindeki statüsünü sorgulamış, Çinli sanatçının görünmezliğini vurgulamış, kendini yok ederek, yaptığı performanslarda sorunları görünür kılmıştır. Fotoğraf:notionofthethought.wordpress.com

Hiding in the City, Paris, No.09, Liu Bolin, 2006.
Liu Bolin, tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilen ve Fransız resim sanatının başyapıtlarından biri sayılan Eugene Delacroix’nın (1798-1863) Halka Yol Gösteren Özgürlük (1830) adlı tablosunda kendisini “yok ediyor”.
ArtInternational 2015’te Çinli sanatçı Liu Bolin (1973-), 2005 yılında başladığı ünlü serisi Şehirde Saklanmak (Hiding in the City) dolayısıyla Görünmez Adam olarak da anılıyor. Liu bu seriyi, Asya’daki en büyük sanatçı topluluğunun yaşadığı köy için yıkım kararı alınması ve devletin sanatçıyı korumaması üzerine bir protesto olarak başlatmıştır. Bedenini farklı arka planlara, kendini fonla aynı desene boyayarak, kamufle ederek resmederek, sanatçının toplum içindeki statüsünü sorgulamış, Çinli sanatçının görünmezliğini vurgulamış, kendini yok ederek, yaptığı performanslarda sorunları görünür kılmıştır.
Fotoğraf:notionofthethought.wordpress.com

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dayanıklılık, Rero, 2014. Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen Fransız sokak sanatçı Rero’nun (1983-) eserleri, yüzlerinin yerine sloganlar yazılmış  plastik büstleri. Orijinali, Louvre Müzesi’nde sergilenen XIV. Louis dönemi (1643-1715) heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’un (1640-1720) eseri, Antoine Coypel büstü. Rero, klasik heykelleri deforme edip, üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserlerden soldakinin üzerinde Time Out (zamanı geçmiş), ortadakinin üzerinde Over Write (önceden yazılmış olanı geçersiz kılma), sağdakinin üzerinde ise Locked (kilitli) yazısı yer alıyor. Sanatçı, bu eylemle, imajı iptal ettiğini ifade ediyor. Bu yazılar da üzerleri çizilerek bir anlamda iptal edilmişler. Rero, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanmayı tercih ediyor. Sanatçı, Graffiti kültüründen etkilendiğini, etiketlemeyi ve minimalist sloganları sevdiğini söylüyor. Sloganlarını kitapların, porselenlerin, bayrakların üzerine de yazıyor. Yaptıkları, çağdaş ikonaklazm olarak değerlendiriliyor. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Dayanıklılık, Rero, 2014.
Contemporary İstanbul 2015’te eserleri sergilenen Fransız sokak sanatçı Rero’nun (1983-) eserleri, yüzlerinin yerine sloganlar yazılmış plastik büstleri. Orijinali, Louvre Müzesi’nde sergilenen XIV. Louis dönemi (1643-1715) heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’un (1640-1720) eseri, Antoine Coypel büstü. Rero, klasik heykelleri deforme edip, üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserlerden soldakinin üzerinde Time Out (zamanı geçmiş), ortadakinin üzerinde Over Write (önceden yazılmış olanı geçersiz kılma), sağdakinin üzerinde ise Locked (kilitli) yazısı yer alıyor. Sanatçı, bu eylemle, imajı iptal ettiğini ifade ediyor. Bu yazılar da üzerleri çizilerek bir anlamda iptal edilmişler. Rero, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanmayı tercih ediyor. Sanatçı, Graffiti kültüründen etkilendiğini, etiketlemeyi ve minimalist sloganları sevdiğini söylüyor. Sloganlarını kitapların, porselenlerin, bayrakların üzerine de yazıyor. Yaptıkları, çağdaş ikonaklazm olarak değerlendiriliyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Yaraya Tuz serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2003. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Yaraya Tuz serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2003.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Retrosboktif serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2009. Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

Retrosboktif serisinden, Jake & Dinos Chapman, 2009.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Arter, Şubat 2017.

  • İngiliz görsel sanatçı kardeşler Jake (1966-) ve Dinos (1962-) Chapman, içeriği anlamdan boşaltarak “tekrar”ı bir taktik olarak kullanıp “kültürel değeri sıfır olan” işler üretmek istiyorlar. İspanyol sanatçı Francisco Goya’nın Yarımada Savaşı’nın (1807-1814) dehşetini anlattığı Savaşın Felaketleri başlıklı gravür serisinden edindikleri ve sonrasında boyayarak doğrudan müdahalede ettikleri baskılara Yaraya Tuz serisi adını veriyorlar. Bunların bazılarının mukavva maketlerini de üretiyorlar. Goya’nın gravürlerine yaptıkları müdahale bazı çevreler tarafından kültürel vandalizm olarak niteleniyor. Chapmanlar ise bu teşebbüsü Goya’nın işine yardım etmek olarak niteliyor; bu müdahaleleriyle Goya’nın işlerindeki içkin kötümserliğin ve olumsuzluğun altını çizdiklerini öne sürüyorlar. Chapmanlar’ın 19. yüzyıl İngiliz portreleri üzerine yağlıboya müdahalelerinden oluşan Gün Gelecek Sen De Sevilmeyeceksin adlı serileri de Arter’de sergilendi.