Etiket arşivi: Pers

Kütüphane Geleneği 8| Ephesos / Efes Kütüphanesi

  • Helenistik dönemde Pergamon’dan başka merkezlerden de bahsetmek gerekir.
  • Atina, özellikle felsefe ve retorik alanındaki kütüphaneleri ile ileri düzey öğrenimin başlıca merkezi olmayı Helenistik dönemde de sürdürmüştü. Romalı edebiyatçılar buradaki akademilere geliyorlardı.
  • Atina veya Antiokheia’da (Antakya) yüksek öğrenim görmek çok pahalı idi. Retorik eğitimi kaçınılmaz olarak paganlığa yakın olduğundan, Bizans İmparatoru Justinyen 529 yılında Platon’un Atina’daki Akademia’sının kapanması emrini vermişti.
  • Rodos, politikacı olmak isteyen ve Latince konuşanların azınlıkta olduğu bir dünyada, politik açıdan gelişebilmek için dağarcığa Yunan kültürü katmaya ihtiyaç duyanların gittiği, ünlü bir görgü okuluna sahipti. Marcus Antonius burada eğitim almıştı.
  • Helenistik öğrenimin başlıca merkezlerinden biri olan Antiokheia önemini, Suriye’nin Roma eyaleti olmasının ardından da korumuştu.
  • Roma İmparatorluğu’nun Yunanca konuşulan eyaletlerindeki eğitimli sınıflar için, yüksek öğrenim, Yunan edebiyatının incelenmesini zorunlu kılıyor, bunun için kitaplara ihtiyaç duyuluyordu.
  • Ephesos yöresindeki en eski yerleşim, Geç Kalkolitik Çağ’a, MÖ 5.-3. binyıllara gitmektedir. Minos, Miken uygarlıklarından sonra MÖ 11. yüzyılda Peloponnesos’ta yerleşik İonların Akhalar tarafından kovulmasıyla yöreye İon göçü olmuş, İonlar Batı Anadolu’da 12 kent kurmuşlardır, bunlardan biri de Ephesos’tur. Yöre Lidya, Kimmer, Med, Pers, Büyük İskender, Selevkos Hanedanı, Ptolemaios Hanedanı, Pontus, Roma hakimiyetine girmiş, stratejik önemi daima büyük bir yöre olmuştur.
  • MÖ 133 yılında Roma’nın Asya eyaletine katılmış İonia bölgesinin merkezi olmuş, Roma’nın genel valisinin görev yeri, denize doğrudan bağlı Ephesos olmuştu.
  • Roma İmparatorluğu’nun İskenderiye, Antiokheia ve Atina’dan sonra Doğu’daki dördüncü büyük şehri Ephesos’tu.
  • Ama İlkçağ’ın dünya başkenti olan bu zengin liman kenti, Küçük Menderes Nehri’nin getirdikleriyle derin körfezinin dolması ile bir kara kentine dönüşmüş; sismik ve jeolojik olaylarla deniz seviyesinin ve kıyı şeridinin değişmesi ile Ortaçağ’ın ilerleyen dönemlerinde Ephesos denizden uzaklaşmıştır. Yeni liman Cenevizliler tarafından kurulmuştur (Kuşadası). Yerleşim alanı tarih boyunca birkaç kez değişmiştir.
MS 2. yüzyıla tarihlenen Celsus Kütüphanesi’nin cephesi. Fasadın sağında Agora’nın Güney Kapısı, solunda Helenistik döneme ait peristilli ev (peristil: sütunlarla çevrili, bahçe gibi avlusu olan ev veya ön yüzünde sütunlu girişi olan ev). Kütüphane yapılırken evin bir kısmını yıkmışlardı. Ephesos’taki Celsus Kütüphanesi’nin ön cephesi 1905-6 yılında ortaya çıkarılmış, 1970-1978 yıllarında yeniden ayağa kaldırılmıştır. Roma Çağı’nın tipik özelliklerinden biri kütüphane cephelerinin çok süslü oluşlarıydı. Nişler, alınlıklar ve sütunlar gibi girintili çıkıntılı mimari ögelerden oluşan cephe düzenlemesi, tamamen Romalı bir anlayıştır. Helenistik ve Roma mimarisi arasındaki fark, Helenistik Dönem yapı ön yüzlerinde egemen olan yatay düzenlemeye karşın, Roma Çağı cephelerinde dikeyliğe önem verilmesidir. Fotoğraf, 2001 yılında çekilmiştir.

