Etiket arşivi: Peter Paul Rubens

Okuma Üzerine

  • Sessiz okuma kadim bir sanat değildir.
  • 4. yüzyılda Augustinus, kadim Yunanlar ve Romalıların okuduğu gibi okurdu: Noktalar ve büyük harfler olmadan birbirine bağlı harf dizilerini anlamlandırabilmek için yüksek sesle.
  • Yüksek sesle okumak yalnızca normal değil, bir metnin tam olarak anlaşılabilmesi için gerekli de sayılıyordu. Metne hayat üflenmesi gerekiyordu.
  • 9. yüzyıla gelindiğinde, noktalama işaretlerinin ve kitapların nispeten yaygınlaşması, sessiz okumayı sıradan hale getirmiş, mahremiyet, okuma sanatının bir özelliği haline gelmişti.
  • 1588’de İtalyan mühendis Agostino Ramelli, okurun aynı anda on kitaba erişmesine izin veren dönen okuma masasını icat etmişti.

  • Yunanlar için kitap, bir hafıza desteği idi ve uygar hayatın merkezinde yer almazdı.
  • İbraniler için kitap, Kitab-ı Mukaddes, göçebe bir halkın göçlerinde varlığını sürdürebilmesini sağlayan uygarlıklarının çekirdeği haline geldi.
  • Sembolik olarak kadim dünyanın İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılması ile sona erdiği düşünülür.
  • Kitap sahibi olmanın bir toplumsal statü olarak kabul edilmesi, Roma İmparatorluğu’ndan sonra, 14. yüzyılda Avrupa’da başlar.
  • Okuma eyleminin gayesi, temel niteliği, görülebilen bir amaç, bir sonuç eğilimi olmayışıdır.

 

Yararlanılan Kaynak

  • Okumalar Okuması, Alberto Manguel, YKY, 2013.

 

Şiddet 29 | Roma’da Kadına Yönelik Şiddet 2

  • Roma İmparatorluğu’nda Bona Dea, İsis gibi tanrıçalara inanan mezheplerin çok taraftarı vardı. Roma’da bazı inanışlar kadınlara özgüydü. Tanrıça Fortuna ve Vesta kültü gibi.
  • Ancak hane halkının başı baba idi. Babanın çocukları satma, yeni doğanı aileye kabul etme, ölüm dahil ceza verme, geleneğe karşı geleni aileden kovma yetkisi vardı. Baba rahip, yargıç ve yasa rolü oynuyordu.
  • Evlenilecek kız kaçırılıyor veya satın alınıyordu. Kadın, evlendikten sonra da kendi ailesinin adını taşıdığı için yeni ailesinde hep yabancı sayılıyordu.
  • Eski Roma’da karısının düşük yapma kararını yasal olarak evin reisi olan erkek verebiliyordu.
  • Roma Krallık Dönemi’nin bitip (MÖ 753-509) Roma Cumhuriyet Dönemi’ne (MÖ 509-27) geçişte kralın oğlunun asil bir kadına tecavüzü rol oynamıştır. Lucretia’nın abisi ve kocası isyan başlatırlar ve ilk konsüller olurlar.
Tarquinius ve Lucretia, Peter Paul Rubens, 1610. İntihar eden Lucretia, filozof ve tanrıbilimci Aziz Augustinus  (MS 354-430) tarafından Hıristiyan kadınına örnek gösterilmiştir. Lucretia, belki de en çok tablosu yapılan kadın olmuştur. Fotoğraf: Serkan Hızlı

Tarquinius ve Lucretia, Peter Paul Rubens, 1610.
İntihar eden Lucretia, filozof ve tanrıbilimci Aziz Augustinus (MS 354-430) tarafından Hıristiyan kadınına örnek gösterilmiştir. Lucretia, belki de en çok tablosu yapılan kadın olmuştur.
Fotoğraf: Serkan Hızlı

  • İnsanlık tarihinin ilk kadın hakları eylemlerini Romalı kadınlar gerçekleştirdi: MÖ 215 yılında İkinci Pön Savaşı sırasında çıkan yasa ile kadınların takı ve giysilerine bazı kısıtlamalar getirilmiş, savaş bittikten sonra da yasa yürürlükte tutulmuştu. Konuyu Senato gündemine aldırmışlar, görüşme günü Forum’da toplanarak taleplerini yüksek sesle gündeme getirmişler, yasanın yürürlükten kalkmasını sağlamışlardı.
  • Romalı devlet adamı, hukukçu ve hatip Yaşlı Cato (MÖ 234-149), kadın düşmanlığının simgesi idi. Yaşlı Cato, kadın eşitliğinin getireceği tehlikelere karşı sert uyarılarda bulunmuştu.
  • Roma İmparatorluğu’nun korkulu rüyası isyankar kadınların aynı eğilimdeki köleler ile işbirliği yapmasıydı.
  • Romalılar, Mısır’da 21 yıl hüküm süren, 9 dil bilen Cleopatra (MÖ 51-30) ile kadınların siyasette etki kazanmalarının yol açtığı felaketi gördüklerini düşündüler. Cleopatra, çok eskiden beri var olan, bağımsız karar verebilecek kadar akıllı bir kadının ahlaklı olamayacağı düşüncesini pekiştirmişti. Bunda Romalıları çok ilgilendiren aşklarının da payı olmuştu.
Sicilya’da, Geç Roma Dönemi’ne (MS 4. yüzyıl) ait Romana Del Casale villasının mozaikleri. Bu zengin mozaik koleksiyonunda en dikkat çeken parça, villanın Sala delle Dieci Ragazze (On Bakirenin Odası) adlı bölümde bulunan bikinili kızlar mozaiği. Mozaikte bikini giymiş on genç kız, ağırlık kaldırma, disk atma, koşu ve top oyunu gibi değişik sportif aktiviteleri yaparken betimlenmişler. Fotoğraf: Din Kültürü ve Ahlak Silgisi

Sicilya’da, Geç Roma Dönemi’ne (MS 4. yüzyıl) ait Romana Del Casale villasının mozaikleri. Bu zengin mozaik koleksiyonunda en dikkat çeken parça, villanın Sala delle Dieci Ragazze (On Bakirenin Odası) adlı bölümde bulunan bikinili kızlar mozaiği. Mozaikte bikini giymiş on genç kız, ağırlık kaldırma, disk atma, koşu ve top oyunu gibi değişik sportif aktiviteleri yaparken betimlenmişler.
Fotoğraf: Din Kültürü ve Ahlak Silgisi

 

 

Şiddet 28 | Roma’da Kadına Yönelik Şiddet 1

  • Roma’nın kuruluşunda Latium ataerkil, Etrüskler’den ilhak edilen bölgelerde ise daha eşitlikçi bir sosyal düzen hakimdi.
  • Krallığın ilk yıllarında toplum sınıfsızdı. Toplumsal sınıftan, classis, ilk bahseden altıncı kral Servius Tullius (MÖ 578-534) oldu.
  • Roma tarihinin başlangıcında, MÖ 7. yüzyılda, Romulus aile hukuku, kocaya karısı hakkında ölüm kararı verme hakkını bile tanıyordu. Kocaya ihanet, kayınpederinin ilgisini çekme, şarap içme alışkanlığı ölümle cezalandırılabiliyordu. Boşanma sadece erkeklere tanınan bir haktı.
  • Ancak Roma’da da kadının yaşamındaki ilk engel, Romulus’a atfedilen yasaya göre, bütün erkek çocuklar ve sadece ilk doğan kız çocukların büyütülebilmesiydi.
Mars ve Rhea Silvia, Peter Paul Rubens, 1620. Barok dönemin ustalarından Rubens (1577-1640), pek çok mitolojik öyküyü resimlerine konu almıştır. Vesta rahibesi Rhea Silvia iffet yemini etmiştir ve Tanrı Mars’a direnmektedir. Sağ yanındaki sunakta mitolojideki ebedi ateş yanmakta, resmin arka planında ise tapınak görülmektedir. Fotoğraf: leblebitozu