MS 2. yüzyıla tarihlenen Celsus Kütüphanesi’nin cephesi.
Fasadın sağında Agora’nın Güney Kapısı, solunda Helenistik döneme ait peristilli ev (peristil: sütunlarla çevrili, bahçe gibi avlusu olan ev veya ön yüzünde sütunlu girişi olan ev). Kütüphane yapılırken evin bir kısmını yıkmışlardı.
Ephesos’taki Celsus Kütüphanesi’nin ön cephesi 1905-6 yılında ortaya çıkarılmış, 1970-1978 yıllarında yeniden ayağa kaldırılmıştır.
Roma Çağı’nın tipik özelliklerinden biri kütüphane cephelerinin çok süslü oluşlarıydı. Nişler, alınlıklar ve sütunlar gibi girintili çıkıntılı mimari ögelerden oluşan cephe düzenlemesi, tamamen Romalı bir anlayıştır.
Helenistik ve Roma mimarisi arasındaki fark, Helenistik Dönem yapı ön yüzlerinde egemen olan yatay düzenlemeye karşın, Roma Çağı cephelerinde dikeyliğe önem verilmesidir.
Fotoğraf, 2001 yılında çekilmiştir.

  • İki kenarında heykel kaideleri bulunan, dokuz basamaklı merdivenle çıkılan kütüphaneye üç kapı ile giriliyor.
  • Üst kattaki pencereler alt kattaki giriş kapılarıyla uyumlu olarak yerleştirilmiş. Kütüphane için hareketli bir cephe düzenlemesi yapılmış.
  • Giriş kapılarının sağında solunda çerçeveli nişler içine heykeller konmuş. Heykellerin asılları Viyana’daki Ephesos Müzesi’nde sergileniyor. Efes’te ise orijinal heykellerin alçı mulajları nişlere yerleştirilmiş. Heykeller Romalı yüksek bir memurdan beklenen erdemleri sembolize ediyor. Soldan sağa, bilgelik, karakter, muhakeme, bilgi ve deneyim.
  • Cephe iki katlı olmasına rağmen yapının içi üç katlıydı. Celsus Kütüphanesi’nin görkemli cephesi, Helenistik dönemin iki katlı stoalarından etkilenerek yapılmıştır. İç mekan dikdörtgen planlı idi.
Niemann tarafından yapılmış Celsus Kütüphanesi’nin üç katlı iç rekonstrüksiyonu. Fotoğraf:Efes Rehberi, 2000.

Niemann tarafından yapılmış Celsus Kütüphanesi’nin üç katlı iç rekonstrüksiyonu.
Fotoğraf:Efes Rehberi, 2000.

Sophia, Bilgelik heykeli. Fotoğraf:Efes Rehberi, 2000.

Sophia, Bilgelik heykeli.
Fotoğraf:Efes Rehberi, 2000.

Episteme, Bilgi. Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Episteme, Bilgi.
Fotoğraf:tr.wikipedia.org

Kütüphane Meydanı’nda, Kütüphane’nin sağında yer alan MÖ 4.-3. yüzyıla tarihlenen Agora’nın Güney Kapısı ya da Mazeus ve Mithridates Kapısı. Burayı, İmparator Augustus’un bağışladığı iki köle yaptırmış.

Kütüphane Meydanı’nda, Kütüphane’nin sağında yer alan MÖ 4.-3. yüzyıla tarihlenen Agora’nın Güney Kapısı ya da Mazeus ve Mithridates Kapısı. Burayı, İmparator Augustus’un bağışladığı iki köle yaptırmış.