Mars ve Rhea Silvia, Peter Paul Rubens, 1620.
Barok dönemin ustalarından Rubens (1577-1640), pek çok mitolojik öyküyü resimlerine konu almıştır. Vesta rahibesi Rhea Silvia iffet yemini etmiştir ve Tanrı Mars’a direnmektedir. Sağ yanındaki sunakta mitolojideki ebedi ateş yanmakta, resmin arka planında ise tapınak görülmektedir.
Fotoğraf: leblebitozu

  • Yunan mitolojisindeki Hestia, Roma mitolojisine Vesta olarak geçmişti. Ocağın, yuvanın, ailenin bakire tanrıçasıydı; kutsal alev onun esrarlı varlığıydı; sönmeyen ateş onu simgelerdi; ateşin sönmemesi Vesta bakireleri tarafından sağlanırdı. Bu kült, Roma mitolojisinde çok kutsal bir yere sahipti. Bekaretini koruyamayan rahibe öldürülürdü.
  • Bir Vesta rahibesi olan Rhea Silvia, savaş tanrısı Mars’ın tecavüzüne uğramış ve Romus ile Romulus’ü doğurmuştu. Yani Romalıların ataları ile Vesta kültünün doğrudan bağlantısı olduğu düşünülüyordu.
  • Vesta Bakireleri sistemini Romulus’tan sonra gelen, Roma’nın ikinci ve seçilmiş ilk kralı Numa Pompilius (MÖ 715-674) kurmuş, tapınak yaptırmıştı. Tapınakta betimleme yoktu. Çünkü Numa, tanrıları insan veya hayvan şeklinde betimlemeyi yasaklamıştı. Ölümlü şeylerle tanrıların betimlenemeyeceğini, bunun dine saygısızlık olduğunu, tanrının ancak hissedilebileceğini, betimlenemeyeceğini söylediğini Yunanlı tarihçi Plutarkhos’un (MS 45-120) yazdıklarından öğreniyoruz.
  • Romalılar, Eski Yunan kültürünü inanarak benimsemiş olmalarına rağmen, Romalı kadınlar zaman zaman baskı altında tutulmaya karşı çıktılar, talepkar oldular, isyanlarını kamuoyuna taşıyarak kamusal yaşamda yerlerini aldılar.
  • Atinalı kadınları isimlerini pek bilmiyoruz ama Romalı kadınlar isimleriyle ve yaptıklarıyla Romalı tarihçilerin ve şairlerin eserleri ile bize ulaştılar; Messalina, Agrippina, Sempronia, Julia, Lucretia gibi.
Paris’te, Musée du Louvre’da sergilenmekte olan Sabin Kadınları, Jacques-Louis David, 1799. Neoklasik eserler veren sanatçının tablosunda Hersilia, babası ve kocası arasında görülür ve her iki yandaki savaşçılardan kadınları kocalarından, anneleri çocuklarından ayırmamalarını ister. Onun yakarılarına başka Sabin kadınlarının da katıldığı resmedilir. Fotoğraf: Super Meydan Forum

Paris’te, Musée du Louvre’da sergilenmekte olan Sabin Kadınları, Jacques-Louis David, 1799.
Neoklasik eserler veren sanatçının tablosunda Hersilia, babası ve kocası arasında görülür ve her iki yandaki savaşçılardan kadınları kocalarından, anneleri çocuklarından ayırmamalarını ister. Onun yakarılarına başka Sabin kadınlarının da katıldığı resmedilir.
Fotoğraf: Super Meydan Forum

  • Sabin kadınlarına tecavüz olayı, Sabin ile Roma arasında savaşa neden olmuş, çıkan savaşı, yeni kocaları ile kardeşleri ve babalarının birbirlerini öldürmesini istemeyen Sabin kadınları durdurmuştu.
  • Jul Sezar döneminde (MÖ 49-44) Romalı bir komutanın Roma’yı ele geçirmesine, aralarında komutanın annesinin ve eşinin de bulunduğu kadınlar delegasyonu engel olmuştu.
  • Romalı kadınlar, hiçbir zaman Eski Yunan dünyası kadınları gibi toplumsal yaşamın tamamen dışına itilemediler.

 

Mitos 2

  • Tufan mitosu dünyanın hemen her bölgesinde bulunan bir mitostur: Mitoslar ya yayılma yolu ile ya da benzeri durumlarla karşı karşıya kalan bir toplulukta, düşgücünün, öteki topluluktan bağımsız çalışmasının ürünüdür.
  • Tufan mitosu, Sümer ve Babil’in Mezopotamya’da bulunuşunun, Dicle ve Fırat’ın belli aralarla görülen sellerin ürünü olarak açıklanabilir. Ama, bu tür sellerin görülmesi olanağının bulunmadığı ülkelerde de tufan mitosu ile karşılaşmamız, onun kaynağından buraya taşındığını gösterir. Gezilerin, alış veriş amaçlı gidiş gelişlerin, halkların göç hareketlerinin ve istilaların, mitosların bir ülkeden ötekine taşınmasını sağlayan yollar olduğunu söyleyebiliriz.
  • Yitik cennet miti de bütün kültürlerde vardır. Antik toplumlarda mitolojilerle dinler çoğu zaman yitik cennete özlemleri yansıtır.
  • Mitolojik figürlerin adları gündelik dile girmiş, bazı tabirlere adını vermiştir. Pek çok dilde günlerin adları tanrıların adlarından türetilmiştir. Eros’un adı, gündelik dile erotik tabiri ile yerleşmiştir.
  • Babil yaratılış mitosunun odağındaki bir öge olan ejderin öldürülmesi mitosu, Perseus ile Andromeda, Herkül ile Lerna ejderi Hidra, Siegfried ile Fafnir, Beowulf ile Grendel efsanelerinin doğmasına yol açmış, St. George ile Ejder’de varlığını sürdürmüştür.
  • Mitolojinin zamanı ve uzamı, bizim zamanımıza ve uzamımıza benzemez, mitik zaman vardır. Mitoloji zamansızlığa işaret eden bir sanat biçimidir. Gerçekle gerçekdışı daha pek ayrılmamıştır.
  • Mit, başkasının inancından öğrenilmiş bir bilgidir.
  • Bu anlatılar ne öykü, ne şiirdir; verilen ne olaylardır, ne de duygular.
  • Mit ne doğru, ne de yanlıştır. Akılla değil, içgüdüsel duygularla irdelenmelidir. Anlattığı masalların nesnel gerçeklik taşıdıklarını savunmaz. Roman, opera ya da bale gibi mite de yalandan inanılır.
  • Mit gerçeklere dayalı bilgi verdiği için değil, etkili olduğu için gerçektir.
  • Kökeninde, halkların gerçekten doğru olanı söylemek için masallar uydurma dehası vardır.
Yılan saçlı Medusa’nın kanından doğan kanatlı at Pegasus, Yunan mitolojisindeki Perseus ve Bellerophontes efsanelerinde önemli bir rol oynar. Önce Perseus’u sırtına alır ve güzel Andromeda’yı kurtarmaya koşar. Sonra Bellerophontes’le birlikte ağzından alevler saçan Khimaira’yı öldürür. En sonunda baş tanrı Zeus tarafından bir takımyıldıza dönüştürülür ve tanrıya şimşekle yıldırım taşır. Pegasus’un öyküsü, Eski Yunan sanatının olduğu kadar Avrupa klasik sanatının da gözde konularından biridir. O, kanatlarıyla ruhun özgürlüğünü ve ölümsüzlüğünü temsil eder. Pegasus and Andromeda, Peter Paul Rubens, 1620. Fotoğraf:wiki.cultured.com

Yılan saçlı Medusa’nın kanından doğan kanatlı at Pegasus, Yunan mitolojisindeki Perseus ve Bellerophontes efsanelerinde önemli bir rol oynar. Önce Perseus’u sırtına alır ve güzel Andromeda’yı kurtarmaya koşar. Sonra Bellerophontes’le birlikte ağzından alevler saçan Khimaira’yı öldürür. En sonunda baş tanrı Zeus tarafından bir takımyıldıza dönüştürülür ve tanrıya şimşekle yıldırım taşır. Pegasus’un öyküsü, Eski Yunan sanatının olduğu kadar Avrupa klasik sanatının da gözde konularından biridir. O, kanatlarıyla ruhun özgürlüğünü ve ölümsüzlüğünü temsil eder.
Pegasus and Andromeda, Peter Paul Rubens, 1620.
Fotoğraf:wiki.cultured.com