  • Merdivenin iki yanında bulunan yazıtlardan, MS 92 yılında konsül ve 106-7 yılında Asya Prokonsülü olan, olasılıkla Sardes’li, Ti. Julius Celsus Polemaeanus’un ne gibi memurluklarda bulunduğu ve sosyal durumu öğrenilmektedir.
  • Kütüphanenin altında buraya defnedilmiş Celsus Polemaeanus’un lahdinin bulunduğu mezar odası vardır.
  • Yapı yazıtlarında, Celsus’un oğlu ve MS 110 yılının konsülü olan C. Julius Aquila’nın kütüphaneyi babası için heroon olarak inşa ettirdiği yazmaktadır. Heroon, Antik Yunanistan’da bir kahraman ya da yarı tanrı adına yapılmış ve çevresi sütunlu bir galeriyle çevrili kutsal yerlerin adıydı.
Cephenin mimari bezemesinden ayrıntı.

Cephenin mimari bezemesinden ayrıntı.

  • Rulolar halindeki elyazmaları, galerilerden ulaşılan üst iki kattaki dolap nişlerinde saklanıyordu.
  • Okuma odasını bulanlar ve sonra da, Ephesos’taki Celsus Kütüphanesi’ne taşıyanlar büyük ihtimalle Romalılardı.
  • Kitapların, bugünkü şekliyle yazılmaya başlanması Roma dönemine denk gelir. Roma döneminde, metinler kitap şekline (codex) dönüştükten sonra her kitap ahşap bir kutuya konmaya başlanmıştır.
  • Taban döşemesi ve duvar kaplamaları çeşitli renkte mermer levhalarla yapılmıştı.
  • Binanın bakımı ve yeni kitapların alımı vasiyetnamede belirlenmiş vakıflar tarafından sağlanıyordu.
  • MS 262 yılında meydana gelen depremde, kütüphanenin okuma salonu tahrip olmuştu. Salon onarılmadı. Ön cephesi kabartmalı levhalarla kaplandı, eski basamakların üstüne su havuzu yapıldı. Part Levhaları adıyla ünlenen bu levhalar bugün Viyana Ephesos Müzesi’nde; yeni bulunan parçalar ise Selçuk Efes Müzesi’nde sergileniyor.
  • Kütüphanenin fasadı, olasılıkla bir depremle Ortaçağ’da tamamen tahrip olmuştu.

  • Efes’te ilk kazı 1863-1869 yılları arasında, antik dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı’nı bulmak isteyen, İngiliz mühendis John Turtle Woods tarafından British Museum adına yapıldı. Finansal destek yetersizliğinden sondaj çalışmaları durdu.
  • İngilizler Artemis Tapınağı kazısından elde ettikleri eserleri, Sultan adına müze açma vaadiyle yıllarca Selçuk’ta bir depoda topladılar. Zamanı gelince bu eserleri demiryolu ile İzmir’e, oradan da British Museum’a götürdüler.
  • 1893 yılında Viyana Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü, kazı izni için başvurdu. 1898 yılında Efes’teki arkeolojik kazıları yürütebilmek amacıyla Avusturya Arkeoloji Enstitüsü kuruldu.
  • Çoğunluğunu Avusturya, Türkiye ve Almanya’nın oluşturduğu dünyanın her yerinden gelen 180 bilim adamı ve sayıları 60- 80 arasında değişen yerel iş gücü ile kazı çalışmalarına devam edilmektedir. Antik kentin yaklaşık %10-15 kadarı kazılmıştır.
  • Efes’te ilk kazılarda ortaya çıkarılmış eserler öncelikle Viyana, Londra, İstanbul ve İzmir’de sergilenmektedir.

 

Süryaniler 1

Mor Gabriel Manastırı duvarında Süryanice bir yazıt.

Mor Gabriel Manastırı duvarında Süryanice bir yazıt.