  • Konular açısından mitoslara baktığımızda tanrıların ve kahramanların öyküleri, varoluşlar, dünyanın ve insanın yaratılışı, aşk ve serüven öyküleri, evrensel tinsellik, doğal güçlerle duygu birliğine girme, büyük ailelerin öykülerini görürüz. Yunan mitolojisi ise kabaca Troya Savaşı’ndan önce ve sonra olarak ayrılabilir.
  • Kahraman miti bize hayran olacak ikonaları sağlamayı amaçlamazdı; içimizdeki kahramanlık damarını kabartmak üzere tasarlanmıştı. Mit, öykünmeye yöneltmelidir.
  • Mitolojilerde her şey çok olağandır, doğum, cinsellik vs.
  • Mitolojilerde, genelde, ölüm yerine bir yolculuk vardır.
  • Mitlerde ortak simgeler vardır. Yılan, su, ağaç bunlardan bazılarıdır.
  • Su- Kaos hemen tüm mitlerde su ile bağlantılı düşünülmüştür. Kaostan sonra yaşam yeniden canlanmıştır. Dolayısıyla su hayat veren bir elementtir, hayat su ile başlar.
    Suyun düşsel bir yönü vardır. Bilinç ve bilinçaltı da su ile bağlantılı olarak düşünülür.
    Jung’un yorumunda su içmek bilgi edinmektir.
  • Yılan-İnsandan önce yaratılan, hem bataklıkta, hem de çölde yaşayabilen yılan dayanıklılığın;
    Islak mekan ile bağlantısı şifanın, dolayısıyla tıbbın;
    Gerek kuyruğunu ağzına alabilmesi, gerekse deri değiştirmek suretiyle gençleşebilmesi, buna ilaveten gökteki simgesi olan ayın büyümesi-küçülmesi gibi dairevi hareketi ile yeniden doğuşun sembolüdür.
    Freud’un görüşünde fallik bir unsur olarak kabul edildiğinden de bereketin simgesidir.
    Derinlik, karanlık yeraltının negatif enerjisi ile yüklü olduğu kabul edildiğinden dipteki yılan hareket edince deprem, tsunami gibi felaketlere neden olduğu düşünülür.
  • Ağaç-Çingene, Nordik, İran ve Amerikan mitolojisinde insan ağaçtan yaratılır. Erkek güzeli Adonis de ağaç kabuğundan doğmuştur. “Hayat ağacı”. Ağaç günlük hayatta nesnel olarak (sal, ev, eşya gibi), mitlerde ise motif olarak devam eder. Dolayısıyla devamlılık, ölümsüzlük simgesi olduğu gibi  bilgelik simgesidir de. Buda, ficus religiosa’nın altında otururken aydınlanmıştır.
    Kökü toprakta olduğundan anaerkilliği, dalları ataerkilliği simgeler.

 

Mitos 1

Mitos yazısında Yararlanılan Kaynaklar

  • Ortadoğu Mitolojisi, Samuel Henry Hooke, İmge Kitabevi, 2002.
  • Kızılderili Mitolojisi, Alice Marriott ve Carol K. Rachlin, İmge Kitabevi, 1994.
  • Yunanlılar Mitlerine İnanmışlar mıydı?, Paul Veyne, Dost Yayınları, 2003.
  • Mitolojinin Kanatlı Atı: Pegasus, Ahsen Erdoğan, Pegasus 62-65.
  • Hepimiz Yamyamız, Claude Lévi-Strauss, Metis Yayınları, 2013.
  • Guatemala Efsaneleri, Miguel Angel Asturias, Okyanus Yayıncılık, 1997.
  • Güzelliğin Tarihi, Umberto Eco, Doğan Kitap, 2006.
  • Mitlerin Kısa Tarihi, Karen Armstrong, Merkez Kitapçılık, 2005.
  • Penelopia, Margaret Atwood, Merkez Kitaplar, 2006.
  • Jung Kilit Fikirler, Ruth Snowden, Optimist Yayınları, 2012.
  • Jung Psikolojisi, Frieda Fordham, Say Yayınları, 1999.

 

MİTOS  1

  • Mitos (efsane), doğaüstü varlıklara ilişkin olaylar ve bunlara karşı çıkan olaylar için kullanılır. Destan (legend), efsanenin karşıtı olarak, insanların yarattığı olaylar için kullanılır: kahramanların yaptıkları işler gibi. Bilgi (lore) ve halkbilimi (folklore) ise gündelik olaylar için kullanılır.
  • Mitoloji, insan soyunun yüzyıllar önce, dünya daha gençken, neler düşündüğünü gösterir.
  • Mitoloji, insanoğlunun çok erken tarihlerden başlayarak günlük deneyimlerinin ötesine geçen fikirler üretme yeteneğine sahip olduğunu kanıtlar.
  • Mitos düşgücünün ürünüdür.
  • Mitos, belli bir durumun yarattığı bir üründür. Yepyeni olanakları görmemize yardım eden bir oyundur. Koşullar değiştikçe, öykülerimizi başka türlü dile getiririz. Mitler en temel korkularımızı ve isteklerimizi yansıtırlar.
  • Bilim ve teknoloji gibi mitoloji de, bu dünyada daha etkin yer edinmekle ilgilidir.
  • Mitler, doğal, toplumsal ya da dinsel fikir ve olguları açıklamaya çalışan geleneksel öykülerdir.
  • Mitler yaşamlarımıza yansıyan ve onlara biçim veren evrensel ve zamanı belirsiz öykülerdir; isteklerimizi, korkularımızı, özlemlerimizi irdeler, bize insan olmanın anlamını hatırlatan anlatılar sunarlar.
  • Bütün toplumlarda mitler vardır. Bir mit anlatıldığı yere göre bambaşka bir kılığa bürünebilir. Doğu’da daha mistik, Batı’da daha nesneldir.
  • Mitoloji arkaik çağda tarih ile eşanlamlıdır. Herodot ile historia kelimesi ilk kez kullanılır ve mitos ile tarih ayrılır.
  • Mitos, belli bir şeyi yapma niyetini gösterir. Mitos hakkında sorulması gereken soru onunla ne yapmak niyetinde olunduğu, yani işlevinin ne olduğudur.
  • Mit, doğru anlaşılırsa, bizi uygun adımı atmak için doğru ruhsal ya da  psikolojik duruşa getirir. Mitoloji insanın içinde yaşadığı sorunlu durumla baş edebilmesine yardım etmek üzere kurgulanmıştır.
  • Mitolojiye kalıcı veya kadim felsefe adı da verilir. Kalıcı felsefeye göre, bu dünyada yaşanan her şeyin, tanrılar dünyasında mutlaka bir sureti vardır.
  • Mit ve kült uygulamaları, kutsal anlayışının iletilmesine yardımcı olur ve çoğu zaman bunu birlikte yerine getirirler.
  • Mitin doğru anlamını kavramak için ayinleri yerine getirmek yetmez, doğru ahlaki tutumu takınmak gerekir.
  • Mit bir zamanlar – bir biçimde – yaşanmış, aynı zamanda da hep yaşanan bir olaydır.
  • Mitler, yeryüzüne saygı göstermemize yardımcı olur.
  • Korkularla, arzularla başa çıkmak, ahlaki ve manevi bilgiye sahip mitolojinin görevidir.
  • Mit psikolojinin ilk biçimiydi.
  • İşlevleri açısından bakıldığında mitos türleri: ritüel mitosları, orijin mitosları, kült mitosları, prestij mitosları, eskatalogya mitosları olarak sınıflandırılabilir. Ama genel olarak amacı sosyal düzen getirmektir. Dil, din ve mit toplumu bir arada tutar.
  • Mitosun en eski türü olan ritüel (tören) mitoslarının amacı topluluğun esenliğini sağlamaktı. Bu mitoslar hakkındaki bilgimizin kaynağı olan metinlerin çoğu, tapınak arşivlerinden gelmektedir. Orijin mitoslarının işlevi, bir göreneğin, bir adın, bir nesnenin nasıl doğduğunun açıklamasını sunmaktır.
  • Yahudilik’in gelişmesi sırasında, mitosun yeni bir kullanım biçiminin, kült mitosunun doğduğu görülür. Mitos, bu biçiminde de bir durumu betimlemekte, söz konusu durumun sürmesini sağlama işlevine sahip olmakla birlikte, artık bu işlevleri sihirsel bir güçle değil, moral güç ile yerine getirmeye çalışmaktadır.
  • Prestij mitoslarının işlevi, bir halk kahramanının doğuşuna ve yaptıklarına bir gizem ve mucizevi bir hava vermektir.
Prestij mitosları ünlü kentlerin adları çevresinde oluşma eğilimi gösterir. Mitolojiye göre Romus ve Romulus MÖ 753’de Roma şehrini kuran, savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise, tanrıların eliyle kurulmuş Troya’dan kaçan Afrodit’in oğlu Aeneas’tır. Romus ve Romulus ırmağa bırakıldıklarında dişi bir kurt onları sudan çıkarır ve mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken kavga ederler ve Romulus, Romus’u öldürerek tahtın tek sahibi olur. Bu söylence, mitolojiye Etrüskler aracılığıyla geçmiştir. Kardeşleri besleyen kurt genellikle kara renkli olarak betimlenir. Türk mitolojisi ile bu mitoloji arasında benzerlik olduğu savunulur. Bir başka çıkarım ise, Troya yenilince İtalya’ya gelen Aeneas’tan ötürü Roma’nın Troya’nın devamı olduğudur. Başka bir söylenceye göre ise, Vesta rahibelerinden biri tanrı Mars’tan gebe kalır ve Romus ile Romulus’ü dünyaya getirir. Tanrı Mars’ın simgesi dişi kurttur ve ikizleri de bir dişi kurt besler. Fotoğraf:uludagsozluk.com