  • Süryaniler Sami ırkındandır.
  • Süryanilerin, Aramilerin mirasçısı oldukları düşünülmektedir.
  • En eski Semitik yazı Akadcadır, MÖ 2000’lerden eskidir.
  • Aramiler, İbranilerin yakınında yaşamış, uzun ömürlü olmayan küçük krallıklar kurmuşlar, Asur, Babil, Pers saldırılarına karşı duramamışlardır.
  • Ama Aramice yaygın olarak kullanılan bir dil olmuştur. Aramice yazısı pratik olduğu için, dilleri farklı olan halklar tarafından da kullanılmıştı: Örneğin İbranice, Pehlevice, Sogdca, Uygurca, Moğolca…
  • Aramicenin pek çok diyalekti vardır. Hz. İsa ve Havariler Aramicenin Celilece diyalektini konuşuyordu.
  • Süryanice Sami dillerinin Kuzeybatı öbeğine bağlıdır.
  • Süryanice, Doğu Aramca lehçesidir.
  • Aramicenin Süryanice formunun çıkış yeri Edessa’dır (Şanlıurfa).
  • 3.-7. yüzyıllarda Hıristiyan yazınının başlıca dillerinden biri;  Hıristiyan dünyasında  önemli bir edebiyat ve ayin dili olmuştur.
  • Süryani, Suriyeli anlamına gelir.
  • Kalde dilinde Süryani, dağlılar anlamına gelir.
  • Süryani kelimesi özellikle Hıristiyanlıktan sonra yaygınlık kazandı.
  • MS 38 yılında Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. İlk Hıristiyan olan topluluklardandır.
  • 7. yüzyıldaki Arap fetihlerinden önce Suriye, Ortadoğu’nun ilk ve en önemli Hıristiyan ülkelerinden biriydi.
Mort Şimuni Kilisesi’nde izlediğimiz ayinden bir görüntü. Kadınların başları örtülü ve yan sahındalar. Mort (Azize) Şimuni Kilisesi, Midyat’ın metropolitlik kilisesidir. Midyat’ın merkezindeki en eski kilisedir ve 9. yüzyılda inşa edilmiştir.

Mort Şimuni Kilisesi’nde izlediğimiz ayinden bir görüntü. Kadınların başları örtülü ve yan sahındalar.
Mort (Azize) Şimuni Kilisesi, Midyat’ın metropolitlik kilisesidir. Midyat’ın merkezindeki en eski kilisedir ve 9. yüzyılda inşa edilmiştir.

  • 451 yılında yapılan Khalkedon (Kadıköy) Konsili’nde:
    *Hz. İsa’nın Tanrısal ve İnsani olmak üzere iki doğası olduğunu kabul eden Diofizitler ile,
    *Tek doğası olduğunu kabul eden Monofizitler ayrıştılar.
  • Hz. İsa’nın iki doğası olduğunu kabul eden Rumilere göre (Melkailer- İmparatorun Adamları, Bizanslılar, yani bugünkü Rum Ortodoksları), Hz. İsa’nın bu iki doğası birbiriyle karışmaz, değişmez ve ayrılamazdı. Hz. İsa tam bir insan ve tam bir Tanrı’dır, Meryem Ana ise Tanrı’nın annesidir (Teotokhos).
  • Konsil kararına karşı çıkarak Hz. İsa’nın tek doğası olduğuna inanan, yani Monofizit öğretiyi benimseyenler ilk üç Ekümenik Konsil’in (İznik 325, Birinci İstanbul 381 ve Birinci Efes 431) kararlarını tanımışlar, diğer Konsillerde alınan kararları tanımamışlardır. Monofizit Süryaniler Doğu Kilisesinden, Rumilerden, yani Bizans’tan ayrıldılar. Bizans İmparatorluğu Khalkedon Konsili kararlarını desteklediği için, Monofizit Süryaniler zor dönemler yaşadılar. Monofizit öğretiyi benimseyen diğer kiliseler Kıpti-Kopt, Ermeni Apostolik (Gregoryen), Habeş ve Evanjelist Şam kiliseleridir. Bu kiliselerin kendi patriği vardır. Meryem Ana insan anasıdır.
Dereiçi (Killit) Köyü, Mor Yuhanon Kilisesi’nden.

Dereiçi (Killit) Köyü, Mor Yuhanon Kilisesi’nden.

  • 5. yüzyılda Süryanice konuşan Hıristiyanlar, ilahiyat konusundaki anlaşmazlık yüzünden, ikiye bölündü: Nasturiler ve Yakubiler. Bu iki grup, kendi lehçelerini geliştirdiler.
  • Nasturiler, Doğu Süryanileridir. Diofizittirler. Asuriler olarak da bilinirler.
  • Konstantinopolis patriği Nestorios’un öğretilerinin yandaşlarının toplandığı Edessa (Şanlıurfa) ilahiyat okulu, imparatorluk buyruğuyla 489’da kapatıldı ve Nasturiler İran’a göç ettiler.
  • Tarihi merkezleri Irak’ın Musul ve İran’ın  Urmiye kentleridir. Daha ziyade İran’ın etki alanındaydılar. İngilizcede Nestorians olarak anılırlar.
  • Çin’de 7.-10.yüzyıllar arasında bir Nasturi cemaati gelişti. Orta Asya’da bazı Tatar kabileleri neredeyse bütünüyle Nasturi oldular.
  • 14. yüzyılda Nasturi Kilisesi Timur’un saldırıları altında ezilince Nasturiler, Dicle Irmağı-Van ve Urmiye Gölleri arasındaki bölgeye göç ettiler.
  • Nasturilerden 1445’te ayrılarak Katolikliği seçenler, Kıbrıslılar,
  • Nasturilerden 1551’de ayrılarak Katolikliği seçenler, Keldaniler (Chaldeans) olarak anıldılar ve Doğu Süryani ayin usulünü korudular.
  • 1898’de Urmiye’deki Nasturi grubu Rus Ortodoks Kilisesi’ne kabul edildi.
  • 1915-1924 yıllarına dek Nusaybin, Siirt ve Hakkari’de önemli bir Nasturi topluluğu vardı.
  • Günümüzde en  büyük Nasturi cemaati Hindistan’ın Kerala Eyaleti’ndedir.
  • Yakubiler, Batı Süryanileridir. Monofizittirler. Edessa psikoposu Yakub’un adından dolayı Yakubiler olarak da anıldılar. İngilizcede kendilerine Syriac değil, Syrians denmesini tercih ederler. Onlara göre Syrian, Hıristiyan ile eş anlamlıdır.
  • 1626’da Halep’te Cizvit ve Kapuçin tarikatları kuruldu. Bu gelişme, Yakubiler arasında Katolikliğin yayılmasına yol açtı.
  • 1656’da Yakubilerin bir bölümü Katolikliği benimsedi ve Süryani Katolik Kilisesi kuruldu. Süryani Katolik Kilisesi, Antakya ayin usulüne bağlı bir Doğu Katolik Kilisesi’dir.
  • 1782 yılından sonra Süryani Katolik patrikleri görevlerini aralıksız sürdürebildiler.
  • Süryani Katolik patrikleri sırasıyla Deyrü’z-Zafaran, Şarfe, Halep, Mardin ve Beyrut’ta görev yaptı.
  • Süryani Katoliklerin bazı metinleri Arapçadır ama Aziz Yakub ayini Süryanice yapılır.
  • Monofizitliğe bağlı kalanlara Süryani Kadim adı verildi.
  • 1845’te Osmanlı İmparatorluğu tarafından resmen tanınan Süryani Kadim Kilisesi patrikliğinin makamı Antakya idi.
  • Birinci Dünya Savaşı yıllarında bu kiliseye bağlı topluluğun büyük bölümü Anadolu’dan ayrıldı.
  • Antakya Kilisesi Patriği  536’de Antakya’dan ayrılmak zorunda bırakılmış, pek çok yer değiştirmek zorunda kalmış, 969’da Malatya’da, 1058’de Diyarbakır’da, 1293-1932 arasında Deyrü’z-Zafaran’da, 1932’de Humus’ta idi ve 1959 yılında Şam’a taşındı ve halen de oradadır.
  • Suriye’nin 7. yüzyılda Araplarca fethedilmesinden sonra İslam topraklarında yaşayan Süryaniler de kendi din adamlarının yönetiminde millet statüsü aldılar.
  • Süryani Kadim Kilisesi’nin ayin dili, Hz. İsa ve Havariler’inin konuştukları Aramcaya çok benzeyen ve bugün konuşulan, ayrıca yazı dili olarak da kullanılan Edessa Süryanicesidir.
  • Süryaniler Rumi takvimi kullanırlar.
Mor Gabriel Manastırı’nda, Mor Gabriel’in mezarı.

Mor Gabriel Manastırı’nda, Mor Gabriel’in mezarı.