Prestij mitosları ünlü kentlerin adları çevresinde oluşma eğilimi gösterir. Mitolojiye göre Romus ve Romulus MÖ 753’de Roma şehrini kuran, savaş tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise, tanrıların eliyle kurulmuş Troya’dan kaçan Afrodit’in oğlu Aeneas’tır. Romus ve Romulus ırmağa bırakıldıklarında dişi bir kurt onları sudan çıkarır ve mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken kavga ederler ve Romulus, Romus’u öldürerek tahtın tek sahibi olur. Bu söylence, mitolojiye Etrüskler aracılığıyla geçmiştir. Kardeşleri besleyen kurt genellikle kara renkli olarak betimlenir. Türk mitolojisi ile bu mitoloji arasında benzerlik olduğu savunulur. Bir başka çıkarım ise, Troya yenilince İtalya’ya gelen Aeneas’tan ötürü Roma’nın Troya’nın devamı olduğudur.
Başka bir söylenceye göre ise, Vesta rahibelerinden biri tanrı Mars’tan gebe kalır ve Romus ile Romulus’ü dünyaya getirir. Tanrı Mars’ın simgesi dişi kurttur ve ikizleri de bir dişi kurt besler.
Fotoğraf:uludagsozluk.com

Romulus ve Remus’u Emziren Dişi Kurt, Peter Paul Rubens, 1614-16. Fotoğraf: wikipedia.org

Romulus ve Remus’u Emziren Dişi Kurt, Peter Paul Rubens, 1614-16.
Fotoğraf: wikipedia.org

  • Eskatalogya (mahşer ve ötedünya yaşamı ile ilgili konular) mitosları Zoroastercilik, Yahudi ve Hıristiyan düşünüşünün karakteristik bir ögesidir. En eksiksiz görünümü Yeni Ahit’in Yuhanna’nın Vahyi (Revelation) kitabıdır. Bu mitosun işlevi, insanlara başka yollarla dile getirilemeyecek şeyleri, imgeler kullanarak, simgesel terimlerle anlatmaktır. Burada mitos, simgeciliğin bir uzantısı olur